Connect with us

Göz Sağlığı

Göz Sağlığınızı Koruyacak 10 Besin

Tarih:

on

Göz Sağlığınızı Koruyacak 10 Besin

Yoğun yaşam temposunun yanı sıra kış mevsiminin gelişi ile beslenme ve egzersiz alışkanlıklarımızda aksamalar yaşanabiliyor. Özellikle sağlıklı beslenme ile ilgili kış mevsiminin zenginliklerinden yararlanmak, genel sağlık açısından hayat kurtarıcı olabiliyor. Sağlıklı bir diyet, beden sağlığının yanı sıra göz sağlınıza da destekleyici etkide bulunabiliyor. Barındırdığı vitamin ve mineraller ile göz sağlığınızı koruyacak 10 besini Dünyagöz Etiler’den Prof. Dr. Halil İbrahim Altınsoy açıklıyor.

Sadece beden sağlığı için değil, göz sağlığımız için de yediklerimize dikkat etmemiz gerektiğini ve bu açıdan kış mevsiminin büyük bir fırsat olduğunu belirten Prof. Dr. Halil İbrahim Altınsoy, “Vücudumuzun en önemli ihtiyacı düzenli ve doğru beslenmektir. Bunun yanı sıra yapılacak egzersizler de genel sağlığımıza büyük faydalar sağlamaktadır. Sadece beden sağlığımız değil göz sağlığımız da beslenme alışkanlıklarımızdan doğrudan etkilenmektedir. Özellikle göz sağlığı için beta karoten ve A vitamini içeren besinler tüketmek retina ve gözün diğer bölümlerinin düzgün çalışmasına yardımcı oluyor. Bu yöndeki en büyük zenginliği ise kış mevsiminde yaşamaktayız.” diyor.

Barındırdığı vitamin ve mineraller ile göz sağlığınızı koruyacak 10 besini sıralayan Prof. Dr. Altınsoy, “Koyu, yeşil yapraklı sebzeler, turuncu meyve ve sebzeler, balık, fasulye ve baklagiller, yumurta, turpgiller, fındıklar ve tohumlar, yağsız et ve orman meyvelerinin tüketimi bu açıdan büyük önem taşıyor. Bu besinlerin düzenli şekilde tüketimi hem genel sağlığımıza hem de göz kuruluğuna, yaşa bağlı makula dejenerasyonu, glokom, gece körlüğü, katarakt gibi göz hastalıklarına karşı da tam koruma sağlıyor. Ispanakta bulunan A vitamini gözün gece görüşünü ve direnicini artırırken, yaban mersini ve tatlı patatesin sahip olduğu C vitamini ise gözde katarakt ve makula dejenerasyonu riskini en aza indiriyor. Omega-3’ler bakımından zengin somon balığı retinanın fonksiyonunu koruyan hücre zarlarına yapısal destek sağlıyor. Tamamlayıcı besinler arasında en zengin içeriğe sahip chia tohumları ise içinde barındırdığı beta karoten, E ve C vitaminleri makula dejenerasyonunu önlemeye yardımcı oluyor” diyerek sözlerini tamamlıyor.

Göz Sağlığınızı Koruyacak 10 Besin

Koyu, Yeşil Yapraklı Sebzeler

Ispanak ve lahana gibi yeşillikler, gözünüzdeki kan damarlarını güçlendiren ve katarakt oluşumunu önleyen C vitamini açısından zengindir. Ayrıca yaşa bağlı makula dejenerasyonunun ilerlemesini yavaşlatan lutein ve zeaksantiniye sahiptir.

Turuncu Meyve ve Sebzeler

Tatlı patates, balkabağı, havuç, turuncu biber ve kayısı gibi turuncu besinler beta-karoten açısından zengindir. Gözlerde gece görüşünü güçlendirirken yaşa bağlı makula dejenerasyonunun da ilerlemesini yavaşlatır.

Balık

Somon, ton balığı veya alabalık gibi balıklar bağışıklık sistemini güçlendiren hücre ve sinir sistemini koruyan Omega-3 yağ asitleri kaynağıdır. Omega-3’ler kuru göz semptomlarını hafifletebilir ve glokoma karşı koruyabilir.

Fasulye ve Baklagiller

Nohut, barbunya, mercimek ve fasulye gibi baklagillerde çinko oranı yüksektir. Çinko, gece körlüğünü azaltabilir ve yaşa bağlı makula dejenerasyonunun ilerlemesini azaltmada yardımcı olabilir. Ayrıca gözü koruyan bir pigment olan melanin üretimine de yardımcı olur.

Yumurtalar

Yumurtalar, değerli vitamin ve mineraller açısından oldukça zengindir. İçeriğinde lutein, çinko, zeaksantin, D ve A vitaminlerini barındırır. Gözleri gece körlüğüne ve kuruluğa karşı korur.

Kabak

Kabak, lutein ve zeaksantin ve C vitamini açısından mükemmel bir kaynaktır. Kışlık kabak A vitamini ve Omega-3 yağ asitleri içerirken, yaz kabağı da çinko kaynağıdır. Gece körlüğünü azaltabilir ve yaşa bağlı makula dejenerasyonunun ilerlemesini yavaşlatır.

Turpgiller

Brokoli, karnabahar ve brüksel lahanası gibi sebzeleri barındıran turpgiller A, C ve E vitaminleri, lutein, zekasantin ve beta-karoten gibi besin maddelerinin kombinasyonuna sahiptir. Bu antioksidan bileşikler hastalıklara karşı vücuttaki ve gözdeki hücreleri korur.

Fındıklar ve Tohumlar

Fındık, badem, yer fıstığı gibi besinler güçlü bir antioksidan olan E vitamini açısından zengindir.Keten ve chia tohumları da iyi bir Omega-3, vitamin ve antioksidan kaynağıdır. Bu besinler yaşa bağlı makula dejenerasyonu, kuru göz ve diğer hastalıklara karşı doğal koruma sağlar.

Yağsız Et

Özellikle kümes hayvanları, istiridye ve yengeç gibi yağsız etler çinko açısından zengindir. Çinko, gece körlüğünü azaltabilir ve yaşa bağlı makula dejenerasyonunun ilerlemesini azaltmada yardımcı olabilir.

Orman Meyveleri

Çilek, kiraz ve yaban mersini gibi meyveler yaşa bağlı makula dejenerasyonu ve katarakta karşı koruma sağlayan bioflavonoidler bakımından zengindir.

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

CEVAP BIRAKIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bilinçli hasta

Tatilinizi Kabusa Dönüştürmeyin

Tarih:

on

Tatilinizi Kabusa Dönüştürmeyin

Tatilinizi kabusa dönüştürmeyin…Güneş, vücudun biyolojik ve psikolojik sağlığı üzerinde olumlu etkiler sağlar. Güneş ışığının yaydığı D vitamini iskelet sistemini güçlendirirken; romatizmal hastalıklar, iltihaplanma, osteoporoz gibi hastalıkların tedavisinde etkin rol oynar. Güneş ışığı ayrıca, kalsiyum emilimini sağlar, bağışıklık sistemini güçlendirir, enerji, depresyon ve stresin azaltılmasına yardımcı olur. Güneşten tam fayda sağlamak için günde 20 dakika güneşe çıkmak yeterlidir.
Güneş ışığı D vitamini için en iyi kaynaktır. Tabii ki güneş ışığına direk şekilde maruz kalmak da kanser riskini artıran bir unsurdur. Neyse ki, korumasız kısa süreli güneşe maruz kalma bile ihtiyaç duyduğunuz D vitamini seviyesini olumlu şekilde etkileyecektir. Bunun için tüm vücudunuzu güneşlendirmek de şart değil; sadece kol ve bacaklarınızın bir kısmının güneş görmesi, özellikle D vitamini almanız için yeterli.
Güneş ışınlarına sürekli maruz kalmak birtakım sağlık sorunlarına neden olabilir. Cildinizi ultraviyole ışınlarından korumak için güneş kremi veya güneş losyonu kullanmak gerekir.

Güneş Kremi Seçimi

Güneş kremi seçerken içeriğinde çinko oksit ve titanyum dioksit bulunmasına dikkat etmek gerekir. Bu iki madde, zararlı UV ışınlarına karşı adeta set vazifesi görür. Seçtiğiniz kremin kimyasal içermemesi de son derece önemli. Özellikle alerjik bünyeye sahip olanlar, güneş kremi seçerken muhakkak doktorlarına danışmalılar. Güneşin zararlarından korunayım derken daha büyük hasarlara sebep olmamak gerekir.
Cilt tipleri kişiden kişiye değişiklik gösterir. Güneş altında kalacağınız zaman; cilt tipiniz, güneş kremi tercihinizi etkileyen faktörlerdir. Washington Üniversitesi Dermatoloji Birimi’nin güneş kremleri üzerinde yaptığı araştırmaya göre, güneş kremleri güneş losyonlarından çok daha etkili koruma sağlamaktadır. Güneşe çıkmadan yarım saat önce sürülmeleri ve iki saatte bir yenilenmeleri gerekir. Yine aynı araştırmaya göre; 30 SPF özellikli güneş kremleri, morötesi ışınların yüzde 97’sini, 50 SPF yüzde 98.5’ini engeller. Yetişkinler için 30 koruma faktörü ideal kabul edilebilirken, çocuklar için bu rakam biraz daha yükseltilmelidir.

Benleri Olanlar Dikkat!

Deriye rengini veren melanosit adındaki hücrelerin bir araya gelmesiyle oluşan açık kahve, koyu kahve, siyah, pembe gibi farklı renklerde deri hizasında görülen ve zaman zaman kabarık oluşumlara ben denir. Aşırı derecede güneşe maruz kalmanın ben oluşumunda veya benin riskli hale gelmesinde etkisi olduğu bilinir. Özellikle yüksek dozda güneş ışınına maruz kalmanın ben artışını arttırdığı doğrudur. Ayrıca bu durum kanserleşme riskini de meydana getirebilir. Yaz aylarında dikkat etmemiz gerekenleri uygularsak bu risklerin önüne geçebiliriz. Örneğin; benlerinizi güneşten koruyarak özellikle güneş ışınlarının en dik geldiği saatler olan 10:00-16:00 arası güneşe çıkılmamaya özen gösterin. Eğer güneşe çıkmak zorunda kalırsanız ise güneş koruyucu krem kullanılmayı ihmal etmeyin. Yazın daha fazla risk altında olan kişiler ise, ileri yaştakiler, açık tenli kişiler, vücudunda çok fazla beni olanlar ve güneş hassasiyeti olan kişilerdir.

Güneş Gözlüğü Önemli…

Koruyucu kremler eşliğinde dahi olsa güneşe çıkarken şapka kullanmak da en makul tedbirler arasında yer alır. Güneşin zararlarından bahsederken, genelde cilt üzerinde oluşturduğu hasarlardan söz edilir ancak gözler de güneşin tehdidi altındadır. Güneş ışınları, gözün lensinde katarakt oluşmasına sebep olabilir. Bu sebeple güneş gözlüğü kullanılması çok önemlidir. Güneş ışınlarının bilinen bir diğer zararı ise erken yaşlanmaya sebep olmasıdır.
Cilde esneklik kazandıran liflerin bulunduğu elastin tabakası, güneşe maruz kaldığında yıpranır ve olması gerekenden çok daha önce cildinizin sarkmasına sebep olur.

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Göz Sağlığı

Güneş Gözlüğü Seçiminin Püf Noktaları

Tarih:

on

Güneş Gözlüğü Seçiminin Püf Noktaları

Yaz mevsimine giriş yaptığımız şu günlerde, gözlerin güneş ışınlarına ve enfeksiyonlara karşı savunmasız olduğunu belirten Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ilgaz Yalvaç, başta güneş gözlüğü kullanmak gibi basit önlemlerle yaz aylarında göz sağlığını korumanın mümkün olduğunu söyledi. Güneş gözlüğü tercih edilirken dikkat edilmesi gereken yedi noktaya değinerek, Güneş Gözlüğü Seçiminin Püf Noktaları neler sıraladı…

Camlar Ultraviyole Işınlarını Bloke Etmeli

Güneş ışınları, insan gözlerinin algılayamayacağı veya hissedemeyeceği oranda ultraviyole (UV) radyasyonu yayar. Gözlerimizi güneşten korumamızı sağlayan güneş gözlüklerinin UV ışınlarından koruyucu özellikte ve gözümüze uygun olmalıdır. Kaliteli bir güneş gözlüğünde öncelikle camın renginin koyu ya da açıklığından ziyade ultraviyole (UV) ışığını engelleyip engellemediği önem taşımaktadır. Güneş gözlüklerinin mutlaka UV ya da morötesi ışınları kestiğine dair bir sertifikası olmalıdır. Normalde her gözlük camı UV’yi değişik oranlarda bloke edebilmekle birlikte etkili UV blokajı için özel kaplamalar kullanılması gerekmektedir. Güneş gözlüklerinin ışığı bloke etme gücü UV200, UV400 ve UV600 gibi ibarelerle belirtilmektedir. Özellikle deniz kenarında ve kayak yaparken minimum UV400 korumalı güneş gözlüklerinin kullanılması gerekir.

CE (Conformité Européene) Belgesi Olmalı

Gözlüğü taktığınızda bulanık görmemelisiniz ve detaylar kaybolmamalıdır. Kaliteli güneş gözlüklerinde güvenilir tescil belgesi olmalıdır. 1995’ten bu yana Avrupa Birliği standartlarına göre kaliteli gözlüklerin üzerinde CE (Conformité Européene) ibaresi bulunmaktadır. CE belgesi, ürünün minimum güvenlik koşullarına uygun olduğunu ifade etmektedir. Gözlük alırken camların boyama ve mika olup olmadığına, camda çizik, kabarcık ve eğrilik bulunup bulunmadığına dikkat edilmelidir.

Gözlük Dikey Bir Çizgiye Odaklanmalı

Kaliteyi anlamanın bir başka yolu da gözlüğü taktıktan sonra dikey bir çizgiye odaklanmaktır. Bu durumda numarasız bir güneş gözlüğünü hareket ettirdiğinizde görüntü hareket etmez. Gözlüğü hafifçe yukarı aşağı, sağa sola hareket ettirdiğimizde bu çizgide oynama ya da kırılmalar oluyorsa o gözlük uygun değildir.

Işık Emilim Oranı Uygun Olmalı

Kullanım kılavuzlarında yer alan “ışık emilim oranı”, gözlük camının dışarıdan gelen ışığın ne kadarını emdiğini, ne kadarını yansıttığını ve ne kadarını içeri verdiğini ifade eder. Şehir ortamında yüzde 40-50, güneş ışınlarının daha dik geldiği dağlık bölgelerde yüzde 50-70, deniz kıyısında ve kayak yaparken yüzde 80-85 emilim uygundur.

Her Pahalı Gözlük, Kaliteli Demek Değildir

Kaliteli bir güneş gözlüğünün mutlaka “UV ışığını engelleyici” özellikte olması gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Ilgaz Yalvaç, bu özelliği olmayan güneş gözlüğünün sadece fazla ışığın geçmesini engellediğini de belirterek şunları aktarıyor: “Ancak bu engelleme hiçbir fayda sağlamaz, aksine zarar verir. Çünkü renkli cam takıldığında göz bebeği küçülmez. Böylece zararlı UV ışını göz içine bol miktarda girer. Kaliteli bir güneş gözlüğünün kalite ve UV blokaj belgeli olması gerekir.”

Gözlüğün Aynalı Veya Polarize Camlı Olması Ekstra Koruma Sağlamaz!

Aynalı camlar göze gelen ışığın bir kısmını geri yansıttıkları için özellikle şiddetli ışığın olduğu deniz kenarlarında tercih edilebileceğini söyleyen Prof. Dr. Ilgaz Yalvaç, “aynalı kaplamalar göze gelen ışık miktarını düşürmekle birlikte UV blokaj oranını etkilememektedir. Polarize cam özelliğinin de normalde ultraviyole blokajıyla ilişkisi olmamakla birlikte hem polarize olan hem de etkili ultraviyole blokajı yapabilen camlar daha emniyetli ve iyi bir görüş konforunu sağlarlar. Gözlük camı rengi ile camın içindeki UV koruması arasında hiçbir ilişki yoktur” dedi.

Sahte Güneş Gözlüğü Takmaktansa, Hiç Takmamak Daha İyidir!

Sahte gözlük takmaktansa hiç takmamak daha iyidir. Sadece görünen ışığı kesen ama UV ışınlarına karşı bir blokaj sağlamayan güneş gözlükleri, gözbebeğinin gözün kendini doğal yolla koruma özelliğini devre dışı bırakır. Gözbebeği, güneş gözlüğünün sağladığı karanlık ortamda iyice açılacağından, görünmeyen UV ışınları açık gözbebeğinden içeri çok fazla oranda girer. Bu nedenle, UV filtresi olmayan sahte güneş gözlükleri kullanılmamalıdır.

Doğru Bildiğimiz Yanlışlar

  • UV koruması, gözlüğün renginin koyuluğu ile değil yapım maddesi ile ilgilidir. Renklendirme oranı, sadece ışığın şiddetini azaltarak görme konforu sağlar.
  • Polarize camlar parlamayı keser fakat UV ışıklara karşı koruyuculuğu yoktur.
  • Gözlükleri giysilerin ucuyla temizlemek, çantaya ya da cebe gelişigüzel atmak sıklıkla yapılan yanlışlıkların başındadır. Bu hatalar cam üzerinde mikro çizikler oluşmasına neden olur. Gözle görülmeyen bu çizilmeler zaman içinde görme kalitesini bozar.
  • Gözlüğün kullanılmadığı zamanlarda orijinal kutusunda saklanması; temizliğin ise akan su, sabun veya ürünle birlikte verilen mikrofiber bez ile yapılması gerekir
  • Kontakt lens kullanan kişilerin, lensleri UV filtreli dahi olsa üzerine güneş gözlüğü takmaları gerekir. Güneş gözlükleri, kontakt lens kullanıcılarının sıklıkla karşılaştığı gözlerde kuruma sorununa karşı koruma sağlar.
  • Güneşin çok yoğun olduğu ortamlarda güneş gözlüğü ile beraber mutlaka siperli şapka desteği ile beraber güneş ışınlarının istenmeyen etkilerinden gözümüzü korumalıyız.

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Göz Sağlığı

Çocuğunuz Bilgisayarda Çok Vakit Geçiriyorsa Dikkat

Tarih:

on

Çocuğunuz Bilgisayarda Çok Vakit Geçiriyorsa Dikkat

Çocuklarda ve yetişkinlerde telefon ve tablet kullanıma bağlı olarak uzağı görememek anlamına gelen miyop hızla yayılıyor. 2050’de dünya nüfusunun yarısı miyop olacak.

Son dönemde çocuklarda ve hatta yetişkinlerde en sık görülen göz hastalıkları arasına giren miyop (uzağı görememe hastalığı) salgın gibi. Bilim insanlarının öngörülerine göre 2050’ye kadar dünyanın yarısı miyop olacak. Çünkü çocuklar tablete ve bilgisayara bakmaktan dış ortama çıkmıyor. Yeditepe Üniversitesi Göz Hastalıkları Araştırma ve Uygulama Merkezi Göz Hastalıkları uzmanı Prof. Dr. Şule Ziylan, çocukluk çağındaki miyop vakalarının artmasının en önemli nedeninin çocukların çok fazla kapalı ortamda bulunmasına ve bilgisayara çok bakmalarına bağlıyor.Göz sağlığı için mutlaka güneşe çıkın ve 6 metreden uzağa bakmayı gerektiren açık ortamlarda bulunması yönünde açıklamalarda bulundu.

Telefon, Tablet, Bilgisayarla en fazla 20 dakika

Yeditepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şule Ziylan, miyopu tüm dünyada hızla yayıldığını belirterek, “Bu ülkemizde de böyle. Bunun nedeni de çocukların yakından baktıkları telefon, tablet ve bilgisayar da çok vakit geçirmeleri. Daha önceleri çocuklar sokakta, parkta oynarlardı. Şimdi ise kapalı, loş ortamlarda çok vakit geçiriyorlar. Bu da miyopun artmasında büyük etken olarak gösteriliyor. örneğin Uzakdoğu’da miyop çok arttığı için, burada yaşayan çocuklara her gün ‘günde 2 saat güneş ışınları altında sokakta, pakta oynamaları’ konusunda tedavi seçenekleri getiriliyor. Dışarıda oyun oynamak çocuğun uzak hedeflere bakmasını sağlıyor. Bizim için çocuklar 6 metreden uzağa bakmayı gerektiren açık ortamlarda oynamalı. Bu da parkta, sokakta, spor alanlarında olmak demek. Aileler, çocuklarına tableti, telefonu, bilgisayarı 20 dakikadan fazla vermemeli. Bebeklerin eline kesinlikle cep telefonu verilmemeli” dedi.

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar

web partner | Web Tasarım