Connect with us

Beslenme

Ideal Su Tüketimi

Tarih:

on

ideal su tüketimi

Vücudun su ihtiyacı beden kitle endeksiyle doğru orantılıdır. Ne kadar kilolu ya da uzun boylu iseniz o kadar fazla su içmeniz gerekiyor. İftarda içilen soğuk su metabolizmayı hızlandırıyor. Bu yazımızda ideal su tüketimi miktarından bahsedeceğiz.

Yapacağınız sağlıklı seçimler ile oruç tutmayı aynı zamanda sağlık açısından gerçek bir tedavi yöntemine dönüştürebilirsiniz. Bir insanın tüketmesi gereken sıvı miktarı beden kitle endeksiyle doğru orantılı olmalıdır. Yani ne kadar kilolu ve uzun boyluysanız o kadar fazla su içmelisiniz. Artık yeni bir formül geliştirdik: 70 kiloya 2.2 litre su diyoruz. Oruç tutarken su alabileceğiniz zaman kısıtlı olsa da tüketilen toplam sıvının zamana yayılması gerekir. Dolayısıyla son anda bir litre su içeyim bana yeter demek sakıncalı olur. Su içmenin en iyi yolu her seferde 10 yudum içmektir. Hem şişkinlik, hem de fazla suyun hemen atılımı önlenir, hücrelerin su depoları dolar. Aniden yüksek miktarlarda içilen sıvı hemen idrara dönüştüğünden gün boyunca ihtiyacınız olacak sıvı rezervini tehlikeye sokar.

SUYU SOĞUK OLARAK İÇİN 

Vücudumuzun sıvı rezervini etkileyecek bir diğer faktör de sıvı kaybetmemize sebep olan sıcaklardır. Yaz aylarına denk gelen orucun özellikle belirli hastalıkları olan kişilerde tehlike oluşturmasının sebebi, farkında olmadığımız sıvı kayıplarıdır. En hassas su içme dönemi ise orucun açıldığı andır. Soğuk içilen su hızlıca mideden tahliye olur ve eksik kalan sıvı ihtiyacınızı karşılar. Oda sıcaklığında içilen su ise midenizde şişkinliğe yol açacaktır. Soğuk içmenin diğer bir faydası ise yavaşlayan metabolizmanızı hızlandırmasıdır. Su içmede temel kural; 2-2.5 litre, 10’ar yudum ve soğuk olmalıdır. Oruçluyken oluşan baş ağrılarının en temel sebebi susuzluktur. 

KARA BUĞDAY TANELERİ YİYİN 

Sabahtan suda beklettiğiniz kara buğday tanelerini sahurda yoğurt veya süt ile karıştırarak yiyin. Diğer karbonhidratların sağladığı sekiz saatlik tok tutma özelliğini 12 saate çıkartın. Kara buğday yiyen kişiler açlık nedir pek bilmezler. 

SOFRANIZDA YOĞURT OLMALI 

Harvard Üniversitesi’nin yoğurtla ilgili yaptığı araştırmasına göre; günde 3 kase (100 gr.) yoğurt yiyenlerin günlük 550 kalori daha az aldıkları görüldü. Bu hem diyet yapanlar, hem de oruç tutanlar için inanılmaz bir kazanım. Yoğurdun diğer özellikleri arasında susuzluğu giderme ve midebağırsak sistemini düzenleme gibi etkileri de var. Sofralarınızda yoğurdu baş tacı yapmanız gerektiğini söyleyebilirim. 

PROTEİN ALIMINI ARTIRIN 

Sahur esnasında yediğimiz basit ve kompleks karbonhidratlar ilk sekiz saat tok kalmamızı sağlar. Sekizinci saatin ardından sahurda alınan protein, karaciğer depolarıyla beraber uzun etkili yakıta dönüşerek on iki saat süren ilave destek sağlar. Dolayısıyla düzgün bir sahur öğünü ile sağlıklı bireyler on sekiz saat süreyle herhangi bir açlık durumu yaşamadan oruç tutabilirler.

ÇAY İÇMEK SUYUN YERİNİ TUTMAZ DİYE BİR ŞEY YOK

Ramazan aylarında en fazla spekülasyonu yapılan konu çaydır. ‘Çay içilmemelidir’ ya da ‘Sadece iftarda içilmesi doğrudur’ gibi bir çok yorum karşınıza çıkabilir. Net olarak ifade etmek isterim ki; çay, su kadar sıvı ihtiyacını karşılar, hiçbir aksi habere inanmayınız. 2006 yılında European Journal of Clinical Nutrition’da yayınlanan bir araştırma, çayın normal sınırlarda içilmesinin herhangi bir susuzluğa yol açmadığını bilimsel olarak kanıtlamıştır. Araştırma detaylı incelendiğinde; çayın su kaybına yol açması için belirli bir zaman aralığında, en az 14 bardak içilmesi gerektiğini göstermiştir. Bu sebeple sadece sonuç ilişkisine dayalı diğer yazıları göz ardı etmelisiniz. Ramazan ayında tutulan aralıklı oruç tipinde sıvı kaybını ve böbrek fonksiyonlarını araştıran bir diğer yayın ise Malezya’dan geldi. Bu rapora göre, oruç öncesi ve oruç tutulurken toplanan idrar miktarlarında fark olmamış, hatta konsantrasyonu da değişiklik göstermemiştir.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Beslenme

Hayatın Ritmi 88. Bölüm – Covid-19 Savunma Planı – Egzersiz Reçetesi – Kemik Erimesi

Tarih:

on

← ÖNCEKİ BÖLÜM                                                                       SONRAKİ BÖLÜM →

Covid-19 savunma planında bu bölümde sıra egzersiz reçetesinde. Bu egzersizleri evde kolaylıkla yapabilirsiniz. Ayrıca kemik erimesi hakkında merak ettiklerinizi de bu bölümde bulacaksınız.

Covid-19 savunma planının 3. günü…

Vücudumuzu koruyacak, evde yapabileceğimiz egzersizler neler? Hangi egzersiz akciğerlerimize faydalı? Dr. Halit Yerebakan Covid-19 savunma planına uygun basit ve sağlıklı hareketleri gösteriyor.  

Herkesi ilgilendiren teşhisi zor hastalık, kemik erimesi… İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Yaşar Küçükardalı, kemik erimesinin neden olabileceği hastalıkları açıklıyor.

Menopoz ve kemik erimesi arasındaki bağlantı ne? İç Hastalıkları ve Endokrinoloji Uzmanı Prof. Dr. Hasan Aydın kemik erimesinin bilinmeyenlerini anlatıyor. 

Uzman Diyetisyen Yekbu Köseoğlu‘ndan K vitamini zengini vitaminler listesi… 

Fizyoterapi Uzmanı Canan Akar, kemik yoğunluğunu arttıran evde yapılabilecek basit egzersizleri gösteriyor.

Hepsi ve daha fazlası ‘Dr. Halit Yerebakan ile Hayatın Ritmi’nde…

Dr. Halit Yerebakan ile Hayatın Ritmi” programının tüm bölümleri ve diğer içerikleri için youtube sayfamızı da takip edebilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Bağışıklık

Bağışıklığı Korumak İçin Dengeli Beslenme Şart

Tarih:

on

Tüketilen  besinler bağışıklık sistemi üzerinde büyük bir etkiye sahip. Tek bir besin grubunun bağışıklık sistemini güçlendirmesi olası değil.

İnsan vücudu her gün milyonlarca mikroorganizmaya maruz kalır. Bu mikroorganizmaların kötü etkilerinden bağışıklık sistemimiz sayesinde korunuruz. İşlevini iyi bir şekilde yerine getiren bağışıklık sistemi, sağlığımızı sürdürmemiz açısından oldukça önemli. Peki, bağışıklık sistemimizi nasıl daha güçlü kılabiliriz?

Tükettiğimiz besinler bağışıklık sistemimiz üzerinde büyük bir etkiye sahip. Tek bir besin grubunun bağışıklık sistemimizi güçlendirmesi olası değil. Diyet, temelde tüm besin gruplarından yeterli ve dengeli bir biçimde oluşmalı. Yeterli miktarda vitamin ve mineral tüketimi, bağışıklık sistemini kuvvetlendirmenin kilit noktası dersek yanlış olmaz.

Vitaminler bağışıklığı destekliyor

Bağışıklık hücrelerinin büyümesi ve gelişmesine önemli ölçüde katkı sağlayan vitamin ve minerallerin başında, C vitamini, A vitamini, D vitamini, E vitamini, bakır, çinko, selenyum, folik asit ve demir gelir. Ayrıca kaliteli protein (amino asit glutamin dahil) bağışıklık için oldukça önemli.

Bu besinler bağışıklık sistemine; antioksidan görevi yapıp sağlıklı hücreleri koruyarak, bağışıklık hücrelerinin büyümesini ve aktivitesini destekleyip antikor üreterek yardımcı olur.

Meyve, sebze, kepekli tahıllar, baklagiller ve liften zengin diyetlerin, faydalı mikropların büyümesini ve korunmasını desteklediği biliniyor. Protein vücudun bağışıklık sisteminde iyileşme ve yenilenme açısından önemli rol oynar. Biyolojik değeri yüksek proteine, özellikle, süt, süt ürünleri, yumurta, deniz ürünleri, yağsız et, kümes hayvanları, fasulye, bezelye, soya ürünleri, tuzsuz fındık ve yağlı tohumlar gibi çeşitli protein kaynaklarına diyetimizde yer vererek bağışıklık sistemimizi destekleyebiliriz.

A vitamini

Ağız, mide, bağırsak ve solunum sistemindeki deri ve dokuları sağlıklı tutarak bağışıklık sistemini düzenlemeye ve enfeksiyonlara karşı korumaya yardımcı olur. Bu vitamini tatlı patates, havuç, brokoli, ıspanak, kırmızı dolmalık biber, kayısı, yumurta gibi gıdalardan veya “A vitamini ile zenginleştirilmiş” etiketli bazı gıdalardan sağlayarak diyetimize ekleyebiliriz.

C vitamini

Antikor oluşumunu uyararak bağışıklık sistemini destekler. Portakal, greyfurt ve mandalina gibi turunçgiller veya kırmızı dolmalık biber, papaya, çilek, kivi, domates suyu gibi yiyecekleri seçerek bu sağlıklı vitamini sıklıkla tüketerek bağışıklık sistemimizi güçlendirebiliriz. Ayrıca, işlenmiş gıdaların ağırlıklı olduğu, besin çeşitliliği bakımından sınırlı, vitamin ve mineral bakımından fakir diyetler, sağlıklı bir bağışıklık sistemini olumsuz yönde etkiler.

Bağırsak sağlığı ve bağışıklık birbiriyle derinlemesine bağlantılıdır. Fermente gıdalar ve probiyotikler, zararlı patojenlerin tanımlanmasına ve hedeflenmesine yardımcı olarak bağışıklık sistemimizi güçlendirir. Probiyotik gıdalar arasında; yoğurt, kefir, lahana turşusu, doğal olarak fermente edilmiş ürünler ve bazı peynir çeşitleri bulunur. Vücut direncini arttırmak adına diyette düzenli tüketilmeleri gerekir.

E vitamini

Antioksidan görevi yaparak bağışıklık fonksiyonunu destekler. Takviyeli tahıllar, ayçiçeği çekirdeği, badem, bitkisel yağlar (ayçiçeği veya aspir yağı gibi), fındık ve fıstık ezmesi ile diyetinize E vitamini ekleyebilirsiniz.

Çinko, bağışıklık sisteminin düzgün çalışmasına ve yaraların iyileşmesine yardımcı olur. Çinko; yağsız et, kümes hayvanları, deniz ürünleri, süt, tam tahıllı ürünler, fasulye, tohumlar ve kuruyemişlerde bulunur.

Omega-3’ün anti-inflamatuar özelliklere sahip olduğu bir süredir bilinirken, yeni araştırmalar bağışıklık sistemi hücrelerinin işleyişini etkileyerek bağışıklık sistemini daha da desteklediğini gösteriyor. Haftada 2-3 gün balık tüketerek omega-3 ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz Ayrıca ceviz, chia tohumu, zeytinyağı, somon, keten tohumu, ve avokado gibi esansiyel yağ asitlerinden zengin sağlıklı yağlar, iltihabı azaltarak vücudunuzun patojenlere karşı bağışıklık tepkisini arttırır ve bağışıklık sistemini güçlendirir.

Yakın dönemde yapılan araştırmalar, rafine şeker ve kırmızı et bakımından zengin diyetlerin, sağlıklı bağırsak mikroorganizmalarında rahatsızlıkları teşvik edebileceğini ve bunun sonucunda bağırsakta kronik iltihaplanmaya sebep olarak bağışıklık sistemini negatif yönde etkileyeceğini gösteriyor. Son olarak rafine ve ilave şeker kullanımı, obezite, tip 2 diyabet ve kalp hastalığına önemli ölçüde katkıda bulunur. Bu kronik hastalıkların tümü bağışıklık sistemini baskılar. Şeker alımını düşürmek, iltihaplanmayı ve bu hastalıklara yakalanma riskini azaltır.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Beslenme

Şok Diyetlerin Zararlarını Biliyor musunuz?

Tarih:

on

Şok diyetlerin vücudunuza verdiği zararları duyunca çok şaşıracaksınız…

Covid-19 pandemi sürecinde uzunca bir süre fiziksel aktiviteden uzak kaldık.

Günlük rutinler değişti. Stres nedeniyle düzensizleşen yeme içme alışkanlıkları da pek çok kişide kilo alma gibi etkilere sebep oldu.

Bu durumla başa çıkmak ve eski formuna geri dönmek isteyenler kilo vermek için şok diyetlere yönelebiliyor. Ancak kilo verme sürecinde, özellikle şok diyet uygulamalarında dikkat edilmesi gereken önemli unsurlar var. Sizler için bir araya getirdik.

Sağlıkla kalın…

 

Sağlıklı yaşam konusunda bilinçlendirici içerik paylaşımı yaptığımız youtube sayfamızı görüntülemek için buraya tıklayabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar