Bizimle iletişime geçin

Beslenme

Yemek Sonrası Ağzınıza Gelen Acı Tat, Reflü Belirtileri!

Halit Yerebakan

Düzenleyen

on

Reflü belirtileri

Aslında yemek sonrası ağzınıza gelen o acı tat, yani mide asidi düşünüldüğü kadar kötü değil. Mide asidini azaltmak ilk etapta iyi bir fikir olsa da, bu durum mide ekşimenizi şiddetlendirebilir!

Reflü belirtileri kişiden kişiye göre farklı şekillerde ortaya çıkabilir. Hatta daha önce mide ekşimesi geçirmiş fakat farkında bile varmamış olabilirsiniz. Hoşunuza gitmeyen bir yemek ya da stresli bir gün, mide ekşimesine neden olabilir. Ancak eğer kronik asit reflüsü yaşıyorsanız, bu durum sizi zorlayabilir. İlaçlarla semptomları örtbas etmek yerine, mide yanması sorununuzun köküne inmek gerekir.

BAĞIMLILIK YARATIR

Mideniz, yiyecekleri parçalamaya ve sindirmenize yardımcı olması amacıyla mide asidi salgılar. Sadece üretim çok yüksek veya çok düşük olduğunda işler rahatsız edici olmaya başlar. Mide ekşimesi, hazımsızlık ve asit reflüsü aynı nedenden dolayı yanma hissine sebep olur. Bu neden, midenizdeki asidin yemek borunuza çıkma eylemidir. Yukarı yön, sindirim sıvıları için yanlış yöndür. Asit reflünüzü fark etmeden yaşamış olabilirsiniz.

Asit reflüsü göğsünüzde yanmaya ek olarak aşağıdakilere neden olabilir:

 Yemek sırasında veya sonrasında geğirme
 Boğazda bir yumru hissi
 Ağzınızda kalan acı tat
 Yutma sorunları
 Kuru öksürük
 Yemek sonrası kusma hissi Bu gibi semptomlarla sık sık karılaşıyorsanız siz de reflü hastası olabilirsiniz, en yakın zamanda doktorunuza danışın. Birçok şey, asit hazımsızlığının bir kere de olsa tetiklenmesine neden olabilir. Asit hazımsızlığına neden olan tetikleyiciler şunlardır:
 Stresli bir gün
 Yoğun aktivite
 Yedikten çok kısa bir süre sonra yatmak
 Mideniz için pek de iyi gelmeyecek bir yemek yemek, mide ağrınızı bir kere de olsa tetikleyebilir. Yine de ara sıra hafif hazımsızlıkla, uykunuzun ortasında solunum yollarınızdaki bir ateş hissiyle düzenli olarak uyanmak arasında bir fark var. Eğer haftada birkaç kez asit reflüsü yaşıyorsanız veya göğüs, boğaz ya da akciğerlerinizde yanma hissederseniz, bu konuda bir şeyler yapmanız gerekir. Çoğu doktor, midenizde yanık şikayetiyle gittiğinizde, fazlasıyla mide asidine sahip olduğunuzu söyleyecek ve size asit engelleyici ya da antiasit ilaçlar tavsiye edecek. Bu öneriyi takiben hızlıca bir düzelme hissedebilirsiniz, ancak bu tedaviler zamanla sorunu daha da kötüleştirecektir. PPI olarak bilinen asit engelleyici mide asidi üretimini azaltır ve antiasitler asitleri nötralize eder. Mide asidini azaltmak ilk etapta iyi bir fikir olabilir, fakat bu durum mide ekşimenizi şiddetlendirebilir.

İLAÇLARIN YAN ETKİLERİ NEDİR?

Kemiklerin kırılma riski artar: Asit engelleyici ilaçların üzerinde yüksek dozlarda veya uzun süreli kullanımının kemik kırığı riskini artırdığına dair uyarılar olmalıdır. ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA); ilaç etiketlerine, bu ilaçların kullanımı ile doğabilecek kalça, bilek ve omurga kırığı olasılığı hakkında güvenlik bilgileri eklemiştir. Bazı çalışmalar, kemik kırığı riskinin uzun süreli kullanımla üç kat arttığını göstermektedir. 2006 yılında American Medical Association Journal’da yayınlanan diğer çalışmada, PPI terapisinin bir yıldan daha fazla sürmesi ile kalça kırığı riskinin arttığı gözlemlenmiştir.

Enfeksyon riski artar: Asit engelleyici ilaç kullanıcıları; çok tehlikeli, potansiyel olarak ölümcül enfeksiyon türleri için yüksek risk altındadır. Harvard merkezli bir araştırmada, hastaneye yatırıldığında asit engelleyici kullanan hastalarda hastane kökenli zatürree riskinin yüzde 30 arttığı bildirildi.

Vitamin ve mineral yetersizlikleri yaşanır: Daha önce de değindiğim gibi asit engelleyici tedavilerin, demir ve vitamin B12 gibi kritik vitamin ve minerallerin emilimini engellediği iyi bilinmektedir. Asit, vücudumuzun soğurması için bu besinleri yiyeceklerden ayırmak adınagereklidir. Özellikle B12 vitamini, nörolojik sistem için önemli bir besin öğesidir ve yaşlı hastalarda B12 eksiklikleri, bunama ve bilişsel düşüş riskinde artışla ilişkilidir.

BAĞIMLILIK YARATIR

Her şeyin üstünde, vücut asit engelleyici ilaca bağımlı hale gelir. Reflü ilacı kesildiğinde, mide hormonunun yükselmiş seviyesi midede büyük miktarda asit üretir ve reflü belirtileri alevlenir. Mide asidinizi düşürmek çok da iyi bir fikir değildir. Çok fazla asit olması yemek borunuzda yanma hissetmenize sebep olabilir ama çoğu asit reflüsü, midenizde çok fazla asit olmasından kaynaklı değil, çok az asit olmasından kaynaklıdır. Midenizde doğru köpürmeyi geriye önleyen bir grup kas bulunuyor. Bu kaslar midenizde yiyecek olmadığında serbest kalır, yiyeceğinizi midenizde sindirebileceği yerlerde tutmaya yardımcı olmak için asit üretirken kendini sıkıştırır. Yemeği sindirmek için midenizde yeterli miktarda asit olmadığında vücudunuz şaşırır. Kaslar serbest kalır ve mide içeriği yemek borusuna doğru tırmanır.

REFLÜ BELİRTİLERİ İLAÇ KULLANMADAN  NASIL YOK EDİLEBİLİR?

Midenize kötü geldiğini bildiğiniz gıdaları tüketmeyin. Çoğu kişi, bazı gıdaları yemenin reflü semptomlarını kötüleştirebileceğinin farkında. Domates ve narenciye gibi asidik ve baharatlı gıdalar yemek borusunu ve midede zaten yanmış olan yüzeyi tahriş eder. Yüksek oranda yağ içeren gıdalar da mide asidini artıran yiyeceklerdendir. Yüksek yağlı veya baharatlı gıdalar ile beslenmek reflü hastaları için kötü bir kombinasyondur.

MEYAN KÖKÜ VE SAKIZ

Doğanın size sunduğu doğal reflü tedavilerini kullanın. Tahriş olmuş dokuları iyileştirmek ve optimal gastrointestinal fonksiyonu desteklemek için vücutla birlikte çalışan birçok doğal madde bulunur. Bu araçlar tehlikeli asit önleyici ilaçlara başvurmadan geri akışın tersine çevrilmesi ve yönetilmesinde anahtardır. Meyan kökü, reflüyle savaşta başta gelen bitkilerdendir. Diğer bir doğal çözüm ise damla sakızı. Sakız ağacından edilen bu reçine mide ve bağırsak ülserlerinin tedavisinde uzun süredir kullanılmaktadır. New England Journal of Medicine dergisinde yayınlanan bir habere göre, damla sakızının laboratuvar ortamında yedi farklı helikobakter piloriyi öldürme kabiliyeti vardır. Damla sakızı güçlü anti-iltihap özelliklere sahiptir ve mide ya da yemek borusunda oluşan tahrişlerin iyileşmesine yardımcı olur.

 

Reflüye neler sebep olabilir?

İlaçlar: Bazı ilaçlar reflüye neden olabilir. Ve hatta durumu daha da kötüleştirebilir.
Stres: Stresli durumlarda reflünüzün ortaya çıktığını veya kötüleştiğini fark ederseniz, strese verdiğiniz reaksiyonu yönetmenin yollarını öğrenin. Stres altında midenizde yanma hissettiğinizde, stresin etkilerini azaltmak için solunum teknikleri uygulayın veya kısa bir yürüyüş yapmayı deneyin. Derin solunum, yaklaşık 30 saniye içinde kalp atış hızınızı normale döndürebilir.
Yaş: Yaşlandıkça mide asidi üretimi yokuş aşağı gidiyor.
Gıda intoleransı: Herhangi bir gıdaya duyarlı olabilirsiniz, ancak glüten ve süt birçok insanın büyük düşmanıdır. Glüten ve sütün sizi nasıl etkilediğinden emin değilseniz, semptomların azalıp yavaşladığını gözlemlemek için onları yaklaşık 30 gün boyunca öğünlerinizden çıkartın.
Hastalıklar: Birtakım tıbbi durumlar, mesela düşük tiroid, SIBO, adrenal yorgunluk gibi hastalıklar; mide asidi üretimine müdahale edebilir.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et
Yorum bırakmak için tıklayın

Yanıt bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Beslenme

Şimdi Nar Tüketmenin Tam Zamanı

Basın Bülteni

Düzenleyen

on

Şimdi Nar Tüketmenin Tam Zamanı

İçindeki onlarca minik tanesi gibi, faydaları da onlarca! Özellikle kırmızı rengini veren ‘antosiyanin’ bileşeni sayesinde bağışıklık sistemini güçlendiriyor, gripten kansere dek birçok hastalığı önlüyor. Acıbadem Altunizade Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hazal Çatırtan Çobanoğlu özellikle narın suyunu sıkıp içmek yerine bir büyük narın yarısını tüketmenin çok daha fazla fayda sağladığını belirtirken “Buna karşın başta kemoterapi ilaçları olmak üzere birçok ilaçla etkileşimi olduğunun unutulmaması gerekir. Bu nedenle kullanılan ilaçlar doğrultusunda hekimden mutlaka etkileşim bilgisi alınmalı” uyarısında bulunuyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Hazal Çatırtan Çobanoğlu, şimdi nar tüketmenin tam zamanı dedi ve bu şifalı meyvenin sağlığa olan 9 faydasını anlattı.

Antioksidan Zengini

İçeriğindeki Punicalagin ve Punicic asit narın yüksek antioksidan aktiviteye sahip olmasını sağlıyor. Yapılan araştırmalar nar ve nar suyunun, yeşil çayın antioksidan aktivitesinin üç katına sahip olduğunu gösteriyor. Bu antioksidanlar stres, yanlış beslenme ve çevredeki olumsuz koşulların vücudumuzda yarattığı hasarı önlemeye yardımcı oluyor

Anti-Enflamatuar Etkili

Kronik enflamasyon kalp ve damar hastalıklarından Alzheimer’a, kanserden tip 2 diyabete dek birçok hastalığın öncüsü. Nar büyük ölçüde punicalaginlerin antioksidan özellikleri sayesinde anti-enflamatuar etki gösteriyor. Vücudumuzdaki iltihabı azaltmak için düzenli nar tüketimi iyi bir seçenek.

Kansere Karşı Koruyucu

Narın içerisindeki antioksidan maddeler kanser hücrelerinin oluşum sürecini yavaşlatabiliyor veya durdurabiliyor. Özellikle meme, kolon ve prostat kanseri oluşumunu önleme üzerine olumlu sonuç veren araştırmalar var.

Kan Basıncını Düşürmeye Yardımcı

Nar ve nar suyu içeriğindeki polifenoller sayesinde enzim aktivitelerini düzenleyip damarlarda genişleme ve tansiyonda düşme sağlayabiliyor. Kolesterol düzeylerini etkileyerek damarları ve kalbi koruyucu etki gösteriyor.

Hafıza Dostu

Beslenme ve Diyet Uzmanı Hazal Çatırtan Çobanoğlu “California Üniversitesi’nde yapılan çalışmada 4 hafta boyunca düzenli nar/nar suyu tüketen kişilerin sözel-görsel hafıza görevlerini daha iyi yaptıkları ve hafıza ile ilgili testlerde daha başarılı oldukları görülmüştür” diyor.

Yaşlanma Karşıtı

İçeriğindeki antioksidanlar ve urolithin A isimli bileşen sayesinde vücudumuz kasları oluşabilecek hasarlara karşı daha rahat koruyabiliyor. Doku hasarı en aza iniyor. Bu da hem vücutta hem ciltte yaşlanmayı geciktiriyor.

Üreme Sisteminde Olumlu Etkili

Oksidatif strese karşı koruyucu etkisi sayesinde yumurta ve embriyo koruyucu etkisi olduğu düşünülüyor. Aynı zamanda erkeklerde sperm yoğunluğunu ve hareketliliğini de arttırmaya yardımcı oluyor.

Kilo Korumada Etkili

Nar hem gözü hem karnı doyuran bir meyve. Yarım kase nar sadece 72 kalori. Bununla birlikte 3.5 g diyet lifi içeriyor. Bu diyet lifleri hem tokluk sağlıyor hem de bağırsak sağlığımızı koruyor.

Egzersiz İçin Enerji Kaynağı

Beslenme ve Diyet Uzmanı Hazal Çatırtan Çobanoğlu “Nar, diyette doğal nitrat alımını sağlayan bir meyve. Nitratların kan basıncını düşürebilme etkisi olduğu gibi enerji üretimini sağlayan mitokondrilerin etkinliğini de arttırarak fiziksel performansı arttırabildiği görülmüştür” diyor.

 

Okumaya Devam Et

Beslenme

Sağlıklı Salata Hazırlamanın 5 Yöntemi

Basın Bülteni

Düzenleyen

on

Öncesi1 of 6
Klavye ok tuşlarını kullanabilirsiniz. ( ← | → )

sağlıklı salata

Sağlıklı salata hazırlamanın püf noktaları

Rokasından kıvırcığına, domatesinden kuzukulağına, taze soğanından reyhanına ve daha birçoğuna… Salata, besin değerleri açısından zengin güçlü silahşörleri, kendine has tadı ve rengiyle lezzetinin yanı sıra tam bir sağlık deposu. Ancak aman dikkat! Acıbadem Kadıköy Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Evrim Demirel, sağlıklı salata hazırlarken bazı kurallara mutlaka uyulması gerektiğini söylüyor. Aksi halde sağlık vadeden bu yeşilliklerin bir anda tehlikeli hale gelebildiğini belirten Evrim Demirel “Üstelik içine katılan soslar ile kilo almanıza bile neden olabiliyor” diyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Evrim Demirel, salatanın faydalarını ve sağlıklı salata hazırlamanın yollarını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Okumaya Devam Et

Beslenme

Kanserden Korunmak için Hünnap Tüketin

Halit Yerebakan

Düzenleyen

on

Kanserden Korunmak için Hünnap Tüketin

Hünnap meyvesinin adını daha önce hiç duymamış hatta tadının bile nasıl bir şey olduğunu bilmiyor olabilirsiniz. Ancak bilenlerin vazgeçemediği ve sağlığa açısından bolca yararı olan bu meyvenin hazır şimdi tam mevsimiyken tanışmanızda fayda olduğunu düşünüyorum. Öyle ki kanserden korunmak için hünnap tüketin…

Eski çağlardan beri Çin’de alternatif tıp yöntemi olarak kullanılan hünnap meyvesi, son zamanlarda ülkemizde de popüler olmaya başladı. Sonbaharda, semt pazarlarında ve marketlerde karşımıza çıkan bu meyve Çin’de ölümsüzlük meyvesi olarak anılıyor. Peki gerçekten sağlığa bu kadar faydalı mı?

Öncelikle hünnabın içerisinde A ve C vitaminlerinden bolca bulunduğunu bilmenizde fayda var. Ayrıca hünnap; kalsiyum, magnezyum, fosfor ve potasyum yönünden de oldukça zengin bir meyve. Bu özellikleri sayesinde bağışıklık sisteminizi güçlendiren hünnap, birçok hastalığa da iyi geliyor. Özellikle sakinleştirici ve uykuya yardımcı olan şifa kaynağı hünnabın sağlığa olan diğer faydaları neler merak ediyorsanız bu yazım tam size göre…

Uykusuzluğa Karşı, Yatmadan Önce Hünnap Çayı İçin

Meyvenin içerisinde yer alan jujuboside A maddesinin beyindeki hipokampusu etkileyerek uykusuzluk ve anksiyetinin hafifletilmesine yardımcı olur. Hünnap meyvesi aynı zamanda flavonoidler, saponinler ve polisakkaritler olarak bilinen bileşikleri de içerir. Çalışmalar, hünnapta yer alan yüksek saponin içeriğinin, tüm sinir sistemi üzerinde yatıştırıcı bir etkiye sahip olduğunu göstermiştir. Hünnabın dinlendirici etkisi sayesinde yatmadan önce bir fincan hünnap çayı içerek rahat bir gece uykusu çekebilirsiniz.

Kanserden Korunmak için Hünnap

Hünnap meyvesinin bilinen en önemli özelliği vücudu kansere karşı korumasıdır. İçerisinde bulunan antioksidan ve C vitamini sayesinde kanser hastalıklarına karşı koruyucu etkiye sahiptir. Yapılan araştırmalarda hünnabın birçok kanser türünde iyileştirici etkisi olduğu ortaya çıkmıştır.

Kabızlık Problemine İyi Gelir

Hünnap sindirim sağlığı içinde oldukça faydalı bir meyvedir. Öyle ki sindirimi kolaylaştırarak kabızlığa problemini giderir. Hünnap, kabızlıkta bağırsak geçiş süresini azaltarak, dışkı nemini arttırır. Böylece bu problemi engellemiş olur.

Stresi Azaltır

Hünnapta bulunan jujuboside A maddesinin, zihin ve beden üzerinde yatıştırıcı bir etkiye sahip olduğu bilinir. Bu yüzden Çin’de alternatif tıpta doğal bir antidepresan olarak kullanılıyordu. Yapılan araştırmalarda, hünnap meyvesinin tohumlarının hayvan deneklerinde anksiyeteyi azaltmada özellikle rol oynadığı görülmüştür.

Kan Basıncını Dengeler

Bir diğer sağlığa olan faydası da kan basıncı üzerindeki olumlu etkisidir. Potasyum kan basıncını sağlıklı seviyelerde tutar, hünnap aynı zamanda potasyum içerdiğinden yüksek olduğu için kan basıncını dengeler.

Kemikleri Güçlendirir

Hünnap, içerisinde bol miktarda fosfor içerdiği için kemik sağlığında oldukça etkilidir. Aynı zamanda yine içerisinde bulunan kalsiyum kemik gücünü arttırarak kemikleri güçlendirir.

Bağışıklığı Arttırarak, Hastalıklarla Savaşır

Antioksidan ve C vitamini yönünden oldukça zengin bir meyve olan hünnabı tüketerek bağışıklığınızı güçlendirebilirsiniz. Antioksidanlar serbest radikallerin neden olduğu hasarı engelleyen besinlerdir. Vücuttaki aşırı serbest radikal seviyeleri, yaşlanma sürecini hızlandırmanın yanı sıra kanser ve kalp hastalığı gibi daha ciddi sağlık sorunları ile bağlantılıdır.

Bağışıklığı arttırmak için olmazsa olmaz bir vitamin olan C vitaminini vücudumuz kendi başına üretemez. Bu sebeple, beslenmenizde yeterli miktarda C vitamini aldığımızdan emin olun. İşte bu noktada yüksek oranda C vitamini içeren hünnap tüketerek bağışıklığınızı arttırabilirsiniz.

Hünnapla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar