Sosyal Medya

Genel

Yeşil Dev

Basın Bülteni

Yayınlanma:

,
Yeşil Dev

Sağlıklı tarifler serimizde bugün hocam Dr. Mehmet Öz’ün tarifi olan yeşil dev adlı karışımı var. Şifa kaynağı bu içecek, sizleri kanserden korumaya yardımcı olabilir. Karışımın herhangi bir yan etkisi bulunmuyor ancak içeriğindeki besinlere karşı alerjiniz varsa, doktorunuza danışmanızı tavsiye ederim.

Malzemeler

  • 6 adet yeşil elma
  • 4 adet havuç
  • 2 adet salatalık
  • 1 bardak organik yoğurt
  • Buz

Hazırlanışı

  1. Elma, havuç ve salatalığın robot yardımıyla suyunu sıkın.
  2. Tüm sebzelerin suyunu büyük bir kapta karıştırın.
  3. Buz ve yoğurdu da ekledikten sonra son kez tekrar karıştırın.
  4. Karışımınız hazır, afiyetle içebilirsiniz.
  5. Bu karışımı haftada en az 2 kez, dilerseniz de her gün tüketebilirsiniz.

Afiyet olsun.

Farklı bir sağlıklı içecek tarifi için burayı tıklayabilirsiniz.

Devamını Oku
Yorum Yaz

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel

Sigara Nefes Darlığına Sebep Olur

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,

Sigara Nefes Darlığına Sebep Olur

Sigara ve sağlığımız üzerindeki olumsuz etkileri herkes tarafından bilinen bir gerçek. Sigaranın içerisinde bulunan birçok zararlı kimyasal maddeler nefes ile beraber akciğerlere çekildiğinden akciğerlerin her türlü zararla karşılaşacağından birçok rahatsızlığın oluşabildiği görülmektedir. Sigara nefes darlığına sebep olur. Tüm bu olumsuzluklara rağmen sigara içmeyi vazgeçilmez bir alışkanlık haline getirenler, duyduklarını dinlememeyi tercih ederler. Sigarayı bırakmak için, sigaranın en önemli zararlarını bir kez daha hatırlatmakta fayda olduğunu düşünüyorum…

Sigaranın neden olduğu hastalıkların başında akciğer kanseri, kardiyovasküler hastalık ve Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı olan KOAH gösterilmektedir. Sigara içmek aynı zamanda birçok kansere türüne, bronşit ve amfizem gibi rahatsızlıklara, kemik erimesine, gebelikte sorunlar yaşanmasına, diş eti hastalıklarına, beyinde felç riskine, cilt bozukluklarına, mide ülserine davetiye çıkarmaktadır ve bu liste daha da uzayabilir. Ayrıca sigara içenlerde akciğer kanseri 15, gırtlak kanseri 16, ağız kanserleri 10 kat artış gösteriyor. Siz de artık sigarayı bırakmalısınız!

Sigara Nefes Darlığına Sebep Olur

Sigara, solunum yolu problemlerinin en önemli sebeplerinden biri. Katran, hidrokarbonlar, arsenik, sülfür ve irritanlar hava yolunun en önemli parçalarından olan mukozaya zarar verir.

Salgı kanalları vazifelerini gerektiği gibi yapamamaya başlarlar ve kuruluk gelişir. Bu da balgam oluşumuna sebep olur. Balgam bir süre sonra birikmeye başlar.Enfeksiyon ve benzer sebeplerle bronşit ve uzun vadede amfizem gelişir. Bu gibi solunum yolu hastalıklarının ilerlemesi ciddi nefes darlığına ve neticede KOAH’a sebep olur. Yapılan araştırmalar sigaranın KOAH gelişme ihtimalini 15 kat artırdığını gösteriyor.

Sigaranın bilinen bir diğer tehlikesi ise damar tıkanıklığı sebebiyle gelişen felce sebep olması. Sigaranın içerdiği damar yapısını bozan zehirli maddeler, kanda pıhtılaşmaya neden oluyor.Zaten pıhtı, felcin ana nedenidir.

KOAH nedir?

Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı KOAH, bronş adı verilen hava keseciklerinin tıkanması sonucunda akciğerlere alınan temiz havanın yeterince emilememesi ve dokulara yeterli miktarda oksijenin ulaşmaması sonucunda; nefes darlığı, solunum güçlüğü ve öksürük gibi şikayetleri beraberinde getiren ilerleyici ve kronik bir rahatsızlıktır.

Astım ve KOAH Arasındaki Farklar

Uzmanlar özellikle KOAH ve astımın semptomlarının benzer özellikler taşıdığına dikkat çekerek bu iki hastalığın birbirine karıştırılmaması yönünde uyarılarda bulunuyorlar.

Astım her yaşta görülebilirken, KOAH daha çok 40 yaş üzeri bireylerde ve uzun süre sigara içenlerde görülür. Astım rahatsızlığında uygun bir tedavi ile hasta tamamen iyileşebilirken KOAH’ta hastanın durumu tam anlamıyla düzelmeyebilir. Astımda hastalığı tetikleyici faktörler arasında ise koku, polen, kedi – köpek alerjileri vb. yer alırken, KOAH’ta tetikleyici faktörler arasında mesleki maruziyet, sigara ve hava kirliliği yer alıyor.

Sigara İçmek KOAH’ın Başlıca Nedenidir!

Bir hastaya KOAH teşhisi ancak fiziksel muayene, test sonuçlarına ve ortaya çıkan semptomlara göre konur.

Astım, kronik bronşit ve amfizemi kapsayan KOAH semptomları arasında yorgunluk, nefes darlığı, özellikle sabahları ortaya çıkan kronik öksürük ve balgam çıkarma, hırıltılı solunum, göğüs sıkışması, öksürük esnasında aşırı balgam tükürme, ayak veya bacaklarda şişme ve hatta dudak ve tırnaklarda mavi ton görülebilir.

Sigara içmek dışında, zararlı gazların solunması, kimyasallara ve toza maruz kalma ve hava kirliliği hastalığın nedenleri arasında yer alır.

Kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) daha çok bir erkek hastalığı olarak bilinse de, 2014 yılındaki çalışmalarda Harvard Kadın Sağlığı İzleme Örgütü’ne göre, kadınlarda bu kronik akciğer rahatsızlığı daha fazla görülüyor. Öyle ki, erkeklerden daha fazla kadınlarda KOAH’tan ölüm oranı yaklaşık yarısından fazlasını oluşturuyor.

Sigara içmek KOAH’ın başlıca nedenidir ve KOAH hem kronik bronşiti hem de amfizemi içeren bir akciğer rahatsızlığı olup, hastalar genel olarak nefes almada zorluk ve kronik öksürük çekerler.

Yapılan araştırmalarda, kadın akciğerinin sigara dumanın zehirli etkilerine karşı erkeklerinkine oranla daha savunmasız olabildiği ortaya çıkıyor. Hatta kadınların daha erken yaşta ve daha şiddetli akciğer hastalığı yaşadıklarını diyabet, Alzheimer ve meme kanserinden daha fazla ölüm oranına sahip olduğunu gösteriyor. Araştırmacılar, sebep olarak da kadınların anatomik yapısı ve östrojen hormonu üzerinde duruyor.

Siz de KOAH’tan Korunun!

KOAH tedavisinin iki ana amacı vardır. Birincisi hastalığın bulgularını düzeltmek ya da azaltmak, ikincisi ise hastalığın ilerlemesini yavaşlatmaktır. Günümüzde KOAH’ı ortadan kaldıracak, tamamen düzeltecek bir tedavi seçeneği yoktur. Ancak sigaradan uzak durmak bu hastalığı çok büyük ölçüde önler.

Alkol ve sigarayı bırakın çünkü hem erkekler hem de kadınlar için en önemli risk faktörüdür. KOAH tedavisinin temelinde bu hastalığının birincil nedeni olan sigara ilgili ölümlerin %90’ına kadar sorumludur ve her türlü tütün mamulünün hayatınızdan çıkartılması yer alıyor. Sigarayı bırakmayan hastalarda tedavi sırasında verilen ilaçların da yeterli derecede faydası olmamaktadır. Bunun yanında, sigara kullanımına devam edilmesi ile birlikte hastalığın belirtileri her geçen zaman içerisinde artarak kişinin yaşam kalitesini azaltır. Sigara dumanı dışında, solunum yollarını tahriş edebilecek kimyasalların solunumu ve hava kirliliği de akciğerlerinizin rahatsızlanma riskini arttırabilir.

Evinizi sık sık havalandırın Çok iyi bilinmektedir ki hastalıklar en çok ellerinizden bulaşır. Bu nedenle, ellerinizin temizliğine gereken önemi verin ve ellerinizi sık sık yıkamayı unutmayın.

Evinizde ise ortamın yeterince havalandırıldığından emin olun. Düzenli olarak pencerelerinizi açarak evinizin havasını temiz tutmaya çalışın ve kesinlikle evde sigara içilmesine müsaade etmeyin. Özellikle evde kir ve toz toplamaya oldukça müsait olan halı ve perde gibi eşyalarınızdan kurtulun.

Hasta bireylerden uzak durun çünkü alt ve üst solunum yolları hastalıklarında mikroplar öksürük ve hapşırma ile kolayca etrafa yayılır ve bulaşıcıdır. Nefes alıp verdiğinizde de bu virüsler ya da mikroplar kolayca hastalığın size geçmesine neden olabilir. Bu da durumunuzu daha da ağırlaştırabilir. Bu nedenle soğuk algınlığı ya da grip gibi rahatsızlıklarda tedbiri elden bırakmayın ve mutlaka bir doktora başvurun.  Çünkü sağlıklı bireylerde hafif atlatılabilen bu hastalıklar KOAH hastalarında mevcut durumun daha da kötüleşmesine sebebiyet verebilir. Zaman zaman hastalar için hastaneye yatış gerekebiliyor. Hatta daha da vahim olanı hastalığı ağır olanlarda ölüme bile neden olabilir.

Sağlıklı beslenin ve dengeli beslenin. Tıka basa yemek yerine az ve sık öğünler tercih edin. Gaz yapan yiyecek ve içeceklerden nefes darlığı şikayetini arttırabileceğinden mümkün olduğunca uzak durun. Ayrıca bol sıvı tüketimi de hastaların dikkat etmesi gereken hususlar arasında yer alır.

Egzersiz yapmayı ihmal etmeyin çünkü düzenli yapılan egzersizler semptomlarını hafifletmede yardımcı olabilir. Solunum kaslarınızı ve kalbinizi güçlendirebilir, depresyonla mücadele etmenize, kilo vermenize ve hatta vücudunuzun oksijeni daha iyi kullanmasına yardımcı olabilir. Egzersiz yaparken de kendinizi çok fazla zorlamayın. Haftanın üç günü 30 dakika yürüyüş bile sizin için yeterli olacaktır.

Doktorunuzu ziyaret edin çünkü sık sık yapılan kontroller bu hastalar için önemlidir, bu şekilde doktorunuz hastalığınızın seyrini ve verilen ilaçların etkilerini izleyebilir ve gerekiyorsa size yeni tedavi seçenekleri sunabilir. Bu hastalığın kesin bir tedavisi yoktur ancak uygulanacak doğru tedavi programı ile hastalığın semptomlarını kontrol etmeye ve hastalığın ilerlemesini geciktirmeye yardımcı olabilir.

Sigaranın sağlığa zararlarıyla ilgili farklı bir yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku...

Çocuk Sağlığı

Gebelikte Beslenme Çocuğun Geleceğini Etkiliyor

Basın Bülteni

Yayınlanma:

,

Gebelikte Beslenme Çocuğun Geleceğini Etkiliyor

Obezite artık sadece yetişkinleri değil, gençleri ve hatta çocukları da etkiliyor. Memorial Şişli Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Çocuk Endokrinolojisi Uzmanı Dr. Elif Özsu, gebelikte beslenme çocuğun geleceğini etkiliyor dedi ve çocuklarda obeziteye karşı alınması gereken önemler hakkında ailelere önerilerde bulundu.

Vücut Kitle İndeksi Çocuklarda Farklı Hesaplanıyor

Obezite vücut yağ dokusunun artması olarak tanımlanabilir. Bu yağ oranını doğrudan ölçmek mümkün olmadığı için vücut kitle indeksi kullanılmaktadır.Vücut kitle indeks değerinin yaş ve cinsiyete göre yüzde 95 persentil üzerinde olması obezite olarak kabul edilmektedir. 2 yaş ve altı çocuklarda ise boya göre ağırlık değeri kullanılır ve eğer bu değer yüzde 97 – üzeri ise obezite tanısı konulur.

Gebelikte Beslenmeye Dikkat

Bebek-anne sağlığı paralellik gösterir. Annenin gebelikteki beslenme şekli ve kilo alımı doğrudan bebeği etkileyecektir. Eğer anne düzensiz beslenir ve aşırı kilo alırsa bebekteki genetik kodlama ile ileri yaşlarda bazı riskler oluşabilir. Ayrıca ilk 3 ay başta olmak üzere gebelik boyunca yeterli ve dengeli beslenmeyen anne adaylarının bebeklerinde insülin direnci artmaktadır. Gebelikte fazla şeker tüketen annelerin bebekleri ise okul çağında yağlanma göstermektedirler. Kanada’da yapılan çalışmada 1 yaşında dahi yağlanma paterninin arttığı saptanmıştır. Daha önce kilolu olup, gastrik bypass yapılıp sonrasında gebe kalan annelerin bebekleri opere olmayıp gebe kalabilenlere göre metabolik yönden daha şanslıdırlar. Erken yaşta gebe kalınmasının da ileri yaş obezitesinde önemli rol oynadığını belirtelim.

Gebelikte 9-12 Kg’dan Fazla Alınmamalı

Gebeliğin başlangıcından itibaren anne adayı beslenmesine büyük özen göstermelidir. Yanlış beslenme alışkanlıkları düzeltilerek, gebelik için gerekli besin öğelerini içeren dengeli bir diyet oluşturulmalı ve bu diyete sadık kalınmalıdır. Gebelik süresince annenin doğum öncesi kilosu da göz önünde bulunarak 9-12 kg alımı yeterli kabul edilmektedir. Ancak doğum öncesi kilosu fazla olan annelerin daha az kilo alması önerilir. Gebeliğin son 3 ayında yağ birikimini önlemeye yönelik enerji sınırlaması, fetüs büyümesini olumsuz yönde etkileyeceğinden sakıncalıdır.

0-1 Yaş Arası Döneme Dikkat!

Erken çocukluk dönemi ve 0-1 yaş arası infant dönem metabolik program açısından son derece kritik aşamalardır. Erken dönemde kilo alınması; vücut yağlanması, tansiyon ve kardiyovasküler hastalıklar açısından sadece ileri yaş değil, çocukluk dönemi için de risk teşkil eder. Ayrıca bebeklerin gestasyon haftasına göre küçük doğmaları (SGA), büyük doğmaları (LGA)ya da ileri derece prematür olmaları ilerleyen yaşlarda metabolik sendrom yani insülin direnci, hipertansiyon, dislipidemi yani kandaki yağ oranında yükseliş ve bel çevresinde artma riski doğurur. Bu bebekler daha çocukluk çağında obez olabilirler.

Çocuklara Diyet Önerilmiyor

Çocukların yaşına göre alması gereken enerji ve besin öğelerini kapsayan dengeli bir beslenme modeli olmalıdır. Gelişme çağında olan bir çocuğa enerjiyi kısıtlayan diyetler yaptırmak büyüme ve gelişmeyi olumsuz yönde etkiler. Anne sütünü erken kesmek ayrıca her ağladığında bebeği beslemek doğru kabul edilmez. İlk 6 ay sadece anne sütü verilmeli, 2 yaşına kadar tamamlayıcı besinlerle birlikte anne sütü verilmeye devam edilmelidir. 6. aydan itibaren uygun tamamlayıcı besinlere azar azar başlanmalı, verilen tamamlayıcı besinler çocuğun ayına uygun olmalıdır. İlk verilen ek besin tatlı olmamalı, süt, şeker-bal, reçel, bisküvi, muhallebi gibi besinlerin verilmesiyle enerji alımının artacağı unutulmamalıdır. Bebeğin tükettiği diğer besinlerin yaşına uygun miktarlarda verilmesi sağlanmalıdır. Uzun süreli biberon kullanımı önlenmeli, anne biberon yerine kaşıkla beslenme yönünde teşvik edilmelidir.

Anne Adayında Metabolik Bir Sorun Varsa…

Gebelikte diyabet olan anne adaylarının erkek bebekler ileri dönemde obez bireyler olabilirler. Gebelikte fizyolojik olmayan yeme davranışları, aşırı yeme, diyabet varlığı daha sonra obezite için risktir. Obez annelerin çocuklarının deri kıvrım kalınlıkları daha yüksektir. Gebelikte alınan ağırlık 16 kg’ın üzerinde ise, çocukların 17 yaşında beden kitle indekslerinin 90 persentilin üzerinde olma olasılığı artmaktadır. Annenin gebelikte preeklampsi yani gebelik zehirlenmesi yaşaması ileri dönemde hem kız hem erkek bebekleri etkileyerek obezite riskini arttırmaktadır.

Çocuğunuzu Obeziteden Korumak İçin Almanız Gereken 15 Önlem

  • Gebelikte kilo kontrolü sağlanmalıdır. Aşırı kilo almak da yetersiz kilo almak da bebeğinizin metabolik sürecini etkiler.
  • Gebelikte şekerden zengin ve katkılı ürünler tüketilmemelidir.
  • Gebelikte ara öğünler atlanmamalı, süt, yoğurt ve yumurta mutlaka yenilmelidir.
  • Asla sigara içilmemeli ve içilen ortamlarda bulunulmamalıdır.
  • 6 ayın altındaki bebeklere meyve suyu verilmemeli, 6. aydan sonra kısıtlı verilmelidir.Mümkünse meyve suyu yerine meyve tüketilmelidir. İlk 2 yıl sık meyve suyu tüketen bebekler 4 geldiğinde artış vücut kitle indeksine sahip olabilirler.
  • Düzenli uyku çok önemlidir. Bebeğin uykusuna çok dikkat edilmelidir.
  • Eve fast food ve basit şekerlerden oluşan atıştırmalıklar alınmamalıdır.
  • Bebeğin yoğurt tüketmesi sağlanmalıdır.
  • Doktora sormadan çocuğa antibiyotik verilmemelidir.
  • Çocuğun beslenmesine zaman ayrılmalı ve öğün atlanmamalıdır.
  • Yemekler ekran karşısında yenilmemelidir.
  • Kendi kendine yemesi ve sık sık su içmesi için teşvik edilmelidir.
  • Ödül olarak çocuklara besin grupları önerilmemelidir.
  • Çocuğun kilo ve persentili yakından takip edilmelidir.
  • Çocukta dikkat çeken bir kilo alımı söz konusuysa bunun ileri yaşlara etkisi düşünülmeli ve hangi nedenlerle kilo aldığı gözlenmelidir. Gerekirse ilgili testlerin yapılması için doktora gidilmelidir.

Hamilelik döneminde beslenmeyle ilgili farklı bir yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku...

Genel

Sağlıklı Market Alışverişi Rehberiniz

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,

Sağlıklı Market Alışverişi Rehberiniz

Yoğun yaşam temposuna ayak uydurmaya çalışırken, bazı zamanlar açlığımızı sonlandırmak adına kötü tercihler yapabiliyor, çoğunlukla da işlenmiş, ambalajlı, yağlı ve kalori yüklü gıdalara yöneliyoruz. Oysa ki yediğiniz yiyeceklerin daha uzun ve sağlıklı bir yaşam sürmenize olan etkisinin boyutu göz ardı edilemeyecek oranda yüksektir. Bu nedenle, yaşam kalitenizi yükselten, hastalıklarla mücadele eden ve vücudunuzun ihtiyaç duyduğu vitamin ve mineralleri içeren, az kalorili besinleri tercih etmeniz gerekir. Tabağınızı sağlıklı gıdalarla doldurmanız, sizi daha sağlıklı ve güçlü yapacaktır. Biz de bu yazımızda sizlere sağlıklı market alışverişi rehberiniz nasıl olmalı konusuna değindik. Alışveriş sonrası sitemizde yer alan sağlıklı ve lezzetli yemek tariflerine de mutlaka göz atmanızı öneriyoruz.

Listenin İlk Sırası: Karbonhidratlar

Listemizin ilk sırasında yer alan karbonhidratlar vücudumuzun enerji kaynağıdır ve sağlıklı olabilmesi için gereklidir. Vücut enerjinin büyük bir bölümünü karbonhidrattan karşıladığı için, protein kaybı yaşanmaz ve bunun sonucu da kas kaybında azalma gerçekleşmez. Ancak karbonhidratlar çok çeşitlidir ve biz onları üç ana renk grubuna ayırabiliriz.

  • Kırmızı (Kaçınılması Gerekenler): Beyaz ekmek, pirinç kepekli, klasik makarna, patates püresi
  • Sarı (Limitli Alınması Gerekenler): Kepek ekmeği, pirinç bulgur, kepekli makarna, fırında patates
  • Yeşil (Alınması Gerekenler): Tam tahıllı ekmek, integral makarna (uzun süre tokluk hissi veren ve içeriğinde durum buğdayı irmiği ile kepek ve rüşeym gibi yüksek lifli buğday ürünlerini barındıran makarnalar)

Yüksek Lif İçeren: Kinoa

Aslında kinoa glüten içermeyen ve diğer tahıllara oranla 2 kat fazla lif içeren bir bitkidir.  Kinoa tohumları kalori bakımından çok da düşük bir tahıl değildir ancak son zamanlarda gerek yüksek oranda besin lifi içermesi, gerekse protein açısından zengin olmasından dolayı sağlıklı beslenme listesine dahil edilmesi kaçınılmaz oldu. Kinoa almadan önce bilmeniz gerekenler! Kırmızı, beyaz ve siyah olmak üzere kinoanın üç ayrı rengi bulunuyor. Kırmızı ve siyahın tadı beyaza göre daha keskindir. Porsiyon ölçüsüne dikkat edilip kinoanın bir karbonhidrat kaynağı olduğu unutulmamalı. Ayrıca kırmızı ve siyahın, salatalar gibi soğuk yemeklerde daha iyi olduğu ünlü şefler tarafından söyleniyor. Sağlığınız için önceden yıkanmış olan kinoayı satın alın. Kionayı pişirmeden önce yarım saat suda bekleterek acı tadının yok olmasını sağlayabilirsiniz.

Sebze ve Meyveler

Sebze ve meyveleri de yeteneklerine göre kendi içerisinde kategorize edebilir, siz de ihtiyacınıza göre listenizi mevsiminde tercihler yaparak oluşturabilirsiniz.

C Vitamini bağışıklık sistemini güçlendiren en etkili besleyicilerden biri olup, kalp sağlığı, göz hastalıkları ve cilt kırışıklıkları için de etkilidir. C vitamini açısından zengin olan besinler arasında dolmalık kırmızı biber, brokoli, dolmalık yeşil biber, yeşil biber, brüksel lahanası, turunçgiller, kavun, çilek, yaban mersini yer alır.

Lif (Posa) yalnızca meyvelerde, sebzelerde ve tahıllarda bulunan, yeterli miktarda alınan sıvı ile besinlerin kolayca sindirilmesinde yardımcıdır ve bağırsaklarımızın daha mutlu olmasını sağlar. Enginar, bezelye, avokado, barbunya, mercimek, kayısı, muz, elma, ananas, kiraz, şeftali, armut, üzüm lif açısından oldukça yüksek besinlerdir.

Folik asit özellikle kadınların hamile kalmadan önce başlaması gerektiği önerilen ve yine özellikle rahim ve akciğer kanserine dönüşecek hücreleri düzelten süper bir B vitamini üyesidir. Vücutta depolanma sorunu olmadığından düzenli olarak alınabilir. Bu basamakta ıspanak, kuşkonmaz, yeşil yapraklı sebzeler, brokoli, brüksel lahanası, karnabahar, turp yaprağı, domates (özellikle domates suyunda iyi miktarda folik asit yer alıyor) turunçgiller, kavun, avokado tercih edilebilir.

Potasyum vücutta sıvı ve mineralleri dengede tutup, vücudun normal kan basıncını korumaya yardımcı olan potasyumu tatlı patates, barbunya, ıspanak, pazı yaprağı, kış kabağı, domates, enginar, kara lahana, dolmalık kabak, fasulye, yaban havucu, muz, incir, kivi, mango, şeftali, kavun, papaya, armut, avokado, kayısıda bol miktarda bulabilirsiniz.

“Magnezyum”suzluk Hasta Eder!

Magnezyumun eksikliği ciddi ritim bozuklukları, kas şikayetleri, güçsüzlük, tansiyon düşüklüğü, bulantı ve sürekli uyku hali gibi birçok duruma neden olabilen magnezyumu içeren besinler ise ıspanak, pazı yaprağı, barbunya, bezelye, roka, kara lahana, yeşil fasulye, soya fasulyesi, brüksel lahanası, kuşkonmaz, pırasa, brokoli, patlıcan, mantar, acı biber, dereotu, domates, çilek, muz olarak listemizde yer alabilir.

 – Karoten ailesinden sarı renkli bir antioksidan ve A vitamini öncüsü olan Lutein’in ise en çok bulunduğu besinler arasında ise yumurta sarısı, kıvırcık lahana, ıspanak, pazı, kırmızı hindiba, turp yaprakları, brokoli, havuç, sarı ve turuncu meyveler yer alır.

– Kanın pıhtılaşmasını sağlayan, kemikleri güçlendiren K vitaminin osteoporozun (kemik hastalığı) önlenmesi ve tedavisinde de kullanıldığı bilinen bir gerçektir, özellikle de ıspanak, brokoli, bamya, lahana, göbeksiz yeşil lahana yaprakları, turp yaprağı, pazı, kuru erik, avokado, üzüm, incirde bolca miktarda bulunmaktadır.

Beta-karoten ise cilt hücrelerindeki pigment sayısını arttırıp, bronzluğumuzu korumaya yardımcı olur. Ayrıca düzenli bir şekilde tüketildiğinde (yapay olarak alınmaması gerekir) alzheimer’ı önlediği de söylenir. Havuç, kabak, bal kabağı, brokoli, dolmalık biber, patates, kırmızı ve yeşil biber, mısır, ıspanak, lahana, marul, domates, kayısı, papaya, karpuz, kavun, şeftali gibi Beta-karoten zengini besinleri listenzden eksik etmemenizi öneriyoruz.

Protein Kaynağı: Etler

İlk etapta proteini tanıyalım. Sağlıklı beslenmenin olmazsa olmazı olan proteinler, “amino asitler” adlı bloklardan oluşur ve vücut dokusunun gelişimi açısından oldukça önemli bir yere sahiptir. Genel anlamda hayvansal ve bitkisel besin grupları vücudumuzun ihtiyacını karşılayacak kadar protein içerir. Ancak biz proteinleri iyi (sağlıklı şartlarda büyüyen, beslenen hayvanlardan elde edilen) ve kötü proteinler (aşırı işlem görmüş, besin değeri düşük) olarak ikiye ayırabiliriz.

Tavuk göğsü, kırmızı et, işlenmemiş somon ve hindi eti en iyi protein kaynağı besinler arasında yer almaktadır.

Vejetaryen ve veganlar ise tofu, tempeh gibi soya fasuyesinden yapılmış beyaz peyniri andıran besinleri ve dondurulmuş edamam (olgunlaşmamış soya fasulyesi) tercih edebilirler.

Alışverişinizi tamamladınız ancak yemek yapmak için yeterli vaktiniz yok, o halde.

Basit Aperatifler Deneyin! 

Yeterli zamanınız yoksa, sağlıklı iki ürünün birleşimi ile kendinize hemen lezzetli hem de keyifli bir atıştırmalık hazırlayabilirsiniz. Önerim ise; yağsız bir yoğurt bir avuç kuruyemiş, alternatif olarak çiğ sebzeler ya da lif açısından yüksek elma ile bir çorba kaşığı fıstık ezmesi.

 Sebze Smoothie’sine Ne Dersiniz?

İstediğiniz her lezzeti karıştırabilir, gün boyunca yemek veya atıştırmalık yerine tüketebilirsiniz. Hem sadece meyve bazlı olmak zorunda da değil, sebzelerden de gayet lezzetli smoothieler yapılabiliyor. Unutmayın, hangi besinlerin listenizde yer aldığı ya da hangilerinin listenin dışında kaldığı önemli değildir. Burada esas olan; sizin vücudunuzu çok iyi tanımanız ve yiyeceklerin size sunduğu faydaları göz önünde bulundurarak, hangilerine gerçekten ihtiyacınızın olduğunu bilmenizdir.

Market alışverişiyle ilgili farklı bir yazıma buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

 

 

 

Devamını Oku...

Öne Çıkanlar

www.dryerebakan.com Sadece bilgilendirme ve sağlık bilgilerinin eğlenceli olarak aktarılmasını amaçlamaktadır, teşhis veya tedavi için bir alternatifi değildir. Doktorunuz yerine geçmeyi yada Doktorunuzun size uyguladığı tedavi yerine geçmeyi hedeflememektedir. Web sitesi içeriğinden dolaşan tüm kullanıcılar, Kullanım Koşulları ve Gizlilik Kurallarını otomatik olarak kabul etmiş sayılır.

İletişim: info@dryerebakan.com

Copyright © 2017 DrYerebakan.com.