Connect with us

Çocuk Sağlığı

Hamilelikte Evcil Hayvan Beslemek

Tarih:

on

hamilelikte evcil hayvan

Evcil hayvanlarınız hamilelik haberini alır almaz vedalaştığınız şeylerin başında geliyor. Peki, bu gerekli mi? Dikkat ettiğiniz sürece değil!

Hamilelik hemen her şeye dikkat ettiğiniz ve değiştirmeye başladığınız bir dönem. Bebeğinizin hayatı için de böyle olması gerekli zaten. Ancak bazı konular var ki, üzerinde hiç düşünmeden hayatınıza sokuyor ya da çıkarıyorsunuz.Belki de uzun yıllardır beslediğiniz, hatta ailenizden biri haline gelen evcil hayvanlarınız da hamilelik haberini alır almaz vedalaştığınız şeylerin başında geliyor. Peki bu ne kadar gerekli? Aslında çok da gerekli değil. Sadece neyi nasıl yapmanız gerektiğini bilmek, var olan tehlikelerden korunmayı öğrenmek; vedaların önüne geçebilir. Evcil hayvanlardan geçmesi muhtemel hastalıklar, onlarla yakın temas kurma oranınıza ve şekline göre tehlike oluştururlar. Bu yazımızda hamilelikte evcil hayvan beslerken dikkat etmeniz gerekenlerden bahsedeceğiz.

Tüyleri, ağız ve göz salgıları; temas halinde size bulaşabilecek tehlikeler arasında yer alıyor.Hayvanların ağızlarında pasteurella adında bir mikroorganizma bulunur.İnsanlar için yabancı bir mikroorganizmadır ve ciddi hastalıklara sebep olabilir.Açık yaralardan kolayca bulaşabilir.Hali hazırda bir açık yaranız varsa (derin bir çizik bile olabilir) ya da bu mikroorganizmayı taşıyan bir hayvan tarafından ısırıldıysanız ve bu ısırık neticesinde yara açıldıysa, kolaylıkla size bulaşabilir.Bu sebeple özellikle evinizde beslediğiniz evcil dostlarınızın aşılarını mutlaka zamanında yaptırmanız gerekir.Şunu da unutmamak gerekir ki; sadece kuru mama yiyen ve sokağa çıkmayan hayvanlarda hastalıkların büyük bölümü görülmez. Bu hastalıklardan ilki; hamilelik döneminde bulaşması halinde düşük, erken doğum ya da hastalıklı bebek doğumlarına sebep olduğu söylenen toksoplazmadır. Toksoplazma, gondii adı verilen virüsün sebep olduğu bir hastalıktır.

PARAZİT İKİ HAFTADA ÇOĞALIR

Özellikle kedilerin dışkılarında rastlanır ve diğer canlılara üç yolla bulaşır:

Enfekte bir kedinin dışkısı ile temas sonrası elleri ağıza götürmek, enfekte bir hayvanın etini iyi pişirmeden yemek ve parazit bulunduran bir besini iyice yıkamadan yemek. Genelde kedilerde görülen bu parazit, hali hazırda paraziti taşıyan bir hayvanı çiğ olarak yediklerinde bünyelerine girer. Bağırsak sitemlerine yerleşen bu parazitin çoğalma süresi iki haftadır.Bu süre boyunca ve takip eden zamanda kedinin dışkısıyla beraber dışarı atılır. Bu parazit hemen bulaşmaz. Dış dünyada 24 saat geçirmesi gerekir, ki bu durum tehlikenin uzun sürdüğü anlamına gelir. Enfekte bir kedi iki-üç hafta boyunca dışkısı yoluyla bu paraziti bulunduğu ortama yaymaya devam eder. Ancak durum, kedilerde de tıpkı insanlardaki gibidir. Yani bir enfeksiyon vücuda bir kez girdikten sonra ikinci için bağışıklık kazanılır. Bu enfeksiyonu geçiren bir kedi aynı paraziti tekrar aldığında artık bulaştıramaz.

Sokak kedileri bu enfeksiyonu büyük olasılıkla taşırlar ancak ilkini çok yüksek ihtimalle erken evrede kaparlar. Yani büyük sokak kedileri, bu parazit açısından tehlike oluşturmazlar.Fark ettiyseniz, toksoplazma tehlikesi, çiğ et ile beslenen hayvanlar için çok daha büyük bir olasılıktır. Bu sebeple devamlı evde tutulan ve kuru mamayla beslenen kedilerde görülme ihtimali neredeyse sıfırdır.

Toksoplazma tehlikesi sadece kedilerden kaynaklanmaz. Özellikle hamilelik döneminde et ve çeşitlerini iyi pişirme gerekliliği buradan gelir. Bir sokak kedisinin dışkısı, etrafa parazit yayar, söz konusu bölgeden ot ve benzeri şeyler yiyen büyük baş hayvanlar da artık enfektedir.Bu sebeple özellikle hamilelik döneminde tüm etler iyi pişirilmeli ve soğuk tüketilen salam, sosis gibi şarküteri ürünlerinden uzak durulmalıdır.

AŞILARINI DÜZENLİ YAPTIRIN

Sadece temas ve yeme yoluyla değil, hastalık taşıyan bir hayvanla aynı havayı solumak da sizi hasta edebilir. Muhabbet kuşlarından geçen psittakoz hastalığı, bu şekilde hayvandan insana geçen hastalıkların başında gelir. Bundan korunmanın tek yolu, evcil hayvanlarınızı düzenli kontrole götürmek ve uygun hastalıklar için aşılarını yaptırmaktır.
Evcil hayvanlardan gelebilecek hastalıklardan korunmanın altın kuralı, onları düzenli muayeneye götürmek ve kontrollerini yaptırmaktır. Hamilelik döneminde yapılması gereken en önemli şey, hayvanın dışkısından kesinlikle uzak durmaktır.Açık yaralara, hatta çiziklere dikkat etmek, temas sonrası mutlaka elleri iyice yıkamak gerekir. Evcil dostlarınız beslenme esnasında acele ettiklerinden ya da verdiğinizi yetersiz bulduklarından hırçınlaşabilirler ve sizi tırmalama ihtimalleri yüksektir.
Hamilelik döneminde dışkı temizliği ve beslenmeden başkaları sorumlu olmalıdır.

EVCİL DOSTLARINIZI ÇİĞ ETLE BESLEMEK NE KADAR DOĞRU BİR TERCİH?

Ne evcil hayvanları, ne de sokak hayvanlarını çiğ etle beslememek gerekir. Bu, oldukça önemli bir konudur. Evcil hayvanlar için kuru mamalar ilk tercihiniz olmalı.Çiğ et ciddi anlamda bakteri bulundurur.Onlara vereceğiniz eti en az 70 derecede pişirmiş olmanız gerekir. Bu ısı, mevcut bakteri ya da parazitlerin ölmesi için yeterlidir.Çiğ et ile beslemek sadece sizin için değil evcil dostlarınız için de tehlike oluşturur. Söz konusu parazit ve bakteriler; onların karaciğerlerine, akciğerlerine ve bağırsaklarına yerleşerek önce onları, sonra sizi hasta eder.

KÖPEK TÜYÜ KİSTE SEBEP OLMAZ

En çok endişe edilen bir diğer konu ise özellikle kedi ve köpek tüylerinin sonucunda oluştuğu düşünülen kistler. Kedi ve köpek tüyleri herhangi bir kist oluşumuna sebep olmaz. Daha doğrusu, oluşan kistin sebebi tüyler değil dışkı yoluyla tüylere bulaşmış olan parazitle temas etmektir.Düzenli parazit kontrolü yapılan bir evcil hayvanda bu risk yok denecek kadar azdır.
Bahsettiğim tüm bu hastalıklar, bulaşma yolları ve getirmesi muhtemel tehlikelerin tamamı tek bir noktaya bağlanıyor.

Evet, evcil hayvan beslemek hastalık bulaşması açısından tehlike arz ediyor.Ancak hayatın her anında ve alanında vücudunuza yabancı ve sizi ciddi hasta edebilecek mikroorganizmalarla karşılaşmanız mümkün. Sağlıklı kalabilmeniz, kendinizi ne kadar ve nasıl koruduğunuzla yakın ilişkili. Evcil hayvan besliyorsanız, her durumda dışkısıyla temastan kaçınmalı, tuvalet ihtiyaçlarını gördükleri yerleri sıklıkla temizlemeli (kedilerinizin kumunu sık sık değiştirmelisiniz) ve her temas sonrası mutlaka ellerinizi iyice yıkamalısınız. Beslenmelerine azami dikkat etmeli, çiğ et vermemelisiniz. En önemlisi de onların da birer canlı olduklarını unutmamalı, düzenli kontrollerini yaptırmalı ve aşılarını kesinlikle atlamamalısınız. 5 yaşın altındaki çocuklarınıza evcil dostunuzla geçirdikleri vakit boyunca refakat etmelisiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Bilinçli hasta

COVID-19 Çocuğunuzun Psikolojisini de Etkiliyor

Tarih:

on

Anne ve babalar coronavirüs nedeniyle bir yandan evden işlerini yürütmeye çalışırken bir yandan da çocuklarıyla uğraşmaya başladı. Böyle bir durum için kolay bir yol yok. Ancak uygulanabilecek bazı yöntemler hem çocuk hem de ebeveyn için rahatlatıcı olabilir.

Coronavirüs salgını birçok açıdan insanları olumsuz etkiledi. Virüsün yayılmasını engellemek için alınan önlemler stresli günler yaşanmasına neden oldu. Tabi normalleşme süreci yürütmeye çalışıyor olsak da COVID-19 ile mücadele devam ediyor. Yani psikolojik olarak da henüz rahatlayamıyoruz. Bu süreç elbette sadece yetişkinleri etkilemedi. Çocukların hatta bebeklerin bile bu süreçten etkilendiği bir gerçek.

Çocuklar ‘pandemi’ kavramını anlayamayacak kadar küçük olsalar bile hayatlarındaki değişikliklerin farkında. Daha önce sabah evden çıkan akşam eve gelen ebeveynler, pandemi sürecinde çocuklarıyla daha çok vakit geçirmeye başladı. Bu olumlu bir değişim olsa da çocuklar için anormal ve kafa karıştırıcı bir durum. Üstelik çocuklar kendileriyle ilgilenen yetişkinlerin duygularını kolaylıkla sezebiliyor.

Son aylarda dünya genelinde çocuk doktorlarına gelen şikayetler belirgin seviyede arttı. Ebeveynler bir yandan evden işlerini yürütmeye çalışırken bir yandan da her zamankinden daha sinirli, öfke nöbetleri geçiren, uyku sorunları olan ve yeme alışkanlıkları değişmiş çocuklarıyla uğraşmaya başladı. Böyle bir durumla karşı karşıya kalan ebeveynler için kolay bir yol yok. Ancak uygulanabilecek bazı yöntemler hem çocuk hem de ebeveyn için rahatlatıcı olabilir.

Çocuklarınızla salgın hakkında konuşun. Bu konuşmaya daha çok okul öncesi çocuklarının ihtiyacı var. Neden parka gidemediklerini, oyun arkadaşlarıyla bir araya gelemediklerini ve dışarıda yapılabilecek eğlenceli aktiviteleri artık neden yapamayacaklarını anlatmanız gerekir. Basit bir anlatım kullanın ve iyimser olun. Mesela dışarıda insanları hasta edebilecek bir mikrop olduğunu ondan uzak durulması gerektiğini söyleyin. Çocukların ilerde dışarı çıkmaktan korkmaması için mikropları yok etmek için çalışan insanlar olduğunu söyleyin ve maske, mesafe, hijyen üçlüsünün önemi hakkında konuşun. Çocuklarınızı haberlerden ve virüs ile ilgili olumsuz konuşmalardan uzak tutun.

Günlük rutinler belirleyin. Çocuğun uyku ve yemek programını düzenli şekilde devam ettirin. Oyun ve eğlence için bir zaman dilimi belirleyin. Böylece, çocuğunuz kendisiyle oynayacağınızı bilecek ve çalışmanız gereken zaman diliminde kendi başına vakit geçirmeye istekli olacaktır.

Rahat olun. Çocuğunuz biraz daha çizgi film izlemek ya da bilgisayar oyunu oynamak isteyebilir. Bu sürede siz de biraz daha çalışabilirsiniz. Oyun ve eğlence için ayrılan zaman diliminde sürekli eğitici ve öğretici oyunlar bulmanız gerekmez; ev işlerini oyuna dönüştürerek de kaliteli vakit geçirebilirsiniz.

Kendinize iyi bakın. Çocuklar anne ve babaları stresli, sinirli veya üzgün olduğunda bunu hissederler ve kendi suçları olduğunu düşünebilirler. Böyle bir durum her şeyi zorlaştırabilir. Rutinleri oluştururken kendinizi zorlamayın. Yaptığınız şey hoşunuza gitmiyorsa seveceğiniz başka bir yöntem bulun. Kendinizi iyi hissetmiyorsanız da destek almaktan çekinmeyin. Siz iyi olmazsanız çocuğunuz da iyi olmaz.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Aile Sağlığı

Çocuklardaki Belirtileri Hafife Almayın

Tarih:

on

Coronavirüs salgını sürecinde çocukların genellikle COVID-19’u asemptomatik ya da hafif atlattığı söylendi. Ancak son yayımlanan raporlara göre, bazı çocuklarda son derece tehlikeli sonuçlar ortaya çıkabiliyor.

Öğrendiğimiz her yeni bilgiyle birlikte aslında COVID-19 hakkında ne kadar az bilgi sahibi olduğumuz gerçeğiyle yüzleşiyoruz. Araştırmacılar her yeni günde bu virüsün yeni bir etkisini keşfediyorlar. Bu kez Amerikan Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi tarafından, virüsün çocuklarda kalp ve vücuttaki diğer organları hayati şekilde tehdit eden multisistemik inflamatuar sendrom olarak adlandırılan sorunlara yol açabileceği açıklandı.

Yapılan araştırmalarda ortaya çıkan ilk raporlar kalp sorunlarına yol açabilecek inflamatuar bir hastalık olan Kawasaki hastalığı ile karşılaştırıldı. Bazı vakalardaki belirtiler Kawasaki’ye çok benzese de geri kalanının farklı olduğu görüldü. Uzmanlar multisistemik inflamatuar sendromunun, vücudun COVID-19 enfeksiyonuna karşı bir tepkisi olarak ortaya çıktığını düşünüyor. Ancak bu sendroma sahip bazı çocukların da COVID-19 testlerinin negatif çıkması, uzmanları cevaplardan çok yeni sorularla karşı karşıya bıraktı.

Belirtileri tanımak önemli

Bu yeni sendromun belirtileri farklı durumlara göre değişebilir. Ancak temel olarak görülmesi olası bazı belirtiler var.

Tabi bu belirtilere neden olabilecek birçok farklı virüs var. Multisistemik inflamatuar sendromu sadece bu belirtilere bakılarak teşhis edilemez. Kesin teşhis için fiziksel muayene ile organların nasıl çalıştığını ve vücutta iltihap olup olmadığını görmek için gerekli testler yapılmalı.

 

Çocuğunuzun durumunu iyi gözlemleyin

Multisistemik inflamatuar sendrom hakkında bilim insanlarının elinde pek fazla bilgi yok. Ancak şu aşamada nadir görüldüğünü söyleyebiliriz. Coronavirüs ile bağlantılı olma ihtimali düşünüldüğünde, vaka sayısının düşük olması sevindirici bir durum.

Bu sendrom nedeniyle bazı ölümler yaşanmış olsa da tedavi edilebiliyor. Sorunlu organ sistemlerini destekleyen ve iltihaplanmayı kontrol altına alan tedavi yaklaşımlarının şu ana kadar başarılı olduğunu söylemek mümkün.

Bu dönemde çocuğunuzu iyi gözlemlemeniz önemli. Genel durumunda meydana gelen değişiklikleri mutlaka takip edin ve alışılmadık bir belirtiyle karşılaşmanız halinde doktorunuza danışın. Özellikle birkaç gün süren ateş varsa bu belirtiyi hafife almayın. Çocuğunuza COVID-19 teşhisi konmuşsa ve yukarıdaki belirtilerin bazılarını hafif de olsa gözlemliyorsanız doktorunuzu aramak için vakit kaybetmeyin. Belirtilerin şiddetlenme eğiliminde olması durumunda tehlike çanları çalıyor demektir, çocuğunuzu acilen hastaneye götürün.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Aile Sağlığı

Çocuklarınızı Dışarı Çıkartırken Bunlara Dikkat Edin

Tarih:

on

Çocuğunuzu parka götürürken diğer çocuklara yaklaşmamasını, onlarla oynamamasını, parktaki oyun aletlerini kullanmamasını isteyemezsiniz. Bunun yerine kendi alacağınız bazı önlemlerle çocuğunuzu koruyabilirsiniz.

COVID-19’da normalleşme süreci başladığından beri kısıtlamalar da kademeli olarak genişletiliyor. İlk olarak aylardır evde kalmaktan sıkılan 65 yaş üstü ve 20 yaş altı için belirli bir süreliğine yasak kaldırıldı ve nihayet onlar da birkaç saatliğine de olsa açık havanın, akranlarıyla sohbet etmenin, oyun oynamanın tadını çıkardılar. Özellikle çocukların dışarı çıkacağı gün için oyun alanları ve parklar dezenfekte edildi ki, ailelerin içi rahat etsin çocuklar da dilediğince oynasınlar diye. Ancak kendi gözlerinden bile sakındıkları çocuklarını korumak güvende tutmak için bu kadarı yeterli mi?

Belki birçoğunuz büyük tedirginlik içinde çocuklarınızı parka götürdünüz. Diğer çocuklara fazla yaklaşmaması, her yere dokunmaması, elini yüzüne götürmemesi ve cebine koyduğunuz dezenfektanı sık sık kullanması konusunda iyice tembih ettiniz belki de ama parka gidip de diğer çocukları görünce muhtemelen her şeyi unuttu. ‘Çocuğumu tembihlemekten başka ne yapabilirim’ diye düşünüyorsanız, sizin için bazı önerilerim var.

Tenha yerlere gitmeye çalışın

Çocuklarınızla birlikte evden çıkarken sadece kendinizin değil, onların da nerelere dokunduğuna dikkat etmeniz gerekiyor. Evinizden çıktığınız andan itibaren, çocuğunuzun dokunmak isteyeceği birçok yüzey var. Ortak alanlarda, asansör düğmeleri, merdiven korkulukları, oyun alanındaki ekipmanlar ve oyuncaklar gibi birçok şeye dokunmamaları için onları uyarmak yerine, bir oyunla dikkatlerini dağıtabilirsiniz. Siz de bu tür yüzeylere dokunmamak için eldiven veya kâğıt havlu kullanabilirsiniz. Yanınızda mutlaka dezenfektan bulundurun. Her ne kadar dikkatli olsanız da çocuğunuz mutlaka birçok yüzeye dokunacaktır. Hem kendinizin hem de çocuğunuzun ellerini sık sık dezenfektanla temizleyin.

Çocuğunuzu parka götürürken diğer çocuklara yaklaşmamasını, onlarla oynamamasını, parktaki oyun aletlerini kullanmamasını isteyemezsiniz. Bunun yerine varsa kendi bahçenize çıkarmanız ve oyun arkadaşı olmanız en iyi yöntem. Kendi bahçeniz gibi bir seçeneğiniz yoksa tüm çocukların aynı anda dışarıya çıktığı bir anda tenha oyun alanı ya da park bulmak zor olacaktır. Ancak mümkün olduğunca az insanla karşılaşacağınız bir alan seçmeniz gerekir.

Çantanızda atıştırmalık ve su bulundurun

Dışarıdayken diğer ailelerle tanışmak, sohbet etmek isteyebilirsiniz. Neticede sosyalleşme arzusu olan varlıklarız. Böyle bir burumda sosyal mesafenizi korumayı unutmayın. Araya koyduğunuz mesafe sizin koruyucu kalkanınız olacak ve virüse maruz kalma ihtimalinizi düşürecektir. Dışarı çıkarken de birlikte yaşadığınız kişilerle çıkın. Tanıdığınız başka ailelerle birlikte vakit geçirmek isteyebilirsiniz ancak yine sosyal mesafeye dikkat etmeniz gerekir. Çocuklar için bu sosyal mesafe kuralını uygulamak, özellikle kendine arkadaş bulduysa, oldukça zor olacaktır.

Çocuklar açık alanda olduklarında sık sık su ve atıştırmalık isterler. Bunları o anda dışarıdan satın almak yerine daha önceden alıp hazırlayın. Böylece dışarıda çocuğunuzun isteklerini güvenle karşıladığınızdan emin olursunuz. Yanınızda maske bulundurmayı da unutmayın. Bir noktada sosyal mesafeyi korumak zorlaşırsa kullanabilirsiniz. Maske takmak sosyal alanlarda zaten zorunlu. Ancak unutmayın, 2 yaşın altındaki çocukların maske kullanması Amerikan Pediatri Akademisine göre güvenli değil.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar