Connect with us

Yaşlılığa Karşı

Bu Belirtiler Demansa İşaret Eder

Tarih:

on

Bu Belirtiler Demansa İşaret Eder

Yaşlanmanın 20’li yaşlarda başladığını belirten Aile Hekimliği Uzmanı Dr. Semih Gökart, “20’li yaşlarda başlayan hücre yıkımları 35-40’lı yaşlardan itibaren vücutta iş gören hücre grubunda kayıplara dönüşür” dedi.

Yaşlılığın, çocukluk, gençlik, erişkinlik gibi doğal bir yaşam dönemi olduğuna dikkat çeken Yeditepe Üniversitesi Bağdat Caddesi Polikliniği Aile Hekimliği Uzmanı Dr. Semih Gökart, “Türkiye’de yaşlı nüfusun toplumdaki oranı yaklaşık yüzde 4,5-5, ancak bu oran yıllarla birlikte artacaktır. Dünyada da 65 yaş ve üzerindeki insanların sayısı hızla artmaktadır. Bu dönemde, damar sertliği, kanser, diyabet, bunama, idrar tutmada zorlanma, görme bozuklukları, işitme bozuklukları, yetersiz beslenme, kemik erimesi, eklem kireçlenmesi, kıkırdak harabiyeti, yürüme bozuklukları ve sık düşme, bası yaraları, uyku bozuklukları ile karşılaşılabilir. Bir kısmının yaşlanmayla direkt bağlantısı olmadığı gibi bir kısmı da sadece yaşlılıkta görülmektedir. Son yıllarda tıbbın gelişmesi, bireyin kendini ve yaşamı önemsemesi nedeniyle ortalama insan ömrü uzamaktadır” diye konuştu.

“Hücre Yıkımı Başlıyor”

Yaşlıları, genç yaşlılar (65-74 yaş), orta yaşlılar (75-84) ve ileri derecede yaşlılar (85 yaş ve üzeri) olmak üzere üçe ayırdıklarını ifade eden Uzm. Dr. Semih Gökart, 20’li yaşlarda başlayan yaşlanma sürecini şu sözlerle anlattı:

“Yaşlanma çok erken dönemlerde, 20’li yaşlarda başlar. Bu kadar genç yaşlarda başlayan değişiklikler insanların hücresel metabolizma aktivitelerinden yani ‘metabolik yolak’ diye tanımladığımız hücre içinde meydana gelen tepkimelerindeki aksamlar şeklinde açıklanabilir. Bazı metabolik yolaklarda pek çok bileşik ve enzim yer aldığı için bunlar çok karmaşık olabilir. Metabolik yolaklar organizmalarda hücre içi dengeleri sabit tutmaya çalışır. Bu sabit tutmayı ve dengeyi bozacak her durum hücrenin bozulmasına, yıkımına yol açar. İşte 20’li yaşlarda başlayan hücre yıkımları yaklaşık 35-40’lı yaşlardan itibaren vücutta iş gören hücre grubunda kayıplara dönüşür. Devam eden bu hücre kayıplarına bağlı olarak hücrelerin yaptığı görevlerde aksamalar, bozulmalar, kesintiler ortaya çıkar. 80’li yaşlardan sonra vücut bu kayıplara karşı iç dengesini koruyamaz ve bunun ilerlemesiyle ölüm ortaya çıkar.”

Belirgin Değişiklik Kas ve İskelet Sisteminde Görülür

Yaşlanmayla meydana gelebilecek en belirgin değişikliğin kas ve iskelet sisteminde görüleceğini anlatan Uzm. Dr. Semih Gökart, “Kadınlarda özellikle menopozdan sonraki dönemde yoğun bir şekilde kemik erimesi ortaya çıkar. Bu kayıplara bağlı olarak boy kısalmaları, omurlarda çökmeler, hatta kırıklar, en sık olarak da kalça kırıkları oluşabilir. Diğer önemli değişiklik zihinsel boyutlarda ortaya çıkar. Algılamada ve yaratıcı yeteneklerde yaşlanmayla birlikte bir azalma, dikkatsizlik ve düşünme hızında yavaşlama görülebilir. Öğrenme yeteneğindeki azalmaya, hareketlerdeki yavaşlama da eşlik edebilir. Yaşlılarda daha önce edinilen bilgiler sağlam kalırken yeni öğrenilen bilgiler çabuk unutulur” ifadelerini kullandı.

Bu Belirtiler Demansa İşaret Eder

En yaygın bilinen zihinsel değişikliğin bunama yani demans olduğunu kaydeden Uzm. Dr. Gökart, “Hastanın bilinci yerinde olmasına rağmen hafızada zayıflama ve bazı zihinsel becerilerde azalma olur. Kişi çevresinde olanlara ilgisi azalmaya başlar. Yeni bilgiler öğrenmede ve bunları hatırlamada, konuşma sırasında doğru kelimeleri bulmada, günlük yaşantıya ait sorunları çözmede sıkıntılar başlar ve zamanla bu şikâyetler artar. Bellekte zayıflama öncelikle telefon numaralarını, isimleri, yaşanan günlük olayları tam olarak hatırlayamama şeklindedir. Bir konuya yoğunlaşmada zorluklar başlar. Çevreyle kurulan ilişkileri sınırlamaya başlar bu da yalnızlığı, sosyal çevreden kopmayı getirir. Sosyal çevreden koptukça şikâyetler daha çok artar ve böylece kısır bir döngü oluşur. Kişi huzursuz ve kederlidir. Daha kırılgan, öfkeli ya da şüpheci olabilir. Zamanla geçmişe ait anılar da silinmeye başlayabilir” dedi.

10 Kişiden Birinde Alzheimer Tehlikesi

Zihinsel boyutta meydana gelen bozuklukların en zorunun Alzheimer hastalığı olduğuna dikkat çeken Dr. Semih Gökart, “Yaşlılıkla beraber ortaya çıkan ve başta unutkanlık olmak üzere çeşitli zihinsel ve davranışsal bozukluklara yol açan ilerleyici bir beyin hastalığıdır. 65 yaşın üzerinde yaklaşık her 10 kişiden birinde; 85 yaşın üzerinde ise yaklaşık her üç kişiden birinde görülür. Yine bu yaş grubunda sıklıkla tansiyon yüksekliği, damar sertliği, şeker hastalığı görülür ki tedavileri ve takipleri düzgün yapılmazsa bunlar da zihinsel faaliyetlerde azalmaya yol açar. Boş vakitlerde bulmaca çözmek, okumak, çevrede olup bitenlerle ilgilenmek, toplumun bir parçası olduğunu hissetmek ve hissettirmek, beden egzersizlerine önem vermek, yaşa bağlı bu olumsuz etkilere karşı zihinsel fonksiyonların korunmasında etkili olabilecek önlemler arasında yer alır. Çene kemiklerinde ve dişlerde olan değişiklikler de çiğneme fonksiyonunu bozar. Böylelikle beslenme bozuklukları da sıklıkla karşımıza çıkan yaşlanmayla ilgili bulgulardandır.” ifadelerini kullandı.

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

CEVAP BIRAKIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Beslenme

Cildinize Dost Besinler

Tarih:

on

Yaşlanma belirtilerini geciktirecek, gençlik dolu bir ışıltı kazanmanıza yardımcı olacak 6 besin…

Antioksidanlar; bedenin cilde zarar verip kırışıklık, ince çizgi, güneş lekesi ve kuru cilt gibi gözle görülür yaşlanma belirtilerine sebep olan serbest radikallerin etkilerine karşı savaşması için gerekli olan bileşiklerdir.

Yaşlanma karşıtı savaş deponuzu doldururken aynı anda sizi lezzetten mahrum bırakmayacak birkaç meyve sebze önerimiz var.

Sağlıkla kalın…

 

Sağlıklı yaşam konusunda bilinçlendirici içerik paylaşımı yaptığımız youtube sayfamızı görüntülemek için buraya tıklayabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Bilinçli hasta

Anılarınızı zihinsel egzersizlerle koruyun

Tarih:

on

Yıllar önce yaşadıklarınızı hatırlamak, kimi zaman yüzünüze bir tebessüm kondurur, kimi zaman da kaşlarınızın çatılmasına ya da üzülmenize neden olur. Yaşadıklarınız size ne hissettirirse hissettirsin geçmişi hatırlamak, benliğinizi korumanızla, deneyimlerinizden öğrendiklerinizi gelecekte kullanmakla ilgilidir.

Geçmişte yaşadığımız olayları, gördüğümüz yüzleri, duyduğumuz sesleri ve daha birçok duyusal ve duygusal durumları beynimiz kaydeder. Tüm bu kayıtlar epizodik yani anısal bellekte saklanır. Kişisel yaşantınızla ilgili her şey, mesela çocukken aldığınız en güzel hediye, en iyi arkadaşınızla tanıştığınız gün ya da hayatınızda en çok üzüldüğünüz an gibi olaylar ve durumlar anısal bellektedir. Anısal bellek sadece uzun yıllar önceki anıları içermiyor, haftalar ya da dakikalar önceki anılarınızı da burada buluyorsunuz.

Yaş ilerledikçe geçmişi hatırlamak zorlaşabilir. Daha önce kullandığınız kestirme bir yolu hatırlayamayabilirsiniz. Okulda yan yana oturduğunuz sıra arkadaşınızın adını unutursunuz. Bu durum belli bir noktaya kadar ilerleyen yaştan kaynaklansa da asıl sorunun beynin en büyük ve karmaşık sistemi olan anısal bellekteki bir bozulma olduğunu söyleyebilirim.


Anısal bellek zamanla azalmaya meyilli olur. Beyin fonksiyonlarını canlı tutmak için sürekli yeni bilgiler edinmeniz gerekir. Zayıf bir frontal lob söz konusu olduğunda, geçmiş deneyimlerden ders alamaz, hayati bilgileri hatırlayamaz ya da yaptığınız bir hatayı tekrar edersiniz.

Yaşlanmanın hafıza üzerindeki etkilerini tersine çevirmek mümkün olmasa da anısal belleğinizin daha iyi çalışmasını sağlayabilirsiniz. Bunu da en iyi yeni bilgiler öğrenip saklayarak yapabilirsiniz. Anısal belleğinizi güçlendirmek için işte size bazı ipuçları.

Odaklanın

İlk kez duyduğunuz bir bilgiyi saklamakta sorun yaşıyorsanız dikkatli farkındalık uygulayın. Mesela ilk kez duyduğunuz ya da okuduğunuz bir terimin seslerine odaklanın hecelerine dikkat edin, E-Pİ-ZO-DİK. Eğer ilk karşılaştığınızda bilgiye odaklanmak için çaba harcarsanız, bu çaba bilgiyi daha iyi korumanıza yardımcı olur.

Balık, yumurta, yoğurt, kabak çekirdeği, ceviz, tam tahıllar, ıspanak, tarçın, domates, bitter çikolata

İpucu ile bağdaştırın

Bazen bir anının sadece bir bölümünü hatırlayabilirsiniz. Bu durumda zihinsel bir ipucu veya sinyal kullanmak daha fazla ayrıntıyı tetikleyebilir. Mesela bir arkadaşınızın adresini hatırlayamadınız. İşi, hobileri, rutinleri gibi onun hakkında bildiğiniz her şeyi düşünün. Ayrıca bulunduğunuz ildeki ilçeleri veya semtleri düşünerek, arkadaşınızın adresiyle eşleştirip eşleştiremeyeceğinize bakabilirsiniz. Bu yöntemi başka durumlar için de rahatlıkla kullanabilirsiniz. Yaptığınız bu tarz beyinsel çalışmalar, bir daha ki sefere bilgileri daha kolay hatırlamanıza yardımcı olacak.

Görsel bağlantı kurun

Yeni bir bilgi edindiniz ve biliyorsunuz ki bu bilgiyi kullanacaksınız. O zaman ihtiyacınız olduğunda bu bilgiyi geri çağırabilmek için bilgiyi öğrendiğinizde zihinsel bağlantı kurun.

Mesela okuduğunuz bu yazıyı tekrar hatırlamak istiyorsunuz. Başlıktaki bir anahtar kelimeye, kelime öbeğine ya da içeriğe uygun bir resme odaklanabilirsiniz. Bu yazı anısal bellek ile ilgili, yani bir beyin ya da içinde bilgilerin olduğu bir depo hayal edebilirsiniz.

Bu yöntemleri düzenli olarak hayatınıza dâhil ettiğinizde on yıl sonra benim bu yazımı hatırlayacaksınız.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Aile Sağlığı

Sindirim Problemleri Çözümsüz Değil

Tarih:

on

Düzensiz sindirim sistemi günümüzde pek çok kişinin ortak problemi. Hareketsizlik, düzensiz ve yetersiz beslenme, hazır gıda tüketimi gibi farklı nedenleri olabiliyor. Hele bir de yaşınız ilerlediyse, sindirim sisteminiz daha da düzensiz hale gelebilir.

İnsan vücudu sürekli bir değişim ve gelişim halindedir. Bu değişimlerden en çok sindirim sistemi nasibini alır. Böyle sürekli değişim geçiren bir sistem söz konuyken, ortaya yeni sorunlar çıkması şaşırtıcı değil.

Kullandığınız elektronik eşyaların belli bir ömrü vardır. Tamamen bozulmadan önce, eski performansını kaybetmeye başlar. Zamanla bazı işlevleri, tuşları komutlara cevap vermez olur. Vücudumuz için de aynı durum söz konusu. Yaş ilerledikçe sinirler ve kaslar eskisi gibi çalışamaz. Bu işlev bozukluğu en çok sindirim sistemini etkiler. Yaşlılıkta ilaç kullanımı yaygın olduğu için yan etkiler sindirim sisteminde görülebilir, ya da bazı yiyeceklere karşı daha az toleranslı olunabilir. Bu tür etkilerin sonucu olarak, sindirim sisteminde gaz, şişkinlik, kabızlık ve kramplar görülebilir.

Sindirim sisteminde zamanla meydana gelen değişiklikler çözümsüz değil. Sindirimin sağlıklı ve düzenli çalışmasına yardımcı olacak ayarlamalar yapabilirsiniz.

Yediklerinizin takibini yapın

Gençlikte yapılan birçok şeyi yaşlılıkta yapmak pek mümkün olmuyor. Yaşı ilerlemiş okuyucularım ne demek istediğimi anlayacak. Mesela eskiden yediğiniz gibi yiyemezsiniz. Sindirim sisteminiz eskisi gibi çalışmadığı için birçok gıdaya duyarlılık geliştirebilir. Laktoza karşı görülen duyarlılık da en yaygın olanıdır.

İnce bağırsaklarda laktozu parçalamaya yardımcı olan laktaz enzimi yaş ilerledikçe azalır ve sonuç olarak kişide laktoz intoleransı ortaya çıkar. Yani şeker tamamen sindirilemez ve kalın bağırsağa ulaştığında ise şişkinlik, gaz ve kramplara neden olur.

Laktoz intoleransı olan kişiler, genellikle hiçbir süt ürünü tüketemeyeceklerini düşünür. Süt içtikten sonra şişkinlik ve gaz gibi problemler yaşayanlar peynir yediğinde de aynı problemleri yaşayacak diye bir kural yok. Vücudunuzu en iyi siz tanıyabilirsiniz. Yediklerinizin türlerini ve miktarlarını takip ederseniz, vücudunuzun hangi gıdayı ne miktarda tükettiğinizde tepki gösterdiğini ortaya çıkarabilir ve beslenmenizi bu kurallara göre şekillendirebilirsiniz.

Bu yöntem tüm yiyecekler için geçerli. Sindirim sisteminizdeki problemi hangi yiyeceklerin tetiklediğini bulana kadar denemekten yorulmayın.

Yaş ilerlediğinde ortaya çıkan can sıkıcı sindirim problemlerinden biri de kabızlık. Gıda atıkları kolondan geçerken su emilir. Kolonun çalışma hızı yavaşladığında gıda atıkları daha uzun süre kolonda kalır ve atıktaki su daha fazla emilir. Sonuç olarak kolonda sert, kuru ve ilerlemesi zor atık kalır ki buna da kabızlık denir.

Kabızlığı önlemenin en önemli yolu lif alımına özen göstermekten geçer. Lif, suyu bağırsakta tutarak atıklardan fazla su emilimini engeller. Doğal olarak kabızlık problemi de ortadan kalkar. Tabi bu problemden kurtulmak için birden çok fazla lif tüketmeyin, aksi halde bu kez de şişkinlik problemi yaşayabilirsiniz. Lifli gıdaları yavaş yavaş beslenmenize ekleyin.

Bir de, bol su içmeyi unutmayın.

Asitli ve baharatlı gıdalardan uzak durun

Yine yaşlılık nedeniyle yemek borusu ve mide arasındaki kaslar zayıflayabilir. Böyle bir durumda da asit mideden kaçarak yemek borusuna gider. Sonuç, berbat hissettiren mide ekşimesi olur. Bu durum sindirimi doğrudan etkilemese de, bütün olarak sindirim sistemindeki bir arızanın habercisidir.

Reflü ve mide ekşimesinden kaçınmak için; tıpkı laktoz duyarlılığında önerdiğim gibi ne yediğinizi, yediklerinizin miktarını, yediğiniz vakti takip ederek beslenmenizi düzenleyebilirsiniz. Asitli ve baharatlı gıdalardan özellikle uzak durmanız problemin azalmasına yardımcı olabilir. Eğer sürekli olarak reflü veya mide ekşimesi problemi yaşıyorsanız, doktorunuza danışmayı ihmal etmeyin.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar

web partner | Web Tasarım