Connect with us

Çocuk Sağlığı

 Aceleci Bebek Bakımı Nasıl Yapılmalı

Tarih:

on

 Aceleci Bebek Bakımı Nasıl Yapılmalı

Onlar aceleci bebekler; zira erkenden dünyaya geliyorlar. Üstelik sayıları oldukça yüksek. Ülkemizde her yıl 150 bin aceleci bebek aramıza katılıyor. Kimi gelişmiş yenidoğan yoğun bakım servisindeki özel tıbbi destekle yaşama tutunuyor, kimi ise anne babasının aşırı özeniyle… Acıbadem Altunizade Hastanesi Neonatoloji (Yenidoğan Bilimi) Uzmanı Doç. Dr. Ferhat Çekmez, bu hassas ve aceleci bebeklerin bakımında nelere dikkat edilmesi gerektiği hakkında bilgi verdi.

Dünyada her yıl 10 çocuktan biri 37 haftadan önce doğuyor. Ülkemizde bu oran yüzde 12 düzeyinde. Bu, Türkiye’de yılda yaklaşık 150 bin bebeğin hayata gözlerini erken açtığı anlamına geliyor. “Prematüre” kabul edilen bu bebeklerin 50 bini ise 1 kilogramın bile altında bir ağırlıkla dünyaya merhaba diyor. Akciğer hastalıklarından kafa içi kanamalara, büyüme ve gelişme geriliğinden görme ve işitme problemlerine kadar birçok sorunla karşı karşıya kalan prematüre bebeklerin yaşam şansının, teknoloji ve bakım kalitesindeki gelişmeler sayesinde giderek arttığını belirten Acıbadem Altunizade Hastanesi Neonatoloji (Yenidoğan Bilimi) Uzmanı Doç. Dr. Ferhat Çekmez, bazıları yalnızca 750 gram ağırlığında ya da 28. haftadan önce doğan bu minik savaşçıların nasıl hayata bağlanabildiğini anlattı.

Hangi Haftada Doğduğu Çok Belirleyici

Dünya genelinde olduğu gibi ülkemizde de görülme sıklığı artan prematüre doğumlar bebek için olduğu kadar aileler için de oldukça zorlu bir dönemin başlaması anlamına geliyor. Prematüre bebeklerin hangi haftada ve ağırlıkta doğduğunun herhangi bir araz kalmadan sağ kalma oranı konusunda çok belirleyici olduğunu dile getiren Neonatoloji Uzmanı Doç. Dr. Ferhat Çekmez, doğum haftası 32 hafta ve üzeri olan bebeklerde yaşam oranının yüzde 95’lere ulaşmasına karşın, 28 haftanın altındaki bebeklerde bu oranın yüzde 50’lere kadar inebildiğine dikkat çekiyor. Doç. Dr. Ferhat Çekmez, anne babaların prematüre bebeklerin sağlıklı gelişimi için üzerinde durması gereken başlıkları şöyle sıralıyor.

İlk 2 Yıl Uzman Ellere Teslim Edin!

Büyüme ve gelişmenin en hızlı olduğu ilk 2 yıllık dönem, prematüre bebekler için iki kat daha önemli. Bu dönemde birincil amaç bebeği hayata bağlamak ve herhangi bir engeli olmasının önüne geçmek. Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de tıpta bu alandaki gelişmeler ve yüksek bakım kalitesi sayesinde prematüre bebeklerin sağlıklı yaşam şansının çok arttığını belirten Doç. Dr. Çekmez, prematüre bebek yoğun bakımdan taburcu olduktan sonra bebeğin kontrollerinin en az 2 yıl mutlaka bir yenidoğan uzmanı veya bu konuda deneyimli bir çocuk doktoru tarafından yapılması gerektiği konusunda anne babaları uyarıyor.

Fiziksel ve Nörolojik Gelişimi Yakından Takip Edin

Prematüre bebekler için önemli konulardan biri fiziksel ve nörolojik gelişimlerinin normal olarak devam etmesi. Bunu sağlamak için bebeğin aylık kilo, boy ve baş çevresi artışının ve nörolojik gelişiminin yakından takip edilmesi kritik önemde. Yüksek riskli bebekler gerekli durumlarda erken müdahale programına alınarak fizyoterapileri başlatılıyor. Ayrıca bebeğin göz ve işitme taramalarının da zamanında ve eksiksiz yapılması gerekiyor.

Yatış Pozisyonuna Dikkat Edin, Yumuşak Yataktan Kaçının

“Ani Bebek Ölümü Sendromu” prematüre bebeklerde daha sık görüldüğü için bebeğin yatış pozisyonuna azami dikkat edilmesi gerekiyor. Bebekler için en uygun uyuma pozisyonu sırtüstü yatış. Ayrıca başlarında kalıcı şekil bozukluklarına sebep olmamak için bebeğin yatış pozisyonunun her 3-4 saatte bir değiştirilmesi ayrıca önem taşıyor.

Ufak tefek yapısı nedeniyle bebeğin içine gömülme olasılığını ortadan kaldırmak için bebek yatağının orta sert veya sert olarak seçilmesi, ancak bebeğin etrafındaki koruma yastıkları ve oyuncaklar için yumuşak malzemelerin tercih edilmesi gerekiyor. Tam dokuma yerine delikli battaniyeler kullanılması da bebeğin boğulma riskini minimuma indirecek bir önlem.

Hijyen Kurallarına Harfiyen Uyun

Prematüre bebekler bağışıklık sistemleri tam olarak gelişmediği için enfeksiyonlara daha açık olduklarından çok kalabalık ortamlara girilmemesi gerekiyor. Bebeği hastalıklardan korumak amacıyla tüm aşıların kronolojik yaşa göre ve doz azaltımı yapılmadan uygulanması da şart.

Genel hijyen kurallarına harfiyen uyulması ve bebeğin alt bezinin uygun sıcaklıkta değiştirilerek temizliğinin sağlanması da çok önemli. Bebeğin alt bakımında yalnızca su ve pamuğun tercih edilmesi ve pişik olmadıkça krem kullanılmaması dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta. Bebek sadece altını ıslatmışsa bile 3-4 saat aralıklarla mutlaka bez değişimi yapılması gerekiyor.

Ortam Sıcaklığını Koruyun

Bebeğin vücut ısısının korunması için uygun ortam sıcaklığının sağlanması (25 santigrat derece), bu sıcaklığın sabit tutulması ve takip edilmesi gerekiyor. Bebeğe pamuklu kıyafetler giydirilmesi de bu konuda önerilenler arasında.

Haftada 3’ten Fazla Yıkamayın

Bebekler için uygun banyo sıcaklığı 37 santigrat derece. Bu sıcaklıkta hazırlanan banyolarda bebeğin cilt pH’ına uygun yıkama losyon ve şampuanları tercih edilerek yıkama yapılması öneriliyor. Haftada 2-3 kereden fazla yıkamak ciltlerinde kuruma ve pullanmaya neden olabileceğinden tavsiye edilmiyor.

Prematüre Doğumlar Neden Artıyor?

Prematüre doğumların artışında çok erken veya geç yaşta hamile kalmak, gelişen tüp bebek yöntemleri ve bu nedenle çoğul gebeliklerin artması, sigara kullanım oranlarının kadınlar arasında da artması gibi nedenlerin yanı sıra anne karnında gebeliğin yakın takip edilmesi ile sorunların erken tespit edilip bu bebeklerin yaşam şansının artması için gebeliğin erkenden sonlandırılması gibi faktörler etkili oluyor. Bunların dışında şu faktörler de erken doğuma neden olabiliyor:

  • Enfeksiyonlar: Örneğin idrar yolu enfeksiyonları
  • Plasenta ile ilgili anormallikler
  • Polihidramnios: Bebeğin amnion suyunun fazla olması
  • Rahim veya rahim ağzı ile ilgili doğumsal bazı anormallikler
  • Gebelik sırasında operasyon geçirmek
  • Karın bölgesine travma almak
  • Daha önceden erken doğum yapmış olmak
  • Aşırı zayıf olmak
  • Kansızlık (anemi)
  • Sosyoekonomik düzeyin düşük olması
  • Stres
  • Doğumlar arası sürenin çok az olması.

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

CEVAP BIRAKIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bilinçli hasta

COVID-19 Çocuğunuzun Psikolojisini de Etkiliyor

Tarih:

on

Anne ve babalar coronavirüs nedeniyle bir yandan evden işlerini yürütmeye çalışırken bir yandan da çocuklarıyla uğraşmaya başladı. Böyle bir durum için kolay bir yol yok. Ancak uygulanabilecek bazı yöntemler hem çocuk hem de ebeveyn için rahatlatıcı olabilir.

Coronavirüs salgını birçok açıdan insanları olumsuz etkiledi. Virüsün yayılmasını engellemek için alınan önlemler stresli günler yaşanmasına neden oldu. Tabi normalleşme süreci yürütmeye çalışıyor olsak da COVID-19 ile mücadele devam ediyor. Yani psikolojik olarak da henüz rahatlayamıyoruz. Bu süreç elbette sadece yetişkinleri etkilemedi. Çocukların hatta bebeklerin bile bu süreçten etkilendiği bir gerçek.

Çocuklar ‘pandemi’ kavramını anlayamayacak kadar küçük olsalar bile hayatlarındaki değişikliklerin farkında. Daha önce sabah evden çıkan akşam eve gelen ebeveynler, pandemi sürecinde çocuklarıyla daha çok vakit geçirmeye başladı. Bu olumlu bir değişim olsa da çocuklar için anormal ve kafa karıştırıcı bir durum. Üstelik çocuklar kendileriyle ilgilenen yetişkinlerin duygularını kolaylıkla sezebiliyor.

Son aylarda dünya genelinde çocuk doktorlarına gelen şikayetler belirgin seviyede arttı. Ebeveynler bir yandan evden işlerini yürütmeye çalışırken bir yandan da her zamankinden daha sinirli, öfke nöbetleri geçiren, uyku sorunları olan ve yeme alışkanlıkları değişmiş çocuklarıyla uğraşmaya başladı. Böyle bir durumla karşı karşıya kalan ebeveynler için kolay bir yol yok. Ancak uygulanabilecek bazı yöntemler hem çocuk hem de ebeveyn için rahatlatıcı olabilir.

Çocuklarınızla salgın hakkında konuşun. Bu konuşmaya daha çok okul öncesi çocuklarının ihtiyacı var. Neden parka gidemediklerini, oyun arkadaşlarıyla bir araya gelemediklerini ve dışarıda yapılabilecek eğlenceli aktiviteleri artık neden yapamayacaklarını anlatmanız gerekir. Basit bir anlatım kullanın ve iyimser olun. Mesela dışarıda insanları hasta edebilecek bir mikrop olduğunu ondan uzak durulması gerektiğini söyleyin. Çocukların ilerde dışarı çıkmaktan korkmaması için mikropları yok etmek için çalışan insanlar olduğunu söyleyin ve maske, mesafe, hijyen üçlüsünün önemi hakkında konuşun. Çocuklarınızı haberlerden ve virüs ile ilgili olumsuz konuşmalardan uzak tutun.

Günlük rutinler belirleyin. Çocuğun uyku ve yemek programını düzenli şekilde devam ettirin. Oyun ve eğlence için bir zaman dilimi belirleyin. Böylece, çocuğunuz kendisiyle oynayacağınızı bilecek ve çalışmanız gereken zaman diliminde kendi başına vakit geçirmeye istekli olacaktır.

Rahat olun. Çocuğunuz biraz daha çizgi film izlemek ya da bilgisayar oyunu oynamak isteyebilir. Bu sürede siz de biraz daha çalışabilirsiniz. Oyun ve eğlence için ayrılan zaman diliminde sürekli eğitici ve öğretici oyunlar bulmanız gerekmez; ev işlerini oyuna dönüştürerek de kaliteli vakit geçirebilirsiniz.

Kendinize iyi bakın. Çocuklar anne ve babaları stresli, sinirli veya üzgün olduğunda bunu hissederler ve kendi suçları olduğunu düşünebilirler. Böyle bir durum her şeyi zorlaştırabilir. Rutinleri oluştururken kendinizi zorlamayın. Yaptığınız şey hoşunuza gitmiyorsa seveceğiniz başka bir yöntem bulun. Kendinizi iyi hissetmiyorsanız da destek almaktan çekinmeyin. Siz iyi olmazsanız çocuğunuz da iyi olmaz.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Aile Sağlığı

Çocuklardaki Belirtileri Hafife Almayın

Tarih:

on

Coronavirüs salgını sürecinde çocukların genellikle COVID-19’u asemptomatik ya da hafif atlattığı söylendi. Ancak son yayımlanan raporlara göre, bazı çocuklarda son derece tehlikeli sonuçlar ortaya çıkabiliyor.

Öğrendiğimiz her yeni bilgiyle birlikte aslında COVID-19 hakkında ne kadar az bilgi sahibi olduğumuz gerçeğiyle yüzleşiyoruz. Araştırmacılar her yeni günde bu virüsün yeni bir etkisini keşfediyorlar. Bu kez Amerikan Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi tarafından, virüsün çocuklarda kalp ve vücuttaki diğer organları hayati şekilde tehdit eden multisistemik inflamatuar sendrom olarak adlandırılan sorunlara yol açabileceği açıklandı.

Yapılan araştırmalarda ortaya çıkan ilk raporlar kalp sorunlarına yol açabilecek inflamatuar bir hastalık olan Kawasaki hastalığı ile karşılaştırıldı. Bazı vakalardaki belirtiler Kawasaki’ye çok benzese de geri kalanının farklı olduğu görüldü. Uzmanlar multisistemik inflamatuar sendromunun, vücudun COVID-19 enfeksiyonuna karşı bir tepkisi olarak ortaya çıktığını düşünüyor. Ancak bu sendroma sahip bazı çocukların da COVID-19 testlerinin negatif çıkması, uzmanları cevaplardan çok yeni sorularla karşı karşıya bıraktı.

Belirtileri tanımak önemli

Bu yeni sendromun belirtileri farklı durumlara göre değişebilir. Ancak temel olarak görülmesi olası bazı belirtiler var.

Tabi bu belirtilere neden olabilecek birçok farklı virüs var. Multisistemik inflamatuar sendromu sadece bu belirtilere bakılarak teşhis edilemez. Kesin teşhis için fiziksel muayene ile organların nasıl çalıştığını ve vücutta iltihap olup olmadığını görmek için gerekli testler yapılmalı.

 

Çocuğunuzun durumunu iyi gözlemleyin

Multisistemik inflamatuar sendrom hakkında bilim insanlarının elinde pek fazla bilgi yok. Ancak şu aşamada nadir görüldüğünü söyleyebiliriz. Coronavirüs ile bağlantılı olma ihtimali düşünüldüğünde, vaka sayısının düşük olması sevindirici bir durum.

Bu sendrom nedeniyle bazı ölümler yaşanmış olsa da tedavi edilebiliyor. Sorunlu organ sistemlerini destekleyen ve iltihaplanmayı kontrol altına alan tedavi yaklaşımlarının şu ana kadar başarılı olduğunu söylemek mümkün.

Bu dönemde çocuğunuzu iyi gözlemlemeniz önemli. Genel durumunda meydana gelen değişiklikleri mutlaka takip edin ve alışılmadık bir belirtiyle karşılaşmanız halinde doktorunuza danışın. Özellikle birkaç gün süren ateş varsa bu belirtiyi hafife almayın. Çocuğunuza COVID-19 teşhisi konmuşsa ve yukarıdaki belirtilerin bazılarını hafif de olsa gözlemliyorsanız doktorunuzu aramak için vakit kaybetmeyin. Belirtilerin şiddetlenme eğiliminde olması durumunda tehlike çanları çalıyor demektir, çocuğunuzu acilen hastaneye götürün.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Aile Sağlığı

Çocuklarınızı Dışarı Çıkartırken Bunlara Dikkat Edin

Tarih:

on

Çocuğunuzu parka götürürken diğer çocuklara yaklaşmamasını, onlarla oynamamasını, parktaki oyun aletlerini kullanmamasını isteyemezsiniz. Bunun yerine kendi alacağınız bazı önlemlerle çocuğunuzu koruyabilirsiniz.

COVID-19’da normalleşme süreci başladığından beri kısıtlamalar da kademeli olarak genişletiliyor. İlk olarak aylardır evde kalmaktan sıkılan 65 yaş üstü ve 20 yaş altı için belirli bir süreliğine yasak kaldırıldı ve nihayet onlar da birkaç saatliğine de olsa açık havanın, akranlarıyla sohbet etmenin, oyun oynamanın tadını çıkardılar. Özellikle çocukların dışarı çıkacağı gün için oyun alanları ve parklar dezenfekte edildi ki, ailelerin içi rahat etsin çocuklar da dilediğince oynasınlar diye. Ancak kendi gözlerinden bile sakındıkları çocuklarını korumak güvende tutmak için bu kadarı yeterli mi?

Belki birçoğunuz büyük tedirginlik içinde çocuklarınızı parka götürdünüz. Diğer çocuklara fazla yaklaşmaması, her yere dokunmaması, elini yüzüne götürmemesi ve cebine koyduğunuz dezenfektanı sık sık kullanması konusunda iyice tembih ettiniz belki de ama parka gidip de diğer çocukları görünce muhtemelen her şeyi unuttu. ‘Çocuğumu tembihlemekten başka ne yapabilirim’ diye düşünüyorsanız, sizin için bazı önerilerim var.

Tenha yerlere gitmeye çalışın

Çocuklarınızla birlikte evden çıkarken sadece kendinizin değil, onların da nerelere dokunduğuna dikkat etmeniz gerekiyor. Evinizden çıktığınız andan itibaren, çocuğunuzun dokunmak isteyeceği birçok yüzey var. Ortak alanlarda, asansör düğmeleri, merdiven korkulukları, oyun alanındaki ekipmanlar ve oyuncaklar gibi birçok şeye dokunmamaları için onları uyarmak yerine, bir oyunla dikkatlerini dağıtabilirsiniz. Siz de bu tür yüzeylere dokunmamak için eldiven veya kâğıt havlu kullanabilirsiniz. Yanınızda mutlaka dezenfektan bulundurun. Her ne kadar dikkatli olsanız da çocuğunuz mutlaka birçok yüzeye dokunacaktır. Hem kendinizin hem de çocuğunuzun ellerini sık sık dezenfektanla temizleyin.

Çocuğunuzu parka götürürken diğer çocuklara yaklaşmamasını, onlarla oynamamasını, parktaki oyun aletlerini kullanmamasını isteyemezsiniz. Bunun yerine varsa kendi bahçenize çıkarmanız ve oyun arkadaşı olmanız en iyi yöntem. Kendi bahçeniz gibi bir seçeneğiniz yoksa tüm çocukların aynı anda dışarıya çıktığı bir anda tenha oyun alanı ya da park bulmak zor olacaktır. Ancak mümkün olduğunca az insanla karşılaşacağınız bir alan seçmeniz gerekir.

Çantanızda atıştırmalık ve su bulundurun

Dışarıdayken diğer ailelerle tanışmak, sohbet etmek isteyebilirsiniz. Neticede sosyalleşme arzusu olan varlıklarız. Böyle bir burumda sosyal mesafenizi korumayı unutmayın. Araya koyduğunuz mesafe sizin koruyucu kalkanınız olacak ve virüse maruz kalma ihtimalinizi düşürecektir. Dışarı çıkarken de birlikte yaşadığınız kişilerle çıkın. Tanıdığınız başka ailelerle birlikte vakit geçirmek isteyebilirsiniz ancak yine sosyal mesafeye dikkat etmeniz gerekir. Çocuklar için bu sosyal mesafe kuralını uygulamak, özellikle kendine arkadaş bulduysa, oldukça zor olacaktır.

Çocuklar açık alanda olduklarında sık sık su ve atıştırmalık isterler. Bunları o anda dışarıdan satın almak yerine daha önceden alıp hazırlayın. Böylece dışarıda çocuğunuzun isteklerini güvenle karşıladığınızdan emin olursunuz. Yanınızda maske bulundurmayı da unutmayın. Bir noktada sosyal mesafeyi korumak zorlaşırsa kullanabilirsiniz. Maske takmak sosyal alanlarda zaten zorunlu. Ancak unutmayın, 2 yaşın altındaki çocukların maske kullanması Amerikan Pediatri Akademisine göre güvenli değil.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar

web partner | Web Tasarım