Connect with us

Kadın Sağlığı

Gebelik Diyabetindeki Artışın Nedenleri

Basın Bülteni

Tarih:

on

Gebelik Diyabetindeki Artışın Nedenleri

Gebelik diyabeti, hem anne hem de bebekte görülebilecek riskler açısından son derece önemli bir konu. Bu açığı giderebilmek ve gebelik diyabetindeki artışın nedenlerini bilmek amacıyla yeni bir araştırma gerçekleştirildi.

Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Hasan Aydın’ın koordinatörlüğünü yaptığı çalışmada, 18-45 yaş arası ve gebeliğinin 24-28 haftasında bulunan İki bin altı yüz kırk üç kadına şeker yükleme testi yapılarak sonuçlara ulaşıldı.

Sonuçlar Öngörülerin Üstünde

Prof. Dr. Hasan Aydın, “Bizim araştırmamızda da gebelik diyabeti görülme sıklığının yüzde 16,2 olduğu yani başka bir ifade ile her 7 gebe kadından birinde gebelik diyabeti görüldüğünü tespit ettik” diyor.Ancak çalışmaya göre, beden kitle indeksi yüksek, ileri yaşta olan ya da ailesinde diyabet hikâyesi bulunanların dışında hiçbir risk faktörüne sahip olmayan kadınlarda da yüzde 4,5 oranında gebelik diyabeti tespit edildiğine dikkat çekiyor.

Bilinen Risklerde Oranlar Yüksek

2017’de TÜİK verilerine göre ülkemizde Bir milyon iki yüz doksan iki bin gebelik oluşmuş. Bunların yüzde 16,2’sinin gebelik diyabeti olduğunu varsayarsak bu bize yaklaşık İki yüz dokuz bin yüz elli gebelik diyabeti olan kadının olduğunu gösterir.

Gebelik diyabetinde yaş, en önemli kriterlerden birini oluşturuyor. Yapılan araştırma da bu bilgiyi doğruluyor.

Gebelik Diyabeti Görülme Oranları

  • 25 yaş altında yüzde 6,9
  • 26-35 yaş arasında yüzde 15,2
  • 35 yaş üzerinde yüzde 32,7

İlk 6 Ayda 8 Kg Kritik Deger!

Bu sonuçlara göre, yaş arttıkça gebelik diyabeti görülme sıklığı artıyor. 35 yaşın üstünde her 3 kadından birinde hastalık ortaya çıkıyor. Bununla birlikte gebelik süresince alınan kilo da diyabet gelişiminde etkili oluyor. İlk 6 ayda 8 kg ve üzerinde kilo alınması durumunda diyabet gelişme riski iki kat artırıyor.

Hiçbir Risk Faktörü Olmayanlar Da Risk Altında!

Vücut kitle indeksinin yüksek olması, ailede daha önce Tip 2 diyabet öyküsünün bulunması, kadının daha önceki gebeliklerinde diyabet yaşaması diğer faktörler arasında yer alıyor. Ancak bu nedenlerden hiçbirinin bulunmaması da hastalıkla karşılaşmayı engellemiyor.

Prof. Dr. Hasan Aydın, “Hiç risk taşımayan, yani 25 yaş altı, beden kitle indeksi normal sınırlarda olan ve ailesinde diyabet hikâyesi bulunmayan her 20 gebeden birinde de gebelik diyabeti görüldüğünü tespit ettik. Bu son derece önemli bir veridir. Çünkü Kuzey Avrupa ülkelerinde riskli grup içinde gebelik diyabet görülme oranı yaklaşık yüzde 2-3 iken, biz de hiç risk taşımayan kadınlardaki oran dahi neredeyse bu rakamın iki katı bulundu. Bu da bize kilo ve beslenme alışkanlıklarının ne derece önemli olduğunu gösteriyor” diye konuştu.

Yapılması Gereken Çok Şey Var…

Gebelik diyabeti, hem annenin hem bebeğin sağlığını etkiliyor. Ayrıca ileri yaşlarda diyabet gelişme riskini artırıyor. Dolayısıyla çalışmanın verilerinin yol haritası çıkarmak adına önemli sonuçları olduğuna işaret eden Prof. Dr. Hasan Aydın, bundan sonra yapılması gerekenleri şöyle sıralıyor:

  • Risk olmayan 20 kadından birinde sorun ortaya çıktığına göre, tartışmasız olarak her gebelik taranmalı.
  • Gebe kadınların komplikasyonlara açık olduğunu düşünürsek bütün kadınlar istisnasız yakın takipte olmalı.
  • Gebelik diyabeti açısından uyanık olunmalı ve tanı konduktan sonra gebelik boyunca takibi iyi yapılmalı.
  • Doğum sonrasında bu kadınlar takip edilmeli. Tip 2 diyabet gelişme riski gözlenmeli.

Hamilelikle ilgili bir diğer konuya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Alternatif Sağlık

Selülit Gerçekleri

Dr. Öz ve Ekibi

Tarih:

on

Selülit hakkında bilmeniz gereken gerçekler…

Selülit hayatın neredeyse kaçınılmaz bir parçası. Herkes bu sinir bozucu cilt durumunu geliştirebilir… Vücudunuzdaki bu izleri tanımalı ve nasıl kurtulacağınız hakkında daha fazla bilgi sahibi olmalısınız.

 

“Selülit Nasıl Giderilir” konulu yazıya ulaşmak için buraya tıklayabilirsiniz.

Sağlıklı yaşam konusunda bilinçlendirici içerik paylaşımı yaptığımız youtube sayfamızı görüntülemek için buraya tıklayabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Aile Sağlığı

COVID-19 Hamilelikte Ne Kadar Etkili?

Halit Yerebakan

Tarih:

on

COVID-19 yayılmaya başladığı andan itibaren tüm dünyaya korku saldı. Özellikle hamile ve yeni doğum yapan kadınlar bu konuda iki kat daha endişeli. Peki COVID-19 fetüs ve yeni doğanlar üzerinde ne kadar etkili?

COVID-19’un bir anda ortaya çıktığı bu süreç özellikle hamile, yeni doğum yapmış ve bebek sahibi olmayı düşünenlerin bebekleri ve kendi sağlıkları ile ilgili soru işaretlerini beraberinde getirdi. İnsan sağlığını tehdit eden bu coronavirüsün yeni ve yakın zamanda ortaya çıkmış olması maalesef bu konuda kesin sonuçlar elde edilebilmesi için yeterli değil. Ancak yine de yürütülen çalışmalardan bazı sonuçlar elde edilmeye başlandı.

Anne adayları COVID-19’dan etkilenebiliyor

Belki birkaç ay öncesine kadar huzurlu bir hamilelik süreci geçiriyordunuz ya da yeni coronavirüsün yayılmasından hemen önce hamile kaldığınızı öğrendiniz. Küresel anlamdaki böyle bir salgının hem bebeğinizin sağlığı hem de kendi sağlığınız için endişe uyandırması son derece doğal.

Tekrar hatırlatmak istiyorum ki bu yeni bir virüs ve hamile kadınlar üzerindeki etkisi hakkında çok az şey biliniyor. Bu konu hakkında araştırma yapan uzmanların ilk tezleri, hamile kadınların COVID-19 ile enfekte olmaları durumunda, hastalık belirtisi göstermelerinin daha muhtemel olduğu yönünde. Mevcut bilgiler ışığında uzmanlar, aynı yaş grubundaki kadınlar ve erkeklerde olduğu gibi hamile olan kadınların da belirtilerinin hafif ila orta şiddette olabileceğini düşünüyor.

Erken doğum riski araştırılıyor

Bu süreçte anne adaylarının en büyük korkusu düşük yapma ya da gebelik sürecinde herhangi bir komplikasyon yaşama riski oluyor. Amerikan Hastalık Kontrol Merkezi verilerine göre, yeni coronavirüs ile enfekte olan hamile kadınlarda düşük ya da komplikasyon riski henüz görülmedi.

Amerikalı uzmanların SARS ve MERS gibi diğer coronavirüslerden elde ettiği verilere dayanılarak COVID-19’a maruz kalan hamile kadınların erken doğum gibi bazı komplikasyonlara karşı yüksek risk altında olabileceği düşünülüyor. Ancak son derece sınırlı veriler bu tezi doğrulayabilmiş değil. Yani enfekte olmak erken doğumun doğrudan nedeni olmayabilir.

UNUTMAMAKTA FAYDA VAR!

COVID-19’un nasıl yayıldığını bilmeyen artık yoktur sanırım. Öksürük veya hapşırık yoluyla havaya karışan damlacıklar ya da yüzeylerden kolaylıkla yayılıyor.

Korunmak için neler yapılması gerektiğini de bildiğinizi düşünüyorum. Ancak yine de kısa bir hatırlatma;

-Ellerinizi sık sık sabunla yıkayın

-Yüzünüzün herhangi bir yerine dokunmayın

-Sosyal mesafenizi koruyun

-Hasta hissediyorsanız mutlaka kendinizi izole edin

-Bağışıklığınızı güçlendirmek için sağlıklı bir beslenme planı uygulayın

Virüs fetüse bulaşmıyor

Annelerin ve anne adaylarının soru işaretlerinden biri de, enfekte olmaları durumunda virüsün bebeğe ya da fetüse bulaşma riski. Bu konuda şu ana kadar, COVID-19 ile enfekte olan ve belirtiler gösteren dokuz hamile kadın incelendi. Doğan bebeklerin hiçbirinde virüse rastlanmadı. Ayrıca yeni coronavirüs amniyotik sıvıda, yenidoğanın boğazında veya anne sütünde görülmedi. Yani elde edilen verilere göre virüsün fetüse bulaşması, fetüs üzerinde herhangi bir komplikasyona neden olması oldukça düşük bir ihtimal olarak görülüyor.

Emziren annelere gelirsek, dediğim gibi, anne sütünde COVID-19 virüsü olduğuna dair bir kanıt yok. Virüsün yayılma şekli düşünüldüğünde koruyucu önlem olarak, annelerin bebeklerine yaklaşmadan önce ellerini yıkamalarını ve maske kullanmalarını önerebilirim.

Şunu da eklemek isterim ki adetlerimizde yeri olan kırk uçurma ya da bebek görmesi gibi ziyaretlerden ve aile toplantılarından kaçınmanız önemli.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Aile Sağlığı

Kadınlarda sıcak basması neyin habercisi?

Halit Yerebakan

Tarih:

on

Sıcak basması kadınlarda genellikle menopozla ilişkilendirilen bir durum. Ancak bundan daha fazlası olabilir. Sık sık ve kalıcı olarak bu durumu yaşayan kadınlar kalp krizi ve inme riskiyle karşı karşıya kalabilir.

Sıcak bastığını söyleyen orta yaş bir kadına sorulan ilk soru menopozda olup olmadığıdır. Bu semptom menopozun en yaygın belirtisi olduğu için akla başka bir rahatsızlık olabileceği gelmez. Son zamanlarda araştırmacılar kadınlara özgü kardiyovasküler risk faktörlerini daha yakından incelemeye başladılar ve kadınların yüzde 85’ini etkileyen bir durum üzerine yoğunlaştılar, sıcak basması.

Amerika’da Eylül 2019’da açıklanan ‘Kadın Sağlığı Çalışması’nın sonuçlarına göre, iki haftalık bir sürede 6 günden fazla veya gün içinde 4 saatten fazla sıcak basması yaşayan kadınların inme, kalp krizi ya da diğer kardiyovasküler problemlerle karşılaşma riski, sıcak basması yaşamayanlara oranla iki kat daha yüksek olabilir.

Araştırmacıların kalıcı olarak tanımladığı, yani günde 4 saatten fazla sıcak basması yaşayan kadınların, gelecek 20 yıl içinde sıcak basması olmayan kadınlara göre kalp hastalıkları geçirme olasılığının yüzde 80 daha fazla olduğu da bu çalışmada yer alan bilgiler arasında.

Sıcak basması anormal değil, ama dikkate alınmalı

Uzmanlara göre kadınların birçoğu sıcak basması problemini yaşıyor. Üstelik bu durum çok da anormal karşılanan bir belirti değil. Ancak sıcak basmaları kalıcı olmaya başladığında bazı kardiyovasküler risklerin artmaya başladığına işaret ediyor olabilir. Bu tabi ki sıcak basması yaşayan tüm kadınların kalp hastalığı olduğu ya da ileride böyle bir problem yaşayacağı anlamına gelmiyor.

‘İki kat daha yüksek risk’ dendiğinde bu kulağa korkutucu geliyor. Araştırma sonuçları daha iyi yorumlandığında, kadınlarda sıcak basmasıyla ilişkili genel kalp hastalıkları riski artışının düşük kaldığı söylenebilir.

Uzmanlar, sıcak basması durumunun daha iyi incelenmesinin ardından kadınlara özgü kardiyovasküler risk faktörleri arasına girebileceği görüşünde.

Tedavi edilmeli mi?

Sıcak basmalarının kardiyovasküler hastalık riskini arttırdığına dair bazı kanıtlar olsa da, sıcak basmalarını tedavi etmenin bu durumu ortadan kaldıracağına dair bir kanıt yok. Bu durumun tedavisi sadece sizi daha iyi hissettirebilir. Tedavi içinse doktorunuzun yazacağı bazı hormon ilaçları kullanmanız gerekebilir.

Neden sıcak basması yaşanır?

Vücudun aşırı ısındığı bir zaman dilimi sıcak basmalarının nedeni olarak açıklanabilir. Birkaç saniye veya dakikalarca sürebilir. Önce terlemeye başlar, ardından üşüme hissi yaşayabilirsiniz.

Genellikle menopozdan sonraki aylarda ortaya çıkan sıcak basmalarına neyin neden olduğu kesinlik kazanmamışsa da bazı uzmanlara göre sebep östrojen hormonundaki düşüş. Bu düşüşlerin beyindeki hipotalamusu etkilediğine inanılıyor. Hipotalamus, vücut çok sıcak olduğunda bunu algılar ve soğutma hareketlerini tetikler. Devamında ise kan damarları fazla ısıdan kurtulmak için genişler.

Tabi akla “Sıcak basmaları yaşayan kadınların kan damarları nasıl tepki veriyor?” sorusu geliyor. Bu sorunun cevabı 2017 yılında menopoz konusunda yapılan bir çalışmada verilmiş aslında. Bu çalışmaya göre sıcak basması yaşayan 40 ve 53 yaş arasındaki kadınların kan damarı yanıtlarında kardiyovasküler hastalıklarla da bağlantılı olduğu bilinen bazı özellikler ortaya çıktı.

Sıcak basmaları ve kardiyovasküler rahatsızlıklar arasında bir bağlantı olduğuna dair bazı kanıtlar var. Ancak hala bu konuda kanıtlanması gereken onlarca olgu var. Bu bağlantının doğruluğu ne zaman kesinleşir bilemem ama size önerim, kardiyovasküler hastalıklardan çekiniyorsanız, kolesterol, tansiyon ve diyabet gibi risk faktörlerine odaklanmanız olur.

 

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

 

 

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar