Bizimle iletişime geçin

Sindirim

Sindirim Sistemimiz ve Bilinmesi Gerekenler

Halit Yerebakan

Düzenleyen

on

Sindirim Sistemimiz ve Bilinmesi Gerekenler

Sindirim sistemimiz ve bilinmesi gerekenler bugünkü konu başlığımız. Öncelikle bağırsaklar ikinci beynimiz… Bunu öğrenmiş olmak sizi şaşırttı mı? Gerçek bir beyin değil belki ancak kendi kendini idare eden milyonlarca nörondan oluşan ve yemek borusundan başlayarak anüse kadar devam eden ENS (Enterik Sinir Sistemi) hücreleri içermektedir ve bir şekilde merkezi sinir sisteminden yardım almadan kas hareketlerini kontrol edebilir. Bahsi geçen bu nöronlar, ince bağırsağı rektuma bağlayan ve sindirim sisteminin son durağına kadar yediklerinizin kalıntılarına eşlik eden organınız kolonunuzda ya da kalın bağırsaklarınızda yaşarlar. Bağırsaklarınız, beyin ve omurgadan hiçbir talimat almadan kendi kendilerine hareket edebilecek kadar akıllı oldukları için “ikinci beyin” olarak adlandırılır.

Yediklerinizi vücudunuzun ihtiyacı olan besinlere dönüştüren bağırsakların aslında ne kadar da hassas olduklarını bilmeniz gerekir. Kabızlık ve gaz oluşması gibi benzeri rahatsızlıklar “bağırsak reaksiyonları” olup bazı anlarda ağrılı olabilir.

Peki, vücudumuzda yaşayan, sayıları trilyonları bulan mikroskopik canlı olduğunu duymuş muydunuz?

Mikrobiyom adı verilen ve parmak izi gibi kişiler arasında farklılık gösterebilen bu organizmalar, sindirim sistemi ve bağışıklık sisteminin sağlıklı çalışmasını sağlıyor. Başka bir ifadeyle vurgulayacak olursak, bağırsaklarınız yeterince sağlıklı değilse, beyniniz de kendisini yeterince sağlıklı hissetmez. Bağırsaklarda bulunan bakterilerin bazıları zararlı iken bazıları ise inanılmaz faydalıdır.

Son zamanların trend konularından biri de sağlıklı bakteriler; “Probiyotikler” yeterli tüketimi sonucunda bağırsak sağlığını düzenleyen, “Prebiyotikler” adı verilen ve bağırsakta bulunan yararlı organizmaları çoğaltan lifli gıdalardır.

Probiyotikler, daha sağlıklı bir bağırsak biyotasına sahip olmamızı sağlarken, yiyecek ve içeceklerin sindirim ve emilimini arttırıp, kilo kontrolünü sağlamaya yardımcı olur. Yoğurt, ayran, keçi sütü, şalgam, sirek, turşu vb. gibi fermente gıdalar probiyotik açısından zengindir. Ancak sağlıklı sindirim sistemine kavuşmak; tek gecelik yoğurt yemeyle gelen mutluluğun ötesinde düzenli olarak fermente gıdaların tüketimi ile gerçekleşir.

Düzenli probiyotik alımının vücudumuzda yarattığı olumlu etkileri nelerdir?

  • Besin öğelerinin emilimini sağlar,
  • Patojen bakterilerin (iyi yıkanmamış gıdalarla bulaşabilen bakteri) üremesini engeller,
  • Bağırsak mikroflorası bağışıklık sistemine iyi geldiğinden cilt sorunlarını düzeltmede de yardımcı olur,
  • Bağırsak mikrobiyotasının yeterli olması sonucuyla inflamatuar gıda alımı sonucu oluşan inflamasyonu azaltmada yardımcı olur,
  • Vücut direncinizi arttırarak sizi hastalıklara karşı korur ve sürekli olarak soğuk algınlığıyla ilgili bir problem yaşıyorsanız hastalığın süresini azaltmaya yardımcı olur.

 Bol Su Tüketin!

Bağırsak tembelliğinin ve kabızlık probleminin temel nedenlerinden biri de yeterli miktarda su tüketilmemesidir. Günümüzde sindirim sistemi rahatsızlıklarının insomnia olarak bilinen uyku problemine yol açtığı da biliniyor. Mide ekşimesi, şişkinlik, kabızlık ve gaz gibi problemlerinizin temelinde de sindirim sistemi bozuklukları yatıyor olabilir. Alışkanlıklarınızda yapacağınız ufak değişikliklerle ikinci beyninizi korumak ve gerektiği gibi çalışmasını sağlamak aslında elinizde! Sindirim sistemi, gün boyu çalışır ve zamanının büyük kısmını yediğiniz sağlıksız besinleri işlemek için harcar. Sağlıklı bir sindirim sistemi için yapmanız gereken ilk şey, bu zor görevi yerine getirmeye çalışan bağırsaklarınızı susuz bırakmamaktır. Şişkinlik ve kabızlığın sebeplerinden biri de bağırsakların yavaş hareket etmesidir. Hareketi hızlandırmak için yeter miktarda su içmek, yapılacakların başında gelir.

Harekete Geçin!

Sağlıklı beslenerek ve düzenli olarak egzersiz yaparak kabızlık, şişkinlik, hazımsızlık vb. sindirim sorunlarıyla başa çıkabilirsiniz.

Lifli Gıdalar Tüketin!

Bağırsak hareketlerini düzenleyen çözünmeyen lifli gıdalar, kabızlığı gidererek, hemoroid ve divertikül gibi sindirim hastalıklarını engelleyerek bağırsak sağlığını da destekler. Brüksel lahanası, havuç, pancar, şalgam, elma, buğday ve yulaf kepeği, kahverengi pirinç çözünmez lif için iyi kaynaklar olarak belirtilebilir. Bağırsaklarınızda biriken faydasız artıklardan kurtulmanın yolu, lif ağırlıklı beslenmekten geçer! Lif; sistemde adeta su vazifesi görerek, bağırsaklarınızın olması gerektiği şekilde boşalmasına yardımcı olur. Liften zengin beslenmek, sindirim sisteminizin sağlığı için altın değerindedir. Tam tahıllı gıdalar, lif zengini meyve sebzeler, günlük diyetinize mutlaka eklemeniz gerekenler arasında yer alıyor. Normal beslenen bir kişi, günde ortalama 15 gr. lif tüketebiliyor. Oysa uzmanlar, günlük lif tüketimimizin 30 gr. olması gerektiğini söylüyor! Aradaki bu farkı kapatmak için lif zengini gıdaları tercih etmek gerekiyor; ki bunların başında elma geliyor! Lif ayrıca dışkıda su tutulmasını da sağlar ve kabızlık problemi ortadan kalkar.

Stresten Uzak Durun, Rahatlayın!

Bilinen bir gerçek var ki o da stresin bağırsak florasını olumsuz yönde etkileyerek birçok hastalığa davetiye çıkartması. Bu nedenle, sağlıklı bir sindirim sistemi için stresten uzak durmak gerekiyor.

Sindirim sisteminde stresle alakalı problem yaşayanlar için uzmanlar, müzik, yoga ve meditasyon gibi rahatlatıcı ve yardımcı teknikler öneriyor.

Yeme Alışkanlığınızı Değiştirin!

Geceleri beslenme alışkanlığınızdan vazgeçin. Düzenli ve sağlıklı beslenin, lokmaları oturarak ve iyice çiğneyerek yavaşça tüketin. Beslenme sırasında daha küçük porsiyonlar tercih edin ve öğünleri atlamayın.

Bunların dışında, kafeinli içeceklerden uzak durulmalı, alkol tüketiminden uzak durulmalı, rafine şeker tüketiminden uzak durulmalı, sigarada uzak bir yaşam sürdürülmelidir.

‘’Bütün hastalıklar bağırsakta başlar, bağırsak hasta ise vücudun geri kalan kısmı da hastadır’’. Hipokrat

Kadınlarda erkeklere oranla daha fazla görülen Irritabl Bağırsak Sendromu (IBS), şişkinlik, acil tuvalet ihtiyacı, karında rahatsızlık hissi, kabız ve ishal gibi düzensiz bağırsak hareketleri gibi belirtileri bir arada gösteren ve en sık görülen gastrointestinal sendromdur ve bu sendromda sindirim sistemi istenilen şekilde çalışmaz.

Ancak IBS hastaları uygun diyet uygulaması ve medikal tedavi ile stresten uzak durarak yaşam kalitelerini yükseltebilir.

Düzenli egzersiz ve yoga ile IBS semptomlarının iyileştiğini düşünülüyor.

IBS’in kadınlarda bağırsak alışkanlıklarında değişikliklere neden olması sonucu kabızlık şeklinde ağrısız dışkılama yaşanabilir ve kramp oluşabilir. Aksi durumda, yaşanılan şiddetli gerilme ile oluşan rektal ağrılar endometriozis (iyi huylu fakat çoğunlukla ağrılı kronik bir hastalık) belirtisi olduğundan doktora gidilmesi tavsiye edilir.

IBS olan kişilerde, genellikle bağırsaktaki kramplardan kaynaklanan karın ağrısı görülür ve bilinmelidir ki; IBS ağrısı karında tek bir bölgede yer almaz, her yerde hissedilebilir.

IBS semptomları, gündüzleri yaşanan stres ve yeme alışkanlıklarına bağlı olarak ortaya çıkar. Geceleri ise bu semptomlarla karşılaşacak olursanız mutlaka bir doktora görünmeniz faydalı olacaktır çünkü bu yaşadıklarınızın IBS ile ilgisi olmayabilir.

Bağırsaklarımızda bulunan bakteriler sağlığımız açısından son derece önemlidir. Aldığımız besinleri sindirmemize yardımcı olan ve bağırsağı koruyan bu dost bakteriler dengesizleştiğinde sindirim ve bağışıklık sisteminde tehlike çanları çalmaya başlar. Bu dengesizlik, hamile gibi görünen şiş karın (gaz şişmesi) belirtisiyle IBS’ye yol açabilir.

IBS’nin bir diğer semptomlarından olan ve belki de en sinir bozucusu insanların bazı gıdalara karşı duyarlılığın artmasıdır. Gerçek anlamda bir alerji durumu olmasa dahi tüketilen bazı gıdalar IBS semptomlarını arttırabilir.

Sindirim sistemiyle ilgili farklı bir yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

 

Okumaya Devam Et
Yorum bırakmak için tıklayın

Yanıt bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Aile Sağlığı

Sindirim Problemleri Çözümsüz Değil

Avatar

Düzenleyen

on

Düzensiz sindirim sistemi günümüzde pek çok kişinin ortak problemi. Hareketsizlik, düzensiz ve yetersiz beslenme, hazır gıda tüketimi gibi farklı nedenleri olabiliyor. Hele bir de yaşınız ilerlediyse, sindirim sisteminiz daha da düzensiz hale gelebilir.

İnsan vücudu sürekli bir değişim ve gelişim halindedir. Bu değişimlerden en çok sindirim sistemi nasibini alır. Böyle sürekli değişim geçiren bir sistem söz konuyken, ortaya yeni sorunlar çıkması şaşırtıcı değil.

Kullandığınız elektronik eşyaların belli bir ömrü vardır. Tamamen bozulmadan önce, eski performansını kaybetmeye başlar. Zamanla bazı işlevleri, tuşları komutlara cevap vermez olur. Vücudumuz için de aynı durum söz konusu. Yaş ilerledikçe sinirler ve kaslar eskisi gibi çalışamaz. Bu işlev bozukluğu en çok sindirim sistemini etkiler. Yaşlılıkta ilaç kullanımı yaygın olduğu için yan etkiler sindirim sisteminde görülebilir, ya da bazı yiyeceklere karşı daha az toleranslı olunabilir. Bu tür etkilerin sonucu olarak, sindirim sisteminde gaz, şişkinlik, kabızlık ve kramplar görülebilir.

Sindirim sisteminde zamanla meydana gelen değişiklikler çözümsüz değil. Sindirimin sağlıklı ve düzenli çalışmasına yardımcı olacak ayarlamalar yapabilirsiniz.

Yediklerinizin takibini yapın

Gençlikte yapılan birçok şeyi yaşlılıkta yapmak pek mümkün olmuyor. Yaşı ilerlemiş okuyucularım ne demek istediğimi anlayacak. Mesela eskiden yediğiniz gibi yiyemezsiniz. Sindirim sisteminiz eskisi gibi çalışmadığı için birçok gıdaya duyarlılık geliştirebilir. Laktoza karşı görülen duyarlılık da en yaygın olanıdır.

İnce bağırsaklarda laktozu parçalamaya yardımcı olan laktaz enzimi yaş ilerledikçe azalır ve sonuç olarak kişide laktoz intoleransı ortaya çıkar. Yani şeker tamamen sindirilemez ve kalın bağırsağa ulaştığında ise şişkinlik, gaz ve kramplara neden olur.

Laktoz intoleransı olan kişiler, genellikle hiçbir süt ürünü tüketemeyeceklerini düşünür. Süt içtikten sonra şişkinlik ve gaz gibi problemler yaşayanlar peynir yediğinde de aynı problemleri yaşayacak diye bir kural yok. Vücudunuzu en iyi siz tanıyabilirsiniz. Yediklerinizin türlerini ve miktarlarını takip ederseniz, vücudunuzun hangi gıdayı ne miktarda tükettiğinizde tepki gösterdiğini ortaya çıkarabilir ve beslenmenizi bu kurallara göre şekillendirebilirsiniz.

Bu yöntem tüm yiyecekler için geçerli. Sindirim sisteminizdeki problemi hangi yiyeceklerin tetiklediğini bulana kadar denemekten yorulmayın.

Yaş ilerlediğinde ortaya çıkan can sıkıcı sindirim problemlerinden biri de kabızlık. Gıda atıkları kolondan geçerken su emilir. Kolonun çalışma hızı yavaşladığında gıda atıkları daha uzun süre kolonda kalır ve atıktaki su daha fazla emilir. Sonuç olarak kolonda sert, kuru ve ilerlemesi zor atık kalır ki buna da kabızlık denir.

Kabızlığı önlemenin en önemli yolu lif alımına özen göstermekten geçer. Lif, suyu bağırsakta tutarak atıklardan fazla su emilimini engeller. Doğal olarak kabızlık problemi de ortadan kalkar. Tabi bu problemden kurtulmak için birden çok fazla lif tüketmeyin, aksi halde bu kez de şişkinlik problemi yaşayabilirsiniz. Lifli gıdaları yavaş yavaş beslenmenize ekleyin.

Bir de, bol su içmeyi unutmayın.

Asitli ve baharatlı gıdalardan uzak durun

Yine yaşlılık nedeniyle yemek borusu ve mide arasındaki kaslar zayıflayabilir. Böyle bir durumda da asit mideden kaçarak yemek borusuna gider. Sonuç, berbat hissettiren mide ekşimesi olur. Bu durum sindirimi doğrudan etkilemese de, bütün olarak sindirim sistemindeki bir arızanın habercisidir.

Reflü ve mide ekşimesinden kaçınmak için; tıpkı laktoz duyarlılığında önerdiğim gibi ne yediğinizi, yediklerinizin miktarını, yediğiniz vakti takip ederek beslenmenizi düzenleyebilirsiniz. Asitli ve baharatlı gıdalardan özellikle uzak durmanız problemin azalmasına yardımcı olabilir. Eğer sürekli olarak reflü veya mide ekşimesi problemi yaşıyorsanız, doktorunuza danışmayı ihmal etmeyin.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Aile Sağlığı

Bazı Yiyeceklerle Ayrılık Vaktiniz Gelmiş Olabilir

Avatar

Düzenleyen

on

İnsanın sevdiği birinden ayrılması zordur. Bu zorluk sevdiğiniz yiyecekler için de geçerli. Ancak sizi rahatsız etmesi yaşayacağınız ayrılık acısından daha kötüdür. İyi gelmiyorsa onu arkanızda bırakmanız daha iyi.

Yiyeceklerle olan ilişkinizi insanlarla olan ilişkinize benzetin. Hayatınızda size zarar veren biri varsa onu hayatınızdan çıkarmak belki sizi üzebilir ama bir süre sonra ruhsal sağlığınızın iyiye gittiğinin, kendinizi daha iyi hissettiğinizin farkına varacaksınız. Yiyeceklerle olan ilişkinize de böyle bakmanızı tavsiye edebilirim.

Geçmişte çok sevdiğiniz, yerken keyif aldığınız ve sizi rahatsız hissettirmeyen yiyecekler, bir süre sonra vücudunuzda olumsuz etkiler oluşturmaya başlayabilir. Yaş ilerledikçe vücut eskisi gibi çalışamaz ve bazı yiyecekler artık tolere edilemez hale gelebilir. Bunun nedeni de üst ve alt sindirim sisteminin yaşlanma etkilerine daha duyarlı olmasıdır. Midede yanma, ekşime hissi, şişkinlik, ishal ve gaz gibi belirtiler, artık bazı yiyeceklerle ayrılma vaktinizin geldiğini gösteriyor aslında.

Doğal şekerlerin sindirimi daha zor

Fermente edilebilir oligosakkaritler, disakkaritler, monosakkaritler ve polioller, doğal olarak oluşan şekerlerdir. Bu şekerler, yaş ilerledikçe sindirimi zorlaştırmasıyla bilinir. Maalesef bu şekerler birçok besin maddesinde bulunuyor: Mango, armut, şeftali gibi bazı meyveler, süt ürünleri, buğday, çavdar, soğan, sarımsak, nohut, mercimek, fasulye, bal, antep fıstığı, kaju fıstığı, kuşkonmaz, enginar, fruktozlu içecekler ve bazı yapay tatlandırıcılar.

Bu doğal şekerlerin tamamı kişide aynı olumsuz etkiyi oluşturmuyor tabi ki. Rahatlıkla armut tüketebilen biri, soğan tükettiğinde rahatsızlık hissedebilir. Kişiler belirli doğal şekerlere karşı duyarlılık geliştirebilir. Ancak her zaman bu duyarlılığı oluşturanın ne olduğu bulunamayabiliyor.

Reflünüz varsa ayrılığı ertelemeyin

Sindirimi zor gıdalarda başı süt ürünleri çekiyor. Çünkü sütte bulunan laktozu parçalamak için gerekli olan enzim laktaz, çoğu insanda yeteri kadar üretilemez. Doğumdan itibaren vücudun laktaz üretimi zamanla azalır. Laktaz üretiminin neden azaldığı tam olarak bulunamamış olsa da insanların büyük bir kısmında yaşlandıkça laktozu sindirme yeteneğinin kaybolduğu bir gerçek.

Hali hazırda reflü gibi bir rahatsızlığı olanlar içinse, sevdikleri bazı yiyecekler mide ekşimesini epey kötüleştirebilir. Buradaki zanlılar genellikle, biber, domates sosları, turunçgiller, çikolata, nane, yağlı ve kızarmış yiyeceklerdir.

Sevdiğiniz ve vazgeçemediğiniz yiyecekler nedeniyle sindirim sisteminiz mutsuz olduğunda yapabileceğiniz en iyi şey, o yiyecekle aranızdaki bütün ilişkiyi biran önce bitirmektir. Bu ilişkiyi bitirmek dünyanın sonu değil, size iyi gelecek ve yeniden seveceğiniz başka yiyecekler de olacak.

Yeni yiyeceklere temkinli yaklaşın

Yeni bir yiyeceği hayatınıza almadan önce dikkat etmeniz gereken bir nokta var. Önce o yiyeceği iyi tanıyın. Midenizin kapılarını birden değil, yavaşça açın ki vücudunuz nasıl tolere edecek gözlemleyebilin. Eğer yeni yiyecek de sindiriminizi mutsuz ederse, bu ilişkiye başlamadan bitirmek daha kolay olur.

Sağlıklı ve uzun süreli bir ilişki için biraz çabaladığınızda, yıllarca içiniz rahat bir şekilde sevdiğiniz yiyecekle birlikte olabilirsiniz.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Aile Sağlığı

Fermantasyon nedir? Fermente gıdalar hangileri? İdeal Beslenme

Avatar

Düzenleyen

on

Fermente gıdalara ilgi son yıllarda giderek artmakta. Doç. Dr. Halit Yerebakan fermente gıdaların neden tercih edilir olduğunu, düzenli ve dengeli tüketilirse hangi rahatsızlıklara iyi gelebileceğini anlatıyor.

 

Sağlıklı yaşam konusunda bilinçlendirici içerik paylaşımı yaptığımız youtube sayfamızı görüntülemek için buraya tıklayabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar