Connect with us

Beslenme

Karaciğer Sağlığı Hakkında

Tarih:

on

karaciğer sağlığı

Hepatit A, B ve C, siroz, karaciğer büyümesi, yağlanması, yetmezliği ve kanseri en sık karşılaşılan karaciğer hastalıklarıdır. Bu yazımızda karaciğer sağlığı hakkında bilgiler vereceğiz. Karaciğerinizi korumak için alkolden uzak durun, sağlıklı beslenin ve egzersiz yapın. Çinko ve bir B vitamini olan kolin takviyesi ile karaciğer yağlanmasını engelleyin.

Karaciğer, insan vücudunun en ağır ve en büyük organlardan biridir. Kaburganızın tam altında ve karnınızın sağ üst kısmında yer alır. Yaklaşık 100 bin küçük lobcuktan meydana gelen iki ana lobdan oluşur. Sağ ve sol lob olarak adlandırılan bu iki ana parçanın sağ tarafta bulunanı, diğerine oranla çok daha büyüktür. Karaciğer, yediğimiz gıdalardan yararlı besinleri almamızı ve kanımızdaki zararlı maddelerden (alkol gibi) kurtulmamızı sağlar. Bu vazifesini, yaklaşık yüzde 60’ını oluşturan hepatosit adlı hücre sayesinde gerçekleştirir. Karaciğerin bilinen en önemli görevi bunlardır ancak enfeksiyon ve hastalıklarla savaşmak, ilaçları parçalamak, kanı temizlemek, kandaki kolesterol miktarını kontrol etmek, sindirilmiş gıdayı işlemek, safra üreterek sindirim sistemine yardımcı olmak, vücudun ihtiyacı olduğunda kullanması için enerji depolamak ve gerektiğinde kendini onarmak gibi hayati önem taşıyan özellikleri de vardır. Hepatit A, B ve C, siroz, karaciğer büyümesi, yağlanması, yetmezliği ve kanseri en sık karşılaşılan karaciğer hastalıklarıdır. Eğer karaciğerinizde müdahale edilmesi gereken bir durum gelişmeye başladıysa; sağ böğürde şişme, cilt renginde ve göz akında renk değişikliği (sarı), yüz ve ellerde lekeler, hazımsızlık, bağırsaklarda gaz, özellikle sabahları ağızda pas tadı (bazen acılık), çarpıntı, iştahsızlık, sık çıkılan ve koyu renkte idrar gibi belirtiler olur.

HEPATİT A, B VE C

Hepatit, halk arasında sarılık olarak adlandırılan ve bulaşıcı özellik taşıyan bir hastalıktır. Karaciğerde hasara, hücre ölümüne ve iltihaplanmaya sebep olan ciddi bir hastalıktır. Ülkemizde en çok Hepatit A, B ve C görülür. Bu üç tip hepatit, başlangıç aşamasında hemen hemen aynı belirtileri gösterir. Hastalık ilerledikçe etki dereceleri farklılaşır. Hepatit A, ağız yoluyla bulaşabilirken B ve C; kan yoluyla bulaşır. Hepatit A, diğer tiplere göre daha kolay atlatılırken en önemli korunma yolu, erken yaşta yapılan aşıdır. A tipi hepatit, kronikleşmezken B tipi kronikleşebilen bir etki gösterir. Hepatit B virüsü vücuda girdikten yaklaşık altı ay sonra (uygun ve etkili tedavi uygulandığında) vücudu terk eder. Bu durum hastaların yüzde 90’ı için böyledir. Kalan yüzde 10 için durum farklıdır ve bu kişiler için Hepatit B artık kronik hale gelmiştir ve ömürlerinin kalan kısmını taşıyıcı olarak geçirirler. Taşıyıcılık, bu kişilerin ömür boyu dikkatli olmalarını gerektirir. Aksi halde siroz ya da karaciğer kanseri kaçınılmaz olacaktır. Yapılan araştırmalara göre ülkemizde, nüfusun yüzde 7’si Hepatit B taşıyıcısıdır. Hepatit C; B tipinden daha ciddi sonuçlar doğuran hepatit türüdür.

SİROZ

Siroz, acılı bir ölümle sonuçlanabilen son derece ciddi bir karaciğer hastalığıdır. Alkolizm ve geçirilmiş hepatit, en bilinen sebepleri arasında yer alır. Siroz, karaciğerin yaşamı tehdit edecek ölçüde skarlaşmasıdır. İlk evresinde dahi karaciğerin yaklaşık yüzde 80-90’ı hasar görerek, skardan (ölü doku) oluşur. Maalesef bu hasar, kalıcıdır ve geri dönüşü oldukça zordur. Siroz, ilk başlarda diğer karaciğer hastalıklarıyla hemen hemen aynı belirtileri gösterir. İlerlemiş aşamada ise kan kusma, batında su birikmesi, yoğun sarılık, şişkinlik ve böbrek bozukluğu gibi belirtiler verir. Bu sebeple detaylı test ve tetkikler neticesinde teşhis edilir. Siroza geç müdahale edildiğinde, hastanın tek kurtuluşu karaciğer naklidir.

KARACİĞER KANSERİ

Karaciğer kanseri en tehlikeli beş kanserden biri olarak gösteriliyor. Öyle ki hastanın beş yıl yaşayabilme oranı sadece yüzde 15’tir. Sinsi ilerleyen bir hastalık olduğundan, erken evrede yakalanma şansı da maalesef düşüktür. Özelikle risk grubundaki kişilerin sık sık muayeneye giderek kan tahlili yaptırmaları son derece önemlidir. Elma tipi vücudu olanlar, bel çevresi boyunun yarısından fazla olanlar ve aşırı alkol tüketenler; risk grubunda sayılabilirler. Üst karında ağrı, yorgunluk, ani kilo kaybı, uykusuzluk, cilt ve göz akında renk değişikliği, iştahsızlık, çabuk doyma, bulantı ve kusma; belirtiler arasında yer alır.

BAZI İLAÇLAR YAĞLANMAYA YOL AÇAR

Karaciğer yağlanması, karaciğer hücrelerinde aşırı yağ (trigliserid) birikmesi olarak tarif edilebilir. Bu durumun farklı sebepleri olabilir. Günümüzde en sık karşılaşılan üç tipi vardır: Alkole bağlı karaciğer yağlanması, hastalık ve ilaçlara bağlı karaciğer yağlanması ve yanlış beslenme alışkanlıklarına bağlı karaciğer yağlanması. Karaciğerdeki yağlanma alkole bağlı gelişmiş ise, bu durum diğerlerinden bir tık daha ciddidir ve genelde sirozun ilk evresini oluşturur. Bağımlılıktan kurtulmak tedavinin ilk ve en önemli aşamasıdır. İlaç ya da hastalığa bağlı karaciğer yağlanmasına sebep olan hastalıkların başında diyabet, metabolik sendrom, karaciğerde bakır ve demir depolanması gibi hastalıklar gelir. Bu durumda tedavi, sebep olan hastalığın tedavisi ile mümkündür. İlaçlara bağlı gelişen karaciğer yağlanmasına ise bazı antibiyotikler, paresetamol ve kortizon tipi ilaçların sebep olduğu biliniyor. Beslenmeye bağlı karaciğer yağlanması, son yıllarda en sık karşılaşılan yağlanma tipi olarak biliniyor. Bunun en önemli sebebi; doğal olmayan gıda maddeleri, aşırı yağlı ve karbonhidrattan zengin beslenmek ve hareketsizlik sayılabilir.

KARACİĞER HASTALIKLARINDAN KORUNMANIN YOLLARI

Karaciğer sağlığınızı korumak için; sağlıklı beslenin, hareket edin ve alkolden uzak durun. İlave şekerin karaciğer hastalıklarına yakalanma riskini artırdığı araştırmalarla kanıtlandı. Vaktinde hepatit aşısı olun. Folik asit, B 6, B 12, C ve E vitaminlerinden zengin beslenin.

SOYA FASULYESİ

Lesitin, vücudumuzda bulunan birçok hücrenin ihtiyacı olan bir yağdır ve karaciğerin işlediği yağların taşınmasında (lipo protein bileşenidir) görev alır. Soya fasulyesinde doğal olarak bulunur.

KOLİN

Kolin, bir çeşit B vitaminidir ve karaciğerin yağlanmasını engeller. Sağlıklı bir karaciğer için erkekler günde 550, kadınlar ise 425 mg kolin almalıdırlar. Yumurta ve buğday tohumu, kolin içeren gıda maddeleri arasında sayılabilir.

ÇİNKO TAKVİYESİ ÇOK ÖNEMLİ

Çinko, vücudu alkolden arındırmaya yardımcı olan en önemli maddelerden biridir. Bu amaçla alındığında, en uygun miktar günde yaklaşık 15 mg’dır. Kırmızı et, ıspanak, mantar, bezelye, bamya ve fındıkta bulunur.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Beslenme

Hayatın Ritmi 88. Bölüm – Covid-19 Savunma Planı – Egzersiz Reçetesi – Kemik Erimesi

Tarih:

on

← ÖNCEKİ BÖLÜM                                                                       SONRAKİ BÖLÜM →

Covid-19 savunma planında bu bölümde sıra egzersiz reçetesinde. Bu egzersizleri evde kolaylıkla yapabilirsiniz. Ayrıca kemik erimesi hakkında merak ettiklerinizi de bu bölümde bulacaksınız.

Covid-19 savunma planının 3. günü…

Vücudumuzu koruyacak, evde yapabileceğimiz egzersizler neler? Hangi egzersiz akciğerlerimize faydalı? Dr. Halit Yerebakan Covid-19 savunma planına uygun basit ve sağlıklı hareketleri gösteriyor.  

Herkesi ilgilendiren teşhisi zor hastalık, kemik erimesi… İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Yaşar Küçükardalı, kemik erimesinin neden olabileceği hastalıkları açıklıyor.

Menopoz ve kemik erimesi arasındaki bağlantı ne? İç Hastalıkları ve Endokrinoloji Uzmanı Prof. Dr. Hasan Aydın kemik erimesinin bilinmeyenlerini anlatıyor. 

Uzman Diyetisyen Yekbu Köseoğlu‘ndan K vitamini zengini vitaminler listesi… 

Fizyoterapi Uzmanı Canan Akar, kemik yoğunluğunu arttıran evde yapılabilecek basit egzersizleri gösteriyor.

Hepsi ve daha fazlası ‘Dr. Halit Yerebakan ile Hayatın Ritmi’nde…

Dr. Halit Yerebakan ile Hayatın Ritmi” programının tüm bölümleri ve diğer içerikleri için youtube sayfamızı da takip edebilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Bağışıklık

Bağışıklığı Korumak İçin Dengeli Beslenme Şart

Tarih:

on

Tüketilen  besinler bağışıklık sistemi üzerinde büyük bir etkiye sahip. Tek bir besin grubunun bağışıklık sistemini güçlendirmesi olası değil.

İnsan vücudu her gün milyonlarca mikroorganizmaya maruz kalır. Bu mikroorganizmaların kötü etkilerinden bağışıklık sistemimiz sayesinde korunuruz. İşlevini iyi bir şekilde yerine getiren bağışıklık sistemi, sağlığımızı sürdürmemiz açısından oldukça önemli. Peki, bağışıklık sistemimizi nasıl daha güçlü kılabiliriz?

Tükettiğimiz besinler bağışıklık sistemimiz üzerinde büyük bir etkiye sahip. Tek bir besin grubunun bağışıklık sistemimizi güçlendirmesi olası değil. Diyet, temelde tüm besin gruplarından yeterli ve dengeli bir biçimde oluşmalı. Yeterli miktarda vitamin ve mineral tüketimi, bağışıklık sistemini kuvvetlendirmenin kilit noktası dersek yanlış olmaz.

Vitaminler bağışıklığı destekliyor

Bağışıklık hücrelerinin büyümesi ve gelişmesine önemli ölçüde katkı sağlayan vitamin ve minerallerin başında, C vitamini, A vitamini, D vitamini, E vitamini, bakır, çinko, selenyum, folik asit ve demir gelir. Ayrıca kaliteli protein (amino asit glutamin dahil) bağışıklık için oldukça önemli.

Bu besinler bağışıklık sistemine; antioksidan görevi yapıp sağlıklı hücreleri koruyarak, bağışıklık hücrelerinin büyümesini ve aktivitesini destekleyip antikor üreterek yardımcı olur.

Meyve, sebze, kepekli tahıllar, baklagiller ve liften zengin diyetlerin, faydalı mikropların büyümesini ve korunmasını desteklediği biliniyor. Protein vücudun bağışıklık sisteminde iyileşme ve yenilenme açısından önemli rol oynar. Biyolojik değeri yüksek proteine, özellikle, süt, süt ürünleri, yumurta, deniz ürünleri, yağsız et, kümes hayvanları, fasulye, bezelye, soya ürünleri, tuzsuz fındık ve yağlı tohumlar gibi çeşitli protein kaynaklarına diyetimizde yer vererek bağışıklık sistemimizi destekleyebiliriz.

A vitamini

Ağız, mide, bağırsak ve solunum sistemindeki deri ve dokuları sağlıklı tutarak bağışıklık sistemini düzenlemeye ve enfeksiyonlara karşı korumaya yardımcı olur. Bu vitamini tatlı patates, havuç, brokoli, ıspanak, kırmızı dolmalık biber, kayısı, yumurta gibi gıdalardan veya “A vitamini ile zenginleştirilmiş” etiketli bazı gıdalardan sağlayarak diyetimize ekleyebiliriz.

C vitamini

Antikor oluşumunu uyararak bağışıklık sistemini destekler. Portakal, greyfurt ve mandalina gibi turunçgiller veya kırmızı dolmalık biber, papaya, çilek, kivi, domates suyu gibi yiyecekleri seçerek bu sağlıklı vitamini sıklıkla tüketerek bağışıklık sistemimizi güçlendirebiliriz. Ayrıca, işlenmiş gıdaların ağırlıklı olduğu, besin çeşitliliği bakımından sınırlı, vitamin ve mineral bakımından fakir diyetler, sağlıklı bir bağışıklık sistemini olumsuz yönde etkiler.

Bağırsak sağlığı ve bağışıklık birbiriyle derinlemesine bağlantılıdır. Fermente gıdalar ve probiyotikler, zararlı patojenlerin tanımlanmasına ve hedeflenmesine yardımcı olarak bağışıklık sistemimizi güçlendirir. Probiyotik gıdalar arasında; yoğurt, kefir, lahana turşusu, doğal olarak fermente edilmiş ürünler ve bazı peynir çeşitleri bulunur. Vücut direncini arttırmak adına diyette düzenli tüketilmeleri gerekir.

E vitamini

Antioksidan görevi yaparak bağışıklık fonksiyonunu destekler. Takviyeli tahıllar, ayçiçeği çekirdeği, badem, bitkisel yağlar (ayçiçeği veya aspir yağı gibi), fındık ve fıstık ezmesi ile diyetinize E vitamini ekleyebilirsiniz.

Çinko, bağışıklık sisteminin düzgün çalışmasına ve yaraların iyileşmesine yardımcı olur. Çinko; yağsız et, kümes hayvanları, deniz ürünleri, süt, tam tahıllı ürünler, fasulye, tohumlar ve kuruyemişlerde bulunur.

Omega-3’ün anti-inflamatuar özelliklere sahip olduğu bir süredir bilinirken, yeni araştırmalar bağışıklık sistemi hücrelerinin işleyişini etkileyerek bağışıklık sistemini daha da desteklediğini gösteriyor. Haftada 2-3 gün balık tüketerek omega-3 ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz Ayrıca ceviz, chia tohumu, zeytinyağı, somon, keten tohumu, ve avokado gibi esansiyel yağ asitlerinden zengin sağlıklı yağlar, iltihabı azaltarak vücudunuzun patojenlere karşı bağışıklık tepkisini arttırır ve bağışıklık sistemini güçlendirir.

Yakın dönemde yapılan araştırmalar, rafine şeker ve kırmızı et bakımından zengin diyetlerin, sağlıklı bağırsak mikroorganizmalarında rahatsızlıkları teşvik edebileceğini ve bunun sonucunda bağırsakta kronik iltihaplanmaya sebep olarak bağışıklık sistemini negatif yönde etkileyeceğini gösteriyor. Son olarak rafine ve ilave şeker kullanımı, obezite, tip 2 diyabet ve kalp hastalığına önemli ölçüde katkıda bulunur. Bu kronik hastalıkların tümü bağışıklık sistemini baskılar. Şeker alımını düşürmek, iltihaplanmayı ve bu hastalıklara yakalanma riskini azaltır.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Beslenme

Şok Diyetlerin Zararlarını Biliyor musunuz?

Tarih:

on

Şok diyetlerin vücudunuza verdiği zararları duyunca çok şaşıracaksınız…

Covid-19 pandemi sürecinde uzunca bir süre fiziksel aktiviteden uzak kaldık.

Günlük rutinler değişti. Stres nedeniyle düzensizleşen yeme içme alışkanlıkları da pek çok kişide kilo alma gibi etkilere sebep oldu.

Bu durumla başa çıkmak ve eski formuna geri dönmek isteyenler kilo vermek için şok diyetlere yönelebiliyor. Ancak kilo verme sürecinde, özellikle şok diyet uygulamalarında dikkat edilmesi gereken önemli unsurlar var. Sizler için bir araya getirdik.

Sağlıkla kalın…

 

Sağlıklı yaşam konusunda bilinçlendirici içerik paylaşımı yaptığımız youtube sayfamızı görüntülemek için buraya tıklayabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar