Sosyal Medya

Bilinçli hasta

Tansiyonu Düşürmek İçin Müzik Dinleyin

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,
tansiyonu düşürmek

Her üç yetişkinden biri tansiyon hastası. Tansiyonu düşürmek için tuz tüketiminizi sınırlamanın yanı sıra stresten uzak durun ve müzikle rahatlayın.

Büyük ve küçük tansiyonun ne olduğuna geçmeden önce tansiyonun aslında ne olduğundan bahsetmek gerekir. Hayatta kalmanın en temel kurallarından biri, organların ihtiyacı olan kana ulaşmasıdır. Bedenimizde dolaşan kan, kalp tarafından organlara pompalanır.Aort kapağının açılmasıyla birlikte kan damara girer ve kusursuz sitemin gereği olarak ihtiyaç duyulan yere doğru hiç şaşırmadan yol alır.Kanın kalpten çıkması ve damara girmesiyle birlikte damarlarda bir basınç hissedilir ve bu basıncın rakamsal değeri, tansiyonu ifade eder.Bu basınç normalden yüksek ya da düşük olmamalıdır. Her iki durum da sistemde aksaklıkların yaşanmasına sebep olur.

DAMAR DUVARI ESNEK OLMAZ

Normal kabul edilen tansiyon değerleri, kişiden kişiye değişiklik gösterir. Bu rakamsal değişiklik, yaşa ve sahip olunan hastalıklara göre farklılık gösterebilir.
Ancak tıp dünyasının genele hitap edebilmesi için belirlediği normal kabul edilen değerler vardır.
Dinlenme durumundaki normal bir kişide 120-80 normal değerlerdir. 50 yaşından küçüklerde normal değerin üst sınırı, 130-80’dir.
Kan basıncı yani tansiyon, yaş ilerledikçe artar. Bunun en önemli sebebi, damar duvarının esnekliğini kaybetmeye başlamış olmasıdır.
Yani damar duvarı esnekliğini kaybettiğinde kalpten çıkan (şiddetli) kan, tabiri cazise daha sert bir zemine temas ederek basıncın şiddetinin artmasına sebep olur. Bu da yüksek tansiyon anlamına gelir. Bu durumda kalbin önünde bir basınç yükü meydana gelir. Daha kolay anlaşılması için bu durum bahçe hortumunu sıkmaya benzetilebilir. Hortum sıkıldığında basınç artar (tazyik artar) ancak o noktaya kan (su) göndermek zorlaşır ve kalp yorulur. Hatta kalp kasının kalınlaşmasının en önemli sebeplerinden biri budur. Kalp kasının kalınlaşması ileri evrede hipertansif kardiyomiyopati dediğimiz hipertansiyona bağlı kalp kasında bozulmaya yol açar.

YAŞ İLERLEDİKÇE DEĞER YÜKSELİR

45 yaşına kadar 120-80 normal tansiyon değeri olarak kabul edilirken, yaş ilerledikçe bu değerler bir miktar daha yükselir ve bu normal kabul edilir. Mesela, 60-65 yaşındaki bir kişi için normal kabul edilen değer, 130-85’e kadar çıkabilir. Yaş ilerledikçe damarlar da yaşlanır. Organların ihtiyaç duyduğu kana ulaşabilmesi için basıncın eskiye göre daha şiddetli olması gerekir. Bu da yaşın ilerlemesiyle yükselen kan basıncının nedenidir.
Tansiyon hastası olup olmadığınızı anlamak için en az bir haftalık süre boyunca düzenli ölçüm yapın ve sonuçları kaydedin.

Günde üç kez tansiyonunuzu ölçmek yeterli olacaktır. İlk ölçümünüzü, sabah uyandığınız anda ve henüz yataktan kalkmadan yapın. Bu, geceyi nasıl geçirdiğiniz hakkında da bilgi verecektir. İkinci ölçümünüzü, öğle saatlerinde yapın.Ancak iş temponuzun ortasında ya da efor sarf ettiğiniz dakikaların peşinden değil.Mutlaka dinlendiğiniz anlarda ikinci kaydınızı yapmanız gerekir.Üçüncü ölçüm, akşam eve geldiğiniz belki yemeğinizi yediğiniz ve ardından televizyon karşısına geçtiğiniz anlara denk gelmelidir.

Oluşturduğunuz bu bir haftalık kayıt, takip eden doktorunuz için çok önemli bir veri olacaktır.Sadece bir haftalık özeniniz, size rakamlarınızı öğretecektir.Yüksek tansiyon öldürücü olduğu kadar sessizdir ve bu sebeple sandığınızdan tehlikelidir.Yapılan bir araştırmaya göre, her üç yetişkinden biri yüksek tansiyon hastası!
İlk kez kalp krizi geçirenler üzerinde yapılan bir araştırma, yaklaşık yüzde 70’inde yüksek tansiyon olduğunu gösterdi. Amerika’da yapılan istatistiki araştırmaların sonuçlarına göre, ABD’de 75 milyon kişi tansiyon hastası!

KULAK ÇINLAMASINA YOL AÇAR

Yüksek tansiyonun en bilinen belirtileri; baş dönmesi, baş ağrısı, kulak çınlaması, nefes darlığı, çift veya bulanık görme, burun kanamaları ve düzensiz kalp atışlarıdır.
Yüksek tansiyon; kalp yetmezliği, kalp büyümesi, kalbi besleyen damarlarda daralma (koroner arter darlığı), kalbi besleyen damarlarda tıkanma, beyin kanaması, felç, beyin damarlarında daralma ve tıkanma, böbrek yetmezliği, böbrek fonksiyonlarında bozulma, görme azalması ve körlük, büyük atardamarlarda genişleme, bu genişlemelerin yırtılması ve bu damarlarda tıkanma gibi durumlara sebebiyet verebilir.
Felç, boyun ve bacak damarlarında tıkanmalar da yüksek tansiyonla gelebilecek hastalıklar arasında yer alır.

Tansiyonu düşürmenin doğal yolları

1- Yürüyüş ve egzersiz yapın.
2- Derin nefes alın. Sabah ve akşam beşer dakika doğru ve derin nefes alın.
3- Potasyumdan zengin beslenin.
(Patates, potasyumdan zengindir) 4- Tuz tüketimine dikkat; daha az tuz tüketin!
5- Yüzde 70 kakao içeren bitter çikolata yiyin. Yapılan araştırmalar, bu özellikteki bitter çikolatanın tansiyonu düşürdüğünü gösterdi.
6- Çok fazla kafein tansiyonu yükseltebilir; kafeinsiz kahve tüketin.
7- Çalışma saatlerinizi kontrol edin.
Kaliforniya Üniversitesi’nde yapılan bir araştırma, haftada 41 saatten fazla çalışmanın, yüksek tansiyon riskini yüzde 15 oranında artırdığını gösterdi.
8- Müzik dinleyin.
9- Horlamaya ve uyku apnesine dikkat!
Alabama Üniversitesi’nde yapılan bir araştırma; uyku apnesinin, yüksek tansiyona sebep olan aldosteron adlı hormonun salgılanmasını artırdığını gösterdi.

Büyük ve küçük tansiyon neyi ifade eder?

Büyük ve küçük tansiyon terimlerini hepiniz duymuşsunuzdur. Peki bu ikisinin farkı nedir ya da rakamsal değerleri ne ifade eder diye sorsam kaçınız doğru yanıt verebilir?

BÜYÜK TANSİYON NEDİR?

Tansiyon en geniş tanımıyla, kanın damarlara uyguladığı basıncın rakamsal değeridir. Büyük tansiyon (sistolik basınç), kalbin kanı pompaladığı ilk anda yani damarlarda hissedilen kan basıncının en şiddetli olduğu esnadaki basınç değerini ifade eder.

KÜÇÜK TANSİYON NEDİR?

Aort kapağının açılmasıyla kanı kalpten pompalanabilmesi için kalbin kasılması gerekir. Aort kapağının açılmasıyla birlikte damarlarda oluşan ilk basınç büyük tansiyonu ifade ederken pompalamanın ardından gevşeme meydana gelir. Bu gevşeme esnasında meydana gelen basıncın rakamsal değeri, küçük tansiyonu (diastolik basınç) ifade eder.
Bu, kalbin gevşeme ya da dinlenme anında ölçülen basınçtır. Küçük tansiyon normal kabul edilen değerlerin üzerine çıktığında, kalbin beslenmesi de azalır.
Küçük tansiyonun sürekli yüksek seyretmesi, tansiyon hastalığının başlangıcına işaret olabilir.
Tansiyon hastalıkları genelde ilaçla tedavi edilir. Obezite yani şişmanlık, tansiyon hastalığının en önemli sebeplerinden biridir. İlaç tedavisi uzun yıllar hatta ömür boyu sürebileceği gibi sebebin ortadan kalkmasıyla birlikte bırakılabilir.
Kilo vermek ilaç bıraktıran en önemli sebeplerden biridir. Daha önce de söylediğim gibi ‘rakamlarınızı bilin’.
Erken teşhis ve tedavi tüm hastalıklarda olduğu gibi tansiyon hastalıklarında da hayati öneme sahiptir.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku
Yorum Yaz

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bilinçli hasta

Geçmeyen Omuz Ağrıları

Basın Bülteni

Yayınlanma:

,

Geçmeyen Omuz Ağrıları

Özellikle masa başı çalışanlarda sıkça görülen ve bazı durumlarda hayatı çekilemez hale getiren geçmeyen omuz ağrıları bizlere büyük sorunlar yaşatabiliyor. Omuz ağrıları sonucu hareket kabiliyeti azalarak giyinme, kişisel bakım gibi günlük işlerimi dahi yapamaz hale gelebiliyoruz. Ayrıca ortaya çıkan ağrı nedeniyle hayat kalitemiz maalesef düşebiliyor.

Acıbadem Altunizade Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Arel Gereli özellikle masa başı çalışanlarının omuzda kas yaralanmaları açısından risk altında olduklarına işaret ederek, “Bu durum uzun saatler boyunca omzu öne doğru açılandırarak çalışmaktan kaynaklanıyor. Bu nedenle masa başı çalışanları omuzlarını mutlaka geriye almalı ve dik duracak şekilde oturmalılar. Saat başı 5-10 dakika çalışmayı bırakmalı ve hareket etmeliler.” diyor.

Gece İstirahat Halindeyken Ağrıyorsa…

Omuz kasları kolun ve elin istenilen noktaya hareket etmelerini sağlayan ana kaslarımızı oluşturuyor. Bu kaslar aynı zamanda omuz eklemini yerinde tutmakla görevliler. Böylesine önemli bir fonksiyonu olan omuz kaslarımız günlük kullanımda maruz kalınan zorlamalarla zaman içinde yıpranarak kemiğe yapışma yerinden kopabiliyor. Bunun sonucunda da omuzda kas yaralanmaları sorunu gelişiyor. Omuz bölgesi kas yırtıklarının en tipik belirtisi ise omuzda gelişen ağrı. Ağrı omuz çevresine ve kola doğru yayılabiliyor. Başlangıçta kullanım ağrısıyla kendini gösteriyor, ancak tablo ilerledikçe ağrı gece istirahat halindeyken de başlıyor. Doç. Dr. Arel Gereli değişik derecelerde hareket kaybının da tabloya mutlaka eşlik ettiğini belirtiyor.

Hareket Kaybı Geri Kazanılıyor

Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Arel Gereli omuzdaki kas yaralanmalarında tedavi şeklinin yırtığın büyüklüğüne bağlı olarak değiştiğine işaret ediyor. Küçük ve kısmi yırtıklarda omuz içi enjeksiyonlarla ağrıyı, ardından yapılan fizik tedaviyle de yırtığı kontrol altına almak mümkün olabiliyor. “Tabii ki hastanın da hareketlerine dikkat etmesi gerekiyor” diyen  Doç. Dr. Arel Gereli sözlerine şöyle devam ediyor: “Eğer yırtık büyük ya da tam kat ise yırtılan bölgenin cerrahi yöntemlerle onarılması gerekiyor. Onarım sonrasında yırtık kapatıldığı için hastanın ağrısı geçiyor. İyileşme ilerledikçe fizik tedaviyle hareket kaybı geri kazanılabiliyor. Ancak onarım işleminin belki de en büyük getirisi, sorunun kötüleşmesini önlemek. Çünkü omuz bölgesi kas yırtıkları başladıktan sonra genelde ilerleyerek tamir edilemeyecek safhaya ulaşabiliyor.”

Kapalı Yöntemle Onarılabiliyor

Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Arel Gereli omuz bölgesindeki kas yırtıklarının büyük çoğunluğunun kapalı yöntemle onarılabildiğini belirtiyor. Bu yöntemin hastanın ameliyat sonrasında günlük hayatına daha erken dönmesini sağladığını söyleyen Doç. Dr. Arel Gereli şu bilgileri veriyor: “Ameliyattan sonra bir ya da iki gece hastanede kalmak ağrı kontrolünde yarar sağlıyor. Hasta ameliyattan bir hafta sonra masa başı işlere başlayabiliyor, ameliyat edilen kolunu günlük aktivitelerde yardımcı olarak kullanılabiliyor. Yırtığın büyüklüğüne bağlı olarak 6-8 haftada tam kullanım mümkün oluyor.”

Omuzlarınızı Mutlaka Geriye Atın

  • Ağır cisimleri tek elle yükseğe kaldırmak omuz kaslarında çok yük oluşturuyor. Nesneleri mümkün olduğunca çift el ile ve gövdenize yaklaştırarak kaldırmaya özen gösterin.
  • Spor amaçlı ağırlık çalışmasını hazırlıksız ve plansız bir şekilde yapmayın.
  • Uzun mesafe yüzüyorsanız omuzları yormamak için kısa molalar verin.
  • Sigara içiyorsanız bu zararlı alışkanlığınızdan vazgeçin. Sigara içenlerde iyileşme kabiliyeti bozulduğu için kas yırtıkları ilerler.

Duruş bozuklukları kas uyumunu bozarak yırtığa sebep olabiliyor. Bu nedenle masa başında uzun saatler çalışıyorsanız, kürek kemiklerini öne açılandırarak durmaktan kaçının. Omuzlarınızı mutlaka geriye alın ve dik duracak şekilde oturun. Bunu sağlamak için bilgisayar ekranını olabildiğince yükseltmeniz gerekiyor. Ayrıca oturduğunuz yerden ağır çanta, dosya kaldırmaya çalışmayın.

Hayatı çekilemez hale getiren bir diğer ağrı olan boyun ağrıları ile ilgili yazıyı buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku...

Bilinçli hasta

Yaz Aylarında Artış Gösteren Varisler

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,

Yaz Aylarında Artış Gösteren Varisler

Varis, cildin yüzeyinde daha çok bacaklarda görülen mavi – yeşil şişen, genişlemiş damarlardır. Vücudun herhangi bir bölgesindeki damarda varis olabilir, ancak en çok etkilenen damarlar bacaklarınızdaki ve ayaklarınızdakilerdir. Varisli damarlar, genellikle ağrılı değilken de rahatsızlık verebilir. Varisin kesin nedeni bilinmemekle birlikte, kısaca toplardamarlardaki kapak yetmezliği sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır diyebiliriz. Bacaklarda çıplak gözle görülebilen bu kabarık mavi-yeşil damarlar, kişide varis hastalığı olduğunun en belirgin göstergesidir. En önemli oluşum nedeni olan ayakta ve dik durmak, alt bedeninizin damarlarındaki basıncı arttırır. Bu durumda varis oluşumuna neden olur.

Yaz aylarında artış gösteren varisler, genellikle bir estetik problem olarak görülürken tedavi edilmediği takdirde önemli bir sağlık sorununa dönüşebilir. Özellikle varisli damarlar ağrıya neden olabilir. Bazen varisli damarlar daha ciddi problemlere yol açar.

Neyse ki, varisi nasıl önleyeceğinizi, onlarla nasıl yaşayabileceğini ve hatta onlardan kurtulmayı öğrenebilirsiniz. İşte varis hakkında bilmeniz gerekenler.

  1. Genetik en büyük risk faktörüdür.

Varisli damarlara sahip olma riskinizi arttıran birçok faktör varken, genetik faktör bu nedenlerin başında gelir. Kısacası aile öyküsünde varisli damarlara sahip bireyler varsa, sizde de varis çıkma riski artar. Varisli damarların % 70 ile 80’inden fazlasıyla genetik bir problemdir. Diğer risk faktörleri obezite, yaşlanma ve hamileliktir.

  1. Eğer bir tane varisiniz varsa, sayısı artabilir.

Kötü haber verdiğim için üzgünüm. Ancak vücudunuzun bir yerinde varisli bir damarınızın bulunması,  başka bir yerde venöz hastalığın geliştirme riskini arttırıyor.

  1. Obez kişilerde varis oluşma riski daha yüksektir.

Yapılan araştırmalara göre, aşırı kilolu ya da obez kişilerde varis oluşması riskinin daha yüksek olduğunu gösteriliyor. Bu riskin nedeni henüz tam olarak bilinmese de, nedenlerden birinin kan dolaşımını etkileyen venöz yetersizlik olduğu bilinir. Varisler, genellikle bacaktaki damarların zayıflayıp genişlediğinde ve damarların içindeki küçük kapakçıklar fonksiyonlarını kaybettiğinde meydana gelir. Sonuç olarak kan, damarlar boyunca etkili bir biçimde pompalanamaz ve birikmeye başlayarak cilt yüzeyinin hemen altında görünen şişkin damarlara yol açar.

Bahsettiğim fazla kilo veya obezite ise bacak ve ayaklarda aşırı şişmeye neden olarak kan dolaşımını olumsuz etkileyebilir ve bu durum kan dolaşımını yavaşlatabilir. Ayrıca kan dolaşımı, çoğunlukla beraberinde aşırı kilo ve obeziteyi getiren hareketsiz yaşam tarzından da olumsuz olarak etkilenebilir. Yani çift taraflı birbirini tetikleyen bir durum olarak değerlendirebiliriz.

  1. Hamile kadınlarda daha sık varis görülür.

Varis, hayati bir tehlike yaratan bir hastalık olmasa dahi, özellikle dış görüşünüzü negatif etkileyerek yaşam kalitenizi olumsuz etkileyen bir durumdur. Kadınlarda daha sık görülen varisin araştırmalara göre, genellikle hamile kadınlarda, hamile kalmayanlara oranla daha sık görüldüğü gözlemlenmiştir. Bazı kadınların hamilelik öncesi dönemde varisi bulunmasa da, hamilelik ve sonrasında varis şikâyetlerinde artış olduğu da bir diğer araştırma sonucudur. Varisler sıklıkla kalıtsaldır.

Hamilelikte varis;

  • Hormonların, damar düz kasları üzerinde genişletici etkileri sonucu,
  • Özellikle gebeliğin son aylarında, anne rahminin bacaktan gelen toplardamarlar üzerine baskısının ve basıncının artması sonucu toplardamarlar üzerindeki negatif etkisi,
  • Gebelikte kadınlarda artan kan miktarının, bacaklarda toplanması sonucunda varis oluşur.
  1. Kilo vererek, varisi engellemek mümkün.

Fazla kilolar, birçok hastalık gibi varis ve örümcek varisin de tetikleyicileri arasında yer alır. Ayaklarınıza taşıttığınız fazla kiloların her biri basıncın artmasına ve kan dolaşımının zorlanmasına sebep olur. Zayıflayarak bu basıncı azaltmalısınız.

  1. Hareketsizlik olumsuz etkiler.

Uzun süre oturmak, kan dolaşımını olumsuz etkiler. Eğer sürekli oturmanızı gerektiren bir iş yapıyorsanız her yarım saatte bir kalkın ve ufak yürüyüşler yaparak kan dolaşımınıza destek olun.

  1. Varisli damarlar sadece bacaklarınızda görülmez.

Vücut ağırlığı ve yer çekiminin doğal basıncı nedeniyle varisli damarların en sık bacaklarda görülmesine rağmen, vücudun diğer kısımlarında farklı şekillerde varis damarları görülebilir. Yüz ve boyunda kılcal damarların genişlemesi daha yaygındır. Örümcek damarları ise vücudun çeşitli kısımlarında bulunabilir. Hemoroidler, anüs çevresindeki genişlemiş damarlar da bir çeşit varisli damardır.

  1. Yaşam tarzı değişiklikleri riskinizi azaltabilir.

Kontrol edemediğimiz birçok risk faktörü vardır, ancak sağlıklı bir yaşam tarzını benimseyip, kilonuzu kontrol edip, uzun süre ayakta durmadan veya oturmaktan kaçınarak varis oluşma riskinizi azaltabilirsiniz. Ayrıca belinizde veya üst baldırlarınızda sıkıntı hissi uyandıran uzun süre yüksek topuklu ayakkabı giymekten de kaçınmalısınız.

  1. Varisli damarlar, zayıf kapaklardan kaynaklanır.

Öncelikle, damarlar ve kılcal damarlar, kalbinizden oksijeni geri döndüren kanı vücudunuzun geri kalanına verirken, damarlar kanı kalbe geri döndürür. Bacaklarınızdaki damarlar, yerçekimine karşı kanı pompaladıkları için bunu yapmak adına daha fazla çalışmak zorundadır. Damarlardaki valfler (kapakçıklar) sadece tek yönlü olacak şekildedir, ancak eğer valfler zayıfsa veya hasar görmüşse, kan akışının geri akışını ve damarlarınızda birikmesini sağlayarak, varisli damarlarda gördüğünüz görüntüyü oluştururlar.

  1. Varisli damarlar kozmetik bir sorun, sağlık sorunu veya her ikisi de olabilir.

Bazıları sadece varisli damarların görünümü tarafından rahatsız olsa da, bazı kişiler rahatsızlık hissedebilir. Varisin başlıca semptomları; ağrı, yorgunluk, şişlik ve genellikle kaşıntı, yanma, uyuşma, kramp ve huzursuz bacaklardır. Tüm varisli damarlar tedavi gerektirmez, ancak damarlarınız şişmiş ve yumuşamış, cildinizde yaralar oluşturmuş ve günlük aktivitelerinize müdahale ediyorsa mutlaka bir doktora görünmelisiniz. Tedavi edilmez ve zamanla göz ardı edilirse, bacaklarda belirgin cilt değişikliklerine ve ülser veya yaralara ve hatta kan pıhtılarına yol açabilir.

Birçok Tedavi Seçeneğiniz Bulunuyor!

Varisinizin derecesi, varis tedavi şeklini belirlemede en önemli etkendir. Bunu anlamanın en basit yolu ise dopler çektirmektir. İki tip varis için de hem cerrahi, hem de cerrahi olmayan tedavi yöntemleri mevcuttur. Cerrahi müdahale gerektirmeyen aşamada iseniz; basit egzersizler, bacakları yüksekte tutmak ve varis çorapları ilk tavsiye edilenler arasında yer alır. Cerrahi müdahaleler arasında; damar çekme, ultrason eşliğinde köpük tedavisi ve günümüzde en sık kullanılan damar içi radyo frekans ve lazer ile damar kapama yöntemleri sayılabilir.

Genel veya lokal anestezi altında yapılan varisli damarların cerrahi olarak çıkarılması işlemi ile tedavinin yanı sıra yeni cerrahi olmayan tedaviler de günümüzde popüler hale geldi. Teknikler arasında bazı farklılıklar var, ancak genel olarak sorunlara neden olan anormal, hastalıklı damarları kalıcı olarak kapatmak için hepsi etkilidir. En yaygın teknikler, zamanla vücudunuza eriyen damarın kapatılması ve yok edilmesi için radyo frekans enerjisinin veya lazer enerjisinin kullanıldığı ısı bazlı tedavilerdir.

Varisle ilgili bir diğer konuya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku...

Bilinçli hasta

Varis Hakkında Bilmeniz Gerekenler

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,

varis hakkında bilmeniz gerekenler

Varis, estetik görünümün yanı sıra ayaklarda yanma, derinden hissedilen bacak ağrıları, zonklama, karıncalanma ve kramplara sebep olan genellikle kadınlarda daha sık görülen bir hastalıktır. Türkiye’de 20 ile 70 yaş arasındaki insanların en az yüzde 50’sinde görülen varis hakkında bilmeniz gerekenler bugünkü yazımda…

Varisli damarlar zayıf valflerden kaynaklanır.

Arterler ve kılcal damarlar kalbe oksijen bakımından zengin bir kan verirken damarlar kanınızı kalbinize geri döndürür. Yerçekimine karşı pompalandığı için bacaklarındaki damarlar daha fazla çalışmak zorundalar. Valfler yalnızca tek yönlü olarak tasarlanmıştır, ancak valfler zayıfsa veya hasar görürse, kan akımı geriye doğru akar ve kanı damarlarınıza toplarlar, böylece varis damarlarında gördüğünüz şişlik oluşur.

Kalıtım en büyük risk faktörüdür.

Varis hakkında bilmeniz gerekenler: varisli damara sahip olma ihtimalinizi artırabilecek birçok faktör olsa da en önemli neden genetiktir. Diğer risk faktörleri arasında obezite, yaşlanma ve gebelik bulunur. Çünkü hamile ilken vücut bebeği desteklemek için % 50’ye kadar daha fazla kan üretmektedir.

Varisli damarlar sadece bacaklarında ortaya çıkmaz.

Varisli damarlar, vücut ağırlığının ve yerçekiminin doğal basıncı nedeniyle en sık bacaklarda görülürken, vücudun diğer bölümlerinde farklı biçimleri görülebilir. Yüz ve boyunda telenjiektaziler ve venöz göller yaygındır; örümcek damarları ise çeşitli vücut bölümlerinde ortaya çıkabilir. Hemoroid-anüs çevresindeki genişleyen damarlar bile variköz damar türüdür.

Yaşam tarzı değişiklikleri varis riskini azaltabilir.

Kontrolünüz dışında gelişebilecek pek çok risk faktörü vardır, ancak sağlıklı bir kilo vermek, veya uzun süre ayakta durmamak varisli damarlara sahip olma şansınızı azaltabilir. Uzmanlar, beli veya üst bacağı sıkı saran kıyafetlerden ve uzun süre yüksek topuklu ayakkabılardan uzak durmamızı öneriyor. Her ikisi de kan dolaşımını etkileyebiliyor.

Varisli damarlar hem görünüş olarak hem de sağlık açısından rahatsız edici olabilir.

Bazıları sadece varisli damarlarının görünümünden rahatsız olsa da, bazen damarlar insanı rahatsız hissettirebilir.  Başlıca belirtiler ağrı, yorgunluk hissi, şişme, kaşıntı, yanma, uyuşma, kramp ve huzursuz bacaklardır. Her varisli damar tedavi gerektirmez, ancak damarlarınız şişmiş ve derinizde yaralar oluşmuşsa, günlük faaliyetlerinizi etkiliyorsa veya kanama başladıysa kesinlikle bir doktora görünmelisiniz.

Bir çok tedavi seçeneğiniz var.

Genel veya lokal anestezi altında yapılan varisli damarların cerrahi olarak çıkarılması işlemi artık son teknoloji aletlerle başarılı bir şekilde gerçekleşiyor. En yaygın teknikler, ısıya dayalı tedavilerdir; burada, radyo frekans enerjisi veya lazer enerjisi ile damarı kapatmak ve zamanla vücuda karışan damarı yok etmek için kullanılır.

Varisle ilgili farklı bir yazıma buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku...

Öne Çıkanlar

www.dryerebakan.com Sadece bilgilendirme ve sağlık bilgilerinin eğlenceli olarak aktarılmasını amaçlamaktadır, teşhis veya tedavi için bir alternatifi değildir. Doktorunuz yerine geçmeyi yada Doktorunuzun size uyguladığı tedavi yerine geçmeyi hedeflememektedir. Web sitesi içeriğinden dolaşan tüm kullanıcılar, Kullanım Koşulları ve Gizlilik Kurallarını otomatik olarak kabul etmiş sayılır.

İletişim: info@dryerebakan.com

Copyright © 2017 DrYerebakan.com.