Sosyal Medya

Beslenme

Yazın Bozulmuş Gıdadan Zehirlenme Artıyor

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,
Yazın Bozulmuş Gıdadan Zehirlenme Artıyor

Bakteriler yoluyla vücuda giren zehir; bir-üç gün arasında ishal, bulantı, kusma veya yüksek ateşle kendini gösterebilir. Özellikle yaz aylarında görülen zehirlenme vakalarının büyük bir kısmı bozulmuş gıdadan zehirlenme olaylarıdır.

Zehirlenme vakaları, çoğu zaman ölümle sonuçlanan ciddi durumlardır. İlk yardımın kritik öneme sahip olduğu zehirlenme vakalarında doğru bilgi ve müdahale hayat kurtarabilir. Yapılan araştırmalar, dünyada her yıl ortalama 351 bin kişinin zehirlenme sebebiyle hayatını kaybettiğini gösteriyor. Türkiye için kesin rakamlar bilinmiyor ancak Türkiye İstatistik Kurumu’nun verilerine göre 2013 yılında zehirlenme sebebiyle hayatını kaybedenlerin sayısı 20 binin üzerinde. Tüm dünya geneline bakacak olursak zehirlenme vakasıyla karşılaşan kişi sayısı (2010) 582 milyon! Bunların 351 bini ölümle sonuçlanmış. Zehirlenme yaşayan 582 milyon kişinin yüzde 40’ı 5 yaşın altındaki çocuklardan oluşuyor.

ZEHİRLENMENİN TEMELDE ÜÇ SEBEBİ VAR:

  • Yanlış kullanım
  • Yanlış kişi tarafından kullanım (başkasına reçete edilmiş ilaç kullanımı gibi)
  • Yanlış miktarda kullanım

ZEHİRLENME DÖRT ŞEKİLDE MEYDANA GELİR:

  • Katı cisimler (hap veya tabletler gibi)
  • Sıvılar (benzin gibi)
  • Spreyler (evde kullanılan temizleyici spreyler gibi)
  • Gazlar (karbon monoksit gibi) En sık karşılaşılan zehirlenme vakaları incelendiğinde; alkol, reçeteli, reçetesiz ve illegal ilaçlar, vitamin, mineral ve bitkisel ürünler gibi gıda takviyeleri, oje ve aseton, ağız gargarası, atık su borusu ve klozet temizleyicileri, yılan, örümcek ısırıkları, eşek arısı ve bal arısı sokmalarını da kapsayan ısırık ve sokmaların liste başında yer aldığı görülür.

PASTÖRİZE EDİLMEMİŞ SÜT ZEHİRLER

Zehirlenme vakalarının büyük bölümü gıda zehirlenmelerinden oluşur. Gıda zehirlenmesinin en yaygın bakteriyel nedeni çiğ kümes hayvanlarında, pastörize edilmemiş sütte, kırmızı ette ve arıtılmamış suda bulunan ‘kampilobakter’dir. Gıda zehirlenmelerine sebep olan bir diğer tür ise pastörize edilmemiş sütte, yumurta ve çiğ yumurta ürünlerinde, çiğ ette ve kümes hayvanlarında bulunan salmonella bakterisidir. Diğer yaygın nedenler arasında listeri, şigella (gezgin ishali) ve klostridya sayılabilir. Bazı durumlarda gıda zehirlenmesi belirtilerinin görülmesi bir-üç gün arasını bulabilir. Belirtilerin yemekten iki saat veya üç gün sonra görülmesi bakterinin türüne, bozulmuş gıdadan ne kadar yendiğine, zehirlenen kişinin genel sağlığına bağlıdır. Bozulmuş gıda tüketildikten bir süre sonra mide bulantısı başlar. Bu sırada giderek şiddetlenen mide krampları yaşanabilir. Zaman geçtikçe kusma ve ishal görülür. Dışkı kanlı olabilir ve bu durumda vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna gidilmelidir. Kusma genellikle bir-iki gün devam eder ancak bazen bundan daha uzun sürebilmektedir. İshal ise iki-üç gün devam eder. Mide krampları ve genel olarak mide rahatsızlığı bir hafta boyunca sürer.

KAS AĞRILARI GÖRÜLEBİLİR

Gıda zehirlenmesinde mide kramplarına iştah kaybı, 38 derece veya üzerinde yüksek ateş, ürpertiler, kas ağrıları ve yoğun bir halsizlik eşlik edebilir. Zehirlenmelerin büyük çoğunluğunda belirtiler bir-iki gün içinde hafiflemektedir ancak kusma iki günden uzun süredir devam ediyorsa ve kanla birlikte geliyorsa, dışkıda kan varsa, çift görme yaşanıyorsa, konuşma bozukluğu görülüyorsa, hasta hemen bir sağlık kuruluşuna götürülmelidir. Farklı sebeplere bağlı zehirlenmelerin her birinde duruma özel müdahale gerekir. Zehirlenme şüphesi, beklenen belirtilerin tamamı yaşanmamış olsa bile ciddiye alınmalıdır. Böyle bir durumla karşılaşıldığında ilk yapılması gereken, ambulans çağırmaktır. Ambulans gelene kadar geçecek sürede neler yapmanız gerektiğini en doğru şekilde öğrenmek için tüm ülke genelinde ücretsiz hizmet veren Ulusal Zehir Danışma Merkezi’ni aramanız yeterlidir.

BUNLARI BİLMENİZDE YARAR VAR ZEHİR SOLUYAN KİŞİYE:

Anında temiz hava aldırılmalı ve bilgi alabileceğiniz bir hastane ya da Ulusal Zehir Danışma Hattı aranmalıdır.

ZEHİR CİLDE TEMAS ETTİYSE:

Zehrin değdiği bütün kıyafetler çıkarılmalı, ciltte yara varsa temiz bir kumaş parçasıyla kaplanmalı, cilt akan suda 15-20 dakika kadar yıkanmalı ve bilgi alabileceğiniz bir hastane ya da Ulusal Zehir Danışma Hattı aranmalıdır.

ZEHİR GÖZE TEMAS ETTİYSE:

Göz, akan suda 15-20 dakika kadar yıkanmalı ve bilgi alabileceğiniz bir hastane ya da Ulusal Zehir Danışma Hattı aranmalıdır.

HEMEN AMBULANS ÇAĞIRILMALI

Zehre ağız yoluyla maruz kalındıysa, Kişinin bilinci yerindeyse bilgi alınabilecek bir hastane ya da Ulusal Zehir Danışma Hattı aranmalıdır. Eğer kişinin bilinci yerinde değilse ambulans çağrılmalıdır. Eğer kusma varsa parmakların etrafını kumaşla sararak hava alabileceği yollar temizlenmelidir. Eğer kişi kusmadıysa, kusmasını sağlamaya çalışmayın. Yutma esnasında boğazı yakabilen güçlü zehirler, istifra sırasında da boğazı yakabilir. Bilmeniz gereken en önemli kural, sakin kalmaya çalışmaktır. Bütün maddeler zehirli değildir ve bir maddeyle her temas zehirlenmeyle sonuçlanmaz. Kendinizi bu konuda bilgilendirin ve uzman kişilerle telefondayken şüphe edilen maddenin yanınızda olmasına dikkat edin. Etiketinde yazan hayati bilgilere ihtiyacınız olacak. Zehirlenen kişinin yaşını, kilosunu ve başka herhangi bir hastalığı olup olmadığını, ürünün kişiyle nasıl temas ettiğini (ağız yoluyla, cilt veya göze temasla), kişinin ürünü ne zaman kullandığını, herhangi bir ilkyardımda bulunulduysa neler uygulandığını, kişide kusma olup olmadığını, bulunduğunuz yeri ve kişinin evden hastaneye ulaşmasının ne kadar zaman alacağını bilmeniz gerekir.

ZEHİRLENMEYİ ÖNLEMEK İÇİN BİLMENİZ GEREKENLER

Ünlerin , çocukların açamayacakları kaplarda olmasına özen gösterin ve ürünü kullandıktan sonra kabını sıkıca kapatın. Unutmayın; hiçbir kabın çocukların açamayacağı garantisi yoktur. Evde kullanılan bütün ürünleri, diğer bütün kimyasalları ve ilaçları gözden uzak ve kilitleyerek muhafaza edin. Ürünleri kullanırken küçük çocukların göz önünde olması gerekir. Telefon veya kapıya bakarken ürünü veya çocuğu yanınıza alın. Ürünleri geldikleri kaplarda muhafaza edin. Ürün etiketlerini ürünlerin üzerinde bırakın ve kullanmadan önce dikkatlice okuyun. İlaç alırken veya verirken aydınlık bir yerde olmaya özen gösterin. Dozunu her seferinde kontrol edin. Çocukların yanında ilaç almamaya dikkat edin. Özellikle şeker görünümlü üretilen vitaminlere ve hiçbir ilaca asla şeker demeyin. İlaç dolabını sık sık temizleyin. Son kullanım süresi dolmuş veya artık ihtiyacınız olmayan ilaçları atın.

HEMEN 114’Ü ARAMALISINIZ!

Ulusal Zehir Danışma Merkezi, Türkiye’de tedavi maksatlı kullanılan ilaçlar, böcek ilaçları, tarım ilaçları, mantarlar ve çeşitli bitkilerle olan zehirlenmelerden zehirli hayvan ısırmalarına ve sokmalarına kadar geniş bir yelpazedeki zehirlenmelerde hem halka, hem de sağlık çalışanlarına yönelik olarak 24 saat hizmet veren merkezdir. Bu merkeze ulaşmak için 114 numaralı telefonu aramanız gerekir.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku
Yorum Yaz

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Beslenme

Sonbahar Detoksu İçin Öneriler

Basın Bülteni

Yayınlanma:

,

Sonbahar Detoksu İçin Öneriler

Fazla kilolardan kurtulmak için son dönemlerde detoks programları öne çıkıyor. Sonbahar detoksu için öneriler neler merak ediyorsanız, bu yazı tam size göre…

Yanlış uygulandığında sağlığın bozulmasına neden olan detoks, doğru ve uzman kontrolünde yapıldığında hem hastalıklardan koruyor hem de kilo vermeye yardımcı oluyor. Memorial Hizmet Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt. Sinem Uygun, sağlıklı detoks için yapılması gerekenler hakkında bilgi verdi.

Önce Sağlığınızı Koruyun Sonra Kilo Verin

Kusursuz çalışan karaciğer, böbrek, bağırsak ve cilt vücudu toksinlerden korumak için ve detoks yapmak için aralıksız çalışmaktadır. Detoks zayıflamak için değil, çalışan bu mekanizmaya destek olmak için uygulanmalıdır. Tek bir besin ya da içeceği tüketerek detoks yapmak yerine, vücudun detoks sistemini destekleyecek küçük düzenlemelerle toksinlerden arınmak zamanla kilo vermeye yardımcı olmaktadır. Detoks adı altında satılan organik ya da bitkisel hiçbir ürün tek başına etkili olmayacağı gibi, kişinin sağlığını da tehdit etmektedir.

Yanlış Detoks Bağırsak Sağlığınızdan Edebilir

Bilinçsizce yapılan detokslarda genellikle, bağırsaklar gereğinden fazla hızlandırılmakta ve kişi ishal gibi sağlık problemleri ile karşılaşmaktadır. Bu uygulamalar bağırsak florasını bozarak faydalı bakterilerin ölmesine ve bağırsak geçirgenliğinin artmasına neden olabilmektedir. Bağışıklık sistemini bozacak bağırsakları boşaltmak veya hızlandıracak uygulamalar yerine bağırsaktaki faydalı bakterileri koruyup sayısını artırmaya çalışmak yeterli olmaktadır.

Bağırsak Florasını Korumak İçin:

  • Lifli çiğ sebze ve meyve tüketerek bağırsaklardaki hareketlilik artırılmalıdır. Bu durum toksinlerin bağırsaklarda beklemesini ve geri emilmesini engellemektedir.
  • Ev yapımı yoğurt, kefir, şalgam ve turşu iyi miktarda probiyotik alınmasına yardımcı olur. Ev yapımı sirke veya turşu suları da salatalara ilave edilebilir.
  • Ispanak, roka, tere, dereotu, maydanoz gibi koyu yeşil yapraklı sebzelerin tüketimine özen gösterilmesi hem lif hem de kuvvetli bir antioksidan olan c vitamini alımını sağlayacaktır. Posası atılmamış sebze suları da ayrı görevi yapmaktadır.

Detoksta Yağı Eksik Etmeyin

Diyetlerden yağı tamamen çıkarmak karaciğer detoksu açısından olumsuz etki yapmaktadır. Toksinlerin atılmasında önemli katkısı olan safra, bağırsağa yağ emilimi sırasında dökülmektedir. Beslenme düzeninden yağın tamamen çıkartılması hem yağda eriyen A,D,E,K vitaminlerinin emiliminde hem de karaciğerden toksin atılımında azalmaya yol açmaktadır. Yağsız yemekler yerine sağlıklı ve kaliteli yağlar ile pişirilen yemekler tercih edilmelidir.

Ev Yapımı Peynir Altı Suyunu Deneyin

Karaciğer vücudun en büyük detoks merkezlerinden birisidir. Vücutta yağda eriyen toksinlerin böbreklerden idrar, bağırsaklardan dışkı halinde atılabilmesi için önce karaciğerde detoksifiye edilmesi gerekmektedir. Bu detoksifikasyon esnasında karaciğerin en çok kullandığı antioksidan sistein, glisin ve glutamin aminoasitlerinin bir araya gelerek oluşturduğu glutatyondur.

Vücutta glutatyon düzeylerini artırmak ve karaciğer detoksuna yardımcı olmak için:

1.Sistein içeriği yüksek olan ev yapımı peynir altı suyu sebze sularına ilave edilerek tüketilebilir.

2.Yeşil ve beyaz renkte olan sebzelerden sarımsak, soğan, brokoli, karnabahar, kuşkonmaz, lahana, Brüksel lahanası, gibi sülfürlü bileşikler içeren besinleri tüketmek karaciğer detoksuna ve DNA tamirine yardımcı olmak için önemlidir.

3.Havuç, balkabağı, kayısı, limon, nar, çilek gibi sarı, kırmızı ve turuncu renkte olan meyve ve sebzeler içerdikleri karotenoidler ve likopen ile hücre zarlarının yenilenmesine ve korunmasına katkı sağladıkları için mutlaka tüketilmelidir.

4.Meyveler ve sebzelerin rengi koyulaştıkça içerdikleri antioksidan miktarı arttığından özellikle, böğürtlen, kızılcık, yaban mersini, pancar, mor lahana, siyah üzüm, siyah kuru erik detoks sırasında tüketilmesi gerekmektedir. Mor ve mavi renkte olan meyve ve sebzeler yoğun olarak içerdikleri resveratrol ve fenolik bileşikler sayesinde karaciğer sağlığının korunmasında ve hücre yenilenmesinde etkilidir.

5.Baharatlardan zencefil, zerdeçal, kakule hücre yenilenmesi için önemlidir. Bağışıklık sistemini destekleyen bu baharatlar karaciğer detoksu için önemlidir.

6.Günlük su tüketimi böbreklerden toksin atmak için önemlidir. Sebze meyve koyup hazırlanan sular daha aromatik olacağı için su içemeyenlerin daha rahat içmelerini sağlayabilir.

7.Balık, keten tohumu, semizotu, ceviz gibi Omega 3 içeren besinleri tüketmek karaciğer detoksuna yardımcı olacaktır.

8.Doymamış yağ asitleri içeren, antioksidan değeri yüksek A C ve E vitaminlerinden zengin olması sebebiyle avokado tüketmek karaciğer detoksu için önemlidir.

9.Salatalara veya sebze sularına zeytinyağı eklenmelidir.

Detoksla ilgili farklı bir yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku...

Beslenme

Baba Olma Şansını Arttıran Besinler

Basın Bülteni

Yayınlanma:

,

Baba Olma Şansını Arttıran Besinler

Her erkeğin isteği kuşkusuz baba olmak. Bu isteğin gerçekleşmesi için de spermin yeterli sayıda ve kalitesi olması gerekli. Günümüzde kötü beslenme alışkanlıklar ve değişen çevre şartları sperm kalitesini olumsuz etkiliyor. Baba olma şansını arttıran besinler ile sperm kalitesini arttırmak mümkün.

Kısırlık (infertilite) üreme çağındaki 6 çiftten birinde görülen önemli bir problem. Sperm kalitesindeki ve sayısındaki sorunlar da infertilitenin yüzde 25’inden sorumlu oluyor. Yapılan çalışmalar egzersiz yapmak, stresten arınmak, sağlıklı beslenme alışkanlıkları edinmek, alkol ile sigara gibi kötü alışkanlıklardan uzak durmak gibi sağlıklı yaşam alışkanlıkları edinmenin sperm kalitesini artırdığını ortaya koydu. Peki baba olma şansını artırmak için hangi besinleri düzenli olarak tüketmeli? Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Saadettin Eskiçorapçı spermin sayı ve kalitesini artıran besinleri anlattı, önemli önerilerde bulundu.

Balık

Omega 3’ün sperm kalitesini arttırmadaki olumlu etkileri, son yıllarda yapılan bilimsel çalışmalarla ispatlandı. Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Saadettin Eskiçorapçı bu nedenle somon, sardalya ve hamsi gibi yüksek omega 3 içeren balıkları sofranızda haftada 2 kez mutlaka bulundurmanız gerektiğini belirtiyor.

Deniz mahsulleri

Deniz mahsulleri (midye, istridye vb) yüksek oranda çinko içeriyor. Çinko sperm üretimini ve testosteron düzeyini artırıyor. Deniz mahsülleri aynı zamanda D, C, B12 vitamini ve demir, bakır ile selenyum gibi sperm parametrelerini olumlu etkileyen birçok madde açısından da zengin. Dolayısıyla bu tür gıdaları sofranızda daha sık bulundurmanızda fayda var.

Domates

Mevsiminde tüketilen domates, spermin sayı ve kalite artışında çok önemli bir rol üstleniyor. Öyle ki mevsiminde ve doğal olarak tüketilen domatesin spermin sayı ve kalitesini yüzde 70 oranında artırdığı belirtiliyor. Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Saadettin Eskiçorapçı domatesin bu faydayı, aynı zamanda prostat kanserine karşı koruyucu etkisi de bilinen likopen sayesinde sağladığını belirtiyor.

Yumurta

Günde 1 ya da 2 yumurta yemek, sperm kalitesine olumlu katkılar sağlıyor. Kolin, inositol, A ve E vitamini bakımından zengin olan yumurta amino asit, yani protein değeri açısından da en zengin besinlerden biri. Ayrıca yumurtayı kaynatarak tüketmek, amino asitler gibi besin maddelerinin daha kolay emilmesine yardımcı oluyor.

Kuruyemişler

Fındık, badem ve ceviz gibi yüksek omega 3 içeren kuruyemişlerin makul miktarda tüketilmesi sperm kalitesini artırıyor. Ancak ideal miktar aşıldığında kuruyemişin içeriğindeki yağ nedeniyle zararlı olabileceğini de unutmayın.

Keçiboynuzu

Erkek üreme probleminde en yaygın kullanılan bitkisel kaynaklardan biri, keçiboynuzu. Çinko vb. minerallerden zengin olan keçiboynuzu antioksidan özelliğinin yanı sıra sperm ile yumurta etkileşimini sağlayan enzimlerin aktivitesini artıran vitaminler de içeriyor.

C vitamini içeren meyveler

Çilek, yaban mersini ve böğürtlen gibi meyveler spermin kalite ve hareketini artıran C vitamininden zenginler. Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Saadettin Eskiçorapçı C vitaminin aynı zamanda, sperm üretmek için gerekli olan amino asitlerin yapı taşını oluşturduğunu belirterek, “Dolayısıyla bu tür meyveleri alışveriş listenize mutlaka ekleyin. Ayrıca narenciye, brokoli, havuç ve muz da olumlu etkiler sağlıyor” diyor.

Sarımsak

Akdeniz tipi doğal beslenmenin bir parçası olan sarımsak, aynı zamanda alisin ve selenyum içeriğiyle sperm hareketini artırmada faydalı oluyor.

Süt ve süt ürünleri

Az yağlı süt ve süt ürünlerinin sperm kalitesini artırdığı, yağlı süt ve süt ürünlerinin ise ters etki yaptığı bilimsel çalışmalarla ispatlandı.

Çikolata

Özellikle bitter çikolatanın ejakülat hacmini artırdığı ve spermin kalitesi ile sayısına olumlu etkilerde bulunduğu kanıtlandı. Bu etkilerinin sebebi, içeriğinde bulunan yüksek orandaki kakao ve bakır, selenyum, çinko ve potasyum gibi faydalı mineraller.

Kırmızı et

Sperm parametreleri açısından tartışmalı bir konu. Kırmızı ette çokça olan L-karnitin, sperm kalitesi açısından önemli. Bununla beraber ideal miktarda faydalı olan kırmızı et tüketim miktarı arttıkça zararlı etkiler de gösterebiliyor. Haftada 2 kez makul miktarda tüketebilirsiniz.

Su

Sağlıklı yaşamın olmazsa olmazı su aynı zamanda sperm miktarını artırıyor. Aman dikkat! Fiziksel ölçülerinize göre değişmekle birlikte ortalama 1,5-2lt/günlük su tüketimi çok önemli.

Bu Önerilere Dikkat!

  • Sigara ve alkolden kesinlikle uzak durun.
  • Düzenli egzersiz ve günde 10 bin adım yürüyüş yapmak spermin sayı ile kalitesini artırmada ve hormonları düzenlemede çok önemli.
  • Akdeniz tipi beslenmek gibi sağlıklı beslenme türleri sperm kalitesini artırıyor.
  • İşlenmiş et ve gıdalar, soya, patates, yağlı süt ürünleri, yağlı peynir, kahve, alkol, hazır gıdalar ve içecekler spermin kalitesini ve sayısını azaltıyor. Yüksek miktarda alkol veya kahve tüketen, kırmızı eti çok yiyen erkeklerin eşlerinde hamilelik oranları da düşük olabiliyor. Dolayısıyla kaliteli ve yeterli sperm için bu tür içecek ve besinlerden kaçınmanız çok önemli.

Hamilelik öncesi dönemle ilgili yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku...

Beslenme

Güne Kahvaltıyla Başlayın

Basın Bülteni

Yayınlanma:

,

Güne Kahvaltıyla Başlayın

Okulların açıldığı bugünlerde günün en önemli öğünü olan kahvaltıyı atlamayın ve güne kahvaltıyla başlayın.

İlkokul çağlarından beri uzmanların üzerine basa basa en önemli öğün olduğunu vurguladığı kahvaltı, güne iyi bir başlangıç yapmanın en etkili yolları arasında bulunuyor. Özellikle okul çocuklarının sabahtan öğlene kadar olan süreçteki verimliliği için kahvaltı etmelerinde büyük fayda bulunuyor.

Peki Kahvaltıda Ne Yemek Gerekiyor?

Hangi besinler güne daha iyi başlamamızı sağlayabilir? Tüm bu sorulara Acıbadem Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Cem Arıtürk şöyle cevap veriyor: “Süt ve süt ürünleri kalsiyum açısından önemlidir. Mevsim sebzeleri domates, salatalık, roka, maydanoz gibi sebzeler çiğ hali ile, salata olarak veya tost-omlet içinde tüketilebilir. Kahvaltıda, iyi bir protein kaynağı olan yumurta çok önemlidir, ayrıca gün içinde sağlayacağı tokluk hissi de diğer besinlere oranla daha kuvvetlidir.Ceviz-fındık gibi kuruyemişler ve kuru incir-kuru kayısı gibi kuru meyveler yenilebilir. Taze sıkılmış meyve suyu ise C vitamini açısından önemlidir. Bununla birlikte hızlı ve ayaküstü bir kahvaltı için yulaf ezmesi, granola, fıstık ezmesi vb. gibi pratik hazırlanan yiyecekler tercih edilebilir.”

Kahvaltı Kilo Kontrolünü Sağlar

Kahvaltının özellikle kilo kontrolü ve gün içinde aşırı yemenin engellenmesi açısından önemli bir yer tuttuğunu belirten Dr. Cem Arıtürk, “Kilo vermek amacıyla kahvaltı etmemek bu konudaki bütün tavsiyeleri çiğnemek anlamına gelir. Sabah kahvaltı etmeyince bütün gün aç dolaşıp enerji tüketiminin daha az olduğu akşam saatlerinden önce aşırı kalori alarak kilo alma riski doğacağı bir gerçektir. Unutmamak lazım ki kahvaltıda aldığınız kalorileri harcayabileceğiniz uzun ve yoğun bir gününüz varken akşam yediğiniz yemekleri “yakabileceğiniz” pek fırsatınız olmayacaktır. Bununla birlikte kahvaltı edilmediği zaman vücut, metabolizmayı yavaşlatarak enerji ve dolayısıyla kalori tüketimini de azaltacaktır. Yapılan bilimsel çalışmalar göstermiştir ki enerjiye çevrilmeyen -özellikle karbonhidratlı- gıdaların vücutta yağ olarak depolanması kaçınılmazdır” dedi.

Kahvaltıyla ilgili farklı bir yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku...

Öne Çıkanlar

www.dryerebakan.com Sadece bilgilendirme ve sağlık bilgilerinin eğlenceli olarak aktarılmasını amaçlamaktadır, teşhis veya tedavi için bir alternatifi değildir. Doktorunuz yerine geçmeyi yada Doktorunuzun size uyguladığı tedavi yerine geçmeyi hedeflememektedir. Web sitesi içeriğinden dolaşan tüm kullanıcılar, Kullanım Koşulları ve Gizlilik Kurallarını otomatik olarak kabul etmiş sayılır.

İletişim: info@dryerebakan.com

Copyright © 2017 DrYerebakan.com.