Bizimle iletişime geçin

Kalp Sağlığı

Sıcaklarda Kalbinizi Koruyun

Basın Bülteni

Düzenleyen

on

Sıcaklarda Kalbinizi Koruyun

Sıcak havalar sağlıklı kişilerin bile hayatını zorlaştırırken özellikle kalp hastalarında ciddi sağlık sorunlarına neden olabiliyor. Bu sebeple sıcak havalarda kalbinizi koruyun.

Vücut ısısını sabit tutan en önemli mekanizmalardan biri, cildin kan dolaşımı. Bu sistem terlemeyle vücudu serinletmek amacıyla cilde kan pompalamaya çalıştığı için kalbin iş yükünü arttırıyor. Bunun yanı sıra terleme sonucu oluşan sıvı kaybı nedeniyle kanın akışkanlığı azaldığı için kalp daha fazla çalışmak zorunda kalıyor. Bu tablo sağlıklı kişiler tarafından tolere edilebilirken kalp damar hastalarında ise yüksek tansiyon, ritim bozukluğu, daha da önemlisi kalp krizine yol açabiliyor. Üstelik yapılan çalışmalar sıcaklık düzeyindeki her 5 derecelik artışın kalp krizi riskini yüzde 5 oranında arttırdığını ortaya koyuyor. Ancak alacağımız önlemlerle bu zararlı etkilerden büyük oranda korunabilmemiz mümkün. Aşırı sıcaklarda dikkat etmemiz gereken en önemli 3 kural ise korunmasız bir şekilde güneşin altında kalmamak, bol bol sıvı tüketmek ve vücudu fazla yormamak.  Acıbadem Kadıköy Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Refik Erdim kalp hastalarının kavurucu sıcaklara karşı almaları gereken önlemleri anlattı, önemli uyarılarda bulundu.

Bol bol su için

Aşırı sıcaklarda terlemeyle oluşan sıvı kaybının yerine konulması için bol su içmek yaşamsal öneme sahip. Özellikle sıcaklığın en fazla olduğu 11.00-15.00 saatleri arasında, saatte bir 2-3 bardak su içmeyi ihmal etmeyin. Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Refik Erdim kişinin kilosuna göre değişmekle birlikte, yaz aylarında 2,5-3 litre su tüketilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.

Bu içeceklere dikkat!

İdrar söktürücü özelliği nedeniyle vücutta sıvı kaybını arttırabileceği için kahve ve çay gibi içecekleri tüketmekten kaçının. Şekerli, gazlı ve alkollü içecekleri de özellikle öğlen saatlerinde tüketmemeniz gerekiyor. Bunun nedeni, özellikle alkolün sıcağın olumsuz etkilerinin hissedilmesini engellemesi ve sıvı kaybını arttırması. Kalp yetersizliğiniz varsa maden suyu gibi sodyum içeriği fazla olan sıvılardan kaçınmalısınız. Çünkü sodyumdan zengin sıvıların fazla içilmesi vücutta sıvı tutulmasını arttırarak kalp yetmezliği bulgularını kötüleştirebiliyor. Ayrıca günde ne kadar sıvı tüketmeniz gerektiğini de doktorunuza mutlaka danışmalısınız.

Kıyafetleriniz pamuklu ve bol olsun

Aşırı sıcaklarda açık renkli, pamuklu ve bol giysileri tercih edin. Bu tip giysiler yüksek hava geçirgenliği ve terlemeyi azaltıcı özellikleriyle sıcak havanın olumsuz etkilerini azaltabiliyorlar. Eğer dışarıda dolaşmanız gerekiyorsa geniş siperlikli şapka, güneş gözlüğü kullanın, ayakkabılarınızın da rahat ve açık olmasına özen gösterin.

Serin ve kapalı ortamlarda bulunun

Güneşin yeryüzüne en dik geldiği 11.00-15.00 saatleri arasında, çok gerekli değilse dışarı çıkmayın, serin ve kapalı ortamlarda zaman geçirin. Vücut ısısını düşürmek için klimalı ve serin ortamlarda bulunmaya özen gösterin.

Sporu akşam serinliğinde yapın

Spora asla ara vermeyin. Ancak güneş ışınlarının yeryüzüne en dik geldiği 11.00-15.00 saatleri arasında, aşırı terlemeye yol açarak kalbi yoracağı için açık havada spor yapmayın. Sporu akşam saatlerine erteleyin veya serin ve kapalı yerlerde yapmaya özen gösterin. Eğer dışarıda spor yapmanız gerekiyorsa süreyi 90 dakikayla kısıtlamalı, tempoyu yavaş yavaş arttırmalı ve bol sıvı tüketmelisiniz. Suyla beraber tuz kaybı da olacağı için mineral yönünden zengin ve şekersiz sporcu içeceklerini tercih edebilirsiniz.

İlaç dozlarına dikkat!

Kalp damar hastalığı veya kalp yetmezliği gibi sağlık problemleriniz varsa tatile çıkmadan önce mutlaka doktorunuzla görüşerek ilaç dozlarını ayarlanmasını sağlayın. Özellikle idrar söktürücü ilaçlar kullanan hastaların gerekirse ilaç dozlarının aşırı sıcak havalarda azaltılması gerekiyor. Çünkü idrar söktürücü ilaçlar nedeniyle gelişen aşırı sıvı kaybı tansiyon düşüklüğü ve buna bağlı bayılmalara yol açabiliyor. Ayrıca doktor önerisi olmadan kesilen ilaçlar aşırı tansiyon yükselmesi sonucu kalp kriziyle sonlanabiliyor.

Yemekten hemen sonra yüzmeyin

Kalp hastalığınız varsa güneş ışınlarının daha az şiddetli olduğu sabah veya akşamüstü saatlerini tercih edin ki vücudunuz fazla yorulmasın. Ayrıca kan dolaşımının büyük kısmı yemekten hemen sonra sindirim sistemine yönlendiği için kas dokusuna giden kan akımının azalmasına bağlı kaslarda kramplar ve yorgunluk gözlenebiliyor. Bu sebeple aç karnına veya yemekten en az 2-3 saat sonra yüzmenizde fayda var. Bunların yanı sıra özellikle 11.00-16.00 saatleri arasında sahilde güneşlenmek sıcak çarpması riskini arttırdığı için kesinlikle önerilmiyor.

Suya aniden atlamayın

Uzun süre güneş altında durduktan hemen sonra denizde veya havuzda soğuk suya atlamak vücudun genişlemiş cilt damarlarında ani büzülmeye sebep olarak ölümcül ritim bozukluklarına sebep olabiliyor. Bu nedenle suya aniden atlamayın, vücudunuzu suya alıştırarak girin. Ayrıca soğuk duş damarlarda büzülmeye yol açacağı için tansiyonu yükseltebiliyor. Damarlarda büzülme uzun sürdüğü takdirde bu tablo kalp krizine kadar ilerleyebiliyor. Dolayısıyla yaz aylarında soğuk duş almaktan kaçının, suyun ılık olmasına dikkat edin.

Sofranızda sindirimi kolay besinler olsun

Sıcak havalarda vücut ısısının ayarlanabilmesi için vücut yüzeyine yakın atardamarların iç organlara nazaran daha çok kanlanmaları gerekiyor. Yemek yedikten sonra dolaşımdaki kanın önemli bir miktarı sindirim sistemiyle ilgili organların kanlanması için kullanılıyor. Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Refik Erdim bu nedenle kan dolaşımının cilde yönlendirilmesi için sindirimi kolay besinler tüketilmesi gerektiğini belirterek şu önerilerde bulunuyor: “Sindirim sistemini yormamak için sık sık ve az miktarda yemek yemeli, yine sıvı kaybını azaltmak için sulu besinleri tercih etmelisiniz. Zeytinyağlı gıdalar, sebzeler ve meyvelerin sindirimini nispeten daha kolay oluyor. Bunun dışında, soğuk olarak hazırlanan ve tüketilen çorbalar da vücut ısının düşürülmesine katkıda bulunabiliyor. Pişirme usulü olarak da haşlama, buğulama ve ızgara yöntemlerini tercih etmelisiniz.”

Kalp sağlığıyla ilgili farklı bir yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

 

Okumaya Devam Et
Yorum bırakmak için tıklayın

Yanıt bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kalp Sağlığı

Periferik Arter Hastalığı Risk Faktörleri

Halit Yerebakan

Düzenleyen

on

Periferik Arter Hastalığı Risk Faktörleri

Periferik arter hastalığı, daralan arterlerin kol ve bacaklara olan kan akışını azaltması ile gelişen bir dolaşım sorunudur. Bu hastalık geliştiğinde kollar ve bacaklar yeterince kan alamadıkları için ağrı hissine neden olur. Arterlerde yağ birikimine işaret olan hastalık, kalp ve beynin kan akışını da azaltır. Tedavisi ise düzenli egzersiz, sağlıklı diyet ve ilaçlar ile başarılı bir şekilde gerçekleştirilebilmektedir.

Periferik arter rahatsızlığının pek çok nedeni ve belirtisi bulunmaktadır. Peki, periferik arter hastalığı risk faktörleri nelerdir?

Periferik Arter Hastalığı Risk Faktörleri Nelerdir?

Periferik arter hastalığı risk faktörleri arasında öncelikli olarak ateroskleroz sayılabilir. Ateroskleroz (damar sertliği) durumunda arteryel duvarlarda yağ birikintileri oluşur ve bu yağ birikintileri kan akışını engelleyerek ağrılara neden olur. Hastalığın risk faktörleri arasında sigara kullanımı da yer almaktadır. Yapılan araştırmalar bu hastalığa yakalanan kişilerin %50.8’sinin sigara kullandığını ortaya koymuştur. Sigara başlı başına bir vazospastik ajandır. Bu anlamda sigara içen bireylerin içmeyenlere oranla periferik arter hastalığına yakalanma ihtimali daha yüksektir. Bunların dışında hastalığın risk faktörleri arasında şunları da sayabiliriz:

  • LDL yani kötü kolesterol ve trigliserit düzeylerinin yüksek olması,
  • HDL kolesterol düzeyinin düşüklüğü,
  • Şeker hastalığı,
  • Hipertansiyon ya da ailede hipertansiyon öyküsünün bulunması,
  • Kronik böbrek yetmezliği,
  • Ailede ateroskleroza yani damar sertliğine bağlı hastalık öyküsünün varlığı,
  • Aşırı kilo ya da obezite,

Tüm bunların yanında periferik arter hastalığı risk faktörleri arasında; kan damarı iltihabı, ekstremite hasarları, radyasyona maruz kalma ve kasların olağandışı anatomisi de sayılabilir. Ancak bunlar seyrek olarak rastlanan durumlardır.

Periferik Arter Hastalığı Tedavisi

Hastalığın tedavisi öncesinde ayrıntılı bir muayene gerekmektedir. Bunun için doktorunuz fiziksel kontrol, ankil-brakiyal indeks, ultrason, anjiyografi ve kan tahlili gibi yöntemlere başvurabilir. Eğer periferik arter hastalığı teşhisi konulmuşsa ilaç tedavisine başlanır. Bu ilaçlar kolesterol düşürücü ya da yüksek tansiyon ilaçlarıdır. Yine hastaya kan şekerini düşürmek ve belirtileri hafifletmek için ilaçlar da verilebilmektedir. Ancak bazı vakalarda anjiyoplasti ya da cerrahiye başvurulabilir. Tedavi için uygulanan cerrahi müdahaleler arasında By-Pass ameliyatı da yer almaktadır. Ayrıca arterde pıhtılaşma meydana gelmiş ise bunu gidermek amacı ile “trombolitik tedavi” adı verilen artere pıhtı çözücü ilaçların enjekte edilmesi yolu tercih edilebilir.

Periferik arterle ilgili farklı bir yazıma burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Güncel tedavi yöntemleri ile hastalığınızdan kurtulmak için hemen randevu alın.  +90 551 379 72 56

Okumaya Devam Et

Kalp Sağlığı

Kalp Hastalıklarında Kök Hücre Tedavisi

Halit Yerebakan

Düzenleyen

on

Kalp Hastalıklarında Kök Hücre Tedavisi

İnsan vücudunda çok sayıda hasar görmüş, farklılaşmış ya da hastalanmış hücre varsa bunlar doğal yollar ile yenilenemez. Kök hücre tedavisi ise hasar gören bu hücrelerin yerine sağlıklı ve işlevsel olanları oluşturmak amacı ile kullanılır. Hastalıklı hücrenin sağlıklı olan ile değiştirilmesi işlemi organ nakli ile benzerlik göstermektedir. Ancak buradaki tek fark tek bir organ yerine hücrenin naklediliyor olmasıdır. Bu tedavi yöntemi kullanılarak tedavi edilen hastalıkların sayısı ise her geçen gün artmaktadır. Bunlardan birisi de kalp hastalıkları olarak karşımıza çıkmaktadır.

Kalp Hastalıklarında Kök Hücre Tedavisi ile İlgili Çalışmalar

Kalp hastalıklarında kök hücre tedavisinin uygulanması ile ilgili ilk çalışmalar bundan 8 yıl öncesine dayanmaktadır. Bu çalışmaları Willerson ve arkadaşları başlatmıştır. Willerson, uygulamanın hayvanlar üzerinde güvenilir olduğunu ve kalp kası işlevinde düzelmeler sağladığını bildirmiştir.

Kök hücre tedavisinin kalp hastalıkları üzerinde etkileri ilgili bir diğer çalışma da Rio de Janeiro’da gerçekleştirilmiştir. Procardiaco Hastanesi ve ABD Houston Texas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Merkezinde, 21 hasta üzerinde çalışmalar gerçekleştirilmiştir. Yapılan çalışmalar sonucunda kalp kası yetmezliği problemi yaşayan hastalarda kalp kasına kök hücre nakli yapılmasının kullanışlı ve güvenilir bir tedavi yöntemi olduğu sonucuna varılmıştır.

Procardiaco Hastanesi etik kurulu ve Brezilya Ulusal Etik Konseyi, sadece ağır kalp kası yetmezliğinin söz konusu olduğu olgular için bu çalışmayı onaylamıştır. Bunun yanında araştırmacılar, üzerinde araştırma yaptıkları hastaların ağır derecede kalp kası yetmezliği yaşadıklarını ve bu nedenle de yapılan tedaviden başka çarelerinin kalmadığını vurgulamışlardır.

Kalp hastalıklarında kök hücre tedavisinin etkilerini araştırma amacı ile yapılan bu çalışmada 14 hastaya ortalama iki milyon kadar kök hücre içeren enjeksiyon uygulanmıştır. Bu uygulamanın iki ay sonrasında hastaların kalp işlevlerinde artış görülmüştür. Ardından Brezilya’da yapılan bu çalışmanın daha kapsamlı bir şekilde yürütülmesine karar verilmiştir.

Yapılan bu tedavinin kalp kasında ne gibi bir değişime neden olduğu tam olarak bilinmemektedir. Fakat bu hücrelerin kas ve damar hücrelerine dönüşebildiği ya da damar ve kas hücrelerinin bölünmesini uyarmakta oldukları düşünülmektedir. Sonuç olarak yapılan çalışmalar, kök hücre nakillerinin olumlu sonuçlar verdiğini ortaya koymuş ancak klinik olarak hastanın yararı konusunda kesin bir veri elde edilememiştir.

Kalp hastalıklarıyla ilgili farklı bir yazıma burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Güncel tedavi yöntemleri ile hastalığınızdan kurtulmak için hemen randevu alın.  +90 551 379 72 56

Okumaya Devam Et

Kalp Sağlığı

Şeker Hastalığı ve Kalp Ameliyatı

Halit Yerebakan

Düzenleyen

on

Şeker Hastalığı ve Kalp Ameliyatı

Kalp ameliyatları günümüzde eskiye oranla daha güvenli bir şekilde gerçekleştirilmektedir. Bu durumun en önemli nedeni ise teknolojinin her geçen gün daha da gelişmesi ve teknolojik imkânlarının hasta güvenliği adına daha çok kullanılabilmesidir. Ancak hasta güvenliği açısından meydana gelen tüm gelişmelere rağmen kalp ameliyatı hala bazı kişiler için özel riskler içermektedir. Bu riskler, her hasta için farklılık gösterse de temel olarak ameliyat sonrası sağ kalım ve yaşam kalitesini büyük ölçüde etkilerler.

Şeker hastalığı, diğer adı ile “Diyabetes Mellitus” kalp hastalarını sadece ameliyat sonrasında değil, öncesinde de ciddi şekilde etkiler. Bunun yanında şeker hastası olan bireylerin pek çoğu bu hastalığı yaşadıklarının farkında bile değildir. Yine bu hastalığın en önemli nedenleri arasında genetik, şişmanlık ve yaş faktörleri yer almaktadır. Ayrıca şeker hastası olan bireylerin %70’inde kalp hastalıkları da görülmektedir.

Şeker Hastalarına Uygulanan Kalp Ameliyatının Riskleri Nelerdir?

Şeker hastalığı teşhisi konulan pek çok kişide aterosklerotik kalp hastalığı ve buna bağlı sessiz bir şekilde miyokard infarktüsü yani kalp krizi seyredebilmektedir. Bir başka deyişle bu hastalar kalp krizi geçirdiklerini dahi fark etmemektedir. Bunun en önemli nedeni ise şekerin sinir uçlarında hasar meydana getirmesi ve kriz ağrısının hissedilmemesidir.

Stent Tıkanması

Şeker hastalığı, kalp damarlarını doğrudan etkileyen bir rahatsızlıktır. Bu nedenle şeker hastalığına bağlı olarak damar hastalıkları meydana gelebilmektedir. Şeker hastalarına böyle durumlarda koroner stentler uygulanabilir. Ancak bunun sonrasında yüksek oranda koroner stent tıkanması görülmektedir.

Böbrek Yetmezliği

Şeker hastalığı böbrekleri de olumsuz etkilemektedir. Çünkü böbrekte damarsal yapılar oldukça fazladır. Kontrolsüz ve uzun süreli şeker hastalarına yapılan kalp ameliyatı, böbrek yetmezliği riskini ciddi oranda arttırmaktadır.

Enfeksiyon Riski

Şeker hastalığı, yaraların iyileşme sürecini olumsuz yönde etkiler. Özellikle uzun süren cerrahi girişimlerden sonra ameliyat yarasının enfeksiyonu, şekerin kontrol edilememesi nedeniyle önemli bir risktir. Şeker hastalarının %60’ında enfeksiyon riski bulunmaktadır. Bu nedenle ameliyat öncesi süreçte kan şekerinin kontrol altına alınması gerekir. Eğer kan şekeri kontrol altına alınabilirse, ameliyat sonrası yara enfeksiyonun oluşma ihtimali o kadar azdır.

Kalp ameliyatıyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Güncel tedavi yöntemleri ile hastalığınızdan kurtulmak için hemen randevu alın.  +90 551 379 72 56

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar