Connect with us

Sağlıklı Yaşam

Kan Şekerinizi Dengeleyen Yiyecekler Listesi

Tarih:

on

Kan Şekerinizi Dengeleyen Yiyecekler Listesi

Prediyabet, kan şekeri seviyelerinin normalden yüksek olduğu, ancak Tip 2 diyabet tanısı alacak seviyeye henüz çıkmadığı anlamına gelir. Kan şekeri seviyenizin yüksek seyrettiğini bu aşamada yakaladıysanız, diğerlerine göre şanslısınız demektir.

Amerika’da yapılan ve 2015 yılında Amerikan Tıp Birliği Dergisi’nde yayınlanan bir araştırmaya göre, ABD’de yaşayanların yüzde 37’si prediyabetli! Bu, son derece yüksek bir rakam. 2016 yılında Florida Üniversitesi tarafından yapılan ve Amerikan Aile Hekimliği Kurulu’na ait bir dergide yayınlanan bir başka araştırma, toplumun yüzde 37’sini oluşturan prediyabet hastalarının sadece dörtte birinin bir hekime başvurduğunu ve diyabeti engellemek için uğraştığını gösterdi.

Her ne kadar prediyabet hastaları, gelecek 5-10 yıl içinde diyabet hastası olma riskine sahip olsa da kan şekerini düşüren gıdalar tüketmek gibi yaşam tarzındaki bazı değişikliklerle bu riski azaltabilir. Prediyabet vücudunuzun bir süredir insüline dirençli olduğunuzu gösteren bir uyarı işaretidir. Ancak unutulmamalıdır ki, çoğu diyabet önleyebilir veya ertelenebilir.

Daha hareketli bir yaşam tarzının, kilo vermenin, stresi azaltmanın, sigarayı bırakmayı ve kaliteli uyku sağlamanın yanı sıra, daha sağlıklı beslenme de prediyabetin önlenmesine yardımcı olabilir. Kan şekerinizi dengeleyen yiyecekler listesini sizler için derledim…

Beslenmenizde Öğün Atlamayın…

Vücudunuzun kan şekerini dengede tutmasına yardımcı olabilmek adına yapmanız gereken ilk şeylerden birisi de sağlıklı beslenmek ve günlük öğünlerinizi atlamamaktır. Bu noktada diyetisyenden destek alarak düzenli bir beslenme programı oluşturmalısınız. Vücudunuzun bir yemeği sindirmesi yaklaşık dört ile altı saat sürer.  Kan şekeri düzeyinizin normal seviyede kalması adına günde 3 ana yemek, 2 veya 3 ara öğün şeklinde beslenmelisiniz. Böylece kan şekeri dengesizliğinde ortaya çıkan şiddetli baş ağrısı, yorgunluk, bulanık görme gibi sağlık sorunlarının önüne geçebilirsiniz.

Yemeklerinizi Buğulama Ya Da Haşlama Yöntemiyle Pişirin

Geçtiğimiz yıllarda Mount Sinai Üniversitesi’nde yapılan ve Diabetiologia isimli bir tıp dergisinde yayınlanan bir araştırmada, bir yıl boyunca yemeklerini buğulama ya da haşlama yöntemleriyle pişiren kişiler, ızgara ve kızartma yöntemini kullananlarla karşılaştırıldıklarında, kilo vermeyi başardıkları ve insülin dirençlerinde gelişme kaydettikleri görüldü. Bilim adamları bu durumun, ızgara ve kızartma yöntemiyle yemek pişirildiğinde gıdaların glikolize olmasına bağlı olduğunu düşünüyorlar. Bu durum insülin direncine de sebep olur. Eğer prediyabetiniz varsa yemeklerinizi, buğulama veya haşlama yöntemiyle pişirmeniz, diyabet olma ihtimalinizi düşürüyor. Ayrıca kompleks karbonhidratlar, beyaz pirinç, ekmek ve makarna gibi işlenmiş karbonhidratlardan daha fazla lif ve besin maddelerine sahiptir ve lif kan şekeri seviyelerinin kontrolüne yardımcı olur. Tabağınızı dengelemeyi unutmayın.

Bol Bol Su İçin

Ne zaman bir hastalığın tedavisi için tavsiyeler vermeye başlasam, ilk olarak hep ‘Kilo verin’ diyorum. Şişmanlık tek başına bir hastalık değildir ancak birçok hastalık için tek başına yeterli bir sebeptir. Diyabet başlangıcı teşhisi alan kişiler üzerinde yapılan bir araştırma, kilo vermenin bu hastalık için ne derece önemli olduğunu göstermiş. Birden ağır bir diyete girmek zor geliyorsa, işe şekerli ve gazlı içecekleri kesmekle başlayabilirsiniz. Ayrıca su içmek sağlıklı yaşamanın altın kuralıdır. Su, hidrasyon kaynağınız olarak gereksiz sıvı kalorilerinizi azaltmaya yardımcı olacaktır.

Glisemik İndeksi Yüksek Meyvelerin Porsiyonuna Dikkat!

Kan şekerinizin aniden yükselmemesi için glisemik indeksi yüksek besinler tüketmemeniz gerekir. Yazın gözde meyvelerinden olan üzüm, incir ve karpuz gibi meyveler yüksek glisemik indeksine sahiplerdir. Mümkün olduğunca bu meyveleri tüketirken porsiyon sınırını aşmamalısınız. Ayrıca meyvelerin üzerine kan şekerini dengelemesi için tarçın serpebilirsiniz.

Aşağıdaki yiyecekleri beslenme listenize eklemen kan şekerinizi düzenlemenize yardımcı olabilir.

Yaban Mersini Diyabet Gelişme Riskini Azaltıyor

Yaban mersini, özellikle Amerika’da sıklıkla tüketilen bir meyve olmasına rağmen ülkemiz için yeni sayılabilecek bir tat. Yapılan araştırmalar, yaban mersininin insan sağlığına sayısız faydası olduğunu gösterdi. 2010 yılında yapılan ve Journal of Nutrition’da yayınlanan bir çalışmaya göre, yaban mersini sahip olduğu biyoaktif maddeler sayesinde, insülin duyarlılığını arttırarak risk grubundaki kişilerde diyabet gelişme riskini azaltıyor! Gün içinde karbonhidrattan zengin beslenen birçoğumuz için adeta altın değerinde bir bilgi bu!

Yarım Çay Kaşığı Tarçın Her Derde Deva

Tarçının kan şekeri üzerindeki dengeleyici etkisi uzun zamandır bilinen bir gerçek. Tarçının faydaları hakkında yapılan araştırmalar, tek faydasının kan şekerini dengelemek olmadığını da gösterdi. Bu araştırmalara göre tarçın, kalp hastalıklarını önlemede, LDL (kötü kolesterol) ve trigliserid seviyelerini düzenlemede de son derece etkili bir silah. Tarçın mucizesinden yeterinde faydalanabilmek için 20 gün boyunca yarım çay kaşığı tarçın tüketmeniz, kronikleşen yüksek kan şekeri seviyenizi düşürmede yardımcı olacaktır.

Mercimek Tüketmek Diyabet Riskini Azaltıyor

Klinik Beslenme Dergisi’nde yayınlanan bir çalışmada, dört yıldan fazla süredir tip 2 diyabet hastası olmayan 3.000’den fazla yetişkinin beslenmesi incelendi. En yüksek baklagil tüketimi olan insanların, özellikle de mercimek tüketenlerin en düşük diyabet riskine sahip olduğunu keşfettiler. Mercimek ve tüm baklagiller lif yönünden zengin ve iyi bir protein kaynağıdır.

Baharatlar, Kan Şekerinizi Dengeler

Baharat kelimesi, yüzlerce çeşitten meydana gelen kabarık bir listeyi ifade eder. Kan şekerinizi dengelemede yardımcı olanlardan bahsetmek gerekirse; bu listenin başında çemen tohumu, zerdeçal, kimyon, zencefil, hardal, kişniş ve yaprak köri gelir. The Journal of Medicinal Food’da yayınlanan bir araştırmaya göre bu baharatlar, kan şekerinizi dengelemenin yanında, kolesterol seviyeniz üzerinde de olumlu etkilere sahiptir.

Zeytinyağı, Karın Bölgesi Yağlanmasını Azaltır

Zeytinyağı, Akdeniz diyetinin dünyaca kabul görmüş en önemli öğesidir. Genel beden sağlığını iyileştirmek ve korumak için adeta bir mucize olan zeytinyağı, tekli doymamış yağ açısından son derece zengin bir gıda maddesidir. Bilinen en önemli faydası, karın bölgesi yağlanmasını azalttığıdır. Ancak yapılan araştırmalar, kan şekeri seviyesini dengelemede ve iştah bastırıcı etkisiyle bilinen leptin hormonunun salgılanmasında da önemli rol oynadığını gösterdi.

Sirke de Kan Şekeri Seviyesini Dengeliyor

Varlığı çok eskilere dayanmasına rağmen yeni yeni keşfedilen bir gıda maddesidir. Yapılan araştırmalar sirkenin, diğer faydalarının yanında kan şekerini düzenlemede önemli bir yardımcı olduğunu gösterdi. Arizona Eyalet Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmaya göre, yemeğe bir miktar sirke ile başlayanların kan şekeri seviyesindeki denge, sirkeyle başlamayanlara göre çok daha olumlu.

Öğleden Sonra Ara Öğünlerinizde Fındık Tüketin

İsveç’te yapılan bir çalışmaya göre, fındık ve tohumlarında bulunan sağlıklı çoklu doymamış yağların, insülin duyarlılığını artırarak tip 2 diyabetin önlenmesine yardımcı olduğu bulunmuş. Dahası ceviz, özellikle iştah kontrolünde yer alan beynin bir kısmını harekete geçirebilir. Şeker hastalığı riskine katkıda bulunan şekerli aperatiflere ya da içeceklere direnmenize yardımcı olmak için öğleden sonra ara öğünlerinizde fındık veya ceviz tüketebilirsiniz.

Diyabetle ilgili farklı bir yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

CEVAP BIRAKIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Covid-19

Ateşsiz Covid-19 Geçirmek Mümkün

Tarih:

on

Yüksek ateş gibi bazı Covid-19 belirtileri diğerlerinden daha yaygın görünür. Bu günlerde kendinizi hasta hissediyorsanız doktora gidip test yaptırmak için en ayırt edici belirti ateş. Peki ya ateşiniz yoksa?

Çok değil, bundan bir yıl önce öksürük, vücut ağrıları ve halsizlik yaşamak gribin olağan belirtileriydi. Ancak coronavirüs hayatımıza girdi ve her kış en az bir kez yaşadığımız bu belirtiler değim yerindeyse kâbusumuz oldu.

Genel olarak solunum yolu hastalıkları hakkında bildiklerimiz yeni coronavirüs Sars-CoV-2 ile birlikte oldukça gelişti. Virüs dünyanın üzerine kara bir bulut gibi çökerken sağlık otoriteleri 3 belirtiye özellikle dikkat çekti; ateş, kuru öksürük ve nefes darlığı.

Covid-19 belirtilerini içeren listeye her geçen gün yeni bir bulgu eklendi. Şuan Amerikan Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi’nin yayımladığı listede 11 resmi Covid-19 semptomu bulunuyor ve bunlar hala olası her belirtiyi kapsamıyor.

Diğer belirtilerle birlikte ateş görülmeyebiliyor

Yüksek ateş gibi bazı Covid-19 belirtileri diğerlerinden daha yaygın görünür. Ancak bazı belirtiler de neredeyse kişiye özel ortaya çıkıyor. Bu günlerde kendinizi hasta hissediyorsanız doktora gidip test yaptırmak için en ayırt edici belirti ateş. Peki ya ateşiniz yoksa?

Ateşinizin olması vücut ısınızın normalden yüksek olduğu anlamına gelir. 38 dereceden yüksek vücut ısısı, vücudunuzda bir terslik olduğunu doğrular. Ateş, vücudun Covid-19 da dâhil olmak üzere bir enfeksiyona verdiği doğal tepkidir. Bağışıklık sistemi istenmeyen bir patojeni, genellikle bir virüsü veya bakteriyi öldürmeye çalıştığı için vücut ısısı aniden yükselir. Normal vücut sıcaklığında, bu hastalığa neden olan istilacılar kolayca çoğalabilir, ancak ortam ısındığında hayatta kalmaları zorlaşır.

Coronavirüs vücuda girdiğinde de bağışıklık sisteminin tepki göstermesi ve vücut ısısının yükselmesi beklenir. Bu virüs hakkında öğrendiğimiz son gelişmeye göre ise Covid-19 ateşsiz de görülebiliyor.

Asemptomatik kişilerde genel olarak ateş dâhil hiçbir belirti görülmediğini biliyoruz. Uzmanlara göre Covid-19 geçiren birçok insanda diğer belirtiler görülürken ateş görülmüyor. Öte yandan enfekte bir kişi teknik olarak ateşi yükseldiğinde ya da düştüğünde bunu fark etmeyebilir.

Ateşiniz olmasa da kendinizi izole edin

Ateş veya titreme, öksürük, nefes darlığı veya nefes almada güçlük, yorgunluk, kas veya vücut ağrıları, baş ağrısı, tat veya koku kaybı, boğaz ağrısı, burun tıkanıklığı veya akıntısı, mide bulantısı ya da kusma ve ishal gibi belirtilerle birlikte deri döküntüleri ve göz kızarıklığı gibi daha nadir semptomlar da Covid-19 ile ilişkilendiriliyor.

Bu belirtilerden bazılarının bir arada görülmesi ilk olarak yüksek ateşi sorgulamayı akıllara getirebilir. Ancak ateş Covid-19 varlığının göstergesi olarak değerlendirilmemeli.

Olağandışı belirtiler yaşıyorsanız ancak ateşiniz yoksa yine de kendinizi izole edin. Bir sağlık kurulusu ile iletişime geçerek, testler, izolasyon yönergeleri ve tedavi seçenekleri hakkında bilgi alın. Yaşadığınız soğuk algınlığı veya grip de olabilir. Ancak vaka artışlarını göz önünde bulundurun, sağlık durumunuz hakkında daha fazla bilgi alana kadar güvende olmak ve çevrenizdekileri güvende tutmak için izole olmaya devam edin.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Bağışıklık

Hayatın Ritmi 89. Bölüm – Uyku Reçetesi – Vertigo

Tarih:

on

← ÖNCEKİ BÖLÜM                                                                       SONRAKİ BÖLÜM →

Covid-19’dan korunmak için uykunun ne kadar önemli olduğunu biliyor musunuz? Bu bölümde uykunun neden önemli olduğunun yanı sıra denge bozuklukları ve vertigo ile ilgili merak ettiklerinizi bulacaksınız.

Covid-19 savunma planında 4. gün…

Sağlıklı bir uyku için hangi besinleri tüketmeliyiz? Dr. Halit Yerebakan bağışıklığımızı güçlendirecek iyi bir uykunun ip uçlarını veriyor.  

Hayatın Ritmi denge bozuklukları ve baş dönmesini masaya yatırıyor. Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Burcu Örmeci denge bozukluklarının hangi hastalığın habercisi olduğunu testlerle anlatıyor. B12 vitamini eksikliği denge sistemimizi nasıl bozuyor? 

Çağımızın hastalığı vertigo… Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Zeynep Alkan vertigoyla ilgili tüm detayları anlatıyor.

Fizyoterapi Uzmanı Canan Akar‘dan evde yapabileceğiniz basit denge egzersizleri. 

Hepsi ve daha fazlası ‘Dr. Halit Yerebakan ile Hayatın Ritmi’nde…

Dr. Halit Yerebakan ile Hayatın Ritmi” programının tüm bölümleri ve diğer içerikleri için youtube sayfamızı da takip edebilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Covid-19

mRNA Aşıları Ne Kadar Güvenli?

Tarih:

on

Onay bekleyen iki mRNA aşısının da COVID-19’u önlemede yüzde 90’dan fazla etkili olduğu bildirildi. Ancak geliştirilen mRNA aşıları bu türün ilk örnekleri ve her iki aşının da gerçek içeriklerinin henüz açıklanmamış olması, aşıların başarısına gölge düşürmeye yetiyor.

Covid-19’a karşı geliştirilen aşıların oldukça hızlı bir şekilde piyasaya sürülmeye hazır hale gelmesi akıllara ‘aşıların yan etkileri var mı?’ sorusunu getirdi.

Tüm dünyayı etkileyen yeni coronavirüs salgını ile birlikte çok kısa sürede aşı üretilmesine tanık olduk. Şimdiye kadar yaklaşık 20 yıllık çalışmaların ardından üretilen bir aşının yeterince etkili ve güvenli olabileceğini düşünüyorduk. Pandemi bize o kadar vakit tanımadı. Geldiğimiz noktada karşımızda farklı aşı seçenekleri var. Bu aşılar hakkında etkinlikleri bir yana, ne kadara güvenli oldukları en çok merak edilen konu.

Covid-19 aşıları hafif yan etkiler ortaya çıkarıyor

Türkiye’de de çalışmaları sürdürülen inaktif aşı bir yana daha önce hiç kullanılmamış mRNA aşıları ile ilgili hem büyük umutlar hem de büyük kaygılar var; ‘Bu aşıların nasıl yan etkileri olacak?’

Şu anda, ABD’de onay bekleyen iki mRNA aşısı, 3. aşama klinik denemelerde 73.000’den fazla kişide test edildi. Her iki aşının da Covid-19’u önlemede yüzde 90’dan fazla etkili olduğu bildirildi. Ancak geliştirilen mRNA aşılarının bu türün ilk örnekleri olması ve her iki aşının da gerçek içeriklerinin henüz açıklanmamış olması, aşıların başarısına gölge düşürmeye yetiyor.

Faz-1 ve faz-2 çalışmalarında hayvanlar ve faz-3 çalışmalarında insanlar üzerinde yapılan denemelerde mRNA aşıları olumsuz bir profil ortaya koymadı. Genel olarak hafif yan etkiler ortaya çıktı: Enjeksiyon bölgesinde ağrı, ateş, yorgunluk, baş ağrısı, eklem ağrısı ve kas ağrıları. Bununla birlikte, Covid-19 aşıları çok yeni olduğundan, uzun vadeli yan etkiler henüz tam olarak anlaşılabilmiş değil.

Vücudun geliştirdiği hafif yan etkiler temelde bağışıklık sisteminin hazırlandığını gösteriyor. Aşılar, vücudun virüse yanıt vermesini sağlamak için yapılır. Covid-19 aşısının ardından vücut SARs-CoV-2’ye bir yanıt vermeyi öğreniyor, bunun da ateş gibi belirtilere yol açması olasılık dâhilinde.

Diğer yandan uzmanlar Covid-19 aşısının 2. dozunun daha fazla yan etkiye neden olabileceği konusunda endişeli.

    Yararı zararından fazla

Aşıların yan etkileri kadar olumlu etkileri de var. Şuan coronavirüs karşısındaki tek silahımız aşı. Sürü bağışıklığının güvenli bir şekilde oluşturulabilmesi için toplumun yüzde 70’inden fazlasının aşı olması gerekiyor. Bu, özellikle yaşlılar ve bağışıklığı zayıflamış olanlar gibi savunmasız, yüksek riskli gruplar için önemlidir.

Dünya genelinde ortalama olarak Covid-19’a yakalanan her 200 kişiden biri ölüyor. Bireysel olarak tüm önlemleri alıyor olsalar bile başkalarının yaptığı hatalar nedeniyle insanlar coronavirüs ile enfekte olabiliyor. Tüm bunlar göz önünde bulundurulduğunda aşıların sağladığı faydalar risklerden daha ağır basıyor.

mRNA aşılarının faz-3 çalışmalarında hastalar arasında en sık görülen yan etkiler;

-Yorgunluk (yüzde 9,7)

-Kas ağrıları (yüzde 8,9)

-Eklem ağrısı (yüzde 5.2)

-Baş ağrısı (yüzde 4,5)

-Ağrı (yüzde 4,1)

-Enjeksiyon bölgesinde ağrı (yüzde 2.7)

-Enjeksiyon yerinde kızarıklık (yüzde 2)

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar

web partner | Web Tasarım