Connect with us

Bağışıklık

Burun Tıkanıklığına Neden Olan 6 Etken

Tarih:

on

Burun Tıkanıklığına Neden Olan 6 Etken

Burun tıkanıklığı özellikle kış aylarında oldukça yaygın görülen bir sorun. Burundan nefes alıp vermekte güçlük çeken kişilerin oranı yüzde 20’lere kadar yükseliyor. Burun tıkanıklığı kronikleştiğinde hayat kalitesini düşürmesinin yanı sıra koku ve tat alma bozukluğundan uyku sorunlarına sık sık boğaz enfeksiyonlarına yakalanmaktan ses kalitesinin düşmesine kadar pek çok önemli problemler oluşturabiliyor. Acıbadem Maslak Hastanesi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Doç. Dr. Elif Aksoy üstelik burun tıkanıklığının önemli bir hastalığın habercisi de olabileceği uyarısında bulunarak, “Dolayısıyla burun tıkandığında geçici çözümler üretmek ve tıkalı burunla yaşamaya devam etmek çok sakıncalı” diyor. Acıbadem Maslak Hastanesi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Doç. Dr. Elif Aksoy burun tıkanıklığına neden olan 6 etkeni anlattı, önemli uyarılarda bulundu.

Burun Bölmesinde Eğrilik (Septum Deviasyonu)

Erişkinlerde burun tıkanıklığına en sık burun bölmesini oluşturan kıkırdak ve kemik yapıdaki eğrilikler yol açıyor. Çoğunlukla geçirilmiş burun travmalarına bağlı oluşan bu eğrilikler nefes almakta sorun oluşturursa cerrahi olarak düzeltilebiliyor. Burnun orta bölmesi için yapılan müdahalelerde burun şeklinde bir değişiklik olmuyor.

Burun Eti (Konka Hipertrofisi)

Burun içerisinde konka olarak adlandırılan yapılar mevcut. Bu yapılar burun içi yüzey alanını genişleten parmaksı çıkıntılar şeklinde oluyorlar. Nefes aldığımızda burundan geçen havayı, ısı derecesine göre ısıtıyor /soğutuyor ve nemlendiriyorlar. Kan damarlarından zengin olan bu yapılar çeşitli etkenlere bağlı olarak bazen büyüyor bazen de küçülüyorlar. Kulak Burun Boğaz Uzmanı Doç. Dr. Elif Aksoy alerjik ve iltihabi hastalıklar oluştuğunda konkaların burun tıkanıklığı yapacak kadar büyüyebildiklerine işaret ederek, “Konka hipertrofisi olarak adlandırılan bu gibi durumlarda ilaç tedavilerine yanıt alınamazsa, radyofrekans yöntemiyle burun etlerinin yakılarak küçültülmesi mümkün olabiliyor” diyor.

Enfeksiyonlar

Nezle gibi gibi sıklıkla virüsler tarafından oluşturulan üst solunum yolu enfeksiyonlarında, burun içini döşeyen mukozalar şişiyor ve sıvı salgılamaları artıyor. Bunun sonucunda da burun tıkanıyor. Bu tür basit viral enfeksiyonların ardından ikincil bakteriyel enfeksiyonların da burunda ve sinüslerde gelişmesi kolaylaşıyor. Genellikle koyu sarı yeşil burun akıntılarının oluşması sinüzite işaret ediyor. Kulak Burun Boğaz Uzmanı Doç. Dr. Elif Aksoy burun tıkanıklığı ve burun akıntısı yapan sinüzit enfeksiyonlarının antibiyotiklerle tedavi edilmesi gerektiğini vurgulayarak şunları söylüyor: “Sinüs enfeksiyonları ilaç tedavilerine yanıt vermeyen kronik sinüs enfeksiyonları haline gelirse endoskopik sinüs cerrahisi ile tedavi edilebilmeleri mümkün oluyor. Bazı hastalarda sinüslerden polip denilen yapılar da gelişiyor. İlaç tedavileri ve cerrahi, burunda polip olan durumlarda burun tıkanıklığının giderilmesinde tercih edilen yöntemleri oluşturuyor”

Alerjik Nezle

Alerji, bağışıklık sistemimizin polen, ev tozu akarı, hayvan tüyleri ve bazı besinler gibi çeşitli yabancı maddelere karşı reaksiyon göstermesi sonucu gelişen bir durum. Alerjiye hedef olan önemli organlardan biri de burun oluyor. Kulak Burun Boğaz Uzmanı Doç. Dr. Elif Aksoy alerjik reaksiyon sonucunda burun tıkanıklığı, art arda hapşırıklar ve burun akıntısı gibi sorunların oluştuğunu belirterek, “Alerjiler polenlere bağlı ise mevsimsel gelişebiliyor veya ev tozu gibi bir sebepten oluşuyorsa tüm yıl boyunca da devam edebiliyor. Alerjik nezlede ilk tedavi yöntemi alerji sebebinden uzak durmak. Bu mümkün değilse, hastanın şikayetleri ilaç tedavileriyle büyük ölçüde giderilebiliyor” diyor.

Tümörler

Enfeksiyon ve travma gibi sebepler yoksa, daha önceden olmayıp sonradan gelişen ve özellikle tek taraflı olan veya burun kanamasının da eşlik ettiği burun tıkanıklıkları tümör habercisi olabiliyor. Bu tür burun tıkanıklıklarında zaman kaybetmeden kulak, burun ve boğaz muayenesi olmak gerekiyor. Görüntüleme yöntemleriyle tümörlerin özellikleri ve sınırları belirleniyor. Biyopsi ile kesin tanı konulduktan sonra kalıcı tedavi planlanıyor.

Geniz Eti

Çocuklarda en sık görülen burun tıkanıklığı sebebi geniz eti büyümeleri oluyor. Geniz eti büyümesine bağlı olarak burunda tıkanıklık, horlama ve gece huzursuz uyuma gibi sorunlar oluşabiliyor. Apne denilen, nefessiz kalıp uyanma periyotları yaşanabiliyor. Yüz kemiklerinin gelişiminde bozulma görülüyor, sık sık üst solunum yolu ve orta kulak enfeksiyonları oluşabiliyor. Bu tip sorunlar ortaya çıktığında, geniz etinin cerrahi olarak alınması çocukların hayat kalitelerinde önemli bir iyileşme sağlıyor.

Konuyla ile ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et
1 Comment

CEVAP BIRAKIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bağışıklık

Hayatın Ritmi 89. Bölüm – Uyku Reçetesi – Vertigo

Tarih:

on

← ÖNCEKİ BÖLÜM                                                                       SONRAKİ BÖLÜM →

Covid-19’dan korunmak için uykunun ne kadar önemli olduğunu biliyor musunuz? Bu bölümde uykunun neden önemli olduğunun yanı sıra denge bozuklukları ve vertigo ile ilgili merak ettiklerinizi bulacaksınız.

Covid-19 savunma planında 4. gün…

Sağlıklı bir uyku için hangi besinleri tüketmeliyiz? Dr. Halit Yerebakan bağışıklığımızı güçlendirecek iyi bir uykunun ip uçlarını veriyor.  

Hayatın Ritmi denge bozuklukları ve baş dönmesini masaya yatırıyor. Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Burcu Örmeci denge bozukluklarının hangi hastalığın habercisi olduğunu testlerle anlatıyor. B12 vitamini eksikliği denge sistemimizi nasıl bozuyor? 

Çağımızın hastalığı vertigo… Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Zeynep Alkan vertigoyla ilgili tüm detayları anlatıyor.

Fizyoterapi Uzmanı Canan Akar‘dan evde yapabileceğiniz basit denge egzersizleri. 

Hepsi ve daha fazlası ‘Dr. Halit Yerebakan ile Hayatın Ritmi’nde…

Dr. Halit Yerebakan ile Hayatın Ritmi” programının tüm bölümleri ve diğer içerikleri için youtube sayfamızı da takip edebilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Bağışıklık

Bağışıklığı Korumak İçin Dengeli Beslenme Şart

Tarih:

on

Tüketilen  besinler bağışıklık sistemi üzerinde büyük bir etkiye sahip. Tek bir besin grubunun bağışıklık sistemini güçlendirmesi olası değil.

İnsan vücudu her gün milyonlarca mikroorganizmaya maruz kalır. Bu mikroorganizmaların kötü etkilerinden bağışıklık sistemimiz sayesinde korunuruz. İşlevini iyi bir şekilde yerine getiren bağışıklık sistemi, sağlığımızı sürdürmemiz açısından oldukça önemli. Peki, bağışıklık sistemimizi nasıl daha güçlü kılabiliriz?

Tükettiğimiz besinler bağışıklık sistemimiz üzerinde büyük bir etkiye sahip. Tek bir besin grubunun bağışıklık sistemimizi güçlendirmesi olası değil. Diyet, temelde tüm besin gruplarından yeterli ve dengeli bir biçimde oluşmalı. Yeterli miktarda vitamin ve mineral tüketimi, bağışıklık sistemini kuvvetlendirmenin kilit noktası dersek yanlış olmaz.

Vitaminler bağışıklığı destekliyor

Bağışıklık hücrelerinin büyümesi ve gelişmesine önemli ölçüde katkı sağlayan vitamin ve minerallerin başında, C vitamini, A vitamini, D vitamini, E vitamini, bakır, çinko, selenyum, folik asit ve demir gelir. Ayrıca kaliteli protein (amino asit glutamin dahil) bağışıklık için oldukça önemli.

Bu besinler bağışıklık sistemine; antioksidan görevi yapıp sağlıklı hücreleri koruyarak, bağışıklık hücrelerinin büyümesini ve aktivitesini destekleyip antikor üreterek yardımcı olur.

Meyve, sebze, kepekli tahıllar, baklagiller ve liften zengin diyetlerin, faydalı mikropların büyümesini ve korunmasını desteklediği biliniyor. Protein vücudun bağışıklık sisteminde iyileşme ve yenilenme açısından önemli rol oynar. Biyolojik değeri yüksek proteine, özellikle, süt, süt ürünleri, yumurta, deniz ürünleri, yağsız et, kümes hayvanları, fasulye, bezelye, soya ürünleri, tuzsuz fındık ve yağlı tohumlar gibi çeşitli protein kaynaklarına diyetimizde yer vererek bağışıklık sistemimizi destekleyebiliriz.

A vitamini

Ağız, mide, bağırsak ve solunum sistemindeki deri ve dokuları sağlıklı tutarak bağışıklık sistemini düzenlemeye ve enfeksiyonlara karşı korumaya yardımcı olur. Bu vitamini tatlı patates, havuç, brokoli, ıspanak, kırmızı dolmalık biber, kayısı, yumurta gibi gıdalardan veya “A vitamini ile zenginleştirilmiş” etiketli bazı gıdalardan sağlayarak diyetimize ekleyebiliriz.

C vitamini

Antikor oluşumunu uyararak bağışıklık sistemini destekler. Portakal, greyfurt ve mandalina gibi turunçgiller veya kırmızı dolmalık biber, papaya, çilek, kivi, domates suyu gibi yiyecekleri seçerek bu sağlıklı vitamini sıklıkla tüketerek bağışıklık sistemimizi güçlendirebiliriz. Ayrıca, işlenmiş gıdaların ağırlıklı olduğu, besin çeşitliliği bakımından sınırlı, vitamin ve mineral bakımından fakir diyetler, sağlıklı bir bağışıklık sistemini olumsuz yönde etkiler.

Bağırsak sağlığı ve bağışıklık birbiriyle derinlemesine bağlantılıdır. Fermente gıdalar ve probiyotikler, zararlı patojenlerin tanımlanmasına ve hedeflenmesine yardımcı olarak bağışıklık sistemimizi güçlendirir. Probiyotik gıdalar arasında; yoğurt, kefir, lahana turşusu, doğal olarak fermente edilmiş ürünler ve bazı peynir çeşitleri bulunur. Vücut direncini arttırmak adına diyette düzenli tüketilmeleri gerekir.

E vitamini

Antioksidan görevi yaparak bağışıklık fonksiyonunu destekler. Takviyeli tahıllar, ayçiçeği çekirdeği, badem, bitkisel yağlar (ayçiçeği veya aspir yağı gibi), fındık ve fıstık ezmesi ile diyetinize E vitamini ekleyebilirsiniz.

Çinko, bağışıklık sisteminin düzgün çalışmasına ve yaraların iyileşmesine yardımcı olur. Çinko; yağsız et, kümes hayvanları, deniz ürünleri, süt, tam tahıllı ürünler, fasulye, tohumlar ve kuruyemişlerde bulunur.

Omega-3’ün anti-inflamatuar özelliklere sahip olduğu bir süredir bilinirken, yeni araştırmalar bağışıklık sistemi hücrelerinin işleyişini etkileyerek bağışıklık sistemini daha da desteklediğini gösteriyor. Haftada 2-3 gün balık tüketerek omega-3 ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz Ayrıca ceviz, chia tohumu, zeytinyağı, somon, keten tohumu, ve avokado gibi esansiyel yağ asitlerinden zengin sağlıklı yağlar, iltihabı azaltarak vücudunuzun patojenlere karşı bağışıklık tepkisini arttırır ve bağışıklık sistemini güçlendirir.

Yakın dönemde yapılan araştırmalar, rafine şeker ve kırmızı et bakımından zengin diyetlerin, sağlıklı bağırsak mikroorganizmalarında rahatsızlıkları teşvik edebileceğini ve bunun sonucunda bağırsakta kronik iltihaplanmaya sebep olarak bağışıklık sistemini negatif yönde etkileyeceğini gösteriyor. Son olarak rafine ve ilave şeker kullanımı, obezite, tip 2 diyabet ve kalp hastalığına önemli ölçüde katkıda bulunur. Bu kronik hastalıkların tümü bağışıklık sistemini baskılar. Şeker alımını düşürmek, iltihaplanmayı ve bu hastalıklara yakalanma riskini azaltır.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Bağışıklık

Enflamasyonu Doğru Beslenme ile Yenin

Tarih:

on

Beslenme şekli ve seçilen yiyecekler kronik iltihaplanmada önemli bir rol oynar.

Enflamasyon, dokulara hasar verebileceğinden dolayı tehlikeli olabilir.

Yapılan araştırmalar artrit, kalp hastalığı, Alzheimer ve hatta kanser gibi bazı hastalıkların riskini artırabileceğini göstermiştir. Beslenme bu noktada da önemli. Beslenmenize dikkat ederek ve mümkün olduğu kadar temiz beslenerek enflamasyon ile savaşabilirsiniz.

Sağlıkla kalın…

 

Sağlıklı yaşam konusunda bilinçlendirici içerik paylaşımı yaptığımız youtube sayfamızı görüntülemek için buraya tıklayabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar

web partner | Web Tasarım