Bizimle iletişime geçin

Diyet ve Kilo Verme

Yaz Öncesi Kilo Verme

Murat Palabıyık

Düzenleyen

on

yaz öncesi kilo verme
Öncesi1 of 4
Klavye ok tuşlarını kullanabilirsiniz. ( ← | → )

YÜRÜYÜŞTEN FAYDA SAĞLAMANIN 3 PÜF NOKTASI

Düzenli ve tempolu yürüyüş başta olmak üzere egzersizin kalpten kemik sağlığına dek sayısız faydası olduğu kesin. Bu faydalardan biri de fazla kilolardan kurtulmaya yardımcı olması. Bugünlerde pek çok kişi tam da yaz öncesi kilo verme çabasında. Bu amaçla günlük hayatın koşuşturmacası arasında kimi spor salonlarının yolunu tutuyor, kimi kendini açık havada yürüyüşe vuruyor, kimi de evde koşu bandında çare arıyor. Ancak yürüyüşten fayda sağlamak için de dikkat edilmesi gereken kurallar var. Onların başında aynen ilaç gibi yeterli sayıda, şiddette ve çeşitlilikte yapılması geliyor. Acıbadem Fulya Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı, Acıbadem Sports Spor Hekimi Prof. Dr. Tolga Aydoğ, 10 Mayıs Dünya Sağlık İçin Hareket Et Günü kapsamında yaptığı açıklamada, doğru bir yürüyüşün püf noktalarıyla ilgili çarpıcı bilgiler verdi, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Okumaya Devam Et
Yorum bırakmak için tıklayın

Yanıt bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Aile Sağlığı

Tereyağı ‘kötü yağlar’ sınıfından çıkıyor mu?

Avatar

Düzenleyen

on

Bu güne kadar duyduğunuz, okuduğunuz hatta uyguladığınız bütün diyetlerde ortak nokta muhtemelen yasaklanan doymuş yağlardır. Ancak 2014’te yayımlanan bir makale özellikle tereyağını neredeyse akladı diyebiliriz. The Annals of Internal Medicine’de yayımlanan makaleye göre daha az doymuş yağ yemek kalp hastalığı riskini azaltmıyor.

Makalenin ardından sağlık yazarları “Tereyağı geri döndü” şeklinde köşelerinde tereyağı hakkında ortaya atılan yeni haberlere yer verdi. Ancak bu makale ortaya çıkmadan bile bilim insanları arasında belirli diyet yağlarına odaklanmanın ne kadar önemli olduğuna dair tartışmalar vardı. Bununla birlikte sağlıklı beslenmeyi oluşturan temellere dair geniş bir uzlaşma da var tabi; ‘Tüm yağlar kötü değildir.’

Toplam diyet yağlarının kalp üzerinde etkisi yok

Yağlar ne zaman sağlığımız karşısındaki düşman olmaya başladı söylemek zor. Ancak 1961 yılında diyet ve sağlık ile kalp hastalıkları arasındaki ilişkiyi inceleyen Ancel Keys adındaki bir fizyolog tarafından yağlar hedef gösterildi diyebiliriz.

Keys’in çalışması doymuş yağ tüketiminin kalp hastalığı ile güçlü bir şekilde ilişkili olduğunu ortaya koydu. Ancak akıllıca davranıp çıkan sonucun daha fazla araştırmaya muhtaç olduğunu belirtti. Sonrasında daha iyi tasarlanan çalışmalarla toplam diyet yağının kalp hastalığı üzerinde hiçbir etkisi olmadığı kanıtlandı da. Ancak Keys’in çalışması birçok bilim insanı tarafından temel alındı ve belirli yağ türleri üzerine çok sayıda araştırma yaparak yağların kalp hastalıklarına neden olduğunu kanıtlamaya çalıştılar.

Tüm yağlar kötü değil

Ancel Keys ve birçok bilim insanının devam eden çalışmaları sonrasında farklı diyet yağlarının kan kolesterolü üzerinde farklı etkileri olduğu ve farklı kolesterol tiplerinin kalp hastalığı üzerinde farklı etkileri olduğu sonucuna vardılar. Bu sayede tüm yağların kötü olmadığı bir kez daha kanıtlanmış oldu. Mesela cevizde bulunan çoklu doymamış yağ asitleri LDL kolesterolü azaltır ve HDL kolesterolü yükseltir.

Ancak tüm kanıtlanmış ya da kanıtlanmaya muhtaç ve yetersiz verilere rağmen Amerika’da birileri çıkıp yağların tamamen azaltılması gerektiğini söyledi. Burada bazı yağların iyi bazı yağların kötü olduğu ayrımı net şekilde yapılmadı. Çıkan karışık durumu kökten çözmek isteyenler de sadece yağın kesilmesi gerektiğini söyledi.

Gıda endüstrisi işin içine girmezse olmaz değil mi? Onlar da yiyeceklerden yağı çıkarmaya başladı. Yağların yerini de şeker ve karbonhidratlar doldurdu.

Önemli olan yağın cinsi

Rafine karbonhidratların zararları hakkında fazla bilginin olmadığı bir dönemde yağsız beslenme çılgınlığı başladı. Bu halk sağlığı açısından tam bir felaket oldu. Çünkü bu tarz bir beslenme kilo almak, kalp hastalıkları ve diyabet riskini arttırmak demek. Daha sonra yapılan çalışmalarla önemli olan toplam yağ değil, yağın cinsi denildi.

Yapılan çalışmalar sonucu ne kadar kanıtlanır olursa olsun yağ karşıtı ön yargılar galip geldi. Özellikle Amerika’da obezitenin yaygınlaşması işte bu şekilde başladı.

 

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Aile Sağlığı

Hayatınızı Tatlılaştırın

Avatar

Düzenleyen

on

“Şekeri hayatınızdan çıkarın.” Ben dahil hemen hemen tüm doktorlar aynı fikirdeyiz. Tabi uygulamak söylemek kadar kolay değil. ‘Şekeri bırakın’ dediğim yazılarımda sık sık alternatif istiyorsunuz. O yüzden evimde de başvurduğum yöntemleri sizinle paylaşmak istedim.

Çok fazla şeker sağlığınız için iyi değil, bunu zaten biliyorsunuz. Obezite, metabolik bozukluklar, tip 2 diyabet, yüksek tansiyon, yüksek kolesterol, kronik enflamasyon ve karaciğer yağlanmasının kapılarını açar. Tüm bu hastalıklardan korunmak için şekeri kesmek ilk adım sayılabilir. Tabi sadece çayınıza koyduğunuz ve yediğiniz tatlılardaki şekerden bahsetmiyorum. Aklınıza bile gelmeyecek düzinelerce işlenmiş üründe şeker bulunuyor.

Şeker yiyeceklere lezzet katıyor elbette ve birçok kişi yemek zevkinden vazgeçmek istemiyor. Ama şeker alımını keserek, en azından azaltarak da damak zevkinizi koruyabilirsiniz.

Doğal şekerleri deneyin

Meyve, tahıl ve süt bazlı ürünlerde doğal olarak şeker bulunduğu artık biliniyor. Üstelik bu gıdalar zengin besin değerleri ile de sağlıklı beslenmenin olmazsa olmazları. Herhangi bir sağlık sorunu ya da alerjiniz yoksa doğal şeker içeren ürünleri gönül rahatlığı ile tüketebilirsiniz.

Sorun, şeker gıdaya sonradan eklendiğinde çıkıyor. Amerikan kalp derneğine göre erkekler için günde maksimum 9, kadınlar için 6 çay kaşığı ilave şeker alınmalı. Her gün sadece bir kutu gazlı içecek tüketen biri yaklaşık 17 çay kaşığı şeker almış oluyor, bu da ayda 4,5 kilogram ek şeker demek.

Şekersiz de lezzeti bulabilirsiniz

Şeker alımınızı azaltmak için ilk adım, işlenmemiş gıdalardan oluşan çok yönlü besleyici bir diyete başlamak olabilir. ‘Ya lezzet’ derseniz, onun için de ufak tüyolar vereceğim.

Baharatlar: Yemeğinize baharat eklemek sandığınızdan fazla lezzet verebilir. Tarçın, Hindistan cevizi, karanfil, zencefil, yenibahar ve kakule genellikle tatlılık ile ilişkilidir.

Vanilya özü: Aroması nedeniyle yiyecekleri daha lezzetli hale getirebilir. Araştırmalar da bu tezi doğruluyor. Badem veya portakal özü gibi diğer özütleri de kullanabilirsiniz.

Meyveler: Ah bu tatlı krizleri… Atlatmanın en doğal yolu da meyveler. Çiğ meyveyi, salatalara doğrayarak, yoğurt, süzme peynir veya tahılla karıştırarak kendi doğal tatlınızı yapabilirsiniz. Sıcak bir tatlı isterseniz de meyveleri karamelize edip tüketebilirsiniz.

Kuru meyveler: Kuru incir, kuru kayısı, hurma, kuru üzüm gibi kuru meyveler de tatlı krizlerinize derman olabilir. Pastalardan tencere yemeklerine kadar her tür yiyeceğe eklenebilir ve şekeri aratmaz. Tabi kuru meyvelerin yüksek kalorili olduğunu unutmayın. Ayrıca satın alırken etiketlerini mutlaka okuyun.

Sebzeler: Bazı sebzeler de şeker içerir. Özellikle patates ve havuç gibi kök sebzeler tatlı düşkünlerini mutlu edebilir.

Tuza dikkat: Tabi ki tatsız tuzsuz beslenin demiyorum, ama şekeri azaltırken, lezzet bulmak için tuzu arttırmayın. Çok fazla sodyum, başka sağlık problemlerine neden olabilir.

 

DİKKAT!

Satın aldığınız ürünlerin içeriklerinde bunlar yazıyorsa, işlenmiş şeker tüketiyorsunuz demektir:

-Mısır şurubu veya yüksek fruktozlu mısır şurubu

-Fruktoz, dekstroz, sükroz ve –roz ile biten diğer kelimeler

-Ham, şeker pancarı, şeker kamışı veya malt şekeri

-Nektar, meyve nektarı veya konsantre meyve suyu

 

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Aile Sağlığı

Beslenme Alışkanlığınızı ‘Sistem 20’ İle Değiştirin

Avatar

Düzenleyen

on

Dr. Mehmet Öz’ün ‘kahvaltıyı yasaklıyorum’ demesinin etkileri uzun süre etti. Konuyla ilgili sosyal medya üzerinden onlarca soru aldım. Bu yazımda da kahvaltı konusuna açıklık getirmek istedim.

Kahvaltıyla ilgili kafalar biraz karışmış durumda. Biz doktorlar olarak her zaman kahvaltının günün en önemli öğünü olduğunu söyleriz. Bu doğru, kahvaltı hala günün en önemli öğünü. Ne demiş bir atasözü ‘Kahvaltını krallar gibi et, öğlen yemeğini dostunla paylaş, akşam yemeğini düşmanına ver.’

Dr. Öz’ün 2020 yılına özel hazırladığı ‘Sistem 20’ adlı plan kahvaltıyı tamamen hayatınızdan çıkarmak üzerine kurulu bir plan değil. Kahvaltıyı tabi ki yapın, ama uyandıktan 3 saat sonra. Yani öğününüzün adı geç kahvaltı olsun.

Kahvaltı, metabolizmayı başlattığı için önemli bir öğün. Kahvaltıyı atlamak, gün içinde kalori yakımını azaltır ve günlük işlerde gerek duyulan enerji ihtiyacı karşılanamaz. Ancak kahvaltıyı kalkar kalkmaz yapmak da hareketleri azaltıyor. Araştırmalarca da doğrulanan, kahvaltıyı uyandıktan birkaç saat sonra, gerçekten açlık hissedildiğinde yapmak.Acıktığınızda kahvaltı yapın

Şimdi diyeceksiniz ki “Ama uyandığımda aç oluyorum.” Burada önemli olan ‘Sistem 20’ planını iyi anlamak. Çünkü geç kahvaltı bu planın bir parçası ve bu plan doğru uygulanırsa sabahları aç uyanmazsınız.

20 maddede 20 kilo

Sistem 20, yaşam tarzınızı 20 ana adımda düzenlemeyi hedefler. Ayrıca bu yöntemle 20 kilo kaybedebilir ve sağlık risklerinizi yüzde 20 azaltabilirsiniz. Ancak bu sistemin bütünsel bir plan olduğunu unutmayın. Yani istediğiniz sonuçları elde etmek için tüm tavsiyelere bağlı kalmanız önemli.

Dr. Öz’ün programı tasarlarken, günlük yaşantınıza daha sağlıklı alışkanlıkları dahil etmeyi amaçladığını biliyorum.‘Sistem 20’yi size açıklamak istiyorum. Öncelikle ‘Sistem 20’ bir diyet programı değil, yaşam tarzınızı düzenlemeye yönelik bir yaklaşım. Beslenme, uyku, egzersiz ve zihin sağlığı konularına iyileştirmeler ve düzenlemeler getirerek, yaşam tarzınızda zamanla büyük sonuçlar elde edebileceğiniz küçük değişiklikler içerir.

Sistem 20 ile yaşam tarzınızı değiştirecek 20 ana adım.

 -Her gün aynı saatte uyanın

-Güne birkaç dakikalık meditasyon ve germe-esneme egzersizleri ile  başlayın

-Kardiyo egzersizleri yapma alışkanlığı edinin

-Sabah kahvenize Hindistan cevizi yağı gibi MTC içerikli yağlar ekleyin

-Her akşam 19.00 itibariyle yemek yemeyi bırakın

-Yemek yemeye 11.00 itibariyle başlayın

-İlk öğün ile son öğüne yeşillik ve protein ekleyin

-Öğle veya akşam yemeğine 2 yemek kaşığı elma sirkesi ekleyin

-İlave şekeri beslenme düzeninden çıkarın

-Düşük karbonhidratlı atıştırmalıkları tercih edin

-Tatlı ihtiyacı için dondurulmuş yaban mersini veya üzüm tercih edin

-Haftada 1 gün kendinize izin verin

-Kafein alımını 15.00’ten sonra bırakın

-Yatmadan 1 saat önce telefonunuzu kapatın

-Her gün 1 dakika boyunca plank egzersizi yapın

-Bel çevrenizi 90 cm’nin altında tutmayı hedefleyin

-Kan basıncınızı 120/80’de tutmayı hedefleyin

-Açlık kan şekerini 100’ü altında tutmayı hedefleyin

-LDL kolesterol seviyenizi 100’ün altında tutmayı hedefleyin

-RealAge yani gerçek yaşınızı 2 yaş düşürmeyi hedefleyin

 

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar