Bizimle iletişime geçin

Kalp Sağlığı

Soğuk Havalar Kalbinizi Yormasın

Halit Yerebakan

Düzenleyen

on

Soğuk Havalar Kalbinizi Yormasın

Soğuk havaların kendini göstermeye başladığı bugünlerde kalp sağlığına özellikle dikkat etmek gerekir. Soğuk havalar sadece kalp sağlığı üzerinde değil genel vücut sağlığı üzerinde de olumsuz etkiler oluşturur. Kış aylarında kalp krizi gibi ciddi sağlık sorunları daha sık görülür. Dikkat edin, soğuk havalar kalbinizi yormasın.

Strese Dikkat!

Aylara baktığımızda, kalp krizi için en riskli ayların kış ayları olduğu saptandı. Araştırmacılar, kalp krizi geçirme zamanlarının, algılanan yüksek ve düşük stres düzeyleri ile örtüştüğünü, örneğin pazartesi sabahı çalışmaya başlama saatleri ile çakıştığını söylüyor. Ve daha önceki yazılarımda da sizlerle paylaştığım gibi stresin, kalp krizine karşı savunmasız kalmanıza neden olabilecek biyolojik sisteminizdeki değişiklikleri tetiklemesi de mümkün. Yani, kalbinize yardımcı olmak için stresinizi azaltmaya çalışın. Egzersiz yapmak, derin nefes almak veya komik bir film izlemek gibi stres azaltma teknikleri amigdalanın aktivitesini azaltabilir ve kalbinizi korumanıza yardımcı olabilir.

Soğuk Hava Damarları Olumsuz Etkiliyor

Kalp krizlerinin soğuk havalarda daha sık olmasının nedeni; damarlardaki büzülmenin daha fazla yükselmesidir. Soğuk havalarda, yüzümüzdeki damarlar nasıl büzülüyorsa, kalbimizdeki damarlar da büzülür. Özellikle; kalp damarlarında problemi olan kişiler soğuk havalarda kendilerine daha fazla dikkat etmelidir.

Sıkı Giyinin

Soğuk havalarda dışarıya çıkarken sıkı giyinin. Bu, vücut ısınızı sabit tutmanıza yardımcı olur. Vücudunuz bir anda soğursa, kan damarlarınız sıkışır ve tansiyonunuz yükselir. Soğuğa pek de alışık değilseniz, bu önerime kulak verin.

Kalbinizi Soğuklardan Koruyun

Kalp hastalığınız koruman için sağlıklı beslenin, aşırı tuz kullanmayın, öğün atlanmayın. Sigarayı bırakın, egzersiz yapın. Çok soğuk havalarda dışarı çıkmanız zorunlu ise ağzını atkınızla kapatın, kendinizi soğuğa karşı koruyun.

Konuyla ilgili farklı bir yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et
Yorum bırakmak için tıklayın

Yanıt bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kalp Sağlığı

Meme Kanseriyle ilgili Doğru Bilinen Yanlışlar

Basın Bülteni

Düzenleyen

on

Meme Kanseriyle ilgili Doğru Bilinen Yanlışlar

Prof. Dr. Özcan Gökçe, başta tarama yöntemleri olmak üzere meme kanseriyle ilgili doğru bilinen yanlışlar hakkında bilgi verdi…

İstatistikler, her 8 kadından birinin meme kanseriyle karşı karşıya kaldığını gösteriyor. Hastalık bu denli yaygın olmakla birlikte iyi haber, erken evrelerde yakalanan meme kanserinde yüzde 90’ın üzerinde tam kür sağlanabiliyor. Semptomlar ortaya çıktıktan sonra tanı konulan meme kanseri genellikle daha ileri evrelerde oluyor ve vücudun diğer bölgelerine yayılma ihtimali artıyor. Başarılı tedavinin anahtarı ise erken tanı ve taramadan geçiyor. Ancak ne yazık ki,  mamografi, ultrason gibi görüntüleme imkanları bu denli gelişmiş olmasına rağmen, bilgi eksikliği hala erken tanının önündeki en büyük engel…

Yeditepe Üniversitesi Kozyatağı Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Özcan Gökçe, genel kabul görmemiş bilgiler nedeniyle ülkemizde meme kanseri tarama yöntemlerinden yeterince yararlanılamadığını söylüyor. Tarama mamografisi yapılan kadınlarda meme kanserine bağlı ölümlerin mamografik tarama yapılmayan kadınlara göre yüzde 40 oranında azaldığını biliyoruz. Tarama mamografisinin kullanılmaması, kadınlarda ölüm ya da yaşam süresinin azalması gibi temel sonuçlara yol açmasının yanında meme kaybını önleyebilen cerrahi seçenekleri de azaltabiliyor.

Prof. Dr. Özcan Gökçe, başta tarama yöntemleri olmak üzere meme kanserindeki yanlış bilgileri doğrularıyla güncelliyor…

Yanlış:

“Elle muayenede mememde yumru hissettim, ama mamografi sonuçlarım negatif. Endişelenmeme gerek yok…”

Doğrusu: Meme kanserinin erken tanısında, meme muayenesi mamografi ve ultrason gibi tüm tanı yöntemlerinin her birinin ayrı bir önemi bulunuyor. Bununla birlikte, meme kanserinin belli bir yüzdesi mamografi ile tespit edilemeyebiliyor. Bu nedenle memede fark edilecek küçük bir değişimin bile dikkate alınıp “meme cerrahı tarafından” ayrıntılı olarak değerlendirilmesi ve gerekli olması durumunda diğer meme görüntüleme yöntemleri ile de hastanın kontrol edilmesi önem taşıyor.

Yanlış:

Meme kanseriyle ilgili belirti yoksa mamografi yaptırmaya gerek yoktur.

Doğrusu: Birçok kanser türünde olduğu gibi meme kanseri de erken evrede genellikle hiç belirti vermiyor. Kanser kişi tarafından fark edilebilir sinyallerini vermeye başladığında ise ilerlemiş olabiliyor. Bu nedenle kadınların düzenli meme muayenesi olması ve periyodik mamografik inceleme yaptırması hayati önem taşıyor.

Yanlış:

Mamografi kansere neden olur.

Doğrusu: Meme kanserinin erken tanısında yararlanılan mamografi 1960’lı yıllardan bu yana kullanıyor. Prof. Dr. Özcan Gökçe, bu süre zarfında yüzbinlerce kadının mamografi çektirdiğini ve bu veriler ışığında mamografinin kansere yol açtığına dair doğrudan bir kanıt bulunmadığını söylüyor. “Aslında burada tartışılan mamografinin radyasyona bağlı olası kanser yapma riskidir. İstatistiki yöntemlerle hesaplanan bu olasılık riski bir kadının doğal olarak meme kanserine yakalanma olasılığından 100 kat daha düşüktür” diyor.

Yanlış:

Mamografi ağrılı bir yöntemdir.

Doğrusu: Mamografi incelemesi sırasında daha az radyasyon vererek daha kaliteli görüntüleme elde etmek amacı ile meme iki plaka arasında bir miktar sıkıştırılarak çekim yapılıyor. Ağrı eşiği bireysel farklılık gösterdiği için doğrudan değerlendirilmesi mümkün olmuyor. Bu nedenle bazı kadınlar, çekim sırasında rahatsızlık ifade edebiliyor. Yeni jenerasyon dijital mamografiler ve tomosentezli cihazlarda sıkıştırma basıncının daha az olduğu belirtiliyor. Üstelik İlk kez mamografi çektiren kadınların çoğu, işlem sırasında ağrı hissetmediğini ve çevreden duyduklarının çok abartılı olduğunu ifade ediyor. Mamografik çekim sırasında ağrıyı etkileyen başlıca sebeplerinden birisinin de, çekimi yapan teknisyenin tecrübesi olduğu belirtiliyor.

Yanlış:

Memesi küçük kadınların, meme kanserine yakalanma olasılığı daha azdır.

Doğrusu: Kanser gelişiminde meme boyutunun herhangi bir etkisi bulunmuyor. Kanser gelişiminde meme içinde bulunan süt bezlerinin ve kanallarının miktarı boyuttan daha etkili bir faktör olarak gösteriliyor. Özetle memenin boyutundan çok içerdiği süt kanalı ve bezi miktarı önem taşıyor. Mamografi ile süt bezi miktarı fazla olan kadınlar da belirlenebiliyor. Ayrıca mamografi cihazının normal meme dokularını birbirinden ayırma ve miktarını belirleme yeteneği sayesinde, her kadının meme yapısının özelliğine göre hangi görüntüleme yönteminin etkili olabileceği öngörülebiliyor.

Yanlış:

Meme kanseri, ailesinde olanlarda daha sık görülür.

Doğrusu: Ailede ve özellikle birinci derecede yakınlarında meme kanseri olanların genel popülasyona göre riski yükseliyor. Ancak risk kesinlikle kanser gelişeceği anlamına gelmiyor. Zira meme kanseri tanısı alan kadınların yaklaşık yüzde 80’inde aile öyküsü bulunmuyor.

Yanlış:

Memede yumru ya da şişlik varsa kanser gelişir.

Doğrusu: Hastanın kendi eli ile fark ettiği ya da klinik muayene sonrasında tespit edilecek yumrularda iyi huylu-kötü huylu ayrımının yapılması önem kazanıyor. Bu yumruların yaklaşık yüzde 80’i iyi huylu değişiklikler oluyor ve kist ya da farklı meme hastalıklarından kaynaklanıyor. Bu yumruların kanserli olup olmadığını belirlemek için hekim tarafından mamografi, ultrason ya da biyopsi gibi tanı yöntemlerinin kullanılması gerekli olabiliyor.

Yanlış:

“Meme kanserine yakalanmak için çok gencim”

Doğrusu: Yaş, meme kanseri için önemli bir risk faktörünü oluşturuyor ve özellikle menopoz sonrasında artış görülüyor. Buna karşın daha seyrek olsa da gençlerde de meme kanserine rastlanabiliyor. “İstatistiklere göre, meme kanseri olan kadınların yaklaşık yüzde 25’inin 50 yaşından küçük olduğunu söyleyen Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Özcan Gökçe, şu bilgileri veriyor:

“Yüksek risk grubundaki kadınlar hariç, genç yaştaki kadınlarda (40 yaş altı) her yıl mamografiyle görüntüleme ile tarama yapılmasına gerek yoktur. Yılık muayene ve ultrasonografi  tetkiki genellikle yeterli olur. Meme cerrahı tarafından yapılan klinik muayene sonrasında gerekli görülür ise, diğer görüntüleme yöntemleri ile de değerlendirme yapılabilir.”

Yanlış:

Meme kanseri mutlaka memedeki kitlelerle belirti verir.

Doğrusu: Birçok iyi huylu meme hastalığında olduğu gibi memede kitle kanserin de belirtisi olabiliyor. Ancak meme kanseri her zaman memede ele gelen kitle olarak belirti vermiyor. Meme başında çekilme, meme başından akıntı, deride kızarıklık, kalınlaşma gibi diğer belirtilere karşı da uyanık olmak gerekiyor. Bu belirtiler ortaya çıkmadan çok önce memede kanserli hücrelerin çoğalmaya başlayıp memede zaman içinde yaygınlaştığının ve meme dışına da yayıldığının unutulmaması önem taşıyor. Görüntüleme yöntemleri sayesinde bu belirtiler ortaya çıkmadan çok önce kanser tespit edilebiliyor.

Meme kanseriyle ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

 

Okumaya Devam Et

Kalp Sağlığı

Kalp Çarpıntısına Dikkat

Halit Yerebakan

Düzenleyen

on

Kalp Çarpıntısına Dikkat

Eminim her ne sebeple olursa olsun kalbinizin hızlı atması, acaba kalbimde bir rahatsızlık mı var sorusunu aklınıza getirir. Özellikle gün içinde fazla kafeinli içecek tükettiyseniz kalbiniz hızla çarpacaktır. Fakat kalp çarpıntısının yalnızca kafeinli içeceklere bağlı olmadığını, aniden gelişen hareketlere de bağlı olduğunu biliyor muydunuz? Bu sebeple kalp çarpıntısına dikkat!

Kalp rahatsızlıkları dünyada bilinen başlıca ölüm sebeplerinden biridir. Zaman zaman hepimizin kalbi kısa bir süreliğine hızlı atabilir. Aniden kalktığımızda hepimizin başı dönebilir. Bu belirtiler sık sık görülmeye başlanıyorsa, bu durum artık normal olmaktan çıkar. Postural ortostotik taşikardi sendromu veya postural taşikardi sendromu olarak bilinen hastalık, kalbin hızlanması durumudur. Pozisyon değişikliği POTS hastalığı ile, normal şartlarda oturma veya yatar pozisyondan aniden ayağa kalktığınızda kan basıncınız düşer ve kalp atış hızınız artar. En çok görülen belirtiler; yorgunluk, göz kararması, çarpıntı, göğüs ağrısı, nefes darlığı, bayılmadır. Bazı durumlarda ise kalp durması ve ani ölümler meydana gelebilir.

Bu Belirtilere Dikkat!

Belirtiler kişiden kişiye göre değişiklik gösterebilir. Oturma veya yatar pozisyondan ayağa kalktığınızda birkaç dakika sonra ortaya çıkan ve hafiften şiddetliye doğru uzanabilen POST belirtilerini çok geniş bir yelpazeye sahip olsa da bir kısmını şu şekilde sıralayabiliriz.

En sık görülen belirtisi kalp çarpıntısıdır. Bu belirtiyi; düşük kan basıncı, yüksek kan basıncı, nefes darlığı, uyku problemi, halsizlik, baş dönmesi, bayılmaz, titreme, terleme gibi belirtiler takip eder. Ayrıca odaklanma problemi ve otururken ya da ayakta dururken bacaklarda görülen kızarıklıkta sık görülen belirtileri arasındadır.

Taşikardi tanısı zordur. Çünkü genelde insanlar bu belirtileri panik atak veya anksiyete rahatsızlığıyla ilişkilendirir. Eğer siz de bu belirtilerden birini görüyorsanız uygun tanı ve tedavi için vakit kaybetmeden doktorunuzla görüşmelisiniz. İlaç tedavisi ve yaşam tarzınızda yapacağınız değişikliklerle bu hastalık tedavi edilebilmektedir.

POTS, herhangi bir rahatsızlığa (diyabet, yüksek tansiyon, sigara, alkol veya kafein tüketimi gibi) bağlı olan bir sendrom olabildiği gibi doğrudan kalple ilgili olarak da oluşabilir. Ancak araştırmalar gösteriyor ki, POTS ile ilgili kurulan bağlantıların sayısı her geçen gün daha da artmaktadır.

Hastalığın Türleri, Teşhis ve Tedavisi…

Ventriküler taşikardi, Kalbin bir bölmesi olan ventriküllerde anormal elektriksel sinyallerden kaynaklı kalp hızındaki artıştır.

Supraventriküler taşikardi (SVT): Genelde doğumda yaşanan anormal kalp durumundan kaynaklanır.

Atriyal flutter: Kalbin kulakçıklarının çok hızlı ama düzenli bir oranda artmasıdır. Genel olarak başka kalp hastalığına sahip kişilerde görülür. Kalp hızı 220-400 vuru/dakika düzeyinde oldukça yüksektir.

Atriyal fibrilasyon: Atriyal fibrilasyon kulakçıkların kaotik elektrik darbelerine neden olduğu hızlı kalp hızıdır. Aşırı alkol tüketimi, kalp krizi, stres, vücuttaki suyun azalması, ateş gibi rahatsızlıkların sebebiyet vermesiyle birlikte kalp karıncıklarında oluşan düzensiz kasılmalar sonucu görülen bir aritmi tipidir.

Ventriküler fibrilasyon: En önemli kardiyak arrest ritmi olup, yaşam desteği anında sağlanmaz ise ölümle sonuçlanması kaçınılmazdır.

Nadir görülen bir hastalık olarak düşünülse de gerçekte doktorların teşhis etmekte zorlandığı POTS, holter monitör, tilt-table, ekokardiyogram ve EKG gibi testlerden faydalanılarak teşhis edilmesinden sonra bu hastalığa sebep olan faktörler belirlenir ve belirlenen bu faktörlerin tedavisi üzerinde çalışılır.

Neden olan bu faktörlerin tedavisi ve yaşam tarzındaki revizyonlar dışında, cerrahi prosedürler, cilt altına yerleştirilen elektroşok cihazı ya da kalp pili takılması gibi uygulamalarla bu rahatsızlığın tedavisi yapılabilir.

Taşikardi tedavisi türüne göre değişiklik göstermektedir. Vagal Manevralarda, yaşanılan bir atak sırasında hastaya müdahale edilir olup ve bu tür manevra kalp atışının düzenlenmesinde etkilidir.

İlaçlar, vagal manevraların kalp atışındaki hızı durdurması mümkün olmadığında uygulanan tedavi şeklidir. Kalbin normal hızına geri dönebilmesi için anti-aritmik ilaç enjeksiyonu yapılabilir.

Kateter Ablasyon, supraventriküler taşikardi için oldukça etkili bir tedavi şeklidir.

Kardiyoversiyon, kalbinize şok gönderilmesidir ve kalbiniz elektriksel uyarılardan etkilenerek normal ritmine geri döner.

Kardiyak Defibrilatör, yaşamınızı tehdit edecek boyutta bir taşikardi atağı yaşıyorsanız cerrahi bir operasyon ile göğsünüze implante edilen bir cihaz önerilir ve bu cihaz yaklaşık bir cep telefonu büyüklüğündedir.

Kalp Pili, cerrahi bir operasyon ile derinin alt tarafına yerleştirilen küçük bir cihazdır. Yerleştirilen bu cihaz kalp atışında bir anormallik algıladığında kalbin normal ritmine dönmesine yardımcı olmak için elektrik akımı yayar.

Altta Yatan Hastalığın Tedavi Edilmesi, taşikardi ataklarını minimum seviyeye çekebilmek için önemlidir. Bu durumda, altta yatan nedenler araştırılır ve belirlenen bu nedenler tedavi edilir.

Kan Pıhtılaşmasının Önlenmesi, kan pıhtısının kalp krizine neden olabileceğinden oldukça önemlidir ve ilaç tedavisi uygulanır.

Açık Kalp Ameliyatı, genel olarak kalp bozukluğu tedavisinde diğer seçeneklerin başarısız ya da yetersiz olduğu durumlarda gerçekleştirilir.

Taşikardi problemi oluşmadan önce siz de sağlıklı beslenerek, düzenli yürüyüşler ve egzersizler yaparak, kafein içeren yiyecek ve içeceklerden, alkol tüketimi ve sigaradan uzak kalarak düzenli olarak kardiyo egzersizleri yaparak ve doktorunuzun önerdiği ilaçları düzenli bir şekilde kullanarak önleminizi alın.

Taşikardi semptomlarını nasıl kontrol altında tutabilirim?

Daha fazla sıvı tüketin

Bol su tüketimi taşikardi hastaları için de bir gereklilik. Günde en az 2 litre su tüketin ve sıvı tüketimini meyve sularından ziyade sudan yana kullanın. Su içmek uygun kan basıncını kontrol altında tutmaya yardımcı uyarıcı hormonların seviyesini yükseltmeye yardımcı olur.

Sağlıklı atıştırmalıklar tercih edin

Öğünler arası küçük atıştırmalıklar POTS belirtilerinin şiddetinin azalmasını sağlıyor. Bunun için de hem sağlıklı hem de lezzetli seçenekleriniz oldukça fazla. Sağlıklı beslenin ve beslenme programınıza taze sebze, meyve ve tam tahılları ekleyin.

Kafeinden Uzak Durun

Kafein içeren yiyecek ve içeceklerden, aynı zamanda alkolden uzak durmak faydalıdır. Özellikle kafein ayakta durduğunuz sırada kan basıncınızın daha da düşmesine neden olur. Bu da belirtilerin daha da kötüleşmesine yol açabilir.

 Kafanızı Yüksekte Tutun

Kafanızı uyku sırasında yüksek tutarak hastalığın sabahları oluşan olumsuz belirtilen şiddetini azaltabilirsiniz. Aynı zamanda bu şekilde uyumak asit reflüsü olan hastalar için de oldukça faydalıdır.

Varis Çoraplarının Olumlu Etkisi

Gerçek şu ki, korseler taşikardi hastaları için oldukça faydalıdır. Bacaklarınızdaki kan birikimini engellemek için uyurken varis çoraplarını giyebilirsiniz.

Egzersiz Yapmaktan Vazgeçmeyin

Taşikardi hastaları için egzersiz yapmak zor olsa da düzenli egzersiz programı ile hastalığın belirtileriyle kolayca baş edebilirsiniz. Sağlıklı beslenmenin yanında uygulayacağınız egzersiz programı ile sağlıklı bir kilo hedefleyin ve hedefinize ulaştığınızda onu korumaya özen gösterin.

Egzersiz programlarınızı yürüme, koşma ve yüzme gibi kalbin pompalama hareketini güçlendiren ve vücudunuzu güçlendiren spor branşları ile oluşturmanız faydalı olacaktır.

Uzun Süre Ayakta Kalmayın

Uzun süre ayakta beklemek hastalığın belirtilerini daha da arttıracağından taşikardi hastaları için kesinlikle önerilmez. Ayakta durmanızın gerektiği durumlarda bacak kaslarınızı sıkıp bırakabilir, aralarda esneterek rahatlayabilirsiniz.

 

 

Okumaya Devam Et

Kalp Sağlığı

Sıcaklarda Kalbinizi Koruyun

Basın Bülteni

Düzenleyen

on

Sıcaklarda Kalbinizi Koruyun

Sıcak havalar sağlıklı kişilerin bile hayatını zorlaştırırken özellikle kalp hastalarında ciddi sağlık sorunlarına neden olabiliyor. Bu sebeple sıcak havalarda kalbinizi koruyun.

Vücut ısısını sabit tutan en önemli mekanizmalardan biri, cildin kan dolaşımı. Bu sistem terlemeyle vücudu serinletmek amacıyla cilde kan pompalamaya çalıştığı için kalbin iş yükünü arttırıyor. Bunun yanı sıra terleme sonucu oluşan sıvı kaybı nedeniyle kanın akışkanlığı azaldığı için kalp daha fazla çalışmak zorunda kalıyor. Bu tablo sağlıklı kişiler tarafından tolere edilebilirken kalp damar hastalarında ise yüksek tansiyon, ritim bozukluğu, daha da önemlisi kalp krizine yol açabiliyor. Üstelik yapılan çalışmalar sıcaklık düzeyindeki her 5 derecelik artışın kalp krizi riskini yüzde 5 oranında arttırdığını ortaya koyuyor. Ancak alacağımız önlemlerle bu zararlı etkilerden büyük oranda korunabilmemiz mümkün. Aşırı sıcaklarda dikkat etmemiz gereken en önemli 3 kural ise korunmasız bir şekilde güneşin altında kalmamak, bol bol sıvı tüketmek ve vücudu fazla yormamak.  Acıbadem Kadıköy Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Refik Erdim kalp hastalarının kavurucu sıcaklara karşı almaları gereken önlemleri anlattı, önemli uyarılarda bulundu.

Bol bol su için

Aşırı sıcaklarda terlemeyle oluşan sıvı kaybının yerine konulması için bol su içmek yaşamsal öneme sahip. Özellikle sıcaklığın en fazla olduğu 11.00-15.00 saatleri arasında, saatte bir 2-3 bardak su içmeyi ihmal etmeyin. Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Refik Erdim kişinin kilosuna göre değişmekle birlikte, yaz aylarında 2,5-3 litre su tüketilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.

Bu içeceklere dikkat!

İdrar söktürücü özelliği nedeniyle vücutta sıvı kaybını arttırabileceği için kahve ve çay gibi içecekleri tüketmekten kaçının. Şekerli, gazlı ve alkollü içecekleri de özellikle öğlen saatlerinde tüketmemeniz gerekiyor. Bunun nedeni, özellikle alkolün sıcağın olumsuz etkilerinin hissedilmesini engellemesi ve sıvı kaybını arttırması. Kalp yetersizliğiniz varsa maden suyu gibi sodyum içeriği fazla olan sıvılardan kaçınmalısınız. Çünkü sodyumdan zengin sıvıların fazla içilmesi vücutta sıvı tutulmasını arttırarak kalp yetmezliği bulgularını kötüleştirebiliyor. Ayrıca günde ne kadar sıvı tüketmeniz gerektiğini de doktorunuza mutlaka danışmalısınız.

Kıyafetleriniz pamuklu ve bol olsun

Aşırı sıcaklarda açık renkli, pamuklu ve bol giysileri tercih edin. Bu tip giysiler yüksek hava geçirgenliği ve terlemeyi azaltıcı özellikleriyle sıcak havanın olumsuz etkilerini azaltabiliyorlar. Eğer dışarıda dolaşmanız gerekiyorsa geniş siperlikli şapka, güneş gözlüğü kullanın, ayakkabılarınızın da rahat ve açık olmasına özen gösterin.

Serin ve kapalı ortamlarda bulunun

Güneşin yeryüzüne en dik geldiği 11.00-15.00 saatleri arasında, çok gerekli değilse dışarı çıkmayın, serin ve kapalı ortamlarda zaman geçirin. Vücut ısısını düşürmek için klimalı ve serin ortamlarda bulunmaya özen gösterin.

Sporu akşam serinliğinde yapın

Spora asla ara vermeyin. Ancak güneş ışınlarının yeryüzüne en dik geldiği 11.00-15.00 saatleri arasında, aşırı terlemeye yol açarak kalbi yoracağı için açık havada spor yapmayın. Sporu akşam saatlerine erteleyin veya serin ve kapalı yerlerde yapmaya özen gösterin. Eğer dışarıda spor yapmanız gerekiyorsa süreyi 90 dakikayla kısıtlamalı, tempoyu yavaş yavaş arttırmalı ve bol sıvı tüketmelisiniz. Suyla beraber tuz kaybı da olacağı için mineral yönünden zengin ve şekersiz sporcu içeceklerini tercih edebilirsiniz.

İlaç dozlarına dikkat!

Kalp damar hastalığı veya kalp yetmezliği gibi sağlık problemleriniz varsa tatile çıkmadan önce mutlaka doktorunuzla görüşerek ilaç dozlarını ayarlanmasını sağlayın. Özellikle idrar söktürücü ilaçlar kullanan hastaların gerekirse ilaç dozlarının aşırı sıcak havalarda azaltılması gerekiyor. Çünkü idrar söktürücü ilaçlar nedeniyle gelişen aşırı sıvı kaybı tansiyon düşüklüğü ve buna bağlı bayılmalara yol açabiliyor. Ayrıca doktor önerisi olmadan kesilen ilaçlar aşırı tansiyon yükselmesi sonucu kalp kriziyle sonlanabiliyor.

Yemekten hemen sonra yüzmeyin

Kalp hastalığınız varsa güneş ışınlarının daha az şiddetli olduğu sabah veya akşamüstü saatlerini tercih edin ki vücudunuz fazla yorulmasın. Ayrıca kan dolaşımının büyük kısmı yemekten hemen sonra sindirim sistemine yönlendiği için kas dokusuna giden kan akımının azalmasına bağlı kaslarda kramplar ve yorgunluk gözlenebiliyor. Bu sebeple aç karnına veya yemekten en az 2-3 saat sonra yüzmenizde fayda var. Bunların yanı sıra özellikle 11.00-16.00 saatleri arasında sahilde güneşlenmek sıcak çarpması riskini arttırdığı için kesinlikle önerilmiyor.

Suya aniden atlamayın

Uzun süre güneş altında durduktan hemen sonra denizde veya havuzda soğuk suya atlamak vücudun genişlemiş cilt damarlarında ani büzülmeye sebep olarak ölümcül ritim bozukluklarına sebep olabiliyor. Bu nedenle suya aniden atlamayın, vücudunuzu suya alıştırarak girin. Ayrıca soğuk duş damarlarda büzülmeye yol açacağı için tansiyonu yükseltebiliyor. Damarlarda büzülme uzun sürdüğü takdirde bu tablo kalp krizine kadar ilerleyebiliyor. Dolayısıyla yaz aylarında soğuk duş almaktan kaçının, suyun ılık olmasına dikkat edin.

Sofranızda sindirimi kolay besinler olsun

Sıcak havalarda vücut ısısının ayarlanabilmesi için vücut yüzeyine yakın atardamarların iç organlara nazaran daha çok kanlanmaları gerekiyor. Yemek yedikten sonra dolaşımdaki kanın önemli bir miktarı sindirim sistemiyle ilgili organların kanlanması için kullanılıyor. Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Refik Erdim bu nedenle kan dolaşımının cilde yönlendirilmesi için sindirimi kolay besinler tüketilmesi gerektiğini belirterek şu önerilerde bulunuyor: “Sindirim sistemini yormamak için sık sık ve az miktarda yemek yemeli, yine sıvı kaybını azaltmak için sulu besinleri tercih etmelisiniz. Zeytinyağlı gıdalar, sebzeler ve meyvelerin sindirimini nispeten daha kolay oluyor. Bunun dışında, soğuk olarak hazırlanan ve tüketilen çorbalar da vücut ısının düşürülmesine katkıda bulunabiliyor. Pişirme usulü olarak da haşlama, buğulama ve ızgara yöntemlerini tercih etmelisiniz.”

Kalp sağlığıyla ilgili farklı bir yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

 

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar