Bizimle iletişime geçin

Beslenme

Vücudun Susuz Kalması Unutkanlık Sebebi

Halit Yerebakan

Düzenleyen

on

Vücudun Susuz Kalması Unutkanlık Sebebi

Yeter miktarda su içmeyen biri susuzluk neticesinde ciddi sağlık problemleri yaşar. Hafıza kaybı, baş dönmesi, yorgunluk, kuru cilt ve zayıf tırnaklar; bunlardan birkaçı.

Su, hayattır. Yaşamın devamı için yegane ihtiyaç sudur. Doğada var olan tüm canlı türlerinin hayatta kalabilmesi için suya ihtiyaçları vardır. Vücudun susuz kalması, sayısız hastalığa davetiye çıkarabilir. İnsan bedeni, yaşamsal fonksiyonlarını yerine getirebilmek için gün boyu su kaybına (dehidrasyon) uğrar. Dehidrasyon yok sayılacak olduğunda insan bedeni, günde iki-altı litre suya ihtiyaç duyar. Kişinin ihtiyacı olan su miktarı, günlük aktiviteler, sıcaklık ve nem gibi faktörlere bağlı olarak değişiklik gösterir. Yeterli miktarda su içmeyen biri dehidrasyon neticesinde, ciddi sağlık problemleri yaşayabilir. Yorgunluk, kafa karışıklığı, hafıza kaybı, baş dönmesi, idrar yolu enfeksiyonları, kabızlık, kuru-kırışık cilt, kırılgan saç, zayıf tırnaklar ve baş-kas ağrısı; az su içmek neticesinde karşılaşılabilecek durumlardan birkaçıdır.

GÜNDE 3 LİTRE SU

Amerika’da bulunan The National Board of Research (Ulusal Araştırma Kurulu), alınan her bir kalori için bir mililitre su tüketilmesi gerektiğini tavsiye ediyor. Bu durumda, 2 bin kalorilik diyetle beslenen biri için günlük su ihtiyacının 2 litre olduğu söylenebilir. National Research Council of the U.S. tarafından yayınlanan son kılavuz, günlük su ihtiyacı için daha net rakamlar kullanmayı tercih etmiş. Yayınlanan rehber kılavuza göre erkekler günde 3.7, kadınlar (hamile ve emzirme döneminde olmamak koşuluyla) günde 2.7 litre su tüketmeliler.

MUSLUK SUYUNU İÇMİYORUZ

İçtiğimiz suyun kalitesi ve güvenirliliği, en az su içmek kadar önemlidir. Sıvılar; yapıları itibariyle ağır metaller, toksinler, bakteri, mantar ve çeşitli kimyasallar gibi insan sağlığına zararlı maddeleri yapılarında barındırabilirler. Dünya ülkelerinde tüketilen su kalitesine baktığımızda, gelişmiş ülkelerin temiz ve güvenilir suya erişebildiklerini görüyoruz. Ancak sıra gelişmekte olan ülkelere geldiğinde durum pek de iç açıcı değil. Yapılan araştırmalar, 2030’lu yıllara gelindiğinde gelişmekte olan ülkelerin su ihtiyacının, mevcut su miktarından yüzde 50 daha fazla olacağını gösterdi. İstanbul gibi büyük şehirlerde yaşayanlar, musluktan akan suyu içmeyi bırakalı yıllar oldu. Çeşitli sebeplerle hepimiz şişelenmiş suları tüketmek zorundayız. Piyasada çok çeşitli plastik su şişesi mevcut. Bunların arasındaki farkları öğrenmek ve bu bilgiler ışığında seçim yapmak en doğrusu olacaktır. Farklı türde kullanılan plastiklerden elde edilen şişelerin insan sağlığı üzerindeki muhtemel etkileri bilim adamlarını harekete geçirerek konu hakkında araştırmalar yapmaya itiyor.

PLASTİK ŞİŞE TİPLERİ

Şişelerde ve kaplarda kullanılan plastiklerin türünü şişenizin altına bakıp öğrenebilirsiniz. Şişelerin altında yeniden dönüşüm logosu olan üçgenin içinde yazılan rakam, plastiğin cinsini ve ne şekilde yeniden dönüşüm yapılacağını bildiren bir kısa koddur. Birçok tek kullanımlık plastik su şişeleri Polyethylene Terephthalate’den yapılmaktadır. Kısaca ‘pet şişe’ olarak tanımlanır. Eğer bu şişelerin altına bakarsanız tarif ettiğimiz yerde 1 rakamını göreceksiniz. Bu PET ile ilişkili kod numarasıdır. 12 ve 19 litrelik damacanalar genellikle polikarbonattan yapılmıştır ve 7 rakamı kod olarak kullanılır. Yeniden kullanılabilir şişeler farklı türdeki plastiklerden yapılmaktadır. 2 kod numaralı yüksek dansiteli polietilen (HDPE), 4 kod numaralı düşük dansiteli polietilen (LDPE), 5 kod numaralı polipropilen (PP) veya 7 kod numaralı şişe, polikarbonattan yapılmaktadırlar. Bilimsel açıdan, petlerin tekrar kullanılması sonucu plastik malzemenin içinde bulunan suya çözündüğü kanıtlanmıştır. Çözülme sonucu ortaya çıkan en riskli maddelerden biri olan DEHP’nin, kadınların; inmemiş testisi ve küçük üreme organı olan erkek çocuk doğurmalarına sebep olduğu ispatlanmıştır. Açığa çıkan diğer madde DEHA’nın kanserojen etkiye sahip olduğu ve özellikle karaciğer kanseriyle yakın ilişkisi kanıtlanmıştır. Yakın zamanda Alman bilim adamlarının yaptığı bir araştırmaya göre pet şişeler, hormonel sistemimizi etkileyen başka maddelerin de pet şişeden suya çözündüğü ispatlanmıştır.

CAM ŞİŞE ALMAYA ÇALIŞIN

2 ve 4 kod numaralı polietilen ve 5 kod numaralı polipropilendan yapılan şişeler en güvenilir plastik su şişeleridir. Bu konudaki araştırmalar hâlâ devam ediyor olsa da, paslanmaz çelik ve camdan üretilen şişelerin en sağlıklı seçenek olduğunu bilmenizi isterim.

Şişe su almanın püf noktaları:

1. Üretim tarihi gününüze en yakın olanı tercih edin. Ancak şişenin kapağı takılmadan önce suyunuz son bir dezenfeksiyon işleminden geçirilmiş olabilir. Bu işleme tabi olan sularda tüketilmeden önce iki gün bekleme süresi gerekmektedir. Seçeceğiniz suyun bu işleme maruz kalmış olma ihtimali üzerine alacağınız günden en az iki gün önce üretilen ve üretim tarihi en yakın olan suyu seçmenizde fayda var.
2. Cam şişeli ürün almaya özen gösterin.
3. Eğer bir kaynaktan su alıyorsanız; temizlenmiş paslanmaz çelik, cam veya polipropilen şişe kullanın.
4. Güneş ışığına maruz kaldığını gördüğünüz plastik şişeli sudan uzak durun.
5. Su aldığınızda mutlaka kaldırıp göz seviyenizde su şişesinin içine bakın. İnanmayacaksınız ama bazen yüzen şeyler görebilirsiniz.
6. Aldığınız suyu içtiğinizde ağzınıza plastik tadı veya kokusu geliyorsa suyu iade edin ve paranızı geri isteyin.
7. Her zaman bilinen marka en iyisi olmayabilir. Kaynak sularının fazla olduğu ve sanayileşmenin az olduğu şehirlerden gelen ve nakliye şartlarının önemi sebebiyle kurumsal şirketlerin suyunu almaya özen gösterin.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Beslenme

Şimdi Nar Tüketmenin Tam Zamanı

Basın Bülteni

Düzenleyen

on

Şimdi Nar Tüketmenin Tam Zamanı

İçindeki onlarca minik tanesi gibi, faydaları da onlarca! Özellikle kırmızı rengini veren ‘antosiyanin’ bileşeni sayesinde bağışıklık sistemini güçlendiriyor, gripten kansere dek birçok hastalığı önlüyor. Acıbadem Altunizade Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hazal Çatırtan Çobanoğlu özellikle narın suyunu sıkıp içmek yerine bir büyük narın yarısını tüketmenin çok daha fazla fayda sağladığını belirtirken “Buna karşın başta kemoterapi ilaçları olmak üzere birçok ilaçla etkileşimi olduğunun unutulmaması gerekir. Bu nedenle kullanılan ilaçlar doğrultusunda hekimden mutlaka etkileşim bilgisi alınmalı” uyarısında bulunuyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Hazal Çatırtan Çobanoğlu, şimdi nar tüketmenin tam zamanı dedi ve bu şifalı meyvenin sağlığa olan 9 faydasını anlattı.

Antioksidan Zengini

İçeriğindeki Punicalagin ve Punicic asit narın yüksek antioksidan aktiviteye sahip olmasını sağlıyor. Yapılan araştırmalar nar ve nar suyunun, yeşil çayın antioksidan aktivitesinin üç katına sahip olduğunu gösteriyor. Bu antioksidanlar stres, yanlış beslenme ve çevredeki olumsuz koşulların vücudumuzda yarattığı hasarı önlemeye yardımcı oluyor

Anti-Enflamatuar Etkili

Kronik enflamasyon kalp ve damar hastalıklarından Alzheimer’a, kanserden tip 2 diyabete dek birçok hastalığın öncüsü. Nar büyük ölçüde punicalaginlerin antioksidan özellikleri sayesinde anti-enflamatuar etki gösteriyor. Vücudumuzdaki iltihabı azaltmak için düzenli nar tüketimi iyi bir seçenek.

Kansere Karşı Koruyucu

Narın içerisindeki antioksidan maddeler kanser hücrelerinin oluşum sürecini yavaşlatabiliyor veya durdurabiliyor. Özellikle meme, kolon ve prostat kanseri oluşumunu önleme üzerine olumlu sonuç veren araştırmalar var.

Kan Basıncını Düşürmeye Yardımcı

Nar ve nar suyu içeriğindeki polifenoller sayesinde enzim aktivitelerini düzenleyip damarlarda genişleme ve tansiyonda düşme sağlayabiliyor. Kolesterol düzeylerini etkileyerek damarları ve kalbi koruyucu etki gösteriyor.

Hafıza Dostu

Beslenme ve Diyet Uzmanı Hazal Çatırtan Çobanoğlu “California Üniversitesi’nde yapılan çalışmada 4 hafta boyunca düzenli nar/nar suyu tüketen kişilerin sözel-görsel hafıza görevlerini daha iyi yaptıkları ve hafıza ile ilgili testlerde daha başarılı oldukları görülmüştür” diyor.

Yaşlanma Karşıtı

İçeriğindeki antioksidanlar ve urolithin A isimli bileşen sayesinde vücudumuz kasları oluşabilecek hasarlara karşı daha rahat koruyabiliyor. Doku hasarı en aza iniyor. Bu da hem vücutta hem ciltte yaşlanmayı geciktiriyor.

Üreme Sisteminde Olumlu Etkili

Oksidatif strese karşı koruyucu etkisi sayesinde yumurta ve embriyo koruyucu etkisi olduğu düşünülüyor. Aynı zamanda erkeklerde sperm yoğunluğunu ve hareketliliğini de arttırmaya yardımcı oluyor.

Kilo Korumada Etkili

Nar hem gözü hem karnı doyuran bir meyve. Yarım kase nar sadece 72 kalori. Bununla birlikte 3.5 g diyet lifi içeriyor. Bu diyet lifleri hem tokluk sağlıyor hem de bağırsak sağlığımızı koruyor.

Egzersiz İçin Enerji Kaynağı

Beslenme ve Diyet Uzmanı Hazal Çatırtan Çobanoğlu “Nar, diyette doğal nitrat alımını sağlayan bir meyve. Nitratların kan basıncını düşürebilme etkisi olduğu gibi enerji üretimini sağlayan mitokondrilerin etkinliğini de arttırarak fiziksel performansı arttırabildiği görülmüştür” diyor.

 

Okumaya Devam Et

Beslenme

Sağlıklı Salata Hazırlamanın 5 Yöntemi

Basın Bülteni

Düzenleyen

on

Öncesi1 of 6
Klavye ok tuşlarını kullanabilirsiniz. ( ← | → )

sağlıklı salata

Sağlıklı salata hazırlamanın püf noktaları

Rokasından kıvırcığına, domatesinden kuzukulağına, taze soğanından reyhanına ve daha birçoğuna… Salata, besin değerleri açısından zengin güçlü silahşörleri, kendine has tadı ve rengiyle lezzetinin yanı sıra tam bir sağlık deposu. Ancak aman dikkat! Acıbadem Kadıköy Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Evrim Demirel, sağlıklı salata hazırlarken bazı kurallara mutlaka uyulması gerektiğini söylüyor. Aksi halde sağlık vadeden bu yeşilliklerin bir anda tehlikeli hale gelebildiğini belirten Evrim Demirel “Üstelik içine katılan soslar ile kilo almanıza bile neden olabiliyor” diyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Evrim Demirel, salatanın faydalarını ve sağlıklı salata hazırlamanın yollarını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Okumaya Devam Et

Beslenme

Kanserden Korunmak için Hünnap Tüketin

Halit Yerebakan

Düzenleyen

on

Kanserden Korunmak için Hünnap Tüketin

Hünnap meyvesinin adını daha önce hiç duymamış hatta tadının bile nasıl bir şey olduğunu bilmiyor olabilirsiniz. Ancak bilenlerin vazgeçemediği ve sağlığa açısından bolca yararı olan bu meyvenin hazır şimdi tam mevsimiyken tanışmanızda fayda olduğunu düşünüyorum. Öyle ki kanserden korunmak için hünnap tüketin…

Eski çağlardan beri Çin’de alternatif tıp yöntemi olarak kullanılan hünnap meyvesi, son zamanlarda ülkemizde de popüler olmaya başladı. Sonbaharda, semt pazarlarında ve marketlerde karşımıza çıkan bu meyve Çin’de ölümsüzlük meyvesi olarak anılıyor. Peki gerçekten sağlığa bu kadar faydalı mı?

Öncelikle hünnabın içerisinde A ve C vitaminlerinden bolca bulunduğunu bilmenizde fayda var. Ayrıca hünnap; kalsiyum, magnezyum, fosfor ve potasyum yönünden de oldukça zengin bir meyve. Bu özellikleri sayesinde bağışıklık sisteminizi güçlendiren hünnap, birçok hastalığa da iyi geliyor. Özellikle sakinleştirici ve uykuya yardımcı olan şifa kaynağı hünnabın sağlığa olan diğer faydaları neler merak ediyorsanız bu yazım tam size göre…

Uykusuzluğa Karşı, Yatmadan Önce Hünnap Çayı İçin

Meyvenin içerisinde yer alan jujuboside A maddesinin beyindeki hipokampusu etkileyerek uykusuzluk ve anksiyetinin hafifletilmesine yardımcı olur. Hünnap meyvesi aynı zamanda flavonoidler, saponinler ve polisakkaritler olarak bilinen bileşikleri de içerir. Çalışmalar, hünnapta yer alan yüksek saponin içeriğinin, tüm sinir sistemi üzerinde yatıştırıcı bir etkiye sahip olduğunu göstermiştir. Hünnabın dinlendirici etkisi sayesinde yatmadan önce bir fincan hünnap çayı içerek rahat bir gece uykusu çekebilirsiniz.

Kanserden Korunmak için Hünnap

Hünnap meyvesinin bilinen en önemli özelliği vücudu kansere karşı korumasıdır. İçerisinde bulunan antioksidan ve C vitamini sayesinde kanser hastalıklarına karşı koruyucu etkiye sahiptir. Yapılan araştırmalarda hünnabın birçok kanser türünde iyileştirici etkisi olduğu ortaya çıkmıştır.

Kabızlık Problemine İyi Gelir

Hünnap sindirim sağlığı içinde oldukça faydalı bir meyvedir. Öyle ki sindirimi kolaylaştırarak kabızlığa problemini giderir. Hünnap, kabızlıkta bağırsak geçiş süresini azaltarak, dışkı nemini arttırır. Böylece bu problemi engellemiş olur.

Stresi Azaltır

Hünnapta bulunan jujuboside A maddesinin, zihin ve beden üzerinde yatıştırıcı bir etkiye sahip olduğu bilinir. Bu yüzden Çin’de alternatif tıpta doğal bir antidepresan olarak kullanılıyordu. Yapılan araştırmalarda, hünnap meyvesinin tohumlarının hayvan deneklerinde anksiyeteyi azaltmada özellikle rol oynadığı görülmüştür.

Kan Basıncını Dengeler

Bir diğer sağlığa olan faydası da kan basıncı üzerindeki olumlu etkisidir. Potasyum kan basıncını sağlıklı seviyelerde tutar, hünnap aynı zamanda potasyum içerdiğinden yüksek olduğu için kan basıncını dengeler.

Kemikleri Güçlendirir

Hünnap, içerisinde bol miktarda fosfor içerdiği için kemik sağlığında oldukça etkilidir. Aynı zamanda yine içerisinde bulunan kalsiyum kemik gücünü arttırarak kemikleri güçlendirir.

Bağışıklığı Arttırarak, Hastalıklarla Savaşır

Antioksidan ve C vitamini yönünden oldukça zengin bir meyve olan hünnabı tüketerek bağışıklığınızı güçlendirebilirsiniz. Antioksidanlar serbest radikallerin neden olduğu hasarı engelleyen besinlerdir. Vücuttaki aşırı serbest radikal seviyeleri, yaşlanma sürecini hızlandırmanın yanı sıra kanser ve kalp hastalığı gibi daha ciddi sağlık sorunları ile bağlantılıdır.

Bağışıklığı arttırmak için olmazsa olmaz bir vitamin olan C vitaminini vücudumuz kendi başına üretemez. Bu sebeple, beslenmenizde yeterli miktarda C vitamini aldığımızdan emin olun. İşte bu noktada yüksek oranda C vitamini içeren hünnap tüketerek bağışıklığınızı arttırabilirsiniz.

Hünnapla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar