Sosyal Medya

Bilinçli hasta

Tansiyonu Düşürmek İçin Müzik Dinleyin

Yayınlanma:

,

Her üç yetişkinden biri tansiyon hastası. Tansiyonunuzu düşürmek için tuz tüketiminizi sınırlamanın yanı sıra stresten uzak durun ve müzikle rahatlayın

Büyük ve küçük tansiyonun ne olduğuna geçmeden önce tansiyonun aslında ne olduğundan bahsetmek gerekir. Hayatta kalmanın en temel kurallarından biri, organların ihtiyacı olan kana ulaşmasıdır. Bedenimizde dolaşan kan, kalp tarafından organlara pompalanır.
Aort kapağının açılmasıyla birlikte kan damara girer ve kusursuz sitemin gereği olarak ihtiyaç duyulan yere doğru hiç şaşırmadan yol alır.
Kanın kalpten çıkması ve damara girmesiyle birlikte damarlarda bir basınç hissedilir ve bu basıncın rakamsal değeri, tansiyonu ifade eder.
Bu basınç normalden yüksek ya da düşük olmamalıdır. Her iki durum da sistemde aksaklıkların yaşanmasına sebep olur.

DAMAR DUVARI ESNEK OLMAZ
Normal kabul edilen tansiyon değerleri, kişiden kişiye değişiklik gösterir. Bu rakamsal değişiklik, yaşa ve sahip olunan hastalıklara göre farklılık gösterebilir.
Ancak tıp dünyasının genele hitap edebilmesi için belirlediği normal kabul edilen değerler vardır.
Dinlenme durumundaki normal bir kişide 120-80 normal değerlerdir. 50 yaşından küçüklerde normal değerin üst sınırı, 130-80’dir.
Kan basıncı yani tansiyon, yaş ilerledikçe artar. Bunun en önemli sebebi, damar duvarının esnekliğini kaybetmeye başlamış olmasıdır.
Yani damar duvarı esnekliğini kaybettiğinde kalpten çıkan (şiddetli) kan, tabiri cazise daha sert bir zemine temas ederek basıncın şiddetinin artmasına sebep olur. Bu da yüksek tansiyon anlamına gelir. Bu durumda kalbin önünde bir basınç yükü meydana gelir. Daha kolay anlaşılması için bu durum bahçe hortumunu sıkmaya benzetilebilir. Hortum sıkıldığında basınç artar (tazyik artar) ancak o noktaya kan (su) göndermek zorlaşır ve kalp yorulur. Hatta kalp kasının kalınlaşmasının en önemli sebeplerinden biri budur. Kalp kasının kalınlaşması ileri evrede hipertansif kardiyomiyopati dediğimiz hipertansiyona bağlı kalp kasında bozulmaya yol açar.

YAŞ İLERLEDİKÇE DEĞER YÜKSELİR
45 yaşına kadar 120-80 normal tansiyon değeri olarak kabul edilirken, yaş ilerledikçe bu değerler bir miktar daha yükselir ve bu normal kabul edilir. Mesela, 60-65 yaşındaki bir kişi için normal kabul edilen değer, 130-85’e kadar çıkabilir. Yaş ilerledikçe damarlar da yaşlanır. Organların ihtiyaç duyduğu kana ulaşabilmesi için basıncın eskiye göre daha şiddetli olması gerekir. Bu da yaşın ilerlemesiyle yükselen kan basıncının nedenidir.
Tansiyon hastası olup olmadığınızı anlamak için en az bir haftalık süre boyunca düzenli ölçüm yapın ve sonuçları kaydedin.
Günde üç kez tansiyonunuzu ölçmek yeterli olacaktır. İlk ölçümünüzü, sabah uyandığınız anda ve henüz yataktan kalkmadan yapın. Bu, geceyi nasıl geçirdiğiniz hakkında da bilgi verecektir. İkinci ölçümünüzü, öğle saatlerinde yapın.
Ancak iş temponuzun ortasında ya da efor sarf ettiğiniz dakikaların peşinden değil.
Mutlaka dinlendiğiniz anlarda ikinci kaydınızı yapmanız gerekir.
Üçüncü ölçüm, akşam eve geldiğiniz belki yemeğinizi yediğiniz ve ardından televizyon karşısına geçtiğiniz anlara denk gelmelidir.
Oluşturduğunuz bu bir haftalık kayıt, takip eden doktorunuz için çok önemli bir veri olacaktır.
Sadece bir haftalık özeniniz, size rakamlarınızı öğretecektir.
Yüksek tansiyon öldürücü olduğu kadar sessizdir ve bu sebeple sandığınızdan tehlikelidir.
Yapılan bir araştırmaya göre, her üç yetişkinden biri yüksek tansiyon hastası!
İlk kez kalp krizi geçirenler üzerinde yapılan bir araştırma, yaklaşık yüzde 70’inde yüksek tansiyon olduğunu gösterdi. Amerika’da yapılan istatistiki araştırmaların sonuçlarına göre, ABD’de 75 milyon kişi tansiyon hastası!

KULAK ÇINLAMASINA YOL AÇAR
Yüksek tansiyonun en bilinen belirtileri; baş dönmesi, baş ağrısı, kulak çınlaması, nefes darlığı, çift veya bulanık görme, burun kanamaları ve düzensiz kalp atışlarıdır.
Yüksek tansiyon; kalp yetmezliği, kalp büyümesi, kalbi besleyen damarlarda daralma (koroner arter darlığı), kalbi besleyen damarlarda tıkanma, beyin kanaması, felç, beyin damarlarında daralma ve tıkanma, böbrek yetmezliği, böbrek fonksiyonlarında bozulma, görme azalması ve körlük, büyük atardamarlarda genişleme, bu genişlemelerin yırtılması ve bu damarlarda tıkanma gibi durumlara sebebiyet verebilir.
Felç, boyun ve bacak damarlarında tıkanmalar da yüksek tansiyonla gelebilecek hastalıklar arasında yer alır.

Tansiyonu düşürmenin doğal yolları
1- Yürüyüş ve egzersiz yapın.
2- Derin nefes alın. Sabah ve akşam beşer dakika doğru ve derin nefes alın.
3- Potasyumdan zengin beslenin.
(Patates, potasyumdan zengindir) 4- Tuz tüketimine dikkat; daha az tuz tüketin!
5- Yüzde 70 kakao içeren bitter çikolata yiyin. Yapılan araştırmalar, bu özellikteki bitter çikolatanın tansiyonu düşürdüğünü gösterdi.
6- Çok fazla kafein tansiyonu yükseltebilir; kafeinsiz kahve tüketin.
7- Çalışma saatlerinizi kontrol edin.
Kaliforniya Üniversitesi’nde yapılan bir araştırma, haftada 41 saatten fazla çalışmanın, yüksek tansiyon riskini yüzde 15 oranında artırdığını gösterdi.
8- Müzik dinleyin.
9- Horlamaya ve uyku apnesine dikkat!
Alabama Üniversitesi’nde yapılan bir araştırma; uyku apnesinin, yüksek tansiyona sebep olan aldosteron adlı hormonun salgılanmasını artırdığını gösterdi.

Büyük ve küçük tansiyon neyi ifade eder?
Büyük ve küçük tansiyon terimlerini hepiniz duymuşsunuzdur. Peki bu ikisinin farkı nedir ya da rakamsal değerleri ne ifade eder diye sorsam kaçınız doğru yanıt verebilir?

BÜYÜK TANSİYON NEDİR?
Tansiyon en geniş tanımıyla, kanın damarlara uyguladığı basıncın rakamsal değeridir. Büyük tansiyon (sistolik basınç), kalbin kanı pompaladığı ilk anda yani damarlarda hissedilen kan basıncının en şiddetli olduğu esnadaki basınç değerini ifade eder.

KÜÇÜK TANSİYON NEDİR?
Aort kapağının açılmasıyla kanı kalpten pompalanabilmesi için kalbin kasılması gerekir. Aort kapağının açılmasıyla birlikte damarlarda oluşan ilk basınç büyük tansiyonu ifade ederken pompalamanın ardından gevşeme meydana gelir. Bu gevşeme esnasında meydana gelen basıncın rakamsal değeri, küçük tansiyonu (diastolik basınç) ifade eder.
Bu, kalbin gevşeme ya da dinlenme anında ölçülen basınçtır. Küçük tansiyon normal kabul edilen değerlerin üzerine çıktığında, kalbin beslenmesi de azalır.
Küçük tansiyonun sürekli yüksek seyretmesi, tansiyon hastalığının başlangıcına işaret olabilir.
Tansiyon hastalıkları genelde ilaçla tedavi edilir. Obezite yani şişmanlık, tansiyon hastalığının en önemli sebeplerinden biridir. İlaç tedavisi uzun yıllar hatta ömür boyu sürebileceği gibi sebebin ortadan kalkmasıyla birlikte bırakılabilir.
Kilo vermek ilaç bıraktıran en önemli sebeplerden biridir. Daha önce de söylediğim gibi ‘rakamlarınızı bilin’.
Erken teşhis ve tedavi tüm hastalıklarda olduğu gibi tansiyon hastalıklarında da hayati öneme sahiptir.

Bilinçli hasta

Çocuk Sağlığını Tehdit Eden Yerler : Ortak Kullanım Alanları

Yayınlanma:

,

Hastalıklar kapalı ortamlarda daha hızlı yayılır. Pek çok hastalığın temelinde ise kişisel hijyen vardır. Ebeveynler, çocuklarına, başta el yıkama olmak üzere her türlü hijyen kuralını öğretmeli

Okullar, çocuk eğitimi için şüphesiz en ideal öğretim alanlarıdır.
Ancak çocuk sayısının fazla olması ve pek çok ortak kullanım alanlarının bulunması, hastalık riskini de beraberinde getirir. Özellikle mevsim geçişleriyle birlikte bağışıklık sisteminin zayıflaması, okul çağındaki çocukları hastalıklara karşı savunmasız hale getirebilir. Daha önceki yazılarımda da belirttiğim üzere, hastalıklar en hızlı kapalı ortamlarda yayılır ve pek çok hastalığın temelinde kişisel hijyen yer alır. Söz konusu okullar olunca, ebeveynlerin, çocuk hijyeni konusunda daha duyarlı olması gerekebilir. Nitekim, kalabalık ortamlar hastalığın yaygınlaşmasında aktif rol oynar. Çocuğunuzun kişisel hijyenine önem vermesi hem kendi sağlığı, hem de diğer okul arkadaşlarının sağlığı açısından önemlidir. Çocuğunuzun okuldaki enfeksiyon ve mikroplarla temasını engelleyemezsiniz.
Ancak hijyen alışkanlıkları edinmesini sağlayarak hastalık riskini azaltabilirsiniz.

HİJYEN NEDEN ÖNEMLİDİR?
Çocuğunuz hastalığa yakalandıktan sonra, mikroplar evinizdeki ailenin geri kalanına çabucak yayılabilir. Çocuklarda sık görülen soğuk algınlığı ve bağırsak enfeksiyonu, diğer aile bireylerine de geçebilir. Bu nedenle, çocuğunuzun hijyen konusunu anlamasına yardımcı olmak; onun ve ailenin geri kalanının sağlıklı kalmasını sağlar.

El yıkama alışkanlığı kazanmalı 
Ellerin sık sık dezenfekte edilmesi, iyi bir hijyenin olmazsa olmazıdır. Özellikle okul gibi ortak kullanım alanlarının yaygın olduğu kurumlarda kapı kulpları, masa, sıra, tahta, tebeşir, tuvalet gibi alanlar enfeksiyon riski barındırır. Dolayısıyla el yıkama, okul kaynaklı enfeksiyonlarınönlenmesinin en etkili yoludur. Bu noktada sizlere düşen görev; çocuğunuza, ellerini hangi sıklıkla ve nasıl yıkaması gerektiğini öğretmektedir. İşe, çocuğunuza ortak kullanım alanları ve eşyalarını anlatmakla başlayın. Ellerin, ovuşturularak ve parmak aralarına su geçirilerek ortalama 20 saniye yıkanması gerektiğini söyleyin. Çocuğunuza ayrıca aşağıdaki durumlardan sonraellerin yıkanması gerektiğinden bahsedin: 
 Tuvaleti kullandıktan sonra 
 Yemekten önce 
 Dışarıda oynadıktan sonra 
 Kirli bir şeye dokunduktan sonra 
 Öksürdükten, hapşırdıktan veya burnuna dokunduktan sonra 
 Hayvanları okşadıktan sonra 
 Eller kirli görünüyorsa 

Kahvaltıyı geçiştirmeyin 
Kahvaltı, günün en önemli öğünüdür.
Yataklarından çıkmakta zorlanan çocuklarınızın beş dakika daha uyumalarına izin vererek, kahvaltılarını geçiştirmelerine neden olduğunuzu unutmayın. Okul çağı çocuklarının tükettiği besinlerde çeşitliliğin sağlanması gerekir. Unutmayın, çocukların boyları bu dönemde uzar. Bu dönemde, nişastalı karbonhidratlar ile liften zengin besinlerin sık tüketilmesi, yağ ve şekerin sınırlandırılması, vitamin ve minerallerin yeterli düzeylerde alınması gerekir.
Çocuğunuzun üç ana, üç ara olmak üzere günde altı öğün beslenmesine ve yediklerinin evde pişirilmiş olmasına özen göstermeniz yeterli. 7-14 yaş arası, en hızlı boy uzamasının yaşandığı dönemdir. Bu yaş grubundaki çocuklar, diğerlerine oranla çok daha fazla kalsiyuma ihtiyaç duyarlar.
Süt, yoğurt, peynir ve ayran gibi gıdalar bu yaş aralığındaki çocukların günlük diyetlerinde mutlaka yer almalıdır.

Kantin ve yemekhaneler önemli 
Eminim okul seçiminde öncelikli kriterleriniz farklıdır ancak çocuğunuzun başarısı için okullarda sunulan yemek alternatifleri, mutlaka ilk üçte yer almalıdır.
Özel okulların birçoğunda, tabldot usulü yemek servisi yapılıyor. Böyle durumlarda yemeklerin nereden geldiğini ve nasıl bir ortamda hazırlandığını mutlaka irdeleyin. Yemek servisi yapılmayan okullarda durum daha tehlikeli. Çocuğunuz, genelde fastfood mönülerin bulundurulduğu okul kantinlerine mahkumlarsa, üşenmeyecek ve beslenme çantası hazırlayacaksınız demektir! Unutmayın, çocuklar duyduklarından çok gördüklerini yaparlar.

Alerjik hastalıklara göre yiyecek listesi yapın
Aktif enfeksiyon kadar alerjik rahatsızlıklar da eğitim döneminin aksamasına neden olabilecek bir konudur. Alerjik rahatsızlıklar yetişkin bireylerin keyfini kaçırabildiği gibi çocuklarda da huysuzluğa neden olabilir. Bu nedenle çocuğunuzu okul öncesinde doktor kontrolüne götürün ve alerjik durumu ile ilgili bilgi alın. Ayrıca okul evinize uzaksa, olabilecek alerjik reaksiyonlara karşı okulun bulunduğu konuma yakın hastanelere göz gezdirin. Çocuğunuzun gıda alerjisi bulunuyorsa, evden ayrılmadan önce bir yemek listesi hazırlamanız size yardımcı olacaktır. Çocuğun beslenme çantasında, alerjisi bulunmayan aperatif yiyecekler, meyveler ve gıdalar yer almalıdır. Ayrıca olası bir alerjik reaksiyon durumunda ilaçlarının yanında olduğundan emin olun.

Su tüketimine teşvik edin
Çocuğunuza su tüketimi için, susamayı beklememesini aşılayın. Su, hem insan bedeni, hem de ekolojik dengenin devamı için hayati öneme sahip en önemli şeydir desek abartmış olmayız. Eminim birçoğunuz, insan bedeninin dörtte üçünün sudan oluştuğunu söyleyen birilerini duymuşsunuzdur. İnsan bedeni, yaşamsal fonksiyonlarını yerine getirebilmek için gün boyu su kaybına (dehidrasyon) uğrar. Dehidrasyon yok sayılacak olduğunda insan bedeni, tüm fonksiyonlarını yerine getirebilmek için günde 2-6 litre suya ihtiyaç duyar. Ayrıca suyun bağışıklık sistemini hastalıklara karşı koruma gücü bulunuyor.

Devamını Oku...

Alternatif Sağlık

Refleks Terapi ile İlgili Sık Sorulan Sorular

Yayınlanma:

,

1-Refleks Terapi Nedir?

Tamamlayıcı Tıp yöntemlerinden birisi olarak kullanılan refleks terapi genelde yüzden yapılan el ve ayaktan da uygulamaları olan beyinle ilgili sinir noktalarının uyarılması ile beynin yeniden eğitilmesini, adapte olmasını, hücreler arası bağlantıların artmasını sağlayan bir tedavi şeklidir.

2-Refleks Terapinin, Refleksolojiden farkı nedir?

Refleks terapi de beyinle ve organlarla ilgili sinir noktaları direk yüzde olduğu için refleksolojiye göre daha etkili bir yöntemdir. En önemli farklı ise refleksoloji genelde tek düzedir ve refleksolojiye ait ayakaltından uygulanan harita herkese, her hastalığa aynı şekilde uygulanır. Bu da farklı hastalık grupları için aynı şekilde uygulanan refleksoloji tedavisinin ne kadar etkili olabileceği noktasında soru işareti oluşturmaktadır. Ancak refleks terapi tamamen kişiye özgü olarak planlanan içerisinde sinir noktaları, organ haritaları, lenfatik sistem, hormonal sistem, kas iskelet sitemi, beyin loblarının olduğu daha komplike bir tedavi seçeneğidir. Refleks terapinin en büyük gücü ise kişinin ihtiyaçlarına göre tedavi programının belirlenmesidir. Refleksolojinin tekdüze, refleks terapinin ise daha komplike bir sistem olması refleks terapi için başarı ihtimalini arttırmaktadır. Bizler refleks terapi sonrası yüzden yaptığımız uygulamalara ek olarak bazı hasta gruplarında ayakaltından çalışmaktayız ancak yaptığımız bu çalışmada tespit edilen blokasyonlara göre belirlenip kişiye uygulanmaktadır. Bu yüzden tamamlayıcı tıp yöntemleri arasında kullanılan refleks terapi oldukça etkili bir yöntemdir.

3- Blokasyon nedir?

Tedavi sırasında terapistin elinin altında hissettiği kum tanesi veya fındık büyüklüğünde olan bölgelerdir. Bu noktaların en çok veya en büyük olanına göre tedavi şekillenir. Blokasyon oluşan noktalar oluştuğu bölgeye göre o meridyenin sağlıklı bir şekilde çalışmasına engel olurlar.

4-Şuan hangi organa çalışıyorsunuz hissetme imkanım var mı?

Tedavi sırasında en çok sorulan soru olabilir. Örneğin kişiye mide cevabını verdiğimiz zaman kişi ‘mideme çalıştığınız için bu değişimi hissedebilir miyim’ diye sormaktadır. Aslında blokasyon nedir kısmında bu soruyu kısmen de olsa cevaplamıştık. Biz sadece mide bölgesine değil mide ile bağlantılı olan meridyene çalışıyoruz. Bu sistemi içerisinde sıvı akan bir boruya benzetirsek herhangi bir bölgede oluşan problem tüm meridyeni etkileyebilir. O yüzden mide üzerine yapılan çalışmayı genelde kişiler hissetmezler.

5-Refleks Terapi nasıl etki ediyor?

Refleks terapi de yüz, el ve ayakta ki sinir noktalarına yapılan uyarılar ile ilgili organ/kas/hormon merkezi sinir sistemi sayesinde uyarılır ve sonuç olarak kaslarda, organlarda ve hormonlarda dengeleme cevabı açığa çıkar.

6-Refleks Terapiden sonra ne yapmam gerekir?

Tedavi sonrası terapistler olarak bizler kişiyi 5 dakika yatırıyoruz kalktıklarında bir anda baş dönmesi yaşamamaları için. Kişi terapi sonrası bol su içmelidir.

7-Yan etkisi var mı?

Herhangi bir yan etkisi yoktur. Sadece terapi sonrası uzun süre yatmaya bağlı kısa süreli baş dönmesi yaşanabilir. Aynı zamanda metabolizma hızlandığı için kişi daha fazla tuvalete çıkabilir. Bu ufak detaylar dışında genel olarak hiçbir yan etkisi yoktur.

8- Seans süresi ne kadar?

Seans sayıları kişiden kişiye değişmektedir. Mesela migren hastalığında ortalama 10-15 seans sürerken, nörolojik hastalıklarda 6 ay/ birkaç yıla kadar çıkmaktadır bu süre.

9-En çok hangi tip hastalar size başvuruyor?

Genel olarak nörolojik hastalıklar, engelli çocuklar, demans, alzeimer, zayıflama, hamilelik sonrası depresyon, öğrenme güçlüğü hatta kanser hastalarına bile çalışıyoruz. Ancak özellikle yüz felci konusunda birçok kişi kliniğimize başvuruyor. Bunun sebebi de refleks terapi bu alanda çok başarılı ve genel olarak da baktığımızda yüz felci geçirmiş hastaların birçoğu ilaç veya fizik tedaviden fayda göremedikleri için alternatif olarak refleks terapiye yöneliyorlar.

Devamını Oku...

Bilinçli hasta

Bel Ağrısı Nelerden Kaynaklanabilir?

Yayınlanma:

,

Tüm yapıları sağlıklı bir belde ağrı görülmez. Belim ağrıyor diyorsanız mutlaka herhangi bir yapıda; kas, eklem, bağ, omurlar arasındaki yastıkçıkların herhangi birinde patoloji var demektir.

Bel ağrısı yetişkinlerde çok yaygın görülen bir semptomdur. Her insan yaşamı boyunca bir defa da olsa bel ağrısı yaşamıştır. Az da olsa bilinemeyen sebeplerden dolayı oluşabilen bel ağrıları da vardır. Ağrı aniden başlayabilir, gittikçe şiddetlenebilir, tek veya çift taraflı olabilir veya kalçadan aşağıya doğru yayılabilir.

Peki bel ağrıları nelere bağlı oluşmaktadır?

Omurlarda, kalça kemiğinde, karında veya sinir çıkışlarında meydana gelen travmalardan kaynaklı olabilir.

Bel fıtığı veya postürel değişiklerden kaynaklı mekanik bel ağrısı olabilir

Omurilik kökenli bir hastalıktan kaynaklı olabilir; MS

Omurilikte, omurganın içinde veya dışında, karın içi bölgede veya bacağa giden sinirlerde tümörden kaynaklı olabilir.

Diyabet hastalarında bacağa giden sinirlerin etkilenmesine bağlı olabilir.

Osteoporoz gibi kemik dejenerasyonundan kaynaklı olabilir.

Enfeksiyona bağlı tüberküloz, brusella, diskit gibi durumlarda açığa çıkabilir.

Kalça kemiğinde ve omurlarda meydana gelen kırıklar ağrının kaynağı olabilir.

Bel ağrılarının kaynağı genelde disklere binen yüke bağlıdır. Disklerin zamanla deforme olması, hastalığa bağlı etkilenmesi veya travmatik yaralanmaları sonucu diğer yapılarda da problem açığa çıkmasına sebep olur.

Bu ağrıların %30’u kronikleşmektedir ve sürekli meydana gelmektedir. Doğru teşhis ve tedaviyle ortadan kaldırılabilir.

Devamını Oku...

Öne Çıkanlar

www.dryerebakan.com Sadece bilgilendirme ve tıbbi tavsiye amaçlıdır, teşhis veya tedavi için bir alternatifi değildir. Doktorunuz yerine geçmeyi yada Doktorunuzun size uyguladığı tedavi yerine geçmeyi hedeflememektedir. Web sitesi içeriğinden dolaşan tüm kullanıcılar, Kullanım Koşulları ve Gizlilik Kurallarını otomatik olarak kabul etmiş sayılır.

İletişim: info@dryerebakan.com

Copyright © 2017 DrYerebakan.com.