Connect with us

Featured

Fibromiyalji ile Baş Etmenin Yolları

Tarih:

on

Fibromiyalji ile baş etmenin yolları

Hissettiğiniz ağrıların sebebi basit bir yorgunluk mu, yoksa milyonlarca insanın baş etmeye çalıştığı kronik ağrı sendromu olan fibromiyalji mi? Bu sorunun cevabı önemli olduğu kadar ayırt etmesi güç bir durum. Bu yazımızda ise fibromiyalji ile baş etmenin yolları hakkında konuşacağız. Sabahları eklem sertliği ve yorgunluk sebebiyle yataktan kalkamıyorsanız uzman bir doktora gitmenizde fayda var.

Fibromiyalji hastalığı, bilim adamları tarafından ilk olarak 1800’lü yılların ortalarında tanımlanmıştır. Fiziksel muayene esnasında vücudun belli bölgelerinde ağrı ve hassasiyet dışında bulgular elde edilememesi, hastalığın tanımlanmasında tartışmalara sebep olsa da fibromiyalji hastalığı, tıp literatürüne bu yıllarda girmiştir. Fibromiyalji, günümüzde milyonlarca insanın ortak problemi haline gelen kompleks ağrılar dizisidir. Hastalık, genelde 25-55 yaş arası kadınlarda görülür. Yaşın ilerlemesiyle birlikte görülme sıklığında artış gözlenir. Teşhisi zor bir hastalıktır ve kişinin günlük rutinlerini dahi yerine getirmesini zorlaştırarak hayat kalitesini ciddi oranda düşürür.

YATAKTAN KALKMAK ZORDUR

Fibromiyalji, aynı zamanda kas ve bağ dokusu romatizması olarak da isimlendiriliyor. Ağrı kelimesi, fibromiyalji hastalarının yaşadıkları şeyi tam olarak ifade edemediğinden bu hastalık son yıllarda, daha geniş bir anlamı olan ‘Fibromiyalji Sendromu’ olarak ifade edilmeye başlandı. Genelde yaygın ve şiddetli baskı hissi olarak tariflenen ağrılar, uyku bozuklukları, şiddetli yorgunluk hissi ve eklem sertlikleri; bu hastalığın belirtileri arasında yer alıyor. Hastalıkla mücadele edenlerin büyük kısmı, sabahları eklem sertliği ve yorgunluk sebebiyle yataktan kalkmakta zorlandıklarını ifade ediyorlar. Fibromiyalji sıklıkla, depresyon, anksiyete ve stres gibi nöropsikiyatrik problemlerle ilişkilendirilir. Yapılan çalışmalar depresyonun, fibromiyalji hastalarının neredeyse yarısında görüldüğünü ifade ediyor. Saydığım nöropsikiyatrik problemlerin yanı sıra, dikkat bozuklukları ve ruhsal çöküntüler de bu hastalıkla ilişkili bulunmuştur. Fibromiyalji hastaları üzerinde yapılan çalışmalar, bu kişilerin bir kısmında, yutkunma zorluğu, mesane problemleri ve bağırsak fonksiyonu bozukluklarına da rastlamış. Fibromiyalji, tüm kas sistemini etkileyen bir hastalıktır. Yukarıda saydığım belirtiler, fibromiyalji hastası olduğunuzu söylemeye yetmez ancak bir araya gelmeleri göz ardı etmemeniz gerektiği anlamına gelir. Bu gibi şikayetleriniz varsa, teşhis için mutlaka uzman bir doktora gitmeniz gerekir.

SEMPTOM ÖNEMLİLİK SKALASI

Yapılan çalışmalar nedenini henüz açıklayamasa da ‘Fibromiyalji Sendromu’, kadınlarda erkeklere oranla altı kat fazla görülüyor. Hastalık genellikle omuz ve boyunda ağrı hissedilmesiyle başlıyor ve hastaların büyük kısmı bu bölgelerde gelişen ağrı şikayetiyle doktora başvuruyor. Kısa bir süre sonra ağrılar, tüm vücut kaslarına yayılmaya başlıyor. Hasta şikayetleri genellikle kas ağrılarını tarifliyor ancak eklem ağrıları da bu hastalıkta hissedilenlerden biri.

FİBROMİYALJİ NASIL ANLAŞILIR ?

Semptomlar sebebiyle birçok farklı hastalıkla karıştırılan fibromiyaljinin teşhisi için geliştirilen, birbiriyle bağlantılı yorumlanan iki yöntem kullanılıyor. Belirti ve şikayetlerin rakamsal olarak değerlendirildiği bu yöntemler, hastalar kadar hekimlerin de işini kolaylaştırıyor.

FİBROMİYALJİ NOKTALARI

Uzmanlarca belirlenen ve vücudun dokuz ayrı bölgesinde bulunan toplamda 18 hassas nokta, fibromiyalji hastalığının teşhisinde hekimlere yol gösteren en önemli unsurlardan biri. Yöntemin uygulaması da oldukça basit: Belirlenen bu noktalardaki ağrı hassasiyeti parmakla bastırılarak kontrol edilir. Ağrı artışı hissedilen her bir nokta, hastalık hanesine bir puan olarak kaydedilir. Toplamda 11 puana ulaşmak, fibromiyalji hastalığı riskiyle karşı karşıya olduğunuzu ifade eder.

ÖNEMLİLİK SIRASI

90’lı yıllardan bu yana kullanılan bu yöntem, hastaların yataktan kalkamama, yorgunluk gibi şikayetlerine rakamsal değer verilmesi ile uygulanıyor. Fiziksel ve ruhsal semptomlar, yorgunluk ve yataktan kalkamama şikayetlerinin her biri, hasta tarafından şiddetine göre 0’dan 3’e kadar puanlanır. Dört ayrı kategoride belirtilen bu rakamlar, toplanarak 0-12 arası bir rakam elde edilir. Elde edilen toplam rakam, fibromiyalji noktaları testinde elde edilen puanla beraber uzman doktor tarafından yorumlanır. Her iki testin puanlamasında, bulguların üç ay boyunca aynı şiddette devam ediyor olması en önemli unsurdur. Yapılacak olan herhangi bir kan testi veya görüntüleme tamamen puanlama sistemi dışındadır ve teşhis için ipucu vermez. Fibromiyalji, teşhisi zor bir hastalıktır ve hastanın konforunu artıracak yöntemler dışında bir tedavisi de maalesef yoktur. Hastaların yapması gereken ilk şey, morallerini yüksek tutmak ve kendilerine iyi bakmaktır. Buna, egzersiz yapmak, stres ve uyku düzeni yönetimi ile başlanabilir. Doktorlar birçok kronik ağrı tedavisinde olduğu gibi fibromiyalji tedavisinde de anti-depresan ve ağrı kesici ilaçlar ile tedavi yöntemini kullanırlar. Ancak hiçbir zaman unutulmamalıdır ki, beslenme şekli tüm hastalıkların gelişmesinde son derece önemli bir rol oynar.

SÜTE HASSASİYETİNİZ VARSA İÇMEYİ BIRAKIN

Fibromiyalji hastalarının tüketirken dikkat etmesi gereken gıdalar arasında işlenmiş gıdalar, gluten, süt ve yumurta sayılabilir. Saydığım bu gıdaların hangisine karşı hassas olduğunuzu anlamak sizin elinizde. Uygulanması basit bir yöntem, bu konuda size yol gösterebilir. Süt, yumurta, gluten içerikli ve işlenmiş gıdaları üç hafta boyunca tüketmeyin, takip eden dördüncü hafta itibariyle her gün seçtiğiniz bir tanesini tüketin ve ağrı durumunuzu kontrol edin. Hassasiyetinizin olduğu gıdayı tespit edecek olursanız, altı ay boyunca onu tüketmeyin. Böylece ağrılarınızın şiddetinde azalma yakalayarak rahat bir döneme giriş yapabilirsiniz. Fibromiyalji hastası iseniz, D ve B12 vitamini seviyenizi kontrol etmek ve gerekli takviyeyi yapmak da sıkıntılarınızı azaltabilir.

ÜZÜM ÇEKİRDEĞİ YAĞI İLE MASAJ YAPTIRIN

Masaj, fibromiyalji hastalarını rahatlatan yöntemlerden biridir. Yaptıracağınız masaja etkisi kanıtlanmış yağlar ekleyerek faydayı maksimize edebilirsiniz. Nane ve üzüm çekirdeği yağı ile masaj yaptırmak ağrılarınızı azaltmaya yardımcı olacaktır. Pilates ve Thai masajı da vücudunuzu esnetmeye yardımcı olacağından tavsiye edebileceğim yöntemler arasında yer alıyor. Hiçbir zaman unutulmamalıdır ki, doktor reçeteleri ve tavsiyeleri uygulanmadığı sürece hiçbir fayda sağlamaz. Hayatınızı düzene sokmak, stresle baş etmeyi öğrenmek ve verilen egzersiz programını rutin hale getirmek, sizin elinizde. Ağrı gibi sadece sahibini etkileyen durumlarda kişinin kendinden başka yardımcısı yoktur.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

COVID-19

Sigara Kullanımı Gençleri Covid-19’a Karşı Açık Hedef Yapıyor

Tarih:

on

Yapılan bir araştırmada 18-25 yaş arasındaki her üç genç yetişkinden birinin yüksek risk altında olduğu bulundu. Bu sayının sigara içmeyenlerde altıda bire düştüğü görüldü. Yani sigara kullanımı risk altındaki genç yetişkinlerin sayısını ikiye katlıyor.

Daha önce karşılaşmadığımız ve hakkında bilgi sahibi olmadığımız yeni coronavirüs tüm dünyayı etkiledi, milyonlarca kişi enfekte oldu, yüzbinlerce kişi hayatını kaybetti. Herkesi şaşkına uğratan bu virüs hakkında ilk vakalara bakarak yapılan genellemeler ve olasılıklar dışında elimizde bir şey yoktu.

İlk öğrendiğimiz virüsün en çok 65 yaş üzeri kesim için risk oluşturduğu bilgisiydi. Yaşanan ölümlerin ortalama yüzde 75’ini 65 yaş üzerindekiler oluşturuyor. Daha gençlerde belirtiler genellikle daha hafif görülüyor. Yaşa ek olarak kronik rahatsızlıklar da risk durumunu değiştiren faktörlerden. Şiddetli Covid-19 enfeksiyonunda şartların değişmesinde en önemli tek faktör ise sigara veya elektronik sigara gibi solunabilir madde kullanımı.

Sigara kullanan gençler yüksek risk altında

Sigara ve elektronik sigara kullanımının genç yetişkinler üzerindeki Covid-19 riskini değerlendirmek için bir araştırma yapıldı. Journal of Adolescent Health’de yayımlanan çalışmada Amerika’da 18-25 yaş arasındaki her üç genç yetişkinden birinin yüksek risk altında olduğu bulundu. Bu sayının sigara içmeyenlerde altıda bire düştüğü görüldü. Yani sigara ve muadillerinin kullanımı risk altındaki genç yetişkinlerin sayısını ikiye katlıyor.

Bu risk sınıflandırması teoriden ibaret değil. Sigara ve elektronik sigara gibi solunan maddeler akciğer hasarına neden olur. Ayrıca bu tür maddelerin kullanımı bağışıklık sistemini zayıflatarak vücudun enfeksiyonla mücadelede şansını düşürür.

Araştırmalar sigara ve elektronik sigara kullanan ergenlerin ve genç yetişkinlerin akranlarına kıyasla Covid-19’a yakalanma oranlarının 7 kat daha fazla olduğunu ve belirtileri 5 kat daha yoğun yaşadıklarını ortaya koydu. Birden fazla çalışmadan elde edilen verileri kullanan bir analizde ise, Covid-19 ile enfekte kişiler arasında sigara kullanan veya geçmişte kullanmış olanlarda hastalığın ilerlemesi olasılığının iki kat daha fazla olduğu bulundu.

Sigara içmek viral partikülleri daha uzağa taşır

Ergenlik ve genç yetişkinlik dönemlerinde gelişen beyinler nörolojik ödüller arar ve bu da risk alma ile sonuçlanır. Çoğu genç yetişkin için bu risk madde kullanımı olarak ortaya çıkar. Bu yaşlarda madde kullanımından kaynaklı fiziksel zararlara tolerans göstermek gözle görülür bir etkisi olmadığı için daha kolay. En azından Covid-19 salgınından önce durumun bu olduğu varsayılıyordu.

Diğer risk faktörlerinin aksine tütün ve mamullerini kullanmak doğal olarak solunum yolu virüsü bulaşma riskini artırır. Sigara ve elektronik sigara gibi maddeler zorla nefes vermeyi içerir. Bu da viral partikülleri taşıyan damlacıkların normal nefes vermeye göre daha uzağa gitmesine neden olur.

Sigara kullanımının maske takmakla uyumsuz olduğunu söylemeye gerek yok. Bu durum da gençlerin bir araya geldiği yerlerde yüksek risk oluşturuyor.

Gençler de güvende değil

Diğer yandan gençler özellikle sağlık söz konusu olduğunda aşırı özgüvenli olabiliyor. Genel olarak sağlıklı ve zinde olmalarının yanında bir durumu kontrol etme yeteneklerini abartarak kendilerini yenilmez olarak görme eğiliminde olurlar. Mesela istedikleri zaman sigarayı bırakabileceklerini düşünürler.

Yetişkinliğe geçişte biraz fazla özgüven faydalı olsa da pandemi sırasında büyük sorunlara yol açabilir. Gençlerin Covid-19’a karşı güvende olduklarını düşünmeleri gibi.

Amerikan Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi’nin bir raporuna göre, enfekte olan 20-44 yaş aralığındaki her beş kişiden biri hastaneye kaldırılıyor ve yaklaşık yüzde 4’ü yoğun bakıma alınıyor.

Sigara ve elektronik sigara gibi madde kullanımını bırakmaları için özellikle ebeveynlerin gençlere destek olması önemli. Nikotin kullanım bozukluğu için etkili tedaviler mevcut. Doktorların yazacağı yoksunluk belirtilerini hafifletmeye ve nikotin isteğini önlemeye yardımcı olan ilaçlar kullanılabilir ve süreç boyunca psikolojik destek alınabilir.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

COVID-19

Covid-19’un Neden Olduğu Kalp Problemleri Sporcuları Tehdit Ediyor

Tarih:

on

Covid-19 ile enfekte olan bazı kişilerde hiçbir belirti görülmüyor, bazılarında ise hafif ve orta şiddetli belirtiler ortaya çıkıyor. Ancak bu virüsün vücuda zarar vermediği anlamına gelmiyor. Miyokardit, yani kalp duvarının orta tabakasının iltihaplaması riski enfekte olan kişilerde görülebiliyor ve bu kalbi zayıflatarak kalp yetmezliğine, anormal kalp atışına ve hatta ani ölüme neden olabiliyor.

Covid-19 ile enfekte iken spor yapmanın hastalığı kötüleştirebileceğine dair bazı kanıtların ortaya çıktığını daha önce yazmıştım. Bu yazımda da tam olarak nasıl sonuçlar ortaya çıkabileceğini anlatmaya çalışacağım. Sanırım ilk kez spor yapmanın zararları olarak bir konu ele alıyorum. Tabi ki bu sadece Covid-19 için geçerli.

Sağlıklı, güçlü ve formda olmak, akut solunum sıkıntısı sendromu gibi ciddi Covid-19 semptomlarından korunmak için spor büyük öneme sahip ancak hastalığın daha sinsi etkilerine karşı spor yapmanın pek de yardımcı olmayacağını görüyoruz.

Covid-19’dan iyileşenlerde kalp sorunları ortaya çıkabiliyor

Covid-19 ile enfekte olan bazı kişilerde hiçbir belirti görülmüyor, bazılarında ise hafif ve orta şiddetli belirtiler ortaya çıkıyor. Ancak bu virüsün vücuda zarar vermediği anlamına gelmiyor. Miyokardit, yani kalp duvarının orta tabakasının iltihaplaması riski enfekte olan kişilerde görülebilen bir durum ve bu risk hastalığı hafif olanlar hatta enfekte olduğunu bilmeyen asemptomatikler için de geçerli. Miyokardit, kalbi zayıflatarak kalp yetmezliğine, anormal kalp atışına ve hatta ani ölüme neden olabiliyor.

Jama Cardiology dergisinde yayımlanan bir çalışma virüsün kalp üzerindeki etkilerini ortaya koydu. Araştırmacılar Covid-19’dan iyileşen 100 yetişkin üzerinde kardiyak MR görüntülemesi yaptı. Araştırmaya katılanların yaklaşık yarısı hastalıkları sırasında hafif ila orta dereceli belirtilere sahipti. Yüzde 18’i ise hiç belirti göstermedi. Katılımcıların yüzde 67’si Covid-19’u evde atlatırken, yüzde 33’ünün ise hastaneye yatması gerekti.

MR görüntülemesi, katılımcıların pozitif tanı almalarından iki ila üç ay sonra yapıldı. Hastalıkları sırasında yeni coronavirüs ile ilgili kalp sorunları yaşamayan katılımcıların yüzde 78’inin kalplerinde yapısal değişiklikler ve yüzde 60’ında miyokardit görüldü. Yüzde 71’inde ise yüksek hassasiyetli tropinin T (genellikle kalp krizi ve çeşitli sağlık sorunları nedeniyle kan dolaşımına salınan protein) bulundu.

Miyokardit daha çok sporcuları tehdit ediyor

Uzmanlara göre, özellikle sporcular miyokardit için risk altında olabilir. Çünkü virüs vücutta aktif haldeyken yoğun aktivite virüsün daha hızlı çoğalmasına neden olabiliyor. Hiçbir belirti olmasa da bu durum geçerli.

Egzersiz sırasında kalp debisi artar. Eğer vücutta virüs varsa bu teoride kalp kasında viral replikasyonu, yani virüsün burada çoğalmasını arttırabilir. Burada oluşan yüksek virüs yükü miyokardit, aritmi ve kalp yetmezliği gibi kardiyak hasar riskini arttırabilecek sonuçlara neden olabilir.

Kendinizde olası bir Covid-19 belirtisi görürseniz hemen sporu bırakın ve vakit kaybetmeden doktora başvurun. Zira oldukça sağlıklı kişilerde bile ölümcül sonuçlar ortaya çıkabiliyor.

New York’ta 30’lu yaşların başındaki bir kadın atlet bu duruma örnek. Yorgunluk ve halsizlik şikâyetiyle hastaneye başvurdu ve Covid-19 tanısı aldı. Genç kadın kendini daha iyi hissetmek için koşuya çıktı ve kalp krizinden öldü. Sağlıklıydı ve bilinen bir kalp hastalığı geçmişi yoktu.

Aktif kişilerde kan pıhtılaşması daha sık görülebiliyor

Miyokardit kadar korkutucu bir diğer tehlike, derin ven trombozu gibi kanın pıhtılaşması durumu. Uzun bir araba yolculuğu gibi hareketsiz uzun süre oturulduğunda, düşük kalp hızı nedeniyle kan üst bacaklarda (baldırlarda) birikebilir. Bu da derin ven trombozuna neden olabilir.

Aşırı egzersiz iltihabı arttırır ve başka risk faktörleri olmasa da pıhtılaşmayı etkiler. Bu nedenle maraton gibi yoğun fiziksel aktivite gerektiren yarışlara katılanlarda, sonrasında birkaç saat araba yolculuğu yaptığında daha yüksek oranda kan pıhtılaşması görülebiliyor. Susuzluk ve yaralanmalar da kan pıhtılaşması riskini arttırır.

Özellikle aktif olarak yoğun spor yapanlar Covid-19 ile ilgili olabilecek hiçbir belirtiyi görmezden gelmemeli. Baldır ağrısı, şişlik veya bu bölgedeki hassasiyet tehlike habercisi olabilir.

Coronavirüs ile enfekteyseniz düşük tempolu kolay yürüme gibi bir egzersiz ile veya uzun süre hareketsiz oturmaktan kaçınarak pıhtılaşmaya karşı önlem alabilirsiniz. Öte yandan pozitif tanı aldıysanız, belirtileriniz varsa geçtikten sonra, belirtileriniz yoksa teşhis konduktan sonra en az iki hafta yoğun egzersiz ve spor yapmayın.

Kişiler Covid-19’a karşı iki aşamalı bir tepkiye sahip olabiliyor. Semptomlar geliştikten birkaç gün sonra azalabiliyor ve kişi iyileştiğini düşünebiliyor. Ancak sonrasında semptomlar yeniden ortaya çıkabiliyor ve durumu kötüleştiren de bu ikinci atak. Spora en az iki hafta ara vermek de zaten kötü olan durumu daha da kötüleştirmemek adına önemli. Spora devam etmek için kalbinizin virüsten etkilenip etkilenmediğini kontrol ettirmenizde fayda var.

Covid-19’u atlattıktan sonra güvenle spora devam etmek için;

-Spora adım adım, aşamalı olarak dönüş yapın

-İlk üç ila altı ayı doktor kontrolünde geçirin

-Aktivitelerinizi doktorunuza danışarak düzenleyin

-Spora geri döndüğünüzde ilk hafta normalin yarısı kadar spor yapın

-İlerleyen haftalarda her şey yolunda giderse yoğunluğu kademeli olarak arttırın

-Virüse karşı güvenlik önerilerine uymaya devam edin.

 

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

COVID-19

Covid-19 Tedavisi Hakkında Bilmeniz Gerekenler

Tarih:

on

Covid-19 yayılmaya ve vakalar artmaya devam ettikçe doktorlar bazı tedavilerin diğerlerinden daha çok işe yaradığını keşfetti. Covid-19 tedavisi için uygulanan yöntem mükemmel olmasa da işe yarıyor. Ancak altını çizerek belirtmek istiyorum Covid-19 kesinlikle yakalanmak istemeyeceğiniz türden bir hastalık.

Coronavirüs Türkiye’ye ilk sıçradığında aslında şanslıydık diyebilirim. İlk vakanın virüsün ortaya çıkışından yaklaşık üç ay sonrasına denk gelmesi bize zaman kazandırdı. Bu süre içinde salgına hazırlandık, tedavi denemelerini gözlemledik.

Amerika’da bile ilk vakalar ortaya çıkmaya başladığında doktorlar nasıl müdahale edeceklerini, nasıl bir tedavi uygulayacaklarını bilmiyorlardı. Bu yeni ortaya çıkan, hakkında hiçbir şey bilinmeyen virüs sadece Amerika’yı değil tüm dünyayı hazırlıksız yakaladı aslında. Ancak salgından ilk etkilenen ülkelerde deneme yanılma usulü tedaviler nedeniyle ağır kayıplar yaşandı.

Salgın Türkiye’ye ulaştığında artık en olası tedavi yöntemi uygulanmaya, bu virüsü etkisiz kılabilecek eldeki en olası ilaçlar kullanılmaya başlanmıştı. Artık her ilde coronavirüs vakaları görülüyor. Covid-19’un kesin bir tedavisi bulunamamış olsa da doktorlar, neden olduğu belirtileri nasıl tedavi edebileceklerini artık biliyor.

Hastalığın şiddetine göre tedavi uygulanıyor

Coronavirüs karşısında uygulanan tedavi yöntemi mükemmel olmasa da işe yarıyor. Ancak altını çizerek belirtmek istiyorum Covid-19 kesinlikle yakalanmak istemeyeceğiniz türden bir hastalık.

Covid-19 yayılmaya ve vakalar artmaya devam ettikçe doktorlar bazı tedavilerin diğerlerinden daha çok işe yaradığını keşfetti. Tabi bilinmesi gereken, hastalık herkeste aynı şiddette seyretmiyor ve Covid-19 tedavisi bu doğrultuda değişebiliyor.

Hafif durumlarda hastalar genellikle evde iyileşebiliyor. Ateş, yorgunluk, kas ağrıları ve öksürük görülse de pek çok Covid-19 vakası hafif kabul ediliyor. Covid-19’u hafif geçiriyor olsanız bile başka birine virüsü yayabilirsiniz. Bu nedenle evde kalmalı, mümkünse hane halkından bile kendinizi soyutlamalısınız. Vücut bu yabancı patojenle uğraşırken bol bol dinlenin. Ağır egzersizlerden yapmayın ve bol sıvı tüketmeye çalışın. Belirtileriniz birkaç hafta içinde geçmez ya da daha kötüye giderse bir sağlık kuruluşuna başvurun.

Orta şiddetli durumlarda doktor muayenesinden geçmeniz gerekir. Hafif olarak kabul edilen belirtilerin ilerlemesi ve nefes darlığı gibi yeni belirtilerin ortaya çıkması durumunuzu hafiften orta şiddetliye çıkarır. Semptomlarınıza ve akciğer fonksiyonlarınızın durumuna bağlı olarak hastaneye yatırılabilir ya da eve gönderilebilirsiniz.

Şiddetli ve kritik durumlarda hastalar hastaneye yatırılarak gözetim altında tutulur. Bu durumdaki hastaların birçoğu kendi kendine nefes alamadıkları için solunum cihazına bağlanır. Oksijeni akciğerlere eşit olarak dağıtmak için de hastayı yüzüstü bir şekilde yatırmak gerekir.

Belirtilerin şiddetine göre iyileşme de farklılık gösteriyor. Genel olarak iyileşme sürecini sakin geçirmeye çalışın; bol su içerek ve dinlenerek. Belirtileriniz hafif seyrediyorsa kısa sürede normal hissetmeye başlamanız gerekir. Ancak unutmayın ki Covid-19 kalıcı semptomlara neden olabiliyor. Yorgunluk, nefes darlığı, eklem ağrıları, göğüs ağrısı ve öksürük gibi belirtiler, virüs vücudunuzu tamamen terk ettikten sonra da devam edebiliyor. Üstelik hastalığın asemptomatik veya şiddetli geçirilmiş olması fark etmiyor. Ayrıca iyileşme sonrası belirtilerin ne kadar sürebileceği şu an için büyük bir bilinmez.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar