Sosyal Medya

Gazete Yazıları

Tarihi Geçen Makyaj Malzemeleri Bakteri Üretir

Yayınlanma:

,

İyi temizlenmeyen ve son kullanma tarihi geçen makyaj malzemeleri, bakteri yuvasına dönüşüyor. Özellikle göz kalemi ve fırçaları alkollü spreyle temizlemelisiniz

Kozmetik ürünlerin çeşitliliği ve ticari kaygılar her geçen gün yüksek vaatli ürünlerin piyasaya çıkmasına neden oluyor. Oysa sağlıklı bir cildin ilk ve altın kuralı ona iyi bakmaktan ve hak ettiği özeni göstermekten geçiyor. Özellikle uykuda geçirdiğimiz zaman dilimi, cildimizin dinlenmesi için ihtiyaç duyduğu en kıymetli zamandır. Sağlıklı ve parlak görünen bir cildiniz olsun istiyorsanız, onun en önemli ihtiyacını karşılamalısınız. Cilt, tıpkı çiçek gibidir ve su ile beslenir. İhtiyacı olan suyu, nemden alır. Gece bakımının en önemli ve altın adımı, temiz cilde nemlendirici sürerek uykuya geçmektir. El, ayak, bacak ve kollarınız başta olmak üzere tüm cildinizin bakıma ve neme ihtiyacı vardır. Eğer yatmadan önce duş almak gibi bir alışkanlığınız yoksa, tüm gün saç ve cildinize yerleşen kiri yastık kılıfınıza ekiyorsunuz demektir. Uzmanlar, haftada en az bir kez yastık kılıfınızı değiştirmeniz gerektiğini söylüyor. Çünkü siz uyurken cildiniz uyumuyor. Cildinizin neme en çok ihtiyaç duyduğu saatler, günün ilk saatleridir. Yapılan araştırmalar, sabah uyandığınızda bir bardak soğuk su içmenin cildin ihtiyaç duyduğu nemi almasına yardımcı olduğunu gösteriyor. Sabah uyandığınızda ılık su ile duş alın, sıcak su ile değil. Gece saatlerinde cildiniz, ertesi gün ihtiyaç duyacağı nemi elde etmek için yağlı bir tabaka üretir. Uzmanlar sıcak su ile uzun süre duş almanın, cildin doğal olarak ürettiği bu yağlı tabakayı sıyırdığını söylüyor. Bu sebeple, özellikle sabah aldığınız duşun ılık su ile ve kısa süreli olmasına özen gösterin. Kadınların hayatlarında vazgeçilmez bir yere sahip olan makyaj malzemeleri, doğru kullanılmadığı takdirde bakteri yuvasına dönüşebilir. Yaşamımız boyunca kullandığımız her şeyin olduğu gibi makyaj malzemelerinizin de bir son kullanma tarihi vardır. Makyaj malzemelerinin son kullanma tarihleri geçtiğinde, içerlerinde bakteri üremeye başlar. Vaktinde tüketemediğiniz makyaj malzemelerini atmaktan çekinmeyin. Oluşan bakterileri direkt cildinize sürdüğünüzü unutmayın! Peki hangi malzeme ortalama ne kadar süreyle kullanılmalı? En sık kullanılanlara bir bakalım:

Pudra: İki yıl
Fondöten: Bir yıl
Ruj: Bir yıl Tester ürünleri inceleyen bilim adamları, çeşitli mağazalardan topladıkları tester ürünlerin bakteri yoğunluğu üzerinde bir araştırma yapmışlar. Çıkan sonuç son derece ürkütücü. İki yıl süren bu çalışmanın sonucunda, konu edilen makyaj malzemelerinin yüzde 100’ünde virüs ve bakteriler bulunduğu tespit edilmiş. Kadınların bir kısmı, tester ürün denerken kullanılmamış fırça ya da aplikatör talep ediyor. Ancak bu, söz konusu bakteri ve virüslerden korunmak için yeterli değil. Unutmayın, bu bakteriler ürün içerisinde de bulunuyor. Virüs ve bakterilerin kaynağına değdikleri an itibariyle hepsi birer taşıyıcıdır.

KOL ÇANTANIZI SIK SIK DEĞİŞTİRİN
Makyaj malzemelerinin direkt uygulandığı en hassas bölge gözdür. Uzun süre yaşayabilen bakterilerin basit bir maskara uygulamasıyla bulaşabildiği ispatlanmış bir gerçek. Özellikle gözlerinize temas eden makyaj malzemelerini, (göz kalemi, fırça vb.) alkol içeren spreylerle temizleyebilirsiniz. Bu tip kremler, hydroquinone adlı bir madde içerir. Aman dikkat; hydroquinone’nin en bilinen yan etkisi, ciltte mormavi renkler oluşturmasıdır. Cildinize direkt temas eden doğal içerikli ürünlere de dikkat edin. Neye alerjiniz olduğunu bilemezsiniz. Doğal kremlerin birçoğunda bulunan lanolin adlı madde koyun yününden yapıldığından alerjik etki gösterebilir. Kadınların kol çantalarındaki bakteri yoğunluğuyla ilgili yapılan bir araştırma, son derece ilginç bir bulguyla sonuçlandı. Elde edilen sonuçlara göre, kol çantalarında, ciddi oranda bağırsak bakterisi mevcut. Kol çantalarınızı sıklıkla değiştirmeyi ve temizlemeyi ihmal etmeyin.

C VİTAMİNİ, KIRIŞIKLIKLARIN BELİRGİNLİĞİNİ AZALTIYOR
Kırışıklıklar , özellikle kadınlar için adeta bir kabustur. Kırışıklıkların oluşmasını engellemek neredeyse imkansız ancak daha az belirgin görünmesini sağlamak mümkün. C vitamini yönünden zengin beslenmek, kırışıklıkların belirginliğini azaltmada en iyi yardımcınız olabilir. Bunun için bu haftaki alışveriş listenize; çilek, kırmızı biber, kivi, portakal, limon, ananas, mango ve Brüksel lahanası ekleyin.

DÖRT MEVSİM EN AZ 30 FAKTÖRLÜ KREM KULLANIN
Cilt kuruluğunun başlıca sebepleri arasında az su içmek gelir. Kurumuş cildinizden yana şikayetiniz varsa, işe daha fazla su içerek başlayabilirsiniz. E vitamini yönünden zengin Hindistancevizi yağı da cildinizi nemlendirmek için seçebilecekleriniz arasında yer alıyor. Hindistancevizi yağını kuruyup yıpranmış saçlarınıza da uygulayabilirsiniz. Uzun süre güneşe maruz kalındığında, ultraviyole A ve B ışınları, deri hücrelerini yakarak cildinizde hasar bırakır. Bu hasarın oluşması için gereken süre ve hasarın derecesi, cilt tipinize göre değişiklik gösterir. Sarışınlar, esmer tenlilere oranla daha hassas olduklarından bu tip durumlarla daha sık karşılaşırlar. Güneşe çıkıldığı ilk gün kızarıklıkla başlayan ve ilerleyen saatlerde hafif acı veren yanıklar, birinci derece yanıklardır ve cildin en üst tabakasının etkilenmesi sonucu oluşurlar. İkinci derecedeki güneş yanıklarında ise derinin daha alt tabakası ve sinir uçları hasar görmüştür ve iyileşme süreci, birinci derece yanığa göre daha ağrılı ve zaman alıcıdır. İkinci derece yanık sonrası oluşabilen su dolu baloncuklar, acının artmasına sebep olur. Bu baloncukların patlatılması enfeksiyon riski oluşturacağından son derece sakıncalıdır ve mutlaka bir uzman danışmanlığında tedavi edilmelidir. Ultraviyole A ve B ışınlarından korunmak için dört mevsim en az 30 koruma faktörlü krem kullanmak gerekir. Bu kremler, doğru uygulandığında maksimum fayda sağlar. Güneşe çıkmadan yarım saat önce sürülmesi ve iki saatte bir yenilenmesi gerekir. Sık aralıklarla denize ve havuza giriliyorsa, iki saatlik bu süre daha kısa tutulmalıdır. Koruyucu krem sürseniz bile güneşe çıkarken şapka kullanmak gerekir.

Beslenme

Bağışıklık Dostu Yiyecek ve İçecekler

Yayınlanma:

,

Bağışıklık sisteminizi güçlendirecek içecekler ve C vitamini bakımından zengin yiyecekler neler merak ediyor musunuz? Bu yazımda tam da bu konuları ele alıyorum.

C vitamini denildiğinde aklımıza ilk olarak portakal gelir. Peki ya bu meyvenin C vitamini listesinde pekte üst sıralarda olmadığını söylesek ne derdiniz? Evet bu doğru. Orta büyüklükte bir portakal önemli seviyede (70mg) C vitamini içerir (tavsiye edilen günlük değer 60 mg) ama bugün size bahsedeceğim yiyecekler C vitamini açısından portakaldan daha üst sıralarda yer alıyor. Günlük yeterli miktarda C vitamini tüketimi, soğuk havalarda ortaya çıkan vücut yorgunluğunu azaltmanıza yardımcı olur.

Çilek

Bu yakut renginde ki meyveler, kase başına 85 mg C vitamini ve aynı zamanda kan şekerinizi sabitlemeye yardımcı olan bol miktarda manganez içerir. Tabi en zor olan kısım gerçekten organik olup olmadığını anlamak. Organik bir çilek sizin için en sağlıklı olanıdır.

Ananas

Taze, tropik ve sulu bir bardak ananas yaklaşık 79 mg C vitamini içerir. Diğer meyvelerden farklı olarak, içinde protein sindirimine yardımcı olan önemli miktarda Bromelain enzimini barındırır. Bu enzim hapşırmayı bastırır. Araştırmalar; bromelain enziminin boğaz ağrısı ve tahriş olmuş sinüsleri hafifletebildiğini gösteriyor. 2012’de yapılan Sağlık ve Tıp Alternatif Terapileri adlı çalışmada; bromelain enziminin, iltihapların hafifletilmesini sağladığı ve alerjik astım tedavisine yardımcı olabileceği kanıtlanmış. Ananas, ayrıca başta söylediğim gibi C vitamini için de mükemmel bir kaynaktır. Ananastan en iyi şekilde faydalanmak için taze tüketmeye özen gösterin. Konserve halinde veya paketlenmiş olarak satılan ananaslar, besin değerlerini kaybedebilir.

Brüksel Lahanası

Sanki brüksel lahanasını sevmemiz için başka bir nedene ihtiyacınız varmış gibi birde Brüksel lahanası bardağında 75 mg C vitamini ve bileşenlerinde kanserle mücadele eden besin maddeleri içerir.

 Kivi

İki adet kivi bünyesinde 128 mg C vitamini barındırır. Araştırmalar kivinin uykuya dalmada yardımcı olduğunu ve uyku kalitesini arttırdığını da ortaya çıkarmıştır. Uykusuzluk problemi çekiyorsanız, yatmadan önce birkaç dilim kivi yemeyi deneyebilirsiniz.

 Papaya

Artık marketlerde sık sık karşımıza çıkan papaya, tropikal meyve ailesinden mango ve ananas gibi C vitamini bakımından rakiplerine meydan okur seviyede . Adet başına 95 mg C vitamini içeren papaya içinde iltihap azaltan papain ve kimopapain enzimlerini barındırır. Parlak bir cilde sahip olmak istiyorsanız sıklıkla bu meyveyi tüketebilirsiniz.

Biber

Tüm biberler (yeşil, sarı ve kırmızı ) portakaldan daha fazla C vitamini içerir. Yeşil biber 95mg C vitamini içerirken sarı biber, biberlerin şahı olarak tam 341mg C vitamini içerir.

Benden size bir öneri, küçük bir kap biber sadece 45 kaloridir. Bu nedenle evinizde ki atıştırmalık tabağınızdan asla eksik etmeyin.

Brokoli

Bir fincan doğranmış brokoli, tüm gün ihtiyacımız olandan daha fazla C vitamini (81 mg)  ve yeterli oranda K vitamini içerir. K vitamini kemik sağlığı ve kan pıhtılaşması için çok önemlidir.

Şimdi gelelim bu soğuk havalarda bağışıklığınızı kuvvetlendirebilmek adına tüketmeniz gereken içeceklere…

Kış aylarında kırmızı bir buruna sahip olmak pekte çekici olmayabilir. Mevsimsel soğuk algınlığı veya gribin neden olduğu hapşırma, hırıltılı solunum ve öksürük düşünüldüğünde oldukça bitkin görünüyor olabilirsiniz. Bu gibi etkileri önlemek ve kışı sağlıklı geçirmek güzel olmaz mıydı?

Bağışıklık artırıcı bazı içecekler sayesinde soğuk algınlığı ve gribin olumsuz etkileri azaltabilirsiniz gibi gözüküyor.

Araştırmacılar, aşırı miktarda antioksidan, vitamin ve mineral içeren sıvıların, bağışıklık sistemimizin sindirim ve emilimini kolaylaştırdığını söylüyor. Ekstra sıvılar, vücudunuzu zinde tutmanıza, bağışıklık hücreleri arasındaki iletişimi geliştirmeye ve yabancı istilacıları temizlemeye yardımcı olur. Bu içecekleri birlikte incelemeye ne dersiniz?
Sabahların olmazsa olmazı; Taze limon ve zencefil suyu

Bağışıklık ve genel sağlık konusunda size önereceğim en önemli tavsiyelerden biri, güne bir fincan ılık su içine taze limon ve zencefille başlamanız olacaktır.

Bir  bardak ılık suyun içine bir çay kaşığı taze zencefil rendeleyip üzerine 1 yada 2 limon dilimi ekleyin ve işte yüksek antioksidanlı, C vitamini deposu, bağışıklık artırıcı içeceğiniz hazır. Tarifin basitliğine aldanmayın. Tüm vücut sisteminizi ısıtır, etkinleştirir ve temizler.

Hint çayı olarak bilinen; Chai

Bir çay çeşidi olan Chai’yi evde hazırlamak mümkün. İşte size Chai’nin içinde bulunan olmazsa olmazlar. Siyah veya yeşil çay, tarçın, kakule, zencefil, karabiber, karanfil ve rezene. Tüm bu bitkiler, bağışıklık hücrelerini güçlendirir, daha fazla enerji verir, vücuttaki bakterilerle ve virüslerle direkt olarak savaşır, kronik iltihap azaltan bileşenlere katkıda bulur.

Bir hatırlatma; Chai’dan maksimum fayda sağlamak için şekersiz tüketmeye dikkat edin. Doğal şeker bile bağışıklığı baskılayan kan şekerini arttır. İlle de şekersiz tüketemiyorum diyorsanız az miktarda bal katabilirsiniz.

Son zamanların moda içeceği; Smoothie

Smoothieleri son zamanlarda sıkça duyar olduk dimi? Bu son moda içecekler ancak doğru içerikle güçlü bir ilaç haline gelebilirler. Karışımı hazırlarken elma, muz gibi bağışıklığa faydalı bol polifenol içeren meyveleri seçmeye özen gösterin. Oluşturduğunuz karışımın içine Omega-3 içeren keten ve chia tohumu da ekleyebilirsiniz çünkü omega-3 bağışıklık hücrelerini besler ve yaşamsal enerjiyi geri kazandırır.

Vitamin içeceklerinin vazgeçilmezi; Bal

Anneler, havalar soğuduğunda duyulan ilk hırıltıda yapmaları gereken şeyi iyi bilirler. Sıcak içecekler; sindirimi kolaylaştırır, soğuk algınlığı ve grip belirtilerini hafifletir yani bağışıklık sistemine mikroplarla savaşmak için ihtiyaç duyduğu ilk uyarıyı yapar. Bağışıklık güçlendiren içeceğinizi bir antioksidan kaynağı olan balla tatlandırın. Koyu renk ballar daha fazla antioksidana sahiptir daha iyi bir etki için karabuğday gibi koyu çeşitleri tercih edin.

Hemen hemen hepimiz, öksüren birine bir kaşık bal yemesini tavsiye edenleri duymuşuzdur. Deneyenler bilir, bal boğazın yumuşamasına yardımcı olup öksürüğün şiddetini azaltır. Kaynağını dahi bilmediğimiz bu tavsiyenin gerçeklik derecesini araştıran bilimadamları, balın (elbette saf balın) boğazı yumuşatarak öksürüğü azalttığını ve bağışıklık sistemini kuvvetlendirdiğini ispatladılar.

Balın içeriğini inceleyen bilimadamları, B vitamini, aminoasit, faydalı enzim, mineraller, yüksek oranda kalsiyum, magnezyum, antioksidan ve bioflavonoid içerdiğini tespit ettiler. Saydığım bu maddeler, bazı alerji cinsleri için adeta bir şifa kaynağıdır.

Balın içerdiği bu mucizevi maddelerden yeterince faydalanmak için her gün bir kaşık bal tüketmeniz yeterli ve gereklidir. Yediğiniz bu bir kaşık bala bir miktar elma sirkesi de ilave edecek olursanız, fayda derecenizi maksimuma çıkarabilirsiniz.

Bal, neredeyse insanlık tarihi kadar eski en tatlı şifa kaynağıdır. Balın oluşumundaki mucize bile, onu diğer besinlerden farklı kılmaya yetiyor. Ancak son yıllarda para kazanma hırsıyla gelen ticari kaygılar; sahte ya da katkılı bal üretimini ciddi bir şekilde artırdı. Bu durum, baldan beklenen faydanın elde edilememesinin yanı sıra çok daha ciddi sağlık problemlerine zemin hazırlıyor. Bu sebeple bal alırken, çok dikkatli olunması gerekiyor.

Amerika’da yayınlanan Food Safety News’e göre; ABD piyasasında satılan balların yüzde 75’i katkı maddesi içeriyor! Amerika Birleşik Devletleri ve farklı bazı ülkelerde; bal, piyasaya sürülmeden önce büyük çaplı bir filtrasyon (süzme) işleminden geçiriliyor. Bu işlem sırasında balı şifa kaynağı yapan en önemli içeriklerinden biri olan polen miktarı, ciddi oranda azalıyor. Dünyanın birçok ülkesinde kabul gören gıda güvenliği standartlarına bakıldığında polen miktarı bu oranda azaltılmış bal, teknik olarak bal sayılmıyor.

Devamını Oku...

Aile Sağlığı

Çocuklarla Tatile Çıkmaya Hazır Mısınız?

Yayınlanma:

,

Yazar:

Çocuklarla seyahate birkaç hafta öncesinden hazırlanmak gerekir. Gittiğiniz yerin hava durumundan seyahat esnasındaki beslenme ve uyku düzenine kadar tüm ayrıntı planlanmalı

Çocuklarla tatile çıkmak çoğu ebeveyn için zorlu görünebilir. Özellikle 15 yaş altındaki çocuklarla tatile çıkmadan önce ebeveynlerin birkaç hususta hazırlıklı olması gerekebilir. 15 yaşın altındaki yaş grupları, tatil beldelerinin küçük fakat önemli bir gezgin grubunu oluştururlar. Bu yaş grubuna kadar vücudun gelişimini devam ettiriyor olması bağışıklık sistemini dış etkenlere karşı savunmasız hale getirebilir. Dolayısıyla bu yaş grubu ve altındaki çocuklarla seyahat etmek birtakım sağlık ihtiyaçlarına neden olabilir.

Çocuklarla seyahat ederken göz önünde bulundurulması gereken birçok husus vardır. Özellikle sık hastalanan ve bağışıklık sistemi zayıf olan çocuklarla tatile çıkmadan önce, yazının devamını okumanız faydalı olacaktır…

HAVA DURUMUNA HAZIRLIKLI OLUN

Tatil planlarınızı yaptıktan sonra hazırlık önceliğini çocuklara vermek gerekebilir. Yolculuğunuzun kaç saat süreceğini hesaplayın ve mola verip veremeyeceğinize bakın. Özellikle bebekler seyahat etmenin zorluklarını kavrayamadığından, onlar için tuvalet ve yiyecek planlaması yapmalısınız.

Gideceğiniz yerin hava durumuna bir hafta önceden bakın. Tatil hazırlıklarında gidilecek ülke veya şehrin iklim şartlarına uygun giysiler hazırlamanız doğru olacaktır. Hem kendiniz, hem çocuğunuz için en az 30 faktör güneş kremi, güneş gözlüğü ve şapka almayı unutmayın.

BEBEKLERİN HİJYENİNE DİKKAT!

0-3 yaş grubu bebekler için yedek biberon, bebek bezi, oyuncak ve termometre almayı unutmayın. Bebeğiniz için kullandığınız temizlik bezlerini ve steril eşyalarını yolculuğunuz sırasında yanınızda bulundurmanız yolculuğunuzu rahat geçirmenizi sağlar. Koku ve hijyen açısından kabinde ya da otobüs içerisinde bebeğinizin altını değiştirmemeli, dinlenme yerlerindeki tuvaletler yeteri kadar steril değilse kullanmamalısınız. Uçak yolculukları daha kısa sürdüğünden bu yaş grubundaki bebekler ile seyahatiniz daha kolay geçecektir. Bazı doğumlardan sonra bebeğin, yoğun bakım ünitesi olan bir hastaneye hava yolu ile nakledilmesi gerekebilir.

Yani zorunlu durumlarda bebekler doğar doğmaz uçabilirler. Ancak uçuş konforu ve risklerin en aza indirilebilmesi için sağlıklı bir bebeğin ilk ayını doldurduktan sonra uçması önerilir.

YİYECEK VE SU BULUNDURUN

Uzun yolculuklarda sürekli olarak huzursuz olan çocuklar, yolculuk sırasında verdiğiniz yiyecek ve içecekleri reddedebilir. Bu nedenle vücudun susuz kalması anlamına gelen dehidrasyon tablosu gelişebilir.

Özellikle bebeklerin sık sık emzirilmeleri, büyük çocukların da her zaman severek içtikleri içeceklerin yanlarında bulundurulması bu durumu önlemeye yardımcı olur. Sıvı tüketimi ayrıca çocukların yolculuk şartlarına uyum sağlaması açısından önem taşır. Çocuklarla yolculuğu kolaylaştıracak diğer bir ipucu; yolculuk sırasında doğabilecek ihtiyaçlara hazır bulunmanızdır. Çocuğunuz 0-6 yaş grubuna dahilse yanınızda mutlaka birkaç çeşit meyve ve ısıtmanıza gerek kalmayacak aperatif gıdalar bulunmalıdır. Burada dikkat edilmesi gereken husus; plastik şişeler yerine taze ve cam şişelerde su bulundurmak olacaktır.

AŞI ÇİZELGESİNİ KONTROL EDİN

Bebeğinizin dünyaya geldiği aydan itibaren olası enfeksiyonlara karşı aşı çizelgesi oluşturulur. Bebeğin doğumunda ve birinci ayında uygulanan Hepatit A aşısını takiben; diğer aylarda kızamık, suçiçeği, difteri, tetanoz gibi aşılar yapılır. Diğer aşılar ilk öğretim birinci ve sekizinci sınıflarda uygulanır. Yurt dışı seyahatine çıkıyorsanız dünyanın bazı ülkelerinde tetanoz, difteri, kızamık gibi hastalıkların devam ettiğini ve bu hastalıklara tatil dönüşü de maruz kalabileceğinizi unutmamanız gerekir. Bu nedenle seyahat öncesinde hem sizin, hem çocuğunuzun ülke takvimine uygun olarak aşılarını yaptırmaları çok önemlidir. Az evvel belirttiğim çocuklukta yapılan aşıların pek çoğu hayat boyu koruma sağlamaz. Dolayısıyla belirli zaman aralıklarında ek aşı dozlarına ihtiyaç duyulur. Herhangi bir yere tatile gitmeden önce mutlaka eksik aşılarınız varsa tamamlamalı, özellikle bebeğiniz hiç aşılanmadı ise aşıları en az bir hafta öncesinden yapılmalıdır. Aktif enfeksiyonu olan çocuklar hem kendileri için, hem de diğer yolculara da enfeksiyon bulaştırabilecekleri için çok zorunlu olmadıkça iyileşene kadar seyahate çıkmamalıdır.

ALERJİK HASTALIKLARA KARŞI TÜYOLAR

Aktif enfeksiyon kadar alerjik rahatsızlıklar da tatil planlarınızı ertelemenize neden olabilecek bir konudur. Alerjik rahatsızlıklar yetişkin bireylerin keyfini kaçırabildiği gibi çocuklarda da huysuzluğa neden olabilir. Özellikle yolculuk sırasında çocuğunuzun rahatsızlanması hem sizin, hem de diğer yolcuların seyahatini olumsuz etkiler. Çocuğunuzla birlikte geçireceğiniz seyahatlerde öncesinde gerekli önlemleri alarak zorlukların üstesinden gelebilirsiniz. Birkaç ipucuyla çocuğunuz için konforlu bir yolculuk geçirmenizi sağlayabilirsiniz:

  • Öncelikle çocuğunuzu seyahatiniz öncesinde doktor kontrolüne götürün ve alerjik durumu ile ilgili bilgi alın. Ayrıca yine seyahat öncesinde gideceğiniz ülkedeki konumunuza yakın hastanelere göz atmanızda da fayda var.
  • Çocuğunuzun gıda alerjisi bulunuyorsa evden ayrılmadan önce bir yemek listesi planlamak, seyahatiniz sırasında kolaylık sağlayacaktır. Bu listede çocuğunuzun alerjisi bulunmayan aperatif yiyecekler, meyveler ve gıdalar yer almalıdır.
  • Çocuğunuzun alerjik rahatsızlığını seyahat öncesi kabin görevlilerine bildirin.
  • Çocuğunuzun rahat ve keyifli seyahat etmesi için en önemli görevin size ait olduğunu unutmayın. Olası bir alerjik reaksiyon durumunda ilaçların yanınızda olduğundan emin olun.
  • Çocuğunuzun kendisine ait yastık ve battaniyesi var ise bunları uçuş sırasında yanınızda hazır bulundurmaya özen gösterin.
  • Çocuğunuz koltuğuna oturmadan önce koltuğunu ve koltuk dayanaklarını sterilize edin. Ayrıca mola sırasında tuvaleti kullandıktan sonra ellerini yeterince dezenfekte ettiğinden emin olun.

UYKU DÜZENİNİ ÖNCESİNDE AYARLAMANIZ GEREKEBİLİR

Bebekler yetişkin çocuklara oranla daha fazla uyuduğundan önceliği onların uyku düzenine vermelisiniz. Burada dikkat edeceğiniz en önemli unsur; yolculuk saatinizin kaçta olduğu ve yolculuğunuzun ortalama kaç saat süreceğidir.

Yapılan araştırmalar 10 yaş üzerindeki çocukların yolculuğa daha hızlı adapte olduğunu gösterirken bu grubun altındaki çocuklarda olumsuz psikolojik bulgular ortaya koymuştur. Bu bulguların temelinde ise uyku düzeninin bozulması yer alır. Bebeğinizin uyku saatini değiştirme konusunda acele etmemeli ve en az 14 gün öncesinden hazırlanmalısınız. 0-3 yaş üstü çocuklarda ise gündüz uykuları yolculuk saatine göre ötelenebilir.

Devamını Oku...

Beslenme

Sıcak Havada Soğuk Meyve Salatasıyla Serinleyin

Yayınlanma:

,

Yazar:

Yaz aylarında vücudumuz gün boyu çeşitli mineral ve vitaminlere ihtiyaç duyar. Meyveleri tek tek yemek yerine salata olarak tüketmek, bu ihtiyacın giderilmesine yardımcı olur

Sıcaklıkların mevsim normallerin üzerinde seyretmesiyle birlikte deniz, havuz ve piknik alanları en sık tercih edilen yerler haline geldi. Özellikle hafta sonları birçoğumuz sabahın erken saatlerinde kendimizi serin yerlere atıyoruz. Klimalar her ne kadar ev ve iş yerlerinde bunaltıcı sıcaklara çözüm olarak görülse de, maalesef pek çok hastalığı beraberinde getiriyor. Daha önceki yazımda değindiğim lejyoner yani klima hastalığı, yaz günlerinde sağlığınızı tehdit edebiliyor ve hatta ölümle sonuçlanabiliyor. Yaz aylarında sağlığımızı tehdit eden bir başka unsurdur da sıvı kaybı. Sıcaklığın artması ve nem ile birlikte vücut aşırı terlemeye başlar. Terleme, kardiyovasküler sistemin zorlanmasına sebep olur. Terleme sonrası yeteri kadar sıvı tüketilmezse kan akışı yavaşlar ve kan pıhtılaşmaya başlar. Ter ayrıca kas kasılmaları, sinir iletileri ve su dengesi için gerekli olan sodyum, potasyum gibi minerallerin de kaybolmasına neden olur. Tüm bu olası hastalıkları önlemeniz ve yaz aylarını serin geçirmeniz mümkün. İşte birkaç adımda serin kalmanın püf noktaları…

MEYVE SAĞLIKTIR

Meyve salataları

Vücudumuz gün boyu çeşitli mineral ve vitaminlere ihtiyaç duyar. Meyveleri tek tek tüketmek yerine toplu halde tüketmek, bu ihtiyaçların giderilmesine yardımcı olur. Özellikle bu aylarda yaz meyvelerinden zengin beslenmek gerekir. Meyve salatası için tek yapmanız gereken, genişçe bir tabağa kayısı, kiraz, dut, şeftali, elma, armut gibi yaz meyvelerini eklemek. İsteğe göre bu meyvelerin üzerine yoğurt da ilave edebilirsiniz. Yoğurt, içerdiği vitamin ve minerallerin yanı sıra kilo kontrolünde de son derece faydalı bir besindir. Yoğurt, içerdiği sağlıklı bakteriler sayesinde bağırsak sisteminizi harekete geçirmekle kalmayıp bağışıklık sisteminizi de kuvvetlendirir. Ayrıca D vitamini ve kalsiyum yönünden de zengindir. Uzun süre tokluk hisse vermesi de normalden daha az yemeniz için size yardımcı olacaktır.

Karpuz, üzüm, çilek, avokado gibi diğer yaz meyveleri de serinletmenin yanı sıra vücudun gün içerisinde kaybettiği sıvının yerine konmasına yardımcı olur. Bu meyveler su içeriği açısından oldukça zengindir.

Meyvelerden elde edebileceğiniz diğer doğal yöntemler şunlardır:

Buz Küpü

Meyveleri ufakça dilimleyin ve buz küpü kalıplarına yerleştirin. Üzerlerine su ya da maden suyuekleyin. Dondurucuda dondurduktan sonra meyve salatanızın içerisine ekleyebilir ya da suyunuzun içerisine buz küplerini boşaltabilirsiniz. Ayrıca yoğurt içerisine meyve dilimleyip yine dondurucuda donmasını sağlayabilirsiniz.

Meyveli Kompostolar

Meyve suları ve meyve çayları, yazın serinlemek için tercih edilen içeceklerin başında gelir. Ancak son yıllarda özellikle hazır meyve sularının insan sağlığı açısından ne gibi zararları olduğunu anlatan araştırmalar yayınlandığını unutmamak gerekir. Eğer meyve sularından vazgeçemiyorsanız, yarı yarıya maden suyu ekleyerek tüketin. Tükettiğiniz şekerli içecekmiktarını azaltmaya devam ettiğinizde, onları özlemeyeceğinizi göreceksiniz. Meyvede doğal şeker bulunur. Kurutulmuş ya da taze meyve tüketerek tat alıcılarınızı tatlı yediğinize ikna edebilir, daha doğrusu kandırabilirsiniz. Canınız şeker istediğinde pasta ya da şekerlemedense meyve yemeye çalışın. Şeker ilave etmeden hazırlayabileceğiniz marmelat ya da meyve suları da tatlı krizlerinde imdadınıza yetişebilir. Meyve suyundan vazgeçemiyorsanız, o halde meyvelerin kompostosundan faydalanın. Özellikle bu aylarda kiraz, vişne, kayısı, üzüm, armut ve çilek gibi kompostolar serinlemenize yardımcı olabilir.

EV YAPIMI İÇECEKLER 

Limonata

Limonata, yaz aylarının vazgeçilmezleri arasında yer alıyor. Peki dışarıda içtiğiniz limonata nekadar sağlıklı? Son yıllarda yapılan araştırmalara göre, dışarda içilen limonataların neredeyse yüzde 70’i şekerli sudan ibaret. Yani vücuda fayda sağlamıyor; aksine, pek çok hastalığı beraberinde getiriyor. Ayrıca dışarda üretilen limonatalar taze sıkım olmadığı sürece vitaminlerden yoksun. C vitamininin vücuda faydaları yadsınamaz. Son yıllarda yapılan araştırmalar ise, limon ve narenciyelerin içerdiği fitokimyasallar sayesinde bazı hastalıklar için daha önce hiç duymadığımız faydalar sağladığını gösterdi. Narenciyelerde bulunan hesperetin, naringenin, antosiyanin ve hidroksisinnamik asit gibi flovonoidler, faydası keşfedilen fitokimyasallardan bazılarıdır. Bu denli faydası bulunan C vitamininden tam fayda elde etmek için bir meyve sıkacağından yardım alabilirsiniz. Limonatanıza şeker yerine bir çay kaşığı bal ekleyebilirsiniz. Ayrıca limonata içerisine eklenen bir tutam nane ferah hissetmenize yardımcı olacaktır.

Ayran

Son yıllarda yapılan araştırmalar; ayranın özellikle C, E, D, K vitaminleri açısından zengin bir içecek olduğunu gösterdi. Ayrıca ayran; magnezyum, kalsiyum ve demir gibi mineraller açısından da büyük önem taşıyor. Ayrandan tam fayda elde etmek için kendi yoğurdunuzu yapmayı deneyebilirsiniz.

Maden suyunun faydaları saymakla bitmiyor

Su; hem insan bedeni, hem de ekolojik dengenin devamı için hayati öneme sahip en önemli şeydir desek abartmış olmayız. Eminim birçoğunuz, insan bedeninin dörtte üçünün sudan oluştuğunu söyleyen birilerini duymuşsunuzdur. İnsan bedeni, yaşamsal fonksiyonlarını yerine getirebilmek için gün boyu su kaybına (dehidrasyon) uğrar. İnsan bedeni, tüm fonksiyonlarını yerine getirebilmek için günde 2-6 litre suya ihtiyaç duyar. Yaz aylarında vücut ısısının artmasıyla birlikte vücut sıvı kaybetmeye başlar. Terleme olarak ortaya çıkan sıvı kaybı; kas kasılmaları, sinir iletileri ve su dengesi için gerekli olan sodyum, potasyum gibi minerallerin de kaybolmasına neden olur. Maden suyu içerisinde bulunan mineraller, vücudun sıvı kaybetmesi sonucu ortaya çıkan eksikliğin giderilmesine yardımcı olur. Maden suyunun içerisine iki dilim limon atarak tüketebilirsiniz.

Öğle vakti dışarı çıkmayın

Güneş, vücudun biyolojik ve psikolojik sağlığı üzerinde olumlu etkiler sağlar. Güneş ışığının yaydığı D vitamini iskelet sistemini güçlendirirken; romatizmal hastalıklar, iltihaplanma, osteoporoz gibi hastalıkların tedavisinde etkin rol oynar. Güneş ışığı ayrıca, kalsiyum emilimini sağlar, bağışıklık sistemini güçlendirir, enerji verir, depresyon ve stresin azaltılmasına yardımcı olur. Güneşten tam fayda sağlamak için günde 20 dakika güneşe çıkmak yeterlidir.

Bunun için tüm vücudunuzu güneşlendirmek de şart değil; sadece kol ve bacaklarınızın bir kısmının güneş görmesi, özellikle D vitamini almanız için yeterli. Ancak güneşe çıkılan saat aralığına dikkat etmek çok önemli. Özellikle sabah 10.00 ve 14.00 arasında güneş ışınlarına maruz kalmanız; cilt kanseri başta olmak üzere tansiyon ve kalp hastalıkları, beyin kanaması gibi ciddi hastalıklara neden olabilir.

Devamını Oku...

Öne Çıkanlar

www.dryerebakan.com Sadece bilgilendirme ve tıbbi tavsiye amaçlıdır, teşhis veya tedavi için bir alternatifi değildir. Doktorunuz yerine geçmeyi yada Doktorunuzun size uyguladığı tedavi yerine geçmeyi hedeflememektedir. Web sitesi içeriğinden dolaşan tüm kullanıcılar, Kullanım Koşulları ve Gizlilik Kurallarını otomatik olarak kabul etmiş sayılır.

İletişim: info@dryerebakan.com

Copyright © 2017 DrYerebakan.com.