Connect with us

Beslenme

Ateşleyiciler ile Kilo Verin

Tarih:

on

Alıştığı düzenin dışına çıkan vücut, buna tepki verir. Böyle zamanlarda kilo vermek için ateşleyiciler gerekir.

Sıkı bir beslenme planına girdiğinizde, rutininiz değişir.Normalden çok daha az kalori almaya başlarsınız ve bu değişim, bedeniniz için ani sayılan bir hızla gerçekleşir. Daha az kalori alarak beslenmek, doğal olarak hızlı bir şekilde kilo kaybetmenize sebep olur. Eski rutininize göre daha az sayılan -yeni- günlük kalori miktarınız, hızla küçülmeye başlayan bedeniniz için az olmaktan çıkar. Bu durumda ya daha az kalori almanız gerekir ki bu, bir kısır döngü halini alacaktır. Ya da metabolizmanızı harekete geçirerek tekrar kilo vermenizi sağlayacak yöntemler bulmalısınız. protein kalori yaktırır Alıştığınız düzenin dışına çıkarak normalden az kalori almaya başladığınızda vücudunuz bunu bir yokluk tehdidi olarak algılar ve doğası gereği kendini koruma altına alır.
Son yıllarda zayıflama serüveninin aşamaları hakkında yapılan araştırmalar, böyle zamanlarda bedenin ‘ateşleyicilere’ ihtiyaç duyduğunu gösterdi.

Peki nedir bu ateşleyiciler?

Kalori sınırlaması yapan profesyonel sporcular üzerinde yapılan bir araştırma, günlük diyetlerine ekledikleri 2.5 gram protein sayesinde kaslarını koruduklarını ve yağ oranlarının en düşük seviyeye indiğini belirtiyor.Ayrıca yapılan benzer araştırmalar, insan bedeninin proteini sindirirken, karbonhidratı sindirdiğine oranla iki kat fazla kalori yaktığını da gösterdi.

Kahvaltı yapın

Sabah kahvaltınıza ekleyeceğiniz bir adet haşlanmış yumurta, ara öğünlerinizden birinde 10-15 adet badem tercih etmek ya da salatanıza ilave ettiğiniz organik tavuk etini bir miktar artırmanız, size yardımcı olacaktır.
Kiraz ve familyasında bulunan meyveler, metabolizmayı hızlandırıcı etkiye sahiptir.
Uzun süre tok hissetmenizi sağlayarak, normalden daha az yemenize yardımcı olurlar.

Lif almanız lazım

Sindirim sisteminiz olması gerektiği gibi çalıştığında, yediklerinizi çok daha hızlı sindirirsiniz.
Bu sebeple bağırsaklarınızı harekete geçirecek gıdalarla beslenmek, duran kilo kaybınızı yeniden harekete geçirmenizi sağlar. Elma, armut, böğürtlen, brokoli ve enginar, lif ihtiyacınızı karşılamak için son derece ideal meyve ve sebzeler arasında sayılabilir.
Amerika’nın en başarılı kalp cerrahlarından Dr. Mehmet Öz, alışkanlık haline getirdiğinizde zayıflamanıza ve öyle kalmanıza yardımcı olacak ufak ipuçlarını derledi:

  1.  Sabahları kırmızı pul biber yiyin.
  2.  Yemek tabaklarınızı küçültün.
  3.  Kahvenizden şeker, krema ve kafeini çıkarın.
  4.  Muz ve kavun gibi meyvelere tarçın ekleyin.
  5.  Şekersiz sakız çiğneyin.
  6.  Mutlaka kahvaltı edin.
  7.  Yemekten önce elma yiyin.
  8.  Tartı yerine mezura kullanın.
  9.  Fasulye yiyin.
  10.  Mantar, düşük sodyumlu soya, zeytin ve kuşkonmaz, uzun süre tok kalmanıza yardımcı olur.
  11.  Avokado yiyin.
  12.  Yoga yapın.
  13.  Kızarmış patates yerine fırınlanmış patates yiyin.
  14.  Kavun, domates ve kereviz gibi gıdalar, yoğun su içerir ve tok hissetmenizi sağlarlar.
  15.  Her öğünde protein alın.
  16.  Meyve sularından uzak durun.
  17.  Öğün atlamayın.
  18. Düzenli uyku uyuyun.
  19.  Günde 10 bin adım atın.
  20.  Yemek yerken ara verin

Tam tahıllılara dikkat!

YANLIŞ okumadınız, tam tahıllılardan bahsedeceğim.Hani şu tüm diyet listelerinin olmazsa olmazları…Tam tahıllılar, sahip oldukları yüksek lif oranı sebebiyle tüm diyet listelerinin vazgeçilmezleri arasında yer alır. Diyete başladığınız ilk günlerde metabolizmanıza tabiri caizse bir tekme atarak hızlandıran tam tahıllılar, aynı zamanda veremediğiniz o son beş kilonun da sebepleri arasında yer alıyor.Ancak bu durum, tam tahıllı gıdaları sağlıksız olarak nitelendirebileceğimiz anlamına gelmez. İçerdikleri lif, tüm vücudumuz için ihtiyaç duyduğumuz son derece önemli bir maddedir. Sağlıklı bir beden için her gün 30 gram lif tüketmek gerekir.

Hızı düşürebilir

Tam tahıllılar ile ilgili problem, içerdiği üç bileşenden kaynaklanır. Lif dışında içerdiği gluten, nişasta ve sitrik asit bir süre sonra metabolizmanızı yavaşlatarak kilo verme hızınızı düşürür.

Suyun sıcaklığı önemli

Tavsiyelere harfi harfine uyuyor olmanıza rağmen kilo vermeniz durma noktasına geldiyse, muhtemelen suyunuzu oda sıcaklığında içiyorsunuzdur.
Soğuk su içmekle oda sıcaklığında su içmek arasındaki farkı inceleyen Alman bilim insanları ilginç bir sonuç elde etmişler. Bu sonuca göre; soğuk su içmenin metabolizma üzerindeki hızlandırıcı etkisi, oda sıcaklığında su içmeye oranla çok daha yüksek.
Ayrıca her gün 10 bardak soğuk su içenlerin günde 50 kalori daha fazla yaktıkları da bu araştırma sonucu ortaya çıkmış.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Beslenme

Hayatın Ritmi 88. Bölüm – Covid-19 Savunma Planı – Egzersiz Reçetesi – Kemik Erimesi

Tarih:

on

← ÖNCEKİ BÖLÜM                                                                       SONRAKİ BÖLÜM →

Covid-19 savunma planında bu bölümde sıra egzersiz reçetesinde. Bu egzersizleri evde kolaylıkla yapabilirsiniz. Ayrıca kemik erimesi hakkında merak ettiklerinizi de bu bölümde bulacaksınız.

Covid-19 savunma planının 3. günü…

Vücudumuzu koruyacak, evde yapabileceğimiz egzersizler neler? Hangi egzersiz akciğerlerimize faydalı? Dr. Halit Yerebakan Covid-19 savunma planına uygun basit ve sağlıklı hareketleri gösteriyor.  

Herkesi ilgilendiren teşhisi zor hastalık, kemik erimesi… İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Yaşar Küçükardalı, kemik erimesinin neden olabileceği hastalıkları açıklıyor.

Menopoz ve kemik erimesi arasındaki bağlantı ne? İç Hastalıkları ve Endokrinoloji Uzmanı Prof. Dr. Hasan Aydın kemik erimesinin bilinmeyenlerini anlatıyor. 

Uzman Diyetisyen Yekbu Köseoğlu‘ndan K vitamini zengini vitaminler listesi… 

Fizyoterapi Uzmanı Canan Akar, kemik yoğunluğunu arttıran evde yapılabilecek basit egzersizleri gösteriyor.

Hepsi ve daha fazlası ‘Dr. Halit Yerebakan ile Hayatın Ritmi’nde…

Dr. Halit Yerebakan ile Hayatın Ritmi” programının tüm bölümleri ve diğer içerikleri için youtube sayfamızı da takip edebilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Bağışıklık

Bağışıklığı Korumak İçin Dengeli Beslenme Şart

Tarih:

on

Tüketilen  besinler bağışıklık sistemi üzerinde büyük bir etkiye sahip. Tek bir besin grubunun bağışıklık sistemini güçlendirmesi olası değil.

İnsan vücudu her gün milyonlarca mikroorganizmaya maruz kalır. Bu mikroorganizmaların kötü etkilerinden bağışıklık sistemimiz sayesinde korunuruz. İşlevini iyi bir şekilde yerine getiren bağışıklık sistemi, sağlığımızı sürdürmemiz açısından oldukça önemli. Peki, bağışıklık sistemimizi nasıl daha güçlü kılabiliriz?

Tükettiğimiz besinler bağışıklık sistemimiz üzerinde büyük bir etkiye sahip. Tek bir besin grubunun bağışıklık sistemimizi güçlendirmesi olası değil. Diyet, temelde tüm besin gruplarından yeterli ve dengeli bir biçimde oluşmalı. Yeterli miktarda vitamin ve mineral tüketimi, bağışıklık sistemini kuvvetlendirmenin kilit noktası dersek yanlış olmaz.

Vitaminler bağışıklığı destekliyor

Bağışıklık hücrelerinin büyümesi ve gelişmesine önemli ölçüde katkı sağlayan vitamin ve minerallerin başında, C vitamini, A vitamini, D vitamini, E vitamini, bakır, çinko, selenyum, folik asit ve demir gelir. Ayrıca kaliteli protein (amino asit glutamin dahil) bağışıklık için oldukça önemli.

Bu besinler bağışıklık sistemine; antioksidan görevi yapıp sağlıklı hücreleri koruyarak, bağışıklık hücrelerinin büyümesini ve aktivitesini destekleyip antikor üreterek yardımcı olur.

Meyve, sebze, kepekli tahıllar, baklagiller ve liften zengin diyetlerin, faydalı mikropların büyümesini ve korunmasını desteklediği biliniyor. Protein vücudun bağışıklık sisteminde iyileşme ve yenilenme açısından önemli rol oynar. Biyolojik değeri yüksek proteine, özellikle, süt, süt ürünleri, yumurta, deniz ürünleri, yağsız et, kümes hayvanları, fasulye, bezelye, soya ürünleri, tuzsuz fındık ve yağlı tohumlar gibi çeşitli protein kaynaklarına diyetimizde yer vererek bağışıklık sistemimizi destekleyebiliriz.

A vitamini

Ağız, mide, bağırsak ve solunum sistemindeki deri ve dokuları sağlıklı tutarak bağışıklık sistemini düzenlemeye ve enfeksiyonlara karşı korumaya yardımcı olur. Bu vitamini tatlı patates, havuç, brokoli, ıspanak, kırmızı dolmalık biber, kayısı, yumurta gibi gıdalardan veya “A vitamini ile zenginleştirilmiş” etiketli bazı gıdalardan sağlayarak diyetimize ekleyebiliriz.

C vitamini

Antikor oluşumunu uyararak bağışıklık sistemini destekler. Portakal, greyfurt ve mandalina gibi turunçgiller veya kırmızı dolmalık biber, papaya, çilek, kivi, domates suyu gibi yiyecekleri seçerek bu sağlıklı vitamini sıklıkla tüketerek bağışıklık sistemimizi güçlendirebiliriz. Ayrıca, işlenmiş gıdaların ağırlıklı olduğu, besin çeşitliliği bakımından sınırlı, vitamin ve mineral bakımından fakir diyetler, sağlıklı bir bağışıklık sistemini olumsuz yönde etkiler.

Bağırsak sağlığı ve bağışıklık birbiriyle derinlemesine bağlantılıdır. Fermente gıdalar ve probiyotikler, zararlı patojenlerin tanımlanmasına ve hedeflenmesine yardımcı olarak bağışıklık sistemimizi güçlendirir. Probiyotik gıdalar arasında; yoğurt, kefir, lahana turşusu, doğal olarak fermente edilmiş ürünler ve bazı peynir çeşitleri bulunur. Vücut direncini arttırmak adına diyette düzenli tüketilmeleri gerekir.

E vitamini

Antioksidan görevi yaparak bağışıklık fonksiyonunu destekler. Takviyeli tahıllar, ayçiçeği çekirdeği, badem, bitkisel yağlar (ayçiçeği veya aspir yağı gibi), fındık ve fıstık ezmesi ile diyetinize E vitamini ekleyebilirsiniz.

Çinko, bağışıklık sisteminin düzgün çalışmasına ve yaraların iyileşmesine yardımcı olur. Çinko; yağsız et, kümes hayvanları, deniz ürünleri, süt, tam tahıllı ürünler, fasulye, tohumlar ve kuruyemişlerde bulunur.

Omega-3’ün anti-inflamatuar özelliklere sahip olduğu bir süredir bilinirken, yeni araştırmalar bağışıklık sistemi hücrelerinin işleyişini etkileyerek bağışıklık sistemini daha da desteklediğini gösteriyor. Haftada 2-3 gün balık tüketerek omega-3 ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz Ayrıca ceviz, chia tohumu, zeytinyağı, somon, keten tohumu, ve avokado gibi esansiyel yağ asitlerinden zengin sağlıklı yağlar, iltihabı azaltarak vücudunuzun patojenlere karşı bağışıklık tepkisini arttırır ve bağışıklık sistemini güçlendirir.

Yakın dönemde yapılan araştırmalar, rafine şeker ve kırmızı et bakımından zengin diyetlerin, sağlıklı bağırsak mikroorganizmalarında rahatsızlıkları teşvik edebileceğini ve bunun sonucunda bağırsakta kronik iltihaplanmaya sebep olarak bağışıklık sistemini negatif yönde etkileyeceğini gösteriyor. Son olarak rafine ve ilave şeker kullanımı, obezite, tip 2 diyabet ve kalp hastalığına önemli ölçüde katkıda bulunur. Bu kronik hastalıkların tümü bağışıklık sistemini baskılar. Şeker alımını düşürmek, iltihaplanmayı ve bu hastalıklara yakalanma riskini azaltır.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Beslenme

Şok Diyetlerin Zararlarını Biliyor musunuz?

Tarih:

on

Şok diyetlerin vücudunuza verdiği zararları duyunca çok şaşıracaksınız…

Covid-19 pandemi sürecinde uzunca bir süre fiziksel aktiviteden uzak kaldık.

Günlük rutinler değişti. Stres nedeniyle düzensizleşen yeme içme alışkanlıkları da pek çok kişide kilo alma gibi etkilere sebep oldu.

Bu durumla başa çıkmak ve eski formuna geri dönmek isteyenler kilo vermek için şok diyetlere yönelebiliyor. Ancak kilo verme sürecinde, özellikle şok diyet uygulamalarında dikkat edilmesi gereken önemli unsurlar var. Sizler için bir araya getirdik.

Sağlıkla kalın…

 

Sağlıklı yaşam konusunda bilinçlendirici içerik paylaşımı yaptığımız youtube sayfamızı görüntülemek için buraya tıklayabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar