Sosyal Medya

Varis

Varis Oluşumunu Engellemek için Öneriler

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,

Kadınlarda erkeklere oranla daha fazla rastlanan varis, en sık karşımıza çıkan damar hastalıklarından birisidir. Yaz aylarında artış gösteren varisler, genellikle bir estetik problem olarak görülürken, tedavi edilmediği takdirde önemli bir sağlık sorununa dönüşebilir. Varis tedavisi için en uygun dönem ise içinde bulunduğumuz kış aylarıdır. Bu yazımızda tedaviden önce varis oluşumunu engellemek için öneriler bulacaksınız.

Varis, cildin yüzeyinde bacaklarda görülen mavi – yeşil şişen damarlardır. Varisli damarlar, genellikle ağrılı değilken de rahatsızlık verebilir. Varisin kesin nedeni bilinmemekle birlikte, kısaca toplardamarlardaki kapak yetmezliği sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır diyebiliriz. Bacaklarda çıplak gözle görülebilen bu kabarık mavi-yeşil damarlar, kişide varis hastalığı olduğunun en belirgin göstergesidir.

Varislere yol açan nedenler arasında genetik yatkınlık, hamilelik dönemindeki hormonel değişiklikler, obezite ve hareketsiz yaşam tarzı sayılabilir. Hormonlar, varisli damarların oluşmasında büyük rol oynamaktadır, bu nedenle hamile kadınlarda görülme oranı daha yüksektir.

Obezite ve Varis

Yapılan araştırmalara göre, aşırı kilolu ya da obez kişilerde varis oluşması riskinin daha yüksek olduğunu gösteriliyor. Bu riskin nedeni henüz tam olarak bilinmese de, nedenlerden birinin kan dolaşımını etkileyen venöz yetersizlik olduğu bilinir. Varisler, genellikle bacaktaki damarların zayıflayıp genişlediğinde ve damarların içindeki küçük kapakçıklar fonksiyonlarını kaybettiğinde meydana gelir. Sonuç olarak kan, damarlar boyunca etkili bir biçimde pompalanamaz ve birikmeye başlayarak cilt yüzeyinin hemen altında görünen şişkin damarlara yol açar.

Bahsettiğim fazla kilo veya obezite ise bacak ve ayaklarda aşırı şişmeye neden olarak kan dolaşımını olumsuz etkileyebilir ve bu durum kan dolaşımını yavaşlatabilir. Ayrıca kan dolaşımı, çoğunlukla beraberinde aşırı kilo ve obeziteyi getiren hareketsiz yaşam tarzından da olumsuz olarak etkilenebilir. Yani çift taraflı birbirini tetikleyen bir durum olarak değerlendirebiliriz.

Bu Önerileri Dikkate Alın!

Çoğu zaman, varis sorununu yaşama riskinizi, alacağınız bazı önemler ile azaltabilirsiniz. İşte bu önlemlerden bazıları;

  1. Kan dolaşımını sağlamak için bol miktarda egzersiz yapın.
  2. Uyurken bacaklarınızı kalp hizasından 15-30 cm yukarda tutun.
  3. Aşırı kilo almayın. Obezite varis riskini arttırıyor. Obezitenin doğrudan varis hastalığına yol açtığı saptanmamakla birlikte fazla kilo nedeniyle az hareket etmek, buna bağlı olarak kapakların devamlı yüksek basınca maruz kalması ve kasların yeterince çalıştırılmaması sonucu kan yukarıya doğru pompalanamıyor. Bu durum varis oluşmasına sebep olabilir.
  4. Dolaşımı iyileştirmek için bacaklarınızı günlük olarak soğuk su ile yıkayın. (Varisli damarlarının oluşmasını önleyebilir.) Bacaklarınızı hafifçe dairesel hareketler ile ayak bileğinden yukarı doğru soğuk su ile yıkayın. Daha yumuşak ve parlak bir cilde sahip olmak için nemlendirici veya vücut yağı kullanabilirsiniz! Bununla birlikte, mevcut varisli damarları ile keselemeyin çünkü bu şekilde onları tahriş edebilirsiniz.
  5. Kan dolaşımını artırmak için E vitamini, kan damarlarınızı güçlendirmek için ise vitamin C ve B kompleksi vitaminlerini alın.
  6. Bacaklarınıza masaj yapın. Hindistan cevizi yağı, 3 damla lavanta yağı ve 1 damla nane yağı ile yapılmış bir karışım hazırlayabilirsiniz. Bu karışımı bir sprey şişesine koyun ve doğrudan bacaklarınıza püskürtün.
  7. Yüksek topuklu ayakkabılarınızı sadece özel günlerde kullanmak üzere rafa kaldırın.
  8. Bel, kasık veya bacaklarınızı sıkan dar kıyafetlerden kaçının çünkü bu kıyafetler bacak ve ayaklarda kan akışının sıkışmasına neden olabilir.
  9. Dolaşımınızı hareket ettirmek ve durgun enerjiyi değiştirmek için akupunktur tedavisini deneyin.
  10. Banyodan sonra hintyağı doğrudan damarlara uygulayın. Ayaklarınızdan yukarı doğru bacaklarınıza düz şekilde masaj yapın.
  11. Uzun süre ayakta durmaktan kaçının.
  12. Bacaklarınızda sirkülasyonu teşvik etmek için birkaç damla biberiye yağı sürün.
  13. Ayaklarınızı yukarı ve aşağıya doğru bükün ve bileklerinizi günde iki kez sağa sola dönün.
  14. Elma gibi yüksek lifli gıdaları beslenme programınıza ekleyin.
  15. Kalsiyumdan zengin gıdaları tercih edin. Çünkü varisler kalsiyum eksikliği ile daha fazla görülebilir.
  16. Bacaklarda şişme ve iltihaplanmayı azaltmak için ananas tüketin.
  17. Ahududu, böğürtlen, yaban mersini ve kiraz gibi meyveler, damar duvarlarını güçlendiren bir pigment içerirler. Tüketmenizde fayda var!
  18. Bağırsaklarınızı harekete geçirmek için bol su için.
  19. 30 dakikadan uzun süre oturmamaya çalışın. Hareket etmek ve egzersiz yapmak kan akışını destekler ve hoş görünmeyen varis riskini azaltır. Uzun süre boyunca ayakta kalmanız gerektiğinde sık aralıklarla oturmaya ve ayaklarınızı kaldırmaya çalışın.

Hamilelik ve Varis

Varis, hayati bir tehlike yaratan bir hastalık olmasa dahi, özellikle dış görüşünüzü negatif etkileyerek yaşam kalitenizi olumsuz etkileyen bir durumdur. Kadınlarda daha sık görülen varisin araştırmalara göre, genellikle hamile kadınlarda, hamile kalmayanlara oranla daha sık görüldüğü gözlemlenmiştir. Bazı kadınların hamilelik öncesi dönemde varisi bulunmasa da, hamilelik ve sonrasında varis şikâyetlerinde artış olduğu da bir diğer araştırma sonucudur. Varisler sıklıkla kalıtsaldır.

Hamilelikte varis;

  1. Hormonların, damar düz kasları üzerinde genişletici etkileri sonucu,
  2. Özellikle gebeliğin son aylarında, anne rahminin bacaktan gelen toplardamarlar üzerine baskısının ve basıncının artması sonucu toplardamarlar üzerindeki negatif etkisi,
  3. Gebelikte kadınlarda artan kan miktarının, bacaklarda toplanması sonucunda varis oluşur.

Gebelik döneminde kadınlarsa sık karşılaşılan varislere, genellikle vücudumuzun anatomisinin bir sonucu olarak sol bacakta daha sık görülmektedir. Hamilelerde, varisin en yoğun olarak görüldüğü dönem ise gebeliğin son dönemi olan 37–40 haftaları arasındadır. Bu durum çokta korkulacak bir durum değildir. Çünkü gebelik sonrası 6 haftalık dönemde, varis oluşan toplardamarların neredeyse büyük bir kısmı hamilelik öncesi döneme geri döner.

Hamilelikte varisin belirtileri aslında genel varis belirtileri ile benzerdir. Bu belirtiler; bacaklarda ağırlaşma, bacaklara kramp girme, varisin olduğu bölgede kaşıntı ya da en sık görülen yanma hissi olabilir. Uzun süre ayakta durmamaya özen gösterin zira bu yakınmalar, hamileliğin son dönemlerinde, giderek artacaktır.

Aşağıda önereceğim birkaç küçük ipucu sayesinde gebelikte varis oluşmasının önüne geçebilirsiniz. İşte hamilelikte varis oluşumu riskini azaltacak önlemler…

  • Uzun süre aynı yerde oturmaktan kaçının. Konumunuzu ara sıra değiştirin.
  • Hareket edin. Varis oluşumunun en büyük düşmanı harekettir desek yanlış olmaz. Mümkün olduğunca sabah ve akşam düzenli yürüyüş yapın, yüzme, bisiklet gibi bacak kaslarının aktif olarak kullanıldığı sporları yapmak gebelikte ortaya çıkan varis riskini azaltır.
  • Düşük topuklu veya düz ayakkabılar giymeniz varis oluşmaması açısından daha iyi olacaktır, çünkü bu şekilde sağlıklı kan dolaşımı sağlanır.
  • Düzenli egzersiz yapın. Hamilelikte egzersiz yapmanın güvenli olup olmadığını doktorunuza danışın.
  • Otururken bacak bacak üstüne atmamaya özen gösterin.
  • Dolaşımı artırmak için periyodik olarak bacaklarınızı yüksekte tutun.
  • Damarların şişmesini en aza indirgemek için sodyum (tuz) alımını azaltın.
  • Kabızlığı önlemek için bol miktarda su için.

Varislerinizden kurtulmaya yönelik bir başka yazımız için buraya tıklayınız.

 

 

Devamını Oku
Yorum Yaz

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Doktor Geldi

Doktor Geldi 14. Bölüm

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,

Doktor Geldi 14. Bölüm

Doktor Geldi 14. Bölüm

TRT1 Doktor Geldi’nin 14. Bölümü’nde Ortopedi Uzmanı Doç. Dr. Turhan Özler, diz menüküs ve kalça protezi konusuyla ilgili merak edilenleri izleyicilerle paylaşıyor. Varis konusuyla ilgili Dr. Halit Yerebakan ipuçları verirken, diğer konuk Yrd. Doç. Dr. Gamze Şenbursa, diz kalça fizyoterapisi konusunda bilgilerini aktarıyor.

Seyirci mi olmak istiyorsunuz?

Hafta içi her gün 12.45’te Doç. Dr. Halit Yerebakan ile Doktor Geldi programı, TRT1 ekranlarında. Sağlık Bakanlığı’nın katkıları ile hazırlanan programımızda, a dan z ye sağlık ve sağlıklı yaşama dair her şey bu programda konuşuluyor. Alanında uzman doktorlarla daha bilinçli ve daha sağlıklı olmanın tüm tüyoları ekranlara geliyor. Ekrandan izlemekle yetinmeyip, stüdyomuzda seyirci olarak izlemek için web sitemizde bulabileceğiniz Doktor Geldi Programı Seyirci Formu’nu doldurabilirsiniz. Forma ulaşmak için buraya tıklayabilirsiniz.

Devamını Oku...

Beslenme

Obezite ile Mücadele

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,

Alışverişte ‘yağ oranı düşük’ veya ‘tam tahıl içerir’ gibi etiketlere kanmayın. Mümkün olduğunca taze gıdalar tüketmeye çalışın. Tatlı krizini kuru kayısı ile geçiştirmeye alışın.

Değişen ilgi alanları ya da popüler olaylar, sağlık tavsiye ve duyurularını da yakından ilgilendiriyor. Ancak bazı konular var ki gündem ne olursa olsun güncelliğini korumalı. Obezite de bunlardan biri. Son yıllarda tüm dünyayı yakından ilgilendiren en ciddi tehditlerden biri olan obezite, sayısız hastalığın sebepleri arasında sayılıyor. Türkiye İstatistik Kurumu’nca yapılan bir araştırmaya göre, ülkemizde obeziteye rastlanma oranı yüzde 17.2’den 19.9’a yükseldi. Vücut kitle endeksi incelendiğinde; 15 yaş ve üstü bireylerin yüzde 33.7’sinin fazla kilolu, yüzde 42.2’sinin normal kilolu, yüzde 4.2’sinin ise düşük kilolu olduğu tespit edildi. Cinsiyet ayrımına bakıldığında; kadınların yüzde 24.5’inin obez, yüzde 29.3’ünün ise fazla kilolu olduğu görüldü. Erkeklerde ise bu oranların sırasıyla, yüzde 15.3 ve yüzde 38.2 olduğu gözlendi.Bu yazımızda obezite ile mücadele konusuna değineceğiz.

KOLON KANSERİ SEBEBİ OLABİLİR

Kalp ve damar hastalıkları, diyabet, yüksek tansiyon ve felç; sıklıkla duyduğumuz obezite kaynaklı hastalıkların başında geliyor. Ancak son yıllarda yapılan araştırmalar, obezitenin sağlık üzerindeki etkilerinin bunlarla sınırlı kalmadığını gösteriyor. Amerikan gastroenteroloji uzmanları, geçtiğimiz günlerde obezite ve kolon kanserinde artan yaygınlık arasında bir ilişki olduğunu gösterdi. Ayrıca aşırı kilolu veya obez kadınlarda meme ve rahim kanseri riskinin arttığını bildiren yeni bilgiler mevcut. Düzenli ve kaliteli uyku uyumak, insan sağlığı açısından son derece önemli. Psikolojik problemler başta olmak üzere sayısız hastalığın sebepleri arasında obezite, ilk sıralarda yer alıyor. Son yıllarda yapılan araştırmalar, uyku apnesi ve diğer uyku bozuklukları riskini artıran en önemli faktörlerden birinin obezite olduğunu belirtiyor. Uyku ve obezite arasında tersine bir ilişki de mevcut. Obezite uyku problemlerine sebep olduğu gibi farklı sebeplerle gelişen uyku problemleri de kilo almaya sebep oluyor. Son yıllarda yayınlanmış bir araştırmaya göre; yetersiz uyku, kalori emilimini artırabilir ve bu da kilo almanıza sebep olabilir.

VARİSE DE YOL AÇIYOR

Kireçlenme, sırt ağrısı ve fibromiyalji olarak bilinen doku romatizmasının da obeziteyle ilişkili olduğu ortaya çıktı. Halk arasında bacaklarda şişerek belirginleşen damarların ortaya çıkması olarak bilinen varis hastalığının da obeziteyle ilgisi olduğu belirlendi. İki hastalık arasında güçlü bir bağ olduğunu belirten uzmanlar, etki sebebini net bir şekilde gösteremediler. Uzmanlar iki hastalık arasındaki ilişkiyi, ‘Fazla kilo ve obezite alt ekstremitelerde yani bacak ve ayaklarda aşırı şişmeye neden olarak kan dolaşımını etkileyebilir ve bu da kan dolaşımını yavaşlatabilir’ ifadeleriyle izah ediyorlar. İspanya’da tamamlanan yeni bir çalışma, beslenme ve depresyon arasındaki bağlantıyı inceledi. Araştırmacılar yaklaşık 10 bin katılımcıyla çalışarak, Akdeniz diyetinin ruh halini iyileştirmeye ve depresyonu önlemeye yardımcı olan gerekli vitamin ve mineral alımını sağladığını gösterdi.

Obezite ile Mücadele Edenlerin Asla Almaması Gerekenler

1. Salt şeker veya karbonhidratlar ve sağlıksız yağlar

Salt şekerle yüklü yiyecekler, aynı zamanda salt karbonhidratlar olarak adlandırılırlar. Şekerli kahvaltılık gevrekler, pasta ve hamur işleri, kurabiyeler, kekler ve gazlı içecekler bunlarla yüklüdür. Genelde boş kaloriler olarak adlandırılan salt şekerler kan şekeri seviyesini yüksek bir enerji seviyesine çıkararak, hızla emilirler. Bu, seviyeyi yukarı ve aşağı getirip götürerek ve yorgunluk oluşturarak insulin tepkimesini tetikler. Kendinizi daha aç hissedersiniz ve hatta daha çok şeker arzularsınız. Ayrıca o hızla emilmiş ekstra kaloriler yağ olarak depolanır ve sizi obezite riskine sokar. Yüzde 100 tam tahıllı ekmek, esmer pirinç veya bölünmüş yulaf gibi lif zengini karbonhidratlar yiyerek akıllı seçimler yapın. Taze sebze ve yağsız et gibi doğal yiyecekler seçin. Bütün bunlar uzun süreli yakıt için yavaş ve devamlı enerji salınımı sağlar. Eğer canınız tatlı bir şeyler çekiyorsa, sebze meyve reyonuna gidin ve armut, elma veya yabanmersini gibi en sevdiğiniz mevsimsel meyveleri seçin.

2. Nitrik asit ve doymuş yağ içeren etler

Söğüş et, jambon, sucuk ve sosis gibi işlenmiş etler nitrik asit ve tazeliği koruyan kimyasal katkılar içerirler. Nitrik asitler mide kanseri ve başka dejeneratif hastalıklarla bağdaştırılmıştır. Bu yağlı et ürünleri ayrıca kalp krizi ve çarpıntılara neden olan LDL (kötü kolesterol) seviyesini artıran sağlıksız doymuş yağlarla doludur.

3. Telaffuz edemediğiniz içerikler

Demir sülfat, tiyamin mononitrat veya kısmen hidrojene edilmiş soya fasulyesi yağı size iştah açıcılar gibi mi geliyor? Bu pratik kuralı uygulayın: Bir gıda ürününü anlamanız için kimya dersi almanız gerekiyorsa veya ilk beş içeriği telaffuz edemiyorsanız, alışveriş sepetinizin yanına bile yaklaştırmayın. Yalnızca bir bileşenden oluşan doğal ürünler satın almaya odaklanın.

4. Sahte sağlıklı gıdalar

Sahte sağlıklı yiyecekler; bazı kurabiyeler, salata sosları veya yoğurt markaları gibi kendilerini ‘yağ oranı düşük’ olarak gösteren yanıltıcı yiyeceklerdir. Onların etiketlerine yakından bir bakın. Lezzeti oluşturabilmek adına kaçınılmaz bir şekilde şeker veya tuz oranları yüksektir. Diğer yanıltıcı yiyecekler, ‘tam tahıl içerir’ şeklinde etiketlenmiş ambalajlı ekmek ve krakerleri içerir. Bu da çoğunlukla yüzde 100 tam tahıllı ürünlerden çok daha az lif demektir. Yine mümkün olduğunca gerçek gıdalar seçin. Bu giderilmesi gereken bir tatlı kriziyse, mango ve kayısı gibi lezzetli kuru meyveler satın alın.

5. Sodyum oranı yüksek konserve gıdalar

Vücudumuza aldığımız sodyum miktarının yüzde 80’i işlenmiş ve konserve gıdalardan gelir. Aslında birçok konserve yiyecek tuzla doludur ve önerilen günlük ihtiyacımızın yarısı veya yarısından fazlasını içerir. Sodyum bakımından zengin bir beslenme biçimi tehlikelidir çünkü bu yüksek kan basıncına neden olabilir. Konserve çorbalar satın almak yerine sağlıklı kremalı havuç çorbası veya sağlıklı mercimek çorbası gibi kendi basit uyarlamalarınızı deneyin. Eğer pişirmeye vaktiniz yoksa sodyum oranı düşük konserve çorbaları satın alın. Vücudunuza aldığınız bütün sodyum oranını düşürmek istiyorsanız, yiyecekleri kuru veya taze fark etmeden daha çok bitkilerle harmanlamayı deneyin. Sofrada lezzet için tuza daha az başvuracaksınız.

Devamını Oku...

Bilinçli hasta

Varis Tedavisi İçin En Doğru Zaman…

Yayınlanma:

,

Varis Tedavisi İçin En Doğru Zaman...

Türkiye’de 20 ile 70 yaş arasındaki insanların en az yüzde 50’sinde görülen ve çağımızın hastalığı olan Varis sizin de sağlığınızı tehdit ediyor olabilir! Öğretmen hastalığı olarak da bilinen ve özellikte ayakta fazla durarak çalışanlarda görülen varis hakkında merak edilenler ve varis tedavisi hakkında Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahı Prof.Dr. Mustafa Bora Farsak bilgi verdi.

Kış aylarında kapalı giysiler nedeni ile tedavisi önemsenmeyen varislerin yaz aylarının yaklaşması ile estetik kaygılar yaratmaya başladığını belirten Prof. Dr. Mustafa Bora Farsak, varis şikayeti olan hastalar için en doğru tedavi zamanının ilkbahar olduğunun bilgisini verdi. Tedavi için daha fazla geç kalınmadan; havalar çok ısınmadan ve cilt güneş ışığına maruz kalmadan harekete geçmek gerektiğini belitti.

Özellikle kadınları tehdit eden “Varis” Nedir? Neden oluşur?

Kanı kalbe geri taşıyan damarlar toplardamar olarak adlandırılır. Bu damarlar, kan akışının kalbe doğru tek yönlü olmasını sağlayan kapakçıklar içerirler. Ancak bu kapaklar, kalıtımsal ve edinsel bazı faktörler sonucu tahrip olurlarsa, kalbe dönen kan yerçekimi etkisiyle geri kaçar (reflü) ve bacak toplardamarlarında birikir. Yıllar içinde reflünün oluşturduğu basınç artışı nedeniyle bacakta diz altındaki toplardamarlar şişer, genişler, kıvrımlı bir hal alır ve varisleri oluşturur. Dolayısıyla, varisin asıl nedeni toplardamarlardaki kapak yetmezliği, sonucu ise varislerin kendisidir.

Varis belirtileri nedir?

  • Bacak damarlarında belirginleşme,
  • Damarların ciltten kabarıklaşmayla birlikte kıvrımlı hal almaları,
  • Ağrı,
  • Kaşıntı,
  • Özellikle geceleri artan yanmalar,
  • Kramplar,
  • Dolgunluk ve/veya huzursuzluk,

Önemsenmez ve tedavi edilmez ise ne olur?

3 tip varis olduğunu söyleyen Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahı Prof.Dr. Mustafa Bora Farsak, önemsenmeyen ve tedavi edilmeyen varislerin zaman içinde Varis Ülseri’ne neden olarak kişinin hayat kalitesinde ciddi hasarlara yol açabileceğinin bilgisini verdi. Varislerin vücuttaki seyri hakkında bir sıralama yaptı;

  • Kötü görünüm ve bununla beraber varisli bölgede sızlamalar
  • Bacaklarda ağrı ve bununla beraber kişinin hayat kalitesinde düşüş
  • Kişisi uykusundan bile uyandırabilecek kramplar.
  • Kaşıntı ve kaşıntı nedeni ile kişinin kendisini yaralaması, kanatmalar
  • Varisli bölgede şişlik ve ödem oluşumu
  • Varisli bölgede renk değişimi ve kahverengileşme
  • Varis Ülseri oluşumu. Varis ülseri tedavinin geciktiği, ufak sızlamalar ile başlayıp kişilerde en son görülecek etkileri temsil eder. Damarlarda oluşan çatlama ile kanamalar meydana gelir. Bu kanamalar bacaklarda iyileşmesi güç yaralara yani Varis Ülserine neden olur.

 Varis kadınlarda neden daha sık görülüyor?

Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahı Prof.Dr. Mustafa Bora Farsak, varisin kadınlarda daha sık görüldüğünün altını çiziyor ve şöyle açıklıyor; “Kadınlarda sık görülme nedeni hormonların etkisi ve gebeliktir. Gebelikte kadınlarda meydana gelen hormonal değişiklikler, artan sıvı miktarı ve gebelik sırasındaki bebeğin karın içine yaptığı baskı, toplardamarlarda basıncı artırarak varis oluşumuna neden olmaktadır. Hormonlar, toplardamarların bağ dokusunu gevşeterek etkili olurlar. Bunun yanı sıra doğum kontrol hapları da kadınların toplardamarlarında pıhtı oluşumuna neden olabilmektedir.”

Devamını Oku...

Öne Çıkanlar

www.dryerebakan.com Sadece bilgilendirme ve tıbbi tavsiye amaçlıdır, teşhis veya tedavi için bir alternatifi değildir. Doktorunuz yerine geçmeyi yada Doktorunuzun size uyguladığı tedavi yerine geçmeyi hedeflememektedir. Web sitesi içeriğinden dolaşan tüm kullanıcılar, Kullanım Koşulları ve Gizlilik Kurallarını otomatik olarak kabul etmiş sayılır.

İletişim: info@dryerebakan.com

Copyright © 2017 DrYerebakan.com.