Bizimle iletişime geçin

Soğuk Algınlığı

Sinüzite Karşı Mevsim Meyvelerini Tüketin

Halit Yerebakan

Düzenleyen

on

Sinüzite Karşı Mevsim Meyvelerini Tüketin

Sinüzite karşı mevsim meyvelerini tüketmeli, kapalı ortamlarda fazla bulunulmamalı ve ortam sık sık havalandırılmalıdır. Taze meyvelerdeki vitamin ve su, bağışıklığımızı güçlendirerek sinüzitten korunmamıza yardımcı olur.

Sinüzit nedir? Belirtileri nelerdir?

İLTİHAP SİNÜS BOŞLUĞUNDA BİRİKİR

Sinüzit, en basit ifadeyle, sinüs boşluklarını kaplayan mukozanın iltihaplanmasıdır. Oluşan iltihap sebebiyle mukozanın ürettiği salgı (sümük/mukus) olması gerektiği gibi burun boşluğuna taşınamaz ve sinüs boşluğunda birikir. Bunun pek çok sebebi olabilir. En çok bilinenleri; sinüsün buruna açılan kanallarında (herhangi bir sebeple) meydana gelen tıkanma, oluşan salgıyı kanala ileten sistemin işlevinde bozulma, salgı içerik ya da kıvamında meydana gelen değişimdir. Bağışıklık sistemi ve buna bağlı sık üst solunum yolu enfeksiyonları, burun ve sinüs anatomisi (burun kemiği veya kıkırdağının eğri olması burun eti büyüklüğü veya sinüs kanallarının kapalı olması, burun ve sinüs tümörleri), özellikle çocuklarda geniz eti büyüklüğü, alerjik rinit ve kirli hava (sigara) sayılabilir.

ENFEKSİYON KÖRLÜĞE NEDEN OLABİLİR!

Hayat kalitesini ciddi anlamda düşüren bu hastalığın en önemli ve bilinen belirtisi, şiddetli baş ağrısıdır. Hasta şikayetleri incelendiğinde, çoğunun başlarının omuzlarına ağır geldiği şikayetini duyarız. Bunun sebebi, kafa ağırlığımızı hafifleten hava boşluklarının iltihapla dolu olması ve işlevini yerine getiremiyor olmasıdır. Diğer belirtiler ise, burun tıkanıklığı, yeşil ve koyu sarı renkte burun akıntısı, boğaz ağrısı, tat alma duyusunda azalma, ateş ve halsizlik sayılabilir. Bu belirtiler tek tek olabileceği gibi tamamı ya da birkaçı da hissediliyor olabilir.
Sinüzit tanısı mutlaka bir uzman hekim tarafından konulmalıdır. Tanıyı koymak için hasta şikayetleri çoğu zaman yeterlidir ancak çeşitli tekniklerle çekilen filmler iltihabın gözlemlenebilmesi için şarttır. Sinüsleri görüntüleyen bu filmlerin ardından uygulanacak tedaviyi belirlemek çok daha kolay hale gelir. Tedavi kişiden kişiye değişiklik gösterir. Genelde antibiyotik tedavisi uygulanır ancak bazı durumlarda cerrahi müdahale gerekir. Genelde ciddi problemlere yol açmaz ancak tüm hastalıklarda olduğu gibi komplikasyonlar gelişebilir. Bunların en önemlisi, iltihabın boşluktan göz çukuruna yayılmasıdır. Bu durum da körlüğe neden olabilir. Beyin zarına veya içine sızdığı durumlar da görülebilir ki bu durum ciddi bir risktir. Bu sebeple cerrahi müdahalenin mutlaka bir uzman tarafından yapılması gerekir.

Sinüzitten korunmak için önerilerde bulunduğumuz bir başka yazımız için buraya tıklayın.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et
Yorum bırakmak için tıklayın

Yanıt bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Aile Sağlığı

Saman Nezlesi Nedir?

Basın Bülteni

Düzenleyen

on

Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Denizhan Dizdar, saman nezlesi olarak adlandırılan alerjik rinitin, soğuk algınlığı ile karıştırılmaması gerektiğini söylüyor. Bahar mevsimiyle birlikte alerjinin çoğalması,polenlerin artmasıyla alerjik astım hastalarını uyarıyor, Denizhan Dizdar.

Bir çok hava akımı ve hareketinin etkisinde kalan ülkemizde; kışın sona ermesiyle,havaların ısınmaya başlaması sonucu alerji mevsimi de başladı.Medical Park Bahçelievler Hastanesi Kulak-Burun-Boğaz Hastalıkları Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Denizhan Dizdar, alerji ile ilgili bilgiler verdi:“Alerji, vücudun normalde tepki vermemesi gereken maddelere aşırı reaksiyon vermesi ve hassasiyeti olarak tanımlanabilir. Teorik olarak her mevsimde görülebilir ama bahar ayları ile birlikte ağaçların, bitkilerin canlanması ve çoğalmak için polenlerini havaya dağıtmaları; bu dönemde alerjik hastalıkları artırır.”

YAZ GRİBİ DE DENİLİR

“Alerjiye neden olan maddelerin (alerjen), burun mukozasına temas etmesi sonrasında ortaya çıkan akıntı, burun ve gözlerde kaşıntı, hapşırma, boğaz kaşıntısı gibi şikayetlere seyreden rahatsızlığa ‘alerjik nezle’ adı verilir” diyen Medical Park Bahçelievler Hastanesi Kulak-Burun-Boğaz Hastalıkları Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Denizhan Dizdar, “Alerji, nedeni havada bulunan ve solunumla buruna giren parçacıklara karşı gelişen anormal reaksiyondur. Alerjik nezle ile eş anlamlı olarak saman nezlesi, yaz gribi ve alerjik rinit (burun iltihabı) terimleri de kullanılır. Saman nezlesi ile soğuk algınlığının birbirine karıştırılmaması gereklidir” dedi.

ETLER, ALERJİ NEDENİYLE OLMASI GEREKENDEN FAZLA ŞİŞER

Yrd. Doç. Dr. Denizhan Dizdar, “Burun, alerjik şikayetlerin ortaya çıktığı en önemli organlardan biridir. Burun içindeki konka dediğimiz etler, alerji nedeniyle olması gerekenden fazla şişer. Çocuğunuz sürekli burnunun ucunu kaşıyor, avuç içiyle burun ucunu siliyor (alerji selamı), gözlerini ovuşturuyor, hapşırıyorsa; alerji akla gelmelidir.”

EN ETKİLİ TEDAVİ ALERJİK MADDEDEN UZAK DURMAKTIR

Kulak-Burun-Boğaz Hastalıkları Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Denizhan Dizdar, “Burnu etkileyen alerjik maddeler daha çok solunan havadaki alerjenlerdir. Bazen yiyeceklere karşı olan alerjiler de burnu ve solunum yollarını etkileyebilir. Alerjide en etkili tedavi, alerjik olunan maddeden uzak durmaktır. Fakat bu her zaman mümkün değildir. Böyle durumlarda, antihistaminik, dekonjestan, kortizon türü ilaç veya aşı tedavisi gerekebilir” diyor.

Konuyla ilgili bir başka yazımızı okumak isterseniz buraya tıklayabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Aile Sağlığı

Astım Nasıl Tedavi Edilir?

Halit Yerebakan

Düzenleyen

on

Astım

Nefes darlığı, öksürük, yorgunluk gibi belirtilerle hayatı çekilmez hale getirebilen astıma karşı yapabileceğiniz en önemli şey; alerjiniz olan maddeden uzak durmaktır.

Astım, oldukça sık rastlanan bir hastalıktır. Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) verilerine göre, dünyada yaklaşık 300 milyon kişi astım hastası! Türkiye’de yaşayan her 12 yetişkinden ve her yedi çocuktan biri de astım hastalığıyla mücadele ediyor. Tedavi edilmediği takdirde ölümle dahi sonuçlanabilen bu hastalığın tetikleyicilerini keşfetmek, tedavinin başarısı için son derece önemli. Astım hastalığı; alerjik astım, nonalerjik yani alerjik olmayan astım ve noktürnal yani gece astımı olmak üzere temelde üç tipe ayrılır. Bunların yanında hamilelik astımı ve mesleki astım da sayılabilir.

ALERJİK ASTIM NEDİR?

Astım hastası kişilerin hava yollarında mikrobik olmayan iltihaplanma söz konusudur. Bu sebeple, hava yolu duvarı şiş ve ödemlidir. Kişi, alerjisi olan uyaranlarla karşılaştığında bu şişlik artar ve öksürük, nefes darlığı ya da göğüste baskı hissi meydana gelir. Toz, polen, koku ya da duman bu uyaranlar arasında sayılabilir. Alerjik astım hastalarının ilk yapması gereken, neye duyarlı olduklarını öğrenmek ve bundan mümkün olduğu kadar uzak durmaktır. Alerjik astım teşhisinde krizlerin tekrarlayıcı olup olmadığı, mevsimsel olarak ortaya çıkıp çıkmadığı, gece veya sabah saatlerinde görülüp görülmediği gibi belirleyici faktörler dikkate alınır. Bilimsel çalışmalar, ev tozu akar alerjenleri, kedi ve köpek tüyünün 3 yaşına kadar alerjik astım benzeri semptomlar için risk faktörü olduğunu düşündürmektedir.

BELİRTİLER

Nefes darlığı, sürekli öksürük, göğüste baskı hissi, yorgunluk ve halsizlik astım belirtileri arasında sayılabilir. Bu belirtilerin sıkça görülmesi durumunda mutlaka uzman bir doktora başvurmak gerekir. Kan testinden ziyade cilt üzerinden yapılan alerji testleri, çok daha güvenilir sonuçlar vermektedir. Cilt üzerinden yapılan bu testler, son derece kolay ve acısız yöntemlerle uygulanıyor. İlk olarak kol üzerinde uygun noktalar belirlenir ve numaralandırılan bu noktalara çeşitli alerjenler bırakılır. Sonrasında tek yapılması gereken, cildin vereceği tepkiyi beklemektir. Cilt, kızarıklık veya şişlik gibi tepkiler veriyorsa, ilgili noktaya bırakılan maddeye alerjiniz var demektir. Sonra yapmanız gereken en önemli şey, söz konusu maddeden uzak durmaktır.

NASIL TEDAVİ EDİLİR?

Astım teşhisi neticesinde yapılması gereken ilk şey, tespit edilen alerjenden uzak durmaktır. Bunun dışında ilaç tedavisi ve atak anlarında kullanımı kolay spreyler tedavide olumlu neticeler alınmasını sağlar. Erken yaşta başlanan tedaviler neticesinde bu hastalıktan tamamen kurtulmak mümkündür.

GECE GELEN KRİZLER OLABİLİR

Gece astımı tipi, genellikle gece 02.00- 04.00 saatleri arasında gelen krizlerle kendini gösterir. İnsan vücudu, astıma karşı korunmak için adrenalin ve kortikosteroid adlı maddeleri üretir. Uyku esnasında bu maddelerin salınımının yavaşlaması, bu tip astıma sahip kişilerin nöbet geçirmelerinin başlıca sebebidir. Gece astımı tetikleyicileri arasında, sinüs enfeksiyonları, toz ve hayvan dışkısı sayılabilir.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Bilinçli hasta

Zatürre Nasıl Bulaşıyor?

Halit Yerebakan

Düzenleyen

on

Zatürre Nasıl Bulaşıyor?

Kapalı ve sıcak ortamlar sizi hastalıklardan korumaz, tam tersine bulaşıcı hastalıklara davetiye çıkarır. Bu tür hastalıklar içerisinde gripten değil zatürreden korkun.

Havaların mevsim normallerinin altına düştüğü bugünlerde bulaşıcı hastalıklara yakalanan pek çok kişi var. Hemen hemen herkes soğuk ortamlardan sıcak ev ya da ofislere geçince korunaklı bir yerde olduğunu hisseder. Oysa durum çok farklı. Yani kapalı ve sıcak ortamlar; sizi hastalıktan korumaz, aksine hastalığa yakalanma ihtimalinizi artırır. Bugün zatürreden bahsedeceğiz ve zatürre nasıl bulaşıyor sorusuna cevap vermeye çalışacağız.

SUDAN BİLE BULAŞABİLİR

Kış aylarında kişiden kişiye geçen en tehlikeli hastalıklardan biri de zatürredir. Ancak zatürre mikrobunu alan herkes zatürre olmaz. Kimi bünyelerde hafif öksürük ve ateşle atlatılabilir. Son derece ciddi sonuçlar doğurabilen bu hastalık, ilgili virüsün vücuda girmesiyle başlar. Bu bakteri ve virüsler, sıcağın etkisiyle bozulan yiyeceklerden, kirli sudan, egzoz gazı gibi çevreyi kirleten gazları solumaktan bulaşabilir. Soğuk su içildiğinde, özellikle çocukların zatürre olmak konusunda ikaz edildiğini duymuşsunuzdur. İlk başta hurafe gibi gelen bu tembih, aslında bilimsel bir temele dayanıyor. Çok soğuk içecekler içildiğinde boğazdaki bakteri florasında bozulmalar yaşanabilir ve bu durum, fırsatçı mikropları harekete geçirerek hastalığın oluşmasına sebep olabilir. Zatürre mikrobu taşıyan kişilerle yakın temasta bulunmak ve aynı çatal-kaşığı kullanmakla kişiden kişiye de geçebilir. Ayrıca vaktinde tedavi edilmeyen bronşit de zatürreye dönüşebilir.

HAFİFE ALINACAK BİR ORAN DEĞİL

Zatürre, Türkiye’de ölüme sebep olan hastalıklar arasında beşinci sırada yer alırken enfeksiyona bağlı ölümler arasında birinci sıradadır. Zatürreye yakalanan kişilerde ölüm oranı ise yüzde 5’tir ve bu hiç de hafife alınacak bir rakam değildir.
Alveoller, akciğerlerde bulunan ve oksijen- karbondioksit değişimini sağlayan hava kesecikleridir. Zatürreye sebep olan virüs veya bakteriler, vücuda girdiğinde alveollerin etrafına yerleşerek bölgede iltihaplanmaya sebep olur. Hayati öneme sahip oksijenin yönetiminde görev yapan alveollerin iltihaplanması, hastalığın tedavi edilememesi durumunda ölümle sonuçlanmasına yol açabilir. Yapılan araştırmalar neticesinde zatürreye sebep olan 90’a yakın mikroorganizma tespit edilmiştir. Bunlar arasında 23 tanesi oldukça yaygın ve hastalık oluşturma anlamında kuvvetlidir.

AŞI İLE KORUNMAK MÜMKÜN OLABİLİR

Zatürreden korunma yöntemleri denildiğinde akla ilk gelen, zatürre aşısı olarak bilinen pnömokok aşısıdır. Bu aşı, koruyucu etkileri bilinen kuvvetli bir seçenektir. Ancak herkese yapılması gereklidir gibi bir ifade kullanmayız. Pnömokok aşısı, zatürreye yol açtığı kesinleşen 23 tip mikroorganizmaya karşı geliştirilmiştir. Kalp hastaları, kronik akciğer rahatsızlığı olanlar, bağışıklık sistemi zayıf kişiler, kronik böbrek hastalığı olanlar ve 65 yaş üzeri yaşlılar, doktor kontrolü ve tavsiyesiyle aşılanabilecekler arasında yer alır. Pnömomok aşısının, koruyucu etkisi oldukça yüksektir. Mutlaka doktor tavsiyesiyle yapılmalıdır. Aşılanma dışında sayılabilecek korunma yöntemleri arasında, dengeli ve doğru beslenmenin yanında sigara ve alkol kullanmamak sayılabilir.
Kapalı ortamlar, bulaşıcı hastalıkların kişiden kişiye geçmeleri için en elverişli yerlerdir. Hasta bir çalışma arkadaşı sizi de hasta etmeye tek başına yeter. İlla temas halinde olmanız da gerekmez. Yapılan araştırmalar, yeteri kadar havalandırılmayan kalabalık ortamların hastalığın yayılmasında en önemli rolü oynadıklarını gösteriyor. Bakımı yapılmamış klimaların kullanıldığı nemli ortamlarda, legionella bakterisinin neden olduğu zatürre bulguları gözlenebiliyor.

SARILIP TOKALAŞMAYIN!

Bulaşıcı hastalıklardan korunmak için ilk kural, ellerinizi sıklıkla yıkamaktır. Doktorunuza danışmak kaydıyla aşı yaptırmak da korunmak için en geçerli önlemler arasında yer alır. Özellikle kış aylarında selamlaşma şeklinizi değiştirin ve tokalaşmak, sarılmak ya da öpüşmekten vazgeçin. Ortak alanlara temastan kaçının. Kapı kolları ve benzer yüzeylere mümkünse arada mendil gibi malzemeler varken dokunun ya da mümkünse kapıyı açmak için ayağınızı kullanın. Ofisinizin düzenli temizlendiğini kontrol edin.

BAĞIŞIKLIK DOSTU JAPON MANTARI

Kış aylarında hastalıklardan uzak durabilmeniz için kuvvetli bir bağışıklık sisteminiz olması gerekir. Konu bağışıklık sistemini kuvvetlendirmeye gelmişken, zerdeçaldan ve Japon mantarından bahsetmeden geçmek istemem.
Zerdeçalın insan sağlığına ne gibi faydalar sağladığını araştıran bilim adamları, tek başına onlarca gıdadan alınabilecek faydayı barındırdığını keşfetmişler. Zerdeçal; antienflamatuar, antiviral, antibakteriyal, antikanser ve antifubgal özelliklere sahip bir baharattır. Bedeniniz için kurşun geçirmez bir zırh olarak adlandırabileceğimiz bu baharatı, her gün mutlaka tüketmeye çalışın.

HAFTADA BİR KEZ TÜKETİN

Japon mantarının, sayısız faydası bulunan farklı çeşitleri vardır. Hatta türlerinden birine Japonca’da ölümsüzlük anlamına gelen ‘reishi’ denilmektedir. Bilim adamları Japon mantarının içinde bulunan ergothioneine adlı antioksidan maddenin bağışıklık sistemini kuvvetlendiren önemli bir antioksidan olduğunu belirtiyorlar. Ayrıca ergothioneine isimli bu antioksidan madde, pişirme süresince özelliklerini kaybetmiyor. Haftada en az bir gün Japon mantarı yemeniz, bağışıklık sisteminizi kuvvetlendirmek için yeterlidir.

Zatürre hastalığından ve tedavi yöntemleriden bahsettiğimiz yazımızı da okumayı unutmayın!

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar