Bizimle iletişime geçin

Sağlıklı Yaşam

Seyahat Esnasında Su Tüketin

Halit Yerebakan

Düzenleyen

on

Seyahat Esnasında Su Tüketin

Seyahat esnasında su tüketin; günlük hayatın koşuşturması içerisinde bazı anlar içmeyi unuttuğunuz suyun vücuttaki her bir sistemin düzgün bir şekilde çalışmasını sağladığını biliyor muydunuz?
Tartışmasız suyun canlılar için oksijenden sonra ihtiyaç duyduğu ve yaşamın önemli bir parçası olduğunu biliyoruz. Dünyanın dörtte üçü sularla kaplı iken bedenimizde aynı şekilde olduğunu duyardık hep. Ancak bilimsel verilere göre biliyoruz ki, insan bedeninin yaklaşık yüzde 55-60’ı sudan oluşuyor. Bu oran yeni doğan bebeklerde yüzde 75’e ulaşıyor. Kimin ne kadar sıklıkta su tüketmesi gerektiğine dair sorulan sorulara da kişinin metabolizmasına, yaşadığı bölgeye ve hava koşullarına göre değişiklik göstermektedir diyebiliriz. Erkeklerin günde 2.5-3.7, kadınların ise 2-2.7 litre su içmesi gerekiyor.

Suyun Sağlığa Olan Faydaları…

– Bağışıklık sisteminin düzenli bir şekilde çalışması için her gün yeterli miktarda su tüketilmelidir.
– Yeterli miktarda su tüketilmesinde cilt daha canlı, parlak görünür.
– Kan basıncını düzenlerken kalp atış hızını da ideal bir aralıkta tutar.
– Vücut sıcaklığını normal tutmaya yardımcı olur.
– Dokuları ve organları sağlıklı tutar.
– Böbrekleri toksik maddelerden arındırır.
– Hücrelere oksijen ve besin taşıma görevini üstlenmiştir.
– Kabızlığı önler, besinlerin sağlıklı bir şekilde sindirilmesine yardımcı olur.

Seyahat Esnasında da Su Tüketmeliyiz…

Uçak yolcularını etkileyen en yaygın sağlık problemlerinden biri, kabin havasındaki nem eksikliğinden kaynaklanan ve yetersiz su tüketimi esnasında görülen dehidrasyondur. Uçuş sırasında dehidrasyonu (sıvı kaybını) önlemek için bol miktarda su tüketilmelidir.
Hava yolculuğunun neden olduğu dehidrasyon özellikle uçak kabinlerindeki düşük nem seviyelerinden kaynaklanmaktadır. Normal bir iç mekan nemi %30 ile %65 arasındadır. Uçak kabininin içindeki hava ise genellikle %10 ile %20 arasında bir nem seviyesine sahiptir. Bu nedenler, uçak yolculuğu sırasında yeterli su tüketimine yönelik önlemler alınmasını zorunlu hale getirmiştir.
Sıvı kaybı sonucunda oluşan ödem kişilerin kendilerini daha şiş hissederek rahatsız olmalarına neden olur. Bunu önlemek için ılık-oda sıcaklığında su tüketmeye çalışın.

Havada olduğunuz sürece dehidrasyonu önlemenin bazı basit yolları vardır:

Bol su tüketin

Yolcular genellikle uçuş boyunca sıvı tüketmeyi unutabilirler. Dehidrasyonu önlemek için uçağa binmeden önce sıvı tüketmeye başlayın. Uçuş sırasında da fırsat buldukça su için. Ancak tüm sıvıların iyi bir fikir olmadığını unutmayın. Alkol dehidrasyonu şiddetlendirebilir. Kahve, çay ve kola gibi kafeinli içecekler de dehidrasyonu arttırabilir.
Nemlendirici kullanın
Uçak kabininin içindeki hava ciltte kuruma yapabilir. Bol miktarda su tüketiminin yanı sıra, yanınızda nemlendirici krem bulundurabilir ve cildinizi nem kaybına karşı korumak için uçuş sırasında sık sık uygulayabilirsiniz.
Göz damlası kullanın
Özellikle lens kullanan yolcular için düşük kabin havası gözde kurumaya neden olabilir. Bu sorunu gidermek için doktorunuz tarafından önerilen göz damlaları gözde ki kurumaya karşı cankurtarandır.
Burun spreyi bulundurun
Kuru kabin havası, bazı insanlarda burun rahatsızlığına ve hatta burun kanamalarına neden olabilir. Uçarken, düşük kabin nemi yüzünden burun kuruması halinde, burun spreyi yanınızda bulundurun.
İlaçlarınızı yanınıza alın
Dehidrasyon, astım gibi solunum rahatsızlığı olan insanlarda nefes alma problemine neden olabilir. Astım ilacı kullanan yolcuların, yolculuk öncesinde ilaçların yeterli olup olmadığı, arttırılması veya değiştirilmesi gerekip gerekmediğini doktorlarıyla görüşmelerinde fayda var.

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Covid19

Spor Yapmak Covid-19’u Kötüleştirebilir

Halit Yerebakan

Düzenleyen

on

Spor yapmanın faydaları saymakla bitmez. Kalp rahatsızlıklarından kansere kadar birçok hastalıktan korur. Ancak… Spor yapmanın Covid-19’u daha da kötüleştirebileceğine dair bazı kanıtlar ortaya çıktı.

Egzersiz yapmak bazıları için vazgeçilmez bir tutku. Kilo vermenin ötesinde sağlıklı bir yaşam için de temel taşlardan biri. Güçlü bir vücut, sağlıklı bir zihin isteyenlere de sık sık spor yapmayı öneriyoruz.

Spor yapmanın faydaları saymakla bitmez. Kalp rahatsızlıklarından kansere kadar birçok hastalıktan korur. Ancak… İçinde bulunduğumuz süreçte yani pandemi sürecinde özellikle yoğun tempolu egzersizler, yarardan çok zarara neden olabilir. Açıklamak gerekirse spor yapmanın Covid-19’u daha da kötüleştirebileceğine dair bazı kanıtlar ortaya çıktı.

Covid-19 ezberleri bozuyor

Aktif olmayı hayat tarzı haline getirenler karantina sürecinde muhtemelen en çok zorlananlar oldu. Bir de yeni coronavirüs ile enfekte olan ve buna rağmen günlük aktivitelerini devam ettirmek isteyenleri düşünün. Bunu deneyenler de olmuştur diye tahmin ediyorum.

Normal zamanlarda birçok hastalık için hastalara egzersiz yapmalarını söyleriz. Normal zamanlarda diyorum çünkü Covid-19 söz konusu olduğunda normalin ötesinde düşünmek gerekiyor, çünkü bu güne kadar ezberleri bozdu. Nitekim spor ve egzersiz konusunda da Covid-19 kendi yolunu çizdi.

Amerika’da düzenli olarak koşan bir kadın, Covid-19 ile enfekte olduktan sonra sporun tam tersi etkisi olduğunu gördü. 3 hafta boyunca karantinada kalan ve egzersizin hastalığı atlatmasına yardımcı olacağını düşünen kadın arka bahçesinde egzersize devam etmeye karar verdi. Önceleri normalden fazla yorulan kadın, buna hastalığın neden olduğunu düşündü ancak karantinadaki ikinci haftasında basit bir yürüyüşün bile öksürük, baş dönmesi ve fiziksel yorgunluk gibi semptomlarını kötüleştirdiğini fark etti. Bu noktada doktoru “Bu nezle veya grip değil” diyerek kendini zorlamamasını söyledi.

Düzenli egzersiz Covid-19’un vereceği zararı azaltıyor

Covid-19 hakkında yeni edinilen bilgiler doktorun egzersiz konusunda ihtiyatlı davranmasını destekliyor. Kanıtlar, egzersizin Covid-19’u daha da kötüleştirebileceğini söylüyor. Bu durum doktorların, hastayken egzersiz yapmanın sorun olmadığı yönündeki tavsiyelerine tamamen ters. Dediğim gibi, Covid-19 kendi yolunu çiziyor ve kuralları kendi koyuyor.

Elbette bu egzersizi hayatınızdan çıkarın demek değil. Egzersiz sağlık için hala önemli. Düzenli aktivite hem bağışıklık sistemini güçlendirir hem de obezite, yüksek tansiyon ve diyabet gibi coronavirüs riskini arttırabilecek altta yatan rahatsızlıkların önlenmesine yardımcı olur. Araştırmalara göre de düzenli egzersiz, Covid-19 ile enfekte olan kişilerin ortalama yüzde 10’unu etkileyen ve ölümcül olabilen akut solunum sıkıntısı sendromu riskini azaltabiliyor. Bu yüzden hareket etmeyi bırakmayın. Tabi bu söylediklerim yeni coronavirüs ile enfekte olmadıysanız geçerli.

Bu süreçte dikkat etmeniz gereken nokta nasıl hissettiğiniz. Vücudunuzun gönderdiği sinyalleri görmezden gelmeyin. Mesela kalıcı bir yorgunluk hissediyorsanız bunu başka sebeplere bağlamadan önce bir kez daha düşünün.

Vücudunuza kulak verin

Spor esnasında ya da sonrasında oluşan alışılmışın dışında belirtilere özellikle dikkat edin. Nefes darlığı, göğüs ağrısı, çarpıntı veya hızlı kalp atışı, baş dönmesi, bacaklarda şişme, kas ağrıları veya açıklanamayan yorgunluk gibi belirtiler ortaya çıktıysa mutlaka doktora danışın. Her zamanki rutininize ayak uyduramamanız bile kendinizi dinlemek için bir işaret.

Spor ve egzersize bu süreçte devam edenlere, kullanmıyorlarsa eğer kalp atış hızı monitörü kullanmalarını tavsiye ederim. Böylece en yüksek kalp atış hızına egzersizin başlarında ulaşıyor ve düşürmekte zorlanıyorsanız, doktora danışmanız gerektiğini anlayabilirsiniz.

Covid-19, tanımaya devam ettiğimiz ve sağlık üzerindeki etkisi her geçen gün gelişen bir hastalık. Enfekte olan her bir bireyde farklı etkileri ortaya çıkıyor. Hastalığı geçirmiş bazı kişilerde kalıcı problemler olabildiği için, iyileşen ve spora devam edenler ya da devam etmek isteyenler de normalden farklı belirtilere dikkat etmeli.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

COVID-19

Covid-19 Tedavisi Hakkında Bilmeniz Gerekenler

Halit Yerebakan

Düzenleyen

on

Covid-19 yayılmaya ve vakalar artmaya devam ettikçe doktorlar bazı tedavilerin diğerlerinden daha çok işe yaradığını keşfetti. Covid-19 tedavisi için uygulanan yöntem mükemmel olmasa da işe yarıyor. Ancak altını çizerek belirtmek istiyorum Covid-19 kesinlikle yakalanmak istemeyeceğiniz türden bir hastalık.

Coronavirüs Türkiye’ye ilk sıçradığında aslında şanslıydık diyebilirim. İlk vakanın virüsün ortaya çıkışından yaklaşık üç ay sonrasına denk gelmesi bize zaman kazandırdı. Bu süre içinde salgına hazırlandık, tedavi denemelerini gözlemledik.

Amerika’da bile ilk vakalar ortaya çıkmaya başladığında doktorlar nasıl müdahale edeceklerini, nasıl bir tedavi uygulayacaklarını bilmiyorlardı. Bu yeni ortaya çıkan, hakkında hiçbir şey bilinmeyen virüs sadece Amerika’yı değil tüm dünyayı hazırlıksız yakaladı aslında. Ancak salgından ilk etkilenen ülkelerde deneme yanılma usulü tedaviler nedeniyle ağır kayıplar yaşandı.

Salgın Türkiye’ye ulaştığında artık en olası tedavi yöntemi uygulanmaya, bu virüsü etkisiz kılabilecek eldeki en olası ilaçlar kullanılmaya başlanmıştı. Artık her ilde coronavirüs vakaları görülüyor. Covid-19’un kesin bir tedavisi bulunamamış olsa da doktorlar, neden olduğu belirtileri nasıl tedavi edebileceklerini artık biliyor.

Hastalığın şiddetine göre tedavi uygulanıyor

Coronavirüs karşısında uygulanan tedavi yöntemi mükemmel olmasa da işe yarıyor. Ancak altını çizerek belirtmek istiyorum Covid-19 kesinlikle yakalanmak istemeyeceğiniz türden bir hastalık.

Covid-19 yayılmaya ve vakalar artmaya devam ettikçe doktorlar bazı tedavilerin diğerlerinden daha çok işe yaradığını keşfetti. Tabi bilinmesi gereken, hastalık herkeste aynı şiddette seyretmiyor ve Covid-19 tedavisi bu doğrultuda değişebiliyor.

Hafif durumlarda hastalar genellikle evde iyileşebiliyor. Ateş, yorgunluk, kas ağrıları ve öksürük görülse de pek çok Covid-19 vakası hafif kabul ediliyor. Covid-19’u hafif geçiriyor olsanız bile başka birine virüsü yayabilirsiniz. Bu nedenle evde kalmalı, mümkünse hane halkından bile kendinizi soyutlamalısınız. Vücut bu yabancı patojenle uğraşırken bol bol dinlenin. Ağır egzersizlerden yapmayın ve bol sıvı tüketmeye çalışın. Belirtileriniz birkaç hafta içinde geçmez ya da daha kötüye giderse bir sağlık kuruluşuna başvurun.

Orta şiddetli durumlarda doktor muayenesinden geçmeniz gerekir. Hafif olarak kabul edilen belirtilerin ilerlemesi ve nefes darlığı gibi yeni belirtilerin ortaya çıkması durumunuzu hafiften orta şiddetliye çıkarır. Semptomlarınıza ve akciğer fonksiyonlarınızın durumuna bağlı olarak hastaneye yatırılabilir ya da eve gönderilebilirsiniz.

Şiddetli ve kritik durumlarda hastalar hastaneye yatırılarak gözetim altında tutulur. Bu durumdaki hastaların birçoğu kendi kendine nefes alamadıkları için solunum cihazına bağlanır. Oksijeni akciğerlere eşit olarak dağıtmak için de hastayı yüzüstü bir şekilde yatırmak gerekir.

Belirtilerin şiddetine göre iyileşme de farklılık gösteriyor. Genel olarak iyileşme sürecini sakin geçirmeye çalışın; bol su içerek ve dinlenerek. Belirtileriniz hafif seyrediyorsa kısa sürede normal hissetmeye başlamanız gerekir. Ancak unutmayın ki Covid-19 kalıcı semptomlara neden olabiliyor. Yorgunluk, nefes darlığı, eklem ağrıları, göğüs ağrısı ve öksürük gibi belirtiler, virüs vücudunuzu tamamen terk ettikten sonra da devam edebiliyor. Üstelik hastalığın asemptomatik veya şiddetli geçirilmiş olması fark etmiyor. Ayrıca iyileşme sonrası belirtilerin ne kadar sürebileceği şu an için büyük bir bilinmez.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Bilinçli hasta

Coronavirüs Yeniden Enfekte Edebiliyor

Halit Yerebakan

Düzenleyen

on

Covid-19’a bir kez yakalanan yeniden yakalanır mı yakalanmaz mı diye düşünülürken, bilim adamları bu konuda araştırma yaparken Hong Kong’da bir kişinin yeniden enfekte olduğu haberi geldi.

Clinical Infectious Diseases dergisinde vaka raporu olarak ele alınan olayda, söz konusu 33 yaşındaki adamın ilk olarak 26 Mart’ta Covid-19’a yakalandığı bilgisi yer aldı. Virüsü hafif belirtilerle hastanede atlatan adam, 14 Nisan’da testi negatif sonuçlandıktan sonra izolasyondan çıkarıldı. Öte yanda yapılan antikor testinde antikor oluşmadığı görüldü.

15 Ağustosta İspanya gezisinden dönen adama havaalanında virüs için tükürük testi yapıldı ve sonuç pozitif çıktı. Vaka raporunun yazarlarına göre adamın ikinci kez yakalandığı virüs, ilkinin farklı bir versiyonu. Araştırmacılar virüsün dizilenmiş genomlarını her iki enfeksiyonda karşılaştırarak adamın bunu doğruladı. Covid-19’a neden olan corornavirüsün bu alt türüne Temmuz ve Ağustos aylarında Avrupa’da sıkça rastlandı. Adam ikinci enfeksiyonu sırasında hiçbir belirti yaşamadı.

Covid-19’a karşı bağışıklığın süresi bilinmiyor

Bu durum biraz endişe verici ancak panik yapmaya gerek de yok. Şu ana kadar resmi olarak açıklanan tek vaka var. Bu vakada da adamın ikinci enfeksiyon sırasında belirti göstermemesi bir çeşit bağışıklık tepkisi olabilir. Ancak ilk enfeksiyonun ardından antikor üretmemesi nasıl bir bağışıklık edindiği sorusunu akla getiriyor. Adamın ikinci kez geçirdiği hastalığın ardından ise antikor oluştu.

Coronavirüs hakkında öğrenilen her yeni bilgi bu olayda olduğu gibi başka soru işaretleri bırakıyor. Bağışıklık burada nasıl çalıştı? Bir de tabii tek kişide görülmüş olması, bu soru işaretleri konusunda veri sağlamıyor. Şu anda bir kişinin SARS-CoV-2’ye karşı ne kadar süre bağışıklığa sahip olacağı bilinmiyor. Ancak soğuk algınlığına neden olan diğer insan coronavirüsleri ile enfekte olmuş kişilerin üç ay içinde yeniden enfekte olma olasılığının çok düşük olduğunu biliyoruz. Covid-19 hastalarında nasıl bir bağışıklık koruması gözlenecek bunu da zaman gösterecek.

Şu anda Covid-19’dan iyileşen ya da virüse yakalanan bir kişiyle temasta bulunanlar virüs bulaştıktan sonra üç aya kadar semptomları olmadığı sürece karantinaya alınmıyor veya yeniden test yapılmıyor.

Maske, mesafe ve hijyen şart

İkinci kez enfekte olan adamın bu sırada bulaştırıcı olup olmadığı ya da başkalarına bulaştırıp bulaştırmadığı bilinmiyor. Ancak Dünya Sağlık Örgütü bu konuda uyarıyor: Semptomları olmayan kişiler bile virüsü bulaştırabilir.

Bu sebeple Covid-19’a yakalanmamak veya tekrar enfekte olmamak ya da başkalarına yaymamak için tüm korunma önlemleri uygulanmaya devam edilmeli. Daha önce enfekte olmuş olmanız sizin için de çevrenizdekiler içinde bir garanti değil. Yani maske, mesafe ve hijyen şart.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar

web site tasarımı halı yıkama sineklik