Sosyal Medya

Aile Sağlığı

Soğuk Algınlığı İçin Doğal Çözümler

Yayınlanma:

,

Burun Tıkanıklığı için Tuzlu Burun Spreyi

Tuzlu burun spreyi genzinizi ıslatarak doluluğu ve tıkanıklığı giderir. Aynı zamanda burnunuzdaki bakterileri ortadan kaldırır. Dekonjestanların aksine tuzlu su damlaları hastalığın tekrarlamasına yol açmaz yani ilacı bıraktığınız anda bütün belirtilerin geri dönmesi yerine burnunuzu ve sinüslerinizi ferahlatarak temiz tutar.

Boğaz Ağrısı için Meyan Kökü Çayı

Sıcak sıvılar her zaman boğaz ağrısını rahatlatır ancak meyan kökü çayında ağrıyı yumuşatan tedavi edici bileşikler bulunur. Aynı zamanda, su kaybını önlemeye yardımcı olur.

Öksürük İçin Adaçayı

Adaçayı özünün, balgam söktürücü özelliği sayesinde vücudunuz solunum sisteminizden mukusları atar ve öksürüğü yatıştırmaya yardımcı olur. Balgam söktürücü bir ilaç yerine çaya veya sıcak suya bir damla adaçayı özü katmayı deneyin.

Bağışıklığınızı Kuvvetlendirmek için Mürver Suyu

Mürver, soğuk algınlığına iyi gelen bir bitkidir. İçinde bağışıklık sisteminizi güçlendirmeye yarayan C vitamini bulunur.

Aile Sağlığı

Yanlış Diyetler Bağışıklık Sisteminizi Zayıflatıyor

Yayınlanma:

,

Sık seyahat etmek, yalnızlık, mide asidini düşürücü ilaçlar ve ağrı kesiciler; bağışıklık sistemimiz üzerinde olumsuz etki yapabiliyor. Sağlıklı beslenmeli, seyahatte olsak bile egzersizden vazgeçmemeliyiz

Uykusuzluk, fazla stres, yoğun çalışma temposu gibi durumların sağlığmız için çok da iyi olmadığını zaten hepimiz biliyoruz. Peki ya yeni başladığın diyetin veya aldığın ilaçların sağlığın için yararlı olduğunu düşünürken bağışıklık sistemin için tam tersi etki yaptığını söylesem… Hemen paniğe kapılmayın, bu olumsuzluğu gidermek adına sizlere iyi bir haberim var. Yaşam tarzınızda yapacağınız değişiklikler veya yeni alışkanlıklar, enfeksiyonlara karşı vücudun savunma sisteminin yeniden güçlenmesine yardımcı olabilir.
Bağışıklık sisteminizi zayıflatan nedenlere ve bunları nasıl düzelteceğinize bir göz atmaya ne dersiniz?

Anti-asitler (Mide koruyucu asit düşürücü ilaçlar): Boyundaki lenf bezleri dışında bağışıklık sistemimizin yüzde 70’i aslında tüm sindirim sistemi boyunca lenfoid doku biçiminde bağırsakta bulunur. Bu nedenle, Bağışıklık Sistemi Kurtarma Planı’nın yazarı ve Blum Sağlık Merkezi’nin Kurucu-Yöneticisi Susan Blum’a göre, bağışıklık sistemine zarar veren şeylerden kaçınmak önemlidir.
Mide koruyucuların, bağışıklık sistemimiz üzerinde olumsuz etkileri olduğu ortaya çıkarılmıştır. Mide asidini emen midenize iyi gelen ilaçların yanında reçeteyle satılan ağır mide koruyucular da vardır. Bunlar midenizin pH seviyesini değiştirebilir. Mideniz yediklerinizi düzgün şekilde mikroplardan arındıramadığında, vücudunuza daha fazla enfeksiyon yayılabilir ve bu da bağırsağınızın bağışıklık sistemine daha fazla stres yüklenmesine sebep olur. Araştırmalar, düzenli olarak mide koruyucu alan kişilerin bağırsak bakterilerinin daha az çeşitlilik gösterdiğini, bu nedenle ishal, bağırsak enfeksiyonu ve zatürre gibi hastalıkların ortaya çıkma riskinin arttığını saptadı.
Bazı besinler düşük asit ortamında düzgün şekilde emilemiyor.
Bu da vücudun ihtiyacı olan bazı vitaminlerin yeteri kadar alınamamasına sebep oluyor. Araştırmalar, uzun süre mide koruyucusu alan kişilerin B12, çinko, C vitamini ve demir gibi besin maddeleri yetersizliği eğiliminde olduğunu ve bu eksikliklerin bağışıklık sistemini zayıflattığını söylüyor.
Peki, ne yapmamız gerekli? Uzmanlar, üç aydan daha uzun süre mide koruyucu kullanmaya karşı kişileri uyarıyor ve bir eleme diyeti öneriyor.
Bu diyetle reflüye sebep olan yiyecekleri belirleyip ortadan kaldırmak amaçlanır.

ELEME DİYETİ NASIL YAPILIR?
Uzmanlar diyetin ilk aşaması için portakal, muz, domates, patates, biber, patlıcan, yumurta, süt, peynir, buğday, mısır, çiğ balık, sığır eti, soya fasulyesi ürünleri, yer fıstığı, tereyağı, işlenmiş yağlar, alkol, kahve, rafine edilmiş şeker, çikolata, ketçap gibi bazı gıdaları kesmenizi önerir. Yeniden yemeye başlama evresi ayrı bir süreç ve eğer bu diyeti kalıcı bir sağlık sorununu çözmek için yapıyorsanız, bir uzmanın gözetimi altında olmanız çok daha akıllıca olacaktır.

Bazı ağrı kesici ilaçlar: Araştırmacılar, anti-asitlere ek olarak, bazı ağrı kesicilerin bağırsak astarına zarar verdiğini ve bu durumun bağırsak geçirgenliğinin artmasıyla birlikte Geçirgen Bağırsak Sendromu’na neden olduğunu saptamıştır.
Sonuç olarak, enfeksiyonlar ve sindirilmemiş yiyecek parçacıkları bağırsak duvarından geçerek vücudunuza girebilir, bu da bağışıklık sistemini zorlayarak düzgün çalışmasına engel olabilir.
Ayrıca devamlı olarak ağrı kesici kullanımının sorunlara neden olabileceği de araştırmalar tarafından söylenmektedir.
Unutmayın, ‘devamlı kullanım’ sadece günlük hap kullanmak değildir. Haftada birkaç kez ya da düzenli periyodlarla ağrı kesici almak da düzenli kullanıma girebilir.

SEYAHATTE EGZERSİZE DEVAM

Yapılan araştırmalar, çok fazla seyahat edenlerin bağışıklık sisteminin daha güçsüz olduğunu ortaya çıkartmıştır. Çünkü otellerde ve uçaklarda vücudun alışık olmadığı virüs ve bakterilerle karşılaşma olasılığı daha yüksektir. Yeterince dinlenememe, normal beslenme düzeninin dışına çıkma da bağışıklık sistemini olumsuz etkileyen faktörler arasındadır. Peki, ne yapmamız gerekiyor? Seyahatteyken alışık olduğumuz uyku ve yeme alışkanlığı gibi rutinlerimizin dışına çıkmamaya dikkat etmeliyiz. Bunun yanında her gün en az 15-20 dakika egzersiz yapmak bağışıklık sistemimizin güçlenmesine yardımcı olur. Ayrıca seyahatteyken sağlıklı atıştırmalıklarınızı (portakal, kuruyemiş, bitter çikolata vb.) yanınıza almayı unutmayın. Çocuklarla seyahat ederken göz önünde bulundurulması gereken de birçok husus vardır. Özellikle sık hastalanan ve bağışıklık sistemi zayıf olan çocuklarla tatile çıkmadan birkaç hafta öncesinden hazırlanmak gerekir. Ayrıca çocuğunuzun gıda alerjisi bulunuyorsa evden ayrılmadan önce bir yemek listesi planlamak, seyahatiniz sırasında kolaylık sağlayacaktır.

YALNIZLIK 
Araştırmalar, uzun süreli kronik yalnızlığın bağışıklık sistemine zarar verdiğini ve kişiyi hastalıklara açık hale getirdiğini gösteriyor. Kronik yalnızlık tahmin edilenden çok daha yaygındır. Bu insanlarda bağışıklık sisteminin biyolojisinde değişme ve vücudu viral enfeksiyonlardan koruyan genlerde azalma gözlemlenmiştir. Peki, ne yapmamız gerekiyor? Yalnızlığı tanımlarken çevremizdeki insanların sayısından çok nasıl hissettiğimiz önemlidir. Kendimizi insanlarla plan yapmaya zorlamaktansa meditasyon ya da yoga gibi çalışmalara yönelerek özgüven eksikliği ve korkularımızdan uzaklaşmaya çalışabilirsiniz.

BİLİNÇSİZ YAPILAN DİYETLER
Bazen sağlıklı olduğunu düşünerek yaptığımız diyetler bile daha sık hastalanmamıza sebep olabilir. Bunun nedeni düşük kalori veya düşük karbonhidratlı besin tüketimidir. Çünkü bazı diyetlerde çinko, selenyum, magnezyum gibi vücudumuz için gerekli olan vitamin ve mineraller olması gerekenden daha az seviyede bulunur.

Devamını Oku...

Aile Sağlığı

Konforlu ve Sağlıklı Uçuş İçin Dikkat Edilmesi Gerekenler

Yayınlanma:

,

Konforlu ve sağlıklı bir uçak yolculuğu için bol su içmeli, şişkinliğe neden olabilecek gıdaları tüketmemeli ve her saat başı bir dakika yürümelisiniz

Günümüzde uçak yolculuğu, sağladığı pek çok avantajla diğer taşıma araçlarından daha sık tercih ediliyor. Özellikle zaman tasarrufu sağlaması, yaygın kullanılmasının en önemli nedenlerinden biri olarak gösteriliyor. Bu yolculuklar tüm artılarına rağmen nadir de olsa sağlık sorunlarına neden olabilir. Yeryüzündeki çekim ve basınca vücudumuz uyumludur. Uçuş sırasında yüksek hız ve rakımlarda gökyüzüne çıkmak vücutta deformasyonlara yol açabilir. Uçak havayı dışarıdan pompalar ve 35 bin feetlik hava, alıştığınızdan çok daha kurudur. Özellikle yüksek rakım, cildinizi ve gözlerinizi kurutabilir. Böylece cildiniz kaşıntılı hale gelir. Yağlı bir cilde sahipseniz kuru hava sizi daha yağlı hale getirebilir.

Kuru hava için bol su tüketin: Kuru hava ayrıca mikropların bağışıklık sisteminizi istila etmesine neden olabilir. Havadaki nemle birlikte solunum yolları nemlenir ve mikroplar vücudunuza giriş yapar. Kuru havanın tüm bu olumsuz etkilerinden korunmak için su tüketimine özen göstermek gerekir. Alkol, kahve gibi içecekler dehidrasyona sebep olduğundan bu içeceklerden kaçının. Gözlerinizde kuruluk, bir problem haline gelirse yapay gözyaşı kullanın. Cildinizi nemlendirmeyi unutmayın. Cildinizin su tutmasına yardımcı olan bir nemlendirici tercih edin.

Kabin içi egzersizleri deneyin: Oturduğunuzda, yer çekimi; bacaklarınızda ve ayaklarınızdaki sıvının birikmesine neden olur. Bu genellikle bir problem değildir. Çünkü bacaklardaki kaslar, ayağa kalktığınızda ve dolaşırken vücudunuzdaki aşırı sıvıyı pompalar. Ancak saatlerce uçak koltuğunda oturmak ayak ve bacaklarda sıvı biriktirir. Bu durum da şişmeye neden olur. Aşırı sıvıyı boşaltmak için, uçuş sırasında ayağa kalkın ve saatte bir yaklaşık bir dakika dolaşın. Cam kenarında oturuyor ve sık sık ayağa kalkamıyorsanız kabin içi egzersizler yapın.

Hava basıncı, şişkinlik yapabilir: Hava basıncı sizi şişirir ve gaz yapabilir. Kabindeki hava, basınçlı olmasına rağmen hava basıncı hâlâ zemin seviyesinde kullandığınızdan daha düşüktür. Bu düşük basınç, bağırsaklarınızdaki gazların şişmesine ve şişkinliğe neden olur. Uçak üzerindeki hava basıncını değiştiremezsiniz, ancak uçmadan önce ve uçuş sırasında brokoli veya fasulye gibi şişkinliğe neden olan gıdalardan uzak durursanız, bu problemi en aza indirebilirsiniz.

Jet-lag yorgunluğa neden olabilir: Farklı bir saat dilimine uçtuğunuzda, vücudunuzun biyolojik saati zorlanır. Bu durum, gündüzleri yorgun hissetmenize ya da uyku sorunu yaşamanıza neden olabilir. Ayrıca uyandığınızda baş ağrısı hissedebilirsiniz. Bunu önlemek için yapabileceğiniz en iyi şey, normal uyku zamanlarınızı olabildiğince sıkı tutmaktır. Jet-lag’in olumsuz etkilerinden kurtulmak için gideceğiniz ülkenin saatine göre uçuş öncesinde uyku düzeninizi ayarlayabilirsiniz.

Beslenmenize dikkat edin: Seyahat ettiğiniz gün, yulaf ezmesi gibi yüksek lifli gıdalar (veya sabah uçuşu ise bir gün önce) yiyin ve su içme oranınızı artırın. Uçuş öncesinde mümkün olduğu kadar fastfood’dan uzak durun. Sizi rahatsız edebilecek gıdalardan kaçının. Rutin kahvaltı ve yemeklerinizi yiyin. Şişkinlik ve gaz yapabilecek gıdaları tüketmemeye çalışın. Kabızlık sorunu yaşıyorsanız yeşil yapraklı sebzeler ve çorba gibi sulu yemekler tüketin. Böylelikle uçuş sırasında ya da gideceğiniz yere vardığınızda kabızlık gibi bir sorunla karşılaşmazsınız.

Baş ağrısını önlemek mümkün: Uçağın inişi sırasında başınızda ağrı hissedebilirsiniz. Uçağın kalkışı ve inişi sırasında kulak zarının arkasındaki tüp, hava basıncına uyum sağlamak için çok fazla çalışır. Böylelikle kulak içindeki hava basıncını dengelemede yardımcı olur. Dolayısıyla uçağın kalkışı ve inişi sırasında kulakta basınç ve ağrı hissedilmesi doğaldır. Basıncın neden olduğu bu rahatsızlıklar barotravma adını alır. Barotravma kişiden kişiye değişiklik gösterebilmektedir. Örneğin çocukların kulağı daha hassas olduğundan onlar basıncı daha fazla hissedebilir. Barotravmanın etkisini azaltmak için önerilen hareketleri yapabilirsiniz.

Yolculuk Enfeksiyonuna Dikkat!
Yurt dışına çıkmadan önce gideceğiniz ülkenin enfeksiyon riskini göz önünde bulundurarak 20 gün önceden aşılarınızı mutlaka yaptırın. Enfeksiyon riski yüksek ülkelerde önlem almamanız daha büyük hastalıkların habercisi olabilir.
Ulaşımın kolaylaşmasıyla birlikte günümüzde ülkelerarası seyahatler giderek artıyor. Özellikle gelişmekte olan ülkelere yapılan yolculuklar beraberinde bazı enfeksiyon hastalıkları için risk faktörleri de taşıyor. Her coğrafik bölgenin kendine has iklim yapıları, florası ve coğrafik bölgeye özgü enfeksiyon riskleri bulunuyor. Özellikle Afrika, Güney Amerika, Orta ve Uzakdoğu Asya en riskli bölgeler arasında yer alıyor.

Yolculuktan önce yapılması gerekenler: İklim değişikliklerinin coğrafik bölgeye özgü canlı yapısı, onlarla taşınan enfeksiyonlar için risk oluşturur. Bu enfeksiyonların en tipik örneği; Afrika ve Güney Amerika’da görülen sıtma ve sarıhumma hastalıklarıdır. Bunların dışında Asya’nın birçok ülkesinde tifo, Tanzanya’da kuduz, Mısır’da Hepatit C, sivrisineğin çok yoğun olduğu yerlerde de sarıhumma, malarya, sıtmanın dışında, tripanazoma uyku hastalığı gibi birtakım enfeksiyonlar mevcut. Bu ülkeleri ziyaret edecek kişilerin mutlaka enfeksiyonlar hakkında bilgi sahibi olması gerekiyor.
Kişilerin seyahat edecekleri ülkeye ait enfeksiyon hastalıkları konusunda oluşacak risk faktörlerine karşı bilgi almaları oldukça önemli. Sağlık Bakanlığı sitesinden seyahat edilecek ülkenin enfeksiyon riskleri ve alınması gereken önlemlerle ilgili bilgilerden faydalanmak mümkün.
1) Gidilecek ülkede hangi hastalığın sık görüldüğü araştırılmalı. Çünkü enfeksiyon nedenleri dönemlere göre değişiklik gösterebiliyor. Bu araştırmalar, Sağlık Bakanlığının internet sitesinden ve Dünya Sağlık Örgütünden yapılabilir.
2) Çocukların rutin aşılarının tamamlanmış olması çok önemli bir faktör. Rutin aşıları tamamlanmamış çocukların, hızlandırılmış bir programla aşılarının tamamlanması gerekiyor. Örneğin; kızamığın yoğun olduğu bir bölgeye gideceklerse 1 yaşından itibaren kızamık aşısı uygulanabiliyor. Fakat kızamığın salgın olduğu bir bölgeye gideceklerde altı aydan itibaren tek doz kızamık aşısı yaptırılabilir.
3) Gidilecek bölgenin zorunlu aşılarının yapılması. Bu aşılardan bir tanesi meningokok (menenjit) bir diğeri de sarıhumma aşısı. Bu aşıların, bazı ülkelere girişlerde yapılması zorunludur.
4) Güney Amerika, Afrika, Ortadoğu ve Asya gibi bölgelere ziyaretlerde kolera, tifo gibi aşılar yapılmalı.
5) Turist ishaline karşı önlemler alınmalı. Özellikle gidilen yerdeki içme sularının temiz olmaması, hijyenin olmamasından, hava, toprak ve her şeyden enfeksiyon bulaşabilir. Bu enfeksiyonlar ciddi sıvı kayıplarına sebep olabiliyor.

Bu nedenle: 
 Gidilen ülkedeki suları imkan varsa kaynatarak tüketin. Bir dakikalık kaynatma, suyu mikroorganizmalardan arındırır.
 Musluk sularını içmeyin.
 Dişleri bile bu sularla fırçalamayın.
 Çocuklarınız için emzik ve biberonları sterilize edin.
 Buz kullanmayın.
 Özellikle pişmiş gıda tüketmeye özen gösterin.
 Salata gibi gıdaları kısıtlı tüketin ya da hiç tüketmeyin.
 Hijyenik ortam bozuksa, elleri yıkayacak ortam bulunamıyorsa mutlaka yanınızda dezenfektan götürün.

Devamını Oku...

Aile Sağlığı

Çocuklarla Tatile Çıkmaya Hazır Mısınız?

Yayınlanma:

,

Yazar:

Çocuklarla seyahate birkaç hafta öncesinden hazırlanmak gerekir. Gittiğiniz yerin hava durumundan seyahat esnasındaki beslenme ve uyku düzenine kadar tüm ayrıntı planlanmalı

Çocuklarla tatile çıkmak çoğu ebeveyn için zorlu görünebilir. Özellikle 15 yaş altındaki çocuklarla tatile çıkmadan önce ebeveynlerin birkaç hususta hazırlıklı olması gerekebilir. 15 yaşın altındaki yaş grupları, tatil beldelerinin küçük fakat önemli bir gezgin grubunu oluştururlar. Bu yaş grubuna kadar vücudun gelişimini devam ettiriyor olması bağışıklık sistemini dış etkenlere karşı savunmasız hale getirebilir. Dolayısıyla bu yaş grubu ve altındaki çocuklarla seyahat etmek birtakım sağlık ihtiyaçlarına neden olabilir.

Çocuklarla seyahat ederken göz önünde bulundurulması gereken birçok husus vardır. Özellikle sık hastalanan ve bağışıklık sistemi zayıf olan çocuklarla tatile çıkmadan önce, yazının devamını okumanız faydalı olacaktır…

HAVA DURUMUNA HAZIRLIKLI OLUN

Tatil planlarınızı yaptıktan sonra hazırlık önceliğini çocuklara vermek gerekebilir. Yolculuğunuzun kaç saat süreceğini hesaplayın ve mola verip veremeyeceğinize bakın. Özellikle bebekler seyahat etmenin zorluklarını kavrayamadığından, onlar için tuvalet ve yiyecek planlaması yapmalısınız.

Gideceğiniz yerin hava durumuna bir hafta önceden bakın. Tatil hazırlıklarında gidilecek ülke veya şehrin iklim şartlarına uygun giysiler hazırlamanız doğru olacaktır. Hem kendiniz, hem çocuğunuz için en az 30 faktör güneş kremi, güneş gözlüğü ve şapka almayı unutmayın.

BEBEKLERİN HİJYENİNE DİKKAT!

0-3 yaş grubu bebekler için yedek biberon, bebek bezi, oyuncak ve termometre almayı unutmayın. Bebeğiniz için kullandığınız temizlik bezlerini ve steril eşyalarını yolculuğunuz sırasında yanınızda bulundurmanız yolculuğunuzu rahat geçirmenizi sağlar. Koku ve hijyen açısından kabinde ya da otobüs içerisinde bebeğinizin altını değiştirmemeli, dinlenme yerlerindeki tuvaletler yeteri kadar steril değilse kullanmamalısınız. Uçak yolculukları daha kısa sürdüğünden bu yaş grubundaki bebekler ile seyahatiniz daha kolay geçecektir. Bazı doğumlardan sonra bebeğin, yoğun bakım ünitesi olan bir hastaneye hava yolu ile nakledilmesi gerekebilir.

Yani zorunlu durumlarda bebekler doğar doğmaz uçabilirler. Ancak uçuş konforu ve risklerin en aza indirilebilmesi için sağlıklı bir bebeğin ilk ayını doldurduktan sonra uçması önerilir.

YİYECEK VE SU BULUNDURUN

Uzun yolculuklarda sürekli olarak huzursuz olan çocuklar, yolculuk sırasında verdiğiniz yiyecek ve içecekleri reddedebilir. Bu nedenle vücudun susuz kalması anlamına gelen dehidrasyon tablosu gelişebilir.

Özellikle bebeklerin sık sık emzirilmeleri, büyük çocukların da her zaman severek içtikleri içeceklerin yanlarında bulundurulması bu durumu önlemeye yardımcı olur. Sıvı tüketimi ayrıca çocukların yolculuk şartlarına uyum sağlaması açısından önem taşır. Çocuklarla yolculuğu kolaylaştıracak diğer bir ipucu; yolculuk sırasında doğabilecek ihtiyaçlara hazır bulunmanızdır. Çocuğunuz 0-6 yaş grubuna dahilse yanınızda mutlaka birkaç çeşit meyve ve ısıtmanıza gerek kalmayacak aperatif gıdalar bulunmalıdır. Burada dikkat edilmesi gereken husus; plastik şişeler yerine taze ve cam şişelerde su bulundurmak olacaktır.

AŞI ÇİZELGESİNİ KONTROL EDİN

Bebeğinizin dünyaya geldiği aydan itibaren olası enfeksiyonlara karşı aşı çizelgesi oluşturulur. Bebeğin doğumunda ve birinci ayında uygulanan Hepatit A aşısını takiben; diğer aylarda kızamık, suçiçeği, difteri, tetanoz gibi aşılar yapılır. Diğer aşılar ilk öğretim birinci ve sekizinci sınıflarda uygulanır. Yurt dışı seyahatine çıkıyorsanız dünyanın bazı ülkelerinde tetanoz, difteri, kızamık gibi hastalıkların devam ettiğini ve bu hastalıklara tatil dönüşü de maruz kalabileceğinizi unutmamanız gerekir. Bu nedenle seyahat öncesinde hem sizin, hem çocuğunuzun ülke takvimine uygun olarak aşılarını yaptırmaları çok önemlidir. Az evvel belirttiğim çocuklukta yapılan aşıların pek çoğu hayat boyu koruma sağlamaz. Dolayısıyla belirli zaman aralıklarında ek aşı dozlarına ihtiyaç duyulur. Herhangi bir yere tatile gitmeden önce mutlaka eksik aşılarınız varsa tamamlamalı, özellikle bebeğiniz hiç aşılanmadı ise aşıları en az bir hafta öncesinden yapılmalıdır. Aktif enfeksiyonu olan çocuklar hem kendileri için, hem de diğer yolculara da enfeksiyon bulaştırabilecekleri için çok zorunlu olmadıkça iyileşene kadar seyahate çıkmamalıdır.

ALERJİK HASTALIKLARA KARŞI TÜYOLAR

Aktif enfeksiyon kadar alerjik rahatsızlıklar da tatil planlarınızı ertelemenize neden olabilecek bir konudur. Alerjik rahatsızlıklar yetişkin bireylerin keyfini kaçırabildiği gibi çocuklarda da huysuzluğa neden olabilir. Özellikle yolculuk sırasında çocuğunuzun rahatsızlanması hem sizin, hem de diğer yolcuların seyahatini olumsuz etkiler. Çocuğunuzla birlikte geçireceğiniz seyahatlerde öncesinde gerekli önlemleri alarak zorlukların üstesinden gelebilirsiniz. Birkaç ipucuyla çocuğunuz için konforlu bir yolculuk geçirmenizi sağlayabilirsiniz:

  • Öncelikle çocuğunuzu seyahatiniz öncesinde doktor kontrolüne götürün ve alerjik durumu ile ilgili bilgi alın. Ayrıca yine seyahat öncesinde gideceğiniz ülkedeki konumunuza yakın hastanelere göz atmanızda da fayda var.
  • Çocuğunuzun gıda alerjisi bulunuyorsa evden ayrılmadan önce bir yemek listesi planlamak, seyahatiniz sırasında kolaylık sağlayacaktır. Bu listede çocuğunuzun alerjisi bulunmayan aperatif yiyecekler, meyveler ve gıdalar yer almalıdır.
  • Çocuğunuzun alerjik rahatsızlığını seyahat öncesi kabin görevlilerine bildirin.
  • Çocuğunuzun rahat ve keyifli seyahat etmesi için en önemli görevin size ait olduğunu unutmayın. Olası bir alerjik reaksiyon durumunda ilaçların yanınızda olduğundan emin olun.
  • Çocuğunuzun kendisine ait yastık ve battaniyesi var ise bunları uçuş sırasında yanınızda hazır bulundurmaya özen gösterin.
  • Çocuğunuz koltuğuna oturmadan önce koltuğunu ve koltuk dayanaklarını sterilize edin. Ayrıca mola sırasında tuvaleti kullandıktan sonra ellerini yeterince dezenfekte ettiğinden emin olun.

UYKU DÜZENİNİ ÖNCESİNDE AYARLAMANIZ GEREKEBİLİR

Bebekler yetişkin çocuklara oranla daha fazla uyuduğundan önceliği onların uyku düzenine vermelisiniz. Burada dikkat edeceğiniz en önemli unsur; yolculuk saatinizin kaçta olduğu ve yolculuğunuzun ortalama kaç saat süreceğidir.

Yapılan araştırmalar 10 yaş üzerindeki çocukların yolculuğa daha hızlı adapte olduğunu gösterirken bu grubun altındaki çocuklarda olumsuz psikolojik bulgular ortaya koymuştur. Bu bulguların temelinde ise uyku düzeninin bozulması yer alır. Bebeğinizin uyku saatini değiştirme konusunda acele etmemeli ve en az 14 gün öncesinden hazırlanmalısınız. 0-3 yaş üstü çocuklarda ise gündüz uykuları yolculuk saatine göre ötelenebilir.

Devamını Oku...

Öne Çıkanlar

www.dryerebakan.com Sadece bilgilendirme ve tıbbi tavsiye amaçlıdır, teşhis veya tedavi için bir alternatifi değildir. Doktorunuz yerine geçmeyi yada Doktorunuzun size uyguladığı tedavi yerine geçmeyi hedeflememektedir. Web sitesi içeriğinden dolaşan tüm kullanıcılar, Kullanım Koşulları ve Gizlilik Kurallarını otomatik olarak kabul etmiş sayılır.

İletişim: info@dryerebakan.com

Copyright © 2017 DrYerebakan.com.