Bizimle iletişime geçin

Diyet ve Kilo Verme

Yemek Günlüğü Tutmak Gerçekten Faydalı mı

Halit Yerebakan

Düzenleyen

on

Yemek Günlüğü Tutmak Gerçekten Faydalı mı

Günümüzde birçok kişi çoğunlukla bilinçsizce beslenerek neyi ne kadar yediğinin farkında bile değil. Bu şekilde yapılan kontrolsüz tüketimler de kilo almanıza davetiye çıkarıyor. Halbuki sağlıklı beslenmek adına hangi besini ne kadar tükettiğinizin farkında olmanız oldukça önemlidir. Peki yemek günlüğü tutmak gerçekten faydalı mı?

Günlük hayatın koşuşturmasında dün ne yediğinizi unutuyorsanız eminim yalnız değilsiniz. Sağlıklı beslenmek ve neticesinde kilo vermek adına düzenli olarak ne yediğinizi bilmeniz hem yeme alışkanlıklarınızı anlamanız hem de farkında olmadan atıştırdığınız şeyleri tespit etmeniz adına size yardımcı olacaktır. Araştırmalar, kilo vermeyi hedefleyen kişilerin yemek günlüğü tutmasının yeme alışkanlıklarını değiştirmede etkili bir araç olabileceğini göstermektedir. Yaklaşık 1.700 katılımcının katıldığı araştırma sonuçlarına göre, yemek günlüğü tutan kişilerin tutmayanlara göre iki kat daha fazla kilo verdiği görülüyor.

Yemek günlüğü tutarak;

  • Günlük düzenli olarak tüketilen yiyecek ve içeceklerin ne olduğunu tespit etmiş olursunuz. Böylece özellikle gün içinde almış olduğunuz fazladan kalorileri de fark edersiniz.
  • Yemek günlüğü sayesinde yediğiniz yiyeceklerin miktarını listeleyerek (su bardağı, çay kaşığı, yemek kaşığı vb.) ölçebilirsiniz.
  • Ne zaman yediğinizde kilo vermenizde oldukça önemlidir. Yemek yediğiniz zamanın farkında olursanız, gece yarısı atıştırması gibi potansiyel olarak sorunlu zamanları belirlemede yardımcı olmuş olursunuz.

Yemek günlüğünde yediğiniz her öğünden sonra yediklerinizi ve saatlerini not edin, yemeklerinizi nerde yediğinizi de günlükte belirtin. Günlük tutmak için günün sonunu beklemeyin, çünkü hatırlamanız zor olacaktır. Bu noktada kendinize karşı dürüst olmak oldukça önemlidir. Yediğiniz yemekleri günlükte daha az göstermenizin hiçbir anlamı olmaz. Son olarak ta motivasyonunuzun artması için geriye dönük günlüğünüzü inceleyin. Beslenme programınızdaki olumlu değişim özgüveninizi arttıracaktır.

Yemek günlüğü tutmanın yanı sıra günlük diyetinizde vitamin ve mineral kontrolü yapmanızda oldukça önemlidir. Muhtemelen her gün bir sürü farklı vitamin ve minerale ihtiyacınız olduğunu biliyorsunuz. Ama hangilerine ihtiyacınız olduğunu ve nedenini bilmiyor olabilirsiniz.

Magnezyum

Vücudunuz bu minerali; normal kas ve sinir fonksiyonunun muhafaza edilmesi, kalp ritimlerinin sabitlenmesi, sağlıklı bir bağışıklık sistemi, kemiklerin güçlenmesi için kullanır. Ayrıca kan şekeri düzeylerinin düzenlemesine yardımcı olmak, tansiyonu dengede tutmak, krampları, baş ağrısını ve migreni azaltmaya yardımcı olmak için de vücudun bu minerale ihtiyacı vardır.

Omega 3

Omega-3; depresyon semptomlarını azaltır, kalp hastalığı riskini düşürür. Beyin sağlığı ve sinir sistemi gelişimi için gereklidir. Yaşlanmaya bağlı olumsuz değişikliklere, kalp hastalığı riskinde artışa ve bilişsel düşüşe karşı koymaya yardımcı olur.

C vitamini

Yeterli miktarda C vitamini seviyesi kırışıklıkları azaltmaya, zararlı serbest radikalleri emmeye ve nörotransmitter üretimine, yara iyileşmesine ve proteinin metabolize edilmesine yardımcı olur.

Biyotin

AB vitamini, bazen H vitamini veya B7 vitamini; biyotin olarak anılır. Güzellik vitamini olarak bilinen biyotinin vücuda en önemli faydası, hücre gelişimine katkıda bulunmak ve kanın şeker seviyesini ortalama düzeyde tutmaktır. Özellikle kadınların önem verdiği saç ve tırnak sağlığına olan pozitif etkisi ile biyotin günümüzde birçok kozmetik ürününde kullanılmaktadır.

Folik Asit

Kadınların yakından tanıdığı folik asit; kırmızı kan hücreleri de dahil olmak üzere yeni hücreler üretmeye ve sürdürmeye yardımcı olur. Sinir sisteminin mesaj taşıyan moleküllerinde dengeyi korur, zihinsel ve duygusal sağlık için de oldukça önemlidir.

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

 

 

Okumaya Devam Et
Yorum bırakmak için tıklayın

Yanıt bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Cilt Bakımı

Mükemmel Görünümlü Bir Vücut İçin Öneriler

Murat Palabıyık

Düzenleyen

on

mükemmel görünümlü bir vücut

Yaza Sıkı Hazırlanın

Beslenmemize dikkat etsek de, diyet yapsak da, spor yapsak da, vücudumuzun bazı bölgelerindeki fazlalıklardan ve kötü görünümdeki çatlak izlerinden, portakal kabuğu görünümden bir türlü kurtulamayız. Yaza girerken Dermatoloji Uzmanı Doç. Dr. Ahu Birol Kocaalp, çatlak izlerinden ve selülitlerden kurtulmak, fit görünmek, mükemmel görünümlü bir vücut ve bölgesel yağlanmada etkili mezoterapi yöntemi hakkında bilgi verdi.

Bölgesel zayıflama uygulamalarında, selülitleri gidermede, hamilelikte oluşan çatlakların onarımında, gıdının toparlanmasında ve yüz gençleştirme işlemlerinde daha çok mezoterapinin tercih edildiğini söyleyen Dermatoloji Uzmanı Doç. Dr. Ahu Birol Kocaalp, “Bu yöntemde amaç sorunlu bölgeye küçük dozlarda ilaç enjekte ederek yağ hücrelerini azaltmaktır. Cilt altına enjekte edilen ilaç sayesinde, dolaşımda düzelme ve lenfatik sistemde canlanma artıyor, hücre içi yağ metabolizması hızlanıyor. Böylece cilt altı yağ dokusunda yağ hücre sayısı azalarak serbest kalmış yağ asitleri dolaşımla vücuttan atılıyor” dedi.

Doç. Dr. Ahu Birol Kocaalp: “Derinin alt tabakasındaki yağ dokusunun, bağ dokuları arasında sıkışmasıyla ortaya yağların, özellikle kalça ve üst bacak bölgesinde düzensiz ve biçimsiz toplanmasına neden olan ve ortaya görmek istemediğiniz kötü görüntüler çıkan tıp dilinde ‘hidrolipodistrofi’ denilen selülit, genç-yaşlı tüm kadınların korkulu rüyasıdır. Selülite zemin hazırlayan genetik yatkınlık, hormonların etkisi, dolaşım bozukluğu, beslenme alışkanlıkları ve hareketsiz yaşam gibi pek çok faktör var.

Selülitlerden Kurtulun

Selülitlerinden kurtulmak ve pürüzsüz bir vücuda sahip olmak isteyenler için Revitacare CelluCare’in içeriğinde yer alan kafein ve mikro besinler yardımı ile enzimlerin aktivasyonunu maksimize ederek selülitsiz bir görünüm sağlamaya yardımcı oluyor. İçeriğindeki lipolitik etken maddelerle yağları enerjiyeçeviriyor. Mikro dolaşımı ve lenf drenajını destekliyor, kutanöz dokunun dış görünümünü iyileştirmeye ve depolanan yağları azaltmaya yardımcı oluyor. Özel formülüyle portakal kabuğu görünümünden sorumlu tutulan kümeler halindeki adipositleri (yağ hücresi) hapsederek, Hyaluronik Asit içeriğiyle hücre zarlarını hidrolize ediyor. Revitacare CelluCare, içeriğindeki hyaluronik asidin nemlendirici özelliğiyle cilde daha yumuşak ve pürüzsüz bir görünüm kazandırıyor. Yoğun kadifemsi hissi yaratarak ‘Portakal kabuğu’ görünümünün yok olmasına yardımcı oluyor” diye belirtti.

Siluetin dış hatlarının yeniden belirlenmesini sağlanmasının da önemli olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Ahu Birol Kocaalp, “İçeriğinde yer alan hyaluronik asit, DMAE, mikrobesinler ve vitamin B5 ile çatlak izlerinin görünümlerinin düzelmesine yardımcı oluyor. Cilt dokularına ton kazandıran, cildin elastikiyetini artıran, cilde genç ve taze bir görünüm sağlayan Revitacare StretchCare; nemlendirme ve yeniden yapılandırma özelliğiyle hyaluronik asit, cildi destekleyen sıkılaştırıcı etkiye sahip DMAE, cildin doğal savunma mekanizmalarının serbest radikallere karşı güçlenmesine katkı sağlayarak, cilde daha genç ve berrak bir görünüm kazandıran mikrobesinler ve vitamin B5 içeriği ile mükemmel görünüm sağlıyor” dedi.

Gıdı, bacaklar, karın ve mide bölgesi, yanlar, sırt, kollar, alt bacak olacak şekilde bölgesel yağlanma olan yerlere uygulandığını belirten Doç. Dr. Ahu Birol Kocaalp “Hekim tarafından yapılan uygulamalar hastanın durumuna göre farklı seans sıklıklarında gerçekleştiriliyor. Revitacare CelluCare, iki hafta süreyle haftada iki seans ve daha sonra bir ay süreyle haftada bir seans uygulama ile gözle görülür bir etki sağlıyor. Vücudun toparlanmasına ve ince bir görünüme kavuşmasına yardımcı oluyor. Yüz ve vücutta yer alan tüm çatlak izleri ve elastikiyet kaybı için uygulanan Revitacare StretchCare ise duruma göre sekiz ya da 10 gün aralıklarla dört-altı seans olmak üzere uygulanıyor ve gözle görülür bir etki sağlıyor. Uygulama sonrasında hasta normal günlük hayatına devam edebilir. Sadece mezoterapi tedavisi süresince güneş banyosu ve solaryumdan kaçınılmalıdır. Bakım ve onarım kürü sonunda ciltteki hassasiyet geçtikten sonra hastanın güneşlenmesinde bir sakınca yoktur” dedi.

Okumaya Devam Et

Diyet ve Kilo Verme

Yaz Öncesi Kilo Verme

Murat Palabıyık

Düzenleyen

on

yaz öncesi kilo verme
Öncesi1 of 4
Klavye ok tuşlarını kullanabilirsiniz. ( ← | → )

YÜRÜYÜŞTEN FAYDA SAĞLAMANIN 3 PÜF NOKTASI

Düzenli ve tempolu yürüyüş başta olmak üzere egzersizin kalpten kemik sağlığına dek sayısız faydası olduğu kesin. Bu faydalardan biri de fazla kilolardan kurtulmaya yardımcı olması. Bugünlerde pek çok kişi tam da yaz öncesi kilo verme çabasında. Bu amaçla günlük hayatın koşuşturmacası arasında kimi spor salonlarının yolunu tutuyor, kimi kendini açık havada yürüyüşe vuruyor, kimi de evde koşu bandında çare arıyor. Ancak yürüyüşten fayda sağlamak için de dikkat edilmesi gereken kurallar var. Onların başında aynen ilaç gibi yeterli sayıda, şiddette ve çeşitlilikte yapılması geliyor. Acıbadem Fulya Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı, Acıbadem Sports Spor Hekimi Prof. Dr. Tolga Aydoğ, 10 Mayıs Dünya Sağlık İçin Hareket Et Günü kapsamında yaptığı açıklamada, doğru bir yürüyüşün püf noktalarıyla ilgili çarpıcı bilgiler verdi, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Okumaya Devam Et

Diyet ve Kilo Verme

Açlık Krizleriyle Başa Çıkma Yolları

Basın Bülteni

Düzenleyen

on

Açlık Krizleriyle Başa Çıkma Yolları

Ne yeseniz doymuyor, masadan kalkalı henüz birkaç saat olmasına rağmen kendinizi yine buzdolabının önünde buluyorsanız dikkat! Farkında olmadan obezite sınırına yaklaşıyor olabilirsiniz. Peki, ansızın gelen bu açlık krizleriyle başa çıkma yolları neler biliyor musunuz?

Rafine Karbonhidratlardan Uzak Durun

Açlık krizlerinde, kan şekerini hızla yükselttiği için genellikle unlu ve şekerli besinlere yöneliyoruz. Ancak bu rafine karbonhidratlar kan şekerinde ani yükseliş ve sonrasında hızlı düşüşlere sebep oluyor. Konu hakkında fikrine danıştığımız Acıbadem Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Dilan Eker, “Kan şekerindeki ani düşüş demek, tekrar bu besinlere yönelmeniz demektir” diyor ve ekliyor: “Bu döngüyü kırmak için genel beslenmenizde beyaz un, şeker ve beyaz ekmek tüketiminden kaçının. Bunlar yerine yulaf, tam tahıllı ekmek ile meyve gibi karbonhidrat kaynaklarını tüketin.”

Kriz Anında Su İçin

Susuzluk hissi ile açlık hissinin bazen birbirine karıştırılabileceğini söyleyen Eker, “Çok fazla yemek yediğiniz günlerde çok az su içmiş olmanız muhtemel. Açlık hissettiğinizde bir büyük bardak su için ve beş dakika bekleyin. Bu kısa bekleyiş sonrası kişiler çoğunlukla aç olmadıklarını fark ediyorlar.”

Posa İçeriğini Artırın

Posa içeriği yüksek besinler midenin boşaltılmasını geciktiriyor ve bu sayede ani açlık krizleri yaşamanızın önüne geçiyor. Bu durumda öğünlerinizde, posadan zengin olan çiğ veya pişmiş sebzeleri eksik etmemeniz gerekiyor.

Tarçın ve Kahveden Faydalanın

Tarçın, insülin duyarlılığı geliştirerek kan şekerini dengelemeye ve yeme ataklarını engellemeye yardımcı oluyor. Tarçını su veya çaya katarak tüketebilirsiniz. Günde bir ya da iki fincan şekersiz kahve ve yeşil çay tüketimi de iştahınızı kontrol etmenize yardımcı olacaktır.

Kritik Öneme Sahip 5 Besin

Konu hakkında görüşüne başvurduğumuz Diyetisyen Nurdan Balakçı, açlık krizleriyle başa çıkmada öne çıkan beş besini aşağıdaki şekilde belirtiyor:

Süt: Protein içeriği yüksek olduğu için kan şekerinizi uzun süre dengede tutmaya ve açlığınızı gidermeye yardımcı olur.

Yoğurt: Süte göre sindirimi daha kolay olan yoğurt, açlık anı için iyi bir tercih olabilir. Özellikle yanında tüketeceğiniz armut, yeşil elma, ananas, kivi gibi meyveler yağ yakımını hızlandırmaya yardımcı olur.

Leblebi: Bitkisel proteini yüksek ve lif zengini olan leblebi iştahın kesilmesine yardımcı olur.

Kuru baklagiller: Yapısı sayesinde iyi birer iştah baskılayıcı olarak kabul edilirler.

Kuru meyve ve kuru yemişler: Açlık anında pratik çözümlerden biri de kuru meyve ve kuru yemişler oluyor. Kuru meyveleri tek yemek yerine ceviz, çiğ badem, fındık gibi yağlı tohumlarla birlikte tükettiğimizde kan şekerimizi daha uzun süre dengede tutar.

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar

web tasarım
diyetisyen