Connect with us

Stres

Iş Yerinde Stresi Azaltmanın Yolları

Tarih:

on

iş yerinde stresi azaltmanın yolları

Aşırı stres, çalışanları psikolojik ve fiziksel olarak etkilemekle kalmayıp kronik hastalıklara bile sebep olabilir. Molalar verin, arkadaşlarınızla sohbet edin, ağlayın, gülün ve çikolata yiyin!

Stres, günümüzün başa çıkılması hem en zor, hem de neredeyse herkesi etkisi altına alan ortak sorun olarak karşımıza çıkıyor. Gerek ev, gerek trafik, gerekse iş hayatı fazlasıyla stres yüklü. Özellikle günümüzün büyük bir bölümünü geçirdiğimiz iş ortamının stresi ve yoğunluğunda denge kurmak ise ekstra dikkat gerektiriyor.İş hayatında karşılaşılan birtakım problemler, ruhsal sıkıntılara neden olabilir. Bu sorunlar giderek kişinin psikolojisinin bozulmasını, dolayısıyla iş verimliliğinin ciddi şekilde azalmasını sağlar.Aşırı stres, çalışanları psikolojik ve fiziksel olarak etkilemekle kalmayıp kronik hastalıklara bile sebep olabilir. Aslında birkaç basit öneri ve strateji ile kötü giden iş gününüzü normale çevirebilirsiniz. İşte uygulanması oldukça kolay ve iş yerinde stresi azaltmanın yolları olabileceğine inandığım önerilerim…

DERİN VE RİTMİK NEFES ALIN

 Küçük bir meditasyon molası

Meditasyon çok eski zamanlara dayanan bir arınma tekniğidir. Günümüzde ruhu ve zihni dinlendirme işlevinin yanı sıra fiziksel tedavi olarak da kullanılabilir. Özellikle müzik ile desteklendiğinde ruha sakinlik kazandırır. Meditasyon sadece kapalı bir alanda yapılmaz.Bu tekniklerin odalardan dışarı çıkabiliyor olması pek çok insana kolaylık sağlar.

Eğer iş yerinde gününüzün kötü gittiğini düşünüyorsanız, hızlı bir nefes egzersizi, sizi sakinleştirip normal hayata dönmenize yardımcı olabilir. Yalnızca beş dakikanızı ayıracağınız bu meditasyon tekniği kendinizi iyi hissetmenizi sağlayacaktır. Sırtınız düz olacak şekilde sakince bir yere oturun, gözlerinizle aşağıya doğru bakın. Derin ve ritmik bir şekilde nefes alın. Böylece hızlıca rahatlayabilirsiniz.

 Negatif düşüncelerden kurtulun

Stresten arınmanın belki de en güzel yolu, iş arkadaşlarınızla sohbet ederek negatif düşüncelerden kurtulmaktır.
Araştırmalara göre, iş yerindeki kısa sohbetlerin, duygusal sağlığınız için yararlı olabileceğini öne sürüyor. Ayrıca Kişilik ve Sosyal Psikoloji dergisinde yayınlanan bir başka çalışmada, meslektaşlarınızla sohbet etmenizin, kalp atış hızınızı ve stres seviyenizi azaltmanıza yardımcı olabildiği yer aldı.

 Ağlamak güzeldir!

Ağlamak, sakinleşmenin en kolay yoludur. Gözyaşlarınızı tutmaktan vazgeçin ve çekinmeden ağlayın. Ağladığınızda salgılanan hormonlar, siz farkında olmasanız da sakinleşmenize yardımcı olur. Ağlamak kadar gülmek de önemli. Dert etmeyin, gülün ve geçin.

 Çikolata her derde deva…

Proteom Research dergisinde yayınlanan yeni bir araştırmaya göre, iş yerinde iki hafta boyunca her gün bir parça çikolata yiyen çalışanlarda, stresin yağ oluşturan ve metabolizma yavaşlatan etkilerini durdurmak için daha düşük stres hormonu seviyelerine maruz kaldıkları görüldü. Bir başka araştırmada ise, 30 gün boyunca her gün kakao yiyen kişilerin yüzde 10 daha düşük kaygı seviyelerinin olduğu ve kendilerini çalışma başlangıcındakinden daha sakin bulduklarını gösterdi.

 E-postalara ara verin

California Üniversitesi’nde yapılan bir araştırma, işle ilgili e-postalardan kısa süreli kopmanın stres seviyesini düşürebileceğini ve odaklanmayı geliştirdiğini buldu. Hafta sonları iş telefonunuzu kapatarak ve işyerinizdeki e-postanızı kişisel telefonunuzdan devre dışı bırakarak stresi azaltabilirsiniz.

 Annenizle konuşmak rahatlatır

İşyerinde çok stresli bir anınızda, annenizin sesini duymanız tıpkı çocukken olduğu gibi sizi sakinleştirebilir.
Araştırmalara göre, stresli görevlerini tamamladıktan sonra anneleri ile telefonda görüşen katılımcılar, stres hormonu kortizolü ve bağlanma hormonu olan oksitosin düzeyini artırdılar.

 Kahkaha en iyi ilaçtır

Yapılan araştırmalar, kahkaha ile gülmenin damar sağlığı için son derece faydalı olduğunu gösterdi. Kahkaha attığınızda, stres hormonu olarak bilinen kortizol seviyesinde ciddi bir düşüş gerçekleşir.
Stres ve kortizol seviyesinin düşmesi; kan basıncını düzenler, bağışıklık sistemimizin kuvvetlenmesine neden olur ve daha mutu hissetmemizi sağlar. Bilim adamları, stresin kalp krizi riskini iki kat artırdığını belirtiyor.

İŞİNİZE SIMSIKI SARILIN 

 Şükredin!

İş yerinizde karşılaştığınız problemleri sürekli düşünmek yerine iyi olan şeyleri düşünmeye ve kendi kendinizi mutlu etmeye çalışın. Unutmayın, her gün yeni bir hayattır. Ne zaman umutsuzluğa kapılırsanız, bir işiniz olduğunu düşünerek şükredin ve işinize sımsıkı sarılarak yola daha güçlü şekilde devam etmeyi deneyin.

 Birden fazla görevden kaçının

Utah Üniversitesi’ndeki araştırmacılar tarafından yapılan son bir araştırmaya göre, aynı anda birden fazla görev alan kişilerin sadece bir şeye odaklanan insanlara göre daha az üretken olduğu görülmüş.

TATİL HERKESİN HAKKI

Wisconsin’deki Marshfield Clinic’ten araştırmacılar, düzenli olarak tatil yapmayan kadınların, tatil yapan kişilere göre üç kat daha fazla depresyona maruz kaldıklarını buldu. Buna ek olarak farklı bir araştırmada, mola vermeden çalışmanın kalp krizi riskini artırabildiği görülüyor.

STRESİN GİZLİ FAYDALARI

İş yerinde stresi yenebilmenin yollarından bu kadar bahsetmişken, sizlere ilginç bir bilgiden söz etmek istiyorum. Stres her zaman sandığınız gibi zararlı olmayabilir. Yeni araştırmalar; güç, enerji ve mutlu olmak için gerginliğinizi kullanabildiğimizi gösteriyor. Uzmanlar, yıllardır stresin tehlikeleri konusunda uyarılarda bulundu. Hatta birçoğumuzun bildiği gibi stres, başta kalp hastalığı, şeker hastalığı, depresyon ve baş ağrılarına kadar birçok sağlık riskini artırıyor. Ancak yapılan bilimsel çalışmalar gösteriyor ki aslında stres, insanları daha güçlü, daha hızlı ve hatta daha enerjik yapıyor. Araştırmalar, stresin ayrıca bağışıklık sistemini güçlendirdiğini de gösteriyor. Stresli bir olaydan 15 dakika sonra vücut, kan dolaşımındaki patojen mücadele hücrelerini harekete geçirir ve bu hücreler daha sağlam bir bağışıklık tepkisi sağlamaya yardımcı olmak için vücuttan dışarıya yayılır. Soğuk algınlığı veya enfeksiyonla savaşmanıza yardımcı olabilecek bağışıklık tepkisi türü kısa süreli stresle güçlenir. Stresin sağlığa bir diğer faydası da, hafızayı güçlendirmesidir. Sürekli görülen stresin Alzheimer hastalığına neden olduğu bilinirken, fazla görülmeyen kısa süreli stresin, düşünce gücünü tetiklediği ve hafızayı çalıştırdığı araştırmalarda ortaya çıkan bir diğer bilgi. Tabii ki stresin faydalı olduğuna inanmak, içinde bulunduğunuz durumun gerçeklerini değiştirmez.

Stresten uzak durmanın yollarından bahsettiğimiz yazıları da okumak istiyorsanız, buraya veya buraya tıklayabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Gazete Yazıları

Stresi Geride Bırakmak İçin Hazırlık Yapın

Tarih:

on

Kontrolünüz dışında bir olayla karşılaştığınızda stres otomatik olarak şiddetlenir. Sıkışmış ve çaresiz hissedebilirsiniz. İster pandemi nedeniyle işler ters gitmiş olsun, ister kişisel sorunlar sonucu olsun kötü dönemler er ya da geç geride kalır. Önemli olan kötü dönemde yaşadığınız stresi geride bırakmak.

Tüm dünya için 2020 zor bir yıl oldu. Coronavirüs salgını, doğal afetler, ekonomik sıkıntılar her bir bireyin ruh sağlığını olumsuz etkiledi.

Kontrolünüz dışında bir olayla karşılaştığınızda stres otomatik olarak şiddetlenir. Sıkışmış ve çaresiz hissedebilirsiniz. Eski normale, alıştığımız düzene dönmeyi dört gözle bekliyoruz ancak, travmatik bir dönemden sonra, işler düzeldiğinde bile hayata devam etmek ve normallik duygusunu yeniden kazanmak zor olabilir.

Çaresizlik duygusu güçlü bir tetikleyici

İster pandemi nedeniyle işler ters gitmiş olsun, ister kişisel sorunlar sonucu olsun kötü dönemler er ya da geç geride kalır. Önemli olan kötü dönemde yaşadığınız stresi de geride bırakmak.

Özellikle kötüye giden toplumsal olaylarda haberleri takip etmek kaçınılmaz bir içgüdü gibi. Ancak günün her saatini haberlerle geçirmek kendinizi yeniden travmatize etmekten başka bir işe yaramaz. Ekran önünde veya günün olaylarını okuyarak geçirdiğiniz zamanı sınırlayın. Kaygı seviyenizi artırmadan bilgi sahibi olmayı amaç edinin. Mesela telefonunuza gelen haber bildirimleri kapatın ve özellikle sosyal medyada çok fazla zaman harcamamaya dikkat edin. Çünkü insanların birbirlerinin paniğini büyütme eğilimi var. Detaylara girmeden gündemi takip edebilirsiniz.

Araştırmalar, çaresizlik duygusunun kaygının en büyük tetikleyicilerinden biri olduğunu gösteriyor. Çaresizlik özellikle kontrol dışı gelişen olaylarda kişiyi avucuna alır. Kontrolün bir kısmını geri almak için başkalarına yardım etmeyi ya da sizin kontrolünüzde olacak faaliyetlere katılmayı deneyin. Belirsizlikler karşısında aktif olmak dikkatinizi başka yöne çeker ve kaygı seviyenizi düşürür.

Bir hobi veya kişisel gelişim projesi üstlenmek de ilerlemenize yardımcı olabilir. Mesela pandemi nedeniyle eve kapandığınızda, zamanınızın bir kısmını ders almak veya her zaman ustalaşmak istediğiniz yeni bir beceri öğrenmek için kullanın. Artık neredeyse her evde internet var ve yeni bir şeyler öğrenmenize yardımcı olacak birçok uygulama var.

Bardağın dolu tarafına bakın

Zor durumlarda sosyal bağlantılardan uzak kalmak isteyebilirsiniz. Bu da stresi kötüleştirir. Yüz yüze görüşemeseniz bile sevdiklerinizle iletişim halinde kalın. Görüntülü konuşmak ya da sadece seslerini duymak bile kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlar.

‘Bardağın dolu tarafına bak’ sözünü duymuşsunuzdur. Olayların iyi tarafına odaklanma tavsiyesi size yararsız gibi görünebilir. Ancak araştırmalar, pozitif düşünme ve bir durumu daha olumlu terimlerle yeniden düzenleme yeteneğine sahip olmanın, insanların sorunlar karşısında daha dirençli olmalarına yardımcı olabileceğini gösteriyor.

Yaşanılan zor zamanlar sihirli bir değnekle aniden yok olmaz. Travmatik bir olaydan çıkmak zaman alır. Kendinize üzülme izni verin, ancak sonunda sorunları aşmak için kendinizi hazırlamaya çalışın. Endişenizi azaltmak ve kendinizi ilerlemeye zorlamak için davranışsal ödüller ve derin nefes alma, farkındalık, aromaterapi ve fiziksel aktivite gibi stratejiler kullanın.

Üzüntü ve stresin ardında depresyon bizi bekler. İştahınızda, enerjinizde veya motivasyonunuzda önemli değişiklikler yaşamaya başlarsanız veya nedenini bilmeden üzülmeye ve ağlamaya başlarsanız bunlar depresyon yaşadığınızın ve tıbbi yardım almanız gerektiğinin işaretleri olabilir. Bu belirtiler birkaç haftadan uzun süredir devam ediyorsa, işinizi, aileniz veya sosyal çevrenizle ilişkilerinizi olumsuz etkiliyorsa yardım almaktan kaçınmayın.

İyimserlik kalbe iyi geliyor

JAMA Network Open tarafından yayınlanan büyük bir gözlemsel çalışma, iyimserliği daha az kalp krizi ve daha düşük erken ölüm riskine bağladı. Araştırmacılar, ortalama 14 yıl boyunca takip edilen yaklaşık 230.000 kişiyi içeren 15 çalışmayı taradılar. İyimser olmak, karamsarlığa kıyasla yüzde 35 daha düşük kardiyovasküler sorun riski ve yüzde 14 daha düşük erken ölüm riski ile ilişkilendirildi.

Bulgular, bardağı yarı dolu görmenin daha iyi sağlık sağladığını kanıtlamıyor, ancak diğer birçok çalışma benzer bulgular ortaya koydu. İyimser insanlar, düzenli egzersiz ve sağlıklı beslenme gibi daha sağlıklı alışkanlıklara sahip olabilirler ve stresli durumlarda duygularını düzenlemede daha iyi olabilirler. Bu da daha düşük enflamasyon düzeylerine katkıda bulunabilir.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Covid-19

Panik Atak Geçirirken Covid-19’a Yakalandığınızı Zannedebilirsiniz

Tarih:

on

Panik atak ve anksiyetenin neden olduğu fiziki bulgular Covid-19 belirtilerine benzeyebilir. Vücudunuzda yeni belirtiler varsa, bunun ne olduğunu nasıl anlayabilirsiniz?

Yeni coronavirüsün neden olduğu Covid-19 herkeste farklı belirtiler ortaya çıkarıyor. Bunu artık biliyoruz. Bu belirtiler farklı rahatsızlıklarda da ortaya çıksa da en çok grip, soğuk algınlığı ve alerjilerle karıştırılıyor. Sadece bulgulara bakarak rahatsızlığın ne olduğunu anlamak mümkün değil hatta.

Peki, belirtilerini Covid-19 ile karıştırabileceğiniz başka bir rahatsızlık daha olduğunu söylesem… Üstelik son zamanlarda tüm toplumlarda artışa geçen, fiziki kaynağı olmayan bir rahatsızlık.

Benzer belirtiler kafa karıştırabilir

Covid-19 vakalarının artışa geçmesi, ekonomik kaygılar, günlük stresler ve mutluluk hormonu salgılanmasını sağlayan güneşin artık kendini daha az göstermesi insanlardaki endişe seviyesini en üst noktaya çıkarttı. Hatta Amerikan Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi verilerine göre, pandemi sırasında yetişkinler arasında anksiyete ve depresyon belirtileri önemli ölçüde arttı.

Anksiyetenin neden olduğu fiziki bulgular Covid-19 belirtilerine benzeyebilir. Bu durumun da maalesef kaygıyı daha da arttırarak kişileri kısır bir döngüye sokması muhtemel. Vücudunuzda yeni belirtiler varsa, bunun ne olduğunu nasıl anlayabilirsiniz?

Covid-19’un ortaya çıkardığı temel belirtileri neredeyse ezberledik. Ateşle başlayıp üst ve alt solunum yollarını oradan da mide ve bağırsakları etkileyerek devam ediyor. Ağrılar da cabası. Herkeste her belirtinin ortaya çıkmadığını veya nadir belirtiler ortaya çıktığını hatırlatmak isterim.

Anksiyete de farklı şekillerde ortaya çıkabiliyor. Genel olarak dikkat edilmesi gereken başlıca belirtilerine bakacak olursak; sinirli veya gergin hissetmek, yaklaşan bir tehlike veya panik duygusuna sahip olmak, kalp atış hızının artması, hızlı nefes alma, terleme veya titreme, zayıf veya yorgun hissetme, konsantrasyon zorluğu, uyumakta güçlük çekme ve gastrointestinal problemler yaşama kaygı ile ilişkilendirilir.

Ayrıca ani anksiyete atakları ve birkaç dakika süren aşırı korku atakları olarak tanımlanan panik atakların bazı semptomları da COVID-19 ile örtüşüyor. Ulusal Ruh Sağlığı Enstitüsü’ne göre, panik atak belirtileri; kalp çarpıntısı, terleme, titreme, solunum problemleri, zayıflık veya baş dönmesi, titreyen veya uyuşan eller, göğüs ağrısı, karın ağrısı ve mide bulantısı…

Covid-19 ve kaygı bozukluğu belirtileri nasıl ayrılıyor?

Ateş, tat veya koku kaybı, öksürük, boğaz ağrısı veya burun akıntısı gibi genel bir anksiyete nöbeti sırasında ortaya çıkmayan birkaç önemli belirti ayırt edici olarak listelenebilir.

Kaygı bozukluğu sırasında ortaya çıkabilecek hızlı nefes alma ve Covid-19’un neden olduğu nefes darlığı gibi örtüşen belirtileri nasıl ayırt edeceğinizi düşünebilirsiniz. Panik atak sırasında nefes almak bir süre imkânsız gibi görünse de kendinizi bunun için zorlayabilirsiniz. Ancak Covid-19 ile ilgili nefes almada zorluk tamamen kontrolünüz dışında ilerler. Yani aktivite arttıkça nefes darlığı kötüleşir ve genellikle merdiven çıkmak gibi kolay olan şeyler bile zorlamaya başlar.

Belirtilerin farklılaştığı bir diğer nokta da göğüs ağrısı, kalp çarpıntısı ve baş dönmesi gibi diğer genel kaygı veya panik atak semptomları genellikle kısa süreli olur ve 15-20 dakikada hafiflemeye başlar. Öte yandan Covid-19’un neden olduğu benzer belirtiler günler, hatta haftalarca sürebilir.

Kaygıyı yatıştırmak için püf noktaları…

Yaşadığınız belirtilerin anksiyete ve kaygı nedeniyle ortaya çıkıp çıkmadığını da bu önerileri deneyerek görebilirsiniz.

-Bir kese kâğıdı alın ve içine nefes alıp verin.

-Bir bardak suyu küçük yudumlarla için.

-Meditasyon yapmayı deneyin.

-5-10 dakika boyunca yavaş ve derin karın nefesleri alın.

-Tüm vücut gevşeme egzersizleri yapın.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Gazete Yazıları

En Büyük Sağlık Sorunlarından Biri: Yalnızlık

Tarih:

on

Öncesi1 of 10
Klavye ok tuşlarını kullanabilirsiniz. ( ← | → )

Yalnızlık, günde 15 sigara içmeye eşdeğer ve sağlık için obeziteden daha kötü. Hatta ölüm riskini yüzde 29’a kadar arttırabiliyor. Sadece fiziki olarak değil, insanlarla çevrili durumdayken bile yalnızlık hissedilebilir.

Sevdiklerimizle bir araya geldiğimiz pazar kahvaltıları, komşuların davet edildiği iftar yemekleri, aile büyüklerine yapılan bayram ziyaretleri ve ailece yapılan hafta sonu gezileri son 6-7 ayın özlem duyulan aktiviteleri haline geldi. Yeni coronavirüs kollarını hayatımızdaki her alana doladı.

Salgın nedeniyle uygulamaya başladığımız sosyal mesafe ve izolasyon özellikle kronik rahatsızlığı olanlar ve 65 yaş üstü yetişkinler için çok daha zor oldu. Risk oranlarının yüksek olması nedeniyle fiziki bir yalnızlıkla baş başa kaldılar.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar