Sosyal Medya

Herkes için Hızlı İyileştirmeler

Yüksek Tansiyon Hastalarına Uygun Beslenme Programı Nasıl Olmalıdır?

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,

Düzgün beslenme yüksek tansiyonla savaşmada çok etkili bir silahtır. Beslenme programınızı tansiyonu düşürmede yardımcı olması için ayarlamanın birçok yolu vardır. Yüksek tansiyonun en yaygın nedenlerinden biri de vücuttaki sodyum fazlalığıdır. Sodyum alımınızı azaltmak yüksek tansiyonu düşürmede atacağınız ilk adımdır. Doymuş yağ, toplam yağ ve kolesterol bakımından düşük bir diyet uygulamak tansiyonu önlemeye yardımcı olur.

Türkçe’ye “Hipertansiyonu Durdurmaya yönelik Besinsel Yaklaşımlar” olarak çevirebileceğimiz DASH diyeti, tam tahıllar, yağsız et ve az yağlı süt ürünleri içeren dengeli bir beslenme düzenidir. Ayrıca, diyetinize dâhil edebileceğiniz çok yararlı besinler var. Somon gibi soğuk su balıkları, yüksek tansiyonu düşürmeye ve kalp krizi riskini azaltmaya yardımcı, Omega-3 yağ asitleri bakımından oldukça zengindir. Tam yulaf ve börülce, kan damarlarını rahatlatan ve yüksek tansiyonu düşüren magnezyum zengini gıdalardır. Kereviz ise atardamar duvarlarını rahatlatmaya yardımcı ftalit adlı besin maddesini içerir.

  • Tam tahıllılar
  • Yağsız et
  • Az yağlı süt ürünleri
  • Somon
  • Yulaf
  • Börülce
  • Kereviz

Bilinçli hasta

Boyun Ağrıları için Manuel Tedavi

Gamze Şenbursa

Yayınlanma:

,

boyun ağrıları için manuel tedavi

Boyun ağrısı neden görülür

Boyun ağrıları ve tutukluk özellikle orta yaş ve masa başı çalışanlarda oldukça yaygın görülen bir rahatsızlıktır. Nüfusun %10 ile %15’ini etkileyen boyun ağrıları her ne kadar hayatı tehdit eden bir durum değilse de çok ciddi ağrı, fonksiyon ve çalışan kişilerde iş gücü kaybına yol açıyor. Bu yazımızda boyun ağrıları için manuel tedavi yönteminden bahsedeceğiz.

Bir çok hastalığın altında yatan stres boyun ağrılarının oluşmasında da ilk sırada yer alıyor. Yoğun stres altında çalışan kişiler, hamileler, ofis çalışanları, hareketsiz bir yaşama sahip kişiler ise boyun ağrılarından en çok şikâyet eden gruplar. Şöyle bir gerçek var ki her boyun ağrısı boyun fıtığı ile ilişkili olmayabilir. Boyun ağrılarının çoğu mekanik kaynaklıdır yani altında ciddi bir rahatsızlık yoktur. Sorun, boyundaki kaslar ve eklemlerdeki problemlerdir.  Özellikle yanlış oturma pozisyonu belinizin geriye doğru, boynunuzun ise öne doğru gitmesine neden olur. Bu da boyun ve ense bölgesine aşırı yük binmesine, kasların normalden daha fazla yüklenmesine yol açar. Saatlerce aşırı yük altında kalan kaslar bir süre sonra başınızı taşıyamaz hale gelir ve boynunuzun ağrıması kaçınılmaz olur.

Tedavi Yöntemleri Nelerdir

Bu yaygın rahatsızlığa karşı çok çeşitli tedavi yöntemleri uygulanıyor. Ancak bu tedavilerin etkinliği ve maliyeti konusundaki araştırma sayısı ise çok az. The British Medical Journal‘da manuel tedavi, klasik fizik tedavi ve diğer tedavi yöntemlerinin maliyetlerinin karşılaştırıldığı çalışmada; Boyun ağrısı olan 183 kişinin ilaç, muayene gibi direkt masraflar ve iş gücü kaybından doğan indirekt masraflar hesaplandı. Araştırma kapsamında hastalara fizyoterapistler tarafından omurga mobilizasyonu, manipülasyon ve egzersiz tedavisini içeren Manuel Terapi uygulandı. Rutin tedavide standart protokole göre kişiye, ağrıyı artırabilecek durumlardan kaçınma ve ergonomi hakkında bilgilendirme yapıldı. Sıcaklık uygulamaları ve evde yapılması için egzersizler verildi. 2 hafta sonra tekrar kontrole çağırıldı. 26 hafta sonra manuel tedavi grubunda diğer gruplara göre önemli oranda iyileşme sağlandı. Örneğin, 7. haftada manuel tedavi grubunda ağrının azalması %68, klasik fizik tedavide %51, ilaç tedavisinde ise %36 olarak gerçekleşti.

Çalışmanın sonunda manuel tedavi grubunda maliyetin diğer gruplara göre 3’te 1 oranında daha az olduğu gözlendi. Maliyetteki en büyük etken ise iş gücü kaybı. Manuel tedavi grubundaki herkes tedavi süresince işe devam etti ve başka tedavi yöntemleri aramadı. Klasik fizik tedavi grubunda ve diğer tedavi gurubundakiler ise tedavi süresince başka tedavi yöntemleri aradı. Hatta birçoğu manuel tedavi aldı.

2013 yılında yapılan ve The Journal of Orthopaedic & Sports Physical Therapy (JOSPT) (Ortopedik ve Spor Fizik Tedavi Dergisi)’nde yayınlanan başka bir çalışmaya göre ise, mekanik boyun ağrısında en etkili ve en hızlı çözümün manuel terapi ve egzersiz ikilisinin olduğu bulundu. Boyun ağrısı olan 64 kişinin katıldığı çalışmada kişiler 2 gruba ayrıldı. 1 haftalık tedavinin ardından manuel terapi ve egzersiz gurubunda yer alanların ağrıları %75 azaldı. %70’inde ise günlük yaşam aktivitelerinde belirgin iyileşme olduğu kaydedildi.

Boyun ağrılarınızı önemseyin!

Birkaç güne geçer denilerek pek fazla önemsenmeyen boyun ağrıları aslında birer uyarı niteliğindedir. Uzun süreli boyun ağrısı çeken, sık boyun tutulması yaşayan kişiler geleceğin boyun düzleşmesi veya boyun fıtığı adaylarıdır. Ağrıya ilk sebep olan aşırı yüklenme uzun süre devam ettiğinde omurgada geri dönüşü olmayan  hasarlara neden olabilir. Meydana gelen bu hasar sadece boyunda değil, sırt, bel hatta kalça bölgesine kadar yayılır ve çok daha ciddi problemlerin oluşmasına yol açabilir. Bu nedenle boynunuza uzman ellerden manuel bir dokunuşu çok görmeyin…

Manuel tedavinin uygulamalı olarak gösterildiği videomuzu izlemek için buraya tıklayınız.

Devamını Oku...

Gazete Yazıları

Uçak Yolculuğu ile ilgili Bilinmesi Gerekenler

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,

uçak yolculuğu , uçak seyahati

Uçak seyahati her ne kadar mesafeleri kısaltıp daha konforlu bir seyahat olanağı sağlasa da, sağlığınız için dikkat etmeniz gereken bazı detaylar var: Uçak yolculuğundan önce ve yolculuk sırasında bol su içmeli, sağlıklı beslenmeli ve zaman zaman yerinizden kalkarak yürümelisiniz.

Uçak seyahati, günümüzün en sık tercih edilen ulaşım yollarından biridir. Mesafeleri kısaltmasının yanı sıra diğer ulaşım araçlarına kıyasla daha konforlu bir deneyim yaşamanızı sağlar. Uçağı diğer ulaşım alternatiflerinden ayıran bir başka özellik ise vücut üzerindeki etkileridir. Uçak içindeki basınç ve nem oranı yeryüzündekinden daha farklıdır. Dolayısıyla sağlıklı bir uçak yolculuğu deneyimi için, bazı noktalara dikkat etmek gerekir.

UÇAĞA BİNMEDEN ÖNCE:

Herhangi bir seyahate çıkmadan önce ilk yaptığımız şey gideceğimiz yerin hava durumuna bakmak ve bavulu ona göre hazırlamak oluyor. Vücudumuzun da böyle bir hazırlık gerektirdiğini biliyor musunuz?

İKLİME UYGUN HAZIRLANIN

Hava değişikliği, bağışıklık sisteminizi zayıf düşürebilir. Bir seyahate koyulmadan önce yanınıza mutlaka gideceğiniz yere uygun kıyafetler almalısınız. Eğer yurt dışına çıkıyorsanız tedbirlerinizi biraz daha genişleterek, konaklayacağınız yere en yakın sağlık birimlerine bakmanızda fayda var.

İLAÇLARINIZI AKSATMAYIN

Kronik bir hastalığa sahipseniz ya da düzenli olarak ilaç kullanıyorsanız, ilaçlarınızı el bagajınıza alın. Uçuş öncesi doktorunuza görünmeniz, sağlıklı bir seyahat gerçekleştirmenize yardımcı olabilir.

BOL SU TÜKETİN

Uçak yolcularını etkileyen en yaygın sağlık problemlerinden biri de, kabin havasındaki nem eksikliğinden kaynaklanan ve yetersiz su tüketimi esnasında görülen dehidrasyondur. Hava yolculuğunun neden olduğu dehidrasyon özellikle uçak kabinlerindeki düşük nem seviyelerinden kaynaklanır. Uçuş öncesinden uçuş sonrasına kadar su tüketimini ihmal etmemeniz gerekir. Kafein ve alkollü içecekler suyun yerini tutmadığından, bu içecekler yerine maden suyu ya da ev yapımı limonata tercih edebilirsiniz.

BESLENMENİZE DİKKAT

Uçak yolculuklarında kabin basıncından dolayı bağışıklık sistemi zayıflar; dolayısıyla da çevrenizdeki yolculardan hastalık kapma riskiniz artar. Beslenmenizle ilgili birkaç küçük ipucu, bağışıklık sisteminizin güçlenmesine, uçuş keyfinizin artmasına ve daha rahat bir yolculuk geçirmenize neden olur.

  • Uçuş öncesi güzel bir kahvaltı yapın.
  • Yeşil yapraklı sebzelerden zengin beslenin.
  • Nohut, fasulye gibi şişkinlik yapabilecek baklagiller tüketmeyin.
  • Fast-food’dan kaçının.
  • Çok acı veya baharatlı yiyecekler tüketmemeye özen gösterin.

UÇUŞ SIRASINDA:

AKTİF KALIN

Uçuş sırasında hareketsizlik kan dolaşımını yavaşlatır. Oturduğunuzda, yer çekimi bacaklarınızda ve ayaklarınızda sıvı birikmesine neden olur. Bu genellikle bir problem değildir. Çünkü bacaklardaki kaslar, ayağa kalktığınızda ve dolaşırken vücudunuzdaki aşırı sıvıyı pompalar. Ancak saatlerce uçak koltuğunda oturmak ayak ve bacaklarda sıvı biriktirir. Bu durum da şişmeye neden olur. Uçuş sırasında uçağın arkasına doğru yürüyün, durun ve birkaç kez yere çömelip ayağa kalkın. Koltuğunuzda otururken dizlerinizi kendinize doğru çekin ve bırakın. Eğer seyahatiniz uzun süreli ise daha sık hareket etmeye çalışın.

JET-LAG’E HAZIRLIKLI OLUN

Jet-lag, birden fazla zaman diliminde seyahat nedeniyle kişinin uykusunu bozan ve biyolojik saatinizde dengesizliğe neden olan fizyolojik bir durumdur. Farklı bir saat dilimine uçtuğunuzda, vücudunuzun biyolojik saati zorlanır. Bu durum, gündüzleri yorgun hissetmenize ya da uyku sorunu yaşamanıza neden olabilir. Ayrıca uyandığınızda başağrısı hissedebilirsiniz. Bunu önlemek için yapabileceğiniz en iyi şey, normal uykuzamanlarınızı olabildiğince sıkı tutmaktır. Jet-lag’in olumsuz etkilerinden kurtulmak için gideceğiniz ülkenin saatine göre uçuş öncesinde uyku düzeninizi ayarlayabilirsiniz. Jet-lag’ın belirtileri; gündüz yorgunluğu, uykusuzluk, odaklanma zorluğu, işlev bozukluğu, stres, baş ağrısı, hazımsızlık veya düzensiz bağırsak hareketleri gibi mide sorunları şeklindedir. 

UÇUŞ SONRASINDA: 

  • Yapılan araştırmalar sonucu vişnenin ve vişne suyunun melatonin artırıcı etkisi olduğunu ortaya koydu. Araştırma bir grup üzerinde denendi. Sabah ve akşam 8-10 bardak vişne suyu içen grup üyeleri uyku düzenlerinin yerine geldiğini bildirdi. Uyuyamama sorunu olan ve uykusundan sürekli uyanan kişilerin uyku rahatsızlıklarının devam etmediği görüldü. 
  • Geleneksel Akdeniz diyetlerinin vazgeçilmez lezzeti olan domates, uyku düzeninizi sağlayacak bir başka besindir. Domatesin içinde kirazdan 50 kat daha fazla melatonin hormonu bulunur. Uyku sorunu yaşıyorsanız özellikle kahvaltılarınızda domates tüketmeye özen gösterin.
  • Kiraz gibi muzun da melatonin düzenleyici etkisi bulunur. Muz içerdiği potasyum ve magnezyum ile kasların gevşemesini sağlar. Özellikle uyku sırasında bacak krampları yaşıyorsanız uyumadan önce bir adet muz tüketmeyi alışkanlık haline getirin.

JET-LAG’DEN KORUNMAK İÇİN ALKOLDEN UZAK DURUN

  • Seyahat etmeden önce, yeni varış noktanızın uyku düzenine uyum sağlamak için program yapın. Doğuya gidiyorsanız, o yerin yatma süresi ile senkron oluşuncaya kadar her gün 30 dakika erken yatmaya başlayın. Batıya seyahat ediyorsanız, tersini yapın.
  • Kendinizi doğal ışığa maruz bırakın. Biyolojik ritminiz, güneş ışığından büyük ölçüde etkilenir. Anahtar saatlerde gün ışığına çıkmak, vücut saatinizi daha hızlı ayarlamanıza yardımcı olabilir. Batıya seyahat ederken, sabahın erken saatlerindeki ışıktan faydalanın, öğleden sonraları ve akşamları kaçının.
  • Alkol ve kafeinden uzak durun. Kafein uyarıcıdır ve etkileri arzu edilenden daha uzun süre sürebilir. Ayrıca kafein yeni bir uyku rutinine girmeyi zorlaştırır. Alkol ise kan dolaşımını yavaşlatır ve uyku düzenini bozar. Alkol ve kafein yerine bol su tüketin. Su, baş ağrısından korunmanıza yardımcı olur.

BOL SIVI TÜKETİMİ BASINCI DAĞITIR

Uçuş sırasında genellikle kulağımızda orta dereceli bir konforsuzluk olur. Kulak içerisinde dolgunluk hissi ve uğultu hissedilir. Enfeksiyon, tıkanıklık, alerji, kirlilikten kaynaklanan tahriş ve çocukluk çağındaki kulak enfeksiyonlarından kaynaklanan skar oluşumu gibi fizyolojik sorunlar östaki tüpünü tıkayabilir. Uçuş sırasında esnemek veya yutkunmak kulaklarınızın açılmasını sağlayabilir. Ayrıca uçuş sırasında sıvı tüketimi yine östaki borunuzun açılmasını sağlayacağından kulaklarınızdaki basıncın dağılmasına yardımcı olabilir.

Devamını Oku...

Gazete Yazıları

Mevsim Geçişlerinde Hasta Olmayın

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,

mevsim geçişlerinde hasta olmayın

Bağışıklık sisteminiz ne kadar güçlü ise, hasta olma riskiniz o kadar az olur. Yüksek miktarda antioksidan içeren C vitamini; soğuk algınlığının yanı sıra hücresel hasarları önler. C vitamini kırışıklıklar ve diğer cilt sorunları üzerinde de onarıcı etkiye sahiptir.

Mevsimin yaza dönmesiyle birlikte vücutta salgılanan serotonin hormonunda artış meydana gelir. Güneş vücudun E vitamini ihtiyacını karşılarken; serotonin hormonuyla birlikte stres, huzursuzluk, karamsarlık gibi hisler yerini mutluluğa bırakır. Mevsim geçişlerinin sağlık üzerindeki tüm bu olumlu yönlerinin yanı sıra olumsuz etkileri de var. Vücudunuz özellikle mevsim geçişlerinde mikrop ve enfeksiyonlara karsı savunmasızdır. Bağışıklık sistemi, vücuda giren enfeksiyonlara, virüslere ve bakterilere karsı inanılmaz bir savunma ağıdır. Bağışıklık sisteminiz ne kadar güçlü ise, hasta olma şansınız o kadar az olur. Hasta olmanız durumunda ise bağışıklık sisteminizin güçlülüğü sayesinde hastalığınızı rahatlıkla atlatırsınız. Bağışıklık artırıcı antioksidan ve vitamin içeren meyve ve sebzeler bakımından zengin beslenmek, sağlıklı bir bağışıklık sistemi elde etmenize yardımcı olur. Bu gıdaları mevsiminde tüketmeye özen gösterin. İşte adım adım sizi mevsim geçişlerinde hasta olmaktan koruyan gıdalar…

METABOLİZMAYI HIZLANDIRIR

– LİMON: C vitamini deposu olan limonun faydaları saymakla bitmez. Limon suyu tüketimi sindirimi kolaylastırır, karaciger detoksuna yardım eder, yaslanmayı geciktirir, metabolizmayı hızlandırır, depresyon ve kaygıya karsı pozitif etkiler saglar, kanser hücrelerinin olusumunu engeller ve iltihaplanmaya karsı koruyucudur. Limonlarda, yüksek miktarda antioksidan bulunur. Bu antioksidanlar hücresel hasarları önleme ile yaslanma kırısıklıkları ve diger cilt sorunları üzerinde de onarıcı etkiye sahiptir.
Iyi bir limon için almadan önce limonun tazeligine bakmakta fayda var. C vitamini için içtiginiz bardak basına 1/2 çorba kasıgı limon suyu eklemek, günlük ihtiyacın yaklasık yüzde 20’sini saglar. Bu büyük antioksidan, kalp hastalıgına karsı savasırken aynı zamanda bagısıklıgı artırır, tendonları, kemikleri ve kan damarlarını iyilestirir. Günlük C vitamini kotanızı doldurmak için çayınızın ya da diger içeceklerin içerisine iki dilim limon ekleyebilirsiniz.

SİNDİRİM SİSTEMİNİ DÜZENE SOKAR

– ELMA: Içerdigi yogun lif sebebiyle, sindirim sistemine dost bir meyvedir. Ayrıca C vitamininden zengin olusu sebebiyle kıs aylarını hastalıklardan uzak geçirmenize de yardımcı olur. Her gün bir elma yemek, sindirim sistemini düzene sokacagından kilo vermenize de yardımcı olur. Elma ayrıca sogan, sarımsak, lahana, karpuz ve karnabaharda bulunan ve vücudun bagısıklık sistemini güçlendiren kuersetin bakımından zengindir.

– ENGİNAR: Özellikle karaciger saglıgı için son derece önemli oldugunu hepiniz duymussunuzdur. Enginar, sindirim sisteminin en iyi dostu olan liften de zengindir. Ayrıca vücudu toksinlerden arındırır

BOL SU İÇENLER KANSERE KARŞI DA DAYANIKLI

Mevsim geçişlerinde vücudu dirençli tutmanın bir başka yolu da bol su tüketiminden geçiyor. Dartmouth Tıp Fakültesi’nden araştırmacılara göre; düzenli su tüketen bireylerin bağışıklık sistemi daha güçlü. Özellikle iyi su tüketen bireyler, kansere karşı da daha dayanıklı oluyor.

Baharla birlikte gelen yeşil soğana öğünlerinizde yer vermeyi ihmal etmeyin. Bu mucize sebzenin özellikle gövdesinde yüksek miktarda C vitamini bulunur. Yeşil soğan ödem söktürür, şişkinlik sorunlarına iyi gelir, soğuk algınlığı, cilt hastalıkları ve yorgunluğa birebirdir.

ENFEKSİYONLARA KARŞI…

Mantar kolay pişimi ve lezzetli k olmasıyla çok tercih edilen sebzelerin başında gelir. Mantarın düzenli tüketimi; vücudun A, B ve C vitamin eksikliğini giderir. İçerdiği kalsiyum ve proteinler ile kalp dostudur. Ayrıca mantarda bolca bulunan çinko ve demir, kansızlığa iyi gelir. Mantar, bağışıklık sistemini mikrop ve enfeksiyonlara karşı korur.

Devamını Oku...

Öne Çıkanlar

www.dryerebakan.com Sadece bilgilendirme ve tıbbi tavsiye amaçlıdır, teşhis veya tedavi için bir alternatifi değildir. Doktorunuz yerine geçmeyi yada Doktorunuzun size uyguladığı tedavi yerine geçmeyi hedeflememektedir. Web sitesi içeriğinden dolaşan tüm kullanıcılar, Kullanım Koşulları ve Gizlilik Kurallarını otomatik olarak kabul etmiş sayılır.

İletişim: info@dryerebakan.com

Copyright © 2017 DrYerebakan.com.