Connect with us

Çocuk Sağlığı

Çocuklarda En Sık Görülen 5 Hastalık

Tarih:

on

Çocuklarda En Sık Görülen 5 Hastalık

Soğuk havanın yanı sıra alışveriş merkezleri, kreş ile okul gibi kapalı ve kalabalık ortamlarda geçirilen zamanın artması, virüs ile bakterilerin çevreye kolayca yayılmalarına yol açarak hastalıklara adeta davetiye çıkarıyor. Özellikle de üst solunum yolu enfeksiyonları kış aylarında çocukların peşini bırakmıyor. Bu hastalıkların çoğu antibiyotik gerektirmeden yakınmalara yönelik tedavilerle ortadan kaldırılsa da, bazen hastaneye yatmayı gerektirecek kadar ciddi bir tabloya da neden olabiliyor. Bu yüzden kış aylarında çocukları bakteri ve virüslerden korumak çok önemli. Acıbadem Maslak Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Nurcan Ertem özellikle kreş öncesi yaştaki çocukları hastalıklardan korumanın en etkili yolunun onları kapalı ve kalabalık ortamlardan uzak tutmak olduğuna dikkat çekerek, “Bunun nedeni ise mikropların kapalı ortamlarda çok daha kolay bulaşabilmeleri. Öyle ki su damlacıkları iki saat boyunca havada asılı kalabiliyor ve içindeki mikroplar solunum yoluyla bulaşabiliyor” diyor. Peki çocuklar kışın en sık hangi hastalıklara yakalanıyor? Onları bu hastalıklardan korumak için almamız gereken önlemler neler? Acıbadem Maslak Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Nurcan Ertem kış aylarında çocuklarda en sık görülen 5 hastalık nedir anlattı, önemli öneriler ve uyarılarda bulundu.

Grip (influenza)

Grip çocuklarda en sık görülen kış hastalığı. Damlacık yoluyla ya havanın solunması ya da eşyaların ortak kullanılması sonucu bulaşıyor. Çoğunlukla ateşli hafif bir üst solunum yolu enfeksiyonu şeklinde görülürken, bazen yaşamı tehdit eden bir hastalığa dönüşebiliyor. Yüksek ve inatçı ateş, burun akıntısı, boğaz ağrısı, kas ve eklemlerde ağrı, karın ağrısı, titreme, gözlerde kızarıklık, öksürük bulantı, kusma bazen ishal en sık görülen belirtilerini oluşturuyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Nurcan Ertem bakteriyel enfeksiyon söz konusu değilse tedavide antibiyotiklerin yeri olmadığını belirterek, “Çocuğun şikayetlerine göre semptomatik ateş düşürücü, bol sıvı ve gerekirse öksürük şurupları ile antiviral ilaçlar verilebiliyor” diyor.

Soğuk algınlığı (nezle)

Çocuklar bir kış boyunca 7-8 kez soğuk algınlığı geçirebiliyorlar. 100’den fazla virüsün yol açtığı bu hastalık büyük çocuklarda bulaştıktan 3-4 gün sonra boğaz ağrısı, burun akıntısı, burun tıkanıklığı, hafif ateş, baş ağrısı ve yorgunluk gibi bulgularla seyrederken, bebeklerde ise ateş, beslenme güçlüğü, iştahsızlık, huzursuzluk ve nefes almada güçlük gibi daha ağır belirtilerle ortaya çıkıyor. Genelde 1 haftada düzelse de, öksürük bazen 2 haftaya uzayabiliyor. Rutin tedavisinde antibiyotiklerin yeri olmuyor, çocuğun istirahat etmesi, bol sıvı alması, ortam ısısının iyi ayarlanması ve sağlıklı beslenmesi yeterli geliyor.

Akut bronşiyolit

En sık 2 yaş altı ve özellikle ilk 1 yaş altındaki bebekleri etkileyen viral bir enfeksiyon. Üst solunum yolu bulguları sonrasında gelişen hışıltı ve solunum sıkıntısı olarak tanımlanıyor. 1 yaş altında olan, kalabalık ortamlarda yaşayan, sigara içilen ortamlara maruz kalan çocuklarda daha sık görülüyor. İlk başlarda burun akıntısı ve hafif ateşle seyrederken, hastalık ilerledikçe akciğerlere inerek solunum sıkıntısı, hızlı nefes alma, göğüste çekilmeler ve hışıltılı solunum gelişebiliyor. Bu belirtilerde mutlaka hekime başvurmak gerekiyor, çünkü tedavi edilmezse ciddi solunum sıkıntısı, solunum durması (apne), sıvı kayıpları (dehidratasyon) ve kalp yetmezliği gibi ciddi problemler gelişebiliyor.

Pnömoni (zatürre)

Akciğerlerde bakteri ve virüslerin yol açtığı bir enfeksiyon. Yüksek ateş, öksürük, iştahsızlık, halsizlik, sık ve zor nefes alma, bazen de göğüs ile karın ağrısı belirtileri veriyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Nurcan Ertem erken tanı ve tedaviyle tamamen iyileştirilebilen pnömoninin tedavide geç kalındığında ise dünyada ve ülkemizde, özellikle 1-4 yaş arası çocuklarda yüksek oranda ölüme neden olduğu uyarısında bulunuyor. Dr. Nurcan Ertem bu nedenle üst solunum yolu enfeksiyonlarında 3 günden sonra devam eden ateş, solunum sıkıntısı, hırıltılı solunum, taşipne (hızlı nefes alma) göğüs, sırt veya karın ağrısı, genel durumda bozulma ile beslenme güçlüğü sorunlarında mutlaka hekime başvurmak gerektiği uyarısında bulunuyor.

Otit (Orta kulak iltihabı)

Özelikle grip, soğuk algınlığı ve farenjit gibi üst solunum yolu enfeksiyonları sonrasında bakteriler ile virüsler; boğaz ve kulak arasında uzanan östaki kanalı aracılığıyla orta kulağa geçerek enfeksiyona neden olabiliyorlar. Hastalık kulak ağrısı, bazen ateş ve işitme azlığı gibi bulgularla görülüyor. Kulak iltihabı çoğunlukla geceleri şiddetleniyor, çünkü yatmak kulaktaki basıncın değişimine neden oluyor. İhtiyaç halinde antibiyotik tedavisi uygulanabiliyor.

Hastalıklardan Koruyan 15 Etkili Öneri

  • Kapalı ve kalabalık ortamlardan kaçının.
  • Emzirme döneminde mümkün olduğunca anne sütüyle besleyin.
  • Dengeli ve sağlıklı beslenmesine dikkat edin.
  • C vitamininden zengin mevsim sebze ve meyveler beslenme listesinde mutlaka yer alsın.
  • El yıkama alışkanlığı kazandırın, ellerini ağzına ve burnuna sürmemesi gerektiği konusunda bilinçlendirin.
  • Özellikle su başta olmak üzere yeterli sıvı almasını sağlayın, gazlı içecekler vermeyin.
  • Bulunduğunuz ortamın ısısına uygun giydirin. Mekanın çok sıcak olmamasına özen gösterin.
  • Ortamda varsa, klimaların düzenli temizliğini yaptırın.
  • Düzenli uyumasını sağlayın.
  • Hava kirliliğinden ve sigara dumanından uzak tutun.
  • Kapalı ortamları sık sık havalandırın.
  • Oyuncak ve kullandığı malzemeleri düzenli olarak temizleyin.
  • Havlu yerine kağıt havlu kullanın.
  • Bağışıklık sistemini zayıflatan gereksiz antibiyotik kullanımını önleyin.
  • Risk grubunda ise grip aşısını yaptırın.

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et
1 Comment

CEVAP BIRAKIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bilinçli hasta

COVID-19 Çocuğunuzun Psikolojisini de Etkiliyor

Tarih:

on

Anne ve babalar coronavirüs nedeniyle bir yandan evden işlerini yürütmeye çalışırken bir yandan da çocuklarıyla uğraşmaya başladı. Böyle bir durum için kolay bir yol yok. Ancak uygulanabilecek bazı yöntemler hem çocuk hem de ebeveyn için rahatlatıcı olabilir.

Coronavirüs salgını birçok açıdan insanları olumsuz etkiledi. Virüsün yayılmasını engellemek için alınan önlemler stresli günler yaşanmasına neden oldu. Tabi normalleşme süreci yürütmeye çalışıyor olsak da COVID-19 ile mücadele devam ediyor. Yani psikolojik olarak da henüz rahatlayamıyoruz. Bu süreç elbette sadece yetişkinleri etkilemedi. Çocukların hatta bebeklerin bile bu süreçten etkilendiği bir gerçek.

Çocuklar ‘pandemi’ kavramını anlayamayacak kadar küçük olsalar bile hayatlarındaki değişikliklerin farkında. Daha önce sabah evden çıkan akşam eve gelen ebeveynler, pandemi sürecinde çocuklarıyla daha çok vakit geçirmeye başladı. Bu olumlu bir değişim olsa da çocuklar için anormal ve kafa karıştırıcı bir durum. Üstelik çocuklar kendileriyle ilgilenen yetişkinlerin duygularını kolaylıkla sezebiliyor.

Son aylarda dünya genelinde çocuk doktorlarına gelen şikayetler belirgin seviyede arttı. Ebeveynler bir yandan evden işlerini yürütmeye çalışırken bir yandan da her zamankinden daha sinirli, öfke nöbetleri geçiren, uyku sorunları olan ve yeme alışkanlıkları değişmiş çocuklarıyla uğraşmaya başladı. Böyle bir durumla karşı karşıya kalan ebeveynler için kolay bir yol yok. Ancak uygulanabilecek bazı yöntemler hem çocuk hem de ebeveyn için rahatlatıcı olabilir.

Çocuklarınızla salgın hakkında konuşun. Bu konuşmaya daha çok okul öncesi çocuklarının ihtiyacı var. Neden parka gidemediklerini, oyun arkadaşlarıyla bir araya gelemediklerini ve dışarıda yapılabilecek eğlenceli aktiviteleri artık neden yapamayacaklarını anlatmanız gerekir. Basit bir anlatım kullanın ve iyimser olun. Mesela dışarıda insanları hasta edebilecek bir mikrop olduğunu ondan uzak durulması gerektiğini söyleyin. Çocukların ilerde dışarı çıkmaktan korkmaması için mikropları yok etmek için çalışan insanlar olduğunu söyleyin ve maske, mesafe, hijyen üçlüsünün önemi hakkında konuşun. Çocuklarınızı haberlerden ve virüs ile ilgili olumsuz konuşmalardan uzak tutun.

Günlük rutinler belirleyin. Çocuğun uyku ve yemek programını düzenli şekilde devam ettirin. Oyun ve eğlence için bir zaman dilimi belirleyin. Böylece, çocuğunuz kendisiyle oynayacağınızı bilecek ve çalışmanız gereken zaman diliminde kendi başına vakit geçirmeye istekli olacaktır.

Rahat olun. Çocuğunuz biraz daha çizgi film izlemek ya da bilgisayar oyunu oynamak isteyebilir. Bu sürede siz de biraz daha çalışabilirsiniz. Oyun ve eğlence için ayrılan zaman diliminde sürekli eğitici ve öğretici oyunlar bulmanız gerekmez; ev işlerini oyuna dönüştürerek de kaliteli vakit geçirebilirsiniz.

Kendinize iyi bakın. Çocuklar anne ve babaları stresli, sinirli veya üzgün olduğunda bunu hissederler ve kendi suçları olduğunu düşünebilirler. Böyle bir durum her şeyi zorlaştırabilir. Rutinleri oluştururken kendinizi zorlamayın. Yaptığınız şey hoşunuza gitmiyorsa seveceğiniz başka bir yöntem bulun. Kendinizi iyi hissetmiyorsanız da destek almaktan çekinmeyin. Siz iyi olmazsanız çocuğunuz da iyi olmaz.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Aile Sağlığı

Çocuklardaki Belirtileri Hafife Almayın

Tarih:

on

Coronavirüs salgını sürecinde çocukların genellikle COVID-19’u asemptomatik ya da hafif atlattığı söylendi. Ancak son yayımlanan raporlara göre, bazı çocuklarda son derece tehlikeli sonuçlar ortaya çıkabiliyor.

Öğrendiğimiz her yeni bilgiyle birlikte aslında COVID-19 hakkında ne kadar az bilgi sahibi olduğumuz gerçeğiyle yüzleşiyoruz. Araştırmacılar her yeni günde bu virüsün yeni bir etkisini keşfediyorlar. Bu kez Amerikan Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi tarafından, virüsün çocuklarda kalp ve vücuttaki diğer organları hayati şekilde tehdit eden multisistemik inflamatuar sendrom olarak adlandırılan sorunlara yol açabileceği açıklandı.

Yapılan araştırmalarda ortaya çıkan ilk raporlar kalp sorunlarına yol açabilecek inflamatuar bir hastalık olan Kawasaki hastalığı ile karşılaştırıldı. Bazı vakalardaki belirtiler Kawasaki’ye çok benzese de geri kalanının farklı olduğu görüldü. Uzmanlar multisistemik inflamatuar sendromunun, vücudun COVID-19 enfeksiyonuna karşı bir tepkisi olarak ortaya çıktığını düşünüyor. Ancak bu sendroma sahip bazı çocukların da COVID-19 testlerinin negatif çıkması, uzmanları cevaplardan çok yeni sorularla karşı karşıya bıraktı.

Belirtileri tanımak önemli

Bu yeni sendromun belirtileri farklı durumlara göre değişebilir. Ancak temel olarak görülmesi olası bazı belirtiler var.

Tabi bu belirtilere neden olabilecek birçok farklı virüs var. Multisistemik inflamatuar sendromu sadece bu belirtilere bakılarak teşhis edilemez. Kesin teşhis için fiziksel muayene ile organların nasıl çalıştığını ve vücutta iltihap olup olmadığını görmek için gerekli testler yapılmalı.

 

Çocuğunuzun durumunu iyi gözlemleyin

Multisistemik inflamatuar sendrom hakkında bilim insanlarının elinde pek fazla bilgi yok. Ancak şu aşamada nadir görüldüğünü söyleyebiliriz. Coronavirüs ile bağlantılı olma ihtimali düşünüldüğünde, vaka sayısının düşük olması sevindirici bir durum.

Bu sendrom nedeniyle bazı ölümler yaşanmış olsa da tedavi edilebiliyor. Sorunlu organ sistemlerini destekleyen ve iltihaplanmayı kontrol altına alan tedavi yaklaşımlarının şu ana kadar başarılı olduğunu söylemek mümkün.

Bu dönemde çocuğunuzu iyi gözlemlemeniz önemli. Genel durumunda meydana gelen değişiklikleri mutlaka takip edin ve alışılmadık bir belirtiyle karşılaşmanız halinde doktorunuza danışın. Özellikle birkaç gün süren ateş varsa bu belirtiyi hafife almayın. Çocuğunuza COVID-19 teşhisi konmuşsa ve yukarıdaki belirtilerin bazılarını hafif de olsa gözlemliyorsanız doktorunuzu aramak için vakit kaybetmeyin. Belirtilerin şiddetlenme eğiliminde olması durumunda tehlike çanları çalıyor demektir, çocuğunuzu acilen hastaneye götürün.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Aile Sağlığı

Çocuklarınızı Dışarı Çıkartırken Bunlara Dikkat Edin

Tarih:

on

Çocuğunuzu parka götürürken diğer çocuklara yaklaşmamasını, onlarla oynamamasını, parktaki oyun aletlerini kullanmamasını isteyemezsiniz. Bunun yerine kendi alacağınız bazı önlemlerle çocuğunuzu koruyabilirsiniz.

COVID-19’da normalleşme süreci başladığından beri kısıtlamalar da kademeli olarak genişletiliyor. İlk olarak aylardır evde kalmaktan sıkılan 65 yaş üstü ve 20 yaş altı için belirli bir süreliğine yasak kaldırıldı ve nihayet onlar da birkaç saatliğine de olsa açık havanın, akranlarıyla sohbet etmenin, oyun oynamanın tadını çıkardılar. Özellikle çocukların dışarı çıkacağı gün için oyun alanları ve parklar dezenfekte edildi ki, ailelerin içi rahat etsin çocuklar da dilediğince oynasınlar diye. Ancak kendi gözlerinden bile sakındıkları çocuklarını korumak güvende tutmak için bu kadarı yeterli mi?

Belki birçoğunuz büyük tedirginlik içinde çocuklarınızı parka götürdünüz. Diğer çocuklara fazla yaklaşmaması, her yere dokunmaması, elini yüzüne götürmemesi ve cebine koyduğunuz dezenfektanı sık sık kullanması konusunda iyice tembih ettiniz belki de ama parka gidip de diğer çocukları görünce muhtemelen her şeyi unuttu. ‘Çocuğumu tembihlemekten başka ne yapabilirim’ diye düşünüyorsanız, sizin için bazı önerilerim var.

Tenha yerlere gitmeye çalışın

Çocuklarınızla birlikte evden çıkarken sadece kendinizin değil, onların da nerelere dokunduğuna dikkat etmeniz gerekiyor. Evinizden çıktığınız andan itibaren, çocuğunuzun dokunmak isteyeceği birçok yüzey var. Ortak alanlarda, asansör düğmeleri, merdiven korkulukları, oyun alanındaki ekipmanlar ve oyuncaklar gibi birçok şeye dokunmamaları için onları uyarmak yerine, bir oyunla dikkatlerini dağıtabilirsiniz. Siz de bu tür yüzeylere dokunmamak için eldiven veya kâğıt havlu kullanabilirsiniz. Yanınızda mutlaka dezenfektan bulundurun. Her ne kadar dikkatli olsanız da çocuğunuz mutlaka birçok yüzeye dokunacaktır. Hem kendinizin hem de çocuğunuzun ellerini sık sık dezenfektanla temizleyin.

Çocuğunuzu parka götürürken diğer çocuklara yaklaşmamasını, onlarla oynamamasını, parktaki oyun aletlerini kullanmamasını isteyemezsiniz. Bunun yerine varsa kendi bahçenize çıkarmanız ve oyun arkadaşı olmanız en iyi yöntem. Kendi bahçeniz gibi bir seçeneğiniz yoksa tüm çocukların aynı anda dışarıya çıktığı bir anda tenha oyun alanı ya da park bulmak zor olacaktır. Ancak mümkün olduğunca az insanla karşılaşacağınız bir alan seçmeniz gerekir.

Çantanızda atıştırmalık ve su bulundurun

Dışarıdayken diğer ailelerle tanışmak, sohbet etmek isteyebilirsiniz. Neticede sosyalleşme arzusu olan varlıklarız. Böyle bir burumda sosyal mesafenizi korumayı unutmayın. Araya koyduğunuz mesafe sizin koruyucu kalkanınız olacak ve virüse maruz kalma ihtimalinizi düşürecektir. Dışarı çıkarken de birlikte yaşadığınız kişilerle çıkın. Tanıdığınız başka ailelerle birlikte vakit geçirmek isteyebilirsiniz ancak yine sosyal mesafeye dikkat etmeniz gerekir. Çocuklar için bu sosyal mesafe kuralını uygulamak, özellikle kendine arkadaş bulduysa, oldukça zor olacaktır.

Çocuklar açık alanda olduklarında sık sık su ve atıştırmalık isterler. Bunları o anda dışarıdan satın almak yerine daha önceden alıp hazırlayın. Böylece dışarıda çocuğunuzun isteklerini güvenle karşıladığınızdan emin olursunuz. Yanınızda maske bulundurmayı da unutmayın. Bir noktada sosyal mesafeyi korumak zorlaşırsa kullanabilirsiniz. Maske takmak sosyal alanlarda zaten zorunlu. Ancak unutmayın, 2 yaşın altındaki çocukların maske kullanması Amerikan Pediatri Akademisine göre güvenli değil.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar