Connect with us

Göz Sağlığı

Bilgisayara Bakma Mesafesi

Tarih:

on

bilgisayara bakma mesafesi

Gözlerinizde yorgunluk, kızarıklık ve ağrı gibi şikayetleriniz varsa, bilgisayar kullanımınıza dikkat etmeniz gerekir. İdeal bilgisayara bakma mesafesi en az 60 cm.Ayrıca iki saatte bir mola verip gözlerinizi dinlendirmekte fayda var.

Olması gerektiği gibi gören gözleriniz varsa, bu organın işleyişindeki mucizeleri fark etmezsiniz. Oysa göz, mükemmel olduğu kadar hassastır da… Ona gereken özeni göstermeli ve onu beslemelisiniz. Beslenme biçimi, gözlük ve lens seçimi, hatta bilgisayar kullanımı gibi günlük alışkanlıklar; göz sağlığınızı etkiler. Son zamanlarda bilgisayar kullanıcıları arasında artan şikayetlerin başında; gözlerde batma, ağrı, yanma, sulanma ve çift görme geliyor. Gözlerin uzun süre yakın mesafeye odaklanması, göz içerisindeki lenslerin kırıcılığının artmasına neden olur. Gözde bulunan kaslar, sürekli buna uyum sağlamaya çalışır. Bu, göz kaslarını yoran bir süreçtir ve ağrıya sebep olur. Devamlı yakın mesafeye odaklanmak ve bakışları klavye ile ekran arasında gezdirmek, bakılan objeye uyumu zorlaştırır. Görüntü netliği kaybolabilir ve bulanık görme yaşanabilir.

Göz kaslarını yoran bu durum, gözde kuruluk ve yanmalara sebep olur. Hemen peşinden batma ve kızarıklık gelişir. Gözde kuruluk yaşandığında, gözyaşı tabakası da bu durumdan etkilenerek buharlaşmaya başlar. Yeniden ıslatılması içinse gözün kırpılması gerekir. Yapılan araştırmalar, sağlıklı bir kişinin dakikada ortalama 25 kez gözlerini kırptığını gösteriyor. Oysa yakın mesafede bilgisayar kullanırken, göz sadece 5-10 kez kırpılabilir. Bu durum, göz kuruluğuna sebep olur. Ekran göz hizanızdan yukarıdaysa, bakmak için göz kapaklarınızı normalden daha fazla açmanız gerekir. Bu durumda da göz kuruluğu riski artar.

EKRAN GÖZ HİZASINDA OLMALI

Değişen ortam ışığı, ekran kontrastında da değişikliğe sebep olur. Netlik değiştiğinde, göz bebekleri siz farkında olmasanız da küçülerek duruma adapte olmaya çalışır. Ekran parlaklığının yüksek olması da göz bebeklerinin küçülmesine sebep olur. Böyle durumlarda gözlerde ağrı ve kalitesiz görme şikayetleri meydana gelir. Kullandığınız bilgisayarın monitörü, titreşime sebep olmayacak kalitede ve bombesiz olmalıdır. Bilgisayar kullanırken; bacaklar yere dik, uyluk paralel, sırt ve kollar dik, ön kol zemine paralel, sandalye sırt destekli ve ayarlanabilir olmalıdır. Ekran parlaklığı ve konumu da oturuşa uygun olmalıdır. Ekran parlaklığı, kişinin en rahat ettiği seviyeye ayarlanmalıdır. Ekranın konumu ise göz hizasında tutulmalıdır. Ekrana bakarken, tam karşıya bakıyormuş gibi durmak gerekir. Ne aşağı, ne de yukarı bakılmamalıdır. Ekrana yakınlık mesafesi de çok önemlidir. Araştırmalara göre, ekran ile gözleriniz arasında en az 60 cm. mesafe bulunmalıdır. İki saatte bir 10 dakikalık aralar verip bilgisayar başından uzaklaşmanız gerekir. Sık sık uzak mesafeye bakarak göz kasları dinlendirilmelidir.

HAVUÇ, FINDIK YİYİN

A vitaminin, göz sağlığı açısından mucizevi etkileri vardır. Görme kalitesini artırır, korneayı korur, göz bebeği yüzeyini parlaklaştırır. Ayrıca gece körlüğü, glokom, katarakt ve yaşa bağlı makula dejenerasyonu gibi göz hastalıklarının etkilerini en aza indirir. Çocukluğumuzdan beri hepimizin duyduğu bir şey vardır ki; o da, havuç yemenin gözlerimize iyi geleceğidir. Evet doğru; havuç, içerdiği A vitamini sebebiyle göz sağlığını korumaya yardımcı olur. Ispanak, dolmalık biber, tatlı patates ve yumurta da A vitamini açısından zengin gıdalar arasında yer alır. C vitamini ise, katarakt oluşumu riskini azaltır. Katarakt, yaşa bağlı gelişen bir hastalık olduğu için, özellikle 40 yaşından sonra C vitamini açısından zengin beslenmek gerekir. Portakal, limon, yeşil biber, çilek ve yeşil yapraklı sebzeler; C vitamini yönünden zengin gıdalardır. E vitamini de, göz sağlığını korumak için son derece gerekli bir vitamindir. Koyu yeşil yapraklı sebzeler, biber, fındık ve bitkisel yağlarda bol miktarda bulunan E vitamini, yaşa bağlı makula dejenerasyonu ve katarakt oluşumunu engellemede son derece önemli bir yardımcıdır. Göz sağlığına faydası olan bir diğer besin grubu da Omega-3 yağ asitleridir. Omega-3’ün, insan sağlığına faydası kanıtlanmıştır. Yapılan araştırmalar, Omega-3 yağ asitlerinin göz kuruluğunun etkilerini azalttığını gösteriyor. Somon balığı, ceviz ve keten tohumu; Omega-3 açısından oldukça zengin gıdalar arasında yer alır.

GÖZ SAĞLIĞI İÇİN BUNLARA DİKKAT

GÜNEŞ GÖZLÜĞÜ KULLANIN: Güneş ışınları, cildimiz kadar gözlerimiz için de tehlike oluşturur. Gözlerinizi zararlı güneş ışınlarından korumak için seçeceğiniz güneş gözlüğü, son derece önemli. Sokak ve pazarlarda satılan güneş gözlükleri, göz sağlığınız için adeta birer tehdit unsurudur.

GÖZLERİNİZİ OVUŞTURMAYIN: Göz bebeği üzerinde uygulanan kontrolsüz baskı, birçok sağlık sorununa sebep olabilir. Ayrıca etraftaki mikropların ellerde taşındığını düşünecek olursak, ellerimizi devamlı olarak gözlerimize götürmemiz, mikrobik durumların gelişmesine de sebep olabilir ki bu da önemsenmesi gereken bir tehlikedir.

LENSLERİNİZİ TEMİZ TUTUN: Lens kullananların en çok dikkat etmesi gereken şey, lens temizliğidir. Lensler, doğru solüsyonla ve yöntemle temizlenmelidir. Lens, herkesin kullanımına uygun görünse de herkes için aynı derecede konforlu değildir. Lens taktığınızda kendinizi rahatsız hissederseniz, bunu gözlerinizden gelen bir mesaj olarak algılayın ve dikkate alın. Rutinde bir şikayetiniz yok ancak nadiren rahatsız oluyorsanız, lenslerinizi hemen çıkarın ve şikayetiniz tamamen geçene kadar tekrar takmayın.

UYKUNUZU ALIN: Gözleriniz, her gece minimum beş saat boyunca dinlenmelidir. Yeterli uyku uyunmadığında, gözler gereğinden fazla çalışmış ve dolayısıyla da yorulmuş olurlar. Yapılan araştırmalar; az uyumanın, göz spazmlarının başlıca sebepleri arasında yer aldığını gösteriyor. Yeterli uyku uyunmadığında, gözlerde kızarıklık, yorgunluk ve batma hissi de ertesi gün semptomları arasında yer alır.

SİGARA DUMANINDAN KAÇININ: Sigaranın insan sağlığı üzerindeki sayısız olumsuz etkisini artık hepimiz biliyoruz. Yapılan araştırmalar sigaranın; göz kuruluğu, glokom, görme kaybı ve yaşa bağlı makula dejenerasyonuna sebep olduğunu gösterdi.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Bilinçli hasta

Tatilinizi Kabusa Dönüştürmeyin

Tarih:

on

Tatilinizi Kabusa Dönüştürmeyin

Tatilinizi kabusa dönüştürmeyin…Güneş, vücudun biyolojik ve psikolojik sağlığı üzerinde olumlu etkiler sağlar. Güneş ışığının yaydığı D vitamini iskelet sistemini güçlendirirken; romatizmal hastalıklar, iltihaplanma, osteoporoz gibi hastalıkların tedavisinde etkin rol oynar. Güneş ışığı ayrıca, kalsiyum emilimini sağlar, bağışıklık sistemini güçlendirir, enerji, depresyon ve stresin azaltılmasına yardımcı olur. Güneşten tam fayda sağlamak için günde 20 dakika güneşe çıkmak yeterlidir.
Güneş ışığı D vitamini için en iyi kaynaktır. Tabii ki güneş ışığına direk şekilde maruz kalmak da kanser riskini artıran bir unsurdur. Neyse ki, korumasız kısa süreli güneşe maruz kalma bile ihtiyaç duyduğunuz D vitamini seviyesini olumlu şekilde etkileyecektir. Bunun için tüm vücudunuzu güneşlendirmek de şart değil; sadece kol ve bacaklarınızın bir kısmının güneş görmesi, özellikle D vitamini almanız için yeterli.
Güneş ışınlarına sürekli maruz kalmak birtakım sağlık sorunlarına neden olabilir. Cildinizi ultraviyole ışınlarından korumak için güneş kremi veya güneş losyonu kullanmak gerekir.

Güneş Kremi Seçimi

Güneş kremi seçerken içeriğinde çinko oksit ve titanyum dioksit bulunmasına dikkat etmek gerekir. Bu iki madde, zararlı UV ışınlarına karşı adeta set vazifesi görür. Seçtiğiniz kremin kimyasal içermemesi de son derece önemli. Özellikle alerjik bünyeye sahip olanlar, güneş kremi seçerken muhakkak doktorlarına danışmalılar. Güneşin zararlarından korunayım derken daha büyük hasarlara sebep olmamak gerekir.
Cilt tipleri kişiden kişiye değişiklik gösterir. Güneş altında kalacağınız zaman; cilt tipiniz, güneş kremi tercihinizi etkileyen faktörlerdir. Washington Üniversitesi Dermatoloji Birimi’nin güneş kremleri üzerinde yaptığı araştırmaya göre, güneş kremleri güneş losyonlarından çok daha etkili koruma sağlamaktadır. Güneşe çıkmadan yarım saat önce sürülmeleri ve iki saatte bir yenilenmeleri gerekir. Yine aynı araştırmaya göre; 30 SPF özellikli güneş kremleri, morötesi ışınların yüzde 97’sini, 50 SPF yüzde 98.5’ini engeller. Yetişkinler için 30 koruma faktörü ideal kabul edilebilirken, çocuklar için bu rakam biraz daha yükseltilmelidir.

Benleri Olanlar Dikkat!

Deriye rengini veren melanosit adındaki hücrelerin bir araya gelmesiyle oluşan açık kahve, koyu kahve, siyah, pembe gibi farklı renklerde deri hizasında görülen ve zaman zaman kabarık oluşumlara ben denir. Aşırı derecede güneşe maruz kalmanın ben oluşumunda veya benin riskli hale gelmesinde etkisi olduğu bilinir. Özellikle yüksek dozda güneş ışınına maruz kalmanın ben artışını arttırdığı doğrudur. Ayrıca bu durum kanserleşme riskini de meydana getirebilir. Yaz aylarında dikkat etmemiz gerekenleri uygularsak bu risklerin önüne geçebiliriz. Örneğin; benlerinizi güneşten koruyarak özellikle güneş ışınlarının en dik geldiği saatler olan 10:00-16:00 arası güneşe çıkılmamaya özen gösterin. Eğer güneşe çıkmak zorunda kalırsanız ise güneş koruyucu krem kullanılmayı ihmal etmeyin. Yazın daha fazla risk altında olan kişiler ise, ileri yaştakiler, açık tenli kişiler, vücudunda çok fazla beni olanlar ve güneş hassasiyeti olan kişilerdir.

Güneş Gözlüğü Önemli…

Koruyucu kremler eşliğinde dahi olsa güneşe çıkarken şapka kullanmak da en makul tedbirler arasında yer alır. Güneşin zararlarından bahsederken, genelde cilt üzerinde oluşturduğu hasarlardan söz edilir ancak gözler de güneşin tehdidi altındadır. Güneş ışınları, gözün lensinde katarakt oluşmasına sebep olabilir. Bu sebeple güneş gözlüğü kullanılması çok önemlidir. Güneş ışınlarının bilinen bir diğer zararı ise erken yaşlanmaya sebep olmasıdır.
Cilde esneklik kazandıran liflerin bulunduğu elastin tabakası, güneşe maruz kaldığında yıpranır ve olması gerekenden çok daha önce cildinizin sarkmasına sebep olur.

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Göz Sağlığı

Güneş Gözlüğü Seçiminin Püf Noktaları

Tarih:

on

Güneş Gözlüğü Seçiminin Püf Noktaları

Yaz mevsimine giriş yaptığımız şu günlerde, gözlerin güneş ışınlarına ve enfeksiyonlara karşı savunmasız olduğunu belirten Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ilgaz Yalvaç, başta güneş gözlüğü kullanmak gibi basit önlemlerle yaz aylarında göz sağlığını korumanın mümkün olduğunu söyledi. Güneş gözlüğü tercih edilirken dikkat edilmesi gereken yedi noktaya değinerek, Güneş Gözlüğü Seçiminin Püf Noktaları neler sıraladı…

Camlar Ultraviyole Işınlarını Bloke Etmeli

Güneş ışınları, insan gözlerinin algılayamayacağı veya hissedemeyeceği oranda ultraviyole (UV) radyasyonu yayar. Gözlerimizi güneşten korumamızı sağlayan güneş gözlüklerinin UV ışınlarından koruyucu özellikte ve gözümüze uygun olmalıdır. Kaliteli bir güneş gözlüğünde öncelikle camın renginin koyu ya da açıklığından ziyade ultraviyole (UV) ışığını engelleyip engellemediği önem taşımaktadır. Güneş gözlüklerinin mutlaka UV ya da morötesi ışınları kestiğine dair bir sertifikası olmalıdır. Normalde her gözlük camı UV’yi değişik oranlarda bloke edebilmekle birlikte etkili UV blokajı için özel kaplamalar kullanılması gerekmektedir. Güneş gözlüklerinin ışığı bloke etme gücü UV200, UV400 ve UV600 gibi ibarelerle belirtilmektedir. Özellikle deniz kenarında ve kayak yaparken minimum UV400 korumalı güneş gözlüklerinin kullanılması gerekir.

CE (Conformité Européene) Belgesi Olmalı

Gözlüğü taktığınızda bulanık görmemelisiniz ve detaylar kaybolmamalıdır. Kaliteli güneş gözlüklerinde güvenilir tescil belgesi olmalıdır. 1995’ten bu yana Avrupa Birliği standartlarına göre kaliteli gözlüklerin üzerinde CE (Conformité Européene) ibaresi bulunmaktadır. CE belgesi, ürünün minimum güvenlik koşullarına uygun olduğunu ifade etmektedir. Gözlük alırken camların boyama ve mika olup olmadığına, camda çizik, kabarcık ve eğrilik bulunup bulunmadığına dikkat edilmelidir.

Gözlük Dikey Bir Çizgiye Odaklanmalı

Kaliteyi anlamanın bir başka yolu da gözlüğü taktıktan sonra dikey bir çizgiye odaklanmaktır. Bu durumda numarasız bir güneş gözlüğünü hareket ettirdiğinizde görüntü hareket etmez. Gözlüğü hafifçe yukarı aşağı, sağa sola hareket ettirdiğimizde bu çizgide oynama ya da kırılmalar oluyorsa o gözlük uygun değildir.

Işık Emilim Oranı Uygun Olmalı

Kullanım kılavuzlarında yer alan “ışık emilim oranı”, gözlük camının dışarıdan gelen ışığın ne kadarını emdiğini, ne kadarını yansıttığını ve ne kadarını içeri verdiğini ifade eder. Şehir ortamında yüzde 40-50, güneş ışınlarının daha dik geldiği dağlık bölgelerde yüzde 50-70, deniz kıyısında ve kayak yaparken yüzde 80-85 emilim uygundur.

Her Pahalı Gözlük, Kaliteli Demek Değildir

Kaliteli bir güneş gözlüğünün mutlaka “UV ışığını engelleyici” özellikte olması gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Ilgaz Yalvaç, bu özelliği olmayan güneş gözlüğünün sadece fazla ışığın geçmesini engellediğini de belirterek şunları aktarıyor: “Ancak bu engelleme hiçbir fayda sağlamaz, aksine zarar verir. Çünkü renkli cam takıldığında göz bebeği küçülmez. Böylece zararlı UV ışını göz içine bol miktarda girer. Kaliteli bir güneş gözlüğünün kalite ve UV blokaj belgeli olması gerekir.”

Gözlüğün Aynalı Veya Polarize Camlı Olması Ekstra Koruma Sağlamaz!

Aynalı camlar göze gelen ışığın bir kısmını geri yansıttıkları için özellikle şiddetli ışığın olduğu deniz kenarlarında tercih edilebileceğini söyleyen Prof. Dr. Ilgaz Yalvaç, “aynalı kaplamalar göze gelen ışık miktarını düşürmekle birlikte UV blokaj oranını etkilememektedir. Polarize cam özelliğinin de normalde ultraviyole blokajıyla ilişkisi olmamakla birlikte hem polarize olan hem de etkili ultraviyole blokajı yapabilen camlar daha emniyetli ve iyi bir görüş konforunu sağlarlar. Gözlük camı rengi ile camın içindeki UV koruması arasında hiçbir ilişki yoktur” dedi.

Sahte Güneş Gözlüğü Takmaktansa, Hiç Takmamak Daha İyidir!

Sahte gözlük takmaktansa hiç takmamak daha iyidir. Sadece görünen ışığı kesen ama UV ışınlarına karşı bir blokaj sağlamayan güneş gözlükleri, gözbebeğinin gözün kendini doğal yolla koruma özelliğini devre dışı bırakır. Gözbebeği, güneş gözlüğünün sağladığı karanlık ortamda iyice açılacağından, görünmeyen UV ışınları açık gözbebeğinden içeri çok fazla oranda girer. Bu nedenle, UV filtresi olmayan sahte güneş gözlükleri kullanılmamalıdır.

Doğru Bildiğimiz Yanlışlar

  • UV koruması, gözlüğün renginin koyuluğu ile değil yapım maddesi ile ilgilidir. Renklendirme oranı, sadece ışığın şiddetini azaltarak görme konforu sağlar.
  • Polarize camlar parlamayı keser fakat UV ışıklara karşı koruyuculuğu yoktur.
  • Gözlükleri giysilerin ucuyla temizlemek, çantaya ya da cebe gelişigüzel atmak sıklıkla yapılan yanlışlıkların başındadır. Bu hatalar cam üzerinde mikro çizikler oluşmasına neden olur. Gözle görülmeyen bu çizilmeler zaman içinde görme kalitesini bozar.
  • Gözlüğün kullanılmadığı zamanlarda orijinal kutusunda saklanması; temizliğin ise akan su, sabun veya ürünle birlikte verilen mikrofiber bez ile yapılması gerekir
  • Kontakt lens kullanan kişilerin, lensleri UV filtreli dahi olsa üzerine güneş gözlüğü takmaları gerekir. Güneş gözlükleri, kontakt lens kullanıcılarının sıklıkla karşılaştığı gözlerde kuruma sorununa karşı koruma sağlar.
  • Güneşin çok yoğun olduğu ortamlarda güneş gözlüğü ile beraber mutlaka siperli şapka desteği ile beraber güneş ışınlarının istenmeyen etkilerinden gözümüzü korumalıyız.

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Göz Sağlığı

Çocuğunuz Bilgisayarda Çok Vakit Geçiriyorsa Dikkat

Tarih:

on

Çocuğunuz Bilgisayarda Çok Vakit Geçiriyorsa Dikkat

Çocuklarda ve yetişkinlerde telefon ve tablet kullanıma bağlı olarak uzağı görememek anlamına gelen miyop hızla yayılıyor. 2050’de dünya nüfusunun yarısı miyop olacak.

Son dönemde çocuklarda ve hatta yetişkinlerde en sık görülen göz hastalıkları arasına giren miyop (uzağı görememe hastalığı) salgın gibi. Bilim insanlarının öngörülerine göre 2050’ye kadar dünyanın yarısı miyop olacak. Çünkü çocuklar tablete ve bilgisayara bakmaktan dış ortama çıkmıyor. Yeditepe Üniversitesi Göz Hastalıkları Araştırma ve Uygulama Merkezi Göz Hastalıkları uzmanı Prof. Dr. Şule Ziylan, çocukluk çağındaki miyop vakalarının artmasının en önemli nedeninin çocukların çok fazla kapalı ortamda bulunmasına ve bilgisayara çok bakmalarına bağlıyor.Göz sağlığı için mutlaka güneşe çıkın ve 6 metreden uzağa bakmayı gerektiren açık ortamlarda bulunması yönünde açıklamalarda bulundu.

Telefon, Tablet, Bilgisayarla en fazla 20 dakika

Yeditepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şule Ziylan, miyopu tüm dünyada hızla yayıldığını belirterek, “Bu ülkemizde de böyle. Bunun nedeni de çocukların yakından baktıkları telefon, tablet ve bilgisayar da çok vakit geçirmeleri. Daha önceleri çocuklar sokakta, parkta oynarlardı. Şimdi ise kapalı, loş ortamlarda çok vakit geçiriyorlar. Bu da miyopun artmasında büyük etken olarak gösteriliyor. örneğin Uzakdoğu’da miyop çok arttığı için, burada yaşayan çocuklara her gün ‘günde 2 saat güneş ışınları altında sokakta, pakta oynamaları’ konusunda tedavi seçenekleri getiriliyor. Dışarıda oyun oynamak çocuğun uzak hedeflere bakmasını sağlıyor. Bizim için çocuklar 6 metreden uzağa bakmayı gerektiren açık ortamlarda oynamalı. Bu da parkta, sokakta, spor alanlarında olmak demek. Aileler, çocuklarına tableti, telefonu, bilgisayarı 20 dakikadan fazla vermemeli. Bebeklerin eline kesinlikle cep telefonu verilmemeli” dedi.

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar