Connect with us

Beslenme

Hamilelik Döneminde Beslenme

Tarih:

on

Hamilelik Döneminde Beslenme

İnsanlar hazır meyve suyu tüketerek sağlıklı beslendiğini düşünüyor. Fakat bunlar kan şekerini aniden yükseltebildiğinden hamilelikte tüketilmemeli.

Sağlıklı yaşam tarzını benimsemek hayatın her sürecinde gerekli bir durum. Fakat öyle bir dönem var ki sağlıklı yaşam tarzını benimsemek, bir yerine birden fazla hayatı olumlu yönde etkiliyor. Evet, hamilelik dönemi! Sağlıklı bir hamilelik dönemi için, birtakım alışkanlıklarınıza veda etmeli ve sağlıklı bir yaşam planı oluşturmalısınız. Hamilelik, kadın vücudunun pek çok farklı hormona ve değişikliklere adaptasyon gösterdiği fizyolojik bir süreç. Bu değişikliklere rağmen aslında vücudun temel ihtiyaçları ve çevresel değişikliklere verdiği yanıt ise pek değişken değil. Bugünkü yazımda bu döneme adapte olabilmek adına hamilelik döneminde beslenme hakkında konuşacağım…

SAĞLIKLI YAŞAM PLANI OLUŞTURUN

Yapılan araştırmalar, gebeliklerin yaklaşık yüzde 50’sinin plansız gerçekleştiğini gösteriyor. Hiç beklemediği bir anda hamile kaldığını öğrenen biri için bu dönemi sağlıklı geçirmek, planlı gebelik yaşayan birine göre çok daha zor. Uzmanlar, tedbirli davranmaktan yana. Doğurganlık yaşınızdaysanız ve güvenli bir doğum kontrol yöntemi kullanmıyorsanız, her an hamile kalabilirsiniz demektir. Bu gruptaki kadınlar, sağlıklı bir yaşam planı oluşturmalı ve buna uymalıdır. Böylece plansız bir hamilelikle karşılaşıldığında bu dönemi sağlıklı geçirmek hem anne, hem de bebek için mümkün olabilir. Sağlıklı yaşam planı, sandığınız gibi diyet listelerine uymak ya da düzenli egzersiz yapmak demek değildir.
Sağlıklı yaşam planı, çevresel etkilerin zararlarından kurtulmak üzere oluşturulacak bir yaşam planıdır.

GEBELİKTE SİGARA KULLANIMI RİSKLİ Mİ?

Bir gebe asla sigara içmemeli. Hem kendisi, hem de bebeği için…
Yapılan araştırmalar, sigara içicisi olan annelerin daha sık erken doğum yaptığını göstermiştir.
Yani sigara içen bir anne, belki çok daha önce doğum yapacak ve henüz dünyaya adapte olmamış bir bebek doğuracaktır.
Erken doğan bu bebeğin solunum sıkıntısı, beslenme ve daha pek çok problemi olacaktır. Bu yüzden anne adayından sigara içiyorsa bırakması, bırakamıyorsa en azından sigara adedini azaltması ve pasif olarak sigara dumanına maruziyetini dahi önlemesi beklenmektedir. Yani ilk yapmanız gereken, varsa zararlı alışkanlıklarınızı terk etmektir.
Sigara ve alkol kullanımı bunların başında gelirken, kullandığınız ilaçların bir kısmına da veda etmeniz gerekir. Sigara kullanımı, bireysel tüketiminiz dışında da size zarar verebilir. Eminim hepiniz, sigara dumanında yüzlerce zararlı kimyasal bulunduğunu ve bu kimyasalların kansere sebep olduğunu biliyorsunuz. Bu sebeple sadece sigara içmemeniz yetmez; içilen ortamlardan da uzaklaşmanız gerekir.
Özellikle plansız gebe kalan kadınlar, hamilelik döneminde bebeklerini gerçek anlamda hissedemediklerinden korunmak için gerekli gayreti sarf etmekte yetersiz kalıyorlar. Oysa yüzlerce toksik madde barındıran sigara dumanı, solunduğunda kana karışır. Böylece kan yoluyla beslenen bebek, sigara dumanının zararlı etkilerine maruz kalır.

YORULMAK VE STRES TEHLİKELİ Mİ?

Stres, gebelikte ayrı ele alınması gereken bir durumdur. Gebelik fizyolojisi içerisinde artan hormon düzeylerine adaptasyon; anne adayının daha hassas olduğu, modunun daha değişkenlik gösterdiği bir dönemdir. Anne adayı kolay sinirlenebilir çünkü gebeliği ile ilgili gelecek kaygıları vardır. Tetkiklerinde basit bir problemin yaşanması bile hem kendisinin, hem de onun yanındakilerin moralini olumsuz etkileyebilir. Kolay kırılganlaşabilir, ağlayabilir, sebebini bilemediği bir kaygısı olabilir.
Bu, desteğe en fazla ihtiyacının olduğu dönemdir.
Stres; annenin kendi bakımını azaltmasına, tedavisini aksatmasına, olumsuz koşullarda gereksiz yere kendini suçlamasına sebep olabilir. Bütün bu sebepler nedeniyle aslında kendisi ve ailesi için zevk duyacağı bir dönemde tatsızlıklar nedeniyle anne olabilmenin mutluluğunu hissedemeyebilir.

KONSERVEDEN UZAK DURUN

Hazır gıdalar tüketilebilir mi?
Sağlıklı beslenmede doğru bilinen aslında birçok hata var. İnsanlar hazır meyve suyu tüketerek sağlıklı beslendiğini düşünüyor. Fakat meyve suyunun vücuda etkisi hakkında bir fikriniz olsa, bu düşüncenizi gözden geçirmek isteyebilirsiniz.
Hazır meyve suları, içerdikleri farklı kimyasallar ve şeker ile kan şekerini aniden yükseltebiliyor. Özellikle gebelik döneminde hazır meyve suları tüketmemekte fayda var. Yine gebelerin dikkat etmesi gereken bir diğer konu, hazır ve dondurulmuş gıdalardır. Bu maddeler örneğin konserveler, hazır yiyecekler ve diğer kutu konserveler tazeliklerini korumak için bazı koruyucu maddeler içermektedirler.
Bu maddelerin aşırı tüketimi gebelik üzerine olumsuz etki gösterecektir.

HIZLI VEYA UZUN SÜRELİ YÜRÜYÜŞ YAPILABİLİR Mİ?

Yürüyüş yapmak, yüzmek, merdiven çıkmak gibi aktiviteler yapılırken tempolu olmamasına dikkat edilmelidir. Anne adayları yorgunluk hissetmemelidir. Yorgunluk hissettirecek hızda tempolu aktiviteler, rahime giden kan akımının azalmasına sebep olur. Bunun sebebi, annenin yoğun egzersiz sırasında artan oksijen ihtiyacıdır. Kan bu durumda annenin yaşamsal diğer organlarına doğru gidecek ve rahime yani bebeğe giden kan miktarını azaltacaktır. Bu durumda bebeğe giden kan akımı ve oksijen miktarı azalır. Ayrıca gebeliğin ilk üç ayında ve son üç ayında üç kattan daha yüksek binalara merdiven ile çıkmak risk yaratabilir. Eğer düşük riski yoksa, çoğul gebelik değilse, erken doğum ihtimali yoksa; merdiven çıkıp inmenin ciddi bir yan tesiri olmaz.

HAMİLELİK ÖNCESİ HANGİ VİTAMİNLER KULLANILMALI?

Gebelik oluşmadan önce folik asit mutlaka kullanılmalıdır. Bu vitaminin eksikliği nöral tüp defekti dediğimiz bebeğin beyin dokusunun gelişimi ile alakalı oluşan bozukluklara neden olur. Bu nedenle gebe kalmadan önce en az üç ay folik asit alımı önerilmektedir.

İLAÇ KULLANIMINDA NELERE DİKKAT EDİLMELİ?

Gebeliğin herhangi bir döneminde, herhangi bir nedenle ilaç kullanmadan önce mutlaka doktorunuzun görüşü alınmalı ve onun onayı olmadan ilaç kullanılmamalıdır. Gebelikte tıbbi durum ya da yakınmalar için gerektirmedikçe ilaç kullanmamak ve kullanılacak ilaçları mutlaka doktor önerisiyle kullanmak gerekir. Hemen her tıbbi durum için gebelikte kullanıma uygun bir ilaç vardır. Gebelikte fark edilmeden ilaç kullanıldığında ya da ilaç kullanımı gerektiğinde mutlaka hekim ile temasa geçilmeli, ilacın içeriği saptandıktan sonra bu kategorilere göre sınıflanmış kitaplardan uygunluğu tespit edilmelidir.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Konuyla ilgili bir başka yazımızı okumak için buraya tıklayabilirsiniz.

Beslenme

Hayatın Ritmi 88. Bölüm – Covid-19 Savunma Planı – Egzersiz Reçetesi – Kemik Erimesi

Tarih:

on

← ÖNCEKİ BÖLÜM                                                                       SONRAKİ BÖLÜM →

Covid-19 savunma planında bu bölümde sıra egzersiz reçetesinde. Bu egzersizleri evde kolaylıkla yapabilirsiniz. Ayrıca kemik erimesi hakkında merak ettiklerinizi de bu bölümde bulacaksınız.

Covid-19 savunma planının 3. günü…

Vücudumuzu koruyacak, evde yapabileceğimiz egzersizler neler? Hangi egzersiz akciğerlerimize faydalı? Dr. Halit Yerebakan Covid-19 savunma planına uygun basit ve sağlıklı hareketleri gösteriyor.  

Herkesi ilgilendiren teşhisi zor hastalık, kemik erimesi… İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Yaşar Küçükardalı, kemik erimesinin neden olabileceği hastalıkları açıklıyor.

Menopoz ve kemik erimesi arasındaki bağlantı ne? İç Hastalıkları ve Endokrinoloji Uzmanı Prof. Dr. Hasan Aydın kemik erimesinin bilinmeyenlerini anlatıyor. 

Uzman Diyetisyen Yekbu Köseoğlu‘ndan K vitamini zengini vitaminler listesi… 

Fizyoterapi Uzmanı Canan Akar, kemik yoğunluğunu arttıran evde yapılabilecek basit egzersizleri gösteriyor.

Hepsi ve daha fazlası ‘Dr. Halit Yerebakan ile Hayatın Ritmi’nde…

Dr. Halit Yerebakan ile Hayatın Ritmi” programının tüm bölümleri ve diğer içerikleri için youtube sayfamızı da takip edebilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Bağışıklık

Bağışıklığı Korumak İçin Dengeli Beslenme Şart

Tarih:

on

Tüketilen  besinler bağışıklık sistemi üzerinde büyük bir etkiye sahip. Tek bir besin grubunun bağışıklık sistemini güçlendirmesi olası değil.

İnsan vücudu her gün milyonlarca mikroorganizmaya maruz kalır. Bu mikroorganizmaların kötü etkilerinden bağışıklık sistemimiz sayesinde korunuruz. İşlevini iyi bir şekilde yerine getiren bağışıklık sistemi, sağlığımızı sürdürmemiz açısından oldukça önemli. Peki, bağışıklık sistemimizi nasıl daha güçlü kılabiliriz?

Tükettiğimiz besinler bağışıklık sistemimiz üzerinde büyük bir etkiye sahip. Tek bir besin grubunun bağışıklık sistemimizi güçlendirmesi olası değil. Diyet, temelde tüm besin gruplarından yeterli ve dengeli bir biçimde oluşmalı. Yeterli miktarda vitamin ve mineral tüketimi, bağışıklık sistemini kuvvetlendirmenin kilit noktası dersek yanlış olmaz.

Vitaminler bağışıklığı destekliyor

Bağışıklık hücrelerinin büyümesi ve gelişmesine önemli ölçüde katkı sağlayan vitamin ve minerallerin başında, C vitamini, A vitamini, D vitamini, E vitamini, bakır, çinko, selenyum, folik asit ve demir gelir. Ayrıca kaliteli protein (amino asit glutamin dahil) bağışıklık için oldukça önemli.

Bu besinler bağışıklık sistemine; antioksidan görevi yapıp sağlıklı hücreleri koruyarak, bağışıklık hücrelerinin büyümesini ve aktivitesini destekleyip antikor üreterek yardımcı olur.

Meyve, sebze, kepekli tahıllar, baklagiller ve liften zengin diyetlerin, faydalı mikropların büyümesini ve korunmasını desteklediği biliniyor. Protein vücudun bağışıklık sisteminde iyileşme ve yenilenme açısından önemli rol oynar. Biyolojik değeri yüksek proteine, özellikle, süt, süt ürünleri, yumurta, deniz ürünleri, yağsız et, kümes hayvanları, fasulye, bezelye, soya ürünleri, tuzsuz fındık ve yağlı tohumlar gibi çeşitli protein kaynaklarına diyetimizde yer vererek bağışıklık sistemimizi destekleyebiliriz.

A vitamini

Ağız, mide, bağırsak ve solunum sistemindeki deri ve dokuları sağlıklı tutarak bağışıklık sistemini düzenlemeye ve enfeksiyonlara karşı korumaya yardımcı olur. Bu vitamini tatlı patates, havuç, brokoli, ıspanak, kırmızı dolmalık biber, kayısı, yumurta gibi gıdalardan veya “A vitamini ile zenginleştirilmiş” etiketli bazı gıdalardan sağlayarak diyetimize ekleyebiliriz.

C vitamini

Antikor oluşumunu uyararak bağışıklık sistemini destekler. Portakal, greyfurt ve mandalina gibi turunçgiller veya kırmızı dolmalık biber, papaya, çilek, kivi, domates suyu gibi yiyecekleri seçerek bu sağlıklı vitamini sıklıkla tüketerek bağışıklık sistemimizi güçlendirebiliriz. Ayrıca, işlenmiş gıdaların ağırlıklı olduğu, besin çeşitliliği bakımından sınırlı, vitamin ve mineral bakımından fakir diyetler, sağlıklı bir bağışıklık sistemini olumsuz yönde etkiler.

Bağırsak sağlığı ve bağışıklık birbiriyle derinlemesine bağlantılıdır. Fermente gıdalar ve probiyotikler, zararlı patojenlerin tanımlanmasına ve hedeflenmesine yardımcı olarak bağışıklık sistemimizi güçlendirir. Probiyotik gıdalar arasında; yoğurt, kefir, lahana turşusu, doğal olarak fermente edilmiş ürünler ve bazı peynir çeşitleri bulunur. Vücut direncini arttırmak adına diyette düzenli tüketilmeleri gerekir.

E vitamini

Antioksidan görevi yaparak bağışıklık fonksiyonunu destekler. Takviyeli tahıllar, ayçiçeği çekirdeği, badem, bitkisel yağlar (ayçiçeği veya aspir yağı gibi), fındık ve fıstık ezmesi ile diyetinize E vitamini ekleyebilirsiniz.

Çinko, bağışıklık sisteminin düzgün çalışmasına ve yaraların iyileşmesine yardımcı olur. Çinko; yağsız et, kümes hayvanları, deniz ürünleri, süt, tam tahıllı ürünler, fasulye, tohumlar ve kuruyemişlerde bulunur.

Omega-3’ün anti-inflamatuar özelliklere sahip olduğu bir süredir bilinirken, yeni araştırmalar bağışıklık sistemi hücrelerinin işleyişini etkileyerek bağışıklık sistemini daha da desteklediğini gösteriyor. Haftada 2-3 gün balık tüketerek omega-3 ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz Ayrıca ceviz, chia tohumu, zeytinyağı, somon, keten tohumu, ve avokado gibi esansiyel yağ asitlerinden zengin sağlıklı yağlar, iltihabı azaltarak vücudunuzun patojenlere karşı bağışıklık tepkisini arttırır ve bağışıklık sistemini güçlendirir.

Yakın dönemde yapılan araştırmalar, rafine şeker ve kırmızı et bakımından zengin diyetlerin, sağlıklı bağırsak mikroorganizmalarında rahatsızlıkları teşvik edebileceğini ve bunun sonucunda bağırsakta kronik iltihaplanmaya sebep olarak bağışıklık sistemini negatif yönde etkileyeceğini gösteriyor. Son olarak rafine ve ilave şeker kullanımı, obezite, tip 2 diyabet ve kalp hastalığına önemli ölçüde katkıda bulunur. Bu kronik hastalıkların tümü bağışıklık sistemini baskılar. Şeker alımını düşürmek, iltihaplanmayı ve bu hastalıklara yakalanma riskini azaltır.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Beslenme

Şok Diyetlerin Zararlarını Biliyor musunuz?

Tarih:

on

Şok diyetlerin vücudunuza verdiği zararları duyunca çok şaşıracaksınız…

Covid-19 pandemi sürecinde uzunca bir süre fiziksel aktiviteden uzak kaldık.

Günlük rutinler değişti. Stres nedeniyle düzensizleşen yeme içme alışkanlıkları da pek çok kişide kilo alma gibi etkilere sebep oldu.

Bu durumla başa çıkmak ve eski formuna geri dönmek isteyenler kilo vermek için şok diyetlere yönelebiliyor. Ancak kilo verme sürecinde, özellikle şok diyet uygulamalarında dikkat edilmesi gereken önemli unsurlar var. Sizler için bir araya getirdik.

Sağlıkla kalın…

 

Sağlıklı yaşam konusunda bilinçlendirici içerik paylaşımı yaptığımız youtube sayfamızı görüntülemek için buraya tıklayabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar