Connect with us

Kalp Sağlığı

28 Günlük Programla Kalp Hastalığı Önleme

Tarih:

on

kalp hastalığı önleme

İnternet ortamında sıklıkla rastlanan şok diyetler ya da aylık programlarla, kalp hastalığının ortadan kalkamayacağını artık hepimiz çok iyi biliyoruz. Amerikalı bilim adamlarının araştırmalarına dayanan 28 günlük programda ise; alışkanlıklarınız değişiyor ve kalp hastalığı riskiniz azalıyor

Doğru teknik ve yaklaşımla yapılan sağlık araştırmalarını sürekli takip eden bir hekim olarak, sağlıklı yaşamın kısa sayılabilecek bir zaman diliminde kazanılamayacağına inanıyorum. Özellikle internet ortamında sıklıkla rastladığınız bir haftalık hatta üç günlük şok diyetler ya da aylık programlarla, ilgili organ ya da hastalığın tamamen ortadan kalkmasının imkansızlığının bilincindeyim. Bu tip başlık ya da makaleler gördüğünüzde, okuyacaklarınızın ancak hayat tarzınız haline geldiğinde fayda sağlayacağını unutmayın. Bu yazımda ise 28 günlük program ile kalp hastalığı önleme yöntemlerinden bahsediyorum.

HAREKETSİZ YAŞAMI ARTIK BIRAKIN

Daha önceki yazılarımda kalp hastalıklarının cinsiyet ya da yaşa bağlı olmadığını, herkesin hastalık potansiyeli taşıdığını ve potansiyeli artıracak davranış ve alışkanlıklarla hastalığa davetiye çıkarıldığını detaylarıyla yazmıştım. Bugünse uzmanlık alanım olan kalp hastalıklarından korunmanıza yardımcı olacak 28 günlük bir programdan bahsetmek istiyorum. Amerikalı bilim adamlarının araştırmalarına dayanan bu planı uyguladığınız ve hayat tarzınız haline getirdiğinizde, kalp hastalıklarından birine yakalanma ihtimalinizi çok ciddi oranda düşürebilirsiniz. Kalp hastalıkları söz konusu olduğunda onlardan korunmak için öğrenilmesi gereken ilk şey; ‘DUR’ demektir. Hareketsiz yaşama, yanlış beslenme alışkanlıklarına ve strese dur demeyi öğrenmek gerekir.

AŞIRI YAĞI SOFRADAN KALDIRIN

Kararlılıkla yola çıktığınız ilk günden itibaren sofranızdan çıkaracaklarınız ve ekleyeceklerinizi iyi belirlemeniz gerekir. Aşırı yağ ve kırmızı et (fazla kırmızı et) sofranızdan uzaklaştırmanız gerekenlerin başında geliyor. Bunların yerine meyve, sebze, tam tahıllılar ve baklagillerin miktarını artırmalısınız.
Sarımsak ve kırmızı acı biberle hazırlanmış sosları tüketebilirsiniz. Hazır ürünlerden tercih edecekseniz tuz ve yağ oranına dikkat etmeniz gerekir. ancak evde hazırlayacağınız sosları tercih etmekte fayda olduğunu düşünüyorum. Sarımsakta bulunan alisin isimli aktif bileşik, nitrik oksit sistemini etkileyerek kan damarlarının rahatlamasına yardımcı olur ve bu da tansiyonu düşürmede etkili olabilir. Kırmızı biberdeki kapsaisin de damar basıncını azaltıcı özellikleri sayesinde kan damarlarını rahatlatarak tansiyonu düşürmeye yardımcı olabilir.

MEKSİKA FASULYESİNİ EKLEYİN

Baklagillerin sayısız faydasını anlattığım detaylı yazıma arşivden ulaşarak, çıktığınız bu yolculukta ihtiyacınız olacak detaylı bilgiye sahip olabilirsiniz. Baklagiller arasında son yıllarda mutfağımıza dahil olan Meksika fasulyesini özellikle tercih etmelisiniz. Meksika fasulyesi, enflamasyonu azaltmaya yardımcı bir omega-3 yağ asidi kaynağıdır. Omega-3 yağ asitleri, trigliseridin düşmesini, kalp ritminizin dengelenmesini, pıhtıların daha az ‘yapışkan’ olmasını sağlar ve hatta yüksek tansiyonu bile düşürebilir. Ayrıca iyi kolesterol olarak bilinen HDL seviyesini yükseltir ve damarlarınızın temizlenmesine yardımcı olur.
Son yıllarda özellikle hiper marketlerde sıklıkla karışınıza çıkan tatlı patates de kalp sağlığını korumak için tüketmeniz gerekenler arasında yer alıyor. Bu kök sebze, lutein, karotenoid, karotenoid ve alfa karoten içerir. Bütün bu antioksidan maddeler kalbinizin korunmasına yardımcı olur.

STRESTEN UZAK DURMALISINIZ

Pancar suyu, yüksek tansiyona karşı keşfedilmiş en güncel silahlardan biri. İçerdiği nitrat sayesinde, tansiyonunuzu düşürerek düzene sokmaya yardımcı olduğu araştırmalar neticesinde belirlendi. Beklenen faydayı sağlamak için günde bir bardak pancar suyu tüketmeniz gerekiyor. Ancak pancar suyu idrarda renk değişimine, kırmızı idrar üretmenize sebep oluyor. Bu durum tehlikeli değil elbette ancak muhtemel bir strese sebep olmaması açısında bilmenizde fayda var.
28 günlük program boyunca stresten uzak durmanız da son derece önemli. Yoğun iş ve şehir hayatında çok zor dediğinizi biliyorum ancak imkansız değil. Stresten kurtulmanın ilk ve en önemli adımı, kaynağını bulmaktan geçer. Akşam evinize gittiğiniz ve kanepenize uzandığınız esnada gün içinde sinirlendiğiniz anları hatırlayarak bir liste hazırlayın ve temelde yatan sebeplerden uzak durmayı çalışın.

OMEGA -3 FELÇ RİSKİNİ AZALTIYOR

Omega 3 takviyeleri, koenzim Q10 ve düşük dozlu bebe aspirinleri kalp sağlığınızı korumak için yardım alabileceğiniz takviyeler arasında yer alıyor. Omega- 3 yağ asitleri kolesterol temizleyici iyi yağlardır (tekli doymamış). Yapılan araştırmalar, omega-3 yağ asitlerinin kişinin kalp krizi, felç ve genel iltihaplanma riskini azaltmaya yardımcı olduğunu gösteriyor. Koenzim Q10 (CoQ10), vücudun enerji üretimine yardımcı olan vitamin benzeri bir bileşiktir.
Koenzim Q10’un en yoğunluklu olarak bulunduğu yerler en çok enerjiye ihtiyacımız olan yerlerdir; kalbimiz, karaciğerimiz ve böbreklerimiz… Koenzim Q10’un enerji üretimi kalp sağlığı için önem taşırken, güçlü antioksidan özellikleri de kalp sağlığını korumada başka bir önemli kalkan oluşturur.

GÜNDE 2 TANE BEBE ASPİRİNİ

Bebe aspirininin kalp krizini önlemeye yardımcı olabileceği ve felç riskini azaltabileceği kanıtlanmıştır. Son zamanlarda yapılan araştırmalar, aspirinin, her türden kanserin önlenmesiyle de ilişkili olabileceğini müjdeliyor. Günde iki adet bebe aspirini alın. Her gün kullanmaya başlamadan önce doktorunuza danışın.
Kendi tansiyonunuzu ölçerek rakamlarınızdan haberdar olmak da kalp sağlığınızı korumak için yapabilecekleriniz arasında yer alıyor. Günümüzde her yerde kolayca bulabileceğiniz tansiyon aletlerinden edinin ve gün içinde tansiyonunuzu ölçmeyi alışkanlık haline getirin. Araştırmalar, evde tansiyon ölçmenin hastanın felç, kalp krizi, kalp yetmezliği veya böbrek yetmezliği riskini azaltmada büyük rol oynadığını gösteriyor. Aslında Amerikan Kalp Derneği gibi uluslararası alanda tanınmış organizasyonlar, hipertansiyonlu veya risk taşıyan herkesin klinik olarak onaylanmış ev kullanımına uygun tansiyon ölçüm aleti almasını ve evde düzenli olarak tansiyon ölçümü yapmasını öneriyor.
Yapılan araştırmalar, yukarıda saydığım bu alışkanlık ve takviyeleri aldığınızda kalp hastalıklarına yakalanma riskinizin azaldığını gösteriyor. Sadece 28 günde tüm bunlara alışabilir ve hayatınızın geri kalanında uygulamaya devam edebilirsiniz.

Kalp krizi riskini önlemek adına alınması gereken önlemlerden bahsettiğimiz bir başka yazımıza ulaşmak için buraya tıklayabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

COVID-19

Göğüs Ağrısı Coronavirüs ile Enfekte Olduğunuzun İşareti Olabilir

Tarih:

on

Covid-19 hastalığı geçirenlerin birçoğu hastalık sırasında hatta iyileştikten sonra göğüs ağrısı şikâyeti yaşıyor. Göğüs ağrısı virüsün resmi belirtileri listesinde yer almasa da bu Covid-19 belirtisi olmayacağı anlamına gelmiyor. Tam aksine yeni bir coronavirüs enfeksiyonunun potansiyel bir işareti olarak göz ardı edilmemesi gerektiği anlamına geliyor.

Yeni coronavirüs salgını nedeniyle hiç olmadığı kadar çok kendimizi dinlemeye başladık. Bedenimizdeki en ufak bir ağrıda, hissettiğimiz en küçük değişiklikte şüpheye düşer olduk. Çoğu zaman boşuna evhamlanıyor olsak da görmezden gelinmemesi gereken bazı belirtilere de dikkat edilmesi gerekiyor.

Covid-19’un neden olduğu en yaygın belirtileri artık hepimiz biliyoruz. Ancak bu virüs herkeste farklı bir belirti ortaya çıkarabiliyor. Kişinin sağlık durumu, maruz kaldığı virüs yükü gibi etkenler bu değişikliklere neden olabiliyor. Bu sebeple listelenen belirtiler ortalamada en çok görülenler oluyor.

Covid-19 kaynaklı durumlar göğüs ağrısı nedeni olabilir

Covid-19’a maruz kalan herkes farklı bir belirti bildirebiliyor. Göğüs ağrısı da bu belirtilerden biri. Hastalığın resmi belirtileri listesinde yer almasa da bu Covid-19 belirtisi olmayacağı anlamına gelmiyor. Tam aksine, bu yeni bir coronavirüs enfeksiyonunun potansiyel bir işareti olarak göz ardı edilmemesi gerektiği anlamına gelir.

Covid-19 hastalığı geçirenlerin birçoğu hastalık sırasında hatta iyileştikten sonra göğüs ağrısı şikâyeti yaşıyor. Covid-19’un olası bir belirtisi veya yan etkisi olarak göğüs ağrısı hakkında bilmeniz gerekenler var.

Dünya Sağlık Örgütü göğüs ağrısını, nefes almada güçlük, nefes darlığı, göğüs basıncı, konuşma ve hareket kaybıyla birlikte virüsün ciddi semptomları arasında listeliyor. Şiddetli öksürük nedeniyle kaslar yırtılabilir ya da kaburgalar kırılabilir. Bu da göğüs ağrısına neden olur. Akciğerlerin iltihaplanması ya da bir kan pıhtısının kan dolaşımı yoluyla akciğerlere gitmesi (Akciğer embolisi) de göğüs ağrısına neden olabilir. Araştırmalara göre Covid-19 hastaları, akciğerlere kan akışını kısıtlayan ve hatta ölüme yol açabilen akciğer embolisine karşı yüksek risk altında.

Göğüs ağrısını görmezden gelmeyin

Covid-19 ile bağlantılı göğüs ağrıları, kaynağına göre farklılık gösterebilir. Çok keskin hissedilen ağrıların ve temasa karşı hassaslaşan göğüs bölgesinin nedeni kaburga kırığı olabilir. Bu durum göğüste genel bir ağrı gibi hissedilir.

Hareketle kötüleşen keskin ağrılar, kas gerginliği nedeniyle ortaya çıkar. Yalnızca derin nefes alındığında göğüs ağrısı hissediliyorsa bunun nedeni de akciğer iltihaplanması yani zatürre olabilir.

Elbette her göğüs ağrısı coronavirüs ile enfekte olduğunuz anlamına gelmez. Anksiyete, kas gerilmesi, iskelet sistemi veya yemek borusu sorunları, akciğer ve kalp rahatsızlıkları gibi birçok hastalık göğüs ağrısına neden olabilir. Ayrıca tek başına görülen göğüs ağrısının Covid-19 belirtisi olması pek muhtemel değil. Enfekte kişilerde göğüs ağrısının yanında öksürük, ateş gibi diğer belirtiler de ortaya çıkar.

Ateş, koku kaybı ve öksürük gibi belirtilerle birlikte görülen hafif bir göğüs ağrısı büyük olasılıkla Covid-19 olduğunuzun işareti. Ancak başka belirtiler olmadan yaşanan göğüs ağrısının arkasında muhtemelen başka bir hastalık var. Örneğin kalp hastalığı riskiniz varsa ve göğüs ağrısı yaşıyorsanız, kalp krizi geçiriyor olabilirsiniz. Herhangi bir şekilde kalp hastalıklarına karşı risk grubunda olmasanız da ani göğüs ağrısı kesinlikle göz ardı edilmemesi gereken bir şey. Mutlaka sebebi araştırılmalı.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

COVID-19

Covid-19’un Neden Olduğu Kalp Problemleri Sporcuları Tehdit Ediyor

Tarih:

on

Covid-19 ile enfekte olan bazı kişilerde hiçbir belirti görülmüyor, bazılarında ise hafif ve orta şiddetli belirtiler ortaya çıkıyor. Ancak bu virüsün vücuda zarar vermediği anlamına gelmiyor. Miyokardit, yani kalp duvarının orta tabakasının iltihaplaması riski enfekte olan kişilerde görülebiliyor ve bu kalbi zayıflatarak kalp yetmezliğine, anormal kalp atışına ve hatta ani ölüme neden olabiliyor.

Covid-19 ile enfekte iken spor yapmanın hastalığı kötüleştirebileceğine dair bazı kanıtların ortaya çıktığını daha önce yazmıştım. Bu yazımda da tam olarak nasıl sonuçlar ortaya çıkabileceğini anlatmaya çalışacağım. Sanırım ilk kez spor yapmanın zararları olarak bir konu ele alıyorum. Tabi ki bu sadece Covid-19 için geçerli.

Sağlıklı, güçlü ve formda olmak, akut solunum sıkıntısı sendromu gibi ciddi Covid-19 semptomlarından korunmak için spor büyük öneme sahip ancak hastalığın daha sinsi etkilerine karşı spor yapmanın pek de yardımcı olmayacağını görüyoruz.

Covid-19’dan iyileşenlerde kalp sorunları ortaya çıkabiliyor

Covid-19 ile enfekte olan bazı kişilerde hiçbir belirti görülmüyor, bazılarında ise hafif ve orta şiddetli belirtiler ortaya çıkıyor. Ancak bu virüsün vücuda zarar vermediği anlamına gelmiyor. Miyokardit, yani kalp duvarının orta tabakasının iltihaplaması riski enfekte olan kişilerde görülebilen bir durum ve bu risk hastalığı hafif olanlar hatta enfekte olduğunu bilmeyen asemptomatikler için de geçerli. Miyokardit, kalbi zayıflatarak kalp yetmezliğine, anormal kalp atışına ve hatta ani ölüme neden olabiliyor.

Jama Cardiology dergisinde yayımlanan bir çalışma virüsün kalp üzerindeki etkilerini ortaya koydu. Araştırmacılar Covid-19’dan iyileşen 100 yetişkin üzerinde kardiyak MR görüntülemesi yaptı. Araştırmaya katılanların yaklaşık yarısı hastalıkları sırasında hafif ila orta dereceli belirtilere sahipti. Yüzde 18’i ise hiç belirti göstermedi. Katılımcıların yüzde 67’si Covid-19’u evde atlatırken, yüzde 33’ünün ise hastaneye yatması gerekti.

MR görüntülemesi, katılımcıların pozitif tanı almalarından iki ila üç ay sonra yapıldı. Hastalıkları sırasında yeni coronavirüs ile ilgili kalp sorunları yaşamayan katılımcıların yüzde 78’inin kalplerinde yapısal değişiklikler ve yüzde 60’ında miyokardit görüldü. Yüzde 71’inde ise yüksek hassasiyetli tropinin T (genellikle kalp krizi ve çeşitli sağlık sorunları nedeniyle kan dolaşımına salınan protein) bulundu.

Miyokardit daha çok sporcuları tehdit ediyor

Uzmanlara göre, özellikle sporcular miyokardit için risk altında olabilir. Çünkü virüs vücutta aktif haldeyken yoğun aktivite virüsün daha hızlı çoğalmasına neden olabiliyor. Hiçbir belirti olmasa da bu durum geçerli.

Egzersiz sırasında kalp debisi artar. Eğer vücutta virüs varsa bu teoride kalp kasında viral replikasyonu, yani virüsün burada çoğalmasını arttırabilir. Burada oluşan yüksek virüs yükü miyokardit, aritmi ve kalp yetmezliği gibi kardiyak hasar riskini arttırabilecek sonuçlara neden olabilir.

Kendinizde olası bir Covid-19 belirtisi görürseniz hemen sporu bırakın ve vakit kaybetmeden doktora başvurun. Zira oldukça sağlıklı kişilerde bile ölümcül sonuçlar ortaya çıkabiliyor.

New York’ta 30’lu yaşların başındaki bir kadın atlet bu duruma örnek. Yorgunluk ve halsizlik şikâyetiyle hastaneye başvurdu ve Covid-19 tanısı aldı. Genç kadın kendini daha iyi hissetmek için koşuya çıktı ve kalp krizinden öldü. Sağlıklıydı ve bilinen bir kalp hastalığı geçmişi yoktu.

Aktif kişilerde kan pıhtılaşması daha sık görülebiliyor

Miyokardit kadar korkutucu bir diğer tehlike, derin ven trombozu gibi kanın pıhtılaşması durumu. Uzun bir araba yolculuğu gibi hareketsiz uzun süre oturulduğunda, düşük kalp hızı nedeniyle kan üst bacaklarda (baldırlarda) birikebilir. Bu da derin ven trombozuna neden olabilir.

Aşırı egzersiz iltihabı arttırır ve başka risk faktörleri olmasa da pıhtılaşmayı etkiler. Bu nedenle maraton gibi yoğun fiziksel aktivite gerektiren yarışlara katılanlarda, sonrasında birkaç saat araba yolculuğu yaptığında daha yüksek oranda kan pıhtılaşması görülebiliyor. Susuzluk ve yaralanmalar da kan pıhtılaşması riskini arttırır.

Özellikle aktif olarak yoğun spor yapanlar Covid-19 ile ilgili olabilecek hiçbir belirtiyi görmezden gelmemeli. Baldır ağrısı, şişlik veya bu bölgedeki hassasiyet tehlike habercisi olabilir.

Coronavirüs ile enfekteyseniz düşük tempolu kolay yürüme gibi bir egzersiz ile veya uzun süre hareketsiz oturmaktan kaçınarak pıhtılaşmaya karşı önlem alabilirsiniz. Öte yandan pozitif tanı aldıysanız, belirtileriniz varsa geçtikten sonra, belirtileriniz yoksa teşhis konduktan sonra en az iki hafta yoğun egzersiz ve spor yapmayın.

Kişiler Covid-19’a karşı iki aşamalı bir tepkiye sahip olabiliyor. Semptomlar geliştikten birkaç gün sonra azalabiliyor ve kişi iyileştiğini düşünebiliyor. Ancak sonrasında semptomlar yeniden ortaya çıkabiliyor ve durumu kötüleştiren de bu ikinci atak. Spora en az iki hafta ara vermek de zaten kötü olan durumu daha da kötüleştirmemek adına önemli. Spora devam etmek için kalbinizin virüsten etkilenip etkilenmediğini kontrol ettirmenizde fayda var.

Covid-19’u atlattıktan sonra güvenle spora devam etmek için;

-Spora adım adım, aşamalı olarak dönüş yapın

-İlk üç ila altı ayı doktor kontrolünde geçirin

-Aktivitelerinizi doktorunuza danışarak düzenleyin

-Spora geri döndüğünüzde ilk hafta normalin yarısı kadar spor yapın

-İlerleyen haftalarda her şey yolunda giderse yoğunluğu kademeli olarak arttırın

-Virüse karşı güvenlik önerilerine uymaya devam edin.

 

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Featured

Coronavirüs Kalpte Hasar Bırakabiliyor!

Tarih:

on

Covid-19’u hafif ya da asemptomatik olarak geçirenlerde herhangi bir kalıcı hasar olabileceği bilinmiyordu. Ancak Covid-19 atlatan kişiler düzensiz kalp ritminden şikayetçi.

Coronavirüsü neden olduğu solum yolu problemleriyle tanıdık. Zamanla solunum yolu problemleri dışında vücuda farklı etkileri olduğu da ortaya çıktı. Bazı hastalarda farklı organlar coronavirüs nedeniyle zarar gördü.

Covid-19’un ağır seyrettiği hastalarda bazı kalıcı akciğer problemlerinin olabildiği çeşitli araştırmalarca ortaya konmuştu. Ancak hastalığı hafif ya da asemptomatik olarak geçirenlerde herhangi bir kalıcı hasar olabileceği kimsenin aklına gelmezdi. Evet, Covid-19 hafif ya da asemptomatik atlatılmış olsa bile kalıcı kalp problemlerine neden olabiliyor.

Covid-19 geride düzensiz kalp ritmi bırakıyor

Coronavirüsün kısa vadede insanlar üzerinde ne gibi etkiler bırakabileceği yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladı. Amerika’da bir kişi sosyal medya üzerinden, birkaç ay önce Covid-19’u hafif belirtilerle atlattığını ve iyileştiğini, ancak bazı kalp problemleri yaşamaya devam ettiğini açıkladı.

Anthony adındaki adam kalp atışının dakikada 100’den fazla olmasından ve bazen gecenin bir yarısı 110 ya da 120’ye kadar çıkmasından mustarip. Üstelik adamın 19 yaşındaki kızı da aynı durumda. Covid-19’u asemptomatik olarak geçiren genç kızın hastalığı devam ederken ortalama 73 olan kalp atış hızı, iyileştikten sonra basit hareketlerin ardından bile 146’ya kadar çıkabiliyor. Baba – kız, sebepsiz yükselen kalp atış hızı dışında nefes almada güçlük ya da yüksek ateş gibi problemler yaşamıyor.

Kalp hastalığı olanlarda ölüm oranı daha yüksek

Yeni coronavirüs hakkındaki bilinmezler bilim insanlarınca çözülüyor. JAMA Cardiology Dergisi’nde yayımlanan bir çalışma, Covid-19 hastalarında altta yatan kardiyovasküler hastalıkların ölümcül sonuçlar üzerindeki etkisini inceledi. Hastalığın ilk görüldüğü Çin’in Wuhan şehrinde 187 vakanın incelenmesi sonucunda hastaların yaklaşık yüzde 28’inde kalp problemleri görüldü.

Yaş ortalamaları 58 olan hastaların 66’sında hipertansiyon dahil altta yatan kardiyovasküler hastalıklar görüldü. 52 kişide ise kalp kası hasarı doğrulandı. Bu çalışmaya göre altta yatan herhangi bir kalp problemi ile Covid-19’un ölümcül sonuçları arasında önemli bir ilişki var:

Altta yatan kardiyovasküler problemi ve kalp kası hasarı olmayanların yüzde 8’i,

Kardiyovasküler problemi olan ancak kalp kası hasarı olmayanların yüzde 13’ü,

Kardiyovasküler problemi olmayan ancak kalp kası hasarı olanların yüzde 38’i,

Hem kardiyovasküler problemi hem de kalp kası hasarı olanların ise yüzde 69’u hayatını kaybediyor. Ayrıca hastaneye yatış sırasında kalp kası hasarı bulunan hastalarda daha sık ritim bozuklukları görüldü ve bu hastaların yaklaşık yüzde 60’ı ventilatör cihazına bağlandı. Diğer hastalarda ise bu oranın yüzde 10 olduğu görüldü.

Amerikan Acil Tıp Dergisi’nde yayımlanan başka bir araştırmada ise, coronavirüsün kalp kası iltihabı, kalp yetmezliği, kalp krizi ve anormal kalp ritmi gibi kardiyovasküler komplikasyonlara neden olabileceği konusunda doktorların dikkatli olmaları gerektiği sonucuna varıldı.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar