Connect with us

Çocuk Sağlığı

Gebelikte Beslenme Çocuğun Geleceğini Etkiliyor

Tarih:

on

Gebelikte Beslenme Çocuğun Geleceğini Etkiliyor

Obezite artık sadece yetişkinleri değil, gençleri ve hatta çocukları da etkiliyor. Memorial Şişli Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Çocuk Endokrinolojisi Uzmanı Dr. Elif Özsu, gebelikte beslenme çocuğun geleceğini etkiliyor dedi ve çocuklarda obeziteye karşı alınması gereken önemler hakkında ailelere önerilerde bulundu.

Vücut Kitle İndeksi Çocuklarda Farklı Hesaplanıyor

Obezite vücut yağ dokusunun artması olarak tanımlanabilir. Bu yağ oranını doğrudan ölçmek mümkün olmadığı için vücut kitle indeksi kullanılmaktadır.Vücut kitle indeks değerinin yaş ve cinsiyete göre yüzde 95 persentil üzerinde olması obezite olarak kabul edilmektedir. 2 yaş ve altı çocuklarda ise boya göre ağırlık değeri kullanılır ve eğer bu değer yüzde 97 – üzeri ise obezite tanısı konulur.

Gebelikte Beslenmeye Dikkat

Bebek-anne sağlığı paralellik gösterir. Annenin gebelikteki beslenme şekli ve kilo alımı doğrudan bebeği etkileyecektir. Eğer anne düzensiz beslenir ve aşırı kilo alırsa bebekteki genetik kodlama ile ileri yaşlarda bazı riskler oluşabilir. Ayrıca ilk 3 ay başta olmak üzere gebelik boyunca yeterli ve dengeli beslenmeyen anne adaylarının bebeklerinde insülin direnci artmaktadır. Gebelikte fazla şeker tüketen annelerin bebekleri ise okul çağında yağlanma göstermektedirler. Kanada’da yapılan çalışmada 1 yaşında dahi yağlanma paterninin arttığı saptanmıştır. Daha önce kilolu olup, gastrik bypass yapılıp sonrasında gebe kalan annelerin bebekleri opere olmayıp gebe kalabilenlere göre metabolik yönden daha şanslıdırlar. Erken yaşta gebe kalınmasının da ileri yaş obezitesinde önemli rol oynadığını belirtelim.

Gebelikte 9-12 Kg’dan Fazla Alınmamalı

Gebeliğin başlangıcından itibaren anne adayı beslenmesine büyük özen göstermelidir. Yanlış beslenme alışkanlıkları düzeltilerek, gebelik için gerekli besin öğelerini içeren dengeli bir diyet oluşturulmalı ve bu diyete sadık kalınmalıdır. Gebelik süresince annenin doğum öncesi kilosu da göz önünde bulunarak 9-12 kg alımı yeterli kabul edilmektedir. Ancak doğum öncesi kilosu fazla olan annelerin daha az kilo alması önerilir. Gebeliğin son 3 ayında yağ birikimini önlemeye yönelik enerji sınırlaması, fetüs büyümesini olumsuz yönde etkileyeceğinden sakıncalıdır.

0-1 Yaş Arası Döneme Dikkat!

Erken çocukluk dönemi ve 0-1 yaş arası infant dönem metabolik program açısından son derece kritik aşamalardır. Erken dönemde kilo alınması; vücut yağlanması, tansiyon ve kardiyovasküler hastalıklar açısından sadece ileri yaş değil, çocukluk dönemi için de risk teşkil eder. Ayrıca bebeklerin gestasyon haftasına göre küçük doğmaları (SGA), büyük doğmaları (LGA)ya da ileri derece prematür olmaları ilerleyen yaşlarda metabolik sendrom yani insülin direnci, hipertansiyon, dislipidemi yani kandaki yağ oranında yükseliş ve bel çevresinde artma riski doğurur. Bu bebekler daha çocukluk çağında obez olabilirler.

Çocuklara Diyet Önerilmiyor

Çocukların yaşına göre alması gereken enerji ve besin öğelerini kapsayan dengeli bir beslenme modeli olmalıdır. Gelişme çağında olan bir çocuğa enerjiyi kısıtlayan diyetler yaptırmak büyüme ve gelişmeyi olumsuz yönde etkiler. Anne sütünü erken kesmek ayrıca her ağladığında bebeği beslemek doğru kabul edilmez. İlk 6 ay sadece anne sütü verilmeli, 2 yaşına kadar tamamlayıcı besinlerle birlikte anne sütü verilmeye devam edilmelidir. 6. aydan itibaren uygun tamamlayıcı besinlere azar azar başlanmalı, verilen tamamlayıcı besinler çocuğun ayına uygun olmalıdır. İlk verilen ek besin tatlı olmamalı, süt, şeker-bal, reçel, bisküvi, muhallebi gibi besinlerin verilmesiyle enerji alımının artacağı unutulmamalıdır. Bebeğin tükettiği diğer besinlerin yaşına uygun miktarlarda verilmesi sağlanmalıdır. Uzun süreli biberon kullanımı önlenmeli, anne biberon yerine kaşıkla beslenme yönünde teşvik edilmelidir.

Anne Adayında Metabolik Bir Sorun Varsa…

Gebelikte diyabet olan anne adaylarının erkek bebekler ileri dönemde obez bireyler olabilirler. Gebelikte fizyolojik olmayan yeme davranışları, aşırı yeme, diyabet varlığı daha sonra obezite için risktir. Obez annelerin çocuklarının deri kıvrım kalınlıkları daha yüksektir. Gebelikte alınan ağırlık 16 kg’ın üzerinde ise, çocukların 17 yaşında beden kitle indekslerinin 90 persentilin üzerinde olma olasılığı artmaktadır. Annenin gebelikte preeklampsi yani gebelik zehirlenmesi yaşaması ileri dönemde hem kız hem erkek bebekleri etkileyerek obezite riskini arttırmaktadır.

Çocuğunuzu Obeziteden Korumak İçin Almanız Gereken 15 Önlem

  • Gebelikte kilo kontrolü sağlanmalıdır. Aşırı kilo almak da yetersiz kilo almak da bebeğinizin metabolik sürecini etkiler.
  • Gebelikte şekerden zengin ve katkılı ürünler tüketilmemelidir.
  • Gebelikte ara öğünler atlanmamalı, süt, yoğurt ve yumurta mutlaka yenilmelidir.
  • Asla sigara içilmemeli ve içilen ortamlarda bulunulmamalıdır.
  • 6 ayın altındaki bebeklere meyve suyu verilmemeli, 6. aydan sonra kısıtlı verilmelidir.Mümkünse meyve suyu yerine meyve tüketilmelidir. İlk 2 yıl sık meyve suyu tüketen bebekler 4 geldiğinde artış vücut kitle indeksine sahip olabilirler.
  • Düzenli uyku çok önemlidir. Bebeğin uykusuna çok dikkat edilmelidir.
  • Eve fast food ve basit şekerlerden oluşan atıştırmalıklar alınmamalıdır.
  • Bebeğin yoğurt tüketmesi sağlanmalıdır.
  • Doktora sormadan çocuğa antibiyotik verilmemelidir.
  • Çocuğun beslenmesine zaman ayrılmalı ve öğün atlanmamalıdır.
  • Yemekler ekran karşısında yenilmemelidir.
  • Kendi kendine yemesi ve sık sık su içmesi için teşvik edilmelidir.
  • Ödül olarak çocuklara besin grupları önerilmemelidir.
  • Çocuğun kilo ve persentili yakından takip edilmelidir.
  • Çocukta dikkat çeken bir kilo alımı söz konusuysa bunun ileri yaşlara etkisi düşünülmeli ve hangi nedenlerle kilo aldığı gözlenmelidir. Gerekirse ilgili testlerin yapılması için doktora gidilmelidir.

Hamilelik döneminde beslenmeyle ilgili farklı bir yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et
1 Comment

CEVAP BIRAKIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bilinçli hasta

COVID-19 Çocuğunuzun Psikolojisini de Etkiliyor

Tarih:

on

Anne ve babalar coronavirüs nedeniyle bir yandan evden işlerini yürütmeye çalışırken bir yandan da çocuklarıyla uğraşmaya başladı. Böyle bir durum için kolay bir yol yok. Ancak uygulanabilecek bazı yöntemler hem çocuk hem de ebeveyn için rahatlatıcı olabilir.

Coronavirüs salgını birçok açıdan insanları olumsuz etkiledi. Virüsün yayılmasını engellemek için alınan önlemler stresli günler yaşanmasına neden oldu. Tabi normalleşme süreci yürütmeye çalışıyor olsak da COVID-19 ile mücadele devam ediyor. Yani psikolojik olarak da henüz rahatlayamıyoruz. Bu süreç elbette sadece yetişkinleri etkilemedi. Çocukların hatta bebeklerin bile bu süreçten etkilendiği bir gerçek.

Çocuklar ‘pandemi’ kavramını anlayamayacak kadar küçük olsalar bile hayatlarındaki değişikliklerin farkında. Daha önce sabah evden çıkan akşam eve gelen ebeveynler, pandemi sürecinde çocuklarıyla daha çok vakit geçirmeye başladı. Bu olumlu bir değişim olsa da çocuklar için anormal ve kafa karıştırıcı bir durum. Üstelik çocuklar kendileriyle ilgilenen yetişkinlerin duygularını kolaylıkla sezebiliyor.

Son aylarda dünya genelinde çocuk doktorlarına gelen şikayetler belirgin seviyede arttı. Ebeveynler bir yandan evden işlerini yürütmeye çalışırken bir yandan da her zamankinden daha sinirli, öfke nöbetleri geçiren, uyku sorunları olan ve yeme alışkanlıkları değişmiş çocuklarıyla uğraşmaya başladı. Böyle bir durumla karşı karşıya kalan ebeveynler için kolay bir yol yok. Ancak uygulanabilecek bazı yöntemler hem çocuk hem de ebeveyn için rahatlatıcı olabilir.

Çocuklarınızla salgın hakkında konuşun. Bu konuşmaya daha çok okul öncesi çocuklarının ihtiyacı var. Neden parka gidemediklerini, oyun arkadaşlarıyla bir araya gelemediklerini ve dışarıda yapılabilecek eğlenceli aktiviteleri artık neden yapamayacaklarını anlatmanız gerekir. Basit bir anlatım kullanın ve iyimser olun. Mesela dışarıda insanları hasta edebilecek bir mikrop olduğunu ondan uzak durulması gerektiğini söyleyin. Çocukların ilerde dışarı çıkmaktan korkmaması için mikropları yok etmek için çalışan insanlar olduğunu söyleyin ve maske, mesafe, hijyen üçlüsünün önemi hakkında konuşun. Çocuklarınızı haberlerden ve virüs ile ilgili olumsuz konuşmalardan uzak tutun.

Günlük rutinler belirleyin. Çocuğun uyku ve yemek programını düzenli şekilde devam ettirin. Oyun ve eğlence için bir zaman dilimi belirleyin. Böylece, çocuğunuz kendisiyle oynayacağınızı bilecek ve çalışmanız gereken zaman diliminde kendi başına vakit geçirmeye istekli olacaktır.

Rahat olun. Çocuğunuz biraz daha çizgi film izlemek ya da bilgisayar oyunu oynamak isteyebilir. Bu sürede siz de biraz daha çalışabilirsiniz. Oyun ve eğlence için ayrılan zaman diliminde sürekli eğitici ve öğretici oyunlar bulmanız gerekmez; ev işlerini oyuna dönüştürerek de kaliteli vakit geçirebilirsiniz.

Kendinize iyi bakın. Çocuklar anne ve babaları stresli, sinirli veya üzgün olduğunda bunu hissederler ve kendi suçları olduğunu düşünebilirler. Böyle bir durum her şeyi zorlaştırabilir. Rutinleri oluştururken kendinizi zorlamayın. Yaptığınız şey hoşunuza gitmiyorsa seveceğiniz başka bir yöntem bulun. Kendinizi iyi hissetmiyorsanız da destek almaktan çekinmeyin. Siz iyi olmazsanız çocuğunuz da iyi olmaz.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Aile Sağlığı

Çocuklardaki Belirtileri Hafife Almayın

Tarih:

on

Coronavirüs salgını sürecinde çocukların genellikle COVID-19’u asemptomatik ya da hafif atlattığı söylendi. Ancak son yayımlanan raporlara göre, bazı çocuklarda son derece tehlikeli sonuçlar ortaya çıkabiliyor.

Öğrendiğimiz her yeni bilgiyle birlikte aslında COVID-19 hakkında ne kadar az bilgi sahibi olduğumuz gerçeğiyle yüzleşiyoruz. Araştırmacılar her yeni günde bu virüsün yeni bir etkisini keşfediyorlar. Bu kez Amerikan Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi tarafından, virüsün çocuklarda kalp ve vücuttaki diğer organları hayati şekilde tehdit eden multisistemik inflamatuar sendrom olarak adlandırılan sorunlara yol açabileceği açıklandı.

Yapılan araştırmalarda ortaya çıkan ilk raporlar kalp sorunlarına yol açabilecek inflamatuar bir hastalık olan Kawasaki hastalığı ile karşılaştırıldı. Bazı vakalardaki belirtiler Kawasaki’ye çok benzese de geri kalanının farklı olduğu görüldü. Uzmanlar multisistemik inflamatuar sendromunun, vücudun COVID-19 enfeksiyonuna karşı bir tepkisi olarak ortaya çıktığını düşünüyor. Ancak bu sendroma sahip bazı çocukların da COVID-19 testlerinin negatif çıkması, uzmanları cevaplardan çok yeni sorularla karşı karşıya bıraktı.

Belirtileri tanımak önemli

Bu yeni sendromun belirtileri farklı durumlara göre değişebilir. Ancak temel olarak görülmesi olası bazı belirtiler var.

Tabi bu belirtilere neden olabilecek birçok farklı virüs var. Multisistemik inflamatuar sendromu sadece bu belirtilere bakılarak teşhis edilemez. Kesin teşhis için fiziksel muayene ile organların nasıl çalıştığını ve vücutta iltihap olup olmadığını görmek için gerekli testler yapılmalı.

 

Çocuğunuzun durumunu iyi gözlemleyin

Multisistemik inflamatuar sendrom hakkında bilim insanlarının elinde pek fazla bilgi yok. Ancak şu aşamada nadir görüldüğünü söyleyebiliriz. Coronavirüs ile bağlantılı olma ihtimali düşünüldüğünde, vaka sayısının düşük olması sevindirici bir durum.

Bu sendrom nedeniyle bazı ölümler yaşanmış olsa da tedavi edilebiliyor. Sorunlu organ sistemlerini destekleyen ve iltihaplanmayı kontrol altına alan tedavi yaklaşımlarının şu ana kadar başarılı olduğunu söylemek mümkün.

Bu dönemde çocuğunuzu iyi gözlemlemeniz önemli. Genel durumunda meydana gelen değişiklikleri mutlaka takip edin ve alışılmadık bir belirtiyle karşılaşmanız halinde doktorunuza danışın. Özellikle birkaç gün süren ateş varsa bu belirtiyi hafife almayın. Çocuğunuza COVID-19 teşhisi konmuşsa ve yukarıdaki belirtilerin bazılarını hafif de olsa gözlemliyorsanız doktorunuzu aramak için vakit kaybetmeyin. Belirtilerin şiddetlenme eğiliminde olması durumunda tehlike çanları çalıyor demektir, çocuğunuzu acilen hastaneye götürün.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Aile Sağlığı

Çocuklarınızı Dışarı Çıkartırken Bunlara Dikkat Edin

Tarih:

on

Çocuğunuzu parka götürürken diğer çocuklara yaklaşmamasını, onlarla oynamamasını, parktaki oyun aletlerini kullanmamasını isteyemezsiniz. Bunun yerine kendi alacağınız bazı önlemlerle çocuğunuzu koruyabilirsiniz.

COVID-19’da normalleşme süreci başladığından beri kısıtlamalar da kademeli olarak genişletiliyor. İlk olarak aylardır evde kalmaktan sıkılan 65 yaş üstü ve 20 yaş altı için belirli bir süreliğine yasak kaldırıldı ve nihayet onlar da birkaç saatliğine de olsa açık havanın, akranlarıyla sohbet etmenin, oyun oynamanın tadını çıkardılar. Özellikle çocukların dışarı çıkacağı gün için oyun alanları ve parklar dezenfekte edildi ki, ailelerin içi rahat etsin çocuklar da dilediğince oynasınlar diye. Ancak kendi gözlerinden bile sakındıkları çocuklarını korumak güvende tutmak için bu kadarı yeterli mi?

Belki birçoğunuz büyük tedirginlik içinde çocuklarınızı parka götürdünüz. Diğer çocuklara fazla yaklaşmaması, her yere dokunmaması, elini yüzüne götürmemesi ve cebine koyduğunuz dezenfektanı sık sık kullanması konusunda iyice tembih ettiniz belki de ama parka gidip de diğer çocukları görünce muhtemelen her şeyi unuttu. ‘Çocuğumu tembihlemekten başka ne yapabilirim’ diye düşünüyorsanız, sizin için bazı önerilerim var.

Tenha yerlere gitmeye çalışın

Çocuklarınızla birlikte evden çıkarken sadece kendinizin değil, onların da nerelere dokunduğuna dikkat etmeniz gerekiyor. Evinizden çıktığınız andan itibaren, çocuğunuzun dokunmak isteyeceği birçok yüzey var. Ortak alanlarda, asansör düğmeleri, merdiven korkulukları, oyun alanındaki ekipmanlar ve oyuncaklar gibi birçok şeye dokunmamaları için onları uyarmak yerine, bir oyunla dikkatlerini dağıtabilirsiniz. Siz de bu tür yüzeylere dokunmamak için eldiven veya kâğıt havlu kullanabilirsiniz. Yanınızda mutlaka dezenfektan bulundurun. Her ne kadar dikkatli olsanız da çocuğunuz mutlaka birçok yüzeye dokunacaktır. Hem kendinizin hem de çocuğunuzun ellerini sık sık dezenfektanla temizleyin.

Çocuğunuzu parka götürürken diğer çocuklara yaklaşmamasını, onlarla oynamamasını, parktaki oyun aletlerini kullanmamasını isteyemezsiniz. Bunun yerine varsa kendi bahçenize çıkarmanız ve oyun arkadaşı olmanız en iyi yöntem. Kendi bahçeniz gibi bir seçeneğiniz yoksa tüm çocukların aynı anda dışarıya çıktığı bir anda tenha oyun alanı ya da park bulmak zor olacaktır. Ancak mümkün olduğunca az insanla karşılaşacağınız bir alan seçmeniz gerekir.

Çantanızda atıştırmalık ve su bulundurun

Dışarıdayken diğer ailelerle tanışmak, sohbet etmek isteyebilirsiniz. Neticede sosyalleşme arzusu olan varlıklarız. Böyle bir burumda sosyal mesafenizi korumayı unutmayın. Araya koyduğunuz mesafe sizin koruyucu kalkanınız olacak ve virüse maruz kalma ihtimalinizi düşürecektir. Dışarı çıkarken de birlikte yaşadığınız kişilerle çıkın. Tanıdığınız başka ailelerle birlikte vakit geçirmek isteyebilirsiniz ancak yine sosyal mesafeye dikkat etmeniz gerekir. Çocuklar için bu sosyal mesafe kuralını uygulamak, özellikle kendine arkadaş bulduysa, oldukça zor olacaktır.

Çocuklar açık alanda olduklarında sık sık su ve atıştırmalık isterler. Bunları o anda dışarıdan satın almak yerine daha önceden alıp hazırlayın. Böylece dışarıda çocuğunuzun isteklerini güvenle karşıladığınızdan emin olursunuz. Yanınızda maske bulundurmayı da unutmayın. Bir noktada sosyal mesafeyi korumak zorlaşırsa kullanabilirsiniz. Maske takmak sosyal alanlarda zaten zorunlu. Ancak unutmayın, 2 yaşın altındaki çocukların maske kullanması Amerikan Pediatri Akademisine göre güvenli değil.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar

web partner | Web Tasarım