Sosyal Medya

Gazete Yazıları

Tiroid Sorunu Yaşamamak İçin 40 Dakika Egzersiz Yapın

Yayınlanma:

,

Tiroid hastalığında hormonlarla ilgili sorun yaşanır. Bundan korunmak için en etkili yöntem; haftada en az üç gün 40 dakika spordur

Tiroid bezinin görevi hormon salgılamaktır. Bir sorun ortaya çıkıp tiroid bezi normalden daha çok veya az hormon salgıladığında, hastalıklar da kendini göstermeye başlar. Tiroid bezi, boynun ön bölümünde gırtlağın altında bulunan ve şekil itibariyle kelebeğe benzetebileceğimiz bir bezdir (endokrin bezi). Temel görevi hormon salgılamaktır. Bedenimizde meydana gelenlerin komutlarla idare edildiğini, komutlarınsa hormonlara bağlı olduğunu düşünecek olursak bu küçük organın tüm beden için ne kadar önemli olduğunu anlayabiliriz. Tiroid bezi, tiroksin (T4) ve tiriiyodotironin (T3) olmak üzere iki tip hormon salgılar. T3 ve T4, vücudun metabolizma hızını düzenleyen iki hormondur. Tiroid bezini harekete geçirense, beyinde bulunan hipofiz bezi tarafından salgılanan TSH hormonudur. Kandaki tiroid hormonları azalınca, hipofizin TSH salgısı artar ve bu hormon tiroid bezinden, tiroid hormon salgısını artırır. Tiroid bezi hastalıkları arasında, guatr (tiroid bezinin büyümesi), nodul (tiroid bezinde oluşan anormal dokular), tiroidit (tiroid bezi iltihaplanması), hipertiroidi (tiroid hormonunun normalin üstünde salgılanması), hipotiroidi (tiroid hormonunun gerekenden az salgılanması) ve son olarak tiroid bezi hücrelerinde oluşan tiroid kanseri sayılabilir.

GUATR HASTALIĞI
Tiroid bezinin kanser ve iltihaplanma dışında kalan sebeplerle büyümesi, guatr hastalığı olarak adlandırılır. Guatr beraberinde nodülleri de getirebilir. Yapılan araştırmalar, bu tip nodüllerin yüzde 5’inin kötü huylu özellik taşıdığını gösteriyor. Nodüllerin dikkatli takip edilmesi gerekir. 2 santimin üzerinde büyüyen, kireçlenme görülen ve şekil bozukluğu olan nodüller asla ihmal edilmemeliler. Ülkemizde guatr hastalığına rastlanma oranı yaklaşık yüzde 40 olarak açıklandı. Tiroid bezi, gıdalardan ihtiyacı olan iyotu temin edemezse, hormon sentezleyebilmek için büyümeye başlar. Bu büyüme, neredeyse sarılı vaziyette bulunduğu nefes ve yemek borusu üzerinde ciddi bir baskı yapar. Bu da nefes darlığı ve yutkunma zorluğuna neden olur. Guatrın en önemli belirtisi, boğazın ön kısmında kolaylıkla fark edilebilen şişliktir. Kan testiyle belirli hormon seviyelerinin ve varsa nodül yapısının ultrason muayenesi ile incelenmesi; teşhis için yeterlidir.

HİPOTİROİDİ
Hipotiroidi yani yavaş çalışan guatr, tiroid bezi tarafından salgılanan troksin adlı hormonun ihtiyaçtan az salgılanması anlamına gelir. Bu durum, metabolizmanın da yavaşlamasına sebep olur. Belirtileri; ellerde kuruma, saç dökülmesi, hareketlerde yavaşlama, ses kısıklığı, kilo alma, kabızlık ve kadınlarda adet düzensizliği olarak sayılabilir. Hipotiroidi en çok şeker hastalarında, kansızlık problemi yaşayanlarda, 60 yaş üstü kadınlarda ve depresyon eğilimi olanlarda gözlemlenen bir tiroid bezi hastalığı türüdür. Erişkinlerde, kadınlarda görülme sıklığı, erkeklere göre biraz daha fazladır. Kadınlarda, 55-60 yaşlarında görülme ihtimalinde artış olduğu tespit edilmiştir.

NASIL TEŞHİS EDİLİR?
En belirgin işareti, kişinin kendisini son derece halsiz ve yorgun hissetmesidir. Soğuğa karşı hassasiyetin artması da hastalığın işaretleri arasında sayılabilir. Ciltte kuruluk ve şişlik dışarıdan fark edilebilecek düzeyde gelişebilir. Fiziki bulguların ardından yapılacak kan testi ile teşhis konulabilir. Tiroid uyarıcı hormon yüksek; fakat T3 ve T4 değerleri düşük ise hipotiroidi ihtimali oldukça yüksektir.

HİPERTİROİDİ
Halk arasında zehirli guatr olarak da bilinen bu guatr cinsi, tiroksin hormonunun normalden fazla salgılanması sebebiyle gelişir. Hastalığın bu tipinde iştah artmasına rağmen kilo kaybı gözlemlenir.

HİPERTİROİDİNİN BELİRTİLERİ

  • Guatr (tiroid bezinde büyüme)
  • Kilo kaybı
  • Saçlarda cansızlaşma ve dökülme
  • Ellerde titreme
  • Uyku bozukluğu
  • Bağırsak problemleri
  • Sinirlilik
  • Adet düzensizliği
  • Gözlerde çıkıntılık
  • Kemik erimesi

TİROİD FONKSİYONLARINIZI DOĞRU ÇALIŞTIRMAK İÇİN YAPMANIZ GEREKENLER

  • Egzersiz yapın. Optimum tiroid fonksiyonu için, haftada en az üç gün 40 dakika egzersiz gerekir.
  • Tiroid fonksiyonunu geliştirmek için iyot zengini gıdalardan daha fazla tüketin.
  • Az yağlı peynir tercih edin.
  • İnek sütü için.
  • Yumurta yemeyi ihmal etmeyin.
  • Az yağlı dondurma yiyebilirsiniz.
  • Az yağlı yoğurt tercih edin.
  • Tuzlu su balıklarından sevdiklerinizi yiyin.
  • Soya sosu tüketin.

Aşağıdaki gıdaları daha az tüketin:
Bu gıdalar özellikle çiğ yenildiği zaman tiroid hormonu üretilmesini engelliyor.
Bu gıdaları pişirdiğiniz zaman ise anti-tiroid özellikleri inaktive eder. Bu besinler tiroid fonksiyonunu düşüren goitrogens adlı kimyasallar içerir. Bu gıdaları her dört günde bir tüketin.

  • Badem
  • Karnıbahar (Hipotiroidizm varsa haftada iki kereden daha fazla yenmemelidir.)
  • Darı
  • Armut
  • Şalgam
  • Brüksel lahanası
  • Mısır
  • Hardal
  • Çam fıstığı
  • Lahana
  • Marul
  • Şeftali
  • Soya
  • Kanola yağı
  • Yer fıstığı
  • Ispanak

Devamını Oku
Yorum Yaz

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Beslenme

Bağışıklık Dostu Yiyecek ve İçecekler

Yayınlanma:

,

Bağışıklık sisteminizi güçlendirecek içecekler ve C vitamini bakımından zengin yiyecekler neler merak ediyor musunuz? Bu yazımda tam da bu konuları ele alıyorum.

C vitamini denildiğinde aklımıza ilk olarak portakal gelir. Peki ya bu meyvenin C vitamini listesinde pekte üst sıralarda olmadığını söylesek ne derdiniz? Evet bu doğru. Orta büyüklükte bir portakal önemli seviyede (70mg) C vitamini içerir (tavsiye edilen günlük değer 60 mg) ama bugün size bahsedeceğim yiyecekler C vitamini açısından portakaldan daha üst sıralarda yer alıyor. Günlük yeterli miktarda C vitamini tüketimi, soğuk havalarda ortaya çıkan vücut yorgunluğunu azaltmanıza yardımcı olur.

Çilek

Bu yakut renginde ki meyveler, kase başına 85 mg C vitamini ve aynı zamanda kan şekerinizi sabitlemeye yardımcı olan bol miktarda manganez içerir. Tabi en zor olan kısım gerçekten organik olup olmadığını anlamak. Organik bir çilek sizin için en sağlıklı olanıdır.

Ananas

Taze, tropik ve sulu bir bardak ananas yaklaşık 79 mg C vitamini içerir. Diğer meyvelerden farklı olarak, içinde protein sindirimine yardımcı olan önemli miktarda Bromelain enzimini barındırır. Bu enzim hapşırmayı bastırır. Araştırmalar; bromelain enziminin boğaz ağrısı ve tahriş olmuş sinüsleri hafifletebildiğini gösteriyor. 2012’de yapılan Sağlık ve Tıp Alternatif Terapileri adlı çalışmada; bromelain enziminin, iltihapların hafifletilmesini sağladığı ve alerjik astım tedavisine yardımcı olabileceği kanıtlanmış. Ananas, ayrıca başta söylediğim gibi C vitamini için de mükemmel bir kaynaktır. Ananastan en iyi şekilde faydalanmak için taze tüketmeye özen gösterin. Konserve halinde veya paketlenmiş olarak satılan ananaslar, besin değerlerini kaybedebilir.

Brüksel Lahanası

Sanki brüksel lahanasını sevmemiz için başka bir nedene ihtiyacınız varmış gibi birde Brüksel lahanası bardağında 75 mg C vitamini ve bileşenlerinde kanserle mücadele eden besin maddeleri içerir.

 Kivi

İki adet kivi bünyesinde 128 mg C vitamini barındırır. Araştırmalar kivinin uykuya dalmada yardımcı olduğunu ve uyku kalitesini arttırdığını da ortaya çıkarmıştır. Uykusuzluk problemi çekiyorsanız, yatmadan önce birkaç dilim kivi yemeyi deneyebilirsiniz.

 Papaya

Artık marketlerde sık sık karşımıza çıkan papaya, tropikal meyve ailesinden mango ve ananas gibi C vitamini bakımından rakiplerine meydan okur seviyede . Adet başına 95 mg C vitamini içeren papaya içinde iltihap azaltan papain ve kimopapain enzimlerini barındırır. Parlak bir cilde sahip olmak istiyorsanız sıklıkla bu meyveyi tüketebilirsiniz.

Biber

Tüm biberler (yeşil, sarı ve kırmızı ) portakaldan daha fazla C vitamini içerir. Yeşil biber 95mg C vitamini içerirken sarı biber, biberlerin şahı olarak tam 341mg C vitamini içerir.

Benden size bir öneri, küçük bir kap biber sadece 45 kaloridir. Bu nedenle evinizde ki atıştırmalık tabağınızdan asla eksik etmeyin.

Brokoli

Bir fincan doğranmış brokoli, tüm gün ihtiyacımız olandan daha fazla C vitamini (81 mg)  ve yeterli oranda K vitamini içerir. K vitamini kemik sağlığı ve kan pıhtılaşması için çok önemlidir.

Şimdi gelelim bu soğuk havalarda bağışıklığınızı kuvvetlendirebilmek adına tüketmeniz gereken içeceklere…

Kış aylarında kırmızı bir buruna sahip olmak pekte çekici olmayabilir. Mevsimsel soğuk algınlığı veya gribin neden olduğu hapşırma, hırıltılı solunum ve öksürük düşünüldüğünde oldukça bitkin görünüyor olabilirsiniz. Bu gibi etkileri önlemek ve kışı sağlıklı geçirmek güzel olmaz mıydı?

Bağışıklık artırıcı bazı içecekler sayesinde soğuk algınlığı ve gribin olumsuz etkileri azaltabilirsiniz gibi gözüküyor.

Araştırmacılar, aşırı miktarda antioksidan, vitamin ve mineral içeren sıvıların, bağışıklık sistemimizin sindirim ve emilimini kolaylaştırdığını söylüyor. Ekstra sıvılar, vücudunuzu zinde tutmanıza, bağışıklık hücreleri arasındaki iletişimi geliştirmeye ve yabancı istilacıları temizlemeye yardımcı olur. Bu içecekleri birlikte incelemeye ne dersiniz?
Sabahların olmazsa olmazı; Taze limon ve zencefil suyu

Bağışıklık ve genel sağlık konusunda size önereceğim en önemli tavsiyelerden biri, güne bir fincan ılık su içine taze limon ve zencefille başlamanız olacaktır.

Bir  bardak ılık suyun içine bir çay kaşığı taze zencefil rendeleyip üzerine 1 yada 2 limon dilimi ekleyin ve işte yüksek antioksidanlı, C vitamini deposu, bağışıklık artırıcı içeceğiniz hazır. Tarifin basitliğine aldanmayın. Tüm vücut sisteminizi ısıtır, etkinleştirir ve temizler.

Hint çayı olarak bilinen; Chai

Bir çay çeşidi olan Chai’yi evde hazırlamak mümkün. İşte size Chai’nin içinde bulunan olmazsa olmazlar. Siyah veya yeşil çay, tarçın, kakule, zencefil, karabiber, karanfil ve rezene. Tüm bu bitkiler, bağışıklık hücrelerini güçlendirir, daha fazla enerji verir, vücuttaki bakterilerle ve virüslerle direkt olarak savaşır, kronik iltihap azaltan bileşenlere katkıda bulur.

Bir hatırlatma; Chai’dan maksimum fayda sağlamak için şekersiz tüketmeye dikkat edin. Doğal şeker bile bağışıklığı baskılayan kan şekerini arttır. İlle de şekersiz tüketemiyorum diyorsanız az miktarda bal katabilirsiniz.

Son zamanların moda içeceği; Smoothie

Smoothieleri son zamanlarda sıkça duyar olduk dimi? Bu son moda içecekler ancak doğru içerikle güçlü bir ilaç haline gelebilirler. Karışımı hazırlarken elma, muz gibi bağışıklığa faydalı bol polifenol içeren meyveleri seçmeye özen gösterin. Oluşturduğunuz karışımın içine Omega-3 içeren keten ve chia tohumu da ekleyebilirsiniz çünkü omega-3 bağışıklık hücrelerini besler ve yaşamsal enerjiyi geri kazandırır.

Vitamin içeceklerinin vazgeçilmezi; Bal

Anneler, havalar soğuduğunda duyulan ilk hırıltıda yapmaları gereken şeyi iyi bilirler. Sıcak içecekler; sindirimi kolaylaştırır, soğuk algınlığı ve grip belirtilerini hafifletir yani bağışıklık sistemine mikroplarla savaşmak için ihtiyaç duyduğu ilk uyarıyı yapar. Bağışıklık güçlendiren içeceğinizi bir antioksidan kaynağı olan balla tatlandırın. Koyu renk ballar daha fazla antioksidana sahiptir daha iyi bir etki için karabuğday gibi koyu çeşitleri tercih edin.

Hemen hemen hepimiz, öksüren birine bir kaşık bal yemesini tavsiye edenleri duymuşuzdur. Deneyenler bilir, bal boğazın yumuşamasına yardımcı olup öksürüğün şiddetini azaltır. Kaynağını dahi bilmediğimiz bu tavsiyenin gerçeklik derecesini araştıran bilimadamları, balın (elbette saf balın) boğazı yumuşatarak öksürüğü azalttığını ve bağışıklık sistemini kuvvetlendirdiğini ispatladılar.

Balın içeriğini inceleyen bilimadamları, B vitamini, aminoasit, faydalı enzim, mineraller, yüksek oranda kalsiyum, magnezyum, antioksidan ve bioflavonoid içerdiğini tespit ettiler. Saydığım bu maddeler, bazı alerji cinsleri için adeta bir şifa kaynağıdır.

Balın içerdiği bu mucizevi maddelerden yeterince faydalanmak için her gün bir kaşık bal tüketmeniz yeterli ve gereklidir. Yediğiniz bu bir kaşık bala bir miktar elma sirkesi de ilave edecek olursanız, fayda derecenizi maksimuma çıkarabilirsiniz.

Bal, neredeyse insanlık tarihi kadar eski en tatlı şifa kaynağıdır. Balın oluşumundaki mucize bile, onu diğer besinlerden farklı kılmaya yetiyor. Ancak son yıllarda para kazanma hırsıyla gelen ticari kaygılar; sahte ya da katkılı bal üretimini ciddi bir şekilde artırdı. Bu durum, baldan beklenen faydanın elde edilememesinin yanı sıra çok daha ciddi sağlık problemlerine zemin hazırlıyor. Bu sebeple bal alırken, çok dikkatli olunması gerekiyor.

Amerika’da yayınlanan Food Safety News’e göre; ABD piyasasında satılan balların yüzde 75’i katkı maddesi içeriyor! Amerika Birleşik Devletleri ve farklı bazı ülkelerde; bal, piyasaya sürülmeden önce büyük çaplı bir filtrasyon (süzme) işleminden geçiriliyor. Bu işlem sırasında balı şifa kaynağı yapan en önemli içeriklerinden biri olan polen miktarı, ciddi oranda azalıyor. Dünyanın birçok ülkesinde kabul gören gıda güvenliği standartlarına bakıldığında polen miktarı bu oranda azaltılmış bal, teknik olarak bal sayılmıyor.

Devamını Oku...

Aile Sağlığı

Çocuklarla Tatile Çıkmaya Hazır Mısınız?

Yayınlanma:

,

Yazar:

Çocuklarla seyahate birkaç hafta öncesinden hazırlanmak gerekir. Gittiğiniz yerin hava durumundan seyahat esnasındaki beslenme ve uyku düzenine kadar tüm ayrıntı planlanmalı

Çocuklarla tatile çıkmak çoğu ebeveyn için zorlu görünebilir. Özellikle 15 yaş altındaki çocuklarla tatile çıkmadan önce ebeveynlerin birkaç hususta hazırlıklı olması gerekebilir. 15 yaşın altındaki yaş grupları, tatil beldelerinin küçük fakat önemli bir gezgin grubunu oluştururlar. Bu yaş grubuna kadar vücudun gelişimini devam ettiriyor olması bağışıklık sistemini dış etkenlere karşı savunmasız hale getirebilir. Dolayısıyla bu yaş grubu ve altındaki çocuklarla seyahat etmek birtakım sağlık ihtiyaçlarına neden olabilir.

Çocuklarla seyahat ederken göz önünde bulundurulması gereken birçok husus vardır. Özellikle sık hastalanan ve bağışıklık sistemi zayıf olan çocuklarla tatile çıkmadan önce, yazının devamını okumanız faydalı olacaktır…

HAVA DURUMUNA HAZIRLIKLI OLUN

Tatil planlarınızı yaptıktan sonra hazırlık önceliğini çocuklara vermek gerekebilir. Yolculuğunuzun kaç saat süreceğini hesaplayın ve mola verip veremeyeceğinize bakın. Özellikle bebekler seyahat etmenin zorluklarını kavrayamadığından, onlar için tuvalet ve yiyecek planlaması yapmalısınız.

Gideceğiniz yerin hava durumuna bir hafta önceden bakın. Tatil hazırlıklarında gidilecek ülke veya şehrin iklim şartlarına uygun giysiler hazırlamanız doğru olacaktır. Hem kendiniz, hem çocuğunuz için en az 30 faktör güneş kremi, güneş gözlüğü ve şapka almayı unutmayın.

BEBEKLERİN HİJYENİNE DİKKAT!

0-3 yaş grubu bebekler için yedek biberon, bebek bezi, oyuncak ve termometre almayı unutmayın. Bebeğiniz için kullandığınız temizlik bezlerini ve steril eşyalarını yolculuğunuz sırasında yanınızda bulundurmanız yolculuğunuzu rahat geçirmenizi sağlar. Koku ve hijyen açısından kabinde ya da otobüs içerisinde bebeğinizin altını değiştirmemeli, dinlenme yerlerindeki tuvaletler yeteri kadar steril değilse kullanmamalısınız. Uçak yolculukları daha kısa sürdüğünden bu yaş grubundaki bebekler ile seyahatiniz daha kolay geçecektir. Bazı doğumlardan sonra bebeğin, yoğun bakım ünitesi olan bir hastaneye hava yolu ile nakledilmesi gerekebilir.

Yani zorunlu durumlarda bebekler doğar doğmaz uçabilirler. Ancak uçuş konforu ve risklerin en aza indirilebilmesi için sağlıklı bir bebeğin ilk ayını doldurduktan sonra uçması önerilir.

YİYECEK VE SU BULUNDURUN

Uzun yolculuklarda sürekli olarak huzursuz olan çocuklar, yolculuk sırasında verdiğiniz yiyecek ve içecekleri reddedebilir. Bu nedenle vücudun susuz kalması anlamına gelen dehidrasyon tablosu gelişebilir.

Özellikle bebeklerin sık sık emzirilmeleri, büyük çocukların da her zaman severek içtikleri içeceklerin yanlarında bulundurulması bu durumu önlemeye yardımcı olur. Sıvı tüketimi ayrıca çocukların yolculuk şartlarına uyum sağlaması açısından önem taşır. Çocuklarla yolculuğu kolaylaştıracak diğer bir ipucu; yolculuk sırasında doğabilecek ihtiyaçlara hazır bulunmanızdır. Çocuğunuz 0-6 yaş grubuna dahilse yanınızda mutlaka birkaç çeşit meyve ve ısıtmanıza gerek kalmayacak aperatif gıdalar bulunmalıdır. Burada dikkat edilmesi gereken husus; plastik şişeler yerine taze ve cam şişelerde su bulundurmak olacaktır.

AŞI ÇİZELGESİNİ KONTROL EDİN

Bebeğinizin dünyaya geldiği aydan itibaren olası enfeksiyonlara karşı aşı çizelgesi oluşturulur. Bebeğin doğumunda ve birinci ayında uygulanan Hepatit A aşısını takiben; diğer aylarda kızamık, suçiçeği, difteri, tetanoz gibi aşılar yapılır. Diğer aşılar ilk öğretim birinci ve sekizinci sınıflarda uygulanır. Yurt dışı seyahatine çıkıyorsanız dünyanın bazı ülkelerinde tetanoz, difteri, kızamık gibi hastalıkların devam ettiğini ve bu hastalıklara tatil dönüşü de maruz kalabileceğinizi unutmamanız gerekir. Bu nedenle seyahat öncesinde hem sizin, hem çocuğunuzun ülke takvimine uygun olarak aşılarını yaptırmaları çok önemlidir. Az evvel belirttiğim çocuklukta yapılan aşıların pek çoğu hayat boyu koruma sağlamaz. Dolayısıyla belirli zaman aralıklarında ek aşı dozlarına ihtiyaç duyulur. Herhangi bir yere tatile gitmeden önce mutlaka eksik aşılarınız varsa tamamlamalı, özellikle bebeğiniz hiç aşılanmadı ise aşıları en az bir hafta öncesinden yapılmalıdır. Aktif enfeksiyonu olan çocuklar hem kendileri için, hem de diğer yolculara da enfeksiyon bulaştırabilecekleri için çok zorunlu olmadıkça iyileşene kadar seyahate çıkmamalıdır.

ALERJİK HASTALIKLARA KARŞI TÜYOLAR

Aktif enfeksiyon kadar alerjik rahatsızlıklar da tatil planlarınızı ertelemenize neden olabilecek bir konudur. Alerjik rahatsızlıklar yetişkin bireylerin keyfini kaçırabildiği gibi çocuklarda da huysuzluğa neden olabilir. Özellikle yolculuk sırasında çocuğunuzun rahatsızlanması hem sizin, hem de diğer yolcuların seyahatini olumsuz etkiler. Çocuğunuzla birlikte geçireceğiniz seyahatlerde öncesinde gerekli önlemleri alarak zorlukların üstesinden gelebilirsiniz. Birkaç ipucuyla çocuğunuz için konforlu bir yolculuk geçirmenizi sağlayabilirsiniz:

  • Öncelikle çocuğunuzu seyahatiniz öncesinde doktor kontrolüne götürün ve alerjik durumu ile ilgili bilgi alın. Ayrıca yine seyahat öncesinde gideceğiniz ülkedeki konumunuza yakın hastanelere göz atmanızda da fayda var.
  • Çocuğunuzun gıda alerjisi bulunuyorsa evden ayrılmadan önce bir yemek listesi planlamak, seyahatiniz sırasında kolaylık sağlayacaktır. Bu listede çocuğunuzun alerjisi bulunmayan aperatif yiyecekler, meyveler ve gıdalar yer almalıdır.
  • Çocuğunuzun alerjik rahatsızlığını seyahat öncesi kabin görevlilerine bildirin.
  • Çocuğunuzun rahat ve keyifli seyahat etmesi için en önemli görevin size ait olduğunu unutmayın. Olası bir alerjik reaksiyon durumunda ilaçların yanınızda olduğundan emin olun.
  • Çocuğunuzun kendisine ait yastık ve battaniyesi var ise bunları uçuş sırasında yanınızda hazır bulundurmaya özen gösterin.
  • Çocuğunuz koltuğuna oturmadan önce koltuğunu ve koltuk dayanaklarını sterilize edin. Ayrıca mola sırasında tuvaleti kullandıktan sonra ellerini yeterince dezenfekte ettiğinden emin olun.

UYKU DÜZENİNİ ÖNCESİNDE AYARLAMANIZ GEREKEBİLİR

Bebekler yetişkin çocuklara oranla daha fazla uyuduğundan önceliği onların uyku düzenine vermelisiniz. Burada dikkat edeceğiniz en önemli unsur; yolculuk saatinizin kaçta olduğu ve yolculuğunuzun ortalama kaç saat süreceğidir.

Yapılan araştırmalar 10 yaş üzerindeki çocukların yolculuğa daha hızlı adapte olduğunu gösterirken bu grubun altındaki çocuklarda olumsuz psikolojik bulgular ortaya koymuştur. Bu bulguların temelinde ise uyku düzeninin bozulması yer alır. Bebeğinizin uyku saatini değiştirme konusunda acele etmemeli ve en az 14 gün öncesinden hazırlanmalısınız. 0-3 yaş üstü çocuklarda ise gündüz uykuları yolculuk saatine göre ötelenebilir.

Devamını Oku...

Beslenme

Sıcak Havada Soğuk Meyve Salatasıyla Serinleyin

Yayınlanma:

,

Yazar:

Yaz aylarında vücudumuz gün boyu çeşitli mineral ve vitaminlere ihtiyaç duyar. Meyveleri tek tek yemek yerine salata olarak tüketmek, bu ihtiyacın giderilmesine yardımcı olur

Sıcaklıkların mevsim normallerin üzerinde seyretmesiyle birlikte deniz, havuz ve piknik alanları en sık tercih edilen yerler haline geldi. Özellikle hafta sonları birçoğumuz sabahın erken saatlerinde kendimizi serin yerlere atıyoruz. Klimalar her ne kadar ev ve iş yerlerinde bunaltıcı sıcaklara çözüm olarak görülse de, maalesef pek çok hastalığı beraberinde getiriyor. Daha önceki yazımda değindiğim lejyoner yani klima hastalığı, yaz günlerinde sağlığınızı tehdit edebiliyor ve hatta ölümle sonuçlanabiliyor. Yaz aylarında sağlığımızı tehdit eden bir başka unsurdur da sıvı kaybı. Sıcaklığın artması ve nem ile birlikte vücut aşırı terlemeye başlar. Terleme, kardiyovasküler sistemin zorlanmasına sebep olur. Terleme sonrası yeteri kadar sıvı tüketilmezse kan akışı yavaşlar ve kan pıhtılaşmaya başlar. Ter ayrıca kas kasılmaları, sinir iletileri ve su dengesi için gerekli olan sodyum, potasyum gibi minerallerin de kaybolmasına neden olur. Tüm bu olası hastalıkları önlemeniz ve yaz aylarını serin geçirmeniz mümkün. İşte birkaç adımda serin kalmanın püf noktaları…

MEYVE SAĞLIKTIR

Meyve salataları

Vücudumuz gün boyu çeşitli mineral ve vitaminlere ihtiyaç duyar. Meyveleri tek tek tüketmek yerine toplu halde tüketmek, bu ihtiyaçların giderilmesine yardımcı olur. Özellikle bu aylarda yaz meyvelerinden zengin beslenmek gerekir. Meyve salatası için tek yapmanız gereken, genişçe bir tabağa kayısı, kiraz, dut, şeftali, elma, armut gibi yaz meyvelerini eklemek. İsteğe göre bu meyvelerin üzerine yoğurt da ilave edebilirsiniz. Yoğurt, içerdiği vitamin ve minerallerin yanı sıra kilo kontrolünde de son derece faydalı bir besindir. Yoğurt, içerdiği sağlıklı bakteriler sayesinde bağırsak sisteminizi harekete geçirmekle kalmayıp bağışıklık sisteminizi de kuvvetlendirir. Ayrıca D vitamini ve kalsiyum yönünden de zengindir. Uzun süre tokluk hisse vermesi de normalden daha az yemeniz için size yardımcı olacaktır.

Karpuz, üzüm, çilek, avokado gibi diğer yaz meyveleri de serinletmenin yanı sıra vücudun gün içerisinde kaybettiği sıvının yerine konmasına yardımcı olur. Bu meyveler su içeriği açısından oldukça zengindir.

Meyvelerden elde edebileceğiniz diğer doğal yöntemler şunlardır:

Buz Küpü

Meyveleri ufakça dilimleyin ve buz küpü kalıplarına yerleştirin. Üzerlerine su ya da maden suyuekleyin. Dondurucuda dondurduktan sonra meyve salatanızın içerisine ekleyebilir ya da suyunuzun içerisine buz küplerini boşaltabilirsiniz. Ayrıca yoğurt içerisine meyve dilimleyip yine dondurucuda donmasını sağlayabilirsiniz.

Meyveli Kompostolar

Meyve suları ve meyve çayları, yazın serinlemek için tercih edilen içeceklerin başında gelir. Ancak son yıllarda özellikle hazır meyve sularının insan sağlığı açısından ne gibi zararları olduğunu anlatan araştırmalar yayınlandığını unutmamak gerekir. Eğer meyve sularından vazgeçemiyorsanız, yarı yarıya maden suyu ekleyerek tüketin. Tükettiğiniz şekerli içecekmiktarını azaltmaya devam ettiğinizde, onları özlemeyeceğinizi göreceksiniz. Meyvede doğal şeker bulunur. Kurutulmuş ya da taze meyve tüketerek tat alıcılarınızı tatlı yediğinize ikna edebilir, daha doğrusu kandırabilirsiniz. Canınız şeker istediğinde pasta ya da şekerlemedense meyve yemeye çalışın. Şeker ilave etmeden hazırlayabileceğiniz marmelat ya da meyve suları da tatlı krizlerinde imdadınıza yetişebilir. Meyve suyundan vazgeçemiyorsanız, o halde meyvelerin kompostosundan faydalanın. Özellikle bu aylarda kiraz, vişne, kayısı, üzüm, armut ve çilek gibi kompostolar serinlemenize yardımcı olabilir.

EV YAPIMI İÇECEKLER 

Limonata

Limonata, yaz aylarının vazgeçilmezleri arasında yer alıyor. Peki dışarıda içtiğiniz limonata nekadar sağlıklı? Son yıllarda yapılan araştırmalara göre, dışarda içilen limonataların neredeyse yüzde 70’i şekerli sudan ibaret. Yani vücuda fayda sağlamıyor; aksine, pek çok hastalığı beraberinde getiriyor. Ayrıca dışarda üretilen limonatalar taze sıkım olmadığı sürece vitaminlerden yoksun. C vitamininin vücuda faydaları yadsınamaz. Son yıllarda yapılan araştırmalar ise, limon ve narenciyelerin içerdiği fitokimyasallar sayesinde bazı hastalıklar için daha önce hiç duymadığımız faydalar sağladığını gösterdi. Narenciyelerde bulunan hesperetin, naringenin, antosiyanin ve hidroksisinnamik asit gibi flovonoidler, faydası keşfedilen fitokimyasallardan bazılarıdır. Bu denli faydası bulunan C vitamininden tam fayda elde etmek için bir meyve sıkacağından yardım alabilirsiniz. Limonatanıza şeker yerine bir çay kaşığı bal ekleyebilirsiniz. Ayrıca limonata içerisine eklenen bir tutam nane ferah hissetmenize yardımcı olacaktır.

Ayran

Son yıllarda yapılan araştırmalar; ayranın özellikle C, E, D, K vitaminleri açısından zengin bir içecek olduğunu gösterdi. Ayrıca ayran; magnezyum, kalsiyum ve demir gibi mineraller açısından da büyük önem taşıyor. Ayrandan tam fayda elde etmek için kendi yoğurdunuzu yapmayı deneyebilirsiniz.

Maden suyunun faydaları saymakla bitmiyor

Su; hem insan bedeni, hem de ekolojik dengenin devamı için hayati öneme sahip en önemli şeydir desek abartmış olmayız. Eminim birçoğunuz, insan bedeninin dörtte üçünün sudan oluştuğunu söyleyen birilerini duymuşsunuzdur. İnsan bedeni, yaşamsal fonksiyonlarını yerine getirebilmek için gün boyu su kaybına (dehidrasyon) uğrar. İnsan bedeni, tüm fonksiyonlarını yerine getirebilmek için günde 2-6 litre suya ihtiyaç duyar. Yaz aylarında vücut ısısının artmasıyla birlikte vücut sıvı kaybetmeye başlar. Terleme olarak ortaya çıkan sıvı kaybı; kas kasılmaları, sinir iletileri ve su dengesi için gerekli olan sodyum, potasyum gibi minerallerin de kaybolmasına neden olur. Maden suyu içerisinde bulunan mineraller, vücudun sıvı kaybetmesi sonucu ortaya çıkan eksikliğin giderilmesine yardımcı olur. Maden suyunun içerisine iki dilim limon atarak tüketebilirsiniz.

Öğle vakti dışarı çıkmayın

Güneş, vücudun biyolojik ve psikolojik sağlığı üzerinde olumlu etkiler sağlar. Güneş ışığının yaydığı D vitamini iskelet sistemini güçlendirirken; romatizmal hastalıklar, iltihaplanma, osteoporoz gibi hastalıkların tedavisinde etkin rol oynar. Güneş ışığı ayrıca, kalsiyum emilimini sağlar, bağışıklık sistemini güçlendirir, enerji verir, depresyon ve stresin azaltılmasına yardımcı olur. Güneşten tam fayda sağlamak için günde 20 dakika güneşe çıkmak yeterlidir.

Bunun için tüm vücudunuzu güneşlendirmek de şart değil; sadece kol ve bacaklarınızın bir kısmının güneş görmesi, özellikle D vitamini almanız için yeterli. Ancak güneşe çıkılan saat aralığına dikkat etmek çok önemli. Özellikle sabah 10.00 ve 14.00 arasında güneş ışınlarına maruz kalmanız; cilt kanseri başta olmak üzere tansiyon ve kalp hastalıkları, beyin kanaması gibi ciddi hastalıklara neden olabilir.

Devamını Oku...

Öne Çıkanlar

www.dryerebakan.com Sadece bilgilendirme ve tıbbi tavsiye amaçlıdır, teşhis veya tedavi için bir alternatifi değildir. Doktorunuz yerine geçmeyi yada Doktorunuzun size uyguladığı tedavi yerine geçmeyi hedeflememektedir. Web sitesi içeriğinden dolaşan tüm kullanıcılar, Kullanım Koşulları ve Gizlilik Kurallarını otomatik olarak kabul etmiş sayılır.

İletişim: info@dryerebakan.com

Copyright © 2017 DrYerebakan.com.