Bizimle iletişime geçin

Güzellik

Arındırıcı Kil Maskesi

Suna Dumankaya

Düzenleyen

on

Arındırıcı Kil Maskesi

Doğal güzellik tarifleri serimizde bugün arındırıcı kil maskesi tarifi var. Kil maskesi toprağın yararlı minerallerinden yanardağların içinden çıkmış olan lavlardan dolayı içerisinde bolca mineral barındırır. Kilin rengini genellikle toprağın rengi belirliyor. Dolayısıyla bu nedenden dolayı kil maskeleri de kendi içerisinde belirli gruplara ayrılıyor.  Bu kil maskeleri yeşil, pembe, beyaz, sarı olmak üzere grupları vardır. Bu tarifi beyaz kil ile birlikte gerçekleştireceğiz. İşte evde kolayca uygulayabileceğiniz o tarif…

Malzemeler

  • 1 çay kaşığı susam yağı
  • 1 çay kaşığı kayısı yağı
  • 1 çay kaşığı buğday yağı
  • 1 çay kaşığı havuç yağı
  • 1 çay kaşığı jojoba yağı
  • 1 çay kaşığı arı sütü
  • 1 çay kaşığı gül suyu
  • Alabildiği kadar beyaz kil

Yapılışı

  1. Tüm yağları ve arı sütünü karıştırın.
  2. Boza kıvamına gelene kadar beyaz kil koyun.
  3. Gül suyuyla karıştırın.
  4. Bir kavanoza koyun.
  5. Her hafta bir tatlı kaşığı alıp göz çevreniz hariç yüzünüze 20 dakika uygulayın.
  6. Bol suyla yıkayın.
  7. Ardından cildinize uygun nemlendirici sürün.

Fraklı bir doğal güzellik tarifine burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et
1 Yorum

Yanıt bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Alternatif Sağlık

Selülit Gerçekleri

Avatar

Düzenleyen

on

Selülit hakkında bilmeniz gereken gerçekler…

Selülit hayatın neredeyse kaçınılmaz bir parçası. Herkes bu sinir bozucu cilt durumunu geliştirebilir… Vücudunuzdaki bu izleri tanımalı ve nasıl kurtulacağınız hakkında daha fazla bilgi sahibi olmalısınız.

 

“Selülit Nasıl Giderilir” konulu yazıya ulaşmak için buraya tıklayabilirsiniz.

Sağlıklı yaşam konusunda bilinçlendirici içerik paylaşımı yaptığımız youtube sayfamızı görüntülemek için buraya tıklayabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Alternatif Sağlık

Soğuk Havalarda Cildinize İyi Bakın

Avatar

Düzenleyen

on

Kış geldiğinde içsel hastalıkların yanı sıra cilt problemleriyle de uğraşmak zorunda kalabiliriz. Kuru cilt, çatlamış eller ve dudaklar en çok karşılaştığımız sıkıntılar. Çözümü biraz dış müdahale, çokça iyi beslenme.

Kış ayları grip, öksürük, soğuk algınlığı gibi birçok hastalığı beraberinde getirir. Tüm dikkatimizi bu hastalıklardan korunmaya ya da çabuk atlatmaya veririz. Tüm bu süre boyunca da çoğu zaman cildimiz geri planda kalabilir. Oysa soğuk havaların getirdiği nem eksikliği cildimize de düşman. Kuru, çatlak, döküntülü ve kaşıntılı bir cilt çok rahatsız edici olabiliyor. Soğuk aylarda cildinizi korumak için alacağınız küçük önlemler, cildiniz için büyük fark oluşturacak.

Cildinizi İçten Dışa Koruyun

Cilt kuruluğunu önlemek için alınabilecek önlemlerin en etkilisi yine beslenmeden geçiyor. Çünkü gıdalar, cilt hücrelerinin yenilenmesi ve gelişmesi için gerekli olan vitamin, mineral ve besinleri sağlıyor. Cildinizi içten dışa iyileştirecek ve koruyacak gıdalar hem sizi hem de cildinizi mutlu edecek.

Kale birkisi (bir tür lahana): Bu bitki kırış kırış görünse de cilt üzerindeki etkisi tam tersi. İçerdiği A vitamini cildin yenilenmesini, C vitamini ise kolajenlerin güçlenmesini ve cildin sıkılaşmasını sağlar. Amerikan Klinik Beslenme Dergisi’nde yayımlanan bir çalışma beslenme şekli ile cilt görünümü arasındaki ilişkiyi ortaya koydu. Çalışma 40 ila 74 yaş arasındaki, yaşlılık izleri, kırışıklık ve yaşlılık kuruluğu görülen 4 binden fazla kadın üzerinde yapıldı. Sonuç olarak C vitamini açısından zengin beslenenlerin daha az kırışıklık ve cilt kuruluğuna sahip oldukları bulundu.

Ay çekirdeği: Cildi esnek tutar ve zengin bir E vitamini deposudur. Cilt zarını güçlendirir ve UV hasarına karşı cildi korur. Tabi aşırı işlem görmemiş ve tuzsuz olan çekirdekleri tüketmenizi öneririm.

Nar tohumu: Nedense çoğu insan kışın daha az sebze ve meyve yemeye meyilli olabiliyor. Bu durumda da alınan antioksidan miktarı da azalıyor. Nar tohumları cildi, güneş ışınlarından kaynaklanan hasara karşı koruyan, iltihapla savaşan ve kan akışını arttıran polifenol antioksidanlar bakımından zengindir. Ayrıca kırışıklıklara neden olan kolajen hasarını azalttığı kanıtlanan ellagik asit içerir.

Somon: İçerdiği omega-3 yağ asitleri cildin daha fazla nem tutmasına yardımcı olur. Soğuk su balıkları, sivilce, egzama ve tahriş olmuş ciltlerin kendini iyileştirmesine yardımcı olan D vitamini içeren kaynaklardır.

Turunçgiller: Portakal, greyfurt, limon ve bunların türleri cildin kendini onarmasına yardımcı C vitamini deposudur.

Tatlı patates: Tatlı patates başta olmak üzere kök sebzeler hem A vitamini hem de beta karoten içerir. A vitamini cilt onarımına, beta karoten ise cildin koruyucu bariyerini güçlendirerek cilt hücrelerini nemlendirmeye ve dolgunlaştırmaya yardımcı olur.

Yumurta: Besin deposu yumurta, cilt güçlendirici A, E ve B5 vitaminlerini de içerir. Sağlıklı cilt fonksiyonu ve koruyucu bariyerleri destekleyen hücreler olan keratinositlerin üretimine yardımcı olur.

Buğday tohumu yağı: Sağlıklı yağlar parlak bir cilde sahip olmanızı sağlarken, cilt hücrelerini korur. Özellikle buğday tohumu yağı konsantre E vitamini kaynağıdır ve cilt nemlendirilmesine yardımcı seramid ve lipidler içerir.

Ceviz: Ceviz nemi vücuda hapseder ve cilt hasarı ile mücadele eden bol miktarda antioksidan içerir. Ayrıca cilt hücrelerini koruyarak cilt zarını güçlendirdiği bilinen bitki bazlı omega-3 yağ asitleri olan alfa-linolenik asit içerir.

Cildinizi Nemli Tutmaya Özen Gösterin

Cilt kuruluğunun sebebi düşük nem olduğu için, evinizin havasını nemli tutmak ilk adımınız olabilir. Su kaybını yavaşlatan nemlendirici bir krem, muhtemelen bu savaştaki en sıkı müttefikiniz olacak. Banyodan sonra cildinizi kurulayıp hemen nemlendirici uygulayın. Özellikle, kuruluğa yatkın alt bacaklar ve ellerde daha fazla uygulayabilirsiniz. Gün içinde birkaç sefer nemlendirici kullanmanız cildinizi daha da mutlu edecektir.

Dudaklarımız da soğuk havadan çabuk etkilenir. Oluşan çatlaklar ve soyulmalar çoğu zaman çok acı verici olur. Bu durumu yaşamamak için de eczanelerden veya kozmetik marketlerinden alabileceğiniz dudak balsamları kurtarıcınız olabilir. Bu tür ürünler sadece kadınlar için değil. Havalar soğumaya başladığında şeffaf ve mat olan bir dudak balsamı mutlaka yanımda bulundururum.

Soğuk havalarda cildinizi sıcak tutmanız korunması için önemli. Ancak direkt olarak bir ısı kaynağının karşısında oturmaktan bahsetmiyorum. Doğrudan ısı cildinize zarar verebilir. Aynı sebepten banyoda kullandığınız suyun da aşırı sıcak olmaması gerekir. Cildinizi sıcak tutmak için yün kıyafetler tercih ediyorsanız, size kötü bir haberim var. Siz fark etmeseniz de yün cildinizi çizebilir ve tahrişe sebep olabilir. Yumuşak kumaşlı kıyafetler tercih etmeniz bu tür tahrişlere maruz kalmanızı önleyebilir.

Nemlendiricinizi seçerken;

Mümkün olduğunca laktik asit veya glikol asit gibi meyve asitleri olarak da adlandırılan alfa hidroksi asitleri içeren nemlendiricileri tercih etmeye çalışın. Alfa hidroksi asidi içeren kremler nemi diğer kremlere göre daha uzun süre tutabiliyor. Ancak herhangi bir maddeye karşı alerjiniz varsa ürün etiketini okumayı ihmal etmemenizi öneririm.

 

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Bilinçli hasta

Parlak bir cildin sırrı yediklerinizde saklı

Avatar

Düzenleyen

on

Parlak bir cildin sırrı yediklerinizde saklı ve genç görünmek herkesin hayali. Bunun için birçok farklı yol var; estetik dokunuşlar, kremler, maskeler ve daha onlarca başvurulabilecek yöntem. Bunların neredeyse tamamı cilde dışarıdan müdahale gerektiriyor. Tabi ki cilt bakımı önemli ama dış görünüşün değişimi içerden başlamalı. Nasıl mı? Tabi ki doğru beslenmeyle.

Cildinizin daha genç, taze ve parlak görünmesi için su çok önemli, gün içinde susamayı beklemeden su tüketmeyi alışkanlık haline getirin. Beslenmenize taze sebze meyveleri ekleyin ve yeterli miktarda tükettiğinizden emin olun. Uykunuzun düzenli ve yeterli olmasına özen gösterin ve tabi ki egzersizi ihmal etmeyin. Zaten bunları yapıyorsunuz, ama yine de bir sonuç elde edemiyor musunuz? O zaman beslenmenize eklediklerinizin yanında bir de beslenmenizden çıkarmanız gerekenlere bakalım. Evet, cilt güzelliğinizin düşmanı bazı yiyecek ve içecekler de var.

Kahve türevleri

Karamel, krema gibi ürünler eklenerek çeşitlendirilen ve çoğu zaman güne başlamak için tercih ettiğiniz kahve çeşitleri maalesef cildinizin düşmanlarından biri. Orta büyüklükteki bu tür bir kahve karışımında 40 ila 85 gram arasında şeker bulunabiliyor. Bu tür kahveleri her gün tüketiyorsanız eğer, bu alışkanlık ‘ileri glikasyon son ürünleri’ne (İGS) neden olabilir. Yani, aşırı şekere maruz kalmanın bir sonucu olarak, gençlikle ilişkilendirilen kolajen ve elastin gibi proteinleri hasara uğratabilir.

Kırmızı et

İGS bazı gıdalarda da bulunuyor. Hayvansal kaynaklı yüksek yağ içeren bazı protein kaynakları zararlı İGS’lerin ana kaynağıdır. Bunlar aşırı şekere tüketimine benzer şekilde enflamasyon ve oksidatif stresi tetikleyebilir. Sığır eti, protein kaynakları arasında en fazla İGS’ye sahip olanı. Bir de kızartarak ya da ızgarada pişirerek tüketiyorsanız fazladan İGS oluşumuna neden oluyorsunuz demektir. Tabi ki kırmızı eti hayatınızdan tamamen çıkarmanız gerekmiyor, pişirme yöntemini değiştirmeniz yeterli. Haşlama veya buharda pişirme gibi yöntemler İGS sayısını önemli ölçüde azaltır.

Hazır çorbalar ve soslar

Hazır çorbalar, soslar ve salata sosları gibi ürünler gizli birer şeker kaynağı. Aslında tatlı değiller ama bu şeker içermediği anlamına gelmiyor. Hatta bu tür gıda bazlı çeşniler bir çikolatadan daha fazla şeker içerebiliyor. Olağan şekerli yiyecekleri hayatınızdan çıkarmış olsanız da, aklınıza bile gelmeyen gıdalardaki şeker oranı azımsanmayacak kadar yüksek. Bu da cilt için çok da tatlı olmayan yan etkilere sahip.
Öyle ki glikozun cilt üzerindeki etkisi 2011 yılında, Leiden Üniversitesi’nin yürüttüğü Uzun Ömür Çalışması ile ölçüldü. Çalışmada diyabetik olmayan denekler arasında daha yüksek oranda glikoz alanların olduklarından daha yaşlı göründükleri ortaya çıktı.

Paketli atıştırmalıklar

Kraker, cips ve bisküvi gibi yiyecekler tüketmek İGS oranını fazlaca arttırır. Trans yağ, yüksek oranda tuz ve şeker içeren işlenmiş gıdaların tüketiminin vücudumuza zarar vermekten başka yaptığı bir şey yok.

Alkol

Vücudumuzun her parçasına olduğu gibi cildimize de zararı büyük. Alkol tüketimi antioksidan ağının koruma verimliliğini azaltır, bu da cildi UV ışığına karşı savunmasız bırakır. Ardından gelen güneş yanığı da cildin hızlı yaşlanmasına neden olur. Hatta melanom ve melanom dışı cilt kanseri riskini arttırabilir.

Tereyağı ve margarin

Kahvaltı sofranıza ya da yemeklerinize tereyağı ve margarin koymadan önce bir kez daha düşünmenizi öneririm. Zira yüksek oranda doymuş yağ alımı cilt kırışıklıklarına neden olabiliyor. Özellikle margarin tarzı yağlar oldukça fazla İGS içeriyor. Ev yapımı olması şartı ile tereyağı tüketebilirsiniz ama minimumda tutmanızda fayda var.

Kızarmış yiyecekler

Lezzetli ve yemesi zevkli. Ama bir de cildinize sorun. Trans yağlar deyim yerindeyse vücudunuzun baş düşmanı. Ticari olarak işlenmiş gıdalar ve kısmen hidrojene edilmiş pişirme yağlarının kullanımı, vücudumuza giren trans yağların baş sorumlusu. Fazla yağda kızartılan yiyeceklerin aşırı tüketimi zamanla cildin kolajen yapısına zarar verir. Ayrıca yapılan araştırmalar aşırı trans yağ alımının, cildi güneşin UV ışınlarına karşı savunmasız bırakabileceğini gösteriyor.

Daha genç görünen bir cilt için beslenmenizin yanında bu alışkanlıklarınızı da değiştirin.

-Yeterince uyumamak
-Sürekli stresli olmak
-Tütün ve türevleri kullanmak
-Günü hareketsiz geçirmek
-Aşırı bronzlaşma

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar