Connect with us

Çocuk Sağlığı

Çocukta Okul Fobisi

Tarih:

on

çocukta okul fobisi

Okullur açıldı ama çocuğunuz hâlâ okula gitmek istemiyor mu? Bunun sebebi siz, yani çocuğuna fazla düşkün olan anne-babalar olabilirsiniz

Doğduğundan beri yanınızdan ayırmadığınız ve her türlü tehlikeye karşı korumaya çalıştığınız çocuğunuz artık büyüdü ve okula gitmesi mi gerekiyor? Bu durum hem anne-babalar, hem de evden ilk kez uzaklaşacak olan çocuklar için travmatik olabilir. Konunun uzmanları, bu durumu nasıl atlatacağınızdan önce bunun neden olduğu hakkında bilgiler veriyor. Her zaman söylediğim gibi, bir şeyden korunmak için onun neden olduğunu iyi bilmek gerekir. Çocuğun okula karşı direnç göstermesi, okula gitmeye karşı korku geliştirmesi ve okul zamanı yaklaştıkça yoğun kaygı belirtileri göstermesi; çocukta okul fobisi olarak tanımlanır. Okul fobisinin altında yatan temel neden, korkudur. Anneden ayrılma, onu kaybediyor olma ve yılladır güvenle yaşadığı evinden uzaklaşma korkuları; okul fobisinin temelinde yatan korkulardır. Tüm bu korkular, ayrılık anksiyetesi olarak isimlendirilir. Konunun detayına inildiğinde çocuğa yansıyan ve onu okuldan uzaklaştıran bu korkuları onun içine ekenin anne-babası olduğu görülüyor. Yani aşırı koruyucu ebeveynlerseniz, okula karşı başta sizin önyargı ve tedirginlikleriniz varsa, çocuğunuza sürekli okulda başına gelebilecek ‘felaketlerden’ bahsediyorsanız; bu fobinin kaynaklarından biri de sizsiniz demektir. Özgüven eksikliği, aile içi huzursuzluklar, kardeş kıskançlığı, boşanma, performans kaygısı ve travma geçmişi; okul fobisinin sebepleri arasında yer alıyor.

YALNIZ HİSSEDİYOR

Uzmanlar, okul fobisinin tetikleyicileri olduğundan da bahsediyor. Yani fobi gelişmesine sebep haller varsa bile doğru davranışla atlatılabilecekken, hatalı davranışlarla içinden çıkılmaz bir hale getirilebilir. Bu anlamda ilk görev yine anne-babaya düşerken tam bu noktada öğretmenler devreye giriyor. Uzmanlara göre; anne-babanın baskıcı tutum sergilemesi, ailenin ve öğretmenin yüksek beklentisi ve mükemmeliyetçi tutumları, öğretmenin sürekli emir vermesi ve duyarsız olması, çocuğun arkadaş edinmede yetersiz olması, bunun sonucunda okulda yalnız hissetmesi, öğretmenle sorunlar yaşaması, okuldaki etkinliklerin zor gelmesi, ev ödevlerini yapmakta güçlük çekmesi, okulun veya öğretmenin değişmesi, ailede hastalık olması, okulda sınıfa ve arkadaşlarına uyum sağlamakta güçlük çekmesi, okuldaki çocukların kendisiyle dalga geçmesi ve zarar vermesi, fazla şişmanlık veya zayıflık gibi bedensel kusurlarının olması ve bu nedenle diğer çocukların kendisiyle alay etmesi gibi faktörlerin okul fobisini tetiklediği ve okul fobisiyle ilgili şikayetleri artırdığı tespit edilmiştir. Okul fobisi, sanılanın aksine sadece okula başlanan ilk yılda görülmez. Uzmanlar bu duruma 10-11 yaş aralığındaki çocuklarda da sıklıkla rastlandığını söylüyorlar. Bu fobiyi yaşayan çocukların ortak özellikleri incelendiğinde; ilk çocuk, tek çocuk ve öksüz ya da yetim çocukların ağırlıkta olduğu görülüyor. Cinsiyete göre görülme sıklığı incelendiğinde, erkek çocukların kızlara oranla daha fazla okul fobisi yaşadığı da biliniyor.

VAKTİNDE MÜDAHELE ŞARTTIR

Çocuğumun bugün sadece midesi bulanıyor, okula karşı fobisi olduğu anlamına gelmez demeyin. Baş ağrısı, mide bulantısı, kusma, karın ağrısı, ateş, hatta bayılma gibi şikayetlere; okul fobisi olan çocuklarda sıklıkla karşılaşılıyor. ‘Tamam, bugün okula gitmiyoruz’ dediğinizde bu şikayetler azalıyor ve tamamen geçiyorsa dikkat! Bir uzmandan yardım almanız gerekebilir. Bu tip korkular, sanılanın aksine kronikleşebilir. Özellikle ailenin baskıcı ve korkutucu tutum sergilemesi durumu içinden çıkılmaz bir hale sokabilir. Böyle durumlarda fobi belirtilerinin yanına yenileri eklenmeye başlar. Bu durumu yaşayan çocukların çoğu, diğer faaliyetlerden de zevk almamaya başlar. İlerlemesi halinde sosyal fobiye dönüşebilen bu durum, depresyon ve topluma uyum problemi gibi yeni sorunlara gebedir. Vaktinde müdahale edilmesi şarttır.

AİLELER NE YAPMALI ?

Okula ilk kez gidecek olan bir çocuğun bunu istememesi son derece normaldir. Başta sakin olmak ve hemen okul fobisi tanısı koymamak gerekir. Mutlu çocuk istiyorsanız önce sizin mutlu olmanız ve çocuğunuzun etkilendiğini düşündüğünüz ailevi problemlerinizi çözmeye çalışmanız gerekir. Çocuğunuzun korkusunu içine atmaması ve size anlatması için onu cesaretlendirmelisiniz. ‘Neden korkuyorsun ki, korkacak ne var?’ gibi söylemlerden uzak durmalısınız. Bu tip problemler yaşayan çocukların en çok istedikleri şey, anlaşılıyor olduklarını duymaktır. Korkularını anladığınızı söylemelisiniz. Bu korkuların zamanla geçeceğini, okula neden gitmesi gerektiğini, aynı durumda başka çocukların da olduğunu söylemeniz onlara iyi gelecektir. Bu tip korkuları olan çocuklar için en vahimi, eve döndüklerinde anne-babalarını bulamayacakları korkusudur. Bu yüzden onlara döndüklerinde evde onları bekliyor olacağınızı söylemeniz gerekir.

BUNLARI YAPMAYIN

  • ‘Çocuk okula bugün de gitmeyiversin’
    Çocuğun her ne yaşıyorsa yaşasın, hangi somatik yakınmaları gösteriyorsa göstersin; okula gitmesi gerekmektedir. Okula gitmediği her geçen gün çocuğun okula dönmesi daha da zorlaşacak, çocuk derslerinden geri kalacak, arkadaşlarından uzak kalacak, bu nedenle okula dönüşü daha da zor olacak, okul fobisi kronikleşerek beraberinde yeni sorunlar getirecektir.
  • ‘Bir süre bekleyelim geçer’
    Okul fobisi hiçbir zaman bekleyerek geçmez. Zaman geçtikçe okul korkusu kronikleşir. Bu nedenle okul fobisi yaşayan çocukların mümkün olan en kısa sürede okula dönmeleri sağlanmalıdır.
  • ‘Çocuğa kızarsam, benden korkar ve okula gider’
    Ailelerin okul fobisi olan çocuklarını kızarak, korkutarak okula göndermeleri; korkuların artmasına ve okul fobisinin kronikleşmesine sebep olabilir. Bu nedenle çocukları korkutarak okula göndermek yerine, onların korkularını dinleyip anlamak, ona yalnız olmadığını hissettirmek ve okula gitmenin onun için ne kadar önemli olduğunu anlatıp onu ikna etmek, bu yolla çocuğun okula dönmesini sağlamak en sağlıklısıdır.
  • ‘Bayılma, kusma, karın ağrısı, mide ağrısı gibi yakınmalarının fiziksel olduğunu düşünüp medikal destek vermek’
    Okul fobisi belirtileri, çocuğun okula gitme zamanından önce ortaya çıkan ve okula gitmediğinde ortadan kaybolan somatik yakınmalardır. Bu belirtiler için ilaç tedavisi uygulamak kesinlikle doğru değildir.
  • ‘Okul ve öğretmen değiştirmek’
    Okul fobisi nedeniyle okul ve öğretmen değiştirmek doğru değildir çünkü çocuk bu belirtilerini ‘ikincil kazançlar’ olarak algılayacak ve bu nedenle de okulda arkadaşlarıyla veya herhangi bir problemle karşılaştığında; ağlama, reddetme, hırçınlık yapma ve somatik yakınmalarını kullanarak istediklerini yaptırmaya çalışacaktır. Ağlayarak istediğini yaptıran bir çocuk ‘ağlama davranışını’ her yerde kullanmaya başlayacaktır. Somatik belirtilerini zor zamanlarda kaçış olarak ortaya koyan çocuk, sağlıklı baş etme mekanizmalarını öğrenemeyecektir.
  • ‘Çocuğun numara yaptığını düşünmek’
    Okul fobisi belirtileri (karın, mide ve baş ağrısı, kusma, bayılma) somatik yakınmalardır. Çocuk o anda o belirtileri hisseder ve bu belirtilerden gerçek anlamda rahatsızlık duyar.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Bilinçli hasta

COVID-19 Çocuğunuzun Psikolojisini de Etkiliyor

Tarih:

on

Anne ve babalar coronavirüs nedeniyle bir yandan evden işlerini yürütmeye çalışırken bir yandan da çocuklarıyla uğraşmaya başladı. Böyle bir durum için kolay bir yol yok. Ancak uygulanabilecek bazı yöntemler hem çocuk hem de ebeveyn için rahatlatıcı olabilir.

Coronavirüs salgını birçok açıdan insanları olumsuz etkiledi. Virüsün yayılmasını engellemek için alınan önlemler stresli günler yaşanmasına neden oldu. Tabi normalleşme süreci yürütmeye çalışıyor olsak da COVID-19 ile mücadele devam ediyor. Yani psikolojik olarak da henüz rahatlayamıyoruz. Bu süreç elbette sadece yetişkinleri etkilemedi. Çocukların hatta bebeklerin bile bu süreçten etkilendiği bir gerçek.

Çocuklar ‘pandemi’ kavramını anlayamayacak kadar küçük olsalar bile hayatlarındaki değişikliklerin farkında. Daha önce sabah evden çıkan akşam eve gelen ebeveynler, pandemi sürecinde çocuklarıyla daha çok vakit geçirmeye başladı. Bu olumlu bir değişim olsa da çocuklar için anormal ve kafa karıştırıcı bir durum. Üstelik çocuklar kendileriyle ilgilenen yetişkinlerin duygularını kolaylıkla sezebiliyor.

Son aylarda dünya genelinde çocuk doktorlarına gelen şikayetler belirgin seviyede arttı. Ebeveynler bir yandan evden işlerini yürütmeye çalışırken bir yandan da her zamankinden daha sinirli, öfke nöbetleri geçiren, uyku sorunları olan ve yeme alışkanlıkları değişmiş çocuklarıyla uğraşmaya başladı. Böyle bir durumla karşı karşıya kalan ebeveynler için kolay bir yol yok. Ancak uygulanabilecek bazı yöntemler hem çocuk hem de ebeveyn için rahatlatıcı olabilir.

Çocuklarınızla salgın hakkında konuşun. Bu konuşmaya daha çok okul öncesi çocuklarının ihtiyacı var. Neden parka gidemediklerini, oyun arkadaşlarıyla bir araya gelemediklerini ve dışarıda yapılabilecek eğlenceli aktiviteleri artık neden yapamayacaklarını anlatmanız gerekir. Basit bir anlatım kullanın ve iyimser olun. Mesela dışarıda insanları hasta edebilecek bir mikrop olduğunu ondan uzak durulması gerektiğini söyleyin. Çocukların ilerde dışarı çıkmaktan korkmaması için mikropları yok etmek için çalışan insanlar olduğunu söyleyin ve maske, mesafe, hijyen üçlüsünün önemi hakkında konuşun. Çocuklarınızı haberlerden ve virüs ile ilgili olumsuz konuşmalardan uzak tutun.

Günlük rutinler belirleyin. Çocuğun uyku ve yemek programını düzenli şekilde devam ettirin. Oyun ve eğlence için bir zaman dilimi belirleyin. Böylece, çocuğunuz kendisiyle oynayacağınızı bilecek ve çalışmanız gereken zaman diliminde kendi başına vakit geçirmeye istekli olacaktır.

Rahat olun. Çocuğunuz biraz daha çizgi film izlemek ya da bilgisayar oyunu oynamak isteyebilir. Bu sürede siz de biraz daha çalışabilirsiniz. Oyun ve eğlence için ayrılan zaman diliminde sürekli eğitici ve öğretici oyunlar bulmanız gerekmez; ev işlerini oyuna dönüştürerek de kaliteli vakit geçirebilirsiniz.

Kendinize iyi bakın. Çocuklar anne ve babaları stresli, sinirli veya üzgün olduğunda bunu hissederler ve kendi suçları olduğunu düşünebilirler. Böyle bir durum her şeyi zorlaştırabilir. Rutinleri oluştururken kendinizi zorlamayın. Yaptığınız şey hoşunuza gitmiyorsa seveceğiniz başka bir yöntem bulun. Kendinizi iyi hissetmiyorsanız da destek almaktan çekinmeyin. Siz iyi olmazsanız çocuğunuz da iyi olmaz.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Aile Sağlığı

Çocuklardaki Belirtileri Hafife Almayın

Tarih:

on

Coronavirüs salgını sürecinde çocukların genellikle COVID-19’u asemptomatik ya da hafif atlattığı söylendi. Ancak son yayımlanan raporlara göre, bazı çocuklarda son derece tehlikeli sonuçlar ortaya çıkabiliyor.

Öğrendiğimiz her yeni bilgiyle birlikte aslında COVID-19 hakkında ne kadar az bilgi sahibi olduğumuz gerçeğiyle yüzleşiyoruz. Araştırmacılar her yeni günde bu virüsün yeni bir etkisini keşfediyorlar. Bu kez Amerikan Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi tarafından, virüsün çocuklarda kalp ve vücuttaki diğer organları hayati şekilde tehdit eden multisistemik inflamatuar sendrom olarak adlandırılan sorunlara yol açabileceği açıklandı.

Yapılan araştırmalarda ortaya çıkan ilk raporlar kalp sorunlarına yol açabilecek inflamatuar bir hastalık olan Kawasaki hastalığı ile karşılaştırıldı. Bazı vakalardaki belirtiler Kawasaki’ye çok benzese de geri kalanının farklı olduğu görüldü. Uzmanlar multisistemik inflamatuar sendromunun, vücudun COVID-19 enfeksiyonuna karşı bir tepkisi olarak ortaya çıktığını düşünüyor. Ancak bu sendroma sahip bazı çocukların da COVID-19 testlerinin negatif çıkması, uzmanları cevaplardan çok yeni sorularla karşı karşıya bıraktı.

Belirtileri tanımak önemli

Bu yeni sendromun belirtileri farklı durumlara göre değişebilir. Ancak temel olarak görülmesi olası bazı belirtiler var.

Tabi bu belirtilere neden olabilecek birçok farklı virüs var. Multisistemik inflamatuar sendromu sadece bu belirtilere bakılarak teşhis edilemez. Kesin teşhis için fiziksel muayene ile organların nasıl çalıştığını ve vücutta iltihap olup olmadığını görmek için gerekli testler yapılmalı.

 

Çocuğunuzun durumunu iyi gözlemleyin

Multisistemik inflamatuar sendrom hakkında bilim insanlarının elinde pek fazla bilgi yok. Ancak şu aşamada nadir görüldüğünü söyleyebiliriz. Coronavirüs ile bağlantılı olma ihtimali düşünüldüğünde, vaka sayısının düşük olması sevindirici bir durum.

Bu sendrom nedeniyle bazı ölümler yaşanmış olsa da tedavi edilebiliyor. Sorunlu organ sistemlerini destekleyen ve iltihaplanmayı kontrol altına alan tedavi yaklaşımlarının şu ana kadar başarılı olduğunu söylemek mümkün.

Bu dönemde çocuğunuzu iyi gözlemlemeniz önemli. Genel durumunda meydana gelen değişiklikleri mutlaka takip edin ve alışılmadık bir belirtiyle karşılaşmanız halinde doktorunuza danışın. Özellikle birkaç gün süren ateş varsa bu belirtiyi hafife almayın. Çocuğunuza COVID-19 teşhisi konmuşsa ve yukarıdaki belirtilerin bazılarını hafif de olsa gözlemliyorsanız doktorunuzu aramak için vakit kaybetmeyin. Belirtilerin şiddetlenme eğiliminde olması durumunda tehlike çanları çalıyor demektir, çocuğunuzu acilen hastaneye götürün.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Aile Sağlığı

Çocuklarınızı Dışarı Çıkartırken Bunlara Dikkat Edin

Tarih:

on

Çocuğunuzu parka götürürken diğer çocuklara yaklaşmamasını, onlarla oynamamasını, parktaki oyun aletlerini kullanmamasını isteyemezsiniz. Bunun yerine kendi alacağınız bazı önlemlerle çocuğunuzu koruyabilirsiniz.

COVID-19’da normalleşme süreci başladığından beri kısıtlamalar da kademeli olarak genişletiliyor. İlk olarak aylardır evde kalmaktan sıkılan 65 yaş üstü ve 20 yaş altı için belirli bir süreliğine yasak kaldırıldı ve nihayet onlar da birkaç saatliğine de olsa açık havanın, akranlarıyla sohbet etmenin, oyun oynamanın tadını çıkardılar. Özellikle çocukların dışarı çıkacağı gün için oyun alanları ve parklar dezenfekte edildi ki, ailelerin içi rahat etsin çocuklar da dilediğince oynasınlar diye. Ancak kendi gözlerinden bile sakındıkları çocuklarını korumak güvende tutmak için bu kadarı yeterli mi?

Belki birçoğunuz büyük tedirginlik içinde çocuklarınızı parka götürdünüz. Diğer çocuklara fazla yaklaşmaması, her yere dokunmaması, elini yüzüne götürmemesi ve cebine koyduğunuz dezenfektanı sık sık kullanması konusunda iyice tembih ettiniz belki de ama parka gidip de diğer çocukları görünce muhtemelen her şeyi unuttu. ‘Çocuğumu tembihlemekten başka ne yapabilirim’ diye düşünüyorsanız, sizin için bazı önerilerim var.

Tenha yerlere gitmeye çalışın

Çocuklarınızla birlikte evden çıkarken sadece kendinizin değil, onların da nerelere dokunduğuna dikkat etmeniz gerekiyor. Evinizden çıktığınız andan itibaren, çocuğunuzun dokunmak isteyeceği birçok yüzey var. Ortak alanlarda, asansör düğmeleri, merdiven korkulukları, oyun alanındaki ekipmanlar ve oyuncaklar gibi birçok şeye dokunmamaları için onları uyarmak yerine, bir oyunla dikkatlerini dağıtabilirsiniz. Siz de bu tür yüzeylere dokunmamak için eldiven veya kâğıt havlu kullanabilirsiniz. Yanınızda mutlaka dezenfektan bulundurun. Her ne kadar dikkatli olsanız da çocuğunuz mutlaka birçok yüzeye dokunacaktır. Hem kendinizin hem de çocuğunuzun ellerini sık sık dezenfektanla temizleyin.

Çocuğunuzu parka götürürken diğer çocuklara yaklaşmamasını, onlarla oynamamasını, parktaki oyun aletlerini kullanmamasını isteyemezsiniz. Bunun yerine varsa kendi bahçenize çıkarmanız ve oyun arkadaşı olmanız en iyi yöntem. Kendi bahçeniz gibi bir seçeneğiniz yoksa tüm çocukların aynı anda dışarıya çıktığı bir anda tenha oyun alanı ya da park bulmak zor olacaktır. Ancak mümkün olduğunca az insanla karşılaşacağınız bir alan seçmeniz gerekir.

Çantanızda atıştırmalık ve su bulundurun

Dışarıdayken diğer ailelerle tanışmak, sohbet etmek isteyebilirsiniz. Neticede sosyalleşme arzusu olan varlıklarız. Böyle bir burumda sosyal mesafenizi korumayı unutmayın. Araya koyduğunuz mesafe sizin koruyucu kalkanınız olacak ve virüse maruz kalma ihtimalinizi düşürecektir. Dışarı çıkarken de birlikte yaşadığınız kişilerle çıkın. Tanıdığınız başka ailelerle birlikte vakit geçirmek isteyebilirsiniz ancak yine sosyal mesafeye dikkat etmeniz gerekir. Çocuklar için bu sosyal mesafe kuralını uygulamak, özellikle kendine arkadaş bulduysa, oldukça zor olacaktır.

Çocuklar açık alanda olduklarında sık sık su ve atıştırmalık isterler. Bunları o anda dışarıdan satın almak yerine daha önceden alıp hazırlayın. Böylece dışarıda çocuğunuzun isteklerini güvenle karşıladığınızdan emin olursunuz. Yanınızda maske bulundurmayı da unutmayın. Bir noktada sosyal mesafeyi korumak zorlaşırsa kullanabilirsiniz. Maske takmak sosyal alanlarda zaten zorunlu. Ancak unutmayın, 2 yaşın altındaki çocukların maske kullanması Amerikan Pediatri Akademisine göre güvenli değil.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar