Connect with us

Beslenme

Alkali Diyet Nedir

Tarih:

on

Alkali Diyet ile Bel ve Karın Yağlarınızı Eritin

Bilim adamları, kanser dahil olmak üzere birçok hastalığın temelinde, asit yükünün yattığını düşünüyor. Asit yüklü bir bünye ise yağ yakmakta zorlanıyor. Alkali diyet, karın bölgesindeki yağları eritiyor.

Hayatımız boyunca bir kez olsun başımıza geleceklerin bir listesi yapılacak olsa diyet yapmak, kesinlikle bunlardan biri olacaktır. Daha önce de defalarca söylediğim gibi uygulanan diyetlerin başarısız olmasının -bence- tek sebebi diyete başlamaktır. Diyete başlanmaz! Doğru beslenme, öğrenilmesi gereken bir alışkanlıktır. Gün geçmiyor ki çok satan kitaplar listesine girmeyi başaran ve ‘yepyeni’ bir diyet planı tarifleyen bir kitapla karşılaşmayalım. Bu kitaplardan bazıları mutlaka öğrenmemiz gereken püf noktalarını anlatırken, bir kısmı da hurafelerden ibaret bir plan hazırlıyorlar. Son yıllarda sıkça duyduğumuz alkali diyet, kesinlikle incelenmesi ve öğrenilmesi gereken ipuçları barındıranlardan. Şunu hiçbir zaman unutmamak gerekir ki; insan bedeni, temelde benzer özellikler gösterse de herkes için bireysel işleyen bir sisteme sahiptir. Dolayısıyla, size sunulan ve kilo vermek başta olmak üzere mühim vaatlerde bulunan beslenme öğretilerinin sizin için başarısız sonuçlanması, beslenme planını başarısız yapmaz. Önce kendinizi tanımalı ve size en uygun programı seçmelisiniz. Bunu yaparken de damak zevkinize en uygun planı değil, sizi tanıyan uzman doktorunuzun tavsiye ettiği planı benimsemelisiniz.

Alkali Diyet Nedir?

Bu sorunun karmaşık gibi görünen ancak oldukça basit bir cevabı var. Alkali diyet, bir denge diyetidir. Hayatımıza devam edebilmek için oksijen kadar ihtiyaç duyduğumuz bir diğer şey, enerjidir. Bedenimizde bulunan her bir hücre işlevini yerine getirebilme için enerjiye ihtiyaç duyar. İnsan bedeni ihtiyacı olan enerjiyi, besinlerden alır. Yaşamak için yemek yemek, bu sebeple şarttır. Yediğimiz gıdalar, vücudumuzda enerjiye çevrilirken geride asit-toksin artıklar bırakırlar. Çağımızın en önemli sorunlarından biri, 24 saatin neredeyse yetmediği çalışma temposudur. Bu durumda, hazır gıdalar, dinlenmek için uzanılan koltukta TV izlerken yenen abur cuburlar ve geç yenen akşam yemekleri -maalesef- kaçınılmaz oluyor. Bu denli -tabiri caizse- kötü beslenildiğinde, vücutta bulunan asit-toksin miktarı artıyor. Buna bir de yiyeceklerle beraber gelen toksinler ilave edildiğinde, durum daha da ciddi bir hal alıyor. Bedenimiz, bu zararlı atıkları her gün temizler. Ancak bu temizliğin belli bir kapasitesi vardır. Bedenimizin temizleyebileceğinden daha fazla asit yükü olduğunda bunlar, yağ depolarında depolanırlar! Asit yüklü bir bünye yağ yakmakta zorlanır…

Alkali nedir?

Gelelim alkalinin ne olduğuna… Alkali, asitleri yok edebilen bir maddedir ve yine besin yoluyla vücudumuza girer. Asit ve alkali içeren gıdalar dendiğinde, basit düşünecek olursak, yanılırız. Örneğin limon asidik bir gıdadır ancak tüketildiğinde alkali artık bırakır. Başta da dediğim gibi alkali diyet, bir denge diyetidir ve en temel amacı, vücutta asit-alkali dengesini sağlayarak zararlı artık grubunda sayılan asidin etkisini azaltmak ve biriktiği yağ depolarında bekleyen asidi harekete geçirerek enerjiye dönüşmesini sağlamak, dolaylı olarak kilo vermeye yardımcı olmaktır. Asit-toksin, insan bedeninden tamamen temizlenmesi mümkün olmayan maddelerdir. Günlük yaşantımızda, terleme, idrar, dışkı hatta nefes yoluyla dışarı atılırlar. Bedenimizin kendi yöntemleri bu artıklardan kurtulmaya yetmediğinde, birikmeye başlarlar. Bu zararlı maddelerin eklemlerde birikmesi, gut hastalığına, böbreklerde birikmesi böbrek taşı oluşmasına neden olur. Vücuttaki asit yükünün zararlarını inceleyen bilim adamlarının bir kısmı, kanser dahil olmak üzere birçok hastalığın temelinde, asit yükünün yattığını düşünüyor. Alkali diyet planının en önemli ve dikkat çeken iddiası, bel ve karın bölgesi yağlarını eritmede başarılı olduğudur.

Hazır soslardan uzak durun

Alkali diyet, yüzde 80 alkali, yüzde 20 asit oranıyla beslenmek gerektiğini tavsiye eder ve sağlıklı bir vücutta Ph dengesinin sağlanmış olması gerektiğini savunur. Önemli olan, besin maddesinin içeriğinden çok, enerjiye dönüştürülürken bıraktığı artık maddedir. İşlenmiş gıdalar (yani etiketinde, yediğiniz asıl gıda maddesinin dışında harflerle ifade edilen birçok madde olan yiyecekler), basit şekerli gıdalar, işlenmiş etler, pasta, kurabiye, cips ve benzer yiyecekler, hazır soslar, asitli içecekler, kahve, alkol, beyaz un, tuz ve şeker… Bu listeyi uzatmak mümkün. Basit bir ayrımı belirlemek gerekirse, zararlı olduğunu bildiğiniz gıdaların hemen hemen hepsi geride asit-toksin artığı bırakır.

Asit artığından kurtaran yiyecekler

Su, her şeyi temizlediği gibi vücutta bulunan zararlı artıkları da temizler. Günde en az iki litre su içmek, sağlığımız için çok önemlidir. İçtiğiniz suyun alkali özelliğini artırmak istiyorsanız, yapmanız gereken çok kolay. Suyunuza, limon, elma sirkesi ya da karbonat ekleyin ve o şeklide tüketin. Yeşil sebzeler özellikle çiğ tüketildiklerinde alkali olmakta çok fayda sağlarlar. Zeytinyağı, balık yağı ve keten tohumu yağı gibi iyi yağ olarak bildiğimiz yağlarla beslenmek de alkali olmaya yardımcıdırlar. Zencefil, zerdeçal, ıspanak, turp, çörek otu, nane ve hurma, alkali gıdalar arasında sayılabilir. Ayrıca baklagiller ve baharatların bir kısmı da bu beslenme planında tavsiye ediliyor. Ne yapacağınızdan çok neden yapacağınızı bilmeniz gerekiyor.

Yemeklerden bir saat sonra yeşil çay için

Sabah kahvaltısı

  • Lor peyniri
  • Siyah zeytin
  • Karabuğday ekmeği
  • Üzüm pekmezi
  • Tahin
  • Yumurta
  • Limon
  • Bol yeşillik

Öğle ve Akşam Yemeği

  • Çiğ ya da buharda haşlanmış sebze
  • Çorba
  • Zeytinyağlı yemek
  • Baklagiller
  • Balık eti
  • Hindi eti
  • Organik tavuk eti
  • Glutensiz makarna
  • Mevsim yeşilliklerinden hazırlanmış taze salata
  • Haşlanmış kabuklu patates
  • Alkali diyete uygun planda yemeklerinizi himalaya tuzu ile tatlandırabilirsiniz.

Ara Öğünler

  • Yemeklerden yaklaşık bir saat sonra yeşil çay
  • Ana yemeklerden yaklaşık iki saat sonra bir bardak alkali su

Spor Yapın

Spor, hayatınızda mutlaka olması gereken bir aktivitedir. Sağlıklı yaşamın anahtarı hareket etmekten geçer. Bedeninizi korurken, sağlıklı kalmasını da sağlayan beslenme planlarının en iyi arkadaşı kesinlikle spor yapmaktır.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Beslenme

Hayatın Ritmi 88. Bölüm – Covid-19 Savunma Planı – Egzersiz Reçetesi – Kemik Erimesi

Tarih:

on

← ÖNCEKİ BÖLÜM                                                                       SONRAKİ BÖLÜM →

Covid-19 savunma planında bu bölümde sıra egzersiz reçetesinde. Bu egzersizleri evde kolaylıkla yapabilirsiniz. Ayrıca kemik erimesi hakkında merak ettiklerinizi de bu bölümde bulacaksınız.

Covid-19 savunma planının 3. günü…

Vücudumuzu koruyacak, evde yapabileceğimiz egzersizler neler? Hangi egzersiz akciğerlerimize faydalı? Dr. Halit Yerebakan Covid-19 savunma planına uygun basit ve sağlıklı hareketleri gösteriyor.  

Herkesi ilgilendiren teşhisi zor hastalık, kemik erimesi… İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Yaşar Küçükardalı, kemik erimesinin neden olabileceği hastalıkları açıklıyor.

Menopoz ve kemik erimesi arasındaki bağlantı ne? İç Hastalıkları ve Endokrinoloji Uzmanı Prof. Dr. Hasan Aydın kemik erimesinin bilinmeyenlerini anlatıyor. 

Uzman Diyetisyen Yekbu Köseoğlu‘ndan K vitamini zengini vitaminler listesi… 

Fizyoterapi Uzmanı Canan Akar, kemik yoğunluğunu arttıran evde yapılabilecek basit egzersizleri gösteriyor.

Hepsi ve daha fazlası ‘Dr. Halit Yerebakan ile Hayatın Ritmi’nde…

Dr. Halit Yerebakan ile Hayatın Ritmi” programının tüm bölümleri ve diğer içerikleri için youtube sayfamızı da takip edebilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Bağışıklık

Bağışıklığı Korumak İçin Dengeli Beslenme Şart

Tarih:

on

Tüketilen  besinler bağışıklık sistemi üzerinde büyük bir etkiye sahip. Tek bir besin grubunun bağışıklık sistemini güçlendirmesi olası değil.

İnsan vücudu her gün milyonlarca mikroorganizmaya maruz kalır. Bu mikroorganizmaların kötü etkilerinden bağışıklık sistemimiz sayesinde korunuruz. İşlevini iyi bir şekilde yerine getiren bağışıklık sistemi, sağlığımızı sürdürmemiz açısından oldukça önemli. Peki, bağışıklık sistemimizi nasıl daha güçlü kılabiliriz?

Tükettiğimiz besinler bağışıklık sistemimiz üzerinde büyük bir etkiye sahip. Tek bir besin grubunun bağışıklık sistemimizi güçlendirmesi olası değil. Diyet, temelde tüm besin gruplarından yeterli ve dengeli bir biçimde oluşmalı. Yeterli miktarda vitamin ve mineral tüketimi, bağışıklık sistemini kuvvetlendirmenin kilit noktası dersek yanlış olmaz.

Vitaminler bağışıklığı destekliyor

Bağışıklık hücrelerinin büyümesi ve gelişmesine önemli ölçüde katkı sağlayan vitamin ve minerallerin başında, C vitamini, A vitamini, D vitamini, E vitamini, bakır, çinko, selenyum, folik asit ve demir gelir. Ayrıca kaliteli protein (amino asit glutamin dahil) bağışıklık için oldukça önemli.

Bu besinler bağışıklık sistemine; antioksidan görevi yapıp sağlıklı hücreleri koruyarak, bağışıklık hücrelerinin büyümesini ve aktivitesini destekleyip antikor üreterek yardımcı olur.

Meyve, sebze, kepekli tahıllar, baklagiller ve liften zengin diyetlerin, faydalı mikropların büyümesini ve korunmasını desteklediği biliniyor. Protein vücudun bağışıklık sisteminde iyileşme ve yenilenme açısından önemli rol oynar. Biyolojik değeri yüksek proteine, özellikle, süt, süt ürünleri, yumurta, deniz ürünleri, yağsız et, kümes hayvanları, fasulye, bezelye, soya ürünleri, tuzsuz fındık ve yağlı tohumlar gibi çeşitli protein kaynaklarına diyetimizde yer vererek bağışıklık sistemimizi destekleyebiliriz.

A vitamini

Ağız, mide, bağırsak ve solunum sistemindeki deri ve dokuları sağlıklı tutarak bağışıklık sistemini düzenlemeye ve enfeksiyonlara karşı korumaya yardımcı olur. Bu vitamini tatlı patates, havuç, brokoli, ıspanak, kırmızı dolmalık biber, kayısı, yumurta gibi gıdalardan veya “A vitamini ile zenginleştirilmiş” etiketli bazı gıdalardan sağlayarak diyetimize ekleyebiliriz.

C vitamini

Antikor oluşumunu uyararak bağışıklık sistemini destekler. Portakal, greyfurt ve mandalina gibi turunçgiller veya kırmızı dolmalık biber, papaya, çilek, kivi, domates suyu gibi yiyecekleri seçerek bu sağlıklı vitamini sıklıkla tüketerek bağışıklık sistemimizi güçlendirebiliriz. Ayrıca, işlenmiş gıdaların ağırlıklı olduğu, besin çeşitliliği bakımından sınırlı, vitamin ve mineral bakımından fakir diyetler, sağlıklı bir bağışıklık sistemini olumsuz yönde etkiler.

Bağırsak sağlığı ve bağışıklık birbiriyle derinlemesine bağlantılıdır. Fermente gıdalar ve probiyotikler, zararlı patojenlerin tanımlanmasına ve hedeflenmesine yardımcı olarak bağışıklık sistemimizi güçlendirir. Probiyotik gıdalar arasında; yoğurt, kefir, lahana turşusu, doğal olarak fermente edilmiş ürünler ve bazı peynir çeşitleri bulunur. Vücut direncini arttırmak adına diyette düzenli tüketilmeleri gerekir.

E vitamini

Antioksidan görevi yaparak bağışıklık fonksiyonunu destekler. Takviyeli tahıllar, ayçiçeği çekirdeği, badem, bitkisel yağlar (ayçiçeği veya aspir yağı gibi), fındık ve fıstık ezmesi ile diyetinize E vitamini ekleyebilirsiniz.

Çinko, bağışıklık sisteminin düzgün çalışmasına ve yaraların iyileşmesine yardımcı olur. Çinko; yağsız et, kümes hayvanları, deniz ürünleri, süt, tam tahıllı ürünler, fasulye, tohumlar ve kuruyemişlerde bulunur.

Omega-3’ün anti-inflamatuar özelliklere sahip olduğu bir süredir bilinirken, yeni araştırmalar bağışıklık sistemi hücrelerinin işleyişini etkileyerek bağışıklık sistemini daha da desteklediğini gösteriyor. Haftada 2-3 gün balık tüketerek omega-3 ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz Ayrıca ceviz, chia tohumu, zeytinyağı, somon, keten tohumu, ve avokado gibi esansiyel yağ asitlerinden zengin sağlıklı yağlar, iltihabı azaltarak vücudunuzun patojenlere karşı bağışıklık tepkisini arttırır ve bağışıklık sistemini güçlendirir.

Yakın dönemde yapılan araştırmalar, rafine şeker ve kırmızı et bakımından zengin diyetlerin, sağlıklı bağırsak mikroorganizmalarında rahatsızlıkları teşvik edebileceğini ve bunun sonucunda bağırsakta kronik iltihaplanmaya sebep olarak bağışıklık sistemini negatif yönde etkileyeceğini gösteriyor. Son olarak rafine ve ilave şeker kullanımı, obezite, tip 2 diyabet ve kalp hastalığına önemli ölçüde katkıda bulunur. Bu kronik hastalıkların tümü bağışıklık sistemini baskılar. Şeker alımını düşürmek, iltihaplanmayı ve bu hastalıklara yakalanma riskini azaltır.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Beslenme

Şok Diyetlerin Zararlarını Biliyor musunuz?

Tarih:

on

Şok diyetlerin vücudunuza verdiği zararları duyunca çok şaşıracaksınız…

Covid-19 pandemi sürecinde uzunca bir süre fiziksel aktiviteden uzak kaldık.

Günlük rutinler değişti. Stres nedeniyle düzensizleşen yeme içme alışkanlıkları da pek çok kişide kilo alma gibi etkilere sebep oldu.

Bu durumla başa çıkmak ve eski formuna geri dönmek isteyenler kilo vermek için şok diyetlere yönelebiliyor. Ancak kilo verme sürecinde, özellikle şok diyet uygulamalarında dikkat edilmesi gereken önemli unsurlar var. Sizler için bir araya getirdik.

Sağlıkla kalın…

 

Sağlıklı yaşam konusunda bilinçlendirici içerik paylaşımı yaptığımız youtube sayfamızı görüntülemek için buraya tıklayabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar