Bizimle iletişime geçin

Aile Sağlığı

Tiroid Bezi Rahatsızlıkları

Halit Yerebakan

Düzenleyen

on

Tiroid bezinin görevi hormon salgılamaktır. Bir sorun ortaya çıkıp tiroid bezi normalden daha çok veya az hormon salgıladığında, hastalıklar da kendini göstermeye başlar.

Tiroid bezi, boynun ön bölümünde gırtlağın altında bulunan ve şekil itibariyle kelebeğe benzetebileceğimiz bir bezdir (endokrin bezi). Temel görevi hormon salgılamaktır. Bedenimizde meydana gelenlerin komutlarla idare edildiğini, komutlarınsa hormonlara bağlı olduğunu düşünecek olursak bu küçük organın tüm beden için ne kadar önemli olduğunu anlayabiliriz. Tiroid bezi, tiroksin (T4) ve tiriiyodotironin (T3) olmak üzere iki tip hormon salgılar. T3 ve T4, vücudun metabolizma hızını düzenleyen iki hormondur. Tiroid bezini harekete geçirense, beyinde bulunan hipofiz bezi tarafından salgılanan TSH hormonudur. Kandaki tiroid hormonları azalınca, hipofizin TSH salgısı artar ve bu hormon tiroid bezinden, tiroid hormon salgısını artırır. Tiroid bezi hastalıkları arasında, guatr (tiroid bezinin büyümesi), nodul (tiroid bezinde oluşan anormal dokular), tiroidit (tiroid bezi iltihaplanması), hipertiroidi (tiroid hormonunun normalin üstünde salgılanması), hipotiroidi (tiroid hormonunun gerekenden az salgılanması) ve son olarak tiroid bezi hücrelerinde oluşan tiroid kanseri sayılabilir.

GUATR HASTALIĞI

Tiroid bezinin kanser ve iltihaplanma dışında kalan sebeplerle büyümesi, guatr hastalığı olarak adlandırılır. Guatr beraberinde nodülleri de getirebilir. Yapılan araştırmalar, bu tip nodüllerin yüzde 5’inin kötü huylu özellik taşıdığını gösteriyor. Nodüllerin dikkatli takip edilmesi gerekir. İki santimin üzerinde büyüyen, kireçlenme görülen ve şekil bozukluğu olan nodüller asla ihmal edilmemeliler. Ülkemizde guatr hastalığına rastlanma oranı yaklaşık yüzde 40 olarak açıklandı. Tiroid bezi, gıdalardan ihtiyacı olan iyotu temin edemezse, hormon sentezleyebilmek için büyümeye başlar. Bu büyüme, neredeyse sarılı vaziyette bulunduğu nefes ve yemek borusu üzerinde ciddi bir baskı yapar. Bu da nefes darlığı ve yutkunma zorluğuna neden olur. Guatrın en önemli belirtisi, boğazın ön kısmında kolaylıkla fark edilebilen şişliktir. Kan testiyle belirli hormon seviyelerinin ve varsa nodül yapısının ultrason muayenesi ile incelenmesi; teşhis için yeterlidir.

METABOLİZMA YAVAŞLAR

Hipotiroidi yani yavaş çalışan guatr, tiroid bezi tarafından salgılanan troksin adlı hormonun ihtiyaçtan az salgılanması anlamına gelir. Bu durum, metabolizmanın da yavaşlamasına sebep olur. Belirtileri; ellerde kuruma, saç dökülmesi, hareketlerde yavaşlama, ses kısıklığı, kilo alma, kabızlık ve kadınlarda adet düzensizliği olarak sayılabilir. Hipotiroidi en çok şeker hastalarında, kansızlık problemi yaşayanlarda, 60 yaş üstü kadınlarda ve depresyon eğilimi olanlarda gözlemlenen bir tiroid bezi hastalığı türüdür. Erişkinlerde, kadınlarda görülme sıklığı, erkeklere göre biraz daha fazladır. Kadınlarda 55-60 yaşlarından görülme ihtimalinde artış olduğu tespit edilmiştir.

NASIL TEŞHİS EDİLİR ?

En belirgin işareti, kişinin kendisini son derece halsiz ve yorgun hissetmesidir. Soğuğa karşı hassasiyetin artması da hastalığın işaretleri arasında sayılabilir. Ciltte kuruluk ve şişlik dışarıdan fark edilebilecek düzeyde gelişebilir. Fiziki bulguların ardından yapılacak kan testi ile teşhis konulabilir. Tiroid uyarıcı hormon yüksek; fakat T3 ve T4 değerleri düşük ise hipotiroidi ihtimali oldukça yüksektir.

HİPERTİROİDİ

Halk arasında zehirli guatr olarak da bilinen bu guatr cinsi, tiroksin hormonunun normalden fazla salgılanması sebebiyle gelişir. Hastalığın bu tipinde iştah artmasına rağmen kilo kaybı gözlemlenir.

HİPERTİROİDİNİN BELİRTİLERİ NELERDİR?

  • Guatr (tiroid bezinde büyüme)
  • Kilo kaybı
  • Saçlarda cansızlaşma ve dökülme
  • Ellerde titreme
  • Uyku bozukluğu
  • Bağırsak problemleri
  • Sinirlilik
  • Adet düzensizliği
  • Gözlerde çıkıntılık
  • Kemik erimesi
  • Erkeklerde meme büyümesi

NELER YAPILMALI ?

  • Tiroid fonksiyonunu geliştirmek için iyot zengini gıdalardan daha fazla tüketin.
  • Az yağlı peynir tercih edin.
  • İnek sütü için.
  • Yumurta yemeyi ihmal etmeyin.
  • Az yağlı dondurma yiyebilirsiniz.
  • Az yağlı yoğurt tercih edin.
  • Tuzlu su balıklarından sevdiklerinizi yiyin.
  • Soya sosu tüketin.

Aşağıdaki gıdaları daha az tüketin; özellikle çiğ yenildiği zaman tiroid hormonu üretilmesini engelliyor. Bu gıdaları pişirdiğiniz zaman ise anti-tiroid özellikleri inaktive eder. Bu besinler tiroid fonksiyonunu düşüren goitrogens adlı kimyasallar içerir. Bu gıdaları her dört günde bir tüketin.

  • Badem
  • Karnabahar (hipotiroidizm varsa haftada iki kereden daha fazla yenmemelidir.)
  • Darı
  • Armut
  • Şalgam
  • Brüksel lahanası
  • Mısır
  • Hardal
  • Çam fıstığı
  • Lahana
  • Marul
  • Şeftali
  • Soya (Izoflavonlar blok iyot)
  • Kanola yağı
  • Yer fıstığı
  • Ispanak

Egzersiz yapın. Optimum tiroid fonksiyonu için, haftada en az üç gün 40 dakika egzersiz gerekir.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Aile Sağlığı

COVID-19 Ruh Sağlığını Olumsuz Etkiliyor

Avatar

Düzenleyen

on

Coronavirüse yönelik sağlık hizmetleri yoğunluğu, dünyanın birçok yerinde zihinsel sağlık hizmetlerini ciddi şekilde bozdu. Depresyon, anksiyete atakları ya da önceden var olan zihinsel sağlık sorunları bu dönemde akıl sağlığı hizmetlerine erişim zorlaştığı için arttı.

Geçtiğimiz yılın sonlarında ortaya çıkan ve hızla yayılan coronavirüs, hala tüm dünyayı ciddi şekilde etkilemeye devam ediyor. Her bir bireyin sağlığı ve ekonomisi tehdit altında. Kaçınılmaz olarak bu durum beraberinde zihinsel sorunları da getirdi. Özellikle salgının ilk başladığı zamanlarda hükümetlerin ve medyanın tepkisi korkuya neden olmuştu. Bu virüs hakkında hiçbir şey bilinmiyor ve açıklama yapılamıyordu. Dünya Sağlık Örgütü’nün coronavirüsü ‘pandemi’ olarak duyurması da tuzu biberi oldu. Bir yandan da dünya genelinde her gün yüzlerce kişinin virüs nedeniyle hayatını kaybettiği haberleri izlendi.

Genel olarak insanlarda kaygı, korku, umutsuzluk ve uyku problemleri görülebiliyor. Ancak ekonomik durgunluk, eve kapanma, devam eden salgınla ilgili belirsizlikler ve sosyal mesafe gibi durumlar zihin sağlığının daha derinlerine inebiliyor. Bazı tezlere göre bu durum klinik olarak akıl hastalıklarında artışa neden olabilir.

Küresel zihin sağlığı iyileştirilecek

Ortaya çıkan kanıtlara göre sadece coronavirüse yönelik sağlık hizmetleri yoğunluğu, dünyanın birçok yerinde zihinsel sağlık hizmetlerini ciddi şekilde bozdu. Depresyon, anksiyete atakları ya da önceden var olan zihinsel sağlık sorunları bu dönemde akıl sağlığı hizmetlerine erişim zorlaştığı için arttı.

Bu olumsuz durumun iyi tarafından bakan bazı bilim insanları pandemiyi, akıl sağlığı bakımını yeniden canlandırmak için tarihi bir fırsat olarak görüyor. 2017 yılında Harvard Üniversitesi’nde başlatılan bir girişim bazı stratejilerle küresel olarak akıl sağlığı sistemlerini dönüştürmeye öncelik veriyor. Bu stratejilerden biri empower; kullanılan dijital araçlarla toplum sağlığı çalışanlarının kanıta dayalı psikososyal terapileri öğrenmesini, yönetmesini ve sunmasını sağlıyor. Bir diğeri champions; kanıta dayalı akıl sağlığı hizmetlerini ölçeklendirmek için liderlik kapasitesini geliştirmeyi amaçlıyor. Countdown olarak adlandırılan strateji yöntemi de ortak parametreler ile akıl sağlığı sistemlerinin performansını değerlendiriyor.

İç içe olan bu üç temel strateji ile küresel toplumun ihtiyaç duyduğu zihinsel sağlık sistemlerinin dönüşümü hedefleniyor.

Diyabet Ölüm Oranlarını Arttırıyor

Büyük Britanya’da yapılan bir analizle coronavirüs nedeniyle hastaneye yatırılan Asya halkının ölme olasılıklarının Avrupalılara göre daha yüksek olduğu görüldü. Çalışmaya üniversiteler, halk sağlığı kurumları ve hastaneler olmak üzere toplam 520 kurum dâhil edildi ve hastaların hastaneye kabul edildikten sonraki süreci incelendi.

Yaklaşık 35 bin hastayı inceleyen uzmanlar; Güney Asyalıların hastanede COVID-19’dan ölme olasılığının Avrupalılara göre yüzde 20 daha yüksek olduğu ve diğer etnik gruplarda belirgin farklar olmadığını ortaya koydu. Verilere göre, hastanede tedavi gerektiren her bin Avrupalı COVID-19 hastasından 290’ı, her bin Güney Asyalı hastadan ise 350’si hayatını kaybetti.

Asyalı ve Avrupalı hastalar karşılaştırıldığında ise Asyalı COVID-19 hastalarının ortalama 12 yaş daha genç olduğu, bunama, obezite veya akciğer problemlerinin bulunmadığı ancak diyabet seviyelerinin çok yüksek olduğu görüldü. Diyabet enfeksiyon riskini arttırabiliyor ve organlara zarar verebiliyor.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Aile Sağlığı

Sıcaklık Coronavirüsü Nasıl Etkiler?

Avatar

Düzenleyen

on

Sıcaklık coronavirüsün yayılmasını etkiler mi etkilemez mi?

• Normalleşme ve açılma sonrası ABD’de son durum nedir?

• 2. dalga başladı mı?

• Son aylarda virüs yaşlılardan ziyade gençlere bulaştığı için mi daha az tehlikeli hale geldi?

• Bağışıklık için gerekli %60 için bu salgını 60 kere daha yaşamak lazım. Sürü bağışıklığı ile bu salgını atlatabilecek miyiz?

• Hava şartları ve virüs arasındaki bağlantı nedir?

• ABD’de hidroksiklorokin kullanımı konusunda gelişmeler neler?

• CDC coronavirüs’e 3 yeni belirti ekledi: tıkanıklık”, “burun akıntısı” ve “halsizlik”. Artık her belirti covid-19 sanacağız. Bu durum psikolojimizi nasıl etkileyecek?

• Yaz aylarında normalleşme ile birlikte seyahat ve tatil planı yapanlara Dr. Öz’ün önerileri neler?

 

*Bu videonun çekim tarihi 30 Haziran 2020’ dir. Kısa zaman aralıkları ile güncel gelişmeleri içeren yeni değerlendirme videolar hazırlayıp, sizleri bilgilendirmeye devam edeceğiz.

 

“Sıcak Çarpmasına Karşı 7 Önlem” konulu yazıya ulaşmak için buraya tıklayabilirsiniz.

Sağlıklı yaşam konusunda bilinçlendirici içerik paylaşımı yaptığımız youtube sayfamızı görüntülemek için buraya tıklayabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Aile Sağlığı

Spor Yaparken Virüs Bulaşır mı?

Avatar

Düzenleyen

on

Açık havada spor yaparken covid-19 bulaştırabilir misiniz?

Koşarken, bisiklete binerken ya da yürüyüş yaparken hastalığı bulaştırma ihtimaliniz var mı?

Havalar ısındıkça birçoğumuz dışarıda daha fazla zaman geçirmek isteyecek. Bu yüzden outdoor sporlarına yönelme ihtimaliniz yüksek. Ancak bu sporları yaparken virüsü yayma ya da virüs kapma ihtimaliniz ne kadar biliyor musunuz?

Belçika’nın KU Leuven ile Hollanda merkezli TU Eindhoven üniversitelerinin ortak araştırmasında, spor yaparken hareket halindeki kişinin özellikle geride bıraktığı hava akımından kaçınmanın önemine dikkat çekiliyor.

Egzersiz sırasında virüse maruz kalmaktan kaçınmak istiyorsanız sosyal mesafenin ne kadar olması gerektiğini öğrenin!

 

“El Hijyeni” konulu yazıya ulaşmak için buraya tıklayabilirsiniz.

Sağlıklı yaşam konusunda bilinçlendirici içerik paylaşımı yaptığımız youtube sayfamızı görüntülemek için buraya tıklayabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar