Connect with us

Çocuk Sağlığı

Demir Eksikliğine Karşı Önlemler

Tarih:

on

Demir Eksikliğine Karşı Önlemler

Çocuğunuz kendini yorgun hissediyorsa, halsizliği, iştahsızlığı, soğuğa hassasiyeti varsa ve son dönemlerde sıkça enfeksiyon geçiriyorsa demir eksikliği anemisinden şüphelenmek gerekiyor. Acıbadem Maslak Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Neslihan Korkmaz, demir eksikliği anemisinin (kansızlık) halen dünyada en sık görülen beslenme bozukluğu olduğunu belirterek “Çocukların hem fiziksel hem beyinsel gelişimleri için olmazsa olmaz 9 eser element vardır ki demir de bunlardan biridir. Birçok soruna yol açabilen demir eksikliği enfeksiyonlara zemin hazırlayabildiği gibi okul performansını da olumsuz etkiler” diyor. Dr. Neslihan Korkmaz demir eksikliğine karşı önlemler neler anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Et, Balık, Yumurta ve Karaciğer Yedirin

Okul çağı çocukları, tüm vücut hücreleri için gerekli bir mineral olan demir ihtiyacını bazı yiyeceklerden gayet iyi karşılayabiliyor. Demir en fazla kırmızı ette bulunuyor. Kırmızı etin yanı sıra balık, karaciğer ve yumurta da tam bir demir deposu. Yumurtayı menemen gibi pişirip, domates, soğan ve C vitamininden zengin olan sivri biberle demir emilimini artırabilirsiniz. Ya da yumurta yanında portakal suyu içerek de demir emilimi artırılabilir. Eti her gün 2 adet köfte büyüklüğünde yedirebilirsiniz. Ancak karaciğerin esas görevi vücuda giren tüm zehirleri arındırmak olduğu için fazlası vücutta toksinlerin birikmesine neden olabileceğinden dolayı haftada 1 yedirebilirsiniz.

Okul Çantasına Kuruyemiş Koyun

Kuru üzüm, kuru kayısı, kuru erik, çiğ badem, fındık, fıstık ve ceviz gibi kuruyemişler önemli demir kaynakları. Bu nedenle çocuğunuzun beslenme çantasına bir avuç kuruyemiş koyarsanız demir kaynaklarından faydalanmasını sağlayabilirsiniz. Ancak aşırıya kaçılması durumunda kalori bakımından yüksek olabileceğinden diyabet hastalığı ve obezite riskini artırabilir.

Yeşilliklerin Yanında Bunları Verin!

Sebze ve tahıllar C vitamini içeren besinler ile birlikte alındıklarında demirin çözünürlüğünü artırıyorlar. Bu nedenle çocuğunuza sebze yemeklerinin yanında mutlaka, çok zengin bir demir deposu olan sivri biber ile portakal suyu (liflerini de suyuna katarak) vermeniz demir açısından zengin beslenmesini sağlar. 1 adet portakal demiri bir kat artırıyor. Ancak portakalın 1 taneyi aşmaması çok önemli çünkü fazlası karaciğeri yorabiliyor.

Brokoli ve Karnabaharı Sevdirin!

Brokoli ve karnabahar sadece çocukların değil yetişkinlerin birçoğunun da yemek istemedikleri, ama tam anlamıyla şifa deposu olan besinler. Çocuklarınıza özellikle brokoli, havuç ve patatesi (kızartmadan kaçının) sevdirin. Çünkü bu besinler demir emilimini artırıyor.

Sebzeleri Fazla Pişirmeyin

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Neslihan Korkmaz “Ispanak, pazı, pırasa, kara lahana gibi yeşil yapraklı sebzeleri çok fazla pişirmeyin aksi takdirde bu besinlerdeki demir içeriklerinin kaybolmasına yol açarsınız. Ayrıca her biri son derece faydalı olan bu besinlerden ıspanağı yoğurt yerine portakal suyu ile yedirmeye özen gösterin” diyor.

Pekmez-Tahin İkilisini Önemseyin

1 yemek kaşığı keçiboynuzu pekmezinin sabah aç karnına alınması demir eksikliği anemisinde önemli. Ancak çocuğunuza pekmez yemeden bir saat önce ve yedikten bir saat sonra süt ürünü vermeyin. 1 yemek kaşığı pekmez günlük demir ihtiyacının yüzde 15’ini karşılıyor. Tahin de hem demir yönünden hem de C vitamini yönünden zengin olması dolayısıyla kansızlığa karşı fayda sağlayabiliyor. Aşırıya kaçmadan tahin-pekmez karışımının her gün tüketilmesi kansızlık için iyi bir doğal ilaç.

Gazlı İçeceklerden Uzak Tutun

Çocuklar zararlı besinlerle ne kadar geç tanışırsa o kadar faydalı. Gazlı içecekler, çay ve kahvenin de çocuk beslenmesinde yeri yok. Çay aktif madde olarak polifenol içerdiği için demir emilimini yüzde 75 azaltıyor ve demir eksikliği anemisi yapmada etken oluyor. Ayrıca kahve, gazlı içecekler ve kakaonun da çocuk beslenmesinde yer almaması gerekiyor.

Süt Tüketiminde Aşırıya Kaçmayın

Okul çağı çocuklarının tüketeceği günlük süt miktarının yarım litreyi aşmamasına dikkat edin çünkü daha fazlası çocuğunuzun gıdalarla aldığı demirin emilimini azaltacağından kansızlığa neden olabilir. Süt ürünlerini yemeklerle değil de yemek aralarında verin.

Kepek Ekmek ve Kepekli Ürünler Yedirmeyin

Küçük çocuklarda işlenmiş kepek ve kepekli besinlerini kullanılması, diyetle alınan, büyüme ve gelişme için şart olan demir ve çinko gibi bazı önemli minerallerin emilimini azaltacağı için sakıncalı. Kepek yerine tam tahıl tüketilmesi demir emilimini artırıyor. Kuru baklagil ve tahıllı yemekleri, yanında bol maydanoz, domates, biber ve limon içeren salatayla hazırlayın ki demir alımı artsın.

Bebekliğinde Kesinlikle İnek Sütü Vermeyin

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Neslihan Korkmaz “Çocuğunuzun okul çağında demir eksikliği anemisi yaşamaması için ilk adım yenidoğan döneminde atılmalı. Bu dönemde demir depolarının dolu olması gerekli. Bebeğinizi anne sütüyle besleyin ve kesinlikle ilk 6 ay inek sütü vermeyin. İnek sütünün hem demir düzeyi düşük hem de emilimi zayıftır. Ayrıca protein ve sodyum içeriği yüksek alerji ve bağırsak sistemi kanaması yapma riski de yüksektir. Bu nedenle erken dönemde inek sütüyle beslenen bebeklerde demir eksikliği anemisi görülür” diyor.

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

CEVAP BIRAKIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bilinçli hasta

COVID-19 Çocuğunuzun Psikolojisini de Etkiliyor

Tarih:

on

Anne ve babalar coronavirüs nedeniyle bir yandan evden işlerini yürütmeye çalışırken bir yandan da çocuklarıyla uğraşmaya başladı. Böyle bir durum için kolay bir yol yok. Ancak uygulanabilecek bazı yöntemler hem çocuk hem de ebeveyn için rahatlatıcı olabilir.

Coronavirüs salgını birçok açıdan insanları olumsuz etkiledi. Virüsün yayılmasını engellemek için alınan önlemler stresli günler yaşanmasına neden oldu. Tabi normalleşme süreci yürütmeye çalışıyor olsak da COVID-19 ile mücadele devam ediyor. Yani psikolojik olarak da henüz rahatlayamıyoruz. Bu süreç elbette sadece yetişkinleri etkilemedi. Çocukların hatta bebeklerin bile bu süreçten etkilendiği bir gerçek.

Çocuklar ‘pandemi’ kavramını anlayamayacak kadar küçük olsalar bile hayatlarındaki değişikliklerin farkında. Daha önce sabah evden çıkan akşam eve gelen ebeveynler, pandemi sürecinde çocuklarıyla daha çok vakit geçirmeye başladı. Bu olumlu bir değişim olsa da çocuklar için anormal ve kafa karıştırıcı bir durum. Üstelik çocuklar kendileriyle ilgilenen yetişkinlerin duygularını kolaylıkla sezebiliyor.

Son aylarda dünya genelinde çocuk doktorlarına gelen şikayetler belirgin seviyede arttı. Ebeveynler bir yandan evden işlerini yürütmeye çalışırken bir yandan da her zamankinden daha sinirli, öfke nöbetleri geçiren, uyku sorunları olan ve yeme alışkanlıkları değişmiş çocuklarıyla uğraşmaya başladı. Böyle bir durumla karşı karşıya kalan ebeveynler için kolay bir yol yok. Ancak uygulanabilecek bazı yöntemler hem çocuk hem de ebeveyn için rahatlatıcı olabilir.

Çocuklarınızla salgın hakkında konuşun. Bu konuşmaya daha çok okul öncesi çocuklarının ihtiyacı var. Neden parka gidemediklerini, oyun arkadaşlarıyla bir araya gelemediklerini ve dışarıda yapılabilecek eğlenceli aktiviteleri artık neden yapamayacaklarını anlatmanız gerekir. Basit bir anlatım kullanın ve iyimser olun. Mesela dışarıda insanları hasta edebilecek bir mikrop olduğunu ondan uzak durulması gerektiğini söyleyin. Çocukların ilerde dışarı çıkmaktan korkmaması için mikropları yok etmek için çalışan insanlar olduğunu söyleyin ve maske, mesafe, hijyen üçlüsünün önemi hakkında konuşun. Çocuklarınızı haberlerden ve virüs ile ilgili olumsuz konuşmalardan uzak tutun.

Günlük rutinler belirleyin. Çocuğun uyku ve yemek programını düzenli şekilde devam ettirin. Oyun ve eğlence için bir zaman dilimi belirleyin. Böylece, çocuğunuz kendisiyle oynayacağınızı bilecek ve çalışmanız gereken zaman diliminde kendi başına vakit geçirmeye istekli olacaktır.

Rahat olun. Çocuğunuz biraz daha çizgi film izlemek ya da bilgisayar oyunu oynamak isteyebilir. Bu sürede siz de biraz daha çalışabilirsiniz. Oyun ve eğlence için ayrılan zaman diliminde sürekli eğitici ve öğretici oyunlar bulmanız gerekmez; ev işlerini oyuna dönüştürerek de kaliteli vakit geçirebilirsiniz.

Kendinize iyi bakın. Çocuklar anne ve babaları stresli, sinirli veya üzgün olduğunda bunu hissederler ve kendi suçları olduğunu düşünebilirler. Böyle bir durum her şeyi zorlaştırabilir. Rutinleri oluştururken kendinizi zorlamayın. Yaptığınız şey hoşunuza gitmiyorsa seveceğiniz başka bir yöntem bulun. Kendinizi iyi hissetmiyorsanız da destek almaktan çekinmeyin. Siz iyi olmazsanız çocuğunuz da iyi olmaz.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Aile Sağlığı

Çocuklardaki Belirtileri Hafife Almayın

Tarih:

on

Coronavirüs salgını sürecinde çocukların genellikle COVID-19’u asemptomatik ya da hafif atlattığı söylendi. Ancak son yayımlanan raporlara göre, bazı çocuklarda son derece tehlikeli sonuçlar ortaya çıkabiliyor.

Öğrendiğimiz her yeni bilgiyle birlikte aslında COVID-19 hakkında ne kadar az bilgi sahibi olduğumuz gerçeğiyle yüzleşiyoruz. Araştırmacılar her yeni günde bu virüsün yeni bir etkisini keşfediyorlar. Bu kez Amerikan Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi tarafından, virüsün çocuklarda kalp ve vücuttaki diğer organları hayati şekilde tehdit eden multisistemik inflamatuar sendrom olarak adlandırılan sorunlara yol açabileceği açıklandı.

Yapılan araştırmalarda ortaya çıkan ilk raporlar kalp sorunlarına yol açabilecek inflamatuar bir hastalık olan Kawasaki hastalığı ile karşılaştırıldı. Bazı vakalardaki belirtiler Kawasaki’ye çok benzese de geri kalanının farklı olduğu görüldü. Uzmanlar multisistemik inflamatuar sendromunun, vücudun COVID-19 enfeksiyonuna karşı bir tepkisi olarak ortaya çıktığını düşünüyor. Ancak bu sendroma sahip bazı çocukların da COVID-19 testlerinin negatif çıkması, uzmanları cevaplardan çok yeni sorularla karşı karşıya bıraktı.

Belirtileri tanımak önemli

Bu yeni sendromun belirtileri farklı durumlara göre değişebilir. Ancak temel olarak görülmesi olası bazı belirtiler var.

Tabi bu belirtilere neden olabilecek birçok farklı virüs var. Multisistemik inflamatuar sendromu sadece bu belirtilere bakılarak teşhis edilemez. Kesin teşhis için fiziksel muayene ile organların nasıl çalıştığını ve vücutta iltihap olup olmadığını görmek için gerekli testler yapılmalı.

 

Çocuğunuzun durumunu iyi gözlemleyin

Multisistemik inflamatuar sendrom hakkında bilim insanlarının elinde pek fazla bilgi yok. Ancak şu aşamada nadir görüldüğünü söyleyebiliriz. Coronavirüs ile bağlantılı olma ihtimali düşünüldüğünde, vaka sayısının düşük olması sevindirici bir durum.

Bu sendrom nedeniyle bazı ölümler yaşanmış olsa da tedavi edilebiliyor. Sorunlu organ sistemlerini destekleyen ve iltihaplanmayı kontrol altına alan tedavi yaklaşımlarının şu ana kadar başarılı olduğunu söylemek mümkün.

Bu dönemde çocuğunuzu iyi gözlemlemeniz önemli. Genel durumunda meydana gelen değişiklikleri mutlaka takip edin ve alışılmadık bir belirtiyle karşılaşmanız halinde doktorunuza danışın. Özellikle birkaç gün süren ateş varsa bu belirtiyi hafife almayın. Çocuğunuza COVID-19 teşhisi konmuşsa ve yukarıdaki belirtilerin bazılarını hafif de olsa gözlemliyorsanız doktorunuzu aramak için vakit kaybetmeyin. Belirtilerin şiddetlenme eğiliminde olması durumunda tehlike çanları çalıyor demektir, çocuğunuzu acilen hastaneye götürün.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Aile Sağlığı

Çocuklarınızı Dışarı Çıkartırken Bunlara Dikkat Edin

Tarih:

on

Çocuğunuzu parka götürürken diğer çocuklara yaklaşmamasını, onlarla oynamamasını, parktaki oyun aletlerini kullanmamasını isteyemezsiniz. Bunun yerine kendi alacağınız bazı önlemlerle çocuğunuzu koruyabilirsiniz.

COVID-19’da normalleşme süreci başladığından beri kısıtlamalar da kademeli olarak genişletiliyor. İlk olarak aylardır evde kalmaktan sıkılan 65 yaş üstü ve 20 yaş altı için belirli bir süreliğine yasak kaldırıldı ve nihayet onlar da birkaç saatliğine de olsa açık havanın, akranlarıyla sohbet etmenin, oyun oynamanın tadını çıkardılar. Özellikle çocukların dışarı çıkacağı gün için oyun alanları ve parklar dezenfekte edildi ki, ailelerin içi rahat etsin çocuklar da dilediğince oynasınlar diye. Ancak kendi gözlerinden bile sakındıkları çocuklarını korumak güvende tutmak için bu kadarı yeterli mi?

Belki birçoğunuz büyük tedirginlik içinde çocuklarınızı parka götürdünüz. Diğer çocuklara fazla yaklaşmaması, her yere dokunmaması, elini yüzüne götürmemesi ve cebine koyduğunuz dezenfektanı sık sık kullanması konusunda iyice tembih ettiniz belki de ama parka gidip de diğer çocukları görünce muhtemelen her şeyi unuttu. ‘Çocuğumu tembihlemekten başka ne yapabilirim’ diye düşünüyorsanız, sizin için bazı önerilerim var.

Tenha yerlere gitmeye çalışın

Çocuklarınızla birlikte evden çıkarken sadece kendinizin değil, onların da nerelere dokunduğuna dikkat etmeniz gerekiyor. Evinizden çıktığınız andan itibaren, çocuğunuzun dokunmak isteyeceği birçok yüzey var. Ortak alanlarda, asansör düğmeleri, merdiven korkulukları, oyun alanındaki ekipmanlar ve oyuncaklar gibi birçok şeye dokunmamaları için onları uyarmak yerine, bir oyunla dikkatlerini dağıtabilirsiniz. Siz de bu tür yüzeylere dokunmamak için eldiven veya kâğıt havlu kullanabilirsiniz. Yanınızda mutlaka dezenfektan bulundurun. Her ne kadar dikkatli olsanız da çocuğunuz mutlaka birçok yüzeye dokunacaktır. Hem kendinizin hem de çocuğunuzun ellerini sık sık dezenfektanla temizleyin.

Çocuğunuzu parka götürürken diğer çocuklara yaklaşmamasını, onlarla oynamamasını, parktaki oyun aletlerini kullanmamasını isteyemezsiniz. Bunun yerine varsa kendi bahçenize çıkarmanız ve oyun arkadaşı olmanız en iyi yöntem. Kendi bahçeniz gibi bir seçeneğiniz yoksa tüm çocukların aynı anda dışarıya çıktığı bir anda tenha oyun alanı ya da park bulmak zor olacaktır. Ancak mümkün olduğunca az insanla karşılaşacağınız bir alan seçmeniz gerekir.

Çantanızda atıştırmalık ve su bulundurun

Dışarıdayken diğer ailelerle tanışmak, sohbet etmek isteyebilirsiniz. Neticede sosyalleşme arzusu olan varlıklarız. Böyle bir burumda sosyal mesafenizi korumayı unutmayın. Araya koyduğunuz mesafe sizin koruyucu kalkanınız olacak ve virüse maruz kalma ihtimalinizi düşürecektir. Dışarı çıkarken de birlikte yaşadığınız kişilerle çıkın. Tanıdığınız başka ailelerle birlikte vakit geçirmek isteyebilirsiniz ancak yine sosyal mesafeye dikkat etmeniz gerekir. Çocuklar için bu sosyal mesafe kuralını uygulamak, özellikle kendine arkadaş bulduysa, oldukça zor olacaktır.

Çocuklar açık alanda olduklarında sık sık su ve atıştırmalık isterler. Bunları o anda dışarıdan satın almak yerine daha önceden alıp hazırlayın. Böylece dışarıda çocuğunuzun isteklerini güvenle karşıladığınızdan emin olursunuz. Yanınızda maske bulundurmayı da unutmayın. Bir noktada sosyal mesafeyi korumak zorlaşırsa kullanabilirsiniz. Maske takmak sosyal alanlarda zaten zorunlu. Ancak unutmayın, 2 yaşın altındaki çocukların maske kullanması Amerikan Pediatri Akademisine göre güvenli değil.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar

web partner | Web Tasarım