Sosyal Medya

Uyku

Uykusuzluğu Önlemenin Doğal Yolları!

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,

Uykusuzluğu önlemenin doğal yolları: vişne suyu, domates ve muz…

Eğer uyku sorununuz varsa, ilaçtan önce bu bitkileri deneyin. Melatonin hormonunu düzenleyen bu bitkiler, uyku düzeninizi de geri getirecektir.

Uykusuzluk, vücut sağlığını olumsuz yönde etkileyen faktörlerden biridir. Stres ve yorgunluk ile birleştiğinde bağışıklık sistemini düşürür, birtakım hastalıklara yol açar. Bu hastalıklar; kalp rahatsızlığı, depresyon ve baş ağrıları şeklinde kendini gösterebilir. Uykusuzluk ilaçlarla önlenebilir, fakat sağlıklı bir sonuç alamazsınız. Tercih etmeniz gereken yol uykusuzluğu önlemenin doğal yolları. Bu yollardan bahsetmeden önce size uykusuzluğun neden olduğundan bahsedelim.

İLAÇTAN ÖNCE BİTKİ KULLANIN

Gece salgılanan ve uyumamızı sağlayan hormonun adı melatonindir. Bu hormon; uyku sağlayıcılığının yanında ergenlik çağını başlatır, üreme üzerinde etkilidir, antioksidan özelliği vardır ve vücut ısısını dengede tutar. Kısacası uyku hormonu olarak bilinen melatoninin faydaları saymakla bitmez. Uykusuzluk, bu hormonun yeteri kadar salgılanmadığı zamanlarda ortaya çıkar. Uyku düzeninin değişmesi, melatonin salgısında bozulmaya neden olur. Örneğin uyku düzeninin, gündüz uyuma gece uyumama gibi kurulması, ne kadar uyusanız da uykunuzu alamama sorununa neden olabilir. Bu hormonun salgılanmasını sağlayan takviye ilaçlar bulunmaktadır.

Uykusuzluğu önlemenin doğal yolları

 Yapılan araştırmalar sonucu, vişne ve vişne suyunun melatonin artırıcı etkisi olduğu ortaya konuldu. Araştırma, bir grup üzerinde denendi. Sabah ve akşam 8-10 bardak vişne suyu içen grup üyeleri, uyku düzenlerinin yerine geldiğini bildirdi. Uyuyamama sorunu olan ve uykusundan sürekli uyanan kişilerin uyku rahatsızlıklarının devam etmediği görüldü.
 Geleneksel Akdeniz diyetlerinin vazgeçilmez lezzeti olan domates, uyku düzeninizi sağlayacak bir başka besindir. Domatesin içinde vişneden 50 kat daha fazla melatonin hormonu bulunur. Uyku sorunu yaşıyorsanız, özellikle kahvaltılarınızda domates tüketmeye özen göstermelisiniz.
 Çok az bilinen yeşillerden limon balsamı, uyku sorunu yaşayanların vazgeçilmez besinlerindendir. Ancak kekik kökü ile birlikte tüketildiğinde etki ettiği gözlemlenmiştir. Phytotherapy Research dergisinde yayınlanan bir çalışmada, otların birleşimini tüketenlerin yüzde 81’inin, kullandıkları uyku ilaçlarından daha etkili olduğu bildirdi. Her ikisi de takviyeli olarak alınabilir veya bir- iki çay kaşığı kurutulmuş limon balsamı ve bir çay kaşığı kekik kökü, bir bardak sıcak suda 5-10 dakika kadar karıştırılarak çay yapılabilir.
 Limon balsamının yanı sıra papatya, binlerce yıldır uykusuzluk için bitkisel bir çare olarak kullanılmıştır. Papatya ilacının etkinliğini incelemek için yapılan bir araştırmada, papatyanın hafiften ılımlı genelleşmiş kaygı bozukluğunu, plasebodan çok daha iyi bir şekilde azalttığı görüldü.

MUZ, BACAK KRAMPINA İYİ GELİYOR

 Vişne gibi muzun da melatonin düzenleyici etkisi bulunur. Muz, içerdiği potasyum ve magnezyum ile kasların gevşemesini sağlar. Özellikle uyku sırasında bacak krampları yaşıyorsanız, uyumadan önce bir adet muz tüketimini alışkanlık haline getirmelisiniz.
 Yeşil yapraklı sebzelerden ıspanak; potasyum, kalsiyum ve magnezyum bakımından zengindir. Kalsiyum vücudun melatonin üretmesine yardımcı olur, vücudunuzun olağan ritmini sürdürmesine yardımcı olan hormondur. Aynı faydaları pazı, lahana gibi diğer koyu yapraklı yeşilliklerden de elde edebilirsiniz.
 Ispanak gibi süt ürünleri de melatonin artırıcı kalsiyum bakımından zengindir. Bazı çalışmalar, kalsiyum yetersizliklerinin kötü uyku kalitesiyle bağlantılı olduğunu ortaya koymuştur. Uyumadan önce bir bardak ılık süt tüketebilirsiniz.
 Magnezyum ve kalsiyum açısından zengin bir başka kaynak ise bademdir. Günde bir avuç badem yemeniz, uyumanıza yardımcı olacaktır.

YATIŞ POZİSYONUNUZ ÇOK ÖNEMLİ!

Horlama

Tabiri caizse gök gürültüsü benzeri horlama sesiniz, eşiniz için can sıkıcı olabilir desem… Bu durum aslında eşinizden ziyade başta sizi rahatsız edip uykunuzdan uyandırıyor olabilir. Ayrıca sabahları kuru ağız veya boğaz ağrısı ile uyanmanız, geceleri bu horlama sorunundan kaynaklıdır. Uzmanlar; ‘Boğaz ağrısı ya da dil kaslarınız gevşediğinde horlama olur’ diyor. Diliniz boğazınızın arkasına doğru düşüyor. Bu, kısmen hava akışını engelleyip boğazı daraltır ve horlamanıza neden olur. Yer çekimi sayesinde, sırt üstü uyumak bu sorunu daha da kötüleştiriyor. Daha iyi ve sessiz bir nefes alabilmek için uzmanların önerdiği horlamayı durduran ağız egzersizlerini deneyebilirsiniz. Unutmayın, sırt üstü yatmak yerine yan yatmak, horlamanızın azalmasını sağlayacaktır.

Bel ağrısı

Omurganızın düzgün şekilde hizalanmasına yardımcı olan bir pozisyonda uyuyorsanız, daha rahat hissedeceksiniz. Uzmanlar, bunu yapmanın en iyi yolunun sırt üstü yatmak olduğunu söylüyor. Yüz üstü yatmak, bel çukurluğunun artmasına yol açarak, sabah bel ağrısı ile uyanmanıza neden olur.
Yanlış yatak, yastık ve yatış pozisyonu; bel ve boyun ağrılarına maalesef davetiye çıkartıyor. Yastıkların stratejik olarak kullanılması da bir fark yaratabilir. Yastığınızı başınızın altına almanın yanında, dizinizin altına da bir yastık alın. Böylece omurga üzerindeki baskıyı azaltarak bel ağrısıyla uyanmanın önüne geçebilirsiniz.

Boyun ağrısı

Yanlış uyuma pozisyonları, boyun ağrılarının ileri seviyelere ulaşıp boyun fıtıklarının oluşmasına neden olabilir. Gece uykusunda en az yedi saatlik bir vakit geçirildiği için boynu destekleyen ve boyun boşluğunu dolduran yastıkları kullanabilirsiniz. Yanlış bir uyuma pozisyonunda geçirilen süre, boyun fıtığına yakalanma riskini artırmaktadır.

Mide ekşimesi

Reflü, mideden gelen asit özsuyunun alt kısmına sıçraması ile gerçekleşir. Uyurken bunu en aza indirmenin yolu, başınızı biraz ekstra bir yastıkla yükseltmektir. Nedeni ise daha dik bir konumda olduğunuzda, yer çekimi asidi midede tutmaya yardımcı oluyor.
Mide ekşimesini önleyebilmenin bir yolu da doğru yatış pozisyonudur. Sırt üstü veya sol tarafa doğru uyumayı tercih etmelisiniz. Bazı çalışmalar sağ tarafta uyumanın reflüyü artırabileceğini gösteriyor. Sağ tarafta uykunun alt özofagus sfinkterini rahatlattığını ve bağırsak asidinin sızıntı yaparak tahrişe neden olduğunu gösterdi.

Devamını Oku
Yorum Yaz

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bağımlılık

Telefon ve Tablet Kullanımı Uykusuzluk Nedeni!

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,

uykusuzluk nedeni

Uykusuzluk, bağışıklık sisteminin çökmesinden trafik kazalarına kadar pek çok sorunu tetikliyor. Son yıllarda uykusuz kalmamızın en büyük sebebi olan telefonları yatmadan iki saat önce elden bırakmak şart!

Hayatımızın adeta bir parçası haline gelen akıllı telefonların, sağlığımızı ne denli tehdit ettiğini biliyor musunuz? Kalp hastalıklarından kansere, Alzheimer’dan uyku bozukluklarına kadar pek çok hastalığın sebebi arasında akıllı telefon kullanımı yer alıyor.Bu hastalıklara yol açmalarının nedeni, akıllı telefonların aslında uykusuzluk nedeni olması! King’s College London ve Cardiff Üniversitesi’nde uyku ve teknoloji arasındaki ilişkiyi inceleyen araştırmalar sonucunda, akıllı telefon veya tabletlerin yatmadan önce kullanımının, uykusuzluğa neden olduğu ve ertesi gün sosyal hayata adaptasyon sorunlarına yol açtığı ortaya konulmuştur. Özellikle telefondaki sosyal medya uygulamalarının arka planda sürekli açık olması, telefonun kullanılmadığında bile kullanıma teşvik ettiği gözlemlenmiştir. Yine katılımcıların uyudukları zaman akıllı telefon kullanımlarına bakıldığında, telefonla ilgilenme süresi ve uyku kalitesi arasında ilişki olduğu belirtilmiştir. Uyku öncesi telefonla fazla vakit geçiren katılımcıların, uyku kalitesinin daha düşük olduğu saptanmıştır. Araştırma sonuçları PLOS One dergisinde yayınlanmıştır.

MAVİ IŞIK UYKU KALİTESİNİ ETKİLER

Akıllı telefonların ve tabletlerin uykusuzluğa neden olmasındaki diğer bir sebep mavi ışıktır. Bu ışık, gözbağımızın arkasındaki özel hücreler tarafından toplanır ve beyne iletilen uyku sinyallerini bozar. Ayrıca mavi ışığın tümü melatonin yani uyku zamanlamasına ve sirkadiyen ritimlere yardımcı olan hormona baskı yapar. Geceleri, melatonin seviyemiz gündüze oranla daha yüksektir. Ancak mavi melatonin seviyesi mavi ışıktan olumsuz etkilenir. 2013’te Rensselaer Politeknik Enstitüsü’ndeki bilim adamları 13 kişi üzerinde yaptıkları bir deneyde, bireylerden yatmadan iki saat önce elektronik tablet kullanmalarını istemiştir. Deneklerin bir kısmı tablet kullanırken mavi ışıkları filtreleyen portakal renkli gözlük takmış, diğer bir kısmı ise çıplak gözle mavi ışığa maruz bırakılmıştır. Araştırmalar sonucunda turuncu gözlük kullananların melatonin hormon seviyeleri daha yüksek çıkmıştır.

ALZHEİMER’A NEDEN OLUYOR

Akıllı telefondan yayılan mavi ışık, göz retinasından kalp sağlığına kadar pek çok organımızı tehdit ediyor. Özellikle 30’lu yaşlardan itibaren metabolizmanın yavaşlaması ile birlikte hafıza da zayıflıyor. Bu durum 30 yaş üzerindeki bireyleri daha fazla risk altına sokuyor. Teknolojiye yakınlık, bu yaş aralığındaki bireylerin Alzheimer hastalığına daha erken yaşlarda yakalanmasına sebep oluyor. Alzheimer hastalığı bulunan bireylerde en sık karşılaşılan semptomlar arasında; kaygı, depresyon, öğrenme güçlüğü, kısa süreli hafıza kayıpları, konuşma bozukluğu ve iletişim kuramama görülür. Yapılan araştırmalara göre insanların yüzde 20’sinde Alzheimer olma riski bulunur. Yine aynı araştırmaya göre teknolojiye bağlı yaşam, Alzheimer hastalığına yakalanma riskini artırabilir. Alzheimer hastalığının nedenlerine ilişkin bilim adamlarının çalışmaları devam ediyor. Ancak hastalığın gelişimine çok sayıda faktörün katkıda bulunduğunu biliyoruz. Bu faktörler arasında hasarlı proteinler, genetik, nöronal enerji yetmezliği, nöroinflamasyon ve vasküler hastalıklar sayılabilir.

NELER OLUYOR?

Yapılan araştırmalar; erkeklerin yedisekiz, kadınların ise altı-yedi saat uykuya ihtiyaçları olduğunu gösteriyor. Peki ihtiyacımız kadar uyumazsak ne olur?
1- Uykusuzluk kazalara sebep olur. Yapılan çalışmalar, ölümcül trafik kazalarının altıda birini uykusuzluk ile ilişkilendirmiştir. Kısaca uykusuzluk aslında kanserden daha öldürücüdür desek yanlış olmaz.
2- Uykusuzluk sizi uyuşturur; öğrenme ve düşünme yeteneğinizi baskılar. Beyninizin kognitif fonksiyonlarını etkilemesi; düşünme kabiliyetinizi, konsantrasyonunuzu, dikkatinizi ve reflekslerinizi etkiler.
3- Detaylarına girmeyeceğim fakat yapılan araştırmalar, uyku problemi yaşayan kişilerde kalp hastalığı, kalp krizi, yüksek tansiyon, inme ve diyabet gibi hastalıkların daha fazla görüldüğünü gösteriyor. Bildiğimiz bir şey var; uykusuzluk, sizi yorgun bırakması yetmezmiş gibi damarlarınızda yaşlanmaya sebep oluyor. Düşünsenize, hem fiziki görünüşümüzü, hem de organlarımıza daha iyi çalışmalarını sağlamak için yeterli kanı taşıyan damarlarımızı yaşlandırıyoruz.
4- 2002 yılında yapılan büyük bir araştırma, uykusuzluğun cinsiyet ayrımı yapmaksızın insanların libidolarını düşürdüğünü gösterdi. Yorum size kalmış…
5- Uykusuzluk, karar verme kabiliyetinizi yok eder.
6- Uykusuzluk, aynı sigara gibi ölüm riskinizi artırır.
7- Uykusuzluk, hafızanızı zayıflatır.
8- Uykusuzluk, cildinizi yaşlandırır.
9- Uykusuzluk, depresyona bağlı olduğu gibi depresyona da sokabilir.
10- Uykusuzluk, kilo aldırır.

İKİ SAAT ÖNCE TELEFONU BIRAKIN

Yapılan araştırmalar uykudan en az iki saat öncesinde telefon kullanımının bırakılması gerektiğini belirtmektedir. Uyku bozuklukları dikkate alındığında, özellikle gün içerisinde bildirimlerine bakamayan bireylerin uyumadan önce daha sık telefon kullandığı yönündedir. Telefon ekranından yayılan mavi ışığın öğrenme zorluklarına neden olabildiği de unutulmamalıdır.

UYKU ÖNCESİ PAPATYA ÇAYI İÇİN

Çalışmalar, papatya çayının yatıştırıcı etkisini destekliyor gibi görünüyor. Bir Japon çalışması, papatya ekstraktının sıçanların, benzodiazepin dozu (huzur verici bir ilaç) alan sıçanlar kadar hızlı bir şekilde uykuya dalmasına yardımcı olduğunu bulmuştur. Uzmanlar, papatya ilacının daha iyi araştırılmasına ihtiyaç duyuyor. Hüner, doğru şekilde demlendiğinden emin olmaktır; iki ya da üç çay poşeti kullanın ve sonra demlenmesini bekleyin.

DAHA İYİ BİR UYKU İÇİN İPUÇLARI

 Herhangi bir sebepten geceleri telefon kullanımına ihtiyaç duyuyor iseniz, mavi ışık önleyici filtreli gözlükler kullanın.
 Gürültüyü ve ışığı minimumda tutun. Kulak tıkaçları, panjurlar, ağır perdeler veya göz maskesi kullanın. Yatak odasında ve banyoda küçük gece lambaları iyi bir fikirdir.
 Yatmadan iki saat önce ağır yemeklerden kaçının.
 Yatmadan dört-altı saat önce kafein (çay ve alkolsüz içecekler dahil) içmeyin. Kafeinin melatonin azaltıcı etkisi bulunduğunu unutmayın.
 Kitap okuyun, bulmaca çözün.
 Yürümek gibi düzenli egzersiz, stres hormonlarını azaltır ve daha iyi uyumanıza yardımcı olur. Ancak yatmadan iki saat önce egzersiz yapmayın. Uykuya dalmakta zorluk çekebilirsiniz.
 Öğleden sonra kestirmeyin.
 Beyninizi sakinleştirmek için yatmadan bir saat önce herhangi bir görev üzerinde çalışmayı bırakın.
 Duygusal sorunları doğrudan yatmadan önce tartışmayın.
 Mümkünse evcil hayvanlarınızı uyku alanınızın dışında tutun.
 Yatak odanızın iyi havalandırılmış ve rahat bir sıcaklıkta olduğundan emin olun.

HAFTADA İKİ KEZ KIRMIZI MEYVE YİYİN

Çilek ve yaban mersini gibi berry cinsi meyveler, beyin sağlığınızı korumanız için son derece faydalı alternatiflerdir. Haftada iki kez bu cins meyve tüketen kadınlar arasında yapılan bir araştırma, 2.5 yılın sonunda, bu düzeni devam ettiren kadınların kavrama (idrak) yeteneklerinin ciddi oranda arttığını gösterdi. Kuruyemişler (fındık, ceviz ve badem gibi), beyin sağlığı açısından oldukça faydalıdır. Ayrıca içerdikleri sağlıklı yağlar, lif ve antioksidanlar sebebiyle kalp sağlığınızı korumak için de önemli birer yardımcıdırlar. Beklenen faydayı elde etmek için haftada beş kez yemiş tüketmeniz yeterli.

Devamını Oku...

Gazete Yazıları

Sabah Saatlerindeki Baş Ağrısı Dikkate Alınmalı

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,

sabah saatlerindeki baş ağrısı

İş ve sosyal hayatımızı olumsuz etkileyen baş ağrısının pek çok sebebi olabilir. Uykusuzluk, fazla uyumak veya yüksek tansiyon baş ağrısına neden olur

Düzenli ve yeterli uyku, insan sağlığı için son derece önemlidir. Yeteri kadar ve kaliteli bir uyku uyuyamıyorsanız, takip eden gününüz çok zor geçecek demektir. En yanlış zamanlarda uyuyakalmak, konsantrasyon bozuklukları ve asabiyet; yeteri kadar uyuyamayanların gün boyu yaşadıkları sıkıntılardan sadece birkaçıdır. Uyku bozuklukları; gece uyuyamama, çok uyuma ve gece uyuyamayıp gündüz uyuma olmak üzere üç grupta toplanır. Elbette bu üç grup sadece birer ana başlıktır ve sebepleri birbirinden çok farklı olabilir. Uyku bozukluklarında en sık şikayet edilen konu, sabah saatlerindeki baş ağrısı.
Baş ağrısı sosyal hayatı etkileyen rahatsızlıklardan biridir. Öyle ki bazen ilaçlarla dahi önlenemeyebilir. Dikkate alınmaması halinde, migren başta olmak üzere pek çok hastalığı beraberinde getirebilir.

Özellikle sabahları baş ağrısıyla uyanıyor ya da uyandıktan çok kısa bir süre sonra başınız ağrıyorsa, nedenlerine bakmak gerekir. Gürültü gibi kontrolünüz altında olmayan etkenler ağrınızı tetikleyebileceği gibi fizyolojik tetikleyiciler de baş ağrısına sebep olabilir.

UYKUSUZLUK

Vücudunuzun günlük işlevlerini yerine getirebilmesi için ortalama yedi-sekiz saat uyumanız gereklidir. Bu saat aralığından daha az uyuduğunuzda, vücudunuz panik moduna geçmeye başlar. Biyolojik saatinizin normal seyrinden daha aza indirilmesi; kalp atış hızının artmasına, yüksek tansiyona ve strese neden olabilir. Tüm bu etkenler baş ağrısını tetikleyebilir. Bazı hafif ağrı kesiciler ağrınızı hafifletmenize yardımcı olabilir. Fakat ağrı kesiciler, ağrınızı hafifletebileceği gibi yan etkilere de neden olabilir. Ağrı kesiciyi ise aç karınla almamalısınız. İlaçların açken alınması midede ciddi sorunlara yol açabilir. Ağrı kesiciye rağmen hâlâ kötü hissediyorsanız, 20-30 dakikalık şekerleme yapın. Şekerleme yaparken saat kurmanızda fayda var.

Yarım saatten fazla yapılan şekerlemeler baş ağrınızın şiddetlenmesine neden olabilir.

ÇOK UYUMAK

Uykusuz kalmak gibi gereğinden fazla uyumak da baş ağrısını tetikleyici nedenlerden biridir. Yapılan araştırmalara göre dokuz saatten fazla uyumak, beyindeki serotonin hormonunu düzeyinde düşüşe neden oluyor. Düşük serotonin ise beyindeki kan akışı hızını yavaşlatarak baş ağrısını tetikliyor. Bu tip baş ağrısı en çok hafta sonu kendini gösterir. Çünkü hafta sonu, hafta içi olduğundan daha fazla uyuma eğilimi içinde oluruz. Pazartesi sendromunun da en önemli sebeplerinden biri hafta sonu uyku düzeninin bozulmasıyla birlikte, pazartesi gününe adapte olamamaktır. Hafta içi olduğu gibi hafta sonunda da alarm kurulmalıdır. Hafta içi erken saatte uyanıyorsanız hafta sonu uyanma saatinizi sadece bir saat erteleyin.

ENDORFİN (MUTLULUK) HORMONU

Endorfin seviyesinin düşük olması, serotonin gibi beyindeki kan damarlarının daralmasına neden olan diğer nörotransmitter düzeylerini etkileyebilir. Dallas’ta bulunan Migren Yardım Merkezi’nin araştırmalarına göre; sabahın erken saatlerinde endorfin hormonu düşük düzeydedir.

Depresyon, kaygı ve stres gibi etkenler endorfin düzeylerinin normalin altına düşmesine sebep olur. Özellikle yaz aylarında muz, çilek, üzüm, dondurma tüketiminiz endorfin hormonunuzu artırır. Bu meyvelerin yanı sıra kabuklu yemişler ve bir miktar bitter çikolata, endorfin hormonunuzun yükselmesine yardımcı olur.

ALKOL TÜKETİMİ

Alkol beyne giden kan hacmini azaltır ve bu durum uykunuzu alamamanıza sebep olur. Yapılan araştırmalara göre alkol, hiçbir besin maddesi içermez. Hatta alkol tüketimi, vücudunuzda oksijen taşımaya yardımcı sağlıklı besin ögelerinin eksikliğine sebep olarak besin değerlerinize de zarar verir. Alkol özellikle cildiniz ve vücudunuz için son derece önemli bir antioksidan olan ve yeni hücrelerin üretilmesinde hayati önem taşıyan A vitamini düzeyini de negatif etkiler. A vitamini, kolajen üretimi için de çok önemlidir.
Kolajen miktarındaki azalmalar, derinizin elastikiyetini kaybetmesine sebep olur.
Fazla alkol tüketmek, kolajen kaybını hızlandırarak elastikiyette azalmaya yol açtığından yaşlanma sürecini hızlandırır.

SİNÜZİT

Kulak burun boğaz uzmanlarının alanına giren ve -genelde- cerrahi yöntemlerle tedavi edilen bazı rahatsızlıklar vardır ki, bunlar da uyku bozukluklarına yol açabilir. Alerjik nezle, burun kemiği eğrilikleri, sinüzit, yumuşak damak, küçük dilin normalden fazla büyümesi veya sarkması ve çenedeki yapısal anormallikler; horlama ve uyku esnasında solunum problemleri yaşanmasına sebep olabilir. ‘Sadece horluyorum, bunda ne var’ demeyin; altta ciddi sebepler yatabilir.

UYKU APNESİ

Son yıllarda sıkça karşılaşılan Obstrüktif Uyku Apne Sendromu, halk arasında bilinen adıyla uyku apnesi; uykuda ani ölümle bile sonuçlanabilen ciddi bir rahatsızlıktır. En önemli belirtisi gürültülü horlamadır. Uyku apnesi olan kişiler, gece boyunca solunum durması ile karşılaşırlar. Uyku apnesinin tedavisi kadar doğru teşhis edilmesi de son derece önemli. Günümüzde, uyku bozuklukları alanında uzmanlaşmış merkezlere başvurulması, şüphe duyanların ilk yapması gereken şeydir.

TANSİYON

Yüksek kan basıncının neden olduğu yüksek tansiyon, baş ağrısı tetikleyicilerindendir. Pek çoğumuz baş ağrısının bu basınçtan kaynaklı olduğunu bilemeyiz. Çünkü baş ağrısından başka bir semptom görülmez. Özellikle sabahları sık sık baş ağrısı çekiyor ve bunu açıklayamıyorsanız mutlaka doktorunuza görünmelisiniz. Doktorunuz size diyet ve egzersiz gibi yaşam tarzı değişiklikleri önerebilir.

ANTİDEPRESAN VEYA TERAPİ ÖNERİLİR

Depresyona bağlı baş ağrısı, günün her saatinde olabilir. Bunun nedeni depresyonun serotonin hormonunun daha düşük seviyeleri ile ilişkili olmasıdır. Depresyonda olabileceğinizi düşünüyorsanız, doktorunuzla konuşun. Antidepressanlar veya terapi, normal uyku düzeninize geri dönmenize yardımcı olabilir.

KAHVALTIDAN SONRA ŞEKERSİZ TÜRK KAHVESİ

Kafein, sinir sisteminizi uyaran hafif bir ilaçtır. Son tüketilen kahvenin üzerinden 12-24 saat geçmesi, kafein tüketicileri için düzenli olarak baş ağrısıyla uyanma sorununa neden olabilir. Kafein çekilmesi aniden beyninizdeki kan damarlarının genişlemesine yol açar. Sonuç olarak, beyninize yoğun kan akışı sağlanır, bu da baş ağrısına sebep olur. Ayrıca tüm bu süreç beyninizdeki ağrı merkezlerini tetikleyen sinir uçlarını tahriş edebilir. Uyandıktan hemen sonra kahve içmek yerine kahvaltıdan sonra bir fincan şekersiz Türk kahvesi tüketebilirsiniz. Yapılan araştırmalar, Türk kahvesinin iştahı kestiğini gösterdi. Günde bir fincan Türk kahvesini yanında bol su ile içerseniz, kahvenin idrar söktürücü etkisini de tetiklemiş olursunuz.

Devamını Oku...

Gazete Yazıları

Ramazan’da Reflüsü Olan Hemen Uyumasın

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,

reflüsü olan hemen uyumasın

Reflüsü olan hemen uyumasın, iftar veya sahurda ağır yemekler yemesin. Aksi takdirde reflü hastalığı olanların şikayeti daha da artar! Pek çok manevi duyguyu buluşturan Ramazan ayı, hayatımızda pek çok yeni düzeni de beraberinde getiriyor. Ramazan ayında uyku ve beslenme düzeninin değişmesi, özellikle iftarda ve sahurda sağlıklı beslenmeyi gerektiriyor. Bilim adamları bugün, oruç tutmanın insan sağlığı açısından ne ölçüde faydalı olduğu konusunda detaylı araştırmalar yapıyor. Bu araştırmalar, orucun sayısız faydalarının listelenmesi ile son bulurken, herkesin oruç tutamayacağı gerçeğine de dikkat çekiyor. Peki kimler oruç tutamaz?

İKİ-ÜÇ SAAT BEKLENMELİ

Mide hastalığı olanlar, oruç tutarken mutlaka uzman bir hekimden görüş almalılar. Özellikle reflü gibi hayat kalitesini ciddi anlamda düşüren bir rahatsızlığınız varsa, iki kez dikkatli olmalısınız. Reflü hastalığının, dört farklı evresi vardır. Yemek borusunun alt ucunda aside bağlı hasarlanma olup olmadığı ve bu hasarın derecesi, hastalığın aşamasını belirlemede en önemli faktördür. Reflünün en ağır evresi, D evresidir. A evresi ise en hafif aşamadır ve bu tip reflüsü olanlar, oruç tutabilirler. Reflü hastalarının az miktarda ve sık beslenmeleri tavsiye edilir. Oysa Ramazan’da, öğün sayısı sadece ikiye düşüyor ve her ikisinde de çok fazla yemek yeniyor. Aşaması oruç tutmasına engel olmayan reflü hastaları, sahurun ardından hemen uykuya geçmemeliler. Hafif reflüsü olanlar en az iki, ağır reflüsü olanlar ise en az üç saat beklemeliler.

KIZARTMA TÜKETMEYİN

Ülser ve reflü hastaları Ramazan ayında nelere dikkat etmeli?

İftar veya sahurda ağır yemekler yemeyin, yemeğin ardından hemen yatağa girmeyin.
Bu durum reflü şikayetini daha da artırır.
Evre A reflüsü olanlar, ilaç alarak oruç tutabilirler. Kanama, darlık ya da deformasyon gibi komplikasyonları olmayan hastalar, eğer ülserleri tamamen iyileşmişse oruç tutabilirler.
Ancak bu hastaların günde bir adet mide koruyucu ilaç almaları gerekiyor. İlaç alım saatleri, iftar ve sahur saatlerine göre ayarlanmalıdır.
Ramazan’da kurubaklagil tüketebilirsiniz.
Beyaz un ve şeker gibi rafine karbonhidratlardan uzak durun, hamur tatlıları yerine sütlü tatlılar tercih edin. Bu hem kilo almamanız, hem de yemek sonrası rahat hissetmeniz için de çok önemli.
Sahurda kahve tüketmemeye çalışın.
Kahvenin aşırı miktarda alınması idrar çıkışını artırarak gündüz boyunca su kaybına sebep olabilir.
Tencere yemeklerini tercih edin.
Kızartmalardan uzak durun. Fırında pişen yemekler ikinci tercih, ızgara ise üçüncü tercihiniz olabilir.
Orucu mutlaka su ve çorba ile açın.
Bunları bitirdikten sonra 15 dakika bekleyin ve sonra diğer besinlere geçin.
Sahurda proteinden zengin gıdalarla beslenin. Bu, reflüyü azaltabilir.

BAZI ŞEKER HASTALARI ORUÇ TUTAR

Şeker hastalığının tedavisinde zaten düzensizlik olan hastalarda tedavi ve beslenme uygun yapılamayacağı için kan şekeri yükselmesi-düşmesi yaşarlar ve hastalığın hem akut dönem komplikasyonlarını (koma) yaşayabilirler, hem de uzun dönemde organların (göz, kalp, böbrekler) hasarlanmaları hızlanmış olabilir.
Ancak şeker hastalığı olanların bazıları karbonhidrat-şeker içeriği fazla olmayan diyet ile beslenerek, ilaçlarını iftar ve sahur arasında kullanarak ve yeterli miktarda sıvı (genellikle 1.5-2 litre) tüketerek oruç tutabilirler. Dünya Diyabet Cemiyeti’nin şeker hastaları için hazırladığı rehberde, birtakım öneriler yer alıyor. Diyabet tedavisi ile ilgilenen doktorlar bu rehbere göre hastalarının şeker tedavilerini Ramazan’da düzenleyebilirler.
Karaciğer yetmezliği olan hastalarda kan şekeri idamesi sağlanamayabilir ve kan şekeri düşmeleri yaşayabilirler.
Karaciğer hastalarında zaten albumin, protein sentezi azalmıştır, buna bağlı ödemleri vardır. Yetersiz protein alımı ödemlerini artırabilir.
Karaciğer hastalarında yetersiz sıvı alımı karaciğer komasına gidişi hızlandırabilir. Karaciğer, böbrek ve kalp hastalığı olanların tuzlu beslenmeden kaçınması gerekir. Böbrek fonksiyonlarında azalma olan hastaların fazla proteinli beslenmeden kaçınması ve yeterli miktarda sıvı tüketmesi gerekir.

BÖBREKLER OLUMSUZ ETKİLENİR

Böbreklerinden kum dökülen hastalarda ya da böbrek taşı olanlarda yetersiz sıvı alımı taşlaşma sürecini hızlandırabilir.
Ancak bu konuda yapılan bir çalışma; oruç döneminde kalsiyum, fosfat, magnezyum ve idrar miktarının azaldığını, ürik asit, sitrat, sodyum ve potasyum miktarının arttığını göstermiştir. Bu sonuç, ‘Ramazan’da taş oluşumu artar’ hipotezini desteklememiştir. Sıvı azlığı nedeniyle böbrek yetmezliği olan hastalar doktoru tarafından söylenen miktarlarda sıvı alamıyorsa böbrek yetmezliği kötüleşebilir.
Böbreklerin süzme kapasitesi yüzde 60’ın altında olan hastalarda özellikle yaz aylarında oruç tutulması durumunda böbrek yetmezliği kötüleşmektedir.

BU HASTALAR DİKKAT!

Tip 1 diyabeti olanlar, hamilelik diyabeti olanlar, diyabetli diyaliz hastaları, akut hastalığı olan diyabet hastaları, oruç tutamazlar.

  • İleri düzeyde kalp, böbrek ve karaciğer yetmezliği olan ve bu organların fonksiyonlarını iyileştirmek ve idame ettirmek için tanımlanmış bir diyet ve ilaç kullanmak zorunda olan hastalar oruç tutamaz.
  • Uzun süren açlıkta kan şekerini normal sınırlarda tutmak için vücuttaki enerji kaynaklarından glukoz dönüşümünü sağlayan sistemlerin çalışmadığı ya da yetersiz çalışması nedeniyle hipoglisemi gelişen hastalığı olanlar (karbonhidrat metabolizma hastalıkları) oruç tutamaz.
  • Ateşli enfeksiyon hastalığı olanlar ve hastalığı/ateşi kontrol etmek için günde iki defadan fazla ilaç kullanmak durumunda olan hastalar oruç tutamazlar.
  • Ameliyat ile veya ilaç tedavileri ile şifa sağlanmış olan kanser hastaları, doktorlarının uygun görmesi ile oruç tutabilir ancak tedavi süreci devam eden ve ilerlemiş kanser hastaları oruç tutmamalıdır.
  • Yüksek ateşli hastalık geçirenler, ateş kontrol altına alınana kadar oruç tutmamalıdır.
  • Tansiyon düşüklüğüne bağlı baş dönmesi, denge bozukluğu, düşme riski olan hastaların tansiyonları normalleşene kadar oruç tutmaması gerekir.
  • İleri derece KOAH hastaları günde iki defadan fazla nefes rahatlatıcı ilaç kullanıyorlarsa oruç tutmamaları gerekir.
  • Tansiyon düşüklüğü, su ve tuz dengesini bozacak kadar ishal ile seyreden bağırsak hastalığı olanlar, düzelene kadar oruç tutmamalıdır.

Devamını Oku...

Öne Çıkanlar

www.dryerebakan.com Sadece bilgilendirme ve tıbbi tavsiye amaçlıdır, teşhis veya tedavi için bir alternatifi değildir. Doktorunuz yerine geçmeyi yada Doktorunuzun size uyguladığı tedavi yerine geçmeyi hedeflememektedir. Web sitesi içeriğinden dolaşan tüm kullanıcılar, Kullanım Koşulları ve Gizlilik Kurallarını otomatik olarak kabul etmiş sayılır.

İletişim: info@dryerebakan.com

Copyright © 2017 DrYerebakan.com.