Connect with us

Kadın Sağlığı

Hamilelikte Sağlıklı Beslenme Alışkanlığı Edinin

Tarih:

on

Hamilelikte Sağlıklı Beslenme Alışkanlığı Edinin

Hamilelik bir kadının hayatındaki en özel dönemlerden biri. Bu döneme hazırlıklı olmak gerek gebelik sürecinin kolay geçmesi gerekse hamilelik sürecinde ve sonrasında karşılaşılabilecek zorluklara karşı tedbir alabilmeyi mümkün kılıyor. Öncelikle hamilelikte sağlıklı beslenme alışkanlığı edinin.

Hamilelik bir kadının hayatındaki en özel dönemlerden biri. Bu döneme hazırlıklı olmak gerek gebelik sürecinin kolay geçmesi gerekse hamilelik sürecinde ve sonrasında karşılaşılabilecek zorluklara karşı tedbir alabilmeyi mümkün kılıyor. Hamile kalmaya karar vermeden en az 3 ay önce bir Kadın Hastalıkları ve Doğum uzmanı ile görüşmeye başlamanın en doğru adım olacağını belirten Acıbadem Ankara Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Emre Özgü, anne adaylarının bu süreçte atmaları gereken adımlar hakkında şu bilgileri veriyor.

Sağlıklı Beslenme Alışkanlığı Edinin

Daha önceden planlanmış bir hamilelik sürecinin hem anne adayının hem de bebeğin sağlığını olumlu yönde etkilediğini gösteren birçok çalışma bulunduğuna dikkat çeken Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Emre Özgü, hamile kalmadan önce ilk yapılması gerekenin sağlıklı beslenme alışkanlığı kazanmak olduğunun altını çiziyor.

Çalışmalar anne adaylarının beslenme alışkanlıklarının geliştirilmesinin ilerleyen dönemde hem anne hem de bebekte ortaya çıkabilecek kronik hastalıkları engelleyebildiğini gösteriyor. Anne adaylarının en sık sorduğu soru ise “hangi besinden ne kadar tüketmeliyim” oluyor. Bu sorunun herkese uyan tek bir reçetesi olmadığını belirten Doç. Dr. Özgü, her bireyin kendine özel ihtiyaçları dolayısıyla kendi dengeli beslenme programının oluşturulması gerektiğine vurgu yapıyor.

Sofrada Gökkuşağının Renklerine Yer Açın

Doğada mevcut ve besin olarak kullanılan bitkilerin renklerinin beslenme alışkanlıklarımızın belirlenmesinde yardımcı olabileceğini belirten Doç. Dr. Emre Özgü soframızda yer alması gereken besinlerle ile ilgili şunları söylüyor: “Fitobesinler olarak adlandırılan bitkilere renklerini veren ve canlılıklarını güçlendiren maddelerin, bu maddeleri tüketenler üzerindeki faydalarını gösteren çalışmaların sayısı her geçen gün artıyor. Kırmızı ve turuncudan sarı, yeşil, mavi ve mor renge uzanan besin yelpazesindeki besinlerden her gün en az birisinin dönüşümlü olarak soframızda yer alması gerekiyor. Bu beslenme biçiminin önemi hamilelik öncesi ve sırası dönemde daha da artıyor.”

Glisemik Endeksi Düşük Tutun

Beslenme sağlıklı bir bireyin temel yapı taşı. Diyabet ve metabolik sendrom gibi kronik hastalıkların gelişme riskini azaltmak için “Düşük Glisemik Endeks” temelli bir beslenme alışkanlığı geliştirmek anne adayları için iki kat daha önemli. İdeal bir beslenme programında besinlerin yüzde 40’ının karbonhidrat, yüzde 30’unun yağ ve yüzde 30’unun da proteinlerden oluşması gerekiyor.

Yeterli Derecede Vitamin Ve Mineral Aldığınızdan Emin Olun

Hamilelikle birlikte anne adayının kalsiyum, demir, B vitamini, Omega-3 yağ asitleri ve esansiyel amino asit ihtiyacı artıyor. Bu ihtiyaçların öncelikle günlük beslenme rutinindeki besinlerden karşılanması en ideali. Bu amaçla doğal koşullarda büyüyen hayvanlardan (organik, serbest gezen vb.) elde edilen protein bazlı besinlerin ve hayvansal Omega-3 kaynağı olarak somon ve ton balığı tüketilmesi gerekiyor. Bitkisel Omega-3 kaynağı olarak ceviz, fındık, brokoli ve karnabahar; karbonhidrat kaynağı olarak da kan şekeri üzerine daha dengeli bir etkiye sahip olan tam tahıllı ekmek, sebze, meyve gibi kompleks karbonhidratların tercih edilmesi tavsiye ediliyor.

Dengeli bir beslenme alışkanlığı olan anne adayları, bu süreçte besin takviyelerine ihtiyaç duymuyorlar. Ancak bir eksiklik durumunda ya da belirli bir hastalığın takviye vitamin ve mineraller kullanılabiliyor.

“Bağışıklık Savaşçılarını” Koruyun

Bağışıklık sistemimizi oluşturan unsurların yüzde 70 kadarı barsaklarda yer alan bakteriler. Bunlar o kadar önemli ki günümüzde barsak florası (mikrobiyota) ayrı bir organ olarak kabul ediliyor. Bu sebeple sindirim sistemimizi mutlu ve dengeli tutmak büyük önem taşıyor. Barsak sağlığını korumak için probiyotik alımının kritik olduğunu belirten Doç. Dr. Özgü “Evde mayalanmış yoğurt, kefir, ev turşusu gibi sağlıklı bakterileri (probiyotik) yüksek oranda ihtiva eden besinlerin sofrada mutlaka bulunması gerekir” diyor.

Bunlardan Uzak Durun!

Hamile kalmaya karar verdikten sonra sigara ve alkol kesinlikle hayatınızdan çıkartmanız gereken maddeler. Hem annenin hem de bebeğin sağlığını ciddi oranda tehlikeye atan bu maddelerden en kısa zamanda ve tamamen kurtulmak, anne adayının bebeğine verebileceği en değerli hediyelerden biri.

Denizlerdeki kirlilik sebebiyle ağır metallerin deniz ürünlerinde birikimi de yaşadığımız çağda önemli bir sağlık sorunu olarak karşımıza çıkıyor. Vücuttan atılma yolu olmayan bu ağır metaller annede birikerek hamilelik sırasında bebeğin gelişimi üzerinde olumsuz etkiler yapabiliyor. Bu nedenle dil, barbunya, mezgit, kalkan, kılıçbalığı gibi uzun yaşam ömrü olan dip balıklarının ve denizlerdeki kirlilikten en çok etkilenen midye, karides, kalamar gibi deniz ürünlerinin ayda 1-2 kereden fazla tüketilmemesine dikkat edilmesi gerekiyor.

Doktor Kontrolünü İhmal Etmeyin

Günümüzde bilinçli çiftlerin ve düzenli kontrollerini yaptıran anne adaylarının sayısının belirgin olarak arttığı bir gerçek. Bu kontrollerin kesinlikle ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Emre Özgü gebelik öncesi kontrolleriyle ilgili de şunları söylüyor: “Gebelik öncesi kontrolde bebek sahibi olmak isteyen çiftlerde ve ailelerinde var olan bir genetik hastalık olup olmadığı, varsa bu hastalığın bebek için bir risk oluşturup oluşturmadığı detaylı olarak inceleniyor. Ayrıca gebe kalmadan önce yapılacak jinekolojik muayene, rahim ağzı kanseri taraması için örnek alınması, kan sayımı, idrar tahlili, kan şekeri, karaciğer ve böbrek fonksiyon testleri gibi laboratuvar değerlendirmeleri ile varsa mevcut bir problemin tespiti sağlanıyor. Bu sayede hem gebe kalmak kolaylaşıyor hem de daha sağlıklı bir gebelik süreci geçirmek mümkün oluyor.”

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

CEVAP BIRAKIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Beslenme

Hayatın Ritmi 88. Bölüm – Covid-19 Savunma Planı – Egzersiz Reçetesi – Kemik Erimesi

Tarih:

on

← ÖNCEKİ BÖLÜM                                                                       SONRAKİ BÖLÜM →

Covid-19 savunma planında bu bölümde sıra egzersiz reçetesinde. Bu egzersizleri evde kolaylıkla yapabilirsiniz. Ayrıca kemik erimesi hakkında merak ettiklerinizi de bu bölümde bulacaksınız.

Covid-19 savunma planının 3. günü…

Vücudumuzu koruyacak, evde yapabileceğimiz egzersizler neler? Hangi egzersiz akciğerlerimize faydalı? Dr. Halit Yerebakan Covid-19 savunma planına uygun basit ve sağlıklı hareketleri gösteriyor.  

Herkesi ilgilendiren teşhisi zor hastalık, kemik erimesi… İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Yaşar Küçükardalı, kemik erimesinin neden olabileceği hastalıkları açıklıyor.

Menopoz ve kemik erimesi arasındaki bağlantı ne? İç Hastalıkları ve Endokrinoloji Uzmanı Prof. Dr. Hasan Aydın kemik erimesinin bilinmeyenlerini anlatıyor. 

Uzman Diyetisyen Yekbu Köseoğlu‘ndan K vitamini zengini vitaminler listesi… 

Fizyoterapi Uzmanı Canan Akar, kemik yoğunluğunu arttıran evde yapılabilecek basit egzersizleri gösteriyor.

Hepsi ve daha fazlası ‘Dr. Halit Yerebakan ile Hayatın Ritmi’nde…

Dr. Halit Yerebakan ile Hayatın Ritmi” programının tüm bölümleri ve diğer içerikleri için youtube sayfamızı da takip edebilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Alternatif Sağlık

Selülit Gerçekleri

Tarih:

on

Selülit hakkında bilmeniz gereken gerçekler…

Selülit hayatın neredeyse kaçınılmaz bir parçası. Herkes bu sinir bozucu cilt durumunu geliştirebilir… Vücudunuzdaki bu izleri tanımalı ve nasıl kurtulacağınız hakkında daha fazla bilgi sahibi olmalısınız.

 

“Selülit Nasıl Giderilir” konulu yazıya ulaşmak için buraya tıklayabilirsiniz.

Sağlıklı yaşam konusunda bilinçlendirici içerik paylaşımı yaptığımız youtube sayfamızı görüntülemek için buraya tıklayabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Aile Sağlığı

COVID-19 Hamilelikte Ne Kadar Etkili?

Tarih:

on

COVID-19 yayılmaya başladığı andan itibaren tüm dünyaya korku saldı. Özellikle hamile ve yeni doğum yapan kadınlar bu konuda iki kat daha endişeli. Peki COVID-19 fetüs ve yeni doğanlar üzerinde ne kadar etkili?

COVID-19’un bir anda ortaya çıktığı bu süreç özellikle hamile, yeni doğum yapmış ve bebek sahibi olmayı düşünenlerin bebekleri ve kendi sağlıkları ile ilgili soru işaretlerini beraberinde getirdi. İnsan sağlığını tehdit eden bu coronavirüsün yeni ve yakın zamanda ortaya çıkmış olması maalesef bu konuda kesin sonuçlar elde edilebilmesi için yeterli değil. Ancak yine de yürütülen çalışmalardan bazı sonuçlar elde edilmeye başlandı.

Anne adayları COVID-19’dan etkilenebiliyor

Belki birkaç ay öncesine kadar huzurlu bir hamilelik süreci geçiriyordunuz ya da yeni coronavirüsün yayılmasından hemen önce hamile kaldığınızı öğrendiniz. Küresel anlamdaki böyle bir salgının hem bebeğinizin sağlığı hem de kendi sağlığınız için endişe uyandırması son derece doğal.

Tekrar hatırlatmak istiyorum ki bu yeni bir virüs ve hamile kadınlar üzerindeki etkisi hakkında çok az şey biliniyor. Bu konu hakkında araştırma yapan uzmanların ilk tezleri, hamile kadınların COVID-19 ile enfekte olmaları durumunda, hastalık belirtisi göstermelerinin daha muhtemel olduğu yönünde. Mevcut bilgiler ışığında uzmanlar, aynı yaş grubundaki kadınlar ve erkeklerde olduğu gibi hamile olan kadınların da belirtilerinin hafif ila orta şiddette olabileceğini düşünüyor.

Erken doğum riski araştırılıyor

Bu süreçte anne adaylarının en büyük korkusu düşük yapma ya da gebelik sürecinde herhangi bir komplikasyon yaşama riski oluyor. Amerikan Hastalık Kontrol Merkezi verilerine göre, yeni coronavirüs ile enfekte olan hamile kadınlarda düşük ya da komplikasyon riski henüz görülmedi.

Amerikalı uzmanların SARS ve MERS gibi diğer coronavirüslerden elde ettiği verilere dayanılarak COVID-19’a maruz kalan hamile kadınların erken doğum gibi bazı komplikasyonlara karşı yüksek risk altında olabileceği düşünülüyor. Ancak son derece sınırlı veriler bu tezi doğrulayabilmiş değil. Yani enfekte olmak erken doğumun doğrudan nedeni olmayabilir.

UNUTMAMAKTA FAYDA VAR!

COVID-19’un nasıl yayıldığını bilmeyen artık yoktur sanırım. Öksürük veya hapşırık yoluyla havaya karışan damlacıklar ya da yüzeylerden kolaylıkla yayılıyor.

Korunmak için neler yapılması gerektiğini de bildiğinizi düşünüyorum. Ancak yine de kısa bir hatırlatma;

-Ellerinizi sık sık sabunla yıkayın

-Yüzünüzün herhangi bir yerine dokunmayın

-Sosyal mesafenizi koruyun

-Hasta hissediyorsanız mutlaka kendinizi izole edin

-Bağışıklığınızı güçlendirmek için sağlıklı bir beslenme planı uygulayın

Virüs fetüse bulaşmıyor

Annelerin ve anne adaylarının soru işaretlerinden biri de, enfekte olmaları durumunda virüsün bebeğe ya da fetüse bulaşma riski. Bu konuda şu ana kadar, COVID-19 ile enfekte olan ve belirtiler gösteren dokuz hamile kadın incelendi. Doğan bebeklerin hiçbirinde virüse rastlanmadı. Ayrıca yeni coronavirüs amniyotik sıvıda, yenidoğanın boğazında veya anne sütünde görülmedi. Yani elde edilen verilere göre virüsün fetüse bulaşması, fetüs üzerinde herhangi bir komplikasyona neden olması oldukça düşük bir ihtimal olarak görülüyor.

Emziren annelere gelirsek, dediğim gibi, anne sütünde COVID-19 virüsü olduğuna dair bir kanıt yok. Virüsün yayılma şekli düşünüldüğünde koruyucu önlem olarak, annelerin bebeklerine yaklaşmadan önce ellerini yıkamalarını ve maske kullanmalarını önerebilirim.

Şunu da eklemek isterim ki adetlerimizde yeri olan kırk uçurma ya da bebek görmesi gibi ziyaretlerden ve aile toplantılarından kaçınmanız önemli.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar

web partner | Web Tasarım