Sosyal Medya

Cilt Bakımı

Yoğun Stres Saçkıran Yapıyor!

Yayınlanma:

,

Saçkıran Neden Olur?

Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Deri ve Zührevi Hastalıklar Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Oktay Taşkapan, “saçkıran-alopesi areata” adı verilen bölgesel saç dökülmelerinin genellikle yoğun stresli olaylardan sonra ortaya çıktığını belirtti.Günümüzde birçok hastalığın tetikleyicisi olarak bilinir stres. Bunlara ek olarak, stres saçkıran yapıyor. Taşkapan, saçkıranın en önemli nedeninin psikosomatik olduğunu ifade ederek, çok yoğun sıkıntı, üzüntü ve stres yaşayan kişilerin saçlarının belirli bölgelerinde açılmalar geliştiğini söyledi.

Prof. Dr. Taşkapan, hastanın bu odaksal dökülmeleri birden bire farkettiğini, hatta bazen kendisinin değil kuaförün sorunu gördüğünü dile getirdi. Saçkıran vakalarının artmasının nedeninin, bu rahatsızlık nedeniyle hekimlere başvuran insan sayısının çoğalmasından kaynaklandığını anlatan Taşkapan, eskiden özellikle kırsal bölgelerde insanların kendi kendini tedavi ettiğini belirtti.

Sarımsak saç köklerine zararlı

Taşkapan, insanların saçlarının döküldüğü bölgelere sarımsak sürdüğünü vurgulayarak, “Gerçi bu da bir tedavi yöntemi, deri irite ediliyor. Doğal olarak bu tıbbi bir yöntem değil. Ayrıca bu sırada deriye ve kıl köklerine zarar verilebilir ve o bölgede bir daha saç çıkmayabilir” dedi.

Saçkıranın otoimmün bir hastalık olduğuna işaret eden Taşkapan, “İnsan dokusu normalde kendine karşı reaksiyon vermez ama saçkıranda tolerans bozuluyor.Vücut kendi kıl köklerini yabancı gibi algılayıp, oralara antikor gönderiyor ve kıllar dökülmeye başlıyor. Genellikle saçlı deride, sakal ve bazen kaşlarda dökülme nedeniyle boşalma oluyor. Neden yüzde 90 psikolojik. Hastalık, sıkıntı,gerginlik, travma ve bir yakının kaybı gibi çok stresli dönemlerden sonra ortaya çıkar. Aile öyküsü ve genetik faktörler çok etkili. Hastalık erken yaşlarda başladığında, özellikle başın arka ve kulakların üst bölümü tutulduğunda, eşlikeden astım, saman nezlesi gibi alerjik hastalıkların varlığında saç kıran tedavilere daha dirençli oluyor” değerlendirmesinde bulundu.

Prof. Dr. Taşkapan, hastalıkta ortada bir mikrop olmadığına ve vücudun kendi kendine reaksiyon verdiğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:

“Saçkıran, ender de olsa bazen tiroit hastalıkları, vitiligo ve bağ dokusu hastalıkları gibi bazı ciddi hastalıklarla birlikte olabilir. O nedenle hasta geldiğinde, muayene bulgularının ışığında, gerekirse bazı tarama testleri istiyoruz. Zira vücut kendi saç köklerine verdiği reaksiyonu başka organlara da verebilir. Ancak bunlar çok düşük olasılıklar. Genellikle hastalığın nedeni psikolojik, burada bazen bir kısır döngü de olabiliyor. Psikolojik faktörler hem hastalığı tetikliyor hem de gelişen saçkıran hastanın ruhsal durumu üzerine olumsuz etkilerde bulunuyor. Dirençli durumlarda psikososyal destek ve psikiyatri konsültasyonları önem kazanıyor.”

“Özellikle orta yaşlı kişilerde alopesi areatasiyah saçları daha çok etkiliyor, beyaz saçlar dökülmeye daha dirençli. Hasta geldiğinde muayenesini yapıyoruz, saç dökülmesi sınırlı bir alandaysa, ilk aşamada genellikle saçlı deriye belli oranlarda sulandırarak kortizon enjekte ediyor ve gerekirse aldığımız klinik yanıta göre ayda bir kez bu tedaviyi yineliyoruz. Ya da doğrudan kortizonlu kremler sürdürüyoruz. Bunlar genelde hastaya iyi geliyor. Tedavinin ardından, önce ‘vellüs’ dediğimiz ince tüyler geliyor, daha sonra bunlar kalınlaşıp normal saça dönüyor. Ağır ve ilerleyici olgularda daha farklı tedaviler uygulanmalı. Hiçbir şey yapmasanız da bu saç dökülmeleri belli bir süreden sonra normale dönüyor. Hastaların yüzde 30-50’sibir yıl içinde kendiliğinden iyileşir. Ancak hiçbir şey yapmayıp bekleyemezsiniz, çünkü hastalık kaygı yaratıyor, yayıldığı durumlarda önemli psikolojik sorunlara yol açabiliyor.”

“En temel neden demir eksikliği”

“Kadınlardaki saç dökülmesinin en temel nedeni demir eksikliği” Kadınlarda görülen genel saç dökülmelerine de değinen Taşkapan, kadınlardaki saç dökülmesinin en temel nedeninin demir eksikliği olduğunu söyledi. Taşkapan, adet dönemlerinin uzun ve yoğun olmasının, bazen de beslenmesorunlarının demir eksikliğine ve saç dökülmelerine neden olduğuna işaret ederek, şöyle konuştu:

“Ağır ateşli hastalıklar ve yoğun zayıflama diyetlerinden sonra bazende tiroit hastalıkları nedeniyle çok hızlı saç dökülmeleri görülüyor. Saçı dökülen bir hasta geldiğinde önce nedenlerin araştırılması gerekiyor. Demir eksikliğinin yanı sıra ilaç kullanımı (doğum kontrol hapları, bazı tansiyonilaçları) tiroit hastalıkları, iç organ hastalıkları, bağ dokusu hastalıkları, hatta frengi bile saç dökülmesine neden olabilir. Kısacası ciddi hastalıkların hepsinin ardından saç dökülür. Ayrıca stresin de etkisi var.”

Kadınlardaki saç dökülmesi genetik

“Bazı kadınlarda ise “erkek tipi saç dökülmesi-patern alopesi” olduğuna ve çok erken yaşlarda bile görülebildiğine vurgu yapan Taşkapan, “Butür durumlarda saç dökülmesine eşlik eden bir tüylenme artışı, uzamış bir akne,deride yağlanma ve adet düzensizliği gibi bulguların varlığında hastanın endokrinoloji uzmanına yönlendirilmesi gerekebiliyor. Kadınlarda erkek tipi saç dökülmesinin tam ve net bir tedavisi henüz yok.Bu genetik bir durum” değerlendirmesinde bulundu.

“Çok sıcak su ve sert fırçalardan kaçınılmalı”

Saç dökülmelerine karşı reklamı yapılan birçok ürünün pek işe yaramadığına vurgu yapan Taşkapan, özellikle nedenin ortaya konulabildiği yaygın saç dökülmelerinde ve saç kıranda gerçekten başarılı tedavi yaklaşımlarının var olduğunu söyledi. Prof. Dr. Taşkapan, saçın çok sıcak suyla yıkanmaması ve sert fırçalarla fırçalanmaması gerektiğini belirterek, “Saçı aşırı boya ve fön gibi işlemlerden koruyun” dedi.Yetersiz beslenmenin saç dökülmelerine neden olabildiğini anlatanTaşkapan, saçların gürleşmesi için de özel bir diyetin söz konusu olmadığını kaydetti.

Devamını Oku
Yorum Yaz

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Cilt Bakımı

Koltuk Altı Botoksu

Bilgehan Aydın

Yayınlanma:

,

koltuk altı botoksu

Sadece sıcak havalarda değil her mevsim sizi zor durumda bırakan koltuk altı terlemenizden mustaripseniz terleme botoksuna “Merhaba!” deyin. Koltuk altı terlemesi sorunu sadece özel yaşamı olumsuz etkilemekle kalmıyor aynı zamanda sosyal ortamlarda da özgüven eksikliğine neden olabiliyor. Peki, bunu önlemek için ne yapmak gerekiyor? ” Koltuk altı botoksu, hayatımızı kolaylaştıran bir uygulama.” diyen Plastik ve Estetik Cerrahi Uzmanı Opr. Dr. Bilgehan Aydın, aşırı terlemenin toplumun yüzde üçünün bu problemi yaşadığını söylüyor.

Aşırı terleme sorunu nedir?

Aşırı terlemeye tıp dilinde hiperhidrosis denmektedir.  Terleme iki şekilde ortaya çıkar. Biricisi psikolojik faktörlerle yani stres,  utanma, heyecan gibi duygusal değişikliklerde oluşan aşırı terleme durumu. İkincisi ise altta yatan bazı hastalıklara bağlı olarak ve ilaç kullanımına bağlı ortaya çıkan aşırı terleme durumudur. Vücudumuzun her yerinde aynı anda aşırı terleme durumu görülmez. Çoğunlukla aşırı terlemenin yaşandığı bu bölgeler koltuk altı, avuç içi, ayak ve ayak tabanıdır.

Koltuk altı botoksu nedir?

“Koltuk altı botoksu, terleme sorunundan kişiyi kurtaracak yöntemlerden biridir. Botoks, sadece bilindiği üzere sadece yüzdeki kırışıklıklar için kullanılmıyor. Medikal estetikten önce botoks, göz ve nörolojik hastalıkların tedavisinde zaten kullanılmaktaydı. Medikal estetikle beraber artan botoks kullanımı son yıllarda aşırı terleme problemi olan insanlarda terlemeyi durdurmak için koltuk altı, el ve ayakta uygulanıyor.Artık sadece pürüzsüz ve genç görünmek için değil, aynı zamanda aşırı terleme sorununa da çözüm olarak botoks uyguluyoruz.

Kimlere Koltuk Altı Botoksu uygulanmalıdır?

Sadece sıcakta değil her mevsim terleme şikayeti olan, istediği hiçbir kıyafeti giyemeyen, ter lekesini saklamak için sürekli siyah veya beyaz mı giyinmek zorunda kalan biriyseniz, heyecanlandığınızda, sevindiğinizde, strese girdiğinizde bu durum kıyafetinizin koltuk altında kendini gösteriyorsa ve sabah kat kat sürdüğünüz deodorantlar da üstüne terle birlikte durumu daha da ifşa ediyorsa koltuk altı botoksu için ideal bir adaysınız.

Koltuk Altı Botoksu Nasıl Uygulanıyor?

Uygulama yapılacak alana öncelikle uyuşturucu özelliği olan bir krem uyguluyoruz. Yarım saat sonra koltuk altında gerçekten terleyen bölgeleri tespit etmek için terleme yapıyoruz. Ardından terleyen bölgelere botoksuna uyguluyoruz. Aynı zamanda avuç içi ve ayak tabanına da terleme botoksu yapabiliyoruz. Son derece ince uçlu iğneler aracılığıyla problemli olan bölge içine botoks enjekte ediyoruz. Bu sayede aşırı çalışan ter bezlerinin aktivitesini durdurarak terleme sorununu gideriyoruz.

İşlem Ne Kadar Sürüyor?

Uygulama yapılacak alana göre dozaj belirleniyor.Koltuk altına yapılan botoks uygulaması yaklaşık 10-20 dakika arasında sürüyor.

İşlemi ne kadar süreyle yaptırmak gerekiyor ?

Botoksun etkisi ise genellikle 6- 9 ay devam ediyor. Bu süreç takip edilerek terleme durumuna göre işlem tekrarlanır.

Yaş Sınırı Var Mı?

18 yaşından büyük olmak koşuluyla herkese uygulanan bir yöntemdir. Hamilelere ve emziren annelere tavsiye etmiyoruz.

Koltuk altı botoksu yan etkisi var mıdır?

Çok nadir olarak uygulama bölgesinde hafif morarma ve kızarıklık olabilir. Ter bezlerine de herhangi bir kalıcı zarar verilmiyor. Sadece aşırı terleme olan ter bezlerine enjekte yapıldığı için terleme sorunu gideriliyor. Koltuk altına botoks uygulamaları bu konuda deneyimli bir doktor tarafından yapılıyorsa güvenlidir ve riski yoktur.

Ağrılı bir işlem midir?

Deri içine yapılan bütün enjeksiyonlarda olduğu gibi botoksta da bir miktar ağrı olur, ancak bunu gidermek için işlem öncesi lokal anestezik içeren kremler uyguluyoruz.

Sosyal hayata ne zaman dönüş yapılır?

İşlem sonrası hasta hemen sonrasında işine ya da günlük yaşantısına dönebilir.

Devamını Oku...

Cilt Bakımı

Altın iğne Tedavisi

Bilgehan Aydın

Yayınlanma:

,

Altın iğne

Cildin yüzeyine etki etmeden direkt olarak cilt altına ulaşan ve cildin parlak, gergin ve sağlıklı olmasını sağlayan “Altın iğne” uygulaması ile cildinize hak ettiği değeri verin. Yaşlanma, çevresel etkenler, güneş ışınları ve akne oluşumuyla kalitesi düşen cildiniz artık kabus olmaktan çıkıyor. Kırışıkların, elastikiyet kaybının, ciltteki leke ve izlerin görünümünü iyileştirmede kullanılan Altın iğne tedavisi hakkında merak edilenleri Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanı Op. Dr.Bilgehan Aydın yanıtladı.

Altın İğne Nedir? 

 Altın iğne cerrahi olmayan bir lazer tedavi şeklidir. Cihaz cildin alt katmanlarına yüksek frekanslı enerji gönderir, cilt altına kontrollü hasar vererek, kesintiye uğramadan vücudun doğal kolajenini ve iyileşme süreçlerini uyarır. Altın iğnenin diğer adı franksiyonel radyofrekans tedavisidir ve cilt üzerindeki pek çok sorunu çözümleyebilen etkili bir tedavidir.  

Altın İğne denilmesindeki etken nedir? 

Franskiyonel radyofrekans, kontrollü bir şekilde cilt altına hasar verme işlemidir.  Cihazın adını aldığı Altın iğneler, işlemde altın iğne uçlarının kullanmasından kaynaklanır. Böylelikle altın uçlarla cilde verilen enerji dağılmadan, cilt yüzeyine zarar vermeden sadece cilt altını etkileyerek ve deri yüzeyinde de gereksiz enerji kaybını önler ve cilt altına en yüksek enerjiyi gönderir. 

Altın iğne hangi durumlar için kullanılır? 

İnce kırışıklıkların giderilmesinde, elastikiyet kaybı ve sarkmalarda, cilt gençleştirme, sivilce, akne, yanık ve yara izi gibi sorunlarda, leke tedavisi, sebum dengelenmesi,  gözaltı morlukları, kilo kaybı ve  doğum sonrası deride oluşan çatlaklar, cilt gözeneklerini sıkıştırma, boyun ve dekolte bölgesini toparlamada kullanılmaktadır. 

 Altın iğne nasıl yapılır? 

Öncelikle uygulama yapılacak alan temizlenir ve anestezi etkisi olan krem uygulanır. Ucuna altın iğne aparatı takılan radyofrekans cihazı, cilde temas ettirilir. Ucunda çok sayıda altın kaplama bulunan mikro iğneler cildin hedeflenen derinliklerine epidermal hasar meydana getirmeden ulaşır. Bu sayede cilt yüzeyine herhangi bir zarar vermeden cilt alt tabakasında kolajen ve elastin üretimi tetiklenir. Kırmızı ve mavi LED’ler sayesinde akne problemi ve kırışıklıkların çözülmesine olanak sağlar. 

Altın iğnenin Etkileri nelerdir?  

Altın iğne uygulaması ile ilk seanstan itibaren sonuçlar görülmeye başlanır. İşlem sonrası cilt atlında onarım devam eder ve ciltte canlanma günden güne daha fazla belirgin hale gelir.  

1 ay aralarla 3 seans uygulama idealdir. Cildin ihtiyacına göre seans aralıkları ve sayısı doktor tarafından belirlenir. 

İşlem sonrası sosyal hayata ne zaman dönüş yapılabilir? 

Hasta uygulamanın ardından normal yaşamına dönebilir ve ertesi gün işine başlayabilir. İşlem sonrasında ciltte oluşan kızarıklık da 1-2 saat içinde kendiliğinden geçer. 

Uygulama yapılan bölgenin güneşten korunması gereklidir. Bunun için de güneş koruyucu krem kullanılmalıdır.  

İşlem süresi ne kadardır?  

Ortalama 20-40 dakika arasında  sürmektedir. 

Hangi cilt tiplerinde uygundur? 

Tüm cilt tiplerine uygun bir tedavi şeklidir. 

İşlem Esnasında Ağrı Olur Mu?  

İşlem esnasında lokal anestezik  krem uygulandığı için ağrı ve acı hissedilmez. 

Devamını Oku...

Cilt Bakımı

Botoks Kırışıklık Önlemede Yardımcı

Bilgehan Aydın

Yayınlanma:

,

Botoks Nedir

Sağlıklı Beslenme, Tek Başına Kırışıklıkları Önlemeye Yeterli Değil!

Sadece doğru beslenme veya tek bir besine odaklanmak yüzde zamanla oluşan kolajen kaybını önlemeye yeterli olmaz. Hem sağlıklı beslenmeli hem de kırışıklıklar bulundukları bölgede yerleşmeden önüne geçilmelidir! Son zamanlarda adını sıkça duyduğumuz Botoks “Clostridium botulinum” isimli bakteriden elde edilen tıbbi bir proteindir. Bu protein, aslında çok uzun zamandır göz ve nörolojik hastalıklarının tedavisinde kullanılmaktadır. Kırışıklıkları gidermek amacıyla ise 2000’li yılların başı itibariyle güvenli ve başarılı bir şekilde kozmetik sektöründe kullanıma girmiştir.

Yüzümüzdeki çizgiler, mimik hareketleri sırasında cilt altındaki küçük kasların kasılmalarıyla oluşur. Bu kasların kasılması zamanla cilde yerleşerek kalıcı çizgi ve kırışıklıkları oluşturur. Botoks, enjeksiyon yapılan bölgede sinirlerdeki geçişi bloke edip “kas kasılmasını engelleyerek” buradaki derinin gerginliğini sağlar. İyi bir sonuç için erken dönemde botoks tedavisi önemlidir. Erken müdahale edilmezse zamanla çizgiler derinleşir tek başına botoks tedavisi yeterli düzelmeyi sağlayamaz farklı tedavilerle desteklemek gerekir.

Estemylife Estetik ve Plastik Cerrahi & Saç Ekimi Merkezi’nden Op. Dr. Bilgehan Aydın, kırışıklık ve sarkmalara karşı yapılan uygulamaları ve alınabilecek önlemleri anlattı; önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Botoks Genç Yaşta Başlanabilir

Toplumun büyük kesimi tarafından doğru bilinen yanlış, botoks enjeksiyonlarına başlamak için kırışıklıkların, çizgilerin oluşmasını beklemektir. Oysa doğru olan yüzde mimiklerin çok olduğu alanlarda genç yaşlardan başlayarak tedbir almaktır.  Böylece çizgileri hiç oluşmadan önlemek, dolayısıyla kolajen liflerini koruma altına almak mümkün olacaktır.

18 yaş ve üzeri herkese uygulanabilir. Gebe ve emzirenlerde ise uygulanması önerilmez.

Botoks Yerine Sağlıklı Beslenme İle Kırışıklıklar Önlenir mi?

Daha bebeklikten itibaren ağlamayla, gülümsemeyle yüz mimiklerimizi kullanmaya başlarız. Tüm bu mimiklerle, her yüz hareketiyle birlikte kolajen kaybı yaşanır. Bu kolajen kaybı kendisini ince çizgiler, kırışıklıklarla gösterir. Zamanla sigara içmek, çevre kirliliği gibi faktörler de kolajen ve elastin kaybına yol açar.

Cildi yaşlandıran etkenlerden korumak için tek başına doğru beslenme yetmeyebiliyor. Dışarıdan da medikal uygulamalarla desteklemek gerekir.

Botoks Yeni Kırışıklıklara Yol Açmaz

Botoks tedavisine rutin aralıklarla devam edilirse giderek daha başarılı sonuçlar alınır. Çizgiler giderek hafifler ve yenilerin oluşması engellenir. Cilt eskiye nazaran daha iyi bir görünüm kazanır.

Botoks Yaptırıldığında Yüz İfadesinin Kaybolur mu?

İlk kez botoks yaptıran hastaların en çok yönelttiği soru budur.  Uygulama esnasında uygulamanın yapılacağı alan ve dozaj buna göre planlanırsa son derece doğal genç bir ifade sağlanır.

Yan etkisi var mıdır?

Sağlık açısından zararı yoktur. Enjeksiyon esnasında geçici olan hafif kızarıklık veya şişlik oluşabilir. Sonrasında bu durum geçecektir.

Farklı medikal tedaviler nelerdir?

Botoks dışında, Hyalüronik Asit Dolgu maddeleri, Ulthera, Altın İğne gibi ileri teknoloji sistemleri ve anti-aging kremleri uygulanabilir.

Cildimiz, doğumdan ölüme kadar bizimle gelen zamana karşı koyamayan değiştiremediğimiz bir kıyafetimizdir. Ömür boyu bizimle olan kıyafetimize ne kadar iyi bakarsak o kadar geç yıpranacak ve eskiyecektir.

Yaşlanma ve kırışıklıklar her ne kadar hayatın bir gerçeği olsa da daha oluşmadan tedbir almak, var olanları geriletmek, yüze canlı bir görünüm kazandırmak mümkündür. Artık iyice derinleşmiş kırışıklıkları çözmekte etkili cerrahi operasyonlar ve lazer uygulamaları olsa da, onları henüz oluşmadan önlemek en etkili yaşlanma karşıtı tedavidir.

 

Sitemiz üzerinden Op. Dr. Bilgehan Aydın’a soru sormak için iletişim sayfamızdaki uzmanına sorun formunu doldurabilirsiniz. Konu başlığınızı “Estetik ve Plastik Cerrahi” seçerek doldurduğunuz form Bilgehan hocamıza gidecektir.

Ayrıca Op. Dr. Bilgehan Aydın’ın çalıştığı hastanenin iletişim adreslerine de buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku...

Öne Çıkanlar

www.dryerebakan.com Sadece bilgilendirme ve sağlık bilgilerinin eğlenceli olarak aktarılmasını amaçlamaktadır, teşhis veya tedavi için bir alternatifi değildir. Doktorunuz yerine geçmeyi yada Doktorunuzun size uyguladığı tedavi yerine geçmeyi hedeflememektedir. Web sitesi içeriğinden dolaşan tüm kullanıcılar, Kullanım Koşulları ve Gizlilik Kurallarını otomatik olarak kabul etmiş sayılır.

İletişim: info@dryerebakan.com

Copyright © 2017 DrYerebakan.com.