Connect with us

Gazete Yazıları

Genç Kalmak İçin Sırtüstü Yatın

Tarih:

on

genç kalmak

Genç kalmak için yaşlanma karşıtı bakımlara çok para harcamanıza gerek yok! Cildinizi doğru besinlerle beslemek, her gece temizlemek ve sırtüstü yatmak önemli.

Yaşlanmak, ömrü yetenlerin asla kaçamayacağı yegane aşamadır. Kimileri yaşlanmayla gelen kırışıklıkları severken, kimileri erken yaşlardan itibaren tedbir almaya başlar. Yaşlanmanın cildiniz üzerindeki etkilerinden kurtulmak için dışarıdan uygulayacağınız maske ve benzer ürünler etkili ancak yetersizdir. Yaşlanmaya karşı en kuvvetli silah, sofranızda bulunanlardır. Özellikle hanımlar için vazgeçilmez olan kozmetik ürünler, milyon dolarlarla ifade edilen bu pazarda daha çok kazanmak isteyenlerin insafına kalmış durumda. Bu sebeple, önlem alırken en doğrusunu yaptığınızdan emin olmalısınız. Amerika’da yapılan araştırmalar, bazı sebze ve meyvelerin, düzenli tüketildiğinde 7 yaş genç görünmenize destek olduğunu gösterdi.

SARI BİBER

Sarı biber genellikle salatalarınızı renklendirmek için kullandığınız bir sebzedir. Oysa sofra estetiği dışında da faydaları olan sarı biber, C vitamini bakımından oldukça zengin bir sebzedir. İçerdiği C vitamini oranı, cilde zarar verdiği bilinen serbest radikalleri durdurmaya yetecek seviyededir. Sahip olduğu özellikler sebebiyle kırışık önlemede sarı biber oldukça faydalıdır.

SELENYUM ZENGİNİ ARPA TÜKETİN

YUMURTA

Kahvaltı kültürümüz itibariyle sıklıkla tükettiğimiz yumurtanın cildiniz üzerinde de olumlu etkileri vardır. Yapılan araştırmalar, yumurtada bulunan yağsız proteinlerin cildin sarkmasını önlemek adına cilt dokularını dolduran ve protein zengini bağlayıcı dokular olan kolajen üretimi sağladığını gösteriyor.

HASARLI CİLTLER İÇİN TAM ARPA

Selenyum, güneşin zararlı etkileriyle savaşmak isteyenler için son derece kıymetli bir mineraldir. Güneşin cildiniz üzerindeki zararlarını detaylarıyla anlattığım yazıma arşivden ulaşabilirsiniz. Selenyumdan faydalanmak isteyenler, tam arpa tüketmeye başlayabilirler çünkü yapılan araştırmalar, tam arpanın selenyumdan oldukça zengin olduğunu gösterdi.

CİLT LEKELERİNİN DÜŞMANI SOMON

Somon balığı ciltte leke ve sivilce oluşumuna neden olan enflamasyonu yatıştırmaya yardımcı omega-3 yağ asitleri bakımından oldukça zengindir. Somon balığında astaksantin adı verilen bir kimyasal daha vardır ki ete pembe rengini bu madde verir. Astaksatin, daha genç bir cilt isteyenler için mucize niteliğinde etkiye sahiptir.

SADECE BESLENMEK YETERLİ DEĞİL!

Sadece dışardan yapılan uygulamaların yetmediği gibi, sadece doğru beslenme de güzel bir cilt için yetersizdir. İyi görünen bir cildin en önemli kaynağı dinlenmiş bir bedendir. Uyku, bedeni dinlendiren en önemli zaman dilimidir. Bu sebeple en verimli uykuya nasıl ulaşacağınız çok önemlidir.

SIRTÜSTÜ YATIN

Cildinizin daha az kırışmasını ve daha az yıpranmasını istiyorsanız, sırtüstü yatın. Böylece cildiniz, görmediğiniz bakteri ve benzer zararlılarla dolu yatak tekstilinizle temas etmemiş olacaktır. Ayrıca sırt üstü yatmak, göğüs kafesini rahat bıraktığı için yeterli oksijeni almanızı sağlar.

ERKEN YAŞLANMA SEBEBİ

DÜZENLİ UYUYUN

Düzenli uykudan kastım, tutarlı uyumaktır. Amerikalı bilim adamlarına göre, tutarlı bir uyku rutini sürdürdüğünüzde uykunun belirli evrelerinde vücudunuz bazı hormonlar salgılıyor. Düzenli uyku uyumadığınız zaman bu hormonların salgılanması duruyor ve her bir biyolojik evrede aksamalar meydana geliyor. Hormon salgılamadaki bu bozukluksa kan dolaşımınızda enflamatuar maddelerin artmasına neden oluyor. Aynı enflamatuar maddeler hücresel seviyede cildinize zarar veriyor ve erken yaşlanmaya neden oluyor. Her gece yatağa aynı saatte girmeye ve sabahları aynı saatte kalkmaya çalışın.

EGZERSİZ İLE RAHATLAYIN

UYKUDAN ÖNCE HAREKET EDİN

Uzun yıllar, uykudan önce hareket etmenin uykuyu zorlaştırdığı söylendi. Ancak son yıllarda yapılan araştırmalar bunun tam tersini söylüyor! Son araştırmalar, yatma vaktinden önce yapılan egzersizin rahatlamanıza ve yatışmanıza yardımcı olabileceğini gösteriyor. Yatmadan önce yapılan orta seviyeli egzersiz aynı zamanda vücut ısınızı düşürmeye yardımcı olarak daha hızlı uykuya dalmanızı sağlar.

CİLDİNİZİ HER GECE TEMİZLEYİN

Yediklerinizi kontrol altına aldınız, davranışlarınızı bu yönde değiştirdiniz diyelim, yeter mi? Yetmez. Cildinizi her gece AHA yani alfa-hidroksi bazlı temizleyicilerle temizleyin. Bu madde meyvelerden elde edildiği için cildiniz için zararsızdır. Alfa-hidroksi asit içermeyen çoğu temizleyiciler gün boyu ciltte biriken kiri yeterince temizleyemez. Kiri ve biriken ölü hücreleri temizleyerek onların altında kalan yeni cilt hücrelerinin daha hızlı gelişmesine yardımcı oluyorlar. Ürün etiketinde, glikolik, laktik, sitrik, malik veya tartarik gibi sonu ‘ik’le biten içerikleri arayın. Böylece cildiniz kremleri daha iyi emecek ve böylece daha aydınlık, ışıl ışıl ve genç görünen bir cilde sahip olacaksınız.

PEELİNG SON DERECE ÖNEMLİ

Düzenli peeling yapmak da cildiniz için son derece faydalıdır. Peelingler, cilt üzerinde biriken ölü derinin arınmasında oldukça önemli rol oynar. Dışarıdan temin edeceğiniz peelinginizin, glikolik içerikli olmasına özen gösterin. Nem, cildiniz için hayati öneme sahiptir. Iyi nemlendirilmiş bir cilt kesinlikle çok daha sağlıklıdır. Her sabah ve akşam seramid içeren bir cilt nemlendiricisiyle cildinizi nemlendirin. Seramidler, cildin nemi muhafaza etmesine ve tahriş edici maddeleri uzak tutmasına yardımcı oluyor. Maksimum derecede neme ulaşmak için her gece ve gündüz ortalama büyüklükteki bir bozuk para kadarını uygulayarak tüm yüzünüze yayın.

YAŞLANMA KARŞITI BESİN TAKVİYESİ

Sarkan cildinizle sadece piknogenol (pycnogenol) isimli takviyeyi alarak ameliyat olmadan başa çıkabilirsiniz. Nasıl mı işe yarıyor?

Vücudumuzda üretilen başlıca maddelerden hyalüronik asit, ciltteki nemi muhafaza ederek cildin sıkı ve kırışıksız kalmasını sağlıyor. Çam ağacı kabuğundan üretilen piknogenolün, hyalüronik asit üretimini sağlayan enzim seviyesini yüzde 44’e kadar artırdığı kanıtlandı. Bu da, 12 haftalık piknogenol kullanımı sonrası daha esnek, pürüzsüz bir cilt ve ince çizgilerde azalma göreceğiniz anlamına geliyor.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Covid-19

Ateşsiz Covid-19 Geçirmek Mümkün

Tarih:

on

Yüksek ateş gibi bazı Covid-19 belirtileri diğerlerinden daha yaygın görünür. Bu günlerde kendinizi hasta hissediyorsanız doktora gidip test yaptırmak için en ayırt edici belirti ateş. Peki ya ateşiniz yoksa?

Çok değil, bundan bir yıl önce öksürük, vücut ağrıları ve halsizlik yaşamak gribin olağan belirtileriydi. Ancak coronavirüs hayatımıza girdi ve her kış en az bir kez yaşadığımız bu belirtiler değim yerindeyse kâbusumuz oldu.

Genel olarak solunum yolu hastalıkları hakkında bildiklerimiz yeni coronavirüs Sars-CoV-2 ile birlikte oldukça gelişti. Virüs dünyanın üzerine kara bir bulut gibi çökerken sağlık otoriteleri 3 belirtiye özellikle dikkat çekti; ateş, kuru öksürük ve nefes darlığı.

Covid-19 belirtilerini içeren listeye her geçen gün yeni bir bulgu eklendi. Şuan Amerikan Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi’nin yayımladığı listede 11 resmi Covid-19 semptomu bulunuyor ve bunlar hala olası her belirtiyi kapsamıyor.

Diğer belirtilerle birlikte ateş görülmeyebiliyor

Yüksek ateş gibi bazı Covid-19 belirtileri diğerlerinden daha yaygın görünür. Ancak bazı belirtiler de neredeyse kişiye özel ortaya çıkıyor. Bu günlerde kendinizi hasta hissediyorsanız doktora gidip test yaptırmak için en ayırt edici belirti ateş. Peki ya ateşiniz yoksa?

Ateşinizin olması vücut ısınızın normalden yüksek olduğu anlamına gelir. 38 dereceden yüksek vücut ısısı, vücudunuzda bir terslik olduğunu doğrular. Ateş, vücudun Covid-19 da dâhil olmak üzere bir enfeksiyona verdiği doğal tepkidir. Bağışıklık sistemi istenmeyen bir patojeni, genellikle bir virüsü veya bakteriyi öldürmeye çalıştığı için vücut ısısı aniden yükselir. Normal vücut sıcaklığında, bu hastalığa neden olan istilacılar kolayca çoğalabilir, ancak ortam ısındığında hayatta kalmaları zorlaşır.

Coronavirüs vücuda girdiğinde de bağışıklık sisteminin tepki göstermesi ve vücut ısısının yükselmesi beklenir. Bu virüs hakkında öğrendiğimiz son gelişmeye göre ise Covid-19 ateşsiz de görülebiliyor.

Asemptomatik kişilerde genel olarak ateş dâhil hiçbir belirti görülmediğini biliyoruz. Uzmanlara göre Covid-19 geçiren birçok insanda diğer belirtiler görülürken ateş görülmüyor. Öte yandan enfekte bir kişi teknik olarak ateşi yükseldiğinde ya da düştüğünde bunu fark etmeyebilir.

Ateşiniz olmasa da kendinizi izole edin

Ateş veya titreme, öksürük, nefes darlığı veya nefes almada güçlük, yorgunluk, kas veya vücut ağrıları, baş ağrısı, tat veya koku kaybı, boğaz ağrısı, burun tıkanıklığı veya akıntısı, mide bulantısı ya da kusma ve ishal gibi belirtilerle birlikte deri döküntüleri ve göz kızarıklığı gibi daha nadir semptomlar da Covid-19 ile ilişkilendiriliyor.

Bu belirtilerden bazılarının bir arada görülmesi ilk olarak yüksek ateşi sorgulamayı akıllara getirebilir. Ancak ateş Covid-19 varlığının göstergesi olarak değerlendirilmemeli.

Olağandışı belirtiler yaşıyorsanız ancak ateşiniz yoksa yine de kendinizi izole edin. Bir sağlık kurulusu ile iletişime geçerek, testler, izolasyon yönergeleri ve tedavi seçenekleri hakkında bilgi alın. Yaşadığınız soğuk algınlığı veya grip de olabilir. Ancak vaka artışlarını göz önünde bulundurun, sağlık durumunuz hakkında daha fazla bilgi alana kadar güvende olmak ve çevrenizdekileri güvende tutmak için izole olmaya devam edin.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Covid-19

Neden Çin Aşısı?

Tarih:

on

Çin aşısı ile Çin’de yüz binlerce kişi aşılandı. Sağlık çalışanları, pandemi önleme personeli ve sınır denetim personeli gibi belirli gruplar aşılanarak bir bakıma bağışıklık bariyeri oluşturuldu. 

Bir önceki yazımda Çin’de yapılan aşı çalışmalarının anlatmaya çalıştım. Bu yazımda ise bu çalışmaların sonuçlarının değerlendireceğim.

Daha önce bahsettiğim gibi; Çin aşı çalışmalarını bir adım önde götürüyor. Henüz virüs ortaya çıkalı bir yıl bile olmamışken, Çinli aşı üreticileri aşı adaylarını piyasaya sürmeye başladı.

Çinli üreticiler aşı dağıtımına başladı

Sinovac, 46 milyon doz Covid-19 aşısını Brezilya’ya ve 50 milyon doz Türkiye’ye sağlamak için anlaşma imzaladı. Ayrıca 40 milyon dozluk aşı konsantresi Endonezya’ya yerel olarak tedarik edilecek ve son ürün orada üretilecek.

CanSino, aşısının 35 milyon dozunu Meksika’ya teslim edecek, CNBG ise Orta Doğu ve Güney Amerika pazarlarına bakıyor. BAE, 2021’de CNBG ile ortaklaşa yaklaşık 100 milyon doz üretecek, diğer ülkelerle görüşmeler devam ediyor. CNBG, 2021’de bir milyardan fazla doz üretebileceğini açıkladı. Çin ayrıca, herhangi bir ürünün güvenli olduğunun kanıtlandığından emin olmak için Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve küresel Salgın Hazırlık Yenilikleri Koalisyonu (CEPI) liderliğindeki Covid-19 Aşı Küresel Erişim (COVAX) grubuna de katıldı.

Çin, ulusal aşılama programıyla ilgili olarak bu üç şirketin her birinde yapılan araştırmalardan memnun görünüyor. Haziran ayında CanSino, orduyu aşılama yetkisini aldı ve o zamandan beri hem Sinovac hem de CNBG, devam eden klinik denemelerin dışında Çin’deki büyük nüfusu aşılamak için onay aldı.

Sonuç olarak Çin’de yüz binlerce kişi aşılandı. Sağlık çalışanları, pandemi önleme personeli ve sınır denetim personeli gibi belirli gruplar aşılanarak bir bakıma bağışıklık bariyeri oluşturuldu. CNBG’nin aşı çalışmaları sonucu ciddi bir istenmeyen yan etki görülmedi. Sinovac’e göre ise şirket çalışanlarının yüzde 90’ından fazlası yüksek risk grubu olarak görüldükleri için aşı olmayı kabul ediyor. Şirket Ekim ayında, Zhejiang eyaletinde Şangay yakınlarındaki Yiwu’da iki dozluk aşısını satmaya başlamıştı.

Sinovac aşısının başarı oranı yüksek

Devlete ait aşı üreticisi ve Sinovac’ın Endonezya’daki ortağı Bio Farma, Sinovac’ın COVID-19 adayının 3. aşama klinik deneylerinde yüzde 97’ye kadar etkili olduğunu açıkladı. Ancak Sinovac, Bloomberg’e yüzde 97’lik rakamın aşının etkinliğine atıfta bulunmadığını açıkladı ve bunun yerine aşının serokonversiyon oranını temsil ettiğini söyledi. Serokonversiyon oranı, aşının COVID-19 antikorları üretip üretmediğini saptar, yani aşının, onu alan gönüllülerinin yüzde 97’sinde antikorları tetiklediği anlamına gelir. Ancak aşının COVID-19’a karşı koruma sağladığını kanıtlamaz.

Yüzde 97 etkinlik, şu ana kadar bildirilen en iyi klinik araştırma verisi. ABD merkezli Pfizer ve Moderna, ABD’deki Faz 3 denemelerinde sırasıyla yüzde 94 ve yüzde 95 etkinlik oranları bildirdi. Ancak Bio Farma, Sinovac’ın etkinliği hakkındaki sonucunu daha küçük bir katılımcı havuzundan (yaklaşık 1.600 kişi) ve daha kısa bir zaman çerçevesinde aldı.

Adayını Almanya’nın BioNTech’iyle birlikte geliştiren Pfizer, Kasım ayında açıkladığı yüzde 94 etkinlik rakamını, Temmuz ayında başlayan 43.000 katılımcılı Faz 3 denemesinden elde etti. Moderna’nın Faz 3 denemesi de o ay başladı ve aşı 30.000 gönüllü üzerinde denendi.

Sinovac’ın 3. aşama denemesinin tüm sonuçlarının Ocak 2021’de gelmesi bekleniyor. 16 Nisan – 25 Nisan 2020 tarihleri ​​arasında 144 katılımcı faz 1 denemesine ve 3 Mayıs – 5 Mayıs 2020 tarihleri ​​arasında 600 katılımcı faz 2 denemesine kaydoldu. 743 katılımcıya en az bir doz aşı yapıldı.

Faz 1 denemesinde, aşı olan gönüllülerin ortalama yüzde 33’ünde ilk iki hafta içinde istenmeyen yan etkiler görüldü. İlk 4 hafta içinde gönüllerde görülen yan etki oranı ise ortalama yüzde 14 oldu. Aşılamadan sonraki 14. günde gönüllülerin ortalama yüzde 48’inde antikor oluşumu belirlendi. 28. günde ise katılımcıların ortalama yüzde 81’inde antikorlara rastlandı.

Faz 2 denemesinde, 14. güne kadar katılımcıların ortalama yüzde 30’unda yan etki görüldü. 28. güne kadar yan etki geliştiren katılımcı oranı ise ortalama yüzde 19. 14. günde gönüllülerin ortalama yüzde 95’inde, 28. günde ise yüzde 99’unda antikor oluştuğu görüldü.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Covid-19

Aşı Yarışında Çin Bir Adım Önde

Tarih:

on

Çin’de Covid-19 aşısı geliştirme ve uygulama ihtiyacı, virüsün yayılmasını etkili bir şekilde durdurduğu için diğer ülkelerden farklı. Çin hükümeti pandemiyle erken başa çıkabildi ve sonuç olarak aşı geliştirmeye zaman ayırabildi.

Şiddetli akut solunum sendromu, yani SARS hastalığına sebep olan yeni tip coronavirüsün neden olduğu ve devam eden Covid-19 pandemisi, dünya çapında yüksek morbidite ve mortaliteye yol açtı.

Salgın başladığından beri, dünyanın dört bir yanındaki araştırmacılar, şu anda klinik öncesi veya klinik geliştirme aşamasında olan 200’den fazla çalışma ile Covid-19 için aşılar geliştirmeye çalışıyor. Öte yandan salgının başladığı yerde, aşı çalışmaları da bir adım önde gidiyor. Peki, Çin aşıları ne kadar güvenli ve bu aşılar hakkında ne biliyoruz?

Çin aşıları 16 ülkede deneniyor

Çin’de Covid-19 aşısı geliştirme ve uygulama ihtiyacı, virüsün yayılmasını etkili bir şekilde durdurduğu için diğer ülkelerden farklı. Sınırların kısmen açık olmasına ve uluslararası seyahatin ciddi şekilde kısıtlanmasına rağmen, Çin hükümeti pandemiyle erken başa çıkabildi ve sonuç olarak aşı geliştirmeye zaman ayırabildi.

Çin’deki aşı yarışında dört ana üretici var; Tianjin merkezli CanSino, Wuhan’dan CNBG, Pekin’deki Sinovac ve Anhui merkezli ZFLongkema. Ülkede çok az COVID-19 vakası varken, Çinli aşı üreticileri ürünlerinin etkinliğini denizaşırı ülkelerde test etmek zorunda kaldı; beş aday en az 16 ülkede etkinlik (aşama 3) denemelerinde bulunuyor.

Covid-19 için ilk aşı denemesi Çin’de başladı

Uygulanabilir bir aşı elde etmek için farklı yaklaşımlar ortaya çıktı. CanSino, aşı adayını, Covid-19’un yüzey proteini için bir gen parçasını ekledikleri adenovirüs 5 (Ad5) olarak bilinen yaygın ve büyük ölçüde zararsız bir virüs kullanarak geliştirdi. Mart ayında şirket, güvenliğini ve bağışıklık tepkilerini tetikleme yeteneğini test etmek için dünyanın ilk Covid-19 aşı denemesini Wuhan’da başlattı ve dünyada Covid-19 aşısını deneyen ilk şirket oldu.

Sinovac Biotech ve CNBG ise Sars-CoV-2’nin öldürülmüş hali ile insanları aşılamak üzerine yoğunlaştı. Bu, karmaşık bir protein veya RNA tasarımı veya genetik mühendisliği gerektirmez. Bilim adamları, virüsü basitçe bir kimyasal (beta propiolakton) ile etkisiz hale getirir ve onu tahriş ederek bağışıklık sistemini etkili bir şekilde tam alarm durumuna geçiren bir yardımcı madde ile karıştırır. Teorik olarak, bu tür aşılar, başak gibi tek bir viral protein setinden ziyade tüm viral protein setini içerdikleri için daha geniş antikor ve T hücresi tepkileri üretebilir. Ve sıfırın altındaki sıcaklıklarda saklanması gereken mRNA aşılarının aksine, inaktive edilmiş virüsler, sıradan soğutmadan fazlasını gerektirmez. Bu, Rus Sputnik V aşısına benzer bir aşı.

Sıfırın altındaki soğutma ve depolamanın birçok tropikal ve subtropikal ülkede sorunlu olabileceğinden inaktive aşıların lojistik avantajları var. Ancak dezavantajları da olabilir; Bu aşılar iki dozun uygulanmasını gerektiriyor, ancak küçük bir ihtimal de olsa hastalar bu tür aşılara karşı kronik reaksiyonlardan mustarip olabilir ve hatta hastalığı geliştirebilir.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar