Connect with us

Çocuk Sağlığı

“Neden Çocuğum Çok Ağlıyor?” mu Diyorsunuz?

Tarih:

on

Çocuğum çok ağlıyor” diyorsanız dikkat!

“Çocuğum çok ağlıyor” diyenlerdenseniz çocuğunuzda demir eksikliği olma ihtimali var.Demir eksikliği; son yıllarda hemen hemen herkesin dilinde olan bir konu. İlk bakışta çok ciddiye alınmasa da aslında sonuçları son derece hayati olan önemli bir sağlık sorunu. Özellikle kadınlarda oldukça yüksek oranda görülen demir eksikliği, çocuklar için de önemli bir tehdit oluşturuyor. İştahsızlıktan büyüme geriliğine, çarpıntıdan öğrenme güçlüğüne kadar birçok sağlık sorunun altından demir eksikliği çıkıyor. Hatta ve hatta çocukların huysuzlaşıp, ağlama krizlerine bile girmesine neden olabiliyor. Bu nedenle de anne babaların demir eksikliği belirtilerini erken evrede fark edip, mutlaka doktor kontrolüne girmeleri ve gerekli önlemleri almaları şart. Acıbadem Taksim Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Özlem Eroğlu Kayacık, demir eksikliğinin belirtileri ve alınması gereken önlemleri şu şekilde sıralıyor.

Yaşıtlarına göre daha küçük duruyorsa

Çocuklarda çok sık rastlanan bir sorun olan demir eksikliği önemsiz gibi görülse de aslında oldukça önemli bir sağlık problemi. Öyle ki çocuğun tüm vücut mekanizması demir eksikliğinden etkileniyor. Demir eksikliği yaşayan çocuğun büyümesi yavaşlıyor, hareketsizleşiyor, yorgunluk ve halsizlik gibi şikayetleri her geçen gün artıyor.

Cilt rengi soluklaşıp, tırnaklarında şekil değişikliği oluşuyorsa

Çocuklarda demir eksikliğinin gözle görülür ilk belirtilerinden biri renklerinin soluklaşması. Ağız kenarındaki çatlaklar, tırnaklarda şekil değişiklikleri ve kırılma, gözün beyaz kısmında mavi renk değişiklikleri de çocuğun yaşadığı bu sorunun dışarıdan anlaşılmasını sağlayan göstergeler olabiliyor.

İştahsızlıktan nefes alma bozukluklarına sağlık sorunları varsa

Demir eksikliğinin neden olduğu sorunlar bunlarla da bitmiyor. Baş dönmesi, kulak çınlaması, dil yapı bozuklukları, ağrılı yutma, iştahsızlık, kabızlık, çarpıntı ve nefes almada güçlük çocukların yaşayabileceği diğer önemli sorunlar arasında yer alıyor.

Öğrenme güçlüğü yaşıyorsa

Demir eksikliği bazı çocukların öğrenmelerinde de sıkıntılara neden olabiliyor. Oturma, yürüme, konuşma gibi gelişim basamakları gecikebiliyor, öğrenme güçlüğü yaşanabiliyor. Özellikle okul dönemindeki çocuklarda dikkat dağınıklığı olup dil ve matematik derslerinde başarı oranı düşüyor.

Durduk yere huysuzlaşıp, ağlama krizlerine giriyorsa

Demir eksikliği birçok yapısal etkinin yanında huy ve davranış değişiklikleri de yapabiliyor. Çocuklar özellikle anneye daha bağımlı, çekingen veya tam tersi huzursuz ve hırçın olup anlamsız ağlama krizlerine girebiliyorlar. Bu durumun nedeni tam olarak ortaya koyulmamakla birlikte, vücut eksikliğini hissettiği şeylerde bu şekilde farklı tepkiler verebiliyor.

Yemek olmayan maddeleri ağzına götürüyorsa

Çocuklar zaman zaman toprak, kireç, kalem ucu, duvar boyası buz gibi şeyleri yemeye çalışabiliyor. Bu durum, gıda olmayan maddeleri ağza götürme alışkanlığının yaşandığı pika sendromu. Pika sendromunun nedeni kesin olarak bilinmemekle birlikte demir, kalsiyum, çinko, B1 ve B6 vitamin eksiklikleri ile psikososyal gelişim bozuklukları sonucu yaşanabiliyor. Ancak bu noktada kesin olmayan bir detay var. O da çocuk demir eksikliği nedeniyle mi toprak yiyor, yoksa toprak yediği için mi demir eksikliği görülüyor.

Demir Eksikliğinin Önüne Geçebilmek İçin Bilgiler

Sebzenin yanında c vitaminli içecek içirin

Bazı çalışmalarda kalsiyumdan zengin besinlerin özellikle hem olmayan demirin emilimini azaltabileceği belirtilse de bazı çalışmalar da etkilemediği yönünde. Yani et, yumurta gibi hayvansal ürünler süt ürünleri ile alındığında demir emilimi çok etkilenmiyor. Örneğin et ve yoğurt birlikte tüketilebiliyor. Ama yeşil sebzeler ile yoğurt beraber alındığında emilimi azaltabiliyor. Bu yüzden dengelemek için yoğurt ve sebze birlikte tüketildiğinde yanında C vitamini içeren içecekler içilmeli veya domates yenmeli.

Ispanak yüksek demir içerir” lafı bir efsanedir

Okzalat içeren gıdalar özellikle hem olmayan demir alımını azaltıyor. Ispanakta yüksek oranda okzalat olup içeriğindeki demirin emilimini engelliyor. “Yoğurtla karıştırıldığında ıspanağın demiri düşer.” Diye bir düşünce oldukça yanlıştır. Çünkü zaten ıspanak çok iyi bir demir kaynağı değildir.

Ek gıdaya başlamakta geç kalmayın

Demir eksikliğinin önüne geçebilmek için bebeğinize ek gıda vermeye 6 aylıkken başlamalısınız. Beslenme düzeninde anne sütünün yanı sıra mutlaka demir içeriği yüksek gıdalar olmalı. Büyümenin hızlandığı dönemde demir alımı da artırılmalı. Ek gıdalara meyve, yoğurt ile başlayıp sonrasında sebze çorbalarına geçebilirsiniz. Sebze çeşitlerini artırdıktan sonra çorbalara demir deposu olan inek veya koyun eti ekleyebilirsiniz. Demir oranı yüksek olan ciğeri haftada bir çocuğunuza pişirebilirsiniz. Beslenmeye dokuz aydan sonra kuru baklagilleri katabilir ve yeşil mercimeğe öncelik verebilirsiniz.

Demir eksikliğiyle mücadele edebilmek için gerekli bilgiye buradan ulaştınız. Demir eksikliği kadar fazlasının da zararlı olduğunu anlatan bir başka yazıma buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

CEVAP BIRAKIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bilinçli hasta

COVID-19 Çocuğunuzun Psikolojisini de Etkiliyor

Tarih:

on

Anne ve babalar coronavirüs nedeniyle bir yandan evden işlerini yürütmeye çalışırken bir yandan da çocuklarıyla uğraşmaya başladı. Böyle bir durum için kolay bir yol yok. Ancak uygulanabilecek bazı yöntemler hem çocuk hem de ebeveyn için rahatlatıcı olabilir.

Coronavirüs salgını birçok açıdan insanları olumsuz etkiledi. Virüsün yayılmasını engellemek için alınan önlemler stresli günler yaşanmasına neden oldu. Tabi normalleşme süreci yürütmeye çalışıyor olsak da COVID-19 ile mücadele devam ediyor. Yani psikolojik olarak da henüz rahatlayamıyoruz. Bu süreç elbette sadece yetişkinleri etkilemedi. Çocukların hatta bebeklerin bile bu süreçten etkilendiği bir gerçek.

Çocuklar ‘pandemi’ kavramını anlayamayacak kadar küçük olsalar bile hayatlarındaki değişikliklerin farkında. Daha önce sabah evden çıkan akşam eve gelen ebeveynler, pandemi sürecinde çocuklarıyla daha çok vakit geçirmeye başladı. Bu olumlu bir değişim olsa da çocuklar için anormal ve kafa karıştırıcı bir durum. Üstelik çocuklar kendileriyle ilgilenen yetişkinlerin duygularını kolaylıkla sezebiliyor.

Son aylarda dünya genelinde çocuk doktorlarına gelen şikayetler belirgin seviyede arttı. Ebeveynler bir yandan evden işlerini yürütmeye çalışırken bir yandan da her zamankinden daha sinirli, öfke nöbetleri geçiren, uyku sorunları olan ve yeme alışkanlıkları değişmiş çocuklarıyla uğraşmaya başladı. Böyle bir durumla karşı karşıya kalan ebeveynler için kolay bir yol yok. Ancak uygulanabilecek bazı yöntemler hem çocuk hem de ebeveyn için rahatlatıcı olabilir.

Çocuklarınızla salgın hakkında konuşun. Bu konuşmaya daha çok okul öncesi çocuklarının ihtiyacı var. Neden parka gidemediklerini, oyun arkadaşlarıyla bir araya gelemediklerini ve dışarıda yapılabilecek eğlenceli aktiviteleri artık neden yapamayacaklarını anlatmanız gerekir. Basit bir anlatım kullanın ve iyimser olun. Mesela dışarıda insanları hasta edebilecek bir mikrop olduğunu ondan uzak durulması gerektiğini söyleyin. Çocukların ilerde dışarı çıkmaktan korkmaması için mikropları yok etmek için çalışan insanlar olduğunu söyleyin ve maske, mesafe, hijyen üçlüsünün önemi hakkında konuşun. Çocuklarınızı haberlerden ve virüs ile ilgili olumsuz konuşmalardan uzak tutun.

Günlük rutinler belirleyin. Çocuğun uyku ve yemek programını düzenli şekilde devam ettirin. Oyun ve eğlence için bir zaman dilimi belirleyin. Böylece, çocuğunuz kendisiyle oynayacağınızı bilecek ve çalışmanız gereken zaman diliminde kendi başına vakit geçirmeye istekli olacaktır.

Rahat olun. Çocuğunuz biraz daha çizgi film izlemek ya da bilgisayar oyunu oynamak isteyebilir. Bu sürede siz de biraz daha çalışabilirsiniz. Oyun ve eğlence için ayrılan zaman diliminde sürekli eğitici ve öğretici oyunlar bulmanız gerekmez; ev işlerini oyuna dönüştürerek de kaliteli vakit geçirebilirsiniz.

Kendinize iyi bakın. Çocuklar anne ve babaları stresli, sinirli veya üzgün olduğunda bunu hissederler ve kendi suçları olduğunu düşünebilirler. Böyle bir durum her şeyi zorlaştırabilir. Rutinleri oluştururken kendinizi zorlamayın. Yaptığınız şey hoşunuza gitmiyorsa seveceğiniz başka bir yöntem bulun. Kendinizi iyi hissetmiyorsanız da destek almaktan çekinmeyin. Siz iyi olmazsanız çocuğunuz da iyi olmaz.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Aile Sağlığı

Çocuklardaki Belirtileri Hafife Almayın

Tarih:

on

Coronavirüs salgını sürecinde çocukların genellikle COVID-19’u asemptomatik ya da hafif atlattığı söylendi. Ancak son yayımlanan raporlara göre, bazı çocuklarda son derece tehlikeli sonuçlar ortaya çıkabiliyor.

Öğrendiğimiz her yeni bilgiyle birlikte aslında COVID-19 hakkında ne kadar az bilgi sahibi olduğumuz gerçeğiyle yüzleşiyoruz. Araştırmacılar her yeni günde bu virüsün yeni bir etkisini keşfediyorlar. Bu kez Amerikan Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi tarafından, virüsün çocuklarda kalp ve vücuttaki diğer organları hayati şekilde tehdit eden multisistemik inflamatuar sendrom olarak adlandırılan sorunlara yol açabileceği açıklandı.

Yapılan araştırmalarda ortaya çıkan ilk raporlar kalp sorunlarına yol açabilecek inflamatuar bir hastalık olan Kawasaki hastalığı ile karşılaştırıldı. Bazı vakalardaki belirtiler Kawasaki’ye çok benzese de geri kalanının farklı olduğu görüldü. Uzmanlar multisistemik inflamatuar sendromunun, vücudun COVID-19 enfeksiyonuna karşı bir tepkisi olarak ortaya çıktığını düşünüyor. Ancak bu sendroma sahip bazı çocukların da COVID-19 testlerinin negatif çıkması, uzmanları cevaplardan çok yeni sorularla karşı karşıya bıraktı.

Belirtileri tanımak önemli

Bu yeni sendromun belirtileri farklı durumlara göre değişebilir. Ancak temel olarak görülmesi olası bazı belirtiler var.

Tabi bu belirtilere neden olabilecek birçok farklı virüs var. Multisistemik inflamatuar sendromu sadece bu belirtilere bakılarak teşhis edilemez. Kesin teşhis için fiziksel muayene ile organların nasıl çalıştığını ve vücutta iltihap olup olmadığını görmek için gerekli testler yapılmalı.

 

Çocuğunuzun durumunu iyi gözlemleyin

Multisistemik inflamatuar sendrom hakkında bilim insanlarının elinde pek fazla bilgi yok. Ancak şu aşamada nadir görüldüğünü söyleyebiliriz. Coronavirüs ile bağlantılı olma ihtimali düşünüldüğünde, vaka sayısının düşük olması sevindirici bir durum.

Bu sendrom nedeniyle bazı ölümler yaşanmış olsa da tedavi edilebiliyor. Sorunlu organ sistemlerini destekleyen ve iltihaplanmayı kontrol altına alan tedavi yaklaşımlarının şu ana kadar başarılı olduğunu söylemek mümkün.

Bu dönemde çocuğunuzu iyi gözlemlemeniz önemli. Genel durumunda meydana gelen değişiklikleri mutlaka takip edin ve alışılmadık bir belirtiyle karşılaşmanız halinde doktorunuza danışın. Özellikle birkaç gün süren ateş varsa bu belirtiyi hafife almayın. Çocuğunuza COVID-19 teşhisi konmuşsa ve yukarıdaki belirtilerin bazılarını hafif de olsa gözlemliyorsanız doktorunuzu aramak için vakit kaybetmeyin. Belirtilerin şiddetlenme eğiliminde olması durumunda tehlike çanları çalıyor demektir, çocuğunuzu acilen hastaneye götürün.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Aile Sağlığı

Çocuklarınızı Dışarı Çıkartırken Bunlara Dikkat Edin

Tarih:

on

Çocuğunuzu parka götürürken diğer çocuklara yaklaşmamasını, onlarla oynamamasını, parktaki oyun aletlerini kullanmamasını isteyemezsiniz. Bunun yerine kendi alacağınız bazı önlemlerle çocuğunuzu koruyabilirsiniz.

COVID-19’da normalleşme süreci başladığından beri kısıtlamalar da kademeli olarak genişletiliyor. İlk olarak aylardır evde kalmaktan sıkılan 65 yaş üstü ve 20 yaş altı için belirli bir süreliğine yasak kaldırıldı ve nihayet onlar da birkaç saatliğine de olsa açık havanın, akranlarıyla sohbet etmenin, oyun oynamanın tadını çıkardılar. Özellikle çocukların dışarı çıkacağı gün için oyun alanları ve parklar dezenfekte edildi ki, ailelerin içi rahat etsin çocuklar da dilediğince oynasınlar diye. Ancak kendi gözlerinden bile sakındıkları çocuklarını korumak güvende tutmak için bu kadarı yeterli mi?

Belki birçoğunuz büyük tedirginlik içinde çocuklarınızı parka götürdünüz. Diğer çocuklara fazla yaklaşmaması, her yere dokunmaması, elini yüzüne götürmemesi ve cebine koyduğunuz dezenfektanı sık sık kullanması konusunda iyice tembih ettiniz belki de ama parka gidip de diğer çocukları görünce muhtemelen her şeyi unuttu. ‘Çocuğumu tembihlemekten başka ne yapabilirim’ diye düşünüyorsanız, sizin için bazı önerilerim var.

Tenha yerlere gitmeye çalışın

Çocuklarınızla birlikte evden çıkarken sadece kendinizin değil, onların da nerelere dokunduğuna dikkat etmeniz gerekiyor. Evinizden çıktığınız andan itibaren, çocuğunuzun dokunmak isteyeceği birçok yüzey var. Ortak alanlarda, asansör düğmeleri, merdiven korkulukları, oyun alanındaki ekipmanlar ve oyuncaklar gibi birçok şeye dokunmamaları için onları uyarmak yerine, bir oyunla dikkatlerini dağıtabilirsiniz. Siz de bu tür yüzeylere dokunmamak için eldiven veya kâğıt havlu kullanabilirsiniz. Yanınızda mutlaka dezenfektan bulundurun. Her ne kadar dikkatli olsanız da çocuğunuz mutlaka birçok yüzeye dokunacaktır. Hem kendinizin hem de çocuğunuzun ellerini sık sık dezenfektanla temizleyin.

Çocuğunuzu parka götürürken diğer çocuklara yaklaşmamasını, onlarla oynamamasını, parktaki oyun aletlerini kullanmamasını isteyemezsiniz. Bunun yerine varsa kendi bahçenize çıkarmanız ve oyun arkadaşı olmanız en iyi yöntem. Kendi bahçeniz gibi bir seçeneğiniz yoksa tüm çocukların aynı anda dışarıya çıktığı bir anda tenha oyun alanı ya da park bulmak zor olacaktır. Ancak mümkün olduğunca az insanla karşılaşacağınız bir alan seçmeniz gerekir.

Çantanızda atıştırmalık ve su bulundurun

Dışarıdayken diğer ailelerle tanışmak, sohbet etmek isteyebilirsiniz. Neticede sosyalleşme arzusu olan varlıklarız. Böyle bir burumda sosyal mesafenizi korumayı unutmayın. Araya koyduğunuz mesafe sizin koruyucu kalkanınız olacak ve virüse maruz kalma ihtimalinizi düşürecektir. Dışarı çıkarken de birlikte yaşadığınız kişilerle çıkın. Tanıdığınız başka ailelerle birlikte vakit geçirmek isteyebilirsiniz ancak yine sosyal mesafeye dikkat etmeniz gerekir. Çocuklar için bu sosyal mesafe kuralını uygulamak, özellikle kendine arkadaş bulduysa, oldukça zor olacaktır.

Çocuklar açık alanda olduklarında sık sık su ve atıştırmalık isterler. Bunları o anda dışarıdan satın almak yerine daha önceden alıp hazırlayın. Böylece dışarıda çocuğunuzun isteklerini güvenle karşıladığınızdan emin olursunuz. Yanınızda maske bulundurmayı da unutmayın. Bir noktada sosyal mesafeyi korumak zorlaşırsa kullanabilirsiniz. Maske takmak sosyal alanlarda zaten zorunlu. Ancak unutmayın, 2 yaşın altındaki çocukların maske kullanması Amerikan Pediatri Akademisine göre güvenli değil.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar