Sosyal Medya

Alternatif Sağlık

Varislerinizden Kurtulun!

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,

Varis, estetik kaygının yanı sıra ayaklarda yanma, derinden hissedilen bacak ağrıları, zonklama, karıncalanma ve kramplara sebep olur.Bu yüzden varislerinizden kurtulun! Genetik yatkınlığı olanlarda ve kadınlarda daha sık görülen varisler için uzun süre ayakta kalmamalı ve doğru ayakkabı seçmelisiniz.

Varis denildiğinde akla ilk gelen, bacaklarda ortaya çıkan mor renkli ve belirgin damarlardır. Oysa bir de örümcek varis olarak tabir edilen, bacakların yanı sıra yüz ve benzer bölgelerde görülen, ağ şeklindeki kılcal damarlar vardır. Bunlar, diğerleri kadar tehlikeli değildir ancak estetik açıdan oldukça rahatsız edicidirler. Daha belirgin ve mora yakın renkteki varisler; -genelde- toplardamar probleminin bir işaretidir ve dolaşım bozukluğu olduğunu düşündürür. Oysa örümcek varisler; cilde yakın kılcal damar, arteriol ve venüller gibi daha küçük damarların genişlemesi sonucu gözle görülür bir hal alır. Örümcek varisler (telenjiektazi) aslında varisli toplardamarların akrabasıdırlar. Örümcek varisler olarak bilinen bu varis tipinin kaynağında; genetik yatkınlık, hormonal değişim, aşırı kilo ve hareketsiz bir yaşam tarzı görülebilir. Oluşumlarının ardından tamamen ortadan kaldırılabileceğini söylemek maalesef imkansız. Ancak hayat tarzınızda yapacağınız ufak değişiklikler, bir kısmından kurtulmanıza ve yenilerinin oluşmasına yardımcı olabilir. Bu tavsiyelere toplardamar varisi olanların da mutlaka uyması gerekir.

Kilo verin:

Fazla kilolar, birçok hastalık gibi varis ve örümcek varisin de tetikleyicileri arasında yer alır. Ayaklarınıza taşıttığınız fazla kiloların her biri basıncın artmasına ve kan dolaşımının zorlanmasına sebep olur. Zayıflayarak bu basıncı azaltmalısınız.

Hareket edin:

Uzun süre oturmak, kan dolaşımını olumsuz etkiler. Eğer sürekli oturmanızı gerektiren bir iş yapıyorsanız her yarım saatte bir kalkın ve ufak yürüyüşler yaparak kan dolaşımınıza destek olun.

Bacaklarınızı yüksekte tutun:

Bacaklarınızı sürekli sarkıtmak, yer çekiminin de etkisiyle kan dolaşımını bozar. Özellikle oturarak geçirdiğiniz bir günün ardından mutlaka ayaklarınızın altına bir destek koyarak bir müddet yukarıda kalmalarını sağlayın.

Kan dolaşımını destekleyen gıdalar tüketin:

Kolesterol düşürmede etkili gıdalar, aynı zamanda varis oluşumunu da engellemeye yardımcıdır. Muz, somon balığı, ıspanak, üzüm, zeytinyağı ve bitter çikolata yemek size yardımcı olacaktır.

Doğru ayakkabı tercih edin:

Yüksek topuklu ayakkabılar, kan akışını olumsuz etkiler. Özel günler dışında alçak topuklu ayakkabılar giymeyi tercih edin. Ayrıca son zamanlarda adeta moda haline gelen dar pantolonlardan da uzak durun. Dar pantolonlar, düzgün kan akışını engeller.

TOPLAR DAMAR VARİSLERİ

Vücudumuzda bulunan tüm damarlar, kalbe veya kalpten diğer organlara kan taşımakla vazifelidir. Bu durumda ayaklarımızdan kalbimize doğru bir kan akışı olduğunu söyleyebiliriz. Tahmin edebileceğiniz gibi yukarı doğru hareket gerektiren bu akış esnasında yer çekiminin de etkisiyle bacaklardaki toplardamarların vazifesi, diğerlerine göre biraz daha zordur. Tabii ki bacak bölgesinde gerçekleşen bu kan akışını bacak damarları tek başına başaramazlar. Bu aşamada bacak kasları mükemmel bir destekçidir ve adeta bir pompa işlevi görerek kan dolaşımına destek olurlar. Kapakçık olarak tabir edebileceğimiz bu görevliler hasar gördüklerinde, kan akışı gerektiği gibi gerçekleşemez. Bu durumda özellikle alt bacaklarda kan birikmesi başlar. Artan kan hacmiyle beraber söz konusu damarda genişleme meydana gelir ve böylece damarlar birbirlerinden uzaklaşmaya başlar.

Başlangıç aşamasında, estetik açısından son derece rahatsız eden bir görüntü meydana gelir. Bazen yeşil, bazen kırmızı ve mor renkte belirgin ve şiş damarlar bacaklarınızdaki pürüzsüz görüntüyü bozmaya yeter. Bu durumun kronikleşmesi, kişiye ciddi bir rahatsızlık olan varis teşhisi konmasına neden olur. Varis, estetik kaygının ötesine taşındığında; ayaklarda yanma, derinden hissedilen bacak ağrıları, zonklama, karıncalanma ve kramplara sebep olur. Egzama, hatta ülser de varisin sebep olduğu diğer can sıkıcı etkilerdir. Bacaklarda fark edilen varis problemi, vücudun farklı yerlerinde gelişmiş ve henüz fark edilmemiş problemlerin habercisi de olabilir. Bunlar arasında hemoroit sayılabilir. Varis, kadınlarda erkeklere oranla daha sık görülür ve kalıtsal etkisi oldukça yüksektir. Kalıtsal olmasının yanında hamilelik, menopoz ve yaşlanma dönemindeki hormonal değişimler de varis oluşumunu tetikler. Ayrıca sürekli ayakta kalmak ve bacak yaralanmaları da bu hastalığın oluşmasına sebep etkiler arasında sayılabilir.

TOPLARDAMAR VARİSLERİ VE ÖRÜMCEK VARİSLER İÇİN TEDAVİ YÖNTEMLERİ

Varisinizin derecesi tedavi şeklini belirlemede en önemli etkendir. Bunu anlamanın en basit yolu ise dopler çektirmektir. İki tip varis için de hem cerrahi, hem de cerrahi olmayan tedavi yöntemleri mevcuttur. Cerrahi müdahale gerektirmeyen aşamada iseniz; basit egzersizler, bacakları yüksekte tutmak ve varis çorapları ilk tavsiye edilenler arasında yer alır. Cerrahi müdahaleler arasında; damar çekme, ultrason eşliğinde köpük tedavisi ve günümüzde en sık kullanılan damar içi radyo frekans ve lazer ile damar kapama yöntemleri sayılabilir.

GÜNEŞE MARUZ BIRAKMAYIN

Damar çekme veya damar içi lazerle kapama uygulamaları, doğru yapıldığında dolaşım problemine sebep olmaz. Çünkü müdahale edilen varisli damar, bacaklardaki toplar damar kan akımını sadece yüzde 10’una denk gelir. Sadece örümcek varis şikayetiniz varsa, cerrahi müdahaleye gerek yoktur. Egzersiz vb. tavsiyeler bu hastaların tedavisi için yeterlidir. Ancak örümcek varislerin boyutu, tedavi alternatifini belirlemede son derece önemlidir. Örümcek varisler ince ve kırmızı renkte ise ozon, lazer ve radyo frekans tedavisi tavsiye edilebilir.

Örümcek görünümlü varisler büyük ve mavimsi renkte iseler, klasik tedavi veya köpük tedavisi tavsiye edilir. Varis şikayetleri, bahar aylarında ortaya çıkmaya başlar ve yaz ayları geldiğinde artar. Bu sebeple uzman doktor muayenesinin ardında sizin için belirlenen tedavi yöntemini yaz aylarından önce uygulamanız tavsiye edilir. Her iki tip için de, önleyici ve tedavi edici tavsiyeler benzerlik gösterir. Şikayeti olanlar bacaklarını, direkt güneşe maruz bırakmamalı, fazla kilolarından kurtulmalı, egzersiz yapmayı yaşam şekli haline getirmeli, ayaklarını günün belli saatlerinde yüksekte tutarak dinlendirmeli ve ayak ayak üstüne atma alışkanlığını terk etmelidirler. Sigara içmek, hızlı yaşlanmanın en önemli sebeplerinden biridir ve damarlarınızı da yaşlandırır. Bu sebeple sigarayı bırakmak da yapmanız gerekenler arasında sayılmalıdır.

Varislerinizden kurtulmak için başka önerilerin de bulunduğu bir başka yazımıza buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Aile Sağlığı

Ramazan Ayında Sıkça Sorulan Sorular

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,

ramazan ayında sıkça sorulan sorular

Uzun saatler süren açlık tüm vücudunuzu olduğu gibi bağırsaklarınızı da etkiler. İftar ve sahurda yenen birer kase yoğurt hem tok tutar, hem de sağlığı korur. Bu haftaki yazımda, ramazan Ayında sıkça sorulan sorular ve bunların cevapları ile karşınızdayım.

Ramazan ayında sahurda hangi gıdaları tüketirsek uzun süre tok kalır ve daha az susarız?

Karbonhidratlar yani nişastalı tüm gıdalar hızlı tokluğa ve erken açlığa sebep olurlar. Ramazan ayında dengeyi iyi korumak kaydı ile uzun dönem tokluk hissi oluşturan proteinden zengin beslenmek önemli. Yani süt ve süt ürünleri başta olmak üzere, et ve diğer proteinli gıdaları tüketmek gerekir. Yalnız burada ciddi bir problem de var, proteinli gıdaların azot yükü fazla olduğundan fazlası böbreklere zararlıdır. Bu azot yükünü yıkayabilmek adına su tüketimi de protein tüketiminin artırıldığı gibi artırılmalı. Tavsiyem, iftarı; bir kase yoğurt, bir kase çorba, belki biraz süt ile geçiştirip en az 30-45 dakika ara verdikten sonra normal yemek ihtiyacınızı karşılayın. Yemek seçimleri düzgün olduğu sürece ne açlık hissedersiniz ne de kısa süreli yemenin rahatsızlığını. Fazla tuzlu ve baharatlı gıdalardan ve tabii ki reflüsü olanlar başta olmak üzere kızartma ürünlerinden uzak durmak lazım. Bu gıdalar size aşırı derecede susama etkisi yapacaktır.

BAKTERİLER HASTALIKLARA SEBEP OLUR 

Ramazan yaklaşık 18 saat aç kalıyoruz. İftarda bu açlığı rahat ve sağlıklı bir şekilde bastırmak için hangi gıdalar soframızda olmalı?
Süt ürünleri sindirim sisteminizi rahatlatır, tok tutar ve daha az susatır. İftarda ve sahurda birer kase olmak üzere iki porsiyon yoğurt yemenizi şiddetle öneririm. Yoğurdun bilimsel olarak günlük kalori ihtiyacını 500 kalori dolayında azalttığı kanıtlanmıştır. Bedeninizi oruca göre programlar, ayrıca susuzluğu önler ve bağırsaklarınızın daha sağlıklı halde kalmasını sağlar. Uzun süreli açlık bağırsak sisteminde duraksama veya yavaşlamaya sebep olur, içindeki dışkı akımı azalan bağırsaklarda bakteri yükü artar ve bu bakteriler hastalıklara sebep olabilir. Bunu da en iyi dengeleyen gıda yoğurttur. Unutmayın ki Kral 1. Fransuva enfektif ishal olduğunda muhteşem yüzyılın padişahı Kanuni kendisine bir doktor göndermiş ve o doktor Fransuva’yı yoğurt ile tedavi etmiştir. Benim de bu yıl Ramazan ayında favori gıdam yoğurt olacak.

 İftar ve sahur arasında tatlı ihtiyacını gidermek için ne tür tatlıları önerirsiniz? Tatlandırıcı ile güllaç yapılabilir mi?
Tatlı bir insan için gereklilik değildir ama psikolojisi için olmazsa olmaz bir besindir. Karbonhidrattan yoksun beslenen kişilerde depresyon eğilimi olduğu görülmüştür. Buna rağmen ben özellikle Ramazan sofralarında hali hazırda bulunan karbonhidratlı yani nişastalı gıdalar sebebi ile bir de yemek sonrasında tatlı yenmesine karşıyım. Yediğiniz tatlılar zor dengede duran sistemde ani kan şekeri yükselmeleri ile hormon dengenizi de bozar. Sonuçta tatlı, Ramazan ayında kilo almak ve yorgunluk kaynağı diyebiliriz. Tatlandırıcı konusuna gelince; ben tatlandırıcı taraftarı bir hekim değilim. Her ne kadar bitkisel olanları olsa da, ben tatlandırıcılara şüpheli yaklaşıyorum. Tatlandırıcı yerine agave şurubu ile yapılan tatlılar tercih edilebilir.

 Sahurda ya da iftarda bitki çayı tüketilmesini önerir misiniz? Hangi çaylar tüketilmeli?
Ben bitki çayından önce sağlık için de normal bildiğiniz siyah çayı öneriyorum. Tabii ki bir de yeşil çay. Bitki çaylarından ziyade siyah çayın olağanüstü faydalarından yararlanmak adına ve bitki çaylarından destek almak için karışım yapabilirsiniz. Örneğin taze nane yaprakları siyah çayın içinde hem mükemmel bir lezzet oluşturur, hem de sindirimi kolaylaştırır. Diğer yandan lavanta veya adaçayı da kullanılabilir.

Şarküteri ürünlerinden uzak durun

İftar ve sahurda uzak durulması gereken gıdalar neler?
İftar ve sahurda baharatlı ürünler, hazır gıdalar, şarküteri etleri ve diğer tuzlu ürünlerden uzak durmak gerekir. Ambalajlanmış gıdaların hepsinde çeşitli kimyasallar var ve bu kimyasallar leptin hormonunuzu kilitler, insülin hormonunuzun çalışmasını engeller ve sisteminizi bloke eder. Size açlık olarak geri dönmez ama zaten bedensel sisteminizi düzene koymak için tutulan orucun etkisini zararlı hale getirirler. Baharatlı ve tuzlu gıdalar aşırı susamaya yol açar, şarküteri etleri ise gizli tuz içerirler.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku...

Alternatif Sağlık

Fitoterapi ile Kendinizi Tedavi Edin

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,

fitoterapi

Bitkilerle tedavi anlamına gelen fitoterapi, hastalığı tedavi etmekten ziyade bağışıklığı güçlendirmeyi amaçlayan bir yöntem. Nane bağırsakları korurken tarçın ise stres ve migrene iyi geliyor!

Bu sıralar adını sürekli duyduğumuz fitoterapi, bitkilerin gücü ile hastalıkları tedavi etmeyi ve onların önüne geçmeyi amaçlar. Fitoterapi, geçmişten günümüze dayanan alternatif bir tedavi yöntemidir. Bu tedavinin asıl amacı, kişileri hastalandığı sırada tedavi etmekten çok bağışıklık sistemini güçlendirmektir. İlk defa uluslararası düzeyde ülkemizde yapılacak ve Cumhurbaşkanlığı himayesinde gerçekleştirilecek olan 1. Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Kongresi, 19-22 Nisan tarihleri arasında İstanbul Kongre Merkezi’nde düzenlendi.

BITKI TEDAVISI

Phytotherapy (fitoterapı) terimi, Latince ‘bitki’ anlamına gelen ‘phyto’ kelimesi ile ‘tedavi’ kelimesinin birleşmesi ve Yunanca ‘bakım veya iyileştirme’ anlamına gelen ‘therapeia’dan türetilmiştir. Başka bir deyişle fitoterapi, bitkilerin ya gıda formunda, ekstreler ve takviyeler şeklinde ya da terapötik kullanımlar için çay olarak tüketilmesidir. Fitoterapide, tıbbi bitkiler; temel olarak organizmanın kendi kendini iyileştirme mekanizmalarını desteklemek, uyarmak ve onu dengeye getirmek için vücudun genel işlevlerine yardımcı olmak veya güçlendirmek için seçilir. Modern fitoterapi, antik Çin, Hint, Amerikan ve Avrupa bitkisel geleneklerine bağlı olarak bitki özellikleri ve aktif içerik maddeleri üzerine yapılan son araştırmalara dayanır. Modern Batı fitoterapisi ayrıca vitaminler, mineraller, yağ asitleri, diyet, yaşam tarzı ve çok daha fazlasını içeren bütünsel bir yaklaşıma dayanır.

EŞ ZAMANLI TEDAVI EDICI ETKI

Bitki ekstreleri; farklı organ sistemlerine hitap eden ve çoğunlukla vücut üzerindeki sinerjik etkileri nedeniyle iyi işleyen birçok farklı bileşene, enzime ve kimyasal özelliklere sahiptir. Tek bir maddeye sahip olan ilaçlardan farklı olarak, bitki ilaçları birçok bileşen içerir ve vücutta birçok eş zamanlı tedavi edici etkiye sahip olabilir. Popüler doğal tedavilerde kullanılan bitkiler ise şunlardır:

TARÇIN
Pek çoğumuz tarçını, tatlılarımızın ya da içeceklerimizin vazgeçilmez aroması olarak kullanırız. Oysa tarçın tat vermekten çok daha fazlasını yapabilecek nitelikte bir baharattır. Bu hoş kokulu baharatın faydaları hakkında yapılan araştırmalar; strese bağlı baş ağrıları ve migrene iyi geldiğini, kanın pıhtılaşmasını önlediğini (ki bu felç ve benzer yüksek riskli hastalıkların oluşma ihtimalini azaltan altın değerinde bir özelliktir), kan şekerini dengelediğini, kilo vermeye yardımcı olduğunu, kötü kolesterolü düşürdüğünü, tip-2 diyabette insülin üretimini artırdığını ve lösemi-lenfoma hastalarında kanserli hücrelerin çoğalmasını yavaşlattığını gösterdi. Ayrıca bu baharatın şeker seviyelerine yardımcı olabileceğini, diyabetiklerin ve prediyabetiklerin karaciğerin insülinle daha iyi başa çıkmasına yardımcı olabileceğini de unutmamak gerekir.

MAYDANOZ
Bu bitki, kişilerin gözlerini ultraviyole ışınlardan korumaya yardımcı olur ve vücuttan ekstra sıvı akıtan bir diüretiktir.

NANE
Sindirim sağlığı için iyi olan nane, mide salgılarını artırmaya ve bağırsakların rahatlamasına yardımcı olur.

ADAÇAYI VE BIBERIYE
Araştırmalara göre, insanlara adaçayı yağı verilip kelime hafızası test edildiğinde bilgiyi işleme ve ezberlemedeki yeteneklerinde önemli gelişmeler olduğu görüldü. Biberiye ise, konsantrasyonun iyileştirilmesinde yardımcıdır.

NANE ÇAYI
Şişkinlik, baş ağrıları ve böcek ısırıkları için birebirdir. Aynı zamanda şişkinlik problemi için rahatlatıcı bir etki yaratır. Hemen birkaç poşet nane çayını sağlık dolabınıza yerleştirin.

REZENE KASLARI RAHATLATIR

Uykusuzluğa iyi gelen bitkiler ise şunlardır:

PAPATYA ÇAYI
İyi bir uyku çekmek için haplara ihtiyacınız olmayabilir. Zaten papatya çayının rahatlatıcı etkisini hemen hemen herkes biliyordur. Uyumadan önce içeceğiniz bir fincan papatya çayı, rahat bir uyku çekmenize yardımcı olur.

LAVANTA ÇAYI
Lavanta üzerine yapılan araştırmalardan bazılarında, kadınların daha fazla REM uykusu yakalamasına yardımcı olduğu görülürken, diğer araştırmalarda ise ruh hali üzerinde yatıştırıcı bir etkiye sahip olabileceğine işaret edildi.

REZENE
Rezene, kasları rahatlatır ve mide ekşimesi, şişkinlik ve krampların tedavisinde yardımcı olur. Bu faydaları nedeniyle bir bardak çayın içine rezene eklemeyi unutmayın.

AROMATERAPI
Bitki özlerinden elde edilen esansiyel yağlarla yapılan bir masaj tekniğidir. Bu masaj tekniğinde düşük tempolarla vücuda uygulamalar yapılır. Bitki özlerinin vücuda uygulanmasıyla birlikte vücut ısınmaya başlar, kas, eklem ve romatizma hastalıkları yerini ağrısız bir vücuda bırakır. Aromatik yağların kokusu ruha manevi huzur ve dinginlik sağlar.

BÖBREK HASTALIĞINA İYİ GELEN BİTKİLER

BADEM
Böbrek ve mesane yolunda oluşan iltihapları gidermeye yardımcı olur. Ayrıca böbrekte oluşan ağrıları da giderebilmektedir.

ISIRGANOTU
Böbrek ağrılarını gidermesinin yanı sıra, idrar yollarını da temizler.

BAKLA
İdrar yollarını temizleyerek böbrek ağrılarını dindirmektedir. Ayrıca böbrekte oluşan kum ve taşları da düşürmeye yardımcı olur.

ÇILEK
İdrar yollarını temizlemeye yardımcı olmaktadır.

ENGINAR
Böbrekte oluşan kumların dökülmesine yardımcı olmaktadır.

AYRIKOTU
İdrar söktürücü olarak bilinen bu bitki ayrıca mesane ve böbrek taşlarını düşürmeye de yardımcı olabilmektedir.
Ayrıca böbreklerdeki iltihapları da giderebilmektedir.

MAYDANOZ
Böbrekleri çalıştırır ve idrara çıkmanıza yardımcı olur.

ÜZÜM
Böbreğimizdeki taşların ve kumların düşürülmesine yardımcı olur.

PIRASA
Böbrekte oluşan taş ve kumların düşürülmesine yardımcı olmaktadır.

TURP
Böbreklerde bulunan mikropları öldürerek, böbreğinizde bulunan taş ve kumların dökülmesine yardımcı olur.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku...

Alternatif Sağlık

Apiterapi Tedavi Yöntemi Nedir?

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,

apiterapi

Apiterapi, doğrudan bal arılarından gelen ürünleri kullanan bir çeşit alternatif tıp uygulamasıdır. Ağrıları tedavi ederken, içerdiği zehir ile de bağışıklık sistemini güçlendirir.

Hastaları tedavi etme ve hastalıkları önleme amacıyla geçmişten günümüze kadar kullanılmaya devam eden alternatif tıp uygulamalarından birisi de apiterapi… Apiterapi, bal, arı sütü, arı zehri, arı poleni, propolis gibi arı ürünlerinin sağlığının geliştirilmesi ve korunması, hastalıkların tedavisi ve önlenmesi amacıyla kullanılmasıdır. İlk defa uluslararası olarak ülkemizde yapılacak ve Cumhurbaşkanlığı himayesinde gerçekleştirilecek olan 1. Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Kongresi’nde değinilecek konulardan birisi de apiterapi olacak. Kongre, 19-22 Nisan tarihleri arasında İstanbul Kongre Merkezi’nde düzenlenecek. Apiterapi, doğrudan bal arılarından gelen ürünleri kullanan bir çeşit alternatif tıp uygulamasıdır. Hastalıkların ve semptomlarının yanı sıra akut ve kronik yaralanmalardan kaynaklanan ağrıları tedavi etmek için de kullanılır.

18 AKTİF BİLEŞEN İÇERİYOR

Apiterapinin kökeni, Antik Mısır ve Çin’e kadar uzanır. Yunanlılar ve Romalılar, eklem ağrısını tedavi etmek için arı zehri içeren arı ürünlerini kullanmışlardır. Bu uygulama 2 bin yaşın üzerindedir ve dünya bilimsel literatüründe arı zehiri üzerine bin 500’den fazla makale bulunur. Arı zehiri; zengin bir enzim, peptit ve biyojenik amin kaynağıdır. Zehir içinde; melez, apamin, adolapin, hiyalüronidaz, dopamin, serotonin ve mast hücre degranülasyon proteini gibi farmasötik özelliklere sahip olan en az 18 aktif bileşen vardır. Bu bileşiklerin bazıları güçlü anti-enflamatuar ve ağrı giderici etkilere sahipken, öte yandan sinir sistemini güçlendirir, yara dokusunu yumuşatır ve kişinin ruh halini ve bağışıklık sistemini iyileştirir.

Nasıl uygulanır?

Sağlık Bakanlığı’nın resmi sitesinde belirttiği gibi apiterapide, arı zehri uygulaması için canlı arı iğnesi veya arı zehri içeren ekstraktların bulunduğu enjeksiyonlar ya da arı zehri içeren merhemler kullanılmaktadır. Uygulama öncesinde arı venomu alerjisi olup olmadığı test edilmelidir. Alerji durumunun sonradan da gelişebileceği akılda tutulmalı ve uygulama yerinde mutlaka acil durumlarda hastaya müdahale edecek yetkili personel ve yaşam destek ünitesi bulunmalıdır. Ağızdan kullanılan arı ürünleri (bal, propolis, arı sütü, polen, apilarnil, vb.) için kimyasal analizler yapılmalı ve bu ürünler Türk Gıda Kodeksi Yönetmeliği ve Türk Standardları Enstitüsü talimatlarına uygun olmalıdır. Bu ürünlerin kalite kontrolü yapılmış olmalıdır. Apiterapi uygulamaları Sağlık Bakanlığı tarafından onaylı bir apiterapi ünitesi veya apiterapi uygulama merkezinde, apiterapi uzmanlığı sertifikalı hekim tarafından yapılmalıdır. Apiterapi, aşağıda yer alan farklı hastalıkları tedavi etmek için kullanılabilir:

Yaraları iyileştirebilir

Bal; antibakteriyel, anti-inflamatuar ve ağrı giderici özellikleri sayesinde hem açık kesikler, hem de yanıklar dahil olmak üzere yaraların tedavisi için uzun süredir kullanılmaktadır. 2008 yılında yapılan bir araştırmada, bal içeren tıbbi pansumanlarla yaraları tedavi etmenin enfeksiyon riskini düşürdüğü görüldü.

Romatoid artrit ağrısını hafifletir

Araştırmalar, apiterapinin romatoid artritli kişilerde şişlik, ağrı ve sertlik azalmasına neden olabileceğini bulmuştur. Bir çalışma, geleneksel ilaçların kullanılma ihtiyacını azaltabildiğini ve aynı zamanda nüks riskini azalttığını bile bulmuştur.

 

Bağışıklık sistemi güçlenebilir

Apiterapi; hem bağışıklık sistemi, hem de nörolojik sisteme bağlı hastalıklar için tamamlayıcı bir tedavi olarak kullanılabilir. (Örneğin, Parkinson hastalığı, Alzheimer hastalığı, lupus vb.) Arı zehiri bu hastalıklar için tek tedavi yöntemi olmamasına rağmen, araştırmalar, arı zehrinin bağışıklık sistemini artırabildiğini ve bu koşulların vücuttaki bazı semptomlarını azaltabildiğini kanıtlamıştır. Nedeni ise arı zehrinin anti-enflamatuar özelliğidir.

SİNDİRİM SİSTEMİNİN DOSTU BİR BESİN

Bal, asidik içeriği sayesinde (yüksek şeker barındırmasına rağmen) bakteri gelişimini engelleyip çoğalmasını durdurur. Balın sindirim sistemi üzerindeki etkilerini araştıran bilimadamları; balın bağırsak kasları üzerinde etkili olduğunu, böylece kabızlık ve ishal sorunlarını gidermede etkili olduğunu gösterdi. Su ile inceltilmiş balın, bağırsakta bulunan zararlı bakterileri ortadan kaldırırken faydalı bağırsak bakterilerinin çoğalmasına yardımcı olduğu da kanıtlandı. Medikal tedavilerde fayda sağlayan balın, ham bal olduğunu belirten bilimadamları; en iyi ham bal cinsinin Manuka balı olduğunu beliirtiyor. Manuka balı bulamıyorsanız, mutlaka koyu renkli balları tercih etmelisiniz.

AFT TEDAVİSİNDE ETKİLİ

Özellikle ağızda oluşan ve ciddi rahatsızlık veren aftın tedavisinde baldan faydalanmak mümkün. Suudi Arabistan’da bulunan Salman Bin Abdülaziz Üniversitesi’nde görevli bilimadamları, aft şikayeti bulunan 94 gönüllüyü bir araya getirmiş ve üç gruba ayırmışlar. İlk grup üyelerinin yaralarına yalnızca bal, ikinci grup üyelerinin yaralarına kortikosteroid merhem, üçüncü grup üyelerinin yaralarına ise reçetesiz satılan ve aft oluşan bölgeyi adeta koruyucu bir tabakayla kaplayan farklı bir çeşit merhem sürmüşler. Belirlenen tedavi yöntemi günde üç kez uygulanmış. Yalnızca dört gün sonra bal tedavisi görenlerin aftları tamamen yok olurken, ikinci ve üçüncü grupta kayda değer bir iyileşme gözlenmemiş.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku...

Öne Çıkanlar

www.dryerebakan.com Sadece bilgilendirme ve sağlık bilgilerinin eğlenceli olarak aktarılmasını amaçlamaktadır, teşhis veya tedavi için bir alternatifi değildir. Doktorunuz yerine geçmeyi yada Doktorunuzun size uyguladığı tedavi yerine geçmeyi hedeflememektedir. Web sitesi içeriğinden dolaşan tüm kullanıcılar, Kullanım Koşulları ve Gizlilik Kurallarını otomatik olarak kabul etmiş sayılır.

İletişim: info@dryerebakan.com

Copyright © 2017 DrYerebakan.com.