Sosyal Medya

Herkes için Hızlı İyileştirmeler

Yüksek Tansiyon Hastalarına Uygun Beslenme Programı Nasıl Olmalıdır?

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,

Düzgün beslenme yüksek tansiyonla savaşmada çok etkili bir silahtır. Beslenme programınızı tansiyonu düşürmede yardımcı olması için ayarlamanın birçok yolu vardır. Yüksek tansiyonun en yaygın nedenlerinden biri de vücuttaki sodyum fazlalığıdır. Sodyum alımınızı azaltmak yüksek tansiyonu düşürmede atacağınız ilk adımdır. Doymuş yağ, toplam yağ ve kolesterol bakımından düşük bir diyet uygulamak tansiyonu önlemeye yardımcı olur.

Türkçe’ye “Hipertansiyonu Durdurmaya yönelik Besinsel Yaklaşımlar” olarak çevirebileceğimiz DASH diyeti, tam tahıllar, yağsız et ve az yağlı süt ürünleri içeren dengeli bir beslenme düzenidir. Ayrıca, diyetinize dâhil edebileceğiniz çok yararlı besinler var. Somon gibi soğuk su balıkları, yüksek tansiyonu düşürmeye ve kalp krizi riskini azaltmaya yardımcı, Omega-3 yağ asitleri bakımından oldukça zengindir. Tam yulaf ve börülce, kan damarlarını rahatlatan ve yüksek tansiyonu düşüren magnezyum zengini gıdalardır. Kereviz ise atardamar duvarlarını rahatlatmaya yardımcı ftalit adlı besin maddesini içerir.

  • Tam tahıllılar
  • Yağsız et
  • Az yağlı süt ürünleri
  • Somon
  • Yulaf
  • Börülce
  • Kereviz

Aile Sağlığı

Ilaçların Bilinçsiz Kullanılması

Yayınlanma:

,

ilaçların bilinçsiz kullanılması

Ilaçların bilinçsiz kullanılması tüm dünyada büyük bir sorun oluşturuyor. Dünya genelinde ilaçların %50’sinden fazla bir kısmının uygunsuz bir şekilde reçetelendiği ve satıldığı hakkında uyarıda bulunan Anadolu Sağlık Merkezi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Fatih Bünül, “Hastaların da yaklaşık yarısı ilaçları doğru olarak kullanamıyor. İlaçların fazla, az veya yanlış kullanımı ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir” açıklamasında bulundu.

İlaç tedavisinin kişiye özgü olduğunu ve birine iyi gelen bir ilacın, başka birine iyi gelmeyebileceğini vurgulayan Dr. Bünül başkalarının ilaçlarının kullanılmaması gerektiğinin altını çizdi. Akılcı olmayan ilaç kullanımının başta ilaçların yan etkisinin artmasına, hastalık ve ölümlerde artışa ve ilaçlara karşı direnç gelişimine neden olabildiğini belirten Dr. Fatih Bünül, “İlaçlar, doktorun hastaya ve tedaviye göre belirlediği miktarda ve sürede kullanılmalı. Hastanın doktor kontrolü dışında kendi kendini tedavi etmeye çalışması ya da tedavi için reçete edilen miktarın dışında ilaç kullanımı vücuda zarar verebilir” dedi.

Gereksiz antibiyotik kullanımı

Akılcı olmayan ilaç kullanımının en önemli örneklerinden birinin gereksiz yere antibiyotik kullanımı olduğunu belirten Dr. Fatih Bünül, “Enfeksiyon hastalıklarının tedavisinde antibiyotik kullanma eğilimi yaygındır. Ancak enfeksiyon hastalıkları antibiyotiklerin etki etmediği bakteri dışındaki pek çok mikrop (virüsler, mantarlar vb.) tarafından da oluşabilir” dedi. Antibiyotiklerin sadece bakterilere karşı etkili olan bir ilaç olduğunu söyleyen Dr. Bünül, “Antibiyotikler, diğer etkenlerle oluşan enfeksiyonlarda işe yaramadıkları gibi gereksiz antibiyotik kullanılması antibiyotik direncine neden olabilir. Bunun sonucunda ise, daha sonra antibiyotiğe ihtiyaç duyulduğunda antibiyotikler işe yaramaz” dedi.

Vücutta olumsuz değisimlerde mutlaka doktora bilgilendirilmeli

Bitkisel ürünlerin ilaçlarla birlikte kullanımının da birçok zararlı etkiye neden olabildiğini söyleyen İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Fatih Bünül, “İlaç tedavisi yerine bitkisel ürün seçeneklerine kesinlikle başvurulmamalı” uyarısında bulundu. İlaç kullanırken vücutta fark edilen kaşıntı, çarpıntı, ağrı, yüksek ateş gibi değişimlerle ilgili doktorun bilgilendirilmesi gerektiğini anlatan Dr. Bünül, “Doktorun gerek görmediği ilacın reçetelenmesi konusunda doktora baskı yapılmamalı ve eczaneden reçetesiz olarak ilaç alınmamalı” şeklinde konuştu.

Uygunsuz ilaç kullanım örnekleri

– Gereksiz ve uygunsuz vitamin kullanımı

– İlaç-ilaç etkileşimleri ve besin-ilaç etkileşimlerinin ihmal edilmesi

– Gereksiz yere antibiyotik tüketimi

– Bilinçsiz yapılan gıda takviyesi ve bitkisel ürünlerin kullanımı

– Enjeksiyon gerekmediği halde enjeksiyon ile tedavi

“Antibiyotik ne zaman kullanılmalıdır?” sorusuna cevap aradığımız deneyimizin videosunu izlemek için buraya tıklayabilirsiniz.

Devamını Oku...

Bilinçli hasta

Yolculukta Dikkat Edilmesi Gerekenler

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,

yolculukta dikkat edilmesi gerekenler

Araba ya da uçak yolculuğu sırasında mideniz bulanıyorsa, seyahatten 24 saat önce ağır yemek yemeyin. Koltuğunuzu pencere kenarı tercih edin.

Günümüzde uçak yolcuğu, sağladığı avantajlarla diğer seyahat yöntemlerine göre daha çok tercih edilen seyahat türü. Fakat bu yolculuklari tüm avantajlarına rağmen sağlık sorunlarına neden olabiliyor. Hareket hastalığı olarak da bilinen taşıt tutması, iç kulakta meydana gelebilen bir rahatsızlıktır. Bu rahatsızlığı yaşayan bireyler, bedensel hareketlerini kontrol etmekte güçlük çeker ve denge sorunu yaşar. Baş dönmesi ve sallantı ile birlikte mide bulantısı hissi meydana gelir. Tüm bu süreçler, taşıt tutması dediğimiz rahatsızlık sonucu ortaya çıkar. Taşıt rahatsızlığı denmesinin sebebi, bu hastalığın daha çok hareket halindeki taşıtlarda ortaya çıkmasındandır. Bu rahatsızlığın önüne geçebilmek adına bu yazımızda yolculukta dikkat edilmesi gerekenler hakkında konuştuk.

Hareketin beyinde algılanması üç farklı sinirsel yolla gerçekleşir. İç kulaktan gelen uyarılar, gözlerden gelen uyarılar ve vücut dokusundan gelen uyarılar; hareketin algılanmasını sağlar. Hareket sırasında beyne bu yollardan mesajlar iletilir ve beyin, hareketi koordine eder. Hareket bilinç dışı gerçekleştiği zaman (örneğin deniz yolculuklarında) beyne gelen mesajlar karışır ve beyin hareketi koordine edemez. Yani gözlerinizden gelen uyarılar bir hareket mesajı verirken iç kulak, bu hareketi vücudun gerçekleştirdiğini onaylamaz. Böylelikle karışıklık meydana gelir. Uyarılar arasındaki bu anlaşmazlık durumu taşıt tutması olarak adlandırılır.Taşıt tutması durumu uçakta da kendini gösterebilir. Bir hareket vardır fakat bilinç dışıdır. Beyne iletilen bu karışık sinyaller bulantı ve kusmayla sonuçlanabilir.

Uçarken taşıt tutması yaşıyorsanız…

 Ağır yemeklerden kaçının. Seyahatinizden en az 24 saat önce ne yediğinize dikkat edin. Yağlı, ağır baharatlı veya tuzlu yemek istemeyin. Bunun yerine, uçuşunuzdan önce atıştırmalık bir şeyler yemeyi deneyin. Mide ekşimesi veya reflü hissi yaratan gıdalardan kaçının.
 Uçmadan önce hemen bir şey yememeye çalışın, ancak bomboş bir mideyle de uçağa binmeyin.

KAS GEVŞETME TEKNİĞİ 

 Uçuşunuz sırasında bol su tükettiğinizden emin olun. 
 Koltuğunuzu dikkatli seçin. Kanatların üstünde ve pencere tarafından bir koltuk seçmeye dikkat edin. Uçuş sırasında en az hareketi, kanatlardaki koltuklar hisseder. Pencereli koltuklar, bakışınızı ufukta veya uzaktaki başka bir sabit nesneye odaklamanıza olanak tanır. Bu koltuklar mevcut değilse, o zaman uçağın önüne ve pencereye yakın bir koltuk seçin. 
 Taşıt tutması ilaçları kullanın. 
 Oyun oynamaktan veya kitap okumaktan kaçının. Yüzünüze ve gözlerinize daha yakın bir şeye odaklanmak, beyne giden hareket sinyallerinde karışıklığa neden olur. Kaydedilmiş bir kitap veya müzik dinlemek sağlıklı zaman geçirmenize katkı sağlar. Çok yakından olmamakkaydı ile film de seyredebilirsiniz. 
 Ufka odaklanın. Ufka odaklanır gibi sabit bir noktada uzaklaşmak, beyninizi rahatlatmaya ve dengesini dengelemeye yardımcı olur. 
 Havalandırma kanallarını ayarlayın.

Yüzünüzün etrafında temiz hava üflediğinden emin olun.

 Uçarken hafif yiyin. Kafeinden kaçının.
Midenizi tahriş edici bir şey yememeye özen gösterin. Uçuşunuz sırasında mide bulantısı yaşıyorsanız tuzlu kuru kraker yiyebilirsiniz. Kusmaya başlarsanız, ayağa kalkın. Sırt üstü koltuğa yatmak yararlı değildir. Ayağa kalkmak, vücudunuzun denge hissi kurmasına yardımcı olur ve bulantı hissi ile başa çıkar.
 Başka şeylere odaklanın. Örneğin iş seyahatindeyseniz ve gideceğiniz yerde sunum yapacaksanız, sunumunuzu düşünün.
Tatile çıkıyorsanız gezilecek yerlerin planlamasını yapabilirsiniz.
 Progresif kas gevşetme tekniği ile kaslarınızı gevşetmeyi deneyin. Bu teknik, kaslarınızı kontrol etmeye yöneliktir.
Ayrıca düşüncelerinize ve enerjinize odaklanmayı öğretir. Örneğin ayak parmaklarınızdan başlayarak vücudunuzu yukarı çekip serbestçe aşağı bırakın. Bir kas grubunu gerginleştirmeye ve yaklaşık beş saniye tutmaya odaklanın, kasları 30 saniye dinlendirin.

SIRT AĞRISINA KARŞI DIK OTURUP BELINIZI DESTEKLEYIN

UZUN süre hareketsiz oturmaktan kaynaklanan sırt ağrısı, havayollarına en sık bildirilen rahatsızlıkların başında geliyor. Herhangi bir sırt probleminiz olmasa bile uçak yolculukları sizin için zor geçiyor olabilir. Bunun kısaca nedeni, vücudun hareket etmeden saatlerce oturmaya uygun olmamasıdır. Birçok kişi akut bir sırt ağrısı saldırısına sahiptir. Uzun bir uçuş sonrasında fark ettiğiniz sırt ağrısı zaman içerisinde kronikleşebilir. Bu ağrılar her zaman alışılmış zayıf duruşlardan kaynaklanır. Tenis oynamak, yüzmek veya egzersiz yapmak, omurganızı dik tutan kasları güçlendirir. Egzersiz veya spor yapmaktan hoşlanmazsanız; omurganızın kemiklerini tutan kaslar, tendonlar ve bağlar zayıflayabilir. Zayıf duruş ve zayıf omurga kasları, sırtınızda kalıcı hasarlara yol açabilir. Omurga yapısı esnektir, ayakta ve hareket halinde kolayca ayarlanabilir. Fakat otururken koltuk yapısı ve hareketsizlik nedeni ile zorlanabilir. Uçuş öncesinde bel ve sırtınız için gerekli ihtiyaçları yanınızda getirebilir, kabin görevlisinden destek alabilirsiniz. Belinizi yastıkla veya omuz çantanızla doldurararak ağrılarınızı azaltabilirsiniz.

BOYUN YASTIĞI

Dik oturmanıza, belinizi desteklemenize rağmen ağrınız sürüyorsa, bunun nedeni uzun süre aynı pozisyonda kalmaktır. Uzun süreli uçuşlarda koltuğunuzu dik tutun, ağrı hissetmeye başladığınız anda koltuğu yatırın. Yorgunluk hissine kapılırsanız omurganızı serbest bırakın ve yastığı belinizden çıkarın. Uçuşlarda uyku da bazen problemlere yol açabiliyor. Uyku esnasında duruş bozukluğu yaşayabilir ve bir müddet o pozisyonda kalabilirsiniz. Burada boyun yastığı ile başınıza ve boynunuza destek vermek çok önemli.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku...

Bilinçli hasta

5 Adımda Tansiyona Önlemler

Yayınlanma:

,

tansiyona önlemler

5 adımda tansiyonunuzu kontrol altına alın

Erkeklerin kadınlara göre daha fazla risk grubunda yer aldığına dikkat çeken Uz. Dr. Tülay Kadıoğlu, hipertansiyona karşı alınması gereken önlemler hakkında bilgi verdi. Türkiye’de her üç yetişkinden birinde görülen hipertansiyon, gerekli önlemlerin alınmaması durumunda önemli hastalıklara ve organ hasarlarına yol açıyor. Beslenme şekilleri, mevsim geçişleri, psikolojik durum ve kullanılan ilaçlar gibi faktörlere bağlı olarak ortaya çıkabilen hipertansiyon, yaşam tarzı değişiklikleri ile kontrol altına alınabiliyor ya da bazı durumlarda ilaç tedavisi gündeme geliyor. Bu yazımızda 5 adımda tansiyona önlemler konusuna değiniyoruz.

Enseden başlayan baş ağrısı en belirgin şikayet

Kan basıncı yüksek olduğunda, özellikle enseden başlayan baş ağrısı, burun kanaması, nefes darlığı gibi şikayetler ortaya çıkabilir. Tansiyon yüksekliği bazı kişilerde de hiçbir belirtiye yol açmayabilir ve kişinin günlük yaşamını sürdürmesine bir engel teşkil etmeyebilir. Hasta uzun yıllar hipertansiyon sorunu olduğunu bilmeden yaşayabilir. Ancak hastalık kontrol altına alınmadığında, özellikle böbrek, göz, kalp gibi organlar bu durumdan olumsuz etkilenir.

Erkekler kadınlara göre daha fazla risk altında

Hipertansiyonun %95’inin saptanabilen bir nedeni yoktur. Ancak % 5 hastada sekonder hipertansiyon olarak adlandırılan, altta yatan başka nedene bağlı kan basıncı yükselmesi görülmektedir. Hipertansiyon genellikle 35-50 yaşları arasında görülür. Erkekler tansiyon hastalığı açısından kadınlara oranla biraz daha risk altındadır. Genetik yine hipertansiyonda da önde gelen nedenlerin başındadır.

5 altın kurala dikkat ederek hipertansiyondan korunabilirsiniz

Hipertansiyondan korunmak ya da hastalığı kontrol altına almak ise bazı yaşam tarzı değişiklikleri ile mümkündür. Sağlıklı beslenme ve düzenli egzersizin yanı sıra stres kontrolü gibi faktörler, tansiyon değerlerinin yükselmesini engeller. Bazı hastalar için ise doktor kontrolünde ilaç tedavisi ile kan basıncı değerleri kontrol altına alınabilir.

Günde 10 bin adım atın

Hipertansiyona karşı şu önlemler alınabilir:

Tuzu azaltın: Aşırı tuz tüketimi tansiyon hastalığını en başta tetikleyen nedenlerdendir. Günlük tuz tüketim miktarı 2 gr’ın altında olmalıdır. Tuz hem sağlıklı kişilerde tansiyon hastalığı oluşması açısından risk oluşturur hem de hipertansiyon hastalığı olan kişilerde ilaçlarını düzenli kullansalar bile kan basıncı seviyelerinin normale gelmesini engeller. Tuz kaynağı olarak sadece sofra tuzunu düşünmek de yanlıştır. Tuzlu peynirler, tuzlu zeytin, salça, turşu, yağda kavrulmuş kuruyemişler, salamura yiyecekler gibi günlük besinlerin içindeki gizli tuz kaynaklarının da tüketime dikkat edilerek, bu yiyeceklerin sınırlandırılması gerekir.

Kilo verin ve hareket edin: Aşırı kilolu olan kişilerin yaklaşık %40’ında yüksek tansiyon görülmektedir. Genç hipertansiyon hastalarının ise yaklaşık üçte biri fazla kiloludur. Fazla kilonun kan basıncı üzerinde de olumsuz etkisi bulunmaktadır. Bu nedenle ideal kiloda olmak tansiyonu dengeleyen bir faktördür. Sürekli hareket halinde olmak kan basıncını düzenler. Bu nedenle günde 10 bin adım kuralına uyacak şekilde hem sağlıklı kişilerin hem de tansiyon hastalarının hareket etmesi önemlidir.

Şekeri azaltın: Şeker hastalarında yüksek tansiyona sık rastlanır. Yine tansiyon hastalarında da şeker hastalığı gelişebilmektedir. Genelde iki hastalık bir arada görülmektedir. Çünkü her iki hastalık da kan damarları üzerinde olumsuz etki yaratır. Bu sebeple tansiyon hastalarının ilerleyen dönemlerde şeker hastalığına yakalanmamak için mutlaka şeker tüketimini azaltmaları gerekmektedir.

Alkol tüketimi: Alkol kullananlarda yüksek tansiyon görülme sıklığı artar. Hipertansiyon hastalığı olanların da ilaçlarını düzenli kullanırken alkol miktarını da azaltarak kan basıncını dengede tutmaları mümkündür.

Stres: Uzun çalışma saatleri, masa başı çalışma düzeni ve düzensiz beslenme tansiyonu olumsuz etkiler. Çalışma hayatının stresi de göz önüne alındığında çalışanlar hipertansiyon ve hipertansiyona bağlı sorunlar için risk altındadırlar. Stresten uzak bir yaşam sürmek birçok hastalık gibi hipertansiyon için de koruyucudur.

Yemeği dışarıda yiyecekseniz bunlara dikkat edin

-Yemeğe çok aç karnına gitmeyin.

– Menüyü dikkatle inceleyin ve tuzsuz, az yağlı, yağsız ürünleri seçin.

– Porsiyonları oranlı tüketin.

– Kırmızı et yerine beyaz et tercih edin.

– Tatlı yerine meyve yiyin.

– Ara sıcaklardan kaçının.

– Su tüketimini artırın ve şekerli içeceklerden uzak durun.

– Yemeklerde tuz yerine limon ve baharat kullanın.

Devamını Oku...

Öne Çıkanlar

www.dryerebakan.com Sadece bilgilendirme ve sağlık bilgilerinin eğlenceli olarak aktarılmasını amaçlamaktadır, teşhis veya tedavi için bir alternatifi değildir. Doktorunuz yerine geçmeyi yada Doktorunuzun size uyguladığı tedavi yerine geçmeyi hedeflememektedir. Web sitesi içeriğinden dolaşan tüm kullanıcılar, Kullanım Koşulları ve Gizlilik Kurallarını otomatik olarak kabul etmiş sayılır.

İletişim: info@dryerebakan.com

Copyright © 2017 DrYerebakan.com.