Sosyal Medya

Bağışıklık

Vitamin ile Vücut Direncinizi Arttırın

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,
vitamin

Bu ay köşemde bağışıklık sistemi ve güçlendirmenin yollarına değineceğim. Bağışıklığı güçlendirmenin bir yolu da yeterince vitamin, mineral ve amino asit almaktan geçer. Hemen hemen her vitaminin güçlü bir bağışıklık sitemine belirli bir yönden etkisi vardır. Bağışıklık sistemimiz, her gün havayla taşınan virüslere, kansere neden olan parçacıklara ve bakterilere karşı bitmek bilmeyen bir mücadele içindedir. Araştırmalara göre, vitamin ve mineral eksikliklerinin yaşamın farklı dönemlerinde besin ihtiyacımızı arttırmasının yanı sıra bağışıklık sistemimizin duraksamasına da neden olduğu saptanmıştır. Özellikle, ileri yaştaki kişiler daha yüksek riskte gibi gözükse de bu durum yaşlanmanın kaçınılmaz karakteristik özelliği mi, yoksa fizyolojik süreç, yıllardır süren besin tüketimi, yanlış beslenme alışkanlıkları, artan ihtiyaçlar veya bütün bunların kombinasyonu mu? Hala net bir sonuca malesef ulaşılamadı. Bu hikayenin tamamı ortaya çıkartılamamış olsa da bağışıklık sistemimizde önemli rolü olan bazı besin maddeleri tespit edilmiştir.

Vitamin A, vücudun kendini yenilemesine yardımcı olur. 

Antioksidan özelliği bulunduğundan ve bağışıklık sistemini kuvvetlendirdiğinden dolayı A vitamini listenin olmazsa olmazlardandır. Çocuklarda A vitamininin etkileri araştırılırken, orta seviyede bir A vitamini eksikliğinin bile çocuğun solunum yollarını olumsuz etkileyerek, bağışıklık savunmasını zayıflatabileceğini ortaya çıkartıldı. A vitamini eksikliği solunum yollarının doğal koruyucusu olan mukoza bariyerine zarar verir. Bakterilerin ve virüslerinse bu hasardan yararlandığı gözlemlenmiştir. Örneğin bir grip virüsü saldırısı sonrasında, A vitamini ekslikliği olmayan normal bir kişinin koruyucu çeperi kendini onarırken A vitamini eksikliği olan kişide, sağlıklı hücre anormal hücre ile yer değiştirebilir bu da hastalığın daha şiddetli bir seviyesine gelmesine ya da ikinci bir enfeksiyonun başlamasına sebep olabilir.

Yüksek A vitamini içeren besinlerden en bilinenleri ise; tatlı patates, havuç ve ıspanaktır. Kaliteli bir yaşam için vücudunuza bu savaşta destek verin ve besin değeri yüksek yiyecekleri mutfağınızda tercih edin.

B6 vitamini özellikle yaşlılar için çok yararlı. 

Boston’daki Tufts Üniversitesi Beslenme Okulu’nda bir araştırma yapıldı. Araştırmacılar, yaşlı insanların yeme rutinlerinden B6 vitamininin neredeyse tamamını  çıkardıklarında bağışıklık sisteminin zayıfladığını keşfetti. Bağışıklık sistemi gücünü tekrar kazandırmak için günlük almanız gereken B6 vitamini miktarı 2 mg den daha fazla olmalıdır. Katılımcılara günde önerilen maximum miktar olan 50 mg B6  vitamini verildiğinde ise, hastaların bağışıklık sistemi gücünün, araştırmaya başlamadan önceki halinden daha iyi bir seviyeye yükseltildiği tespit edildi.

Genç  yada yaşlı olmanız fark etmez, B6 vitamini miktarınızı arttırmak için nohut, hindi, patates ve muz yiyin yada erik suyu için. Bir muz,  günlük ihtiyacınız olan B6 değerinin yüzde 33’ünü sağlarken, bir bardak erik suyu günlük ihtiyacımızın yüzde 28’ini sağlar.

Vitamin C, beyaz kan hücrelerini destekler. 

Tıp dünyasında, enfekte hücrelerin etrafında toplanıp onlara saldıran, yok eden ve temizleyen beyaz kan hücrelerinin üretimi için C vitaminin yaşamsal önem taşıdığı konusunda genel bir fikir birliği vardır.

Pek çok meyve ve sebze yüksek miktarda C vitamini içerir. Örneğin, 220 gram portakal suyu günlük ihtiyacımız olan değerin (60mg) yüzde 200’üne sahiptir. 1/2 fincan doğranmış çiğ kırmızı biber, ise vücudumuzun alması gerekenin yüzde 158 ‘ini içerir. Burda asıl soru şu olmalıdır. Günlük miktar bağışıklık sisteminizin üst düzeyde çalışması için yeterli midir?  Araştırmacılar henüz cevabı netleştirmedi. Bununla birlikte, birçok beslenme uzmanı, günde en az 500 ila 1000 mg C vitamini almanın bağışıklık sistemini güçlendirme açısından önemli olduğunu savunuyor.

Eminim birçoğunuz turuncu renkteki meyveleri, yüksek C vitamini kaynağı olmaları sebebiyle grip ve benzer hastalıklardan korunmak için tüketiyorsunuz. Oysa narenciyelerin; kanserden korumak, kalp hastalıkları riskini azaltmak ve tansiyonu düşürmek gibi bilinenin dışında faydaları da var. Portakal, limon, greyfurt ve mandalina gibi narenciye sınıfına giren meyveler, ilk olarak Güney-Güneydoğu Asya ve Avustralya’da yetiştirilmeye başlanmış. Şimdilerde hem faydalı, hem de lezzetli oluşları sebebiyle tüm dünya genelinde (Türkiye de dahil) üretiliyor. En çok tüketilen narenciyelerden biri de portakal. Dünya genelinde sadece bir yılda ortalama 70 milyon ton portakal üretiliyor. Yapılan araştırmalar gösteriyor ki narenciyeler, içerdikleri flovonoid ve fitokimyasallar sayesinde kanser oluşumunu önleyici etkiye sahipler. (Fitokimyasallar; meyve ve sebzelerde bulunan bioaktif kimyasal maddelere verilen ortak addır.)

Vitamin D, kemiklerinizi kışa hazırlar. 

Kanadalı araştırmacılar, sonbahar ve kış ayları boyunca, kandaki D vitamini miktarının önemli ölçüde azaldığını gözlemlemiştir.  Test ettikleri insanların üçte birinde D vitamini miktarının vücudun kemik yenileme fonksiyonunu etkileyecek seviyeye kadar düştüğünü farketmiş. Bu araştırmayı ABD’de de yapan bilim adamları aynı sonucu elde etmiştir. Derimiz güneş ışığındaki enerjiyi D vitamini üretmek için kullanıyor. Soğuk havada dışarıya çıkma isteğimiz doğal olarak düşüyor ve buda kışın daha az gün ışığı almamız anlamına geliyor. Kışın dışarıdayken gün ışığı vücudumuzda daha zayıf bir etki yaratır ve nemlendiricilerdeki güneş koruyucuları da D vitamini üretimini azaltır.

Günde bir kere aldığımız bir multivitamin, günlük ihtiyacımız olan  D vitamini miktarının tamamını karşılayacaktır.

Günlük ihtiyacımız olan D vitamini değeri 400 IU’dur. Günde birkaç dakika güneş ışığına çıkmak vücudun D vitamini seviyesini geri yüklemeye yardımcı olur. Bazılarımızın kullandığı vitamin takviyesi, mineral takviyesi ve kalsiyum takviyesinin içerisinde yeterli seviyede D vitamini bulunmaktadır.

D vitamini eksikliği riski altında olan insanlarda çoğunlukla görülen ortak özellik süt ürünlerinden kaçınma ve fazla dışarıya çıkmamadır.

D vitamini ruh sağlığı açısından önemli olan serotonini artırır. Bağışıklığınızı güçlendirir, sinir ve kas sistemlerinin sağlıklı çalışmasını sağlar ve bazı kanser türlerine karşı korunmaya yardımcı olur. D vitamininden yararlanmanın en kolay yolu haftada birkaç kere koruyucu krem kullanmadan güneşte 15 dakika vakit geçirmek. Eğer hava koşulları buna izin vermiyorsa, D vitaminini süt, yumurta sarısı veya besin takviyelerinden alın.

Vitamin E, enfeksiyonla savaşmaya yardımcı olur. 

Araştırmacılar, bağışıklık sistemini güçlendirmede E vitamini takviyesinin interferon ve interlökin düzeyinde artış sağladığını gözlemlemiştir. Bu biyokimyasalların her ikisi de enfeksiyonla savaşmak için bağışıklık sistemi tarafından üretilir.

E vitamini ayrıca vücuttaki oksidatif hasarı önlemeye yardımcı olur. Bu, indirgenmiş bağışıklık tepkisi ile bağlantılı olan bir çeşit hasardır. Bağışıklık sisteminin katil hücreleri virüslere, bakterilere ve diğer işgalcilere saldırıp görevlerini yerine getirirken kötü bir sonuca da sebep olur. Bu sonuç korkunç serbest köklerin ortaya çıkmasıdır. Serbest kökler; kendilerini dengelemek için sağlıklı moleküllerden elektronlar çalan, hücreleri zayıflatan veya zarar veren kararsız moleküllerdir. E vitamini, bu serbest köklere, kendi elektronlarını sunarak, sağlıklı hücrelerin kötüye kullanımına karşı korunmasına yardımcı olur.

Çinko bağışıklık hücrelerinin oluşmasına yardımcı olur. 

Demir gibi çinkoda, bağışıklık savaşçılarının ilk dalgasıdır. Bu ilk dalgada (lenfositlerin) yeterli asker bulundurmak çok önemlidir. Vücutta az oranda çinko bulunması, bir istilacı geldiğinde lenfositlerin normalden daha yavaş ve daha az kuvvetle tepki göstereceği anlamına gelir.

Neyse ki genelde ciddi çinko eksiklikleri nadir görülür. Yaygın olan orta derecede çinko eksikliğidir. Sıkı vejetaryenler genellikle çinko eksikliği açısından en büyük risk altında olan kişilerdir çünkü et ve deniz ürünleri en yüksek çinko değeri barındıran yiyeceklerdendir.

Günlük çinko tüketme miktarını 15 mg de tutmak bağışıklık sisteminizin düzgün çalışmasını sağlamak için yeterli olacaktır. Ve bu miktarı almak çok da zor değil. Herhangi bir yağsız kırmızı etin 85 gramı günlük çinko ihtiyacınızın yaklaşık yüzde 32’sini sağlar.

Devamını Oku
Yorum Yaz

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bağışıklık

Bağışıklık Sistemini Güçlendiren Besinler

Yayınlanma:

,

Nar fotoğrafı

Bağışıklık Sistemini Güçlendiren Besinler

Bağışıklık sistemini güçlendiren besinler soframızdan eksik olmamalı. Soğuk algınlığı, grip, bronşit, farenjit… Soğuk havanın iliklerimize kadar işlediği bu günlerde hastalıkların görülme oranı iyice artıyor. Bizi yorgan döşek yatıran hastalıklardan korunmanın en etkili yollarından biri ise vücudumuzda enfeksiyona neden olan virüs ve bakteri gibi  mikroorganizmaların zararlı etkilerine karşı adeta kalkan görevi üstlenen bağışıklık sistemimizi  güçlendirmek. Bağışıklık sisteminin güçlenmesi için olmazsa olmaz 3 kural ise: Su içmeyi ihmal etmemek, uyku düzenine önem vermek, beslenmemizin yeterli ve dengeli olduğundan emin olmak.

Kış hastalıklarına karşı koruma kalkanı:

Kış aylarında bağışıklık sistemimizi yediklerimizle destekleyebiliriz. Acıbadem Fulya Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Melike Şeyma Deniz karda kışta hastalıklardan korunmak için düzenli olarak tüketmeniz gereken besinleri anlattı,  önemli önerilerde bulundu.

Balık

Balık vücudun üretmediği ve bu nedenle mutlaka besinlerle almamız gereken omega 3 yağ asidinin en önemli kaynağı. Hastalık yapan bileşiklerin vücuttan uzaklaştırılmasını sağlayan omega 3 almak için haftada 2-3 kez balık tüketmeye özen gösterin. Balığınızı ızgara, fırında veya buğulama olarak tercih etmeniz gerektiğini unutmayın.

Portakal ve kivi

Portakal ve kivi… Bu ikilinin ortak noktası C vitamini içermeleri. C vitamini içeriği sayesinde soğuk algınlığı ve grip gibi hastalıklardan koruyucu özellik taşıyorlar. Ancak hem vitamin deposu hem posa kaynağı meyveleri tüketirken dikkat etmeniz gereken 2 kural var: Birincisi avucunuzu dolduracak kadar meyvenin bir porsiyon kadar meyve demek olduğunu unutmadan, porsiyon kontrolü yaparak tüketmeniz. İkincisi de aynı anda 2 porsiyondan fazla meyve yememeniz.

Yumurta

Yeterli protein almak bağışıklık sisteminin güçlenmesi için önemli. Yumurta da en kaliteli protein kaynağı olarak biliniyor.  Yumurta aynı zamanda içerdiği A ve B vitaminleri, demir, çinko, folik asitle de öne çıkıyor. Herhangi bir sağlık sorununuz veya alerjik durumunuz yoksa haftada en az 3-4 kez günde 1 adet yumurta tüketebilirsiniz.

Sarımsak

Yapılan bilimsel çalışmalar; sarımsaktaki organosülfür bileşiklerin toksinlerle savaştığı kanser ve kardiyovasküler hastalıklar gibi birçok hastalıkta önleyici etkisi olduğunu gösteriyor. Özellikle sarımsakta bulunan “allisin” hem antibakteriyel hem de anti viral etki gösteriyor ve soğuk algınlığı, nezle ile girip gibi bu mevsim en sık görülen hastalıklara karşı koruyucu etki gösteriyor. Maksimum fayda sağlamak için sarımsağı ezerek ve çiğ olarak yemeğe özen gösterin.

Karalahana

Özellikle Karadeniz bölgesinin meşhur lezzeti karalahana, içerdiği A, K, C vitamini, kalsiyum ve magnezyum ile hepimizin sofralarında yer alması gereken bir besin. Hem çok güçlü bir antioksidan hem de kuarsetin içeriği ile anti kanser, anti viral etkilere sahip. Karalahanayı mevsiminde haftada 1-2 kez sıcak sebze yemeği, dolma veya çorba olarak tüketebilirsiniz.

Baklagiller

Bağışıklık sistemini güçlendirmek için vitamin ile minerallerden zengin beslenmek ve yeterli protein almak önemli. Mercimek ve nohut gibi baklagiller de bitkisel kaynaklı protein, posa, B grubu vitaminler ve demir içererek bu 2  şartı yerine getiren bir besin grubu. Beslenme ve Diyet Uzmanı Melike Şeyma Deniz haftada 2-3 kez baklagiller içeren bir öğün yapmanız gerektiğine dikkat çekerek, “Baklagiller yemeğinize mutlaka limonlu bir yeşil salata eşlik etsin. Böylece hem aldığınız vitamini arttırır hem de limon ve yeşilliklerde bulunan C vitamini sayesinde baklagillerdeki demirden daha iyi yararlanmayı sağlarsınız.” diyor.

Yeşil çay

Metabolizmanın daha hızlı çalışmasına yardım ederek kilo kaybına katkı sağlayan, ani kan şekeri değişikliklerinin önüne geçen yeşil çay serbest radikallerle savaşan antioksidanlardan zengin ve bu sayede bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Ancak yeşil çayı aşırı kaynar suya eklerseniz, yapraklarındaki antioksidanların etkilerini kaybetmesine neden olursunuz. Bu yüzden yeşil çayınızı kaynar olmayan su kullanarak hazırlayın.

Nar

“Rengiyle sofraları renklendiren nar antioksidan kaynağı olması sayesinde güçlü bir bağışıklık sistemi için olmazsa olmaz besinlerden biri.” diyen Beslenme ve Diyet Uzmanı Melike Şeyma Deniz şu bilgileri veriyor: “Yarım adet nar bir porsiyon meyveye eşit oluyor. Narı isterseniz ana öğünlerde salatalarınıza ekleyerek, isterseniz ara öğünlerde tüketebilirsiniz. Örneğin bir kase yoğurdun içerisine 2-3 yemek kaşığı nar ekleyerek bağışıklık sistemini güçlendiren harika bir ara öğün yapabilirsiniz.”

Zencefil

Mide bulantısına iyi gelmesiyle ünlü olan zencefil; ayrıca kolesterolün düşmesine, karaciğeri korumaya, pıhtılaşmayı geciktirmeye ve bağışıklık sistemini güçlendirmeye yardımcı oluyor.

Zerdeçal

Zerdeçal son yıllarda yapılan çalışmalarda sağlık üzerine olumlu etkileri gösterilmiş bir baharat. Kalp-damar hastalıklarının önlenmesinde, kolesterolün düşürülmesinde rol oynayan, iltihap önleyici gibi özelliklere sahip olan zerdeçal, güçlü bir bağışıklık sistemi için de sofranızda yer almalı. Yaklaşık 1 tatlı kaşığı zerdeçalı çorbalara, et ve tavuk yemeklerinize ekleyerek tüketebilirsiniz.

Keten tohumu

Keten tohumu içerdiği posa ile bağırsak hareketlerinin düzenlenmesine yardımcı oluyor ve kabızlık problemi yaşayanlar için iyi bir çare olarak tavsiye ediliyor. Ayrıca fosfor, magnezyum, bakır ve B grubu vitaminler, omega 3 ile omega 6 yağ asitleri için iyi bir kaynak ve bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Yemeklerinize 1-2 tatlı kaşığı kadar ekleyerek keten tohumunun bu etkilerinden faydalanabilirsiniz.

Bağışıklık sistemini güçlendirmek için farklı önerilerin bulunduğu bir başka yazımıza buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku...

Bağışıklık

Kuşburnu İçmeniz İçin 9 Neden

Yayınlanma:

,

Kuşburnu içmenin faydaları saymakla bitmiyor!

Zengin C vitamini sayesinde bağışıklık sistemini güçlendiren kuşburnu yapılan araştırmalarla da rüştünü ispatlıyor. Limonun 60 katı kadar fazla C vitamini içeren bitki, portakal ve mandalinaya da fark atıyor. Çiçekleri tıbbi ilaç olarak kullanılırken, yemişleri ise özellikle bağışıklık sisteminin güçlenmesi için bitkisel çaylar başta olmak üzere marmelat ve reçel yapımında kullanılıyor. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Beslenme ve Diyet, Fitoterapi Uzmanı Şeyda Sıla Bilgili, “Kış aylarında özellikle güçlü antioksidan yapısıyla öne çıkan kuşburnunu doğru demlediğinizde ve kararında tükettiğinizde sağlığınıza birçok faydasını görmeniz mümkün. Günde iki fincan kuşburnu çayı ve bir yemek kaşığı şekersiz kuşburnu marmeladı beslenme planınızın bir parçası olmalıdır” diyor. Beslenme ve Diyet, Fitoterapi Uzmanı Şeyda Sıla Bilgili, bağışıklığı güçlendirmesinden dizdeki sıvıyı artırmaya kuşburnunun öne çıkan 9 faydasını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Bağışıklık sistemini güçlendiriyor

Yapısında bol miktarda bulunan C vitamini, polifenoller ve antioksidanlar sayesinde bağışıklık sistemini güçlendiren kuşburnu zengin vitamin ve minerallere sahip. Likopen ve A, B, E, K vitaminlerinin yanı sıra magnezyum, demir gibi değerli mineralleriyle vücut direncini artırıyor, sinir sisteminde, hücre yenilenmesinde fayda sağlıyor. Yapılan araştırmalar, limonun 60 katı kadar fazla C vitamini içeren kuşburnunun, mandalina ve portakala da fark attığını ortaya koyuyor.

Kabızlığı önlüyor

Ülkemizde her mevsim yetişebilen kuşburnu, kabızlık şikayeti çekenler için doğal bir şifa kaynağı. Birçok hastalığa fayda sağlayan kuşburnunun içeriğindeki pektin, laktasif etkiye sahip. Yani bağırsakların fazla çalışmasından ötürü ortaya çıkacak ishal benzeri etki yaratıyor. Böylece düzenli tüketildiğinde kabızlığı gideriyor ve sindirimi kolaylaştırıyor. Bağırsak parazitlerini düşürüyor.

Kötü kolesterolü düşürüyor

Kandaki kötü kolesterolün düşürülmesi ve iyi kolesterol seviyesinin yükseltilmesinde faydalı olan kuşburnu, bu sayede kalp ve damar hastalıklarına karşı koruyor. Kuşburnunu çay olarak demleyip tüketebileceğiniz gibi, şekersiz marmeladını yaparak da faydalanabilirsiniz.

Kansere karşı koruyor

Sağlıklı hücreleri kanserli hücrelere dönüştürerek zarar verebilen serbest radikallere karşı güçlü bir koruyucu olan kuşburnu, içeriğindeki güçlü antioksidanlarla kanser hücrelerinin büyüme ve gelişmesini de engelliyor.

Kanın pıhtılaşmasını sağlıyor

Beslenme ve Diyet, Fitoterapi Uzmanı Şeyda Sıla Bilgili “İçeriğindeki K vitamininden dolayı kuşburnu kanın pıhtılaşmasına yardımcı oluyor. Bu nedenle damar içinde kan pıhtısının oluşması ve kan akımının engellenmesi olarak adlandırılan tromboz ve toplardamar iltihabı, tromboflebit gibi sorunları olan hastaların dikkatli tüketmesi gerekiyor” diyor.

Cildi güzelleştiriyor

Kuşburnu A vitamini açısından zengin oluşuyla cildin elastikiyetini korumasını sağlıyor ve yaşlanmasını geciktirici etki yaratıyor. Kolajen seviyesini de artırıyor. Yara izleri ve akneleri gideriyor. Kuşburnunun çekirdekleri, gamalinoleik asit (GLA) yönünden zengin. Gamalinoleik asit, cilde canlılık kazandırıyor ve güneş kaynaklı yanıklarda da fayda sağlıyor.

Demir eksikliğine fayda sağlıyor

Ülkemizde özellikle kadınlarda ve çocuklarda demir eksikliğine bağlı kansızlık çok yaygın bir sorun. Gıdalarla alınan demirin serbest hale geçerek vücutta kullanılmasına yardımcı olur. Bu sayede demir eksikliğine bağlı oluşan kansızlığı önlüyor. Çocukların büyüme ve gelişmesinde de faydalı ama ölçüyü kaçırmamak kaydıyla! Doktoruna danışmadan 1 yaşından küçük çocuklara verilmesini tavsiye etmiyorum.

Dizde sıvı kaybı ve kireçlenmeye faydalı

Son yıllarda yapılan çalışmalar kuşburnunun iltihap oluşumunu önleyici özelliğe sahip olduğunu gösteriyor. Kuşburnu tüketimi dizde kireçlenme, eklemlerde kıkırdak dokunun yapısında bozulma, kıkırdakta incelme ve aşınmanın ortaya çıkardığı ostreoartrite bağlı ağrıların azalmasında etkili. Ayrıca günümüzde pek çok kişinin ortak sorunu olan dizde sıvı kaybına da kuşburnunun iyi geldiği yapılan çalışmalarda kanıtlanmış durumda.

Gözleri koruyor

Beslenme ve Diyet, Fitoterapi Uzmanı Şeyda Sıla Bilgili “Kuşburnu püresinde bulunan önemli bir karotenoid olan likopen sadece kataraktın değil aynı zamanda diğer göz hastalıklarının da başlangıcı ve ilerlemesinde koruyucu etki gösteriyor” diyor.

Kuşburnu Nasıl Demlenir?

  • 5-6 adet kuşburnunu havanda hafif ezerek çatlatın. Ardından bir bardak (200 ml) kaynar suda 10 dakika demleyin.
  • Demlerken kapağını kapalı tutun ki içeriğindeki suya geçen C vitamini bir diğer ismiyle askorbik asit yok olmasın.
  • Ne kazar uzun kaynatırsanız içeriğindeki C vitamini o kadar azaldığından, demleme süresini de uzatmayın.
  • Yemeklerden 30 dakika sonra için. Kuşburnunun zengin vitamin ve minerallerinden tam anlamıyla faydalanabilmek için hazırladıktan sonra 5 dakika içinde tüketin.
  • Soğuma sırasında C vitamini miktarı hızla azaldığından, marmelat ve pekmezde C vitamini oranı kuşburnu çayına oranla düşüyor.
  • Marmeladını mutlaka şekersiz yapın.
  • Kuşburnunu ister bütün, ister ufalanmış ister toz haliyle olsun saklarken mutlaka ışıktan muhafaza edin ve cam kavanozda saklayın.

Devamını Oku...

Bağışıklık

Ani Sıcaklık Değişiklikleri Bağışıklığınızı Zayıflatabilir

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,

Ani Sıcaklık Değişiklikleri Bağışıklığınızı Zayıflatabilir

Sıcaklık değişimlerini hastalanmadan atlatmak için bol bol D vitamini alın, kapalı ortamlarda fazla kalmayın, uyku düzeninize dikkat edin.

Özellikle mevsim geçişlerinden oldukça etkilenen bağışıklık sistemi, ani sıcaklık değişiklikleri ile birlikte enfeksiyon ve hastalıklara açık hale geldi.
Birçok bulaşıcı hastalığın; hava soğuduğunda evlere, ofislere kapanılmasıyla yayıldığını unutmayın. Kapalı alanların yeteri kadar havalandırılmaması, hastalıkların kuluçkası açısından en elverişli ortamları oluşturur. Bu da yakın zamanda bağışıklık sistemini etkileyecek pek çok hastalığın ortaya çıkmasına neden olur.
Patojenler, kalabalık ortamları severler. Kalabalık, halka açık yerlerdeki ve toplu taşıma araçlarındaki yetersiz ve kötü tasarlanmış havalandırma; hava kaynaklı patojenlere maruz kalmayı artırabilir. Ayrıca daha yüksek nispi nem, kişiden kişiye bulaşan patojenlerin yol açtığı hava yoluyla taşınan damlacıkların stabilitesini de etkileyebilir. Örneğin, grip virüsünün damlacıklarla bulaşması; serin, daha nemli mevsimlerde artış gösteriyor. Birçok ülkede daha serin ve nemli havanın başlangıcı, artan nüfus birikimi ile çakışıyor ve mevsimsel etki daha da şiddetleniyor.

YETERİ KADAR D VİTAMİNİ ALIN

Birçok çalışma, vücudun tamamını kapsayan giyim tarzlarının D vitamini konsantrasyonu üzerinde olumsuz etkilere sahip olduğunu ve deri yüzeyinin güneş ışığına sınırlı maruz kalması nedeniyle D vitamini eksikliğine neden olduğunu gösteriyor. Güneş ışığından dönüştürülmüş D vitamini ihtiyacını karşılamak için kollar, bacaklar ve yüz gibi vücudun en savunmasız bölgelerinin haftada en az iki veya üç kez güneş ışığına maruz kalması, mevsim geçişleri sırasında hastalanma riskinizi azaltma açısından önemlidir. Güneş, vücudun biyolojik ve psikolojik sağlığı üzerinde olumlu etkiler sağlar. Güneş ışığının yaydığı D vitamini, iskelet sistemini güçlendirirken; romatizmal hastalıklar, iltihaplanma, osteoporoz gibi hastalıkların tedavisinde etkin rol oynar. Güneş ışığı ayrıca kalsiyum emilimini sağlar, bağışıklık sistemini güçlendirir, enerji, depresyon ve stresin azaltılmasına yardımcı olur. Güneşten tam fayda sağlamak için günde 20 dakika güneşe çıkmak yeterlidir. Bunun için tüm vücudunuzu güneşlendirmek de şart değil; sadece kol ve bacaklarınızın bir kısmının güneş görmesi, yeterli D vitamini almanızı sağlar.

UYKUYA DİKKAT!

Melatonin, sirkadiyen ve mevsimsel ritimler ile yakından ilişkili güçlü bir doğal hormondur. Sentezi çevresel ışık ve karanlık döngü tarafından düzenlenir. Melatonin, bağışıklık sisteminin düzenlenmesinde ve korunmasında etkilidir. Son yıllarda yapılan araştırmalar, melatoninin çeşitli bakteriyel ve viral enfeksiyonlarla mücadelede etkili olduğunu rapor etmiştir. Melatoninin ayrıca hem hücresel, hem de humoral bağışıklığın düzenlenmesinde rol aldığı belirtilmiştir. Hayvanların ve insanların bağışıklık sistemi üzerindeki araştırmalara göre, melatonin salgısı ve güneş ışınları arasında güçlü bir ilişki bulunmaktadır. Dolayısıyla yılın belirli zamanlarında daha belirgin hale gelen bulaşıcı hastalıkların, melatonin salgısı ile yakından ilişkili olduğu söylenebilir.

Uyku bozuklukları; gece uyuyamama, çok uyuma ve gece uyuyamayıp gündüz uyuma olmak üzere üç grupta toplanır. Elbette bu üç grup sadece birer ana başlıktır ve sebepleri birbirinden çok farklı olabilir. Uyku bozukluklarında en sık baş ağrısından şikayet edilir. Ancak yapılan araştırmalara göre; dokuz saatten daha az uyumak, bağışıklık sistemi hastalıklarını da beraberinde getirmektedir. Vücudunuzun günlük işlevlerini yerine getirebilmesi için ortalama yedi-sekiz saat uyumanız gerekir. Bu saat aralığından daha az uyuduğunuzda, vücudunuz panik moduna geçmeye başlar. Biyolojik saatinizin normal seyrinden daha aza indirilmesi; kalp atış hızının artmasına, yüksek tansiyona ve enfeksiyon kaynaklı hastalıklara sebep olabilir. Bu nedenle özellikle sonbahar aylarında uyku düzeni korunmalı, ortalama dokuz saatten az ya da fazla uyumamaya dikkat edilmelidir.

SAĞLIKLI BESLENMEYE ÖZEN GÖSTERİN

Hastalıklardan korunmak için sağlıklı beslenmek gerekir. Metabolizmayı hızlandıran, sindirim sistemini düzene sokan, vitamin ihtiyacını karşılayan, bağışıklık sistemini koruyan gıdaları tüketmeye ve bol su içmeye özen gösterin.

Limon

C vitamini deposu olan limonun faydaları saymakla bitmez. Limon suyu tüketimi sindirimi kolaylaştırır, karaciğer detoksuna yardım eder, yaşlanmayı geciktirir, metabolizmayı hızlandırır, depresyon ve kaygıya karşı pozitif etkiler sağlar, kanser hücrelerinin oluşumunu engeller ve iltihaplanmaya karşı koruyucudur. Limonda yüksek miktarda bulunan antioksidan; hücresel hasarları önler, yaşlanma kırışıklıkları ve diğer cilt sorunları üzerinde de onarıcı etkiye sahiptir. Aynı zamanda bağışıklığı artırır, tendonları, kemikleri ve kan damarlarını iyileştirir. Gün içinde içtiğiniz her bardak suya yarım çorba kaşığı limon suyu eklemek, günlük C vitamini ihtiyacının yaklaşık yüzde 20’sini sağlar.

Elma

Elma, içerdiği yoğun lif sebebiyle sindirim sistemine dost bir meyvedir. Ayrıca C vitamininden zengin oluşu sebebiyle kış aylarını hastalıklardan uzak geçirmenize de yardımcı olur. Her gün bir elma yemek, sindirim sistemini düzene sokar, böylece kilo vermenize de yardımcı olur. Elma; ayrıca soğan, sarımsak, lahana, karpuz ve karnabaharda bulunan ve vücudun bağışıklık sistemini güçlendiren kuersetin bakımından da zengindir.

Enginar

Enginarın, özellikle karaciğer sağlığı için son derece önemli olduğunu hepiniz duymuşsunuzdur. Enginar, sindirim sisteminin en iyi dostu olan liften de zengindir. Ayrıca vücudu toksinlerden arındırır.

Su

Mevsim geçişlerinde vücudu dirençli tutmanın bir başka yolu da bol su tüketiminden geçiyor. Dartmouth Tıp Fakültesi’nden araştırmacılara göre; düzenli su tüketen bireylerin bağışıklık sistemi daha güçlü. Özellikle iyi su tüketen bireyler, kansere karşı da daha dayanıklı oluyor.

Yeşil soğan

Bu mucize sebzenin özellikle gövdesinde yüksek miktarda C vitamini bulunur. Yeşil soğan ödem söktürür, şişkinlik sorunlarına iyi gelir, soğuk algınlığı, cilt hastalıkları ve yorgunluğa birebirdir.

Mantar

Mantar kolay pişimi ve lezzetli tadıyla, en çok tercih edilen sebzelerin başında gelir. Mantarın düzenli tüketimi; vücudun A, B ve C vitamini eksikliğini giderir. İçerdiği kalsiyum ve proteinler ile kalp dostudur. Ayrıca mantarda bolca bulunan çinko ve demir, kansızlığa iyi gelir. Mantar, bağışıklık sistemini mikrop ve enfeksiyonlara karşı korur.

Devamını Oku...

Öne Çıkanlar

www.dryerebakan.com Sadece bilgilendirme ve tıbbi tavsiye amaçlıdır, teşhis veya tedavi için bir alternatifi değildir. Doktorunuz yerine geçmeyi yada Doktorunuzun size uyguladığı tedavi yerine geçmeyi hedeflememektedir. Web sitesi içeriğinden dolaşan tüm kullanıcılar, Kullanım Koşulları ve Gizlilik Kurallarını otomatik olarak kabul etmiş sayılır.

İletişim: info@dryerebakan.com

Copyright © 2017 DrYerebakan.com.