Connect with us

Beslenme

Doğru Alışveriş Sağlıklı Yaşamın Anahtarıdır

Tarih:

on

Doğru Alışveriş Sağlıklı Yaşamın Anahtarıdır

Sağlıklı bir yaşam için öncelikle doğru alışveriş yapmalısınız. Aç karnına alışverişe çıkmayın. Ayrıca marketlerin sokak tarafında bulunan reyonlarındaki meyve ve sebzelerden uzak durun.

Sağlıklı yiyeceklerle doldurulmuş bir mutfak, sağlıklı yaşamın ilk şartıdır ve bu süreç, alışveriş yaptığınız markette başlar. Aslında denklem son derece basit; sağlıklı beslenmek için sağlıklı yemekler pişirmek, sağlıklı yemekler pişirmek için de insan sağlığına faydası olan malzemeler kullanmak gerekir. İhtiyacımız olan bu malzemeler de mutfağımıza, market kasasından geçerek gelir. Eminim birçoğunuz, her şeyi bir arada bulabileceğiniz devasa büyüklükteki marketlerden alışveriş yapıyorsunuz. Doğru alışveriş yapmak için girişeceğiniz mücadelede ilk engel, hemen girişte yer alan ve üzerinde kocaman indirim etiketleri asılmış sepetlerdir. Markete geliş nedeniniz bir anda unutturan bu sepetlerdeki ürünler, ihtiyacınız dışında alışveriş yapmanıza sebep olur.

ALIŞVERİŞ LİSTESİ HAZIRLAYIN

Doğru alışveriş yapmanın ilk ve altın kuralı, ihtiyaç listesi hazırlamaktır. Markete gittiğiniz andan itibaren listenize odaklanmanız, ihtiyacınız olmayan şeyleri almanızın önüne geçer. Eğer sadece yiyecek alışverişi yapacaksanız, hazırlayacağınız listede besin piramidine dikkat edin. Meyveler, sebzeler, tam tahıllılar, süt, et, balık ve baklagiller listenizde muhakkak yer almalıdır. Sağlıksız atıştırmalıklara ve benzer ürünlere kesinlikle listenizde yer vermeyin. Daha önce, tüm marketlerin giriş kapılarının sağda olduğunu ve marketi dolaşırken saat yönünün tersine hareket ettiğinizi fark ettiniz mi? Alışveriş yaparken saat yönünün tersine hareket etmenin etkilerini araştıran bilim adamları, son derece ilginç bir neticeye varmışlar. Araştırmanın sonucuna göre; saat yönünü takip ederek alışveriş yaptığınızda, sadece ihtiyacınız olan şeyleri alıyorsunuz! Saat yönünün tersine hareket ettiğinizdeyse, orta koridorlara dizilmiş ve birçoğu sağlıksız yiyeceklerle dolu sepetlere karşı koyamıyorsunuz. Düzeni tersine çevirmek, odaklanmanızı güçleştirerek ihtiyaç dışında ve dikkatsiz alışveriş yapmanıza sebep oluyor. Market ziyaretinde, sağ kapıdan girmiş olsanız da alışverişe soldan başlayın.

AÇ KARNINA ALIŞVERİŞE ÇIKMAYIN

Bir diğer altın kural ise, aç karnına alışverişe çıkmamaktır. Eğer açsanız, midenizin arzuları, beyninizin emirlerinin önüne geçer. Bu gibi durumlarda da sağlıklı yiyecekler, sebze ve meyveler; almayı isteyeceğiniz son şeyler olacaktır. Bu nedenle karnınızı doyurup markete gidin ve listenize sadık kalarak alışveriş yapın.

MEYVE SEBZE ALIRKEN DİKKAT!

Markete girer girmez sizi ilk karşılayan reyon, meyve, sebzelerin dizildiği raflardır. Bu reyonların bazıları içeride, bazıları hemen kapının önünde yani sokakta yer alırlar. Sokakta olanlardan mutlaka uzak durun. Eminim sokak tozu, egzoz dumanı ve benzer kirlere bulanan bu gıda maddelerini evinize götürmek istemezsiniz. Siz, marketin içine kurulan manav reyonlarından alışveriş yapın. Manav alışverişinizi yaparken, tezgahtara danışmayı kesinlikle ihmal etmeyin. Unutmayın onlar, tüm reyona hakim tek kişidirler. Sebze ve meyvelerinizi pazardan almaktansa marketten alıyor olmak, alacaklarınızı dokunarak seçme imkanını verdiğinden, en doğru alışverişi yapmanızı sağlar. İhtiyaç listenizi hazırlarken, sebze ve meyvelerin isimlerinin yanında mutlaka adet de yazın. Böylece ihtiyacınızdan fazlasını almamış olursunuz.

KASAP REYONUNA DİKKAT

Sıra geldi protein kaynağı et alışverişine… Kasap reyonuna doğru giderken ilk dikkat etmeniz gereken, tezgahın nasıl ışıklandırıldığı olmalıdır. Eğer kasap reyonu kırmızı ışıkla aydınlatılıyorsa, uzak durun. Kırmızı ışık, et ve benzer ürünleri olduklarından daha taze ve canlı göstermek için kullanılır. Eğer kasabınız bu rengi tercih etmişse, sattığı ürüne en başta kendi güvenmiyor demektir. Tavuk eti alırken muhakkak organik tavuk tercih etmelisiniz.

SÜT VE SÜT ÜRÜNLERİ SEÇERKEN…

Süt ve süt ürünleri seçerken çok dikkatli olmak gerekir. Son yıllarda bazı markalar, ürettikleri sütlere vitamin takviyesi yapıyorlar. Özellikle D vitaminli sütler, şahane bir tercih olarak karşımıza çıkıyor. Süt ve süt ürünleri alırken mutlaka az yağlı olanlarını tercih etmelisiniz. Tam yağlı ya da ligth yani tamamen yağı alınmış ürünlerden uzak durmanız gerekir. Süt ve süt ürünlerinin ihtiva ettiği yağ, tamamen alındığında (yağsız veya light etiketiyle satılır) geriye sadece şeker kalıyor. Son yıllarda yapılan araştırmalar neticesinde ortaya çıkan bu bilgi, son derece çarpıcı. Bu dengeyi koruyabilmek için süt ve süt ürünlerinde az miktarda da olsa yağ bulunması gerekir. Yapılan araştırmalar, yarım yağlı süt içmenin, kilo vermede çok daha etkili olduğunu da gösterdi!

GIDALARI DOĞRU MUHAFAZA ETMEK GEREKİR

Doğru alışveriş yapmak yetmez; aldıklarınızı doğru muhafaza etmelisiniz. Aldıklarınızı şöyle muhafaza edin:
Patates ve soğan gibi filizlenen sebzeleri, poşet dışında ve uygun sıcaklıkta saklayın.

ET ÜRÜNLERİNİ DONDURUN

Et ve et ürünlerini; hemen tüketmiyorsanız, dondurun. Hemen donduramıyorsanız, buzdolabında en fazla 48 saat bekletin. Balık ve tavuk gibi et çeşitlerini, iç organlarını ayıkladıktan sonra dondurun. Donmuş gıdalarınızı tezgah üstünde değil, buzdolabında yavaş yavaş çözdürün.
Taze sebzelerinizi buzdolabında bekletseniz dahi en fazla bir hafta içinde tüketin. Süre uzayacaksa mutlaka dondurun.
Un, şeker ve bakliyat gibi malzemeleri mutlaka cam kaplarda ve vakumlu kapaklar altında muhafaza edin. Akıllı alışveriş, sağlıklı yaşamın kapısını açan en önemli anahtardır. Unutmayın, mutfağınızda ne varsa onunla beslenirsiniz. Raflarınızı doğru yiyeceklerle doldurduğunuzda, sistem doğru işler. Gece yarısı şeker krizine girip kendinizi mutfakta bulduğunuzda, mutfakta bir şey bulamayın. Bu, sağlık savaşını kazanmanın adeta sloganıdır.

BALIK ALIRKEN DİKKAT!

Uzmanlar, haftada en az iki öğün balık yemenizi tavsiye ediyor. Balık alışverişinin en önemli adımı, en taze balığı seçebilmektir. Peki taze balık nasıl anlaşılır? Doğru balığı seçerken dört temel noktaya dikkat etmek gerekir. İlk olarak balığın gözlerini kontrol etmelisiniz; muhakkak parlak ve canlı olmalı! Ardından balığın pullarını kontrol etmelisiniz. Pul ve derisi mutlaka parlak (hatta ışıl ışıl) ve bütün halde olmalı. Ardından balıkların et kalitesini kontrol etmek gerekir. Balığı elinize aldığınızda, etli kısmına parmağınızla hafifçe bastırın. Parmağınız rahatça batıyor ve kırılıyormuş gibi bir görüntü veriyorsa, uzak durun. Dördüncü adım ise yüzgeçleri kontrol etmektir. Balığın yüzgeçleri kesinlikle kırmızı ve parlak olmalı. Kahverengileşen yüzgeçler, bayatlık göstergesidir.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Beslenme

Hayatın Ritmi 88. Bölüm – Covid-19 Savunma Planı – Egzersiz Reçetesi – Kemik Erimesi

Tarih:

on

← ÖNCEKİ BÖLÜM                                                                       SONRAKİ BÖLÜM →

Covid-19 savunma planında bu bölümde sıra egzersiz reçetesinde. Bu egzersizleri evde kolaylıkla yapabilirsiniz. Ayrıca kemik erimesi hakkında merak ettiklerinizi de bu bölümde bulacaksınız.

Covid-19 savunma planının 3. günü…

Vücudumuzu koruyacak, evde yapabileceğimiz egzersizler neler? Hangi egzersiz akciğerlerimize faydalı? Dr. Halit Yerebakan Covid-19 savunma planına uygun basit ve sağlıklı hareketleri gösteriyor.  

Herkesi ilgilendiren teşhisi zor hastalık, kemik erimesi… İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Yaşar Küçükardalı, kemik erimesinin neden olabileceği hastalıkları açıklıyor.

Menopoz ve kemik erimesi arasındaki bağlantı ne? İç Hastalıkları ve Endokrinoloji Uzmanı Prof. Dr. Hasan Aydın kemik erimesinin bilinmeyenlerini anlatıyor. 

Uzman Diyetisyen Yekbu Köseoğlu‘ndan K vitamini zengini vitaminler listesi… 

Fizyoterapi Uzmanı Canan Akar, kemik yoğunluğunu arttıran evde yapılabilecek basit egzersizleri gösteriyor.

Hepsi ve daha fazlası ‘Dr. Halit Yerebakan ile Hayatın Ritmi’nde…

Dr. Halit Yerebakan ile Hayatın Ritmi” programının tüm bölümleri ve diğer içerikleri için youtube sayfamızı da takip edebilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Bağışıklık

Bağışıklığı Korumak İçin Dengeli Beslenme Şart

Tarih:

on

Tüketilen  besinler bağışıklık sistemi üzerinde büyük bir etkiye sahip. Tek bir besin grubunun bağışıklık sistemini güçlendirmesi olası değil.

İnsan vücudu her gün milyonlarca mikroorganizmaya maruz kalır. Bu mikroorganizmaların kötü etkilerinden bağışıklık sistemimiz sayesinde korunuruz. İşlevini iyi bir şekilde yerine getiren bağışıklık sistemi, sağlığımızı sürdürmemiz açısından oldukça önemli. Peki, bağışıklık sistemimizi nasıl daha güçlü kılabiliriz?

Tükettiğimiz besinler bağışıklık sistemimiz üzerinde büyük bir etkiye sahip. Tek bir besin grubunun bağışıklık sistemimizi güçlendirmesi olası değil. Diyet, temelde tüm besin gruplarından yeterli ve dengeli bir biçimde oluşmalı. Yeterli miktarda vitamin ve mineral tüketimi, bağışıklık sistemini kuvvetlendirmenin kilit noktası dersek yanlış olmaz.

Vitaminler bağışıklığı destekliyor

Bağışıklık hücrelerinin büyümesi ve gelişmesine önemli ölçüde katkı sağlayan vitamin ve minerallerin başında, C vitamini, A vitamini, D vitamini, E vitamini, bakır, çinko, selenyum, folik asit ve demir gelir. Ayrıca kaliteli protein (amino asit glutamin dahil) bağışıklık için oldukça önemli.

Bu besinler bağışıklık sistemine; antioksidan görevi yapıp sağlıklı hücreleri koruyarak, bağışıklık hücrelerinin büyümesini ve aktivitesini destekleyip antikor üreterek yardımcı olur.

Meyve, sebze, kepekli tahıllar, baklagiller ve liften zengin diyetlerin, faydalı mikropların büyümesini ve korunmasını desteklediği biliniyor. Protein vücudun bağışıklık sisteminde iyileşme ve yenilenme açısından önemli rol oynar. Biyolojik değeri yüksek proteine, özellikle, süt, süt ürünleri, yumurta, deniz ürünleri, yağsız et, kümes hayvanları, fasulye, bezelye, soya ürünleri, tuzsuz fındık ve yağlı tohumlar gibi çeşitli protein kaynaklarına diyetimizde yer vererek bağışıklık sistemimizi destekleyebiliriz.

A vitamini

Ağız, mide, bağırsak ve solunum sistemindeki deri ve dokuları sağlıklı tutarak bağışıklık sistemini düzenlemeye ve enfeksiyonlara karşı korumaya yardımcı olur. Bu vitamini tatlı patates, havuç, brokoli, ıspanak, kırmızı dolmalık biber, kayısı, yumurta gibi gıdalardan veya “A vitamini ile zenginleştirilmiş” etiketli bazı gıdalardan sağlayarak diyetimize ekleyebiliriz.

C vitamini

Antikor oluşumunu uyararak bağışıklık sistemini destekler. Portakal, greyfurt ve mandalina gibi turunçgiller veya kırmızı dolmalık biber, papaya, çilek, kivi, domates suyu gibi yiyecekleri seçerek bu sağlıklı vitamini sıklıkla tüketerek bağışıklık sistemimizi güçlendirebiliriz. Ayrıca, işlenmiş gıdaların ağırlıklı olduğu, besin çeşitliliği bakımından sınırlı, vitamin ve mineral bakımından fakir diyetler, sağlıklı bir bağışıklık sistemini olumsuz yönde etkiler.

Bağırsak sağlığı ve bağışıklık birbiriyle derinlemesine bağlantılıdır. Fermente gıdalar ve probiyotikler, zararlı patojenlerin tanımlanmasına ve hedeflenmesine yardımcı olarak bağışıklık sistemimizi güçlendirir. Probiyotik gıdalar arasında; yoğurt, kefir, lahana turşusu, doğal olarak fermente edilmiş ürünler ve bazı peynir çeşitleri bulunur. Vücut direncini arttırmak adına diyette düzenli tüketilmeleri gerekir.

E vitamini

Antioksidan görevi yaparak bağışıklık fonksiyonunu destekler. Takviyeli tahıllar, ayçiçeği çekirdeği, badem, bitkisel yağlar (ayçiçeği veya aspir yağı gibi), fındık ve fıstık ezmesi ile diyetinize E vitamini ekleyebilirsiniz.

Çinko, bağışıklık sisteminin düzgün çalışmasına ve yaraların iyileşmesine yardımcı olur. Çinko; yağsız et, kümes hayvanları, deniz ürünleri, süt, tam tahıllı ürünler, fasulye, tohumlar ve kuruyemişlerde bulunur.

Omega-3’ün anti-inflamatuar özelliklere sahip olduğu bir süredir bilinirken, yeni araştırmalar bağışıklık sistemi hücrelerinin işleyişini etkileyerek bağışıklık sistemini daha da desteklediğini gösteriyor. Haftada 2-3 gün balık tüketerek omega-3 ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz Ayrıca ceviz, chia tohumu, zeytinyağı, somon, keten tohumu, ve avokado gibi esansiyel yağ asitlerinden zengin sağlıklı yağlar, iltihabı azaltarak vücudunuzun patojenlere karşı bağışıklık tepkisini arttırır ve bağışıklık sistemini güçlendirir.

Yakın dönemde yapılan araştırmalar, rafine şeker ve kırmızı et bakımından zengin diyetlerin, sağlıklı bağırsak mikroorganizmalarında rahatsızlıkları teşvik edebileceğini ve bunun sonucunda bağırsakta kronik iltihaplanmaya sebep olarak bağışıklık sistemini negatif yönde etkileyeceğini gösteriyor. Son olarak rafine ve ilave şeker kullanımı, obezite, tip 2 diyabet ve kalp hastalığına önemli ölçüde katkıda bulunur. Bu kronik hastalıkların tümü bağışıklık sistemini baskılar. Şeker alımını düşürmek, iltihaplanmayı ve bu hastalıklara yakalanma riskini azaltır.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Beslenme

Şok Diyetlerin Zararlarını Biliyor musunuz?

Tarih:

on

Şok diyetlerin vücudunuza verdiği zararları duyunca çok şaşıracaksınız…

Covid-19 pandemi sürecinde uzunca bir süre fiziksel aktiviteden uzak kaldık.

Günlük rutinler değişti. Stres nedeniyle düzensizleşen yeme içme alışkanlıkları da pek çok kişide kilo alma gibi etkilere sebep oldu.

Bu durumla başa çıkmak ve eski formuna geri dönmek isteyenler kilo vermek için şok diyetlere yönelebiliyor. Ancak kilo verme sürecinde, özellikle şok diyet uygulamalarında dikkat edilmesi gereken önemli unsurlar var. Sizler için bir araya getirdik.

Sağlıkla kalın…

 

Sağlıklı yaşam konusunda bilinçlendirici içerik paylaşımı yaptığımız youtube sayfamızı görüntülemek için buraya tıklayabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar