Connect with us

Kanser

Kansere Karşı 7 Etkili Yaklaşım

Basın Bülteni

Tarih:

on

Kansere Karşı 7 Etkili Yaklaşım

Günümüzde hızla artış gösteren kanser, doğrudan ve dolaylı olarak birçok insanı etkileyen bir hastalık. Ailede kanser hastasının olması, hasta yakınına alışılanın dışında roller ve sorumluluklar da yüklüyor. Kimi zaman yıpratıcı olan bu süreç, kişinin yakınları için de zor olabilirken, hastaya doğru yaklaşımın ne olacağı çoğu kez bilinmiyor, ‘destek oluyorum’ sanılırken hasta için süreç daha yıpratıcı biri hale getirilebiliyor! İşte kansere karşı 7 etkili yaklaşım…

Acıbadem Altunizade Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Süleyman Alıcı “Kişi, bir yandan sevdiği birinin hastalığını kabullenmek zorundayken, bir yandan ona destek olmaya çalışır. Diğer yandan hastane süreci başlar ve kişi ‘faydalı olduğunu’ düşünürken istemeden bir takım hatalar da yapabilir. Sağlık ve sosyal hizmetlerde hasta yakını ve bakım vericiler kanser bakımının ana öğesi konumunda tanımlanmaktadır. Tam da bu noktada kanser hastasına ailenin yaklaşımı ile ilgili önemli görevler düşmektedir” diyor. Prof. Dr. Süleyman Alıcı aile üyelerine ve hasta yakınlarına, kaçınılması gereken davranış modellerini anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

“Bunu yeneceksin” baskısı oluşturmayın

Kanser teşhisi olan kişiye moral vermek çok önemli ancak onları zorladığınızın farkında olun. Aşırı motivasyon demoralize eder. Bazen sadece susup onu dinlemek veya onun yanında olmak bile sözcüklerden daha fazla değer taşır. ‘Bunu yeneceksin’ diye moral vermek isterken kişiye baskı yapabilirsiniz. Kanserle başa çıkmaya çalışan kişi, yakınlarının verdiği morali içinde hissedemediği için kendini suçlamaya başlar. Gerçekçi bir yaklaşım ve ‘Ben yanındayım’ demeniz çok daha yeterli ve faydalıdır. ‘Hobi edin, spor yap’ gibi kişinin işine yarayacak etkinlikler, yakınlar tarafından bir baskı aracına dönüştürülmemeli.

Hastalık yokmuş gibi davranmayın

 

Kanser hastasına moral vermek için ‘hastalık yokmuş gibi’ davranmak doğru değil. Çünkü bu hastayı ve hastalığı görmezden gelmenize neden olabilir. Aslında hastaların fark edilmeye ihtiyacı vardır. Dolayısıyla hastaların birileri ile paylaşmaya, durumu ifade etmeye ihtiyaçları vardır. Onun için hastalığı yok saymak yerine, kabul etmek ve gerekenleri yapmak daha faydalı.

Kendinizi adamayın

Kanser teşhisi konulan kişinin yakınlarının birçoğu kendi tükenmişliklerinden utanırlar. Oysa kanser olan birine bakma süreci stresli ve tüketici olabilir. Kendinizi suçlamayın ve aşırı yormayın. Adanmışlık örnek bir davranış gibi görünse de kendi psikolojinizi de göz ardı etmemeniz gerekir. Bazen kendinizi çaresiz ve ona yardım edemiyormuş gibi hissetmeniz son derece normal. Gerekirse uzmandan psikolojik yardım almaktan çekinmeyin.

Kendinize de ara sıra da olsa zaman ayırın

Sevdiğiniz şeylere ve kendinize vakit ayırmazsanız, iyi hissedemezsiniz ve yakınınıza da yardımcı olamazsınız. Hastanın bakım ve duygusal süreçlerine aile bireyleri aynı oranda katılmalı. Mutlaka sorumluluk paylaşılmalı. Onun adına karar vermeyin İyi bir hasta yakını hastası ile empati kurabilen, samimi ve güven verici bir iletişim sağlayan, karşı tarafın aklını okumadan ihtiyaçlarını sorup cevap bulmaya çalışan ve kendisine iyi bakan hasta yakınıdır. Kişi için daha faydalı olacağını düşünerek onun adına kararlar vermeyin. Kararları beraberce alın. Hatta bu kararlara ailedeki diğer üyeleri de katın.

Suçlamayın

Bazen aileler ve yakınlar ‘Sen kendine bakmadın’ diye kanser olan kişiyi suçlayabilirler. Ancak artık tanı almış birine bunu söylemenin bir anlamı yoktur. Suçlayıcı bir dil kullanmak kişinin kendini daha çok suçlamasına, kötü hissetmesine ve utanmasına içine kapanmasına neden olabilir. Bazen de bu durum hastanın ters bir durum sergilemesiyle (tedaviyi kabul etmeme gibi) sonuçlanabilir. Bu durum hasta ile yakınları arasındaki ilişkiyi de olumsuz etkileyebilir.

Acıyarak yaklaşmaktan kaçının

Kanser hastalarının bu süreçte yakınlarından beklentisi, bu sürecin zorlu olduğunu yakınlarının bilmesini ve her zaman yanında olduklarını hissettirmeleri ihtiyacıdır. Aynı zamanda kendilerine acınarak yaklaşılmasından hiç hoşlanmazlar. Dolayısıyla ailelerin hastanın hangi psikolojik durum içinde olduğunu bilmeleri ve ona göre hareket etmeleri çok önemli. Aile ve hasta arasında iletişimin sürekli açık tutulması, özellikle ilk tanı anından itibaren hastada ortaya çıkabilecek olan sırasıyla hastalığı inkar, şok, öfke ve depresyon gibi duyguları hastaların yaşayabileceğinin farkında olunması ve ona göre iletişimin sağlanması gerekli.

Polyannacılık oynamasını istemeyin

Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Süleyman Alıcı “Hastaya “Pozitif düşünmelisin” diyerek, Polyannacılık oynamasını istemekten kaçının. Mümkünse hastanıza bir ‘hasta bakım ekibi’ oluşturarak, bakımı paylaşın. Özellikle kronik hastalıklarda bakımı bir ekiple paylaşmak, fiziksel ve duygusal açıdan tükenmeyi önler. Bu sayede hastanıza daha kaliteli bakım vermeniz de mümkün olur” diyor.

Kanserle ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Dr Halit Yerebakan YouTube Kanalı

Kanser Riskini Azaltacak 20 Yol

Dr. Öz ve Ekibi

Tarih:

on

Hem sağlıklı yaşayıp hem de kanser gibi hastalıklardan korunmayı kim istemez?

Yaşam tarzınızda yapacağınız basit değişiklikler ile kanser riskini azaltabilirsiniz.

Bazı kanser türlerine karşı kendinizi korumanın 20 yolunu açıklıyoruz. Daha mutlu ve sağlıklı biz ‘siz’ için bu küçük değişiklikleri hayatınıza eklemek de oldukça kolay…

Sağlıkla kalın…

 

Sağlıklı yaşam konusunda bilinçlendirici içerik paylaşımı yaptığımız youtube sayfamızı görüntülemek için buraya tıklayabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Aile Sağlığı

Kötü Hücreler Oruç Karşısında Savunmasız

Halit Yerebakan

Tarih:

on

Daha önce aç kalmanın bağışıklık sistemi üzerindeki olumlu etkisini anlatmıştım. Bu yazımda da bu konuyu biraz daha detaylandırmak istedim.

Vücutta birçok farklı sistem var ve bunlar kusursuz çalışmaya programlı. Nasıl ki bir makinanın bakımını yapar, talimatlara uyarak kullanırsanız o makinadan maksimum verim alarak uzun süre kullanabilirsiniz. Vücudumuzdaki sistemlerin de bakıma ihtiyacı var. Sağlıklı beslenip düzenli egzersiz yapmak, düzenli bir yaşam tarzı benimsemek bu bakıma katkı sağlıyor elbette ancak asıl bakım içerden yapılan. Bu bakımı da herkesin doğuştan sahip olduğu sistemler yapıyor.

Bağışıklık sistemi bakım ve onarım işinin ustabaşı. Yanında çalıştırdığı ustaları da var. Bu ustalardan biri otofaji sistemi. Eğer bu ustaya fırsat verirseniz, viral hücre istilacılarını tanımlamak için patern tanıma reseptörlerini kullanan otofaji süreci başlar. Otofaji sürecinde hasarlı veya anormal olarak gelişen hücreler enerji için geri dönüştürülür. Bu sistemi devreye sokan şey ise, aç kalmak.

Kanser hücrelerini oruç tutarak yenebilirsiniz

Güçlü ve sağlıklı bir bağışıklık sisteminin giderek daha önemli hale geldiği bu günlerde oruç tutmak, viral enfeksiyonları ve hücre içi parazitlerin çoğalmasını kısıtlayan otofaji süreçlerini tetikler. Bu süreçler vücudun zararlı patojenlerden ve kanser hücresi gibi anormal hücre gelişimlerinden kurtulmasına yardımcı olur. Ayrıca beyin ve doku hücrelerini anormal büyümelerden, kronik iltihaplanmalardan ve toksiklerden korur. Oruç tutanlar üzerinde yapılan bazı araştırmalarda, sistemik lupus, iltihaplı romatizma, kalın bağırsak iltihabı ve crohn hastalığı gibi otoimmün hastalıklara sahip bireylerin semptomlarında iyileşmeler olduğu görülmüş. Otofaji süreci vücuttaki iltihaplanmayı azalttığı için daha normal işleyen bir bağışıklık fonksiyonuna izin verir.

Kanser hücreleri normal hücrelere göre 10 ila 70 kat daha fazla insülin direncine sahip. Enerji için şekerin laktik asit sisteminde kullanılan enerjisine bağlı. Bu noktada aç kalmak kanser hücrelerini de aç bırakmak demek oluyor ve onları savunmasız hale getiriyor. Otofaji sisteminin devreye girmesi vücutta hücresel bir temizleme başlatıyor ve işlevsiz hücrelerin yok edilmesini, yeni daha sağlıklı bağışıklık hücrelerinin üretilmesini sağlıyor. Artık dünyadaki birçok uzman aralıklı oruç dediğimiz uzun süreli aç kalmayı daha çok önermeye başladı.  Artan fazla kilolu insan sayısı, kronik rahatsızlıklar, unutkanlık, sindirim sorunları, kanser ve otoimmün hastalıklarla mücadele bunda önemli rol oynuyor. Tabi oruç tutarak kronik rahatsızlıkları iyileşenler de katkı sağlamıyor değil.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Aile Sağlığı

Mangalda pişen etler kansere neden olur mu?

Dr. Öz ve Ekibi

Tarih:

on

Mangalda pişen etlerin kansere neden olduğu doğru. Peki bundan kaçınmak mümkün mü ?

 

Sağlıklı yaşam konusunda bilinçlendirici içerik paylaşımı yaptığımız youtube sayfamızı görüntülemek için buraya tıklayabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar