Connect with us

Çocuk Sağlığı

Çocukların Bağışıklığını Güçlendiren Besinler

Basın Bülteni

Tarih:

on

Çocukların Bağışıklığını Güçlendiren Besinler

Havaların soğuması, okulların açılması, kalabalık ortamlarda daha çok zaman geçirilmesi beraberinde kolayca yaygınlaşan ve kişiden kişiye kolayca bulaşan bakteri ve virüslerin artmasına neden oluyor. İşte bu noktada bağışıklık sisteminin güçlü olması çok büyük önem taşıyor. Acıbadem Maslak Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Yeşim Özcan “Çocuklarda bağışıklık sisteminin zayıflaması sık hastalanmalarına sebep olur. Yetersiz beslenme, vitamin ve mineral eksikliği, uykusuzluk bağışıklık sisteminin zayıflamasındaki temel sebeplerdir. Bu nedenle özellikle mevsim geçişlerinde düzenli beslenmek vücut direncini artırarak oluşabilecek hastalıklara karşı çocuklarımızı koruyacaktır” diyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Yeşim Özcan, çocukların bağışıklığını güçlendiren besinler neler anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Somon Balığı

Omega 3 yağ asitinden zengin bir besin olan ve çocukların beyin gelişimini destekleyen somon, aynı zamanda enfeksiyonlara karşı vücudu koruyor. Son yapılan araştırmalar, bu yağlı asitlerin bağışıklık sisteminin işlevini artırarak bağışıklığı güçlendirdiğini ortaya koyuyor. Çocuğunuz balık sevmiyorsa sabırla balık yeme alışkanlığı kazandırın. Balığı doğrudan tek başına vermek yerine, balığın tat ve kokusunu hissettirmeden örneğin patates ve sebzelerle fırında balık mücver yaparak yedirebilirsiniz.

Kivi

C vitamini diğer meyvelere oranla çok yüksek olan kivi, vücut savunma sisteminde görev alan antioksidanlardan zengin bir meyve. Bu sayede bağışıklığı güçlendirip vücudun mikroplara karşı savunma sistemini artırıyor. Aynı zamanda C vitamini vücutta demir mineralinin emilimini artırıyor. Demir eksikliği problemi yaşayan çocuklarda kivi üzerine pekmez sürülerek tüketmeleri, pekmezde bulunan demir emilimini artırarak çocuklara iki kat bağışıklık kazandırıyor. Çünkü pekmezin içeriğindeki demirin emilimi için de C vitamini gerekiyor.

Ev yoğurdu

Bağışıklığı güçlendiren yoğurt probiyotik yani sağlıklı, dost bakteri içeriği yüksek bir besin. Bu dönemde özellikle probiyotik içeriği yüksek besinlerle beslenmek hastalıklara karşı önemli bir koruyucu olacağından çocuklarınıza mutlaka günde bir kase ev yoğurdu yedirin. Yoğurdu yemeklerin yanında veya ara öğünde içerisine meyve doğrayarak da yedirebilirsiniz. Çocuğunuzun inek sütüne alerjisi varsa, keçi sütünden yapılmış yoğurtları tercih edebilirsiniz.

Sarımsak

Sarımsak antibakteriyel özelliğinden dolayı bağışıklığı güçlendirerek vücut direncini artırıyor. Yemeklere eklenen sarımsak miktarının artırılması hastalık riskini en aza indiriyor. Sarımsağı yemeklerinize eklerken yağda kavurarak değil yemeğin suyuna atarsanız, içindeki antioksidanlardan daha fazla yarar sağlayabilirsiniz.

Yulaf

Yulaf, içinde bulunan beta glukan ve çinko sayesinde bağışıklığı güçlendiriyor.Zengin lif içeriği ile de oldukça faydalı bir besin olan yulafı süt ile karıştırıp, üzerine E vitamini yönünden zengin badem ve 1 porsiyon muz ekleyerek blender yapabilir ve çocuğunuza kahvaltıda da içirebilirsiniz. Unutmayın, kahvaltı yapan çocukların vücut direnci daha sağlam oluyor, hastalıklara yakalanma riski azalıyor. Yulafın herhangi bir alerjenik riski bulunmuyor.

Brokoli

C, A ve E vitaminlerinden zengin olan brokoli tam bir antioksidan deposu. Bu sayede de bağışıklığı güçlendiriyor. Ama brokoliyi seven ve yiyen çok az çocuk var. Bu sebeple bu besini çocuklarınız sevmiyorsa, fark ettirmeden tükettirebilirsiniz. Mesela çorba yaparken içerisine ekleyebilirsiniz. Böylelikle brokolinin vitamin ve minerallerinden de faydalanmış olurlar.

Mercimek

Mercimekte bulunan bazı polifenoller, güçlü antioksidan ve anti-enflamatuar etkilere de sahip olduğundan hastalıklara karşı koruyor. Sonbahar ve kış aylarında yemeği olsun, çorbası olsun haftada iki kez tüketilmesi çok faydalı. Bitkisel protein olduğundan çocuklarda büyüme ve gelişmeye de yardımcı oluyor.

Yumurta

Yumurta, anne sütünden sonra gelen, vücudun ihtiyaç duyduğu en iyi protein kaynağı. Bu özelliğiyle çocukların beslenmesinde olmazsa olmaz bir besin. Aynı zamanda çok iyi demir kaynağı olan yumurta, A, D, E ve B12 vitaminlerinden zengin. Bu sayede çocuğunuzun zeka gelişimini destekleyip beyin yapısını korurken, içerdiği kaliteli protein sayesinde de sağlıklı büyümelerine büyük katkı sağlıyor. Haşlama, omlet, menemen fark etmez, her gün bir yumurtayı en sevdiği şekliyle çocuğunuza yedirebilirsiniz.

Kuruyemiş

Beslenme ve Diyet Uzmanı Yeşim Özcan, kuruyemişlerin, bağışıklık sistemini güçlendirmeye yardımcı olan E vitamini, çinko ve omega 3 yağ asitleri açısından zengin olduğunu belirterek “Bağışıklık sistemlerini güçlendirmek için çocuklarınızın beslenme çantasına fındık, ceviz, badem ve kabak çekirdeği koyun ve mutlaka bu besinleri tüketme alışkanlığı kazandırın. Badem aynı zamanda stresin olumsuz etkilerini önlemeye de yardımcı olabilecek Nacin ve Riboflavin de içerir. Özellikle sabah kahvaltılarına sadece bir çeyrek fincan ekleyeceğiniz bu lezzetli kuruyemişler çocuğunuzun günlük E vitamini ve diğer mineral gereksinimlerini karşılar” diyor.

Çocuklarda sağlıklı yaşamla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Bilinçli hasta

COVID-19 Çocuğunuzun Psikolojisini de Etkiliyor

Halit Yerebakan

Tarih:

on

Anne ve babalar coronavirüs nedeniyle bir yandan evden işlerini yürütmeye çalışırken bir yandan da çocuklarıyla uğraşmaya başladı. Böyle bir durum için kolay bir yol yok. Ancak uygulanabilecek bazı yöntemler hem çocuk hem de ebeveyn için rahatlatıcı olabilir.

Coronavirüs salgını birçok açıdan insanları olumsuz etkiledi. Virüsün yayılmasını engellemek için alınan önlemler stresli günler yaşanmasına neden oldu. Tabi normalleşme süreci yürütmeye çalışıyor olsak da COVID-19 ile mücadele devam ediyor. Yani psikolojik olarak da henüz rahatlayamıyoruz. Bu süreç elbette sadece yetişkinleri etkilemedi. Çocukların hatta bebeklerin bile bu süreçten etkilendiği bir gerçek.

Çocuklar ‘pandemi’ kavramını anlayamayacak kadar küçük olsalar bile hayatlarındaki değişikliklerin farkında. Daha önce sabah evden çıkan akşam eve gelen ebeveynler, pandemi sürecinde çocuklarıyla daha çok vakit geçirmeye başladı. Bu olumlu bir değişim olsa da çocuklar için anormal ve kafa karıştırıcı bir durum. Üstelik çocuklar kendileriyle ilgilenen yetişkinlerin duygularını kolaylıkla sezebiliyor.

Son aylarda dünya genelinde çocuk doktorlarına gelen şikayetler belirgin seviyede arttı. Ebeveynler bir yandan evden işlerini yürütmeye çalışırken bir yandan da her zamankinden daha sinirli, öfke nöbetleri geçiren, uyku sorunları olan ve yeme alışkanlıkları değişmiş çocuklarıyla uğraşmaya başladı. Böyle bir durumla karşı karşıya kalan ebeveynler için kolay bir yol yok. Ancak uygulanabilecek bazı yöntemler hem çocuk hem de ebeveyn için rahatlatıcı olabilir.

Çocuklarınızla salgın hakkında konuşun. Bu konuşmaya daha çok okul öncesi çocuklarının ihtiyacı var. Neden parka gidemediklerini, oyun arkadaşlarıyla bir araya gelemediklerini ve dışarıda yapılabilecek eğlenceli aktiviteleri artık neden yapamayacaklarını anlatmanız gerekir. Basit bir anlatım kullanın ve iyimser olun. Mesela dışarıda insanları hasta edebilecek bir mikrop olduğunu ondan uzak durulması gerektiğini söyleyin. Çocukların ilerde dışarı çıkmaktan korkmaması için mikropları yok etmek için çalışan insanlar olduğunu söyleyin ve maske, mesafe, hijyen üçlüsünün önemi hakkında konuşun. Çocuklarınızı haberlerden ve virüs ile ilgili olumsuz konuşmalardan uzak tutun.

Günlük rutinler belirleyin. Çocuğun uyku ve yemek programını düzenli şekilde devam ettirin. Oyun ve eğlence için bir zaman dilimi belirleyin. Böylece, çocuğunuz kendisiyle oynayacağınızı bilecek ve çalışmanız gereken zaman diliminde kendi başına vakit geçirmeye istekli olacaktır.

Rahat olun. Çocuğunuz biraz daha çizgi film izlemek ya da bilgisayar oyunu oynamak isteyebilir. Bu sürede siz de biraz daha çalışabilirsiniz. Oyun ve eğlence için ayrılan zaman diliminde sürekli eğitici ve öğretici oyunlar bulmanız gerekmez; ev işlerini oyuna dönüştürerek de kaliteli vakit geçirebilirsiniz.

Kendinize iyi bakın. Çocuklar anne ve babaları stresli, sinirli veya üzgün olduğunda bunu hissederler ve kendi suçları olduğunu düşünebilirler. Böyle bir durum her şeyi zorlaştırabilir. Rutinleri oluştururken kendinizi zorlamayın. Yaptığınız şey hoşunuza gitmiyorsa seveceğiniz başka bir yöntem bulun. Kendinizi iyi hissetmiyorsanız da destek almaktan çekinmeyin. Siz iyi olmazsanız çocuğunuz da iyi olmaz.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Aile Sağlığı

Çocuklardaki Belirtileri Hafife Almayın

Halit Yerebakan

Tarih:

on

Coronavirüs salgını sürecinde çocukların genellikle COVID-19’u asemptomatik ya da hafif atlattığı söylendi. Ancak son yayımlanan raporlara göre, bazı çocuklarda son derece tehlikeli sonuçlar ortaya çıkabiliyor.

Öğrendiğimiz her yeni bilgiyle birlikte aslında COVID-19 hakkında ne kadar az bilgi sahibi olduğumuz gerçeğiyle yüzleşiyoruz. Araştırmacılar her yeni günde bu virüsün yeni bir etkisini keşfediyorlar. Bu kez Amerikan Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi tarafından, virüsün çocuklarda kalp ve vücuttaki diğer organları hayati şekilde tehdit eden multisistemik inflamatuar sendrom olarak adlandırılan sorunlara yol açabileceği açıklandı.

Yapılan araştırmalarda ortaya çıkan ilk raporlar kalp sorunlarına yol açabilecek inflamatuar bir hastalık olan Kawasaki hastalığı ile karşılaştırıldı. Bazı vakalardaki belirtiler Kawasaki’ye çok benzese de geri kalanının farklı olduğu görüldü. Uzmanlar multisistemik inflamatuar sendromunun, vücudun COVID-19 enfeksiyonuna karşı bir tepkisi olarak ortaya çıktığını düşünüyor. Ancak bu sendroma sahip bazı çocukların da COVID-19 testlerinin negatif çıkması, uzmanları cevaplardan çok yeni sorularla karşı karşıya bıraktı.

Belirtileri tanımak önemli

Bu yeni sendromun belirtileri farklı durumlara göre değişebilir. Ancak temel olarak görülmesi olası bazı belirtiler var.

Tabi bu belirtilere neden olabilecek birçok farklı virüs var. Multisistemik inflamatuar sendromu sadece bu belirtilere bakılarak teşhis edilemez. Kesin teşhis için fiziksel muayene ile organların nasıl çalıştığını ve vücutta iltihap olup olmadığını görmek için gerekli testler yapılmalı.

 

Çocuğunuzun durumunu iyi gözlemleyin

Multisistemik inflamatuar sendrom hakkında bilim insanlarının elinde pek fazla bilgi yok. Ancak şu aşamada nadir görüldüğünü söyleyebiliriz. Coronavirüs ile bağlantılı olma ihtimali düşünüldüğünde, vaka sayısının düşük olması sevindirici bir durum.

Bu sendrom nedeniyle bazı ölümler yaşanmış olsa da tedavi edilebiliyor. Sorunlu organ sistemlerini destekleyen ve iltihaplanmayı kontrol altına alan tedavi yaklaşımlarının şu ana kadar başarılı olduğunu söylemek mümkün.

Bu dönemde çocuğunuzu iyi gözlemlemeniz önemli. Genel durumunda meydana gelen değişiklikleri mutlaka takip edin ve alışılmadık bir belirtiyle karşılaşmanız halinde doktorunuza danışın. Özellikle birkaç gün süren ateş varsa bu belirtiyi hafife almayın. Çocuğunuza COVID-19 teşhisi konmuşsa ve yukarıdaki belirtilerin bazılarını hafif de olsa gözlemliyorsanız doktorunuzu aramak için vakit kaybetmeyin. Belirtilerin şiddetlenme eğiliminde olması durumunda tehlike çanları çalıyor demektir, çocuğunuzu acilen hastaneye götürün.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Aile Sağlığı

Çocuklarınızı Dışarı Çıkartırken Bunlara Dikkat Edin

Halit Yerebakan

Tarih:

on

Çocuğunuzu parka götürürken diğer çocuklara yaklaşmamasını, onlarla oynamamasını, parktaki oyun aletlerini kullanmamasını isteyemezsiniz. Bunun yerine kendi alacağınız bazı önlemlerle çocuğunuzu koruyabilirsiniz.

COVID-19’da normalleşme süreci başladığından beri kısıtlamalar da kademeli olarak genişletiliyor. İlk olarak aylardır evde kalmaktan sıkılan 65 yaş üstü ve 20 yaş altı için belirli bir süreliğine yasak kaldırıldı ve nihayet onlar da birkaç saatliğine de olsa açık havanın, akranlarıyla sohbet etmenin, oyun oynamanın tadını çıkardılar. Özellikle çocukların dışarı çıkacağı gün için oyun alanları ve parklar dezenfekte edildi ki, ailelerin içi rahat etsin çocuklar da dilediğince oynasınlar diye. Ancak kendi gözlerinden bile sakındıkları çocuklarını korumak güvende tutmak için bu kadarı yeterli mi?

Belki birçoğunuz büyük tedirginlik içinde çocuklarınızı parka götürdünüz. Diğer çocuklara fazla yaklaşmaması, her yere dokunmaması, elini yüzüne götürmemesi ve cebine koyduğunuz dezenfektanı sık sık kullanması konusunda iyice tembih ettiniz belki de ama parka gidip de diğer çocukları görünce muhtemelen her şeyi unuttu. ‘Çocuğumu tembihlemekten başka ne yapabilirim’ diye düşünüyorsanız, sizin için bazı önerilerim var.

Tenha yerlere gitmeye çalışın

Çocuklarınızla birlikte evden çıkarken sadece kendinizin değil, onların da nerelere dokunduğuna dikkat etmeniz gerekiyor. Evinizden çıktığınız andan itibaren, çocuğunuzun dokunmak isteyeceği birçok yüzey var. Ortak alanlarda, asansör düğmeleri, merdiven korkulukları, oyun alanındaki ekipmanlar ve oyuncaklar gibi birçok şeye dokunmamaları için onları uyarmak yerine, bir oyunla dikkatlerini dağıtabilirsiniz. Siz de bu tür yüzeylere dokunmamak için eldiven veya kâğıt havlu kullanabilirsiniz. Yanınızda mutlaka dezenfektan bulundurun. Her ne kadar dikkatli olsanız da çocuğunuz mutlaka birçok yüzeye dokunacaktır. Hem kendinizin hem de çocuğunuzun ellerini sık sık dezenfektanla temizleyin.

Çocuğunuzu parka götürürken diğer çocuklara yaklaşmamasını, onlarla oynamamasını, parktaki oyun aletlerini kullanmamasını isteyemezsiniz. Bunun yerine varsa kendi bahçenize çıkarmanız ve oyun arkadaşı olmanız en iyi yöntem. Kendi bahçeniz gibi bir seçeneğiniz yoksa tüm çocukların aynı anda dışarıya çıktığı bir anda tenha oyun alanı ya da park bulmak zor olacaktır. Ancak mümkün olduğunca az insanla karşılaşacağınız bir alan seçmeniz gerekir.

Çantanızda atıştırmalık ve su bulundurun

Dışarıdayken diğer ailelerle tanışmak, sohbet etmek isteyebilirsiniz. Neticede sosyalleşme arzusu olan varlıklarız. Böyle bir burumda sosyal mesafenizi korumayı unutmayın. Araya koyduğunuz mesafe sizin koruyucu kalkanınız olacak ve virüse maruz kalma ihtimalinizi düşürecektir. Dışarı çıkarken de birlikte yaşadığınız kişilerle çıkın. Tanıdığınız başka ailelerle birlikte vakit geçirmek isteyebilirsiniz ancak yine sosyal mesafeye dikkat etmeniz gerekir. Çocuklar için bu sosyal mesafe kuralını uygulamak, özellikle kendine arkadaş bulduysa, oldukça zor olacaktır.

Çocuklar açık alanda olduklarında sık sık su ve atıştırmalık isterler. Bunları o anda dışarıdan satın almak yerine daha önceden alıp hazırlayın. Böylece dışarıda çocuğunuzun isteklerini güvenle karşıladığınızdan emin olursunuz. Yanınızda maske bulundurmayı da unutmayın. Bir noktada sosyal mesafeyi korumak zorlaşırsa kullanabilirsiniz. Maske takmak sosyal alanlarda zaten zorunlu. Ancak unutmayın, 2 yaşın altındaki çocukların maske kullanması Amerikan Pediatri Akademisine göre güvenli değil.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar