Sosyal Medya

Cilt Bakımı

Yoğun Stres Saçkıran Yapıyor!

Yayınlanma:

,

Saçkıran Neden Olur?

Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Deri ve Zührevi Hastalıklar Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Oktay Taşkapan, “saçkıran-alopesi areata” adı verilen bölgesel saç dökülmelerinin genellikle yoğun stresli olaylardan sonra ortaya çıktığını belirtti.Günümüzde birçok hastalığın tetikleyicisi olarak bilinir stres. Bunlara ek olarak, stres saçkıran yapıyor. Taşkapan, saçkıranın en önemli nedeninin psikosomatik olduğunu ifade ederek, çok yoğun sıkıntı, üzüntü ve stres yaşayan kişilerin saçlarının belirli bölgelerinde açılmalar geliştiğini söyledi.

Prof. Dr. Taşkapan, hastanın bu odaksal dökülmeleri birden bire farkettiğini, hatta bazen kendisinin değil kuaförün sorunu gördüğünü dile getirdi. Saçkıran vakalarının artmasının nedeninin, bu rahatsızlık nedeniyle hekimlere başvuran insan sayısının çoğalmasından kaynaklandığını anlatan Taşkapan, eskiden özellikle kırsal bölgelerde insanların kendi kendini tedavi ettiğini belirtti.

Sarımsak saç köklerine zararlı

Taşkapan, insanların saçlarının döküldüğü bölgelere sarımsak sürdüğünü vurgulayarak, “Gerçi bu da bir tedavi yöntemi, deri irite ediliyor. Doğal olarak bu tıbbi bir yöntem değil. Ayrıca bu sırada deriye ve kıl köklerine zarar verilebilir ve o bölgede bir daha saç çıkmayabilir” dedi.

Saçkıranın otoimmün bir hastalık olduğuna işaret eden Taşkapan, “İnsan dokusu normalde kendine karşı reaksiyon vermez ama saçkıranda tolerans bozuluyor.Vücut kendi kıl köklerini yabancı gibi algılayıp, oralara antikor gönderiyor ve kıllar dökülmeye başlıyor. Genellikle saçlı deride, sakal ve bazen kaşlarda dökülme nedeniyle boşalma oluyor. Neden yüzde 90 psikolojik. Hastalık, sıkıntı,gerginlik, travma ve bir yakının kaybı gibi çok stresli dönemlerden sonra ortaya çıkar. Aile öyküsü ve genetik faktörler çok etkili. Hastalık erken yaşlarda başladığında, özellikle başın arka ve kulakların üst bölümü tutulduğunda, eşlikeden astım, saman nezlesi gibi alerjik hastalıkların varlığında saç kıran tedavilere daha dirençli oluyor” değerlendirmesinde bulundu.

Prof. Dr. Taşkapan, hastalıkta ortada bir mikrop olmadığına ve vücudun kendi kendine reaksiyon verdiğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:

“Saçkıran, ender de olsa bazen tiroit hastalıkları, vitiligo ve bağ dokusu hastalıkları gibi bazı ciddi hastalıklarla birlikte olabilir. O nedenle hasta geldiğinde, muayene bulgularının ışığında, gerekirse bazı tarama testleri istiyoruz. Zira vücut kendi saç köklerine verdiği reaksiyonu başka organlara da verebilir. Ancak bunlar çok düşük olasılıklar. Genellikle hastalığın nedeni psikolojik, burada bazen bir kısır döngü de olabiliyor. Psikolojik faktörler hem hastalığı tetikliyor hem de gelişen saçkıran hastanın ruhsal durumu üzerine olumsuz etkilerde bulunuyor. Dirençli durumlarda psikososyal destek ve psikiyatri konsültasyonları önem kazanıyor.”

“Özellikle orta yaşlı kişilerde alopesi areatasiyah saçları daha çok etkiliyor, beyaz saçlar dökülmeye daha dirençli. Hasta geldiğinde muayenesini yapıyoruz, saç dökülmesi sınırlı bir alandaysa, ilk aşamada genellikle saçlı deriye belli oranlarda sulandırarak kortizon enjekte ediyor ve gerekirse aldığımız klinik yanıta göre ayda bir kez bu tedaviyi yineliyoruz. Ya da doğrudan kortizonlu kremler sürdürüyoruz. Bunlar genelde hastaya iyi geliyor. Tedavinin ardından, önce ‘vellüs’ dediğimiz ince tüyler geliyor, daha sonra bunlar kalınlaşıp normal saça dönüyor. Ağır ve ilerleyici olgularda daha farklı tedaviler uygulanmalı. Hiçbir şey yapmasanız da bu saç dökülmeleri belli bir süreden sonra normale dönüyor. Hastaların yüzde 30-50’sibir yıl içinde kendiliğinden iyileşir. Ancak hiçbir şey yapmayıp bekleyemezsiniz, çünkü hastalık kaygı yaratıyor, yayıldığı durumlarda önemli psikolojik sorunlara yol açabiliyor.”

“En temel neden demir eksikliği”

“Kadınlardaki saç dökülmesinin en temel nedeni demir eksikliği” Kadınlarda görülen genel saç dökülmelerine de değinen Taşkapan, kadınlardaki saç dökülmesinin en temel nedeninin demir eksikliği olduğunu söyledi. Taşkapan, adet dönemlerinin uzun ve yoğun olmasının, bazen de beslenmesorunlarının demir eksikliğine ve saç dökülmelerine neden olduğuna işaret ederek, şöyle konuştu:

“Ağır ateşli hastalıklar ve yoğun zayıflama diyetlerinden sonra bazende tiroit hastalıkları nedeniyle çok hızlı saç dökülmeleri görülüyor. Saçı dökülen bir hasta geldiğinde önce nedenlerin araştırılması gerekiyor. Demir eksikliğinin yanı sıra ilaç kullanımı (doğum kontrol hapları, bazı tansiyonilaçları) tiroit hastalıkları, iç organ hastalıkları, bağ dokusu hastalıkları, hatta frengi bile saç dökülmesine neden olabilir. Kısacası ciddi hastalıkların hepsinin ardından saç dökülür. Ayrıca stresin de etkisi var.”

Kadınlardaki saç dökülmesi genetik

“Bazı kadınlarda ise “erkek tipi saç dökülmesi-patern alopesi” olduğuna ve çok erken yaşlarda bile görülebildiğine vurgu yapan Taşkapan, “Butür durumlarda saç dökülmesine eşlik eden bir tüylenme artışı, uzamış bir akne,deride yağlanma ve adet düzensizliği gibi bulguların varlığında hastanın endokrinoloji uzmanına yönlendirilmesi gerekebiliyor. Kadınlarda erkek tipi saç dökülmesinin tam ve net bir tedavisi henüz yok.Bu genetik bir durum” değerlendirmesinde bulundu.

“Çok sıcak su ve sert fırçalardan kaçınılmalı”

Saç dökülmelerine karşı reklamı yapılan birçok ürünün pek işe yaramadığına vurgu yapan Taşkapan, özellikle nedenin ortaya konulabildiği yaygın saç dökülmelerinde ve saç kıranda gerçekten başarılı tedavi yaklaşımlarının var olduğunu söyledi. Prof. Dr. Taşkapan, saçın çok sıcak suyla yıkanmaması ve sert fırçalarla fırçalanmaması gerektiğini belirterek, “Saçı aşırı boya ve fön gibi işlemlerden koruyun” dedi.Yetersiz beslenmenin saç dökülmelerine neden olabildiğini anlatanTaşkapan, saçların gürleşmesi için de özel bir diyetin söz konusu olmadığını kaydetti.

Devamını Oku
Yorum Yaz

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Cilt Bakımı

Botoks Kırışıklık Önlemede Yardımcı

Bilgehan Aydın

Yayınlanma:

,

Botoks Nedir

Sağlıklı Beslenme, Tek Başına Kırışıklıkları Önlemeye Yeterli Değil!

Sadece doğru beslenme veya tek bir besine odaklanmak yüzde zamanla oluşan kolajen kaybını önlemeye yeterli olmaz. Hem sağlıklı beslenmeli hem de kırışıklıklar bulundukları bölgede yerleşmeden önüne geçilmelidir! Son zamanlarda adını sıkça duyduğumuz Botoks “Clostridium botulinum” isimli bakteriden elde edilen tıbbi bir proteindir. Bu protein, aslında çok uzun zamandır göz ve nörolojik hastalıklarının tedavisinde kullanılmaktadır. Kırışıklıkları gidermek amacıyla ise 2000’li yılların başı itibariyle güvenli ve başarılı bir şekilde kozmetik sektöründe kullanıma girmiştir.

Yüzümüzdeki çizgiler, mimik hareketleri sırasında cilt altındaki küçük kasların kasılmalarıyla oluşur. Bu kasların kasılması zamanla cilde yerleşerek kalıcı çizgi ve kırışıklıkları oluşturur. Botoks, enjeksiyon yapılan bölgede sinirlerdeki geçişi bloke edip “kas kasılmasını engelleyerek” buradaki derinin gerginliğini sağlar. İyi bir sonuç için erken dönemde botoks tedavisi önemlidir. Erken müdahale edilmezse zamanla çizgiler derinleşir tek başına botoks tedavisi yeterli düzelmeyi sağlayamaz farklı tedavilerle desteklemek gerekir.

Estemylife Estetik ve Plastik Cerrahi & Saç Ekimi Merkezi’nden Op. Dr. Bilgehan Aydın, kırışıklık ve sarkmalara karşı yapılan uygulamaları ve alınabilecek önlemleri anlattı; önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Botoks Genç Yaşta Başlanabilir

Toplumun büyük kesimi tarafından doğru bilinen yanlış, botoks enjeksiyonlarına başlamak için kırışıklıkların, çizgilerin oluşmasını beklemektir. Oysa doğru olan yüzde mimiklerin çok olduğu alanlarda genç yaşlardan başlayarak tedbir almaktır.  Böylece çizgileri hiç oluşmadan önlemek, dolayısıyla kolajen liflerini koruma altına almak mümkün olacaktır.

18 yaş ve üzeri herkese uygulanabilir. Gebe ve emzirenlerde ise uygulanması önerilmez.

Botoks Yerine Sağlıklı Beslenme İle Kırışıklıklar Önlenir mi?

Daha bebeklikten itibaren ağlamayla, gülümsemeyle yüz mimiklerimizi kullanmaya başlarız. Tüm bu mimiklerle, her yüz hareketiyle birlikte kolajen kaybı yaşanır. Bu kolajen kaybı kendisini ince çizgiler, kırışıklıklarla gösterir. Zamanla sigara içmek, çevre kirliliği gibi faktörler de kolajen ve elastin kaybına yol açar.

Cildi yaşlandıran etkenlerden korumak için tek başına doğru beslenme yetmeyebiliyor. Dışarıdan da medikal uygulamalarla desteklemek gerekir.

Botoks Yeni Kırışıklıklara Yol Açmaz

Botoks tedavisine rutin aralıklarla devam edilirse giderek daha başarılı sonuçlar alınır. Çizgiler giderek hafifler ve yenilerin oluşması engellenir. Cilt eskiye nazaran daha iyi bir görünüm kazanır.

Botoks Yaptırıldığında Yüz İfadesinin Kaybolur mu?

İlk kez botoks yaptıran hastaların en çok yönelttiği soru budur.  Uygulama esnasında uygulamanın yapılacağı alan ve dozaj buna göre planlanırsa son derece doğal genç bir ifade sağlanır.

Yan etkisi var mıdır?

Sağlık açısından zararı yoktur. Enjeksiyon esnasında geçici olan hafif kızarıklık veya şişlik oluşabilir. Sonrasında bu durum geçecektir.

Farklı medikal tedaviler nelerdir?

Botoks dışında, Hyalüronik Asit Dolgu maddeleri, Ulthera, Altın İğne gibi ileri teknoloji sistemleri ve anti-aging kremleri uygulanabilir.

Cildimiz, doğumdan ölüme kadar bizimle gelen zamana karşı koyamayan değiştiremediğimiz bir kıyafetimizdir. Ömür boyu bizimle olan kıyafetimize ne kadar iyi bakarsak o kadar geç yıpranacak ve eskiyecektir.

Yaşlanma ve kırışıklıklar her ne kadar hayatın bir gerçeği olsa da daha oluşmadan tedbir almak, var olanları geriletmek, yüze canlı bir görünüm kazandırmak mümkündür. Artık iyice derinleşmiş kırışıklıkları çözmekte etkili cerrahi operasyonlar ve lazer uygulamaları olsa da, onları henüz oluşmadan önlemek en etkili yaşlanma karşıtı tedavidir.

 

Sitemiz üzerinden Op. Dr. Bilgehan Aydın’a soru sormak için iletişim sayfamızdaki uzmanına sorun formunu doldurabilirsiniz. Konu başlığınızı “Estetik ve Plastik Cerrahi” seçerek doldurduğunuz form Bilgehan hocamıza gidecektir.

Ayrıca Op. Dr. Bilgehan Aydın’ın çalıştığı hastanenin iletişim adreslerine de buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku...

Cilt Bakımı

Burun Estetiği İle İlgili Merak Edilenler

Bilgehan Aydın

Yayınlanma:

,

10 Soruda Burun Estetiği…

Burun estetiği ile ilgili merak edilen en çok soruları uzmanımız Opr. Dr. Bilgehan Aydın sizler için yanıtladı.

Kırmadan burun estetiği yapılır mı? Morluksuz burun estetiği mümkün müdür? Kimler burun ameliyatı olabilir? Güzellik mi yoksa mutluluk mu?

“Piezo” burun estetiği rahat nefes almakla birlikte doğal ve estetik bir görünümle hastaların sağlıklı ve daha estetik bir buruna sahip olmasını sağlıyor.

10 soruda Opr. Dr. Bilgehan Aydın’a burun estetiğinin detaylarını sorduk ve tüm bilinmeyenlerin cevabını aldık.

Neden kırmadan burun estetiği?

Yumuşak dokulara zarar vermediğimiz için ameliyat sonrası en çok korkulan morluklar artık on hastanın dokuzunda oluşmuyor. İyileşme ve toparlama süreci çok daha hızlı olduğu için ameliyat olan kişi sosyal hayatına çok kısa sürede dönebiliyor

Burun estetiğinde yeni teknik “Piezo” nedir?

Piezo Burun Estetiği, burun kemiğini kırmadan, burundaki damar ve sinirlere zarar vermeden kalemle çizer gibi şekillendirme sağlayan  ultrasonik ses dalgaları ile çalışan burun estetiğindeki en son teknolojik yöntemdir. Milimetrik olarak ölçülebilen kemik şekillendirmesi ile daha başarılı sonuçlar elde edebiliyor ve kişinin mutlu olmasını sağlıyoruz.

Burun estetiği kimlere yapılır?

16 yaşını doldurmuş, burunla ilgili estetik kaygısı olan veya nefes alma zorluğu gibi sağlık problemleri yaşayan herkese yapılabilir.

Açık ve kapalı olmak üzere iki çeşit burun ameliyatı tekniği uygulanmaktadır. Hangi yöntemle olacağına hastanın burun yapısına göre karar verilmektedir.

Herkese aynı tip burun yapılması doğru mudur?

Burun operasyonunda sonucu burun yapısı, yüze göre olan oranı ve hastanın beklentisi belirler. Herkesin yüz yapısı bir birinden farklıdır. Kişinin yüzünün oranına göre hesaplanarak burun şekli belirlenir. Önemli olan kişinin beklentisinin nerede olduğudur. Biz yalnızca güzellik değil günün sonunda mutlu olmayı vaat ediyoruz.

Burun estetiği sonrası nelere dikkat edilmesi gerekir?

6 aya kadar darbelere karşı burnu korumalı ve kontrollerine devam edilmelidir.

Burun estetiği operasyonundan sonra kaç gün içinde hasta çalışmaya başlayabilir ya da günlük hayata dönebilir?

Hasta üçüncü gün işine ve sosyal hayatına dönebilir.

Burnun son halini alması için ne kadar zaman geçmesi gerekir?

6 aya kadar iyileşme devam eder, 20 gün sonra hastanın ameliyat olduğu onu tanımayan kişiler tarafından anlaşılmaz, 1 yıl sonra ise en son şeklini alır.

Ameliyat sonrası nelere dikkat edilmesi gerekiyor?

Ameliyat sonrası şişlikleri minimumda tutmak için soğuk uygulaması, doğru iyileşmenin sağlanması için yüksek yastıkta sırtüstü yatmak gerekir.

Burun estetiğinin riskleri nelerdir?

Burun estetiğinin en büyük riski ortaya çıkan sonucun hastayı mutlu etmemesidir. Bunun yanında nefes problemleri, şişler inince ortaya çıkan deformasyonlar, zamanla burun ucunun aşağı doğru düşmesi operasyon sonrası yaşanan sorunlardır.

Ameliyat sonrası buruna yerleştirilen tamponlar artık kâbusumuz olmaktan çıktı mı?

Eskiden kullanılan bez tamponlardan dolayı oluşan böyle bir korku vardı ancak gelişen teknolojiye beraber hastaların bu endişesine artık gerek yok. Tamponsuz, morluksuz, kırmadan kalemle çizer gibi konforlu burun operasyonları gerçekleştiriyoruz.

Merak ettiğiniz sorunun cevabını burada bulamadınız mı?

Aklınızdaki soruyu hocamız Op. Dr. Bilgehan Aydın’a iletmek için buraya tıklayabilirsiniz.

 

Devamını Oku...

Cilt Bakımı

Cilt Bakımında Badem Yağının Faydaları

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,

Badem yağının faydaları saymakla bitmiyor.Cilt lekesinden akne oluşumuna, kepekten sedefe kadar pek çok şeye faydalıdır.Bebeğinizin cildi için de kullanabilirsiniz.

Sağlığa yararlı yağlar nelerdir diye sorsam, eminim ilk akla gelen cevabınız Hindistan cevizi yağı olacaktır. Ama bugünkü konumuz, son zamanlarda benim de favorim olan tatlı badem yağı. Badem yağının faydaları gerçekten saymakla bitmiyor. Yazımı okuduktan sonra yüzünüz, vücudunuz, saçlarınız için çok yönlü ve sağlığınıza bu kadar faydalı olan tatlı badem yağından mutlaka evinizde bulundurmak isteyeceksiniz.

PÜRÜZSÜZLÜK SAĞLIYOR

Badem yağının faydalarından biri, özellikle cilt bakımında oldukça faydalı ve yaygın bir kullanıma sahip olmasıdır. Cildi pürüzsüzleştiren ve yatıştıran çok işlevli bir üründür. Belki de birçok kozmetik firması badem yağının bu özelliğinden dolayı ürünlerine bu maddeyi katmaktadır. Cilt bakımının yanı sıra saç, kaş, kirpik bakımında da badem yağının son derece olumlu etkileri bulunur. Bunun nedeni ise badem yağı asitlerinin diğer yağlardan daha yüksek bir içeriğe sahip olmasıdır. A, B1, B2, B6 ve E vitamini bakımından tüm cilt tipleri için nemlendirici etkisi olan badem yağı; aynı zamanda çinko, magnezyum ve kalsiyum yönünden de oldukça zengin nemlendirici bir güç kaynağıdır.

Öncelikle badem yağı neye iyi gelir, badem yağının sağlığa ne gibi faydaları vardır bir bakalım… İşte bu faydalardan sekizini sizler için derledim:

1- Tam bir anti-aging üründür 

Kişisel bakım ürünlerinin satıldığı birçok büyük mağazada gördüğünüz antioksidan yüz maskesi ve güzellik sütü gibi yüksek kaliteli anti-aging ürünlerinin içeriğinde badem yağı olmasının bir nedeni vardır. Araştırmalar, tatlı badem yağının güneş hasarlı ciltlerdeki ince çizgileri ve yaşlanma belirtilerini azaltmaya yardımcı olduğunu gösteriyor. 2010 yılı çalışmaları, badem yağının antioksidan, anti-inflamatuar, bağışıklık artırıcı ve skar (yanık ya da yara izleri) azaltıcı özelliklere sahip olduğunu da ileri sürüyor. Yağı etkin şekilde kullanmak için, avuç içine birkaç damla damlatın ve yavaşça temiz cilde masaj yaparak uygulayın.

2- Cildinize nem katar 

Badem yağı, cildinizdeki nemi tutar ve kuruluğu giderir. Özellikle, iltihaplı ve kaşıntılı ciltlerin doğal tedavisi için önerilir. Badem yağındaki yağlar ağırlıklı olarak tekli doymamış yağ olduğundan, cildiniz onları çabucak emer ve nemi korur. Ayrıca ciltte oluşan deformasyonları önler. Saf badem yağı kullanarak cildinizi ölü hücrelerden arındırıp daha pürüzsüz olmasını sağlayabilirsiniz.

3- Koyu gözaltı halkalarını gizler

Badem yağının içeriğinde bulunan E vitamini ve omega-6 yağ asitleri sayesinde göz çevresindeki koyu halkaları da önleyebilirsiniz. Bunun nedeni ise, badem yağının koyu halkaları daha belirgin hale getirecek dehidrasyonu telafi etmesidir. Tatlı badem yağı, göz çevresindeki ince çizgiler ve gözaltı halkalarına karşı kullanabileceğiniz etkili bir yağdır. İki ya da üç damla badem yağını göz halkalarının etrafında hafifçe ovun, yatmadan hemen önce göz çevresine uygulayın. Doğrudan gözlerinize kesinlikle uygulamayın.

4- Akne oluşumunu engeller

Tatlı badem yağı, cildi yumuşatıcı özelliği sayesinde genellikle cilt bakımında ve sivilce tedavisinde tercih edilir. Badem yağının tüm cilt tiplerine uygun olduğu söylenebilir. Hatta herhangi bir zararı olmadığından bebek ciltleri için de kullanılması uzmanlar tarafından önerilir. Bu sebeple birçok bakım yağlarının içerisinde badem yağı bulunur. Yağlı bir cildin tedavisi oldukça zordur. Aslında, yağlı cilde yağ kullanmak, yağın aşırı üretimi sorunuyla baş etmenin önemli bir yoludur. Badem yağı, gözenekleri açmaya ve temizlemeye yardımcı olur. Badem yağının içerisinde bulunan A, B ve E vitaminleri, sivilcelerin kurumasında oldukça etkilidir. Cildi temizledikten sonra geceleri hafifçe uygulayabilirsiniz. Yalnız akne problemi olanların tatlı badem yağını fazla kullanmamaları gerekir.

5- Döküntü ve kaşıntıları azaltır

Badem yağındaki çinko, psoriyaz ve egzama da dahil olmak üzere yatıştırıcı cilt döküntüleri için idealdir. Vücudumuzun onarım süresini hızlandırmak için çinkoya ihtiyacı vardır. Badem yağı, cildi yumuşatarak kaşınmayı en aza indirir. Aynı zamanda sedef hastalığı ve dermatitin tedavisinde de kullanılabilir. Deri döküntüsü rahatsızlığında kaşınmayı azaltır, kaşınmadan kaynaklanan acıyı dindirmeye yardımcı olur, şiş bölgeleri yumuşatır ve tahrişi hafifletir.

6- Doğal bir makyaj temizleyicidir

Badem yağı, makyajı temizlemede birçok ürüne göre çok daha nazik ve etkilidir. Kullanımı ise son derece basit: Badem yağını bir pamuğa dökün ve yağın iki dakika kadar ısınmasına izin vererek yüzünüze uygulayın. Sonra makyajınızı yeni bir pamuklu bezle hafifçe silin. Cildiniz temiz, yumuşak olacak ve hiç yağlı kalmayacaktır.

BALLA KARIŞTIRIP ETKİYİ ARTIRIN

7- Dudaklarınızı besler

Özellikle soğukta çatlamış ve kurumuş dudakları onarmak için tatlı badem yağını kullanabilirsiniz. Ayrıca etkiyi artırmak için badem yağı ve balı karıştırarak elde edeceğiniz karışımı uygulayabilirsiniz. Eminim çok daha memnun kalacaksınız.

8- Kepeği önler

Kuru bir cilde sahip olanların en büyük problemlerinden birisi de saçlarında oluşan kepek sorunudur. Tatlı badem yağı, bu sorunu yaşayanlar için harika bir çözüm olabilir. Çünkü saçın anında parlak ve ışıl ışıl bir görünüme kavuşmasını sağlar. Ayrıca içinde bulunan yüksek oleik yağ asidi ile saç dökülmesini de önler. Bunların dışında, yüksek E vitamini içeriği ile özellikle kepek ya da cilt sorunları için oldukça faydalıdır. Badem yağının bu olumlu etkisinden yararlanmak için, duş aldıktan sonra avcunuzun içine sadece birkaç damla yağ damlatın ve saçınızın uçlarından kafatasına doğru uygulayın.

CİLT LEKELERİNE KARŞI LİMON VE TATLI BADEM YAĞI İLE ÖZEL KÜR

Ayak Sağlığı İçin: Badem yağı hafif bir yağ olma özelliğiyle cildin derinlemesine nemlenmesini sağlar. Gece çatlamış topuklarınıza uygulayın ve yatın. Ertesi sabah ılık su ile ayaklarınızı yıkayın.

Cilt Sağlığı İçin: Badem yağı cilt lekeleri için de etkilidir. Geçtiğimiz yazılarımda çeşitli sebeplerle cildinizde oluşan lekeler sizi rahatsız ediyorsa limon suyunun, onlarla mücadelede en iyi yardımcınız olduğundan bahsetmiştim. Yapmanız gereken son derece basit. Her gün bir adet limonun suyunu sıkın ve lekenin üzerinde 10-15 dakika bekletin. Birkaç hafta sonra leke renginin açılmaya başlayarak doğal cilt rengine yaklaştığını göreceksiniz. Bu karışıma bir de iki çay kaşığı badem yağı eklerseniz, etkiyi daha da fazla artıracaksınız. Benden söylemesi… Oda sıcaklığında bulunan karışımı cildinizin lekeli kısımlarına uygulayın ve 5-10 dakika kadar masaj yaparak sürün. Bu uygulamayı iki hafta boyunca her gece yatmadan önce uygulayın. Cildinizde oluşan lekeleri bu maske tarifi ile azaltabilirsiniz.

Bu yazımdaki gibi cilt bakımınız için doğal yollar arıyorsanız, benzer bir yazım için buraya tıklayın.

Devamını Oku...

Öne Çıkanlar

www.dryerebakan.com Sadece bilgilendirme ve tıbbi tavsiye amaçlıdır, teşhis veya tedavi için bir alternatifi değildir. Doktorunuz yerine geçmeyi yada Doktorunuzun size uyguladığı tedavi yerine geçmeyi hedeflememektedir. Web sitesi içeriğinden dolaşan tüm kullanıcılar, Kullanım Koşulları ve Gizlilik Kurallarını otomatik olarak kabul etmiş sayılır.

İletişim: info@dryerebakan.com

Copyright © 2017 DrYerebakan.com.