Sosyal Medya

Beslenme

Yazın Bozulmuş Gıdadan Zehirlenme Artıyor

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,
Yazın Bozulmuş Gıdadan Zehirlenme Artıyor

Bakteriler yoluyla vücuda giren zehir; bir-üç gün arasında ishal, bulantı, kusma veya yüksek ateşle kendini gösterebilir. Özellikle yaz aylarında görülen zehirlenme vakalarının büyük bir kısmı bozulmuş gıdadan zehirlenme olaylarıdır.

Zehirlenme vakaları, çoğu zaman ölümle sonuçlanan ciddi durumlardır. İlk yardımın kritik öneme sahip olduğu zehirlenme vakalarında doğru bilgi ve müdahale hayat kurtarabilir. Yapılan araştırmalar, dünyada her yıl ortalama 351 bin kişinin zehirlenme sebebiyle hayatını kaybettiğini gösteriyor. Türkiye için kesin rakamlar bilinmiyor ancak Türkiye İstatistik Kurumu’nun verilerine göre 2013 yılında zehirlenme sebebiyle hayatını kaybedenlerin sayısı 20 binin üzerinde. Tüm dünya geneline bakacak olursak zehirlenme vakasıyla karşılaşan kişi sayısı (2010) 582 milyon! Bunların 351 bini ölümle sonuçlanmış. Zehirlenme yaşayan 582 milyon kişinin yüzde 40’ı 5 yaşın altındaki çocuklardan oluşuyor.

ZEHİRLENMENİN TEMELDE ÜÇ SEBEBİ VAR:

  • Yanlış kullanım
  • Yanlış kişi tarafından kullanım (başkasına reçete edilmiş ilaç kullanımı gibi)
  • Yanlış miktarda kullanım

ZEHİRLENME DÖRT ŞEKİLDE MEYDANA GELİR:

  • Katı cisimler (hap veya tabletler gibi)
  • Sıvılar (benzin gibi)
  • Spreyler (evde kullanılan temizleyici spreyler gibi)
  • Gazlar (karbon monoksit gibi) En sık karşılaşılan zehirlenme vakaları incelendiğinde; alkol, reçeteli, reçetesiz ve illegal ilaçlar, vitamin, mineral ve bitkisel ürünler gibi gıda takviyeleri, oje ve aseton, ağız gargarası, atık su borusu ve klozet temizleyicileri, yılan, örümcek ısırıkları, eşek arısı ve bal arısı sokmalarını da kapsayan ısırık ve sokmaların liste başında yer aldığı görülür.

PASTÖRİZE EDİLMEMİŞ SÜT ZEHİRLER

Zehirlenme vakalarının büyük bölümü gıda zehirlenmelerinden oluşur. Gıda zehirlenmesinin en yaygın bakteriyel nedeni çiğ kümes hayvanlarında, pastörize edilmemiş sütte, kırmızı ette ve arıtılmamış suda bulunan ‘kampilobakter’dir. Gıda zehirlenmelerine sebep olan bir diğer tür ise pastörize edilmemiş sütte, yumurta ve çiğ yumurta ürünlerinde, çiğ ette ve kümes hayvanlarında bulunan salmonella bakterisidir. Diğer yaygın nedenler arasında listeri, şigella (gezgin ishali) ve klostridya sayılabilir. Bazı durumlarda gıda zehirlenmesi belirtilerinin görülmesi bir-üç gün arasını bulabilir. Belirtilerin yemekten iki saat veya üç gün sonra görülmesi bakterinin türüne, bozulmuş gıdadan ne kadar yendiğine, zehirlenen kişinin genel sağlığına bağlıdır. Bozulmuş gıda tüketildikten bir süre sonra mide bulantısı başlar. Bu sırada giderek şiddetlenen mide krampları yaşanabilir. Zaman geçtikçe kusma ve ishal görülür. Dışkı kanlı olabilir ve bu durumda vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna gidilmelidir. Kusma genellikle bir-iki gün devam eder ancak bazen bundan daha uzun sürebilmektedir. İshal ise iki-üç gün devam eder. Mide krampları ve genel olarak mide rahatsızlığı bir hafta boyunca sürer.

KAS AĞRILARI GÖRÜLEBİLİR

Gıda zehirlenmesinde mide kramplarına iştah kaybı, 38 derece veya üzerinde yüksek ateş, ürpertiler, kas ağrıları ve yoğun bir halsizlik eşlik edebilir. Zehirlenmelerin büyük çoğunluğunda belirtiler bir-iki gün içinde hafiflemektedir ancak kusma iki günden uzun süredir devam ediyorsa ve kanla birlikte geliyorsa, dışkıda kan varsa, çift görme yaşanıyorsa, konuşma bozukluğu görülüyorsa, hasta hemen bir sağlık kuruluşuna götürülmelidir. Farklı sebeplere bağlı zehirlenmelerin her birinde duruma özel müdahale gerekir. Zehirlenme şüphesi, beklenen belirtilerin tamamı yaşanmamış olsa bile ciddiye alınmalıdır. Böyle bir durumla karşılaşıldığında ilk yapılması gereken, ambulans çağırmaktır. Ambulans gelene kadar geçecek sürede neler yapmanız gerektiğini en doğru şekilde öğrenmek için tüm ülke genelinde ücretsiz hizmet veren Ulusal Zehir Danışma Merkezi’ni aramanız yeterlidir.

BUNLARI BİLMENİZDE YARAR VAR ZEHİR SOLUYAN KİŞİYE:

Anında temiz hava aldırılmalı ve bilgi alabileceğiniz bir hastane ya da Ulusal Zehir Danışma Hattı aranmalıdır.

ZEHİR CİLDE TEMAS ETTİYSE:

Zehrin değdiği bütün kıyafetler çıkarılmalı, ciltte yara varsa temiz bir kumaş parçasıyla kaplanmalı, cilt akan suda 15-20 dakika kadar yıkanmalı ve bilgi alabileceğiniz bir hastane ya da Ulusal Zehir Danışma Hattı aranmalıdır.

ZEHİR GÖZE TEMAS ETTİYSE:

Göz, akan suda 15-20 dakika kadar yıkanmalı ve bilgi alabileceğiniz bir hastane ya da Ulusal Zehir Danışma Hattı aranmalıdır.

HEMEN AMBULANS ÇAĞIRILMALI

Zehre ağız yoluyla maruz kalındıysa, Kişinin bilinci yerindeyse bilgi alınabilecek bir hastane ya da Ulusal Zehir Danışma Hattı aranmalıdır. Eğer kişinin bilinci yerinde değilse ambulans çağrılmalıdır. Eğer kusma varsa parmakların etrafını kumaşla sararak hava alabileceği yollar temizlenmelidir. Eğer kişi kusmadıysa, kusmasını sağlamaya çalışmayın. Yutma esnasında boğazı yakabilen güçlü zehirler, istifra sırasında da boğazı yakabilir. Bilmeniz gereken en önemli kural, sakin kalmaya çalışmaktır. Bütün maddeler zehirli değildir ve bir maddeyle her temas zehirlenmeyle sonuçlanmaz. Kendinizi bu konuda bilgilendirin ve uzman kişilerle telefondayken şüphe edilen maddenin yanınızda olmasına dikkat edin. Etiketinde yazan hayati bilgilere ihtiyacınız olacak. Zehirlenen kişinin yaşını, kilosunu ve başka herhangi bir hastalığı olup olmadığını, ürünün kişiyle nasıl temas ettiğini (ağız yoluyla, cilt veya göze temasla), kişinin ürünü ne zaman kullandığını, herhangi bir ilkyardımda bulunulduysa neler uygulandığını, kişide kusma olup olmadığını, bulunduğunuz yeri ve kişinin evden hastaneye ulaşmasının ne kadar zaman alacağını bilmeniz gerekir.

ZEHİRLENMEYİ ÖNLEMEK İÇİN BİLMENİZ GEREKENLER

Ünlerin , çocukların açamayacakları kaplarda olmasına özen gösterin ve ürünü kullandıktan sonra kabını sıkıca kapatın. Unutmayın; hiçbir kabın çocukların açamayacağı garantisi yoktur. Evde kullanılan bütün ürünleri, diğer bütün kimyasalları ve ilaçları gözden uzak ve kilitleyerek muhafaza edin. Ürünleri kullanırken küçük çocukların göz önünde olması gerekir. Telefon veya kapıya bakarken ürünü veya çocuğu yanınıza alın. Ürünleri geldikleri kaplarda muhafaza edin. Ürün etiketlerini ürünlerin üzerinde bırakın ve kullanmadan önce dikkatlice okuyun. İlaç alırken veya verirken aydınlık bir yerde olmaya özen gösterin. Dozunu her seferinde kontrol edin. Çocukların yanında ilaç almamaya dikkat edin. Özellikle şeker görünümlü üretilen vitaminlere ve hiçbir ilaca asla şeker demeyin. İlaç dolabını sık sık temizleyin. Son kullanım süresi dolmuş veya artık ihtiyacınız olmayan ilaçları atın.

HEMEN 114’Ü ARAMALISINIZ!

Ulusal Zehir Danışma Merkezi, Türkiye’de tedavi maksatlı kullanılan ilaçlar, böcek ilaçları, tarım ilaçları, mantarlar ve çeşitli bitkilerle olan zehirlenmelerden zehirli hayvan ısırmalarına ve sokmalarına kadar geniş bir yelpazedeki zehirlenmelerde hem halka, hem de sağlık çalışanlarına yönelik olarak 24 saat hizmet veren merkezdir. Bu merkeze ulaşmak için 114 numaralı telefonu aramanız gerekir.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku
Yorum Yaz

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Beslenme

Ramazan Bayramı’nda Tatlı Tüketimi

Basın Bülteni

Yayınlanma:

,

Ramazan Bayramı’nda Tatlı Tüketimi

Ramazan’ın son günlerine gelirken sofralarda esen bayram havasının rehavetine katılmayıp, özellikle şekerli gıdaların tüketimine dikkat edilmesi gerekir. Ramazan Bayramı’nda tatlı tüketimi, yüksek tansiyon, şeker hastalığı gibi sorunlara yol açabilir.

Ramazan ayının sonuna gelirken mutfaklarda bayram havası esemeye başladı. Tatlılar, kekler, börekler sofralardaki yerini almaya hazırlanırken şekerli gıdaların tüketilmesi konusunda çok dikkatli olmak gerekiyor. Günümüzde kalp ve damar sorunlarının toplumda en sık görülen hastalıklar olma özelliği taşıyor. Acıbadem Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Cem Arıtürk, “Genetik miras, sigara içmek ve yüksek tansiyon kalp damar hastalıkları denince akla gelen en önemli sebepleri oluşturuyor. Bununla birlikte gereğinden fazla şekerli gıdaları tüketmek hem direkt hem de yüksek tansiyon, şişmanlık ve şeker hastalığı gibi bazı dolaylı etkileriyle kalp damar sistemi açısından olumsuz etkilere neden oluyor.” dedi.

Tatlılardan Çok Meyve Tüketin

Günümüzde günlük ihtiyacın üzerinde şeker tüketilmesi sonucunda, vücutta yağ depolanmasının arttığı, vücudun insülin rezervlerinin tüketilerek şeker hastalığına yakalanma olasılığının arttığı ve yüksek tansiyona yakalanmanın kolaylaştığı ispatlanmış durumda. Bunun yanında şekerin damarlar üzerindeki direkt olumsuz etkileri de biliniyor. Bu yüzden hastalığı olsun olmasın herkesin gereğinden fazla şeker tüketimi konusunda dikkatli olması gerekmektedir. Bir genelleme yapmak gerekirse börek, pasta, baklava gibi karmaşık şeker içeren tatlılardan çok meyve ve sebzeler gibi basit şeker içeriği olan gıdalar tercih edilmeli. Benzer bir hatırlatmayı içecekler konusunda da yapmakta fayda var. İçeriğinde şeker barındıran konsantre meyve suları, gazlı içecekler yerine saf meyve sularını tercih etmek sağlık açısından daha akılcı.

Özellikle 1 ay boyunca yeme içme konularının öne çıktığı Ramazan ayının ardından, bayram döneminde aşırı miktarda ve bol şekerli gıdaların tüketilmesi çok tehlikeli. Yukarıda bahsettiğim olumsuz etkilerinin yanında Ramazan ayı boyunca dinlenmiş olan mide-barsak sistemine getireceği aşırı yükten dolayı, bu dönemde beslenme konusuna dikkat etmek gerekiyor” dedi.

Ramazan Bayramı’nda tatlı tüketimi konusunda bir diğer yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku...

Beslenme

Ramazan Bayramı’nda Sağlıklı Beslenme

Basın Bülteni

Yayınlanma:

,

Ramazan Bayramı'nda Sağlıklı Beslenme

Ramazan ayının sona ermesi ile oruç tutarken değişen beslenme düzenimizin normale dönmesine yardımcı olmak ve özellikle bayramda aşırı tatlı, kızartma, yağlı tüketmekten kaçınmamız gerekir. Ramazan süresince değişen düzene alışan sindirim sisteminin bayramda iyice zorlanması sağlık sorunlarına yol açabilir. Memorial Ankara Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt. Emine Yüzbaşıoğlu, Ramazan Bayramı’nda sağlıklı beslenme konusuyla ilgili bilgiler verdi.

Bayram Sabahı Hafif Bir Kahvaltıyla Güne Başlayın

Bayram sabahı bütün sevdiklerimiz yanımızda olduğu için onları en iyi şekilde ağırlamak isteriz. Ancak aklınıza hemen kızartmalar, hamur işleri, börekler çörekler gelmesin. Bu tür ağır yiyecekler yerine mideyi yormayacak sizi güne hazırlayacak sağlıklı kahvaltılıklar seçilmelidir. Peynirli omlet, menemen, mantarlı omlet, tam buğday unuyla hazırlanmış krep, tost çeşitleri, soslu sebze sote sağlıklı kahvaltılar için örnek sayılabilir. Unutulmamalıdır ki güzel bir sunumla servis edilen bu sağlıklı tercihler sevdiklerinizi mutlu edecektir.

Öğle ve Akşam Yemeği Menülerini Dikkatli Seçin

Sağlıklı bir kahvaltıyla güne başladıktan sonra diğer öğünlerde de aynı hassasiyet gösterilmelidir. Öğlen yemeği et ise akşam sebze olmalı pişirme yöntemi olarak kızartmadan kaçınılmalıdır. Çorba, salata, yoğurt ana yemeklerin yanında mutlaka yenmeli, pilav ve makarnadan kaçınılmalıdır. Özellikle tatlı yemekten uzak durulmalıdır. Tatlı yenilecekse eğer sütlü tatlılar tercih edilmelidir. Yemek saatlerine de özen gösterilmelidir. Öğün geciktiğinde veya atlandığında şeker düşmesine (hipoglisemi) bağlı olarak tatlı tüketim isteği artarken, yemek porsiyonları büyüyecektir. Bayram da en sık olarak karşılaşılan bu durumu azaltmak için bayram ziyaretleri mümkün olduğu kadarıyla öğün saatlerine göre planlanmalıdır.

Asitli İçecek ve Hazır Meyve Suyu İkram Etmeyin

Bayramda, su tüketimi hem ramazan sonrası olması, hem de havaların sıcak olması sebebiyle bir kat daha önem kazanmaktadır. Yetersiz su tüketimi vücutta elektrolit dengesini bozacağından beraberinde baş dönmesi, yorgunluk halsizlik gibi şikayetleri beraberinde getirecektir. Günlük su ihtiyacı 2-2,5 litre olup, su dışında içilen hiçbir içeceğin suyun yerini almayacağı unutulmamalıdır. Bayramda su dışında bitki çayları, sütlü kahveler, ayran, komposto gibi içecekler tercih edilmeli; asitli içeceklerden ve hazır meyve sularından uzak durulmalıdır.

Her Ziyaretinizde İkram Kabul Etmeyin

İkramı ve ısrarı seven kültürümüz nedeniyle bayramlarda hipertansiyon (tansiyon yükselmesi), hiperglisemi ( şeker yükselmesi) , reflü, taşikardi gibi ciddi sağlık sorunlarıyla sık karşılaşılmaktadır. Bayram ziyaretlerinde gelen ikramlık tabaktan tercih yaparak bu sorunu ortadan kaldırabilirsiniz. Örneğin gittiğiniz bir ziyarette dolmayı tercih ediyorsanız, diğerinde tatlıyı, diğerinde böreği tercih ederek hem ikram eden kişiyi kırmamış hem de midenizi yormamış olursunuz. Tercih ettiğiniz ikramların porsiyonlarına dikkat etmeyi de ihmal etmemelisiniz. Israrı seven ikram sahiplerini kırmadan reddetmeye çalışmalı, sağlık problemlerinizi öne sürerek onu ikna etmeye çalışmalısınız.

Şerbetli Yerine Sütlü Tatlıları Seçin

Bayram dediğimizde ilk akla gelen tatlı baklavadır. Günler öncesinden hazırlanan, şerbetlenen tatlılar misafirlere sunulmak için evlerdeki yerini almaktadır. Ancak karbonhidrat ve yağ içeriği çok yüksek olan baklava tüketimi, hem içeriği hem de ramazanda yavaşlayan metabolizmanın etkisiyle daha fazla kilo alımına sebep olmaktadır. Bu sebeple hem hazırlayacağımız tatlılarda, hem de tükettiğimiz tatlılarda sütlü tatlıyı tercih ederek daha sağlıklı bir tercih yapmış oluruz.

Bayram Alışverişinde Aşırıya Kaçmayın

İkramı seven bir toplum olduğumuzdan, bayram alışverişi günler önce başlar ve bol bol yapılır. Ancak beklenen sayıda misafir gelmediğinde kalan tatlılar, ev sahipleri tarafından boşa gitmesin düşüncesiyle tüketilir. Hem dışarda, hem evde bu kadar tatlı tüketimi bayramda sağlık sorunları yaşatabileceği gibi, hızlı kilo alımına da neden olacaktır. Bu sebeple alışverişi az miktarda yapıp, bittikçe alınması çok daha uygun olacaktır.

Bayramda Basit Egzersizlere Vakit Ayırın

Bayramda beslenme alışkanlığının tamamen değişmesinin yanında fiziksel aktivite bir o kadar azalır. Sabah kahvaltısıyla başlayan yemek yeme isteği geceye kadar devam ederken, bayramda spor mu olur düşüncesi bizi hareketsizliğe iter. Bu düşünce enerji alımıyla, harcanması arasındaki dengeyi bozacağından, bayramda kilo alımı artar. Alınan enerjiyle, harcanan enerji dengesini kurmak için bayramda en azından yürüyüş için fırsat oluşturulmalıdır.

Ramazanda beslenme ile ilgili bir diğer yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku...

Beslenme

Hurmadan Sonra Su İçin

Basın Bülteni

Yayınlanma:

,

hurmadan sonra su için

Ramazan ayında sofraların baş tacı olan “Hurma” oldukça sağlıklı bir tatlı alternatifidir. Ancak her tatlıda olduğu gibi diş sağlığınız için sizi tedirgin edebilir. Diş çürümesine neden olmaması için hurmadan sonra su için. Diğer öneriler ise…

Tıpkı hurmada olduğu gibi doğadan gelen bazı şekerler, diş minesini güçlendirir ve onları plağa karşı korur. Diş Hekimi Pertev Kökdemir, Ramazan ayında sofralarımızda daha fazla yer alan hurma ile ilgili bilgiler verdi: “Her ne kadar dişlerimiz için sağlıklı bir besin olsa da, üst üste tüketilip dişler fırçalanmadığında hurma da diğer yiyecekler gibi çürüklere sebep olabilir. Hurma yedikten sonra ağız su ile çalkalanmalı, dişler 30 dakika sonra fırçalanmalıdır.” dedi.

Lifli Yapısından Dolayı Tok Tutar

Diş Hekimi Pertev Kökdemir, “Çocuklara, özellikle de 3 yaşından küçük çocuklara hurma verilirken dikkatli olunmalıdır” diyerek aileleri şu sözlerle uyardı: “Hurma sert ve lifli bir yapıya sahiptir. Sert yapısından dolayı dişleri yeteri kadar gelişmemiş çocuklar hurmayı yeteri kadar çiğneyemezler, hem de bağırsakları bu kadar lifli bir yapıyı sindirmeye hazır değildir. Ama hurmanın şöyle bir güzel özelliği vardır; lifli yapısından dolayı tok tutar, ayrıca birçok vitamin ve mineral içerir. Erişkinlerin de kararında tüketmesi önerilir.”

Diş İpini İhmal Etmeyin

Kökdemir, “Hurma ne kadar sağlıklı bir besin olursa olsun; ne yerseniz yiyin, ağız ve diş bakımınızı aksatmayın” diyor ve uyarıyor; “Her iftardan ve sahurdan sonra dişlerinizi en az iki dakika boyunca fırçalayın. Diş ipini de ihmal etmeyin. Diş ipi kullanmazsanız, dişlerinizi eksik temizlemiş olursunuz. Diş ipi, diş çürüklerini önlemede önemli bir yer tutuyor.”

Gargaraya Güvenmeyin, Bitkilerden Yararlanın

“Ağız kokusunu engellemek için gargaralara güvenmeyin, bitkilerden yararlanın” diyen Diş Hekimi Pertev Kökdemir, “Maydanoz, nane, zencefil, dereotu, ada çayı, tarçın, yeşil çay, okaliptüs, kakule, kişniş ağız kokusuna iyi gelir. Kimi çiğ şekilde çiğnendiğinde, kimisi de çay şeklinde demlenip içildiğinde ağız kokusunun önüne geçer. Sahurda bir bardak soğuk süt içilmesi de kokuyu azaltır” dedi.

Hurmanın sağlığa faydaları ile ilgili bir diğer yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku...

Öne Çıkanlar

www.dryerebakan.com Sadece bilgilendirme ve sağlık bilgilerinin eğlenceli olarak aktarılmasını amaçlamaktadır, teşhis veya tedavi için bir alternatifi değildir. Doktorunuz yerine geçmeyi yada Doktorunuzun size uyguladığı tedavi yerine geçmeyi hedeflememektedir. Web sitesi içeriğinden dolaşan tüm kullanıcılar, Kullanım Koşulları ve Gizlilik Kurallarını otomatik olarak kabul etmiş sayılır.

İletişim: info@dryerebakan.com

Copyright © 2017 DrYerebakan.com.