Sosyal Medya

Uyku

Uykusuzluğu Önlemenin Doğal Yolları!

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,

Uykusuzluğu önlemenin doğal yolları: vişne suyu, domates ve muz…

Eğer uyku sorununuz varsa, ilaçtan önce bu bitkileri deneyin. Melatonin hormonunu düzenleyen bu bitkiler, uyku düzeninizi de geri getirecektir.

Uykusuzluk, vücut sağlığını olumsuz yönde etkileyen faktörlerden biridir. Stres ve yorgunluk ile birleştiğinde bağışıklık sistemini düşürür, birtakım hastalıklara yol açar. Bu hastalıklar; kalp rahatsızlığı, depresyon ve baş ağrıları şeklinde kendini gösterebilir. Uykusuzluk ilaçlarla önlenebilir, fakat sağlıklı bir sonuç alamazsınız. Tercih etmeniz gereken yol uykusuzluğu önlemenin doğal yolları. Bu yollardan bahsetmeden önce size uykusuzluğun neden olduğundan bahsedelim.

İLAÇTAN ÖNCE BİTKİ KULLANIN

Gece salgılanan ve uyumamızı sağlayan hormonun adı melatonindir. Bu hormon; uyku sağlayıcılığının yanında ergenlik çağını başlatır, üreme üzerinde etkilidir, antioksidan özelliği vardır ve vücut ısısını dengede tutar. Kısacası uyku hormonu olarak bilinen melatoninin faydaları saymakla bitmez. Uykusuzluk, bu hormonun yeteri kadar salgılanmadığı zamanlarda ortaya çıkar. Uyku düzeninin değişmesi, melatonin salgısında bozulmaya neden olur. Örneğin uyku düzeninin, gündüz uyuma gece uyumama gibi kurulması, ne kadar uyusanız da uykunuzu alamama sorununa neden olabilir. Bu hormonun salgılanmasını sağlayan takviye ilaçlar bulunmaktadır.

Uykusuzluğu önlemenin doğal yolları

 Yapılan araştırmalar sonucu, vişne ve vişne suyunun melatonin artırıcı etkisi olduğu ortaya konuldu. Araştırma, bir grup üzerinde denendi. Sabah ve akşam 8-10 bardak vişne suyu içen grup üyeleri, uyku düzenlerinin yerine geldiğini bildirdi. Uyuyamama sorunu olan ve uykusundan sürekli uyanan kişilerin uyku rahatsızlıklarının devam etmediği görüldü.
 Geleneksel Akdeniz diyetlerinin vazgeçilmez lezzeti olan domates, uyku düzeninizi sağlayacak bir başka besindir. Domatesin içinde vişneden 50 kat daha fazla melatonin hormonu bulunur. Uyku sorunu yaşıyorsanız, özellikle kahvaltılarınızda domates tüketmeye özen göstermelisiniz.
 Çok az bilinen yeşillerden limon balsamı, uyku sorunu yaşayanların vazgeçilmez besinlerindendir. Ancak kekik kökü ile birlikte tüketildiğinde etki ettiği gözlemlenmiştir. Phytotherapy Research dergisinde yayınlanan bir çalışmada, otların birleşimini tüketenlerin yüzde 81’inin, kullandıkları uyku ilaçlarından daha etkili olduğu bildirdi. Her ikisi de takviyeli olarak alınabilir veya bir- iki çay kaşığı kurutulmuş limon balsamı ve bir çay kaşığı kekik kökü, bir bardak sıcak suda 5-10 dakika kadar karıştırılarak çay yapılabilir.
 Limon balsamının yanı sıra papatya, binlerce yıldır uykusuzluk için bitkisel bir çare olarak kullanılmıştır. Papatya ilacının etkinliğini incelemek için yapılan bir araştırmada, papatyanın hafiften ılımlı genelleşmiş kaygı bozukluğunu, plasebodan çok daha iyi bir şekilde azalttığı görüldü.

MUZ, BACAK KRAMPINA İYİ GELİYOR

 Vişne gibi muzun da melatonin düzenleyici etkisi bulunur. Muz, içerdiği potasyum ve magnezyum ile kasların gevşemesini sağlar. Özellikle uyku sırasında bacak krampları yaşıyorsanız, uyumadan önce bir adet muz tüketimini alışkanlık haline getirmelisiniz.
 Yeşil yapraklı sebzelerden ıspanak; potasyum, kalsiyum ve magnezyum bakımından zengindir. Kalsiyum vücudun melatonin üretmesine yardımcı olur, vücudunuzun olağan ritmini sürdürmesine yardımcı olan hormondur. Aynı faydaları pazı, lahana gibi diğer koyu yapraklı yeşilliklerden de elde edebilirsiniz.
 Ispanak gibi süt ürünleri de melatonin artırıcı kalsiyum bakımından zengindir. Bazı çalışmalar, kalsiyum yetersizliklerinin kötü uyku kalitesiyle bağlantılı olduğunu ortaya koymuştur. Uyumadan önce bir bardak ılık süt tüketebilirsiniz.
 Magnezyum ve kalsiyum açısından zengin bir başka kaynak ise bademdir. Günde bir avuç badem yemeniz, uyumanıza yardımcı olacaktır.

YATIŞ POZİSYONUNUZ ÇOK ÖNEMLİ!

Horlama

Tabiri caizse gök gürültüsü benzeri horlama sesiniz, eşiniz için can sıkıcı olabilir desem… Bu durum aslında eşinizden ziyade başta sizi rahatsız edip uykunuzdan uyandırıyor olabilir. Ayrıca sabahları kuru ağız veya boğaz ağrısı ile uyanmanız, geceleri bu horlama sorunundan kaynaklıdır. Uzmanlar; ‘Boğaz ağrısı ya da dil kaslarınız gevşediğinde horlama olur’ diyor. Diliniz boğazınızın arkasına doğru düşüyor. Bu, kısmen hava akışını engelleyip boğazı daraltır ve horlamanıza neden olur. Yer çekimi sayesinde, sırt üstü uyumak bu sorunu daha da kötüleştiriyor. Daha iyi ve sessiz bir nefes alabilmek için uzmanların önerdiği horlamayı durduran ağız egzersizlerini deneyebilirsiniz. Unutmayın, sırt üstü yatmak yerine yan yatmak, horlamanızın azalmasını sağlayacaktır.

Bel ağrısı

Omurganızın düzgün şekilde hizalanmasına yardımcı olan bir pozisyonda uyuyorsanız, daha rahat hissedeceksiniz. Uzmanlar, bunu yapmanın en iyi yolunun sırt üstü yatmak olduğunu söylüyor. Yüz üstü yatmak, bel çukurluğunun artmasına yol açarak, sabah bel ağrısı ile uyanmanıza neden olur.
Yanlış yatak, yastık ve yatış pozisyonu; bel ve boyun ağrılarına maalesef davetiye çıkartıyor. Yastıkların stratejik olarak kullanılması da bir fark yaratabilir. Yastığınızı başınızın altına almanın yanında, dizinizin altına da bir yastık alın. Böylece omurga üzerindeki baskıyı azaltarak bel ağrısıyla uyanmanın önüne geçebilirsiniz.

Boyun ağrısı

Yanlış uyuma pozisyonları, boyun ağrılarının ileri seviyelere ulaşıp boyun fıtıklarının oluşmasına neden olabilir. Gece uykusunda en az yedi saatlik bir vakit geçirildiği için boynu destekleyen ve boyun boşluğunu dolduran yastıkları kullanabilirsiniz. Yanlış bir uyuma pozisyonunda geçirilen süre, boyun fıtığına yakalanma riskini artırmaktadır.

Mide ekşimesi

Reflü, mideden gelen asit özsuyunun alt kısmına sıçraması ile gerçekleşir. Uyurken bunu en aza indirmenin yolu, başınızı biraz ekstra bir yastıkla yükseltmektir. Nedeni ise daha dik bir konumda olduğunuzda, yer çekimi asidi midede tutmaya yardımcı oluyor.
Mide ekşimesini önleyebilmenin bir yolu da doğru yatış pozisyonudur. Sırt üstü veya sol tarafa doğru uyumayı tercih etmelisiniz. Bazı çalışmalar sağ tarafta uyumanın reflüyü artırabileceğini gösteriyor. Sağ tarafta uykunun alt özofagus sfinkterini rahatlattığını ve bağırsak asidinin sızıntı yaparak tahrişe neden olduğunu gösterdi.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku
Yorum Yaz

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Uyku

Sağlıklı Uyku Alışkanlıkları

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,

Sağlıklı Uyku Alışkanlıkları

Vücudumuzun ihtiyaç duyduğu en temel şeylerden birisi hiç şüphesiz uykudur. Hayatımızın neredeyse üçte birini uyuyarak geçirdiğimiz düşünülürse gece dinamiğimizin kalitesi ve genel sağlığımız, doğrudan uyku düzenimize bağlıdır diyebiliriz. Yeteri kadar ve kaliteli bir uyku uyuyamıyorsanız, takip eden gününüz çok zor geçecektir. Bu sebeple sağlıklı uyku alışkanlıkları nelerdir bilmeniz oldukça önemli.

Düzenli ve yeterli uyku, insan sağlığı için son derece önemlidir. Uykusuzluk, vücut sağlığını olumsuz yönde etkiler. Stres ve yorgunluk ile birleştiğinde bağışıklık sistemini düşürür, birtakım hastalıklara yol açar. Bu hastalıklar; kalp rahatsızlığı, depresyon ve baş ağrıları şeklinde kendini gösterebilir. Uykusuzluk ilaçlarla ve doğal yollarla önlenebilir ancak belki de uykusuzluğun altında yatan neden yatış pozisyonunuz olabilir!

Uykusuzluğun Nedenlerini Bilmek Önemli!

En yanlış zamanlarda uyuya kalmak, konsantrasyon bozuklukları ve asabiyet; yeteri kadar uyuyamayanların gün boyu yaşadıkları sıkıntılardan sadece birkaçıdır. Uyku bozuklukları; gece uyuyamama, çok uyuma ve gece uyuyamayıp gündüz uyuma olmak üzere üç grupta toplanır. Elbette bu üç grup sadece birer ana başlıktır ve sebepleri birbirinden çok farklı olabilir. Uyku bozukluklarının temelde çok farklı sebepleri olabilir. Solunum yollu problemler ve nörolojik problemler en sık karşılaşılan nedenler arasında yer alır.

Sinüzite Dikkat…

Kulak burun boğaz uzmanlarının alanına giren ve genelde cerrahi yöntemlerle tedavi edilen bazı rahatsızlıklar vardır ki, bunlar da uyku bozukluklarına yol açabilir. Alerjik nezle, burun kemiği eğrilikleri, sinüzit, yumuşak damak, küçük dilin normalden fazla büyümesi veya sarkması ve çenedeki yapısal anormallikler; horlama ve uyku esnasında solunum problemleri yaşanmasına sebep olabilir. ‘Sadece horluyorum, bunda ne var’ demeyin; altta yatan ciddi sebepler olabilir.

Huzursuz Bacak Sendromu Uykusuzluğa Neden Olabilir.

Huzursuz bacak sendromu, uykuya geçileceği esnada ortaya çıkan ve genelde bacaklarda oluşan huzursuzluk sebebiyle devamlı hareket ettirme isteği, karıncalanma, iğnelenme, batma hissi olarak tariflenebilir. Kişi bacaklarını hareket ettirdiğinde geçici bir süre bu şikayetlerinden kurtulur ve dolayısıyla devamlı hareket halindedir. Uykuya geçmeyi son derece zorlaştıran bu rahatsızlık, çok uykusu geldiği, hatta gözleri kapandığı halde kişiyi uyutmaz. Nörolojik bir rahatsızlıktır ve beraberinde Periyodik Bacak Hareketleri (PBH) adı verilen bir başka rahatsızlığı da getirir.

Uykunuzu etkileyen faktörleri iyi bilmek ve kontrol altına almak gerekir. Ayrıca daha iyi uykuyu teşvik eden alışkanlıklar edinebilirsiniz. Bu basit ipuçları ile başlayın.

Omuz Ağrısı

Sabah kalktığınızda omuzunuz ağrıyorsa, özellikle yan yatmaktan kaçınmanız gerekir demektir. Ayrıca omuzlarınızın yanlış hizalanmasına sebep olduğu için de tavsiye edilmez.

Bu durumda en iyi uyku duruşlarından birisi sırt üstü uyumaktır. Bu pozisyonda kafanızın altına ince bir yastık koyun. Elbette kafanızın altına koyduğunuz yastığın ortopedik bir yastık olması sizin için daha iyi bir seçim olacaktır. Başka bir yastık alıp, karnınıza koyun ve yastığa sarılın. Omuzlarınız böylece doğru pozisyonda olacaktır.

Boyun Ağrısı

Yanlış uyuma pozisyonları, boyun ağrılarının ileri seviyelere ulaşıp boyun fıtıklarının oluşmasına neden olabilir. Gece uykusunda en az yedi saatlik bir vakit geçirildiği için boynu destekleyen ve boyun boşluğunu dolduran yastıkları kullanabilirsiniz. Yanlış bir uyuma pozisyonunda geçirilen süre, boyun fıtığına yakalanma riskini artırmaktadır.

Aynı sırt ağrısında olduğu gibi, uyurken boynunuzun desteklenmesi gerekir. Genel olarak sırtınızın üzerinde başınızın altında bir yastıkla uyumak ve her iki kolun altındaki bir yastıkla desteklemek doğru olacaktır. Ayrıca boyun ağrısı sorunları olan kişiler yastıklarını çok dikkatli seçmeli ve ortopedik yastık tercih etmeliler.

Bel ağrısı

Omurganızın düzgün şekilde hizalanmasına yardımcı olan bir pozisyonda uyuyorsanız, kendinizi daha rahat hissedeceksinizdir. Uzmanlar, bunu yapmanın en iyi yolunun sırt üstü yatmak olduğunu söylüyor. Yüz üstü yatmak, bel çukurluğunun artmasına yol açarak, sabah bel ağrısı ile uyanmanıza neden olabilir.

Yanlış yatak, yastık ve yatış pozisyonu; bel ve boyun ağrılarına maalesef davetiye çıkartıyor. Yastıkların stratejik olarak kullanılması da bir fark yaratabilir. Yastığınızı başınızın altına almanın yanında, dizinizin altına da bir yastık alın. Böylece omurga üzerindeki baskıyı azaltarak bel ağrısıyla uyanmanın önüne geçebilirsiniz.

Sırt ağrısı

Sırt ağrınız varsa, omurganızın normal eğrilerini korumak oldukça önemlidir. Yatağınız aşırı yumuşaksa, yatağınızı değiştirme zamanınız gelmiş demektir.

Sırtüstü uyumak sizin için muhtemelen en iyi pozisyondur. Doğal omurga eğrilerini düzeltmek ve tendonlarınızdaki gerginliği azaltmak için dizlerinizin altına bir yastık yerleştirin. Ek desteğiniz için alt sırtınızın altında küçük bir rulo havlu da koyabilirsiniz.

Mide ekşimesi

Reflü, mideden gelen asit özsuyunun alt kısmına sıçraması ile gerçekleşir. Uyurken bunu en aza indirmenin yolu, başınızı ekstra bir yastıkla yükseltmektir. Nedeni ise daha dik bir konumda olduğunuzda, yer çekimi asidi midede tutmaya yardımcı olmasıdır.

Mide ekşimesini önleyebilmenin bir yolu da doğru yatış pozisyonudur. Sırt üstü veya sol tarafa doğru uyumayı tercih etmelisiniz. Bazı çalışmalar sağ tarafta uyumanın reflüyü artırabileceğini gösteriyor.

Daha İyi Bir Uyku İçin İpuçları

  • Herhangi bir sebepten geceleri telefon kullanımına ihtiyaç duyuyor iseniz, mavi ışık önleyici filtreli gözlükler kullanın.
  • Gürültüyü ve ışığı minimumda tutun. Kulak tıkaçları, panjurlar, ağır perdeler veya göz maskesi kullanın. Yatak odasında ve banyoda küçük gece lambaları iyi bir fikirdir.
  • Yatmadan iki saat önce ağır yemeklerden kaçının.
  • Yapılan araştırmalar sonucu, vişne ve vişne suyunun melatonin artırıcı etkisi olduğu ortaya konuldu. Araştırma, bir grup üzerinde denendi. Sabah ve akşam 8-10 bardak vişne suyu içen grup üyeleri, uyku düzenlerinin yerine geldiğini bildirdi. Uyuyamama sorunu olan ve uykusundan sürekli uyanan kişilerin uyku rahatsızlıklarının devam etmediği görüldü.
  • Geleneksel Akdeniz diyetlerinin vazgeçilmez lezzeti olan domates, uyku düzeninizi sağlayacak bir başka besindir. Domatesin içinde vişneden 50 kat daha fazla melatonin hormonu bulunur. Uyku sorunu yaşıyorsanız, özellikle kahvaltılarınızda domates tüketmeye özen göstermelisiniz.
  • Yatmadan dört-altı saat önce kafein (çay ve alkolsüz içecekler dahil) içmeyin. Kafeinin melatonin azaltıcı etkisi bulunduğunu unutmayın.
  • Vişne gibi muzun da melatonin düzenleyici etkisi bulunur. Muz, içerdiği potasyum ve magnezyum ile kasların gevşemesini sağlar. Özellikle uyku sırasında bacak krampları yaşıyorsanız, uyumadan önce bir adet muz tüketimini alışkanlık haline getirmelisiniz.
  • Yeşil yapraklı sebzelerden ıspanak; potasyum, kalsiyum ve magnezyum bakımından zengindir. Kalsiyum vücudun melatonin üretmesine yardımcı olur, vücudunuzun olağan ritmini sürdürmesine yardımcı olan hormondur. Aynı faydaları pazı, lahana gibi diğer koyu yapraklı yeşilliklerden de elde edebilirsiniz.
  • Kitap okuyun, bulmaca çözün.
  • Yürümek gibi düzenli egzersiz, stres hormonlarını azaltır ve daha iyi uyumanıza yardımcı olur. Ancak yatmadan iki saat önce egzersiz yapmayın. Uykuya dalmakta zorluk çekebilirsiniz.
  • Öğleden sonra kestirmeyin.
  • Beyninizi sakinleştirmek için yatmadan bir saat önce herhangi bir görev üzerinde çalışmayı bırakın.
  • Duygusal sorunları doğrudan yatmadan önce tartışmayın.
  • Mümkünse evcil hayvanlarınızı uyku alanınızın dışında tutun.
  • Yatak odanızın iyi havalandırılmış ve rahat bir sıcaklıkta olduğundan emin olun.

Uykuyla ilgili farklı bir yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku...

Aile Sağlığı

Uyku Apnesi Nedir?

Basın Bülteni

Yayınlanma:

,

uyku apnesi

Uyku Apnesi Nedir?

Kulak-Burun-Boğaz Hastalıkları Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Denizhan Dizdar, “Kalp-akciğer sağlığı, koku ve tat duyusunun sağlıklı olması ve vücuttaki pek çok sistemin düzgün çalışması; nefesin burundan alınabilmesi ile başlıyor” diyerek uyarıyor. “Burun tıkanıklığı, sağlığınızı sandığınızdan çok daha fazla etkileyebilir” diyen Denizhan Dizdar uyku apnesi konusunda bizleri uyarıyor.Peki uyku apnesi nedir?

“Burunda kemik eğriliği olarak isimlendirilebilen ‘Septum deviasyonu’ çok sık görülen bir durumdur” diyen Medical Park Bahçelievler Hastanesi Kulak-Burun-Boğaz Hastalıkları Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Denizhan Dizdar, “Bu durum, burun içinde tıkanıklık yaptığı bölgeye göre farklı şiddetlerde rahatsızlıklar yapabilir. Burun deliklerine yakın bölgedeki bir eğrilik, ciddi problem yaratırken; daha geride olan bir eğrilik, günlük hayatta fark edilmeyip gece uyku problemlerine hatta uyku apnesine neden olabilir” diyor.

HALSİZLİK VE BAŞ AĞRISI YAPAR

Medical Park Bahçelievler Hastanesi Kulak-Burun-Boğaz Hastalıkları Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Denizhan Dizdar, konuyla ilgili şu bilgileri veriyor:

“Pek çok hastamız boğaz enfeksiyonu veya nezle, grip gibi şikayetlerle bize geldiklerinde ayrıntılı KBB muayenesi yaparız. Bu sırada da burun tıkanıklığına sebep olan burun kıkırdak eğriliği veya burun etlerinde büyüme gibi durumlarla karşılaşırız. Burun tıkanıklığı, özellikle gece uyurken yaşanılan nefes almadaki güçlük nedeniyle yaşam kalitesini düşüren rahatsız edici bir durumdur. Bu durum; koku almada bozukluk, nefes alamamak, nefes alamamaya bağlı olarak uykusuzluk, ağız kuruluğu, yorgunluk, halsizlik ve baş ağrısı gibi şikayetlerle kendini gösterir.”

ESAS PROBLEM UYKUDA ORTAYA ÇIKIYOR

“Çoğu hastamız burundaki eğrilikten veya tıkanıklıktan KBB muayenemiz sonucunda haberdar olur”diyen Medical Park Bahçelievler Hastanesi Kulak-Burun-Boğaz Hastalıkları Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Denizhan Dizdar, “İnsanoğlu normal şartlarda burundan nefes almaya programlanmıştır. Gündüzleri mümkün mertebe burundan nefes almaya çalışırız. Ancak burunla ilgili esas problemler, uyku esnasında ortaya çıkıyor. Uykunun ilerleyen safhalarında kas tonusunun da düşmesiyle burun tıkanıklığı olan hastalarda, nefesi istenen yoğunlukta alabilmek ve vakum etkisini yaratabilmek için ağız açılır. Bunun sonucunda; önce sesli nefes alma, daha sonra yavaş yavaş horlama ve ilerleyen zamanlarda, kilo alımı ve yaşa da bağlı olarak uykuda nefes durması denilen durum meydana gelir” diyerek uykuda solunum durmasına karşı dikkatli olunması konusunda da uyarıyor.

ENFEKSİYONLAR NORMALDEN UZUN SÜRER, KALP YORULUR

“Bahar aylarında mevcut burun tıkanıklığının üzerine alerjik nezle de eklenirse, burun tıkanıklığı çok daha sıkıntılı bir hale gelir” diyen Kulak-Burun-Boğaz Hastalıkları Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Denizhan Dizdar, “Bu hastalarda enfeksiyonların iyileşme süresi uzar, üzerine bir de çok kolay şekilde sinüzit eklenebilir. Öksürük gibi yakınmaları normalden daha uzun sürer. Uyku kaliteleri bozulur. Özellikle anatomik burun tıkanıklığı olan hastaların alerjik nezle ve bunu takip eden enfeksiyonları daha rahat atlamaları için, önce anatomik sorunun çözülmesinde fayda vardır. Burun tıkanıklığının en büyük rahatsızlığı kişinin burundan rahat nefes alamamasıdır. Bu yüzden gece horlama oluşur ve uyku tam alınamaz. Oksijenizasyonun bozulması nedeniyle kalbe ekstra yük biner. Bu süreç uzun sürerse, kalpte büyüme veya hipertansiyon gibi kalple ilgili hastalıklar ortaya çıkabilir. Ayrıca burun tıkanıklığı olan hastalarda kulakla ilgili; kulakta sıvı toplanması, orta kulak enfeksiyonları gibi problemler daha sık gözlemlenir. Yani burun tıkanıklığı birçok hastalığa yol açabilir. Burun tıkanıklığının en büyük problemi, hastalarda yaşam kalitesini düşürmesidir” diyerek hastaların burun tıkanıklığını basit bir rahatsızlık olarak algılanmamaları için özellikle uyardı.

40 DAKİKALIK BİR OPERASYONLA DÜZELTİLİYOR

Yrd. Doç. Dr. Denizhan Dizdar, “Bu durumun bir başka sonucu da ağzın açık kalmasına bağlı olarak; ağız kuruması, sabahları boğaz ağrısı ve boğazda kötü tat ile uyanmaktır. Ağız mukozasının kurumasına bağlı olarak ağzı kaplayan epitelin bozulması; koruma özelliğinin azalmasına, dolayısıyla bakteriyel ve viral enfeksiyonların boğaza kolay yerleşmesine neden olur. Bu sebepledir ki; sık sık boğaz enfeksiyonu geçiren, sık boğaz ağrısı ile doktora gitmekten yorulan kişilerin mutlaka detaylı bir burun muayenesi yaptırmaları gerekir. Fark etmedikleri bir kıkırdak eğriliği olabilir. Bu durumu muayene esnasında fark eden hastalar da aslında burunlarından istedikleri kadar nefes alamadıklarını anlamaktadırlar. Burunda kemik eğriliği ve burun eti büyüklükleri, 40-50 dakikalık operasyonlar ile düzeltilebiliyor. Bunun sonucunda uyku kalitesi ve boğaz enfeksiyonlarında azalma da görülüyor” dedi.

Uyku apnesinin uyku kalitesini düşürdüğü bir gerçek.Peki uykusuzluğu önlemenin doğal yolları nelerdir?

Okumak için buraya tıklayabilirsiniz.

Uyku bozuklukları rahatsızlıkları hakkındaki yazımız için buraya tıklayabilirsiniz.

Devamını Oku...

Bağımlılık

Telefon ve Tablet Kullanımı Uykusuzluk Nedeni!

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,

uykusuzluk nedeni

Uykusuzluk, bağışıklık sisteminin çökmesinden trafik kazalarına kadar pek çok sorunu tetikliyor. Son yıllarda uykusuz kalmamızın en büyük sebebi olan telefonları yatmadan iki saat önce elden bırakmak şart!

Hayatımızın adeta bir parçası haline gelen akıllı telefonların, sağlığımızı ne denli tehdit ettiğini biliyor musunuz? Kalp hastalıklarından kansere, Alzheimer’dan uyku bozukluklarına kadar pek çok hastalığın sebebi arasında akıllı telefon kullanımı yer alıyor.Bu hastalıklara yol açmalarının nedeni, akıllı telefonların aslında uykusuzluk nedeni olması! King’s College London ve Cardiff Üniversitesi’nde uyku ve teknoloji arasındaki ilişkiyi inceleyen araştırmalar sonucunda, akıllı telefon veya tabletlerin yatmadan önce kullanımının, uykusuzluğa neden olduğu ve ertesi gün sosyal hayata adaptasyon sorunlarına yol açtığı ortaya konulmuştur. Özellikle telefondaki sosyal medya uygulamalarının arka planda sürekli açık olması, telefonun kullanılmadığında bile kullanıma teşvik ettiği gözlemlenmiştir. Yine katılımcıların uyudukları zaman akıllı telefon kullanımlarına bakıldığında, telefonla ilgilenme süresi ve uyku kalitesi arasında ilişki olduğu belirtilmiştir. Uyku öncesi telefonla fazla vakit geçiren katılımcıların, uyku kalitesinin daha düşük olduğu saptanmıştır. Araştırma sonuçları PLOS One dergisinde yayınlanmıştır.

MAVİ IŞIK UYKU KALİTESİNİ ETKİLER

Akıllı telefonların ve tabletlerin uykusuzluğa neden olmasındaki diğer bir sebep mavi ışıktır. Bu ışık, gözbağımızın arkasındaki özel hücreler tarafından toplanır ve beyne iletilen uyku sinyallerini bozar. Ayrıca mavi ışığın tümü melatonin yani uyku zamanlamasına ve sirkadiyen ritimlere yardımcı olan hormona baskı yapar. Geceleri, melatonin seviyemiz gündüze oranla daha yüksektir. Ancak mavi melatonin seviyesi mavi ışıktan olumsuz etkilenir. 2013’te Rensselaer Politeknik Enstitüsü’ndeki bilim adamları 13 kişi üzerinde yaptıkları bir deneyde, bireylerden yatmadan iki saat önce elektronik tablet kullanmalarını istemiştir. Deneklerin bir kısmı tablet kullanırken mavi ışıkları filtreleyen portakal renkli gözlük takmış, diğer bir kısmı ise çıplak gözle mavi ışığa maruz bırakılmıştır. Araştırmalar sonucunda turuncu gözlük kullananların melatonin hormon seviyeleri daha yüksek çıkmıştır.

ALZHEİMER’A NEDEN OLUYOR

Akıllı telefondan yayılan mavi ışık, göz retinasından kalp sağlığına kadar pek çok organımızı tehdit ediyor. Özellikle 30’lu yaşlardan itibaren metabolizmanın yavaşlaması ile birlikte hafıza da zayıflıyor. Bu durum 30 yaş üzerindeki bireyleri daha fazla risk altına sokuyor. Teknolojiye yakınlık, bu yaş aralığındaki bireylerin Alzheimer hastalığına daha erken yaşlarda yakalanmasına sebep oluyor. Alzheimer hastalığı bulunan bireylerde en sık karşılaşılan semptomlar arasında; kaygı, depresyon, öğrenme güçlüğü, kısa süreli hafıza kayıpları, konuşma bozukluğu ve iletişim kuramama görülür. Yapılan araştırmalara göre insanların yüzde 20’sinde Alzheimer olma riski bulunur. Yine aynı araştırmaya göre teknolojiye bağlı yaşam, Alzheimer hastalığına yakalanma riskini artırabilir. Alzheimer hastalığının nedenlerine ilişkin bilim adamlarının çalışmaları devam ediyor. Ancak hastalığın gelişimine çok sayıda faktörün katkıda bulunduğunu biliyoruz. Bu faktörler arasında hasarlı proteinler, genetik, nöronal enerji yetmezliği, nöroinflamasyon ve vasküler hastalıklar sayılabilir.

NELER OLUYOR?

Yapılan araştırmalar; erkeklerin yedisekiz, kadınların ise altı-yedi saat uykuya ihtiyaçları olduğunu gösteriyor. Peki ihtiyacımız kadar uyumazsak ne olur?
1- Uykusuzluk kazalara sebep olur. Yapılan çalışmalar, ölümcül trafik kazalarının altıda birini uykusuzluk ile ilişkilendirmiştir. Kısaca uykusuzluk aslında kanserden daha öldürücüdür desek yanlış olmaz.
2- Uykusuzluk sizi uyuşturur; öğrenme ve düşünme yeteneğinizi baskılar. Beyninizin kognitif fonksiyonlarını etkilemesi; düşünme kabiliyetinizi, konsantrasyonunuzu, dikkatinizi ve reflekslerinizi etkiler.
3- Detaylarına girmeyeceğim fakat yapılan araştırmalar, uyku problemi yaşayan kişilerde kalp hastalığı, kalp krizi, yüksek tansiyon, inme ve diyabet gibi hastalıkların daha fazla görüldüğünü gösteriyor. Bildiğimiz bir şey var; uykusuzluk, sizi yorgun bırakması yetmezmiş gibi damarlarınızda yaşlanmaya sebep oluyor. Düşünsenize, hem fiziki görünüşümüzü, hem de organlarımıza daha iyi çalışmalarını sağlamak için yeterli kanı taşıyan damarlarımızı yaşlandırıyoruz.
4- 2002 yılında yapılan büyük bir araştırma, uykusuzluğun cinsiyet ayrımı yapmaksızın insanların libidolarını düşürdüğünü gösterdi. Yorum size kalmış…
5- Uykusuzluk, karar verme kabiliyetinizi yok eder.
6- Uykusuzluk, aynı sigara gibi ölüm riskinizi artırır.
7- Uykusuzluk, hafızanızı zayıflatır.
8- Uykusuzluk, cildinizi yaşlandırır.
9- Uykusuzluk, depresyona bağlı olduğu gibi depresyona da sokabilir.
10- Uykusuzluk, kilo aldırır.

İKİ SAAT ÖNCE TELEFONU BIRAKIN

Yapılan araştırmalar uykudan en az iki saat öncesinde telefon kullanımının bırakılması gerektiğini belirtmektedir. Uyku bozuklukları dikkate alındığında, özellikle gün içerisinde bildirimlerine bakamayan bireylerin uyumadan önce daha sık telefon kullandığı yönündedir. Telefon ekranından yayılan mavi ışığın öğrenme zorluklarına neden olabildiği de unutulmamalıdır.

UYKU ÖNCESİ PAPATYA ÇAYI İÇİN

Çalışmalar, papatya çayının yatıştırıcı etkisini destekliyor gibi görünüyor. Bir Japon çalışması, papatya ekstraktının sıçanların, benzodiazepin dozu (huzur verici bir ilaç) alan sıçanlar kadar hızlı bir şekilde uykuya dalmasına yardımcı olduğunu bulmuştur. Uzmanlar, papatya ilacının daha iyi araştırılmasına ihtiyaç duyuyor. Hüner, doğru şekilde demlendiğinden emin olmaktır; iki ya da üç çay poşeti kullanın ve sonra demlenmesini bekleyin.

DAHA İYİ BİR UYKU İÇİN İPUÇLARI

 Herhangi bir sebepten geceleri telefon kullanımına ihtiyaç duyuyor iseniz, mavi ışık önleyici filtreli gözlükler kullanın.
 Gürültüyü ve ışığı minimumda tutun. Kulak tıkaçları, panjurlar, ağır perdeler veya göz maskesi kullanın. Yatak odasında ve banyoda küçük gece lambaları iyi bir fikirdir.
 Yatmadan iki saat önce ağır yemeklerden kaçının.
 Yatmadan dört-altı saat önce kafein (çay ve alkolsüz içecekler dahil) içmeyin. Kafeinin melatonin azaltıcı etkisi bulunduğunu unutmayın.
 Kitap okuyun, bulmaca çözün.
 Yürümek gibi düzenli egzersiz, stres hormonlarını azaltır ve daha iyi uyumanıza yardımcı olur. Ancak yatmadan iki saat önce egzersiz yapmayın. Uykuya dalmakta zorluk çekebilirsiniz.
 Öğleden sonra kestirmeyin.
 Beyninizi sakinleştirmek için yatmadan bir saat önce herhangi bir görev üzerinde çalışmayı bırakın.
 Duygusal sorunları doğrudan yatmadan önce tartışmayın.
 Mümkünse evcil hayvanlarınızı uyku alanınızın dışında tutun.
 Yatak odanızın iyi havalandırılmış ve rahat bir sıcaklıkta olduğundan emin olun.

HAFTADA İKİ KEZ KIRMIZI MEYVE YİYİN

Çilek ve yaban mersini gibi berry cinsi meyveler, beyin sağlığınızı korumanız için son derece faydalı alternatiflerdir. Haftada iki kez bu cins meyve tüketen kadınlar arasında yapılan bir araştırma, 2.5 yılın sonunda, bu düzeni devam ettiren kadınların kavrama (idrak) yeteneklerinin ciddi oranda arttığını gösterdi. Kuruyemişler (fındık, ceviz ve badem gibi), beyin sağlığı açısından oldukça faydalıdır. Ayrıca içerdikleri sağlıklı yağlar, lif ve antioksidanlar sebebiyle kalp sağlığınızı korumak için de önemli birer yardımcıdırlar. Beklenen faydayı elde etmek için haftada beş kez yemiş tüketmeniz yeterli.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku...

Öne Çıkanlar

www.dryerebakan.com Sadece bilgilendirme ve sağlık bilgilerinin eğlenceli olarak aktarılmasını amaçlamaktadır, teşhis veya tedavi için bir alternatifi değildir. Doktorunuz yerine geçmeyi yada Doktorunuzun size uyguladığı tedavi yerine geçmeyi hedeflememektedir. Web sitesi içeriğinden dolaşan tüm kullanıcılar, Kullanım Koşulları ve Gizlilik Kurallarını otomatik olarak kabul etmiş sayılır.

İletişim: info@dryerebakan.com

Copyright © 2017 DrYerebakan.com.