Connect with us

Gazete Yazıları

Doğru Güneş Kremi Nasıl Seçilir?

Tarih:

on

güneş kremi

Güneş ışınları her ne kadar D vitamini açısından faydalı olsa da, korunmazsanız erken yaşlanmaya sebep oluyor. Bu sebeple güneş kremi seçerken çinko oksit veya titanyum dioksit içeren güneş kremlerini tercih etmelisiniz.

Güneş, vücudun biyolojik ve psikolojik sağlığı üzerinde olumlu etkiler sağlar. Güneş ışığının yaydığı D vitamini iskelet sistemini güçlendirirken; romatizmal hastalıklar, iltihaplanma, osteoporoz gibi hastalıkların tedavisinde etkin rol oynar. Güneş ışığı ayrıca, kalsiyum emilimini sağlar, bağışıklık sistemini güçlendirir, enerji, depresyon ve stresin azaltılmasına yardımcı olur. Güneşten tam fayda sağlamak için günde 20 dakika güneşe çıkmak yeterlidir.

Bunun için tüm vücudunuzu güneşlendirmek de şart değil; sadece kol ve bacaklarınızın bir kısmının güneş görmesi, özellikle D vitamini almanız için yeterli.
Güneş ışınlarına sürekli maruz kalmak birtakım sağlık sorunlarına neden olabilir. Cildinizi ultraviyole ışınlarından korumak için güneş kremi veya güneş losyonu kullanmak gerekir.

Peki, bu kremleri seçerken nelere dikkat edilmeli?

ÇİNKO OLSUN

Güneş kremi seçerken içeriğinde çinko oksit ve titanyum dioksit bulunmasına dikkat etmek gerekir. Bu iki madde, zararlı UV ışınlarına karşı adeta set vazifesi görür.
Seçtiğiniz kremin kimyasal içermemesi de son derece önemli. Özellikle alerjik bünyeye sahip olanlar, güneş kremi seçerken muhakkak doktorlarına danışmalılar.
Güneşin zararlarından korunayım derken daha büyük hasarlara sebep olmamak gerekir.

KREM LOSYONDAN DAHA ETKİLİ

Cilt tipleri kişiden kişiye değişiklik gösterir. Güneş altında kalacağınız zaman; cilt tipiniz, güneş kremi tercihinizi etkileyen faktörlerdir. Washington Üniversitesi Dermatoloji Birimi’nin güneş kremleri üzerinde yaptığı araştırmaya göre, güneş kremleri güneş losyonlarından çok daha etkili koruma sağlamaktadır. Güneşe çıkmadan yarım saat önce sürülmeleri ve iki saatte bir yenilenmeleri gerekir. Yine aynı araştırmaya göre; 30 SPF özellikli güneş kremleri, morötesi ışınların yüzde 97’sini, 50 SPF yüzde 98.5’ini engeller. Yetişkinler için 30 koruma faktörü ideal kabul edilebilirken, çocuklar için bu rakam biraz daha yükseltilmelidir.

MUTLAKA ŞAPKA VE GÖZLÜK TAKIN

Koruyucu kremler eşliğinde dahi olsa güneşe çıkarken şapka kullanmak da en makul tedbirler arasında yer alır. Güneşin zararlarından bahsederken, genelde cilt üzerinde oluşturduğu hasarlardan söz edilir ancak gözler de güneşin tehdidi altındadır.
Güneş ışınları, gözün lensinde katarakt oluşmasına sebep olabilir.
Bu sebeple güneş gözlüğü kullanılması çok önemlidir.
Güneş ışınlarının bilinen bir diğer zararı ise erken yaşlanmaya sebep olmasıdır.
Cilde esneklik kazandıran liflerin bulunduğu elastin tabakası, güneşe maruz kaldığında yıpranır ve olması gerekenden çok daha önce cildinizin sarkmasına sebep olur.

Gerekli koruyucular kullanılmadığında güneş, cildinizde bir ömür taşıyacağınız çil ve lekelerin oluşmasına da yol açabilir. Bu lekeler, genellikle yüz ve boyun bölgesine yerleşirler ve güzelleşme çabanız, geri dönülmez bir hüsranla sonuçlanabilir.
UVB ışınları ciltte kızarıklığa ve güneş yanıklarına neden olurken, UVA ışınları cilt kanseri, güneş lekeleri ve ciltte derin hasara yol açabilir. UVA ve UVB ışınlarından korunmak için, geniş spektrumlu bir güneş kremi kullanmak gerekir. Güneş kremi almadan önce içindekiler kısmına mutlaka bakmalı ve UVA, UVB ışınlarına karşı koruma sağladığından emin olmalısınız.
Washington Üniversitesi’nin araştırmalarına göre bulutlu günlerde de güneş kremi kullanılmalıdır. Bulutlar UVA ışınlarını önleyemez ve bu ışınlar çeşitli hasarlara neden olabilir.

GÜNEŞ KREMİ KADAR ETKİLİ SEBZE: DOMATES

Amerikalılar’ın çok beğendiğim bir sözleri var: Ne yiyorsanız osunuz! Cildinizi güneşten korumak için takviye ürünler kullanmanın yanında cildinizi koruyacak gıdalarla da beslenmeniz gerekir. Tam da bu noktada ‘kırmızılar’ devreye giriyor. Domates gibi kırmızıların faydalarını anlattığım yazımda detaylarıyla bahsettiğim gibi likopen, cildinizin en alt tabakasından en üst tabakasına kadar tüm katmanlarını korumaya yardımcı en önemli maddelerden biridir. İngiltere’de gönüllüler üzerinde yapılan bir araştırma, domates yemenin cilt üzerindeki mucizevi faydalarını ortaya çıkardı. Araştırmaya katılan gönüllüler iki gruba ayrıldı ve birinci gruba;

12 hafta boyunca günde beş kaşık domates püresine 10 gr. kadar zeytinyağı ilave edilerek yedirildi. İkinci grup katılımcılara ise sadece zeytinyağı verildi. Araştırma sonunda iki grup incelendiğinde; domates yiyenlerin UV ışınlarından, yemeyenlere oranla yüzde 33 daha az etkilendiği görüldü. Domates yemeyi ihmal etmeyin.

UV KORUYUCU BESİNLER

Zeytinyağı

Zeytinyağı, E vitamini açısından zengin bir besindir. E vitamini, oksidatif strese karşı koruma sağlar ve sayısız çalışmada UV B radyasyonundan kaynaklanan cilt hasarlarını azalttığı belirtilmiştir. Son zamanlarda, zeytinyağı kullanımının güneşten korunma yararlarına işaret eden bir dizi çalışma ortaya çıktı. Zeytinyağından tam yarar sağlamak için öğünlerinizde mutlaka zeytinyağına yer verin. Salatalarınıza bir çorba kaşığı soğuk zeytinyağı ekleyin veya pişmiş ya da kavrulmuş sebzelerinize zeytinyağı ilave edin.

Ceviz

Ceviz bol miktarda Omega-3 yağları içermektedir. Bu yağlar cilt hasarlarına karşı etkin savunma sağlar. Ceviz, cildinizin dış katmanındaki hücrelerin yenilenmesini sağlarken; hücre dökülmesini veya apoptozu önleyerek UV ışınlarıyla mücadele etmenize yardımcı olur. Cevizi bir blender yardımıyla öğütüp tatlı ve salatalarınızda ilave edebileceğiniz gibi, günde beş-altı tane tüketebilirsiniz.

Elma

İltihaplanma, oksidatif stres ve bağışıklık sistemi hastalıklarını düzenleyen elma, sağlığa sayısız fayda sağlamaktadır. Elma, içerdiği zengin polifenoller (antioksidan) ile cildi ölü hücrelerden temizler. Günde bir elma yiyerek cilt bakımınıza katkı sağlayabilirsiniz.

Brokoli

Brokoli de elma gibi polifenol şampiyonudur. Hatta brokoli için polifenol açısından zengin sebze diyebiliriz. Brokoli, elma gibi iltihaplanmalara karşı vücudu korurken; kanser hücrelerine karşı ciddi savunma sağlar. Ayrıca yapılan araştırmalar, brokoli içinde yer alan bir bileşiğin, UV ışınlarına maruz kaldığımızda cildimizin savunma sistemini aktive ettiğini göstermektedir. Brokoliyi haşlayarak yemek şeklinde tüketebileceğiniz gibi, salata olarak da ara öğünlerinize ekleyebilirsiniz.

Fesleğen

Fesleğen hazmı kolaylaştırır, vücudu rahatlatır, balgam söktürücü özelliğe sahiptir, baş ağrısını giderir ve gözlerinizi koruyarak retina üzerindeki UV ışığını filtrelemeye yardımcı olur. Fesleğenin faydaları saymakla bitmez. İki-üç adet fesleğen yaprağının üzerine kaynar su dökerek fesleğen çayı demleyin. 15 dakika sonra çayınızı tüketin. Fesleğen çayı ağız yaralarının iyileşmesine ve bağırsak gazlarının giderilmesine yardımcı olur. Ayrıca balık salatalarınıza, yemek sularınıza kurutulmuş fesleğen ekleyebilirsiniz.

Su

Cildinizin ihtiyaç duyduğu arınma ve nemi karşılayan mucizevi içecek sudur. Günde en az 2-2.5 litre su tüketimi cildinizi ölü hücrelerden temizlerken, berrak bir görünüm kazanmanızı sağlar. Su, cildinizde katman görevi üstlenerek, zararlı güneş ışınlarının hasarlarına karşı cildi korur.

Siyah Çay

Yeşil çay ve siyah çay, cilt sağlığını iyileştiren antioksidanlara sahiptir. Yakın zamanda yapılan bir araştırmaya göre özellikle siyah çay yüksek oranda polifenol içerdiğinden, güneşin zararlı ışınlarının neden olduğu hiper-pigmentli güneş lekelerinden koruduğu ortaya çıkmıştır.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Covid-19

Ateşsiz Covid-19 Geçirmek Mümkün

Tarih:

on

Yüksek ateş gibi bazı Covid-19 belirtileri diğerlerinden daha yaygın görünür. Bu günlerde kendinizi hasta hissediyorsanız doktora gidip test yaptırmak için en ayırt edici belirti ateş. Peki ya ateşiniz yoksa?

Çok değil, bundan bir yıl önce öksürük, vücut ağrıları ve halsizlik yaşamak gribin olağan belirtileriydi. Ancak coronavirüs hayatımıza girdi ve her kış en az bir kez yaşadığımız bu belirtiler değim yerindeyse kâbusumuz oldu.

Genel olarak solunum yolu hastalıkları hakkında bildiklerimiz yeni coronavirüs Sars-CoV-2 ile birlikte oldukça gelişti. Virüs dünyanın üzerine kara bir bulut gibi çökerken sağlık otoriteleri 3 belirtiye özellikle dikkat çekti; ateş, kuru öksürük ve nefes darlığı.

Covid-19 belirtilerini içeren listeye her geçen gün yeni bir bulgu eklendi. Şuan Amerikan Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi’nin yayımladığı listede 11 resmi Covid-19 semptomu bulunuyor ve bunlar hala olası her belirtiyi kapsamıyor.

Diğer belirtilerle birlikte ateş görülmeyebiliyor

Yüksek ateş gibi bazı Covid-19 belirtileri diğerlerinden daha yaygın görünür. Ancak bazı belirtiler de neredeyse kişiye özel ortaya çıkıyor. Bu günlerde kendinizi hasta hissediyorsanız doktora gidip test yaptırmak için en ayırt edici belirti ateş. Peki ya ateşiniz yoksa?

Ateşinizin olması vücut ısınızın normalden yüksek olduğu anlamına gelir. 38 dereceden yüksek vücut ısısı, vücudunuzda bir terslik olduğunu doğrular. Ateş, vücudun Covid-19 da dâhil olmak üzere bir enfeksiyona verdiği doğal tepkidir. Bağışıklık sistemi istenmeyen bir patojeni, genellikle bir virüsü veya bakteriyi öldürmeye çalıştığı için vücut ısısı aniden yükselir. Normal vücut sıcaklığında, bu hastalığa neden olan istilacılar kolayca çoğalabilir, ancak ortam ısındığında hayatta kalmaları zorlaşır.

Coronavirüs vücuda girdiğinde de bağışıklık sisteminin tepki göstermesi ve vücut ısısının yükselmesi beklenir. Bu virüs hakkında öğrendiğimiz son gelişmeye göre ise Covid-19 ateşsiz de görülebiliyor.

Asemptomatik kişilerde genel olarak ateş dâhil hiçbir belirti görülmediğini biliyoruz. Uzmanlara göre Covid-19 geçiren birçok insanda diğer belirtiler görülürken ateş görülmüyor. Öte yandan enfekte bir kişi teknik olarak ateşi yükseldiğinde ya da düştüğünde bunu fark etmeyebilir.

Ateşiniz olmasa da kendinizi izole edin

Ateş veya titreme, öksürük, nefes darlığı veya nefes almada güçlük, yorgunluk, kas veya vücut ağrıları, baş ağrısı, tat veya koku kaybı, boğaz ağrısı, burun tıkanıklığı veya akıntısı, mide bulantısı ya da kusma ve ishal gibi belirtilerle birlikte deri döküntüleri ve göz kızarıklığı gibi daha nadir semptomlar da Covid-19 ile ilişkilendiriliyor.

Bu belirtilerden bazılarının bir arada görülmesi ilk olarak yüksek ateşi sorgulamayı akıllara getirebilir. Ancak ateş Covid-19 varlığının göstergesi olarak değerlendirilmemeli.

Olağandışı belirtiler yaşıyorsanız ancak ateşiniz yoksa yine de kendinizi izole edin. Bir sağlık kurulusu ile iletişime geçerek, testler, izolasyon yönergeleri ve tedavi seçenekleri hakkında bilgi alın. Yaşadığınız soğuk algınlığı veya grip de olabilir. Ancak vaka artışlarını göz önünde bulundurun, sağlık durumunuz hakkında daha fazla bilgi alana kadar güvende olmak ve çevrenizdekileri güvende tutmak için izole olmaya devam edin.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Covid-19

Neden Çin Aşısı?

Tarih:

on

Çin aşısı ile Çin’de yüz binlerce kişi aşılandı. Sağlık çalışanları, pandemi önleme personeli ve sınır denetim personeli gibi belirli gruplar aşılanarak bir bakıma bağışıklık bariyeri oluşturuldu. 

Bir önceki yazımda Çin’de yapılan aşı çalışmalarının anlatmaya çalıştım. Bu yazımda ise bu çalışmaların sonuçlarının değerlendireceğim.

Daha önce bahsettiğim gibi; Çin aşı çalışmalarını bir adım önde götürüyor. Henüz virüs ortaya çıkalı bir yıl bile olmamışken, Çinli aşı üreticileri aşı adaylarını piyasaya sürmeye başladı.

Çinli üreticiler aşı dağıtımına başladı

Sinovac, 46 milyon doz Covid-19 aşısını Brezilya’ya ve 50 milyon doz Türkiye’ye sağlamak için anlaşma imzaladı. Ayrıca 40 milyon dozluk aşı konsantresi Endonezya’ya yerel olarak tedarik edilecek ve son ürün orada üretilecek.

CanSino, aşısının 35 milyon dozunu Meksika’ya teslim edecek, CNBG ise Orta Doğu ve Güney Amerika pazarlarına bakıyor. BAE, 2021’de CNBG ile ortaklaşa yaklaşık 100 milyon doz üretecek, diğer ülkelerle görüşmeler devam ediyor. CNBG, 2021’de bir milyardan fazla doz üretebileceğini açıkladı. Çin ayrıca, herhangi bir ürünün güvenli olduğunun kanıtlandığından emin olmak için Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve küresel Salgın Hazırlık Yenilikleri Koalisyonu (CEPI) liderliğindeki Covid-19 Aşı Küresel Erişim (COVAX) grubuna de katıldı.

Çin, ulusal aşılama programıyla ilgili olarak bu üç şirketin her birinde yapılan araştırmalardan memnun görünüyor. Haziran ayında CanSino, orduyu aşılama yetkisini aldı ve o zamandan beri hem Sinovac hem de CNBG, devam eden klinik denemelerin dışında Çin’deki büyük nüfusu aşılamak için onay aldı.

Sonuç olarak Çin’de yüz binlerce kişi aşılandı. Sağlık çalışanları, pandemi önleme personeli ve sınır denetim personeli gibi belirli gruplar aşılanarak bir bakıma bağışıklık bariyeri oluşturuldu. CNBG’nin aşı çalışmaları sonucu ciddi bir istenmeyen yan etki görülmedi. Sinovac’e göre ise şirket çalışanlarının yüzde 90’ından fazlası yüksek risk grubu olarak görüldükleri için aşı olmayı kabul ediyor. Şirket Ekim ayında, Zhejiang eyaletinde Şangay yakınlarındaki Yiwu’da iki dozluk aşısını satmaya başlamıştı.

Sinovac aşısının başarı oranı yüksek

Devlete ait aşı üreticisi ve Sinovac’ın Endonezya’daki ortağı Bio Farma, Sinovac’ın COVID-19 adayının 3. aşama klinik deneylerinde yüzde 97’ye kadar etkili olduğunu açıkladı. Ancak Sinovac, Bloomberg’e yüzde 97’lik rakamın aşının etkinliğine atıfta bulunmadığını açıkladı ve bunun yerine aşının serokonversiyon oranını temsil ettiğini söyledi. Serokonversiyon oranı, aşının COVID-19 antikorları üretip üretmediğini saptar, yani aşının, onu alan gönüllülerinin yüzde 97’sinde antikorları tetiklediği anlamına gelir. Ancak aşının COVID-19’a karşı koruma sağladığını kanıtlamaz.

Yüzde 97 etkinlik, şu ana kadar bildirilen en iyi klinik araştırma verisi. ABD merkezli Pfizer ve Moderna, ABD’deki Faz 3 denemelerinde sırasıyla yüzde 94 ve yüzde 95 etkinlik oranları bildirdi. Ancak Bio Farma, Sinovac’ın etkinliği hakkındaki sonucunu daha küçük bir katılımcı havuzundan (yaklaşık 1.600 kişi) ve daha kısa bir zaman çerçevesinde aldı.

Adayını Almanya’nın BioNTech’iyle birlikte geliştiren Pfizer, Kasım ayında açıkladığı yüzde 94 etkinlik rakamını, Temmuz ayında başlayan 43.000 katılımcılı Faz 3 denemesinden elde etti. Moderna’nın Faz 3 denemesi de o ay başladı ve aşı 30.000 gönüllü üzerinde denendi.

Sinovac’ın 3. aşama denemesinin tüm sonuçlarının Ocak 2021’de gelmesi bekleniyor. 16 Nisan – 25 Nisan 2020 tarihleri ​​arasında 144 katılımcı faz 1 denemesine ve 3 Mayıs – 5 Mayıs 2020 tarihleri ​​arasında 600 katılımcı faz 2 denemesine kaydoldu. 743 katılımcıya en az bir doz aşı yapıldı.

Faz 1 denemesinde, aşı olan gönüllülerin ortalama yüzde 33’ünde ilk iki hafta içinde istenmeyen yan etkiler görüldü. İlk 4 hafta içinde gönüllerde görülen yan etki oranı ise ortalama yüzde 14 oldu. Aşılamadan sonraki 14. günde gönüllülerin ortalama yüzde 48’inde antikor oluşumu belirlendi. 28. günde ise katılımcıların ortalama yüzde 81’inde antikorlara rastlandı.

Faz 2 denemesinde, 14. güne kadar katılımcıların ortalama yüzde 30’unda yan etki görüldü. 28. güne kadar yan etki geliştiren katılımcı oranı ise ortalama yüzde 19. 14. günde gönüllülerin ortalama yüzde 95’inde, 28. günde ise yüzde 99’unda antikor oluştuğu görüldü.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Covid-19

Aşı Yarışında Çin Bir Adım Önde

Tarih:

on

Çin’de Covid-19 aşısı geliştirme ve uygulama ihtiyacı, virüsün yayılmasını etkili bir şekilde durdurduğu için diğer ülkelerden farklı. Çin hükümeti pandemiyle erken başa çıkabildi ve sonuç olarak aşı geliştirmeye zaman ayırabildi.

Şiddetli akut solunum sendromu, yani SARS hastalığına sebep olan yeni tip coronavirüsün neden olduğu ve devam eden Covid-19 pandemisi, dünya çapında yüksek morbidite ve mortaliteye yol açtı.

Salgın başladığından beri, dünyanın dört bir yanındaki araştırmacılar, şu anda klinik öncesi veya klinik geliştirme aşamasında olan 200’den fazla çalışma ile Covid-19 için aşılar geliştirmeye çalışıyor. Öte yandan salgının başladığı yerde, aşı çalışmaları da bir adım önde gidiyor. Peki, Çin aşıları ne kadar güvenli ve bu aşılar hakkında ne biliyoruz?

Çin aşıları 16 ülkede deneniyor

Çin’de Covid-19 aşısı geliştirme ve uygulama ihtiyacı, virüsün yayılmasını etkili bir şekilde durdurduğu için diğer ülkelerden farklı. Sınırların kısmen açık olmasına ve uluslararası seyahatin ciddi şekilde kısıtlanmasına rağmen, Çin hükümeti pandemiyle erken başa çıkabildi ve sonuç olarak aşı geliştirmeye zaman ayırabildi.

Çin’deki aşı yarışında dört ana üretici var; Tianjin merkezli CanSino, Wuhan’dan CNBG, Pekin’deki Sinovac ve Anhui merkezli ZFLongkema. Ülkede çok az COVID-19 vakası varken, Çinli aşı üreticileri ürünlerinin etkinliğini denizaşırı ülkelerde test etmek zorunda kaldı; beş aday en az 16 ülkede etkinlik (aşama 3) denemelerinde bulunuyor.

Covid-19 için ilk aşı denemesi Çin’de başladı

Uygulanabilir bir aşı elde etmek için farklı yaklaşımlar ortaya çıktı. CanSino, aşı adayını, Covid-19’un yüzey proteini için bir gen parçasını ekledikleri adenovirüs 5 (Ad5) olarak bilinen yaygın ve büyük ölçüde zararsız bir virüs kullanarak geliştirdi. Mart ayında şirket, güvenliğini ve bağışıklık tepkilerini tetikleme yeteneğini test etmek için dünyanın ilk Covid-19 aşı denemesini Wuhan’da başlattı ve dünyada Covid-19 aşısını deneyen ilk şirket oldu.

Sinovac Biotech ve CNBG ise Sars-CoV-2’nin öldürülmüş hali ile insanları aşılamak üzerine yoğunlaştı. Bu, karmaşık bir protein veya RNA tasarımı veya genetik mühendisliği gerektirmez. Bilim adamları, virüsü basitçe bir kimyasal (beta propiolakton) ile etkisiz hale getirir ve onu tahriş ederek bağışıklık sistemini etkili bir şekilde tam alarm durumuna geçiren bir yardımcı madde ile karıştırır. Teorik olarak, bu tür aşılar, başak gibi tek bir viral protein setinden ziyade tüm viral protein setini içerdikleri için daha geniş antikor ve T hücresi tepkileri üretebilir. Ve sıfırın altındaki sıcaklıklarda saklanması gereken mRNA aşılarının aksine, inaktive edilmiş virüsler, sıradan soğutmadan fazlasını gerektirmez. Bu, Rus Sputnik V aşısına benzer bir aşı.

Sıfırın altındaki soğutma ve depolamanın birçok tropikal ve subtropikal ülkede sorunlu olabileceğinden inaktive aşıların lojistik avantajları var. Ancak dezavantajları da olabilir; Bu aşılar iki dozun uygulanmasını gerektiriyor, ancak küçük bir ihtimal de olsa hastalar bu tür aşılara karşı kronik reaksiyonlardan mustarip olabilir ve hatta hastalığı geliştirebilir.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar